Etiket: Boğaziçi Üniversitesi

  • Boğaziçi’nde Akademisyenlerin Direnişi 1720. Gününde: ‘Kabul Etmiyoruz’

    Boğaziçi’nde Akademisyenlerin Direnişi 1720. Gününde: ‘Kabul Etmiyoruz’


    Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, kayyım rektör atamalarına karşı başlattıkları nöbetin 1157. gününde ve direnişin 1720. gününde haftalık açıklamalarını yaptı. Akademisyenler, kampüsün özgürlüklerden arındırıldığını, öğrencilerin girişlerinin engellendiğini ve ağır polis ablukası altında derslerin sürdürüldüğünü belirtti.

    ATATÜRK ANITI TARTIŞMASI

    Bu hafta açıklamada en dikkat çeken başlık, Kuzey Kampüs’teki Aptullah Kuran Kütüphanesi’nin yıkımı sırasında Atatürk Anıtı’nın zarar görmesi oldu. Üniversite yönetimi anıtın ‘bakım için kaldırıldığını’ savundu ancak akademisyenler, rölyefin yere düşmüş halde fotoğraflandığını vurgulayarak yönetimi şeffaf olmaya çağırdı. Akademisyenler ayrıca, tepeden inme şekilde kurulan İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde henüz Fakülte Kurulu oluşmadan, atanmış dekanın yönetim kurulu temsilcilerini belirlemesine tepki gösterdi. Bu sürecin, üniversite özerkliğine aykırı ve hukuk dışı olduğu ifade edildi.

    ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDEKİ BASKIYA TEPKİ

    Kayyım yönetiminin öğrenci kulüpleri üzerindeki yeni düzenlemeleri de gündemdeydi. Kulüplerin aidat toplamasının yasaklandığı, sosyal medya hesaplarının doğrudan yönetimin kontrolüne alındığı ve disiplin soruşturması olan öğrencilerin kulüp yönetimlerine seçilemeyeceği duyuruldu. Akademisyenler bu değişikliklerin ‘öğrenci hayatını baskı altına almak’ amacını taşıdığını belirtti. Öğrencilerin Kuzey Kafeterya protestolarına katıldıkları için haklarında açılan soruşturmaların sonuçlandığını da hatırlatan akademisyenler, 21 öğrenciden 12’sine kınama, diğerlerine ise uzaklaştırma cezaları verildiğini açıkladı.

    Boğaziçi'nde Akademisyenlerin Direnişi 1720. Gününde: 'Kabul Etmiyoruz' - Resim : 2

    ‘BAŞ EDEMEYECEKSİNİZ’

    Akademisyenler, üniversitenin tek sesli ve neşesiz bir alan haline getirilmek istendiğini, buna rağmen direnişin sürdüğünü belirtti: “Baskı, sindirme ve sansürün hangi türüne başvurursanız başvurun, öğrencilerin yaratıcılığı ve dayanışmasıyla baş edemeyeceksiniz.” Akademisyenler, özgür ve özerk bir üniversite kurulana kadar direnişi sürdüreceklerini yineledi.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Üniversitelere Rektör Ataması… Boğaziçi Dikkat Çekti!

    Üniversitelere Rektör Ataması… Boğaziçi Dikkat Çekti!


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla üniversitelere yönelik yeni rektör atamaları Resmi Gazete’de yayımlandı. 6 Eylül 2025 tarihli kararlara göre, Marmara Üniversitesi dahil toplam 5 üniversitede rektör değişikliği yapıldı.

    Marmara Üniversitesi: Prof. Dr. Mustafa Kurt görevden alındı, yerine Prof. Dr. Mehmet Emin Okur atandı.

    İzmir Demokrasi Üniversitesi: Rektörlüğe Selim Karahasanoğlu getirildi.

    Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi: Yeni rektör Prof. Dr. Adem Aslan oldu.

    Demiroğlu Bilim Üniversitesi: Rektörlüğe Prof. Dr. Çavlan Çiftçi atandı.

    Boğaziçi Üniversitesi: Mevcut rektör Prof. Dr. Naci İnci, görevine yeniden atandı.

    BOĞAZİÇİ’NDE NE OLMUŞTU?

    Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne ilk olarak 1 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Prof. Dr. Melih Bulu atanmış, bu atama üniversite içinde uzun süreli protestoları tetiklemişti. Rektörün seçimle belirlenmesini talep eden öğrenci ve akademisyenlerin eylemleri sırasında çok sayıda öğrenci gözaltına alınmış, bazılarına ev hapsi verilmişti. Melih Bulu, atandıktan yaklaşık altı ay sonra, 15 Temmuz 2021’de yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla görevden alınmıştı. O günden bu yana Prof. Dr. Naci İnci, aynı görevi sürdürüyor.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi Üniversitesi’ne Atamıştı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Naci İnci’ye Bir Görev Daha

    Boğaziçi Üniversitesi’ne Atamıştı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Naci İnci’ye Bir Görev Daha


    Cumhurbaşkanı Kararı ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci, TÜBİTAK Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atanırken, Et ve Süt Kurumu ile 12 il müftülüğünde görev değişiklikleri yapıldı.



    A+
    Yazı Boyutunu Büyüt


    A
    Yazı Boyutunu Küçült

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile Boğaziçi Üniversitesi Rektörü ‘kayyım rektör’ olarak bilinen Prof. Dr. Mehmet Naci İnci, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atandı.

    İnci’nin yanı sıra, TÜBİTAK Yönetim Kurulu’na Prof. Dr. Mehmet Bulut, Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Murat İkinci ve İsmail Doğan da atandı. Aynı kararname kapsamında, Et ve Süt Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Kalkan görevden alınarak yerine Ceyhun Bozçalar atandı. Bu değişiklik, kurumun yönetim kadrosunda yenilenme hedefini yansıtıyor.

    İL MÜFTÜLÜKLERİNDE DEĞİŞİM

    Kararname ile üç il müftüsü görevden alınırken, 12 ilde yeni müftü atamaları gerçekleştirildi. Elazığ İl Müftüsü İrfan Üstündağ, Sivas İl Müftüsü Ahmet Celalettin Altunkaya ve Uşak İl Müftüsü Burhan Çakır görevlerinden alındı. Yeni atamalar ise şöyle:

    • Antalya İl Müftülüğüne Aydın Yığman,
    • Artvin İl Müftülüğüne Ertuğran Mehmet Soylu,
    • Elazığ İl Müftülüğüne Yusuf Bingöl,
    • Erzurum İl Müftülüğüne Yaşar Çapçı,
    • Mersin İl Müftülüğüne Nazif Fethi Yalçınkaya,
    • Muğla İl Müftülüğüne Rüstem Can,
    • Ordu İl Müftülüğüne Ali Çakmak,
    • Osmaniye İl Müftülüğüne Ahat Taşçı,
    • Sivas İl Müftülüğüne Hasan Limon,
    • Trabzon İl Müftülüğüne İsmail Çiçek,
    • Uşak İl Müftülüğüne Mesut Harmancı,
    • Yozgat İl Müftülüğüne Nihat Kök.

    NACİ İNCİ KİMDİR?

    Prof. Dr. Mehmet Naci İnci, 3 Kasım 1965’te Malatya’nın Pütürge ilçesinde doğdu. 1987’de Marmara Üniversitesi Fizik Bölümü’nden lisans derecesini alan İnci, 1992’de İngiltere’deki Heriot-Watt Üniversitesi’nde fiber optik sensörler alanında doktorasını tamamladı. Stanford Üniversitesi’nde (1993-1994) optik haberleşme üzerine doktora sonrası çalışmalar yaptıktan sonra, 1994’te Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde yardımcı doçent olarak akademik kariyerine başladı.

    1996’da doçent, 2005’te profesör oldu. 1999-2005 yılları arasında Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı ve laboratuvar ile müfredat altyapısının kurulmasına katkıda bulundu. Japonya, Almanya, Norveç ve İngiltere’deki çeşitli üniversitelerde misafir araştırmacı olarak çalıştı. Fiber optik, nanopartiküller, optik sensörler, kuantum optiği, kuantum bilişimi ve kuantum kriptografisi alanlarında uluslararası çapta tanınan çalışmalarıyla iki uluslararası patente sahip.

    İnci, 2014-2018 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanlığı yaptı. 15 Temmuz 2021’de Prof. Dr. Melih Bulu’nun görevden alınmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör vekili olarak atandı ve 21 Ağustos 2021’de rektörlüğe getirildi. Son olarak, Cumhurbaşkanı Kararı ile TÜBİTAK Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atandı. Ayrıca Turkcell Yönetim Kurulu ve Türk-Japon Üniversitesi Konseyi üyeliklerini sürdürüyor.

    TEPKİLER VE TARTIŞMALAR

    Prof. Dr. Mehmet Naci İnci’nin Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanması, akademisyenler ve öğrenciler arasında yoğun tartışmalara yol açtı. Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, İnci’nin atanmasına karşı çıktı ve yapılan güven oylamasında yüzde 90’dan fazla karşı oy aldı. Atama sürecinin üniversite özerkliğine aykırı olduğu gerekçesiyle protestolar düzenlendi; akademisyenler rektörlük binasına sırtlarını dönerek “özerk ve demokratik üniversite” talebini dile getirdi. Öğrencilerin, İnci’nin makam aracının üzerine çıktığı iddiasıyla açılan davalar da kamuoyunda yankı buldu.

    İnci’nin yönetim tarzı ve aldığı kararlar da eleştiri konusu oldu. Örneğin, Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mohan Ravichandran’ın işine son verilmesi ve Emeritus Prof. Dr. Alpar Sevgen’in üniversiteyle ilişiğinin kesilmesi, akademik özgürlükler ve yönetim politikaları üzerine tartışmaları alevlendirdi. İnci, bu kararları savunurken, bazı emekli akademisyenlerin üniversiteyi yönlendirmeye çalıştığını ve protestolarda aktif rol oynadığını iddia etti.

    Ayrıca, Ekonomi Bölümü eski başkanı Prof. Dr. Ünal Zenginobuz’un sınav hakkı ve bölüm birinciliği süreçlerinde mevzuata aykırı davrandığı gerekçesiyle soruşturma geçirmesi, İnci’nin yönetim anlayışına yönelik eleştirileri artırdı.

    Sosyal medyada İnci’nin birden fazla görev üstlenmesi (Boğaziçi rektörlüğü, TÜBİTAK, Turkcell ve Türk-Japon Üniversitesi) “koltuk biriktirme” olarak eleştirildi. Bazı kullanıcılar, İnci’nin yönetiminde Boğaziçi Üniversitesi’nin “yönetilemediği” ve akademik ortamın zarar gördüğünü savundu.

    Öte yandan, İnci, Independent Türkçe’ye verdiği röportajda, yönetim politikalarını meşrulaştırmaya çalışarak eleştirilere yanıt vermeye çalıştı. Prof. Dr. Mehmet Naci İnci’nin Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektörlük süreci ve çoklu görevleri, hem akademik camiada hem de kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor.


    Etiketler

    Boğaziçi Üniversitesi


    Naci İnci


    Recep Tayyip Erdoğan

    Almanya'da Yeni Trafik Levhası Şaşırttı: Siyah Üçgenli Beyaz Daire Ne Anlama Geliyor?
    Yeni Trafik Levhası Şaşırttı: Siyah Üçgenli Beyaz Daire Ne Anlama Geliyor?

    MGK'dan Beştepe’de Kritik Toplantı: Gündemde Hangi Konular Var?
    MGK’dan Beştepe’de Kritik Toplantı: Gündemde Hangi Konular Var?

    Aylarca Cam Sildirmeyecek Yöntem! 1 Kaşığı Yetiyor, Ne Toz Ne Kir Tutuyor
    Aylarca Cam Sildirmeyecek Yöntem! 1 Kaşığı Yetiyor, Ne Toz Ne Kir Tutuyor

    CHP’li Aysu Bankoğlu’ndan Yangın Çıkışı: 'Gerçek Bir Bekâ Meselesi'
    CHP’li Aysu Bankoğlu’ndan Yangın Çıkışı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi’nin Efsane Hocasına Veda! Prof. Dr. Oya Başak Alkışlarla Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Boğaziçi’nin Efsane Hocasına Veda! Prof. Dr. Oya Başak Alkışlarla Son Yolculuğuna Uğurlandı


    Boğaziçi Üniversitesi’nin kamu üniversitesine dönüşüm sürecine katkıda bulunmuş ve 22 yıl boyunca üniversitenin Batı Dilleri ve Edebiyatı bölüm başkanlığını yürüten Emeritus Prof. Dr. Oya Başak 82 yaşında yaşamını yitirdi. Başak için Bebek Cami’nde gerçekleşen cenaze törenine ailesi, Boğaziçi Üniversitesi’nden öğrencileri, çalışma arkadaşları ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) üyleri ile üniversitenin mezunlarının yanı sıra sanat, akademi ve iş dünyasından çok sayıda isim katıldı. Başak’ın öğrencileri, tabutunun üzerine “çocukların” yazılı çelenk bıraktı.

    ‘GELİNEN SON NOKTADA…’

    Annesinin Boğaziçi Üniversitesi’ne olan bağlılığını ve eğitime verdiği önemi, “Boğaziçi Üniversitesi’nden kendi çocuğu olarak bahsederdi. Dolayısıyla öğrencileri onun çocukları.Eğitim hayatını herşeyden çok seviyor ve herşeyin üzerinde tutuyordu.” ifadeleriyle anlatan kızı Ela Başak Atakan, Oya Başak şöyle konuştu:

    “Gelinen son noktada, duruşuyla, gözleri görmüyordu, bastonuyla bir direniş sembolü oldu Boğaziçi Üniversitesi’nde. Sanırım çabaları başarılı olmuş olacak ki annem ve bazı meslektaşları kampüse alınmamaya başladı. Fakat bu da çok ses getirdi. Direnişin böylece bir parçası oldular”

    Başak’ın kampüse girişi, kayyum rektör atamalarına karşı 2021 yılında üniversitenin akademisyenlerinin kampüs içerisinde başlattığı ‘Boğaziçi Direnişi’ olarak bilinen protestolara katıldığı gerekçesiyle, 2023 yılında, Fazıl Öder Sönmez’in imzasının yer aldığı bildiriyle yasaklanmıştı. 2021 yılından beri direnişi sürdüren hocalar, Başak’ın cenazesine cübbeleriyle ve Başak’ın direnişe katıldığı zaman çekilmiş fotoğrafıyla katıldı.

    ‘SON NEFESİNE KADAR MÜCADELE ETTİ’

    Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Betül Tanbay, Başak’ın kampüse girişinin yasaklanmasına ilişkin, “Oya Başak kampüsümüze Naci İnci ve Fazıl Önder Sözmez’in emriyle alınmamış bir insandır. Kendisi sonuna kadar Boğaziçi için mücadele etti, son nefesine kadar” ifadelerini kullandı.

    Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Ünal Zenginobuz ise şöyle konuştu: “Oya hocayı Boğaziçi Üniversitesi’nden ayırmak gerçekten kimsenin haddine değil. Oya hocanın bunu ciddiye aldığını da düşünmüyorum. Yalnız şüphesiz ki, son derece üzgün ve kızgındı. O şekilde de bir parça gözleri açık gitti. Hayatını adadığı üniversitenin şu an bir işgal ve yok edilme süreci yaşamasına karşı elinden gelen herşeyi, gözleri kapanıncaya kadar yaptı, destek oldu. Bizler Aynı mücadeleye devam edeceğiz”

    ‘GERÇEK ANLAMDA BİR BOĞAZİÇİ EFSANESİYDİ’

    Başak için “Gerçek anlamda bir Boğaziçi efsanesiydi” diyen Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) Başkanı Gülfem Serra Ulusoy ise Başak hakkında, “Bütün öğrencilerine harika bir hoca olmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi, sadece eğitim olarak dersleri vermesi değil, aynı zamanda iyi bir insan olmanın özelliklerini de benimsetmeye çalışmasıydı” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “Kendisi gerçek anlamda bir Boğaziçi efsanesiydi. Çünkü, Boğaziçi’nin bir kamu üniversitesine dönüşme sürecinde de çalışan ekipteydi. Her zaman Boğaziçi’nin yanındaydı ve Boğaziçi’ni bir çiçek gibi gördüğünü ve bu çiçeğin hırpalanmaması gerektiğini bir çok kere ifade etti. Her zaman erdemli olmayı, iyi insan olmayı, ahlaklı olmayı savundu ve bunları öğrencilerine anlatmaya gayret etti”

    ALKIŞLARLA UĞURLANDI

    Başak’ın cenazesi, cami avlusundan alkışlarla çıkarıldı. Cenaze törenine katılan öğrencileri, çalışma arkadaşlar ve kendisini tanıyanlar Başak’ı şöyle anlattı:

    Özlem Görey: Ben hem öğrencisi oldum, sonrasında da aynı bölümde hocalık yaptık. Hayatımın en büyük şanslarından biridir onunla birlikte olabilmek. Müstesna bir insan. Hayat dolu, hepimize hayat sevinci aşılayan bir insan. Hocaların hocası diye boşuna demiyorlar insanlara. Hayatta en önem verdiği şeyler, öğrenciye saygı, vefaydı. Hepimize eli değdi, hepimizin elinden tuttu. Onun sayesinde daha iyi insan, daha iyi hoca olduk.

    Pelin Batu: Ondan ders alma şansına erişenlerden değilim. Ama dinleyici olarak onun dersine giriyordum. Önce sesi koridorlarda yankılanırdı, sonra kendini görürdük. İnanılmaz bir hayat enerjisi olan, bizlere dersin sadece ders değil, bir tiyatro olduğunu gösteren, hayatın aslında Shakespeare’in dediği gibi, bir oyundan mürekkep olduğunu olduğunu bir fiil yaşamıyla, heyecanıyla gösteren bir kadındı.

    ‘YAŞAMAYI ÇOK İYİ BİLİRDİ’

    Murat Aydın: Üniversite olarak ğrencisi olamadım ama hayat üniversitesinde öğrencisiydim diyebilirim. Onun çocuklarıyla beraber büyüdüm. O süreç zarfında Oya hanımı tanıma şansına ve ayrıcalığına kavuştum. Akademik kimliğinin yanında, bir hayat profesörüydü de. Yaşamayı çok iyi bilirdi. Anında yaşamayı, birçok şeyi ertelememeyi bize yüzlerce defa kanıtladı diyebilirim.

    ‘TARİHTE YERİNİ EN ONURLU ŞEKİLDE ALACAK’

    Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü öğretim görevlisi Özlem Öğüt Yazıcıoğlu: İnsanın dünyasını değiştiren bir hocaydı. Benim bu mesleği seçmemde büyük rol oynamıştır kendisi. O kadar çok anımız var ki kendisiyle ilgili. Kendisi çok komik bir insandı. Kendisiyle dalga geçmeyi de seven bir insandı. Bence bu, bir insanın insan olduğunun göstergesi. Bize satır aralarını okumayı, olayların arka planında neler olup bitiyor bunları görmemize sebep olan son derece değerli bir eğitmendi. Kendisini en son, cübbesiyle direnişte görmüş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.. (Başak’ın üniversiteye girişinin yasaklanmasına) hepimiz çok üzüldük. Böyle birşey nasıl olabilir. Üniversitenin 50 yıllık hocası, hocaların hocası, üniversite dışında da sanata, edebiyata çok katkıları olmuş bir insan. Böyle bir insanın hem ezun olduğu, hem hocası olduğu hem emekli olduğu üniversiteye giremiyor olması hepimizi derinden yaraladı. Bunları tarih yazacak. Oya hanım da o tarihte yerini, en onurlu, en hakettiği şekilde alacaktır.

    ‘UNUTULMAZ BİR İNSANDI’

    Pınar Ergen Pekel: Benim için çok değerli bir hoca… Hem hocam hem meslektaşım. Ama ben onun insani yönünden bahsetmek istiyorum. Herkese çok sayğısı olan bir insandı. Gerçekten benim annem gibiydi. Annemi kaybettiğimde bana desteğini hiç unutamam. Bambaşka bir insandı. Çok özel bir ilişkimiz vardı. Ona çok güzel şiirler yazardım. Onları çok beğenirdi… Öğrencilerini çok sever hepsine değer verirdi. Unutulmaz, anlatılamaz bir insandı.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi Üniversitesi’nde Uzun Yıllar Görev Almıştı! Prof. Dr. Oya Başak Hayatını Kaybetti

    Boğaziçi Üniversitesi’nde Uzun Yıllar Görev Almıştı! Prof. Dr. Oya Başak Hayatını Kaybetti


    Boğaziçi Üniversitesi’nin saygın isimlerinden, İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında uzun yıllar hizmet veren Prof. Dr. Oya Başak hayatını kaybetti. Ölüm haberinin ardından pek çok meslektaşı ve öğrencisi sosyal medya üzerinden taziye mesajları paylaştı.

    Bilgisayar mühendisi ve akademisyen Prof. Dr. Cem Say, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Boğaziçi Üniversitesi’nin efsane hocası Prof. Dr. Oya Başak’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz” ifadelerini kullandı. Say, aynı paylaşımda, Prof. Başak’ın kampüse giriş kartı iptal edilen 10 akademisyenden biri olduğunu hatırlatarak, “Bu belgede geçen her isim kuşaklar boyunca hak ettiği şekilde hatırlanacak” dedi.

    Prof. Dr. Oya Başak için 27 Mayıs Salı günü, öğle namazını takiben Bebek Camii’nde cenaze töreni düzenlenecek.

    PROF. DR. OYA BAŞAK KİMDİR?

    Eğitim hayatına Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde başlayan Oya Başak, lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini ABD’de tamamladı. 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi kadrosuna katılan Başak, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 22 yıl boyunca bölüm başkanlığı yaptı.

    Tiyatro ve edebiyat alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan Başak, özellikle Shakespeare üzerine yazdığı eserlerle akademik dünyada önemli bir yer edindi. Gazeteci ve yazar İzzeddin Çalışlar tarafından kaleme alınan “Oya Başak: Kahkahanın Derinliği” adlı biyografi kitabı, onun hem akademik birikimini hem de kişisel yaşamını ayrıntılı biçimde okuyucuya sunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Nurettin Yıldız’ Protestosu Galatasaray Üniversitesi’ne Sıçradı! İlber Ortaylı Öğrencilerle Tartıştı

    ‘Nurettin Yıldız’ Protestosu Galatasaray Üniversitesi’ne Sıçradı! İlber Ortaylı Öğrencilerle Tartıştı


    Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen bir etkinliğe konuşmacı olarak katılan ve ‘altı yaşında evlenilebileceği’ne dair fetvasıyla hatırlanan Nurettin Yıldız, geçmişteki tartışmalı açıklamaları nedeniyle öğrencilerin yoğun tepkisiyle karşılaşmıştı.

    Üniversite kampüsünde başlayan protestolar kısa sürede büyürken, polisle öğrenciler arasında yaşanan gerginlikler sonucunda 97 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden 6’sı ise tutuklandı.

    GERİLİM GALATASARAY’A SIÇRADI

    Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolar, kısa süre sonra başka üniversitelere de sıçradı. Galatasaray Üniversitesi’nde bazı öğrenciler, protestolara destek amacıyla toplandı. Bu esnada ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı ile karşı karşıya geldi.

    ‘BU PROTESTOYU BİTİRİN ARTIK’

    Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Ortaylı’nın bir öğrenciye, “Sus, bakalım. Önce beni dinle. Türkçeni anlamıyorum” dediği duyuluyor. Ortaylı, konuşmasının devamında protestolara son verilmesi çağrısında bulunarak, “Bu protestoyu bitirin artık. Bu okulun kapanmasını ya da idaresinin değişmesini istemiyorum” sözleriyle öğrencilere çağı yaptı.

    ÖĞRENCİLERDEN SERT TEPKİ

    Öğrenciler ise Ortaylı’ya yönelik tepkilerinde, “Pedofiliyi savunan hoca mı olur?” diyerek Yıldız’a yönelik eleştirilerini dile getirmeyi sürdürdü. Hem Boğaziçi hem de Galatasaray Üniversitesi yönetimlerinden olaylara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman gözaltına alındı

    Boğaziçi akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman gözaltına alındı



    Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümü akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman, yaptığı bir araştırma gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.

    Evrensel‘in haberine göre; Barış akademisyeni Nükhet Sirman’ın, yürüttüğü saha araştırması kapsamında yaptığı bir görüşmeyle ilgili gözaltına alınıp, gözaltı sürecinde de keyfi uygulamalara maruz bırakıldığı iddia edildi.

    Disiplinlerarası Araştırma ve Danışmanlık (Dissensus Research) tarafından yapılan açıklamada, Sirman’ın 23 Mart günü İstanbul’da gözaltına alınıp Mersin’e götürüldüğü belirtildi.

    Dissensus Research’ün konuyla ilgili açıklaması şu şekilde:

    “Nükhet Sirman 23 Mart Cumartesi günü, Mersin’de Dissensus araştırma bünyesinde yaptığı saha araştırma sırasında iletişim kurduğu bir kişi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul’da, haksız bir biçimde gözaltına alınıp Mersin’e götürülmüştür. İstanbul’da ifade verebilecekken sabah gözaltına alınıp gözaltı süresi uzatılarak gece Mersin’e sevk edilmiştir. Henüz avukatlar dosyayı göremediği için soruşturma hakkında kısıtlı bilgi sahibi olmakla birlikte, çalışma arkadaşımızın araştırma faaliyetleri içinde olduğu kolayca anlaşılabilecekken, soruşturmalara dahil edilip, bu tür tedbirlere başvurulmasını kabul etmiyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi Üniversitesi Rektörü’nden büyük skandal! Naci İnci, öğrenci ve öğretim üyelerinin bilgilerini danışmanlık şirketine satmış

    Boğaziçi Üniversitesi Rektörü’nden büyük skandal! Naci İnci, öğrenci ve öğretim üyelerinin bilgilerini danışmanlık şirketine satmış



    Türkiye’nin en köklü ve kaliteli okullarından Boğaziçi Üniversitesi’nde skandalların ardı arkası kesilmiyor.

    Geçtiğimiz haftalarda Telekomünikasyon ve Bilişim Teknolojileri Araştırma Merkezi’nin (TETAM) küçültülerek içerisine çöp doldurulmuştu.

    Bunun yanında kayyım olarak nitelendirilen rektör Naci İnci, fakültelerin bölünmesine yol açan bir karara imza atmıştı.

    Bu duruma tepki gösteren öğrencilerin ise okula girişi yasaklanmıştı.

    Cumhuriyet’teki köşesini Boğaziçi’ne ayıran gazeteci Barış Pehlivan, Naci İnci’nin öğrenci ve öğretim üyeleri dahil yaklaşık 60 bin kişinin kişisel bilgilerini bir danışmanlık şirketine sattığını gündeme taşıdı.

    Pehlivan’ın yazısı şöyle:

    “Öğrencilerin ve kurum mensuplarının kişisel verilerini de içeren veri tabanlarının şirketlerin incelemesine açıldığını ifade ettim.” Bu cümle Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) sunulan bir yazılı ifadede geçiyor. Altında Boğaziçi Üniversitesi Bilgi İşlem Merkezi’nden Mutlu Tunç’un imzası var. Aynı ismin sözlü ifadesinde de “Kişisel verilere erişimi ben sağladım çünkü bunu yapmakla görevlendirildim” dediği ileri sürülüyor. Fizikteki birleşik kaplar gibi her şey. Kir her yere eşit şekilde yayılıyor. Kirin bulaştığı yerin biçimi de bu sonucu değiştirmiyor. 160 yıllık Boğaziçi Üniversitesi’nden yolu geçmiş tüm hocaların, öğrencilerin ve personelin sayısı 60 binden fazla. Hepsinin adından adresine kadar bütün kişisel bilgileri üniversitede tutuluyor. Sonra “kayyum” diye nitelendirilen yeni rektör geliyor ve bu özel bilgilerin hepsini bir danışmanlık şirketine veriyor. Malum, aslında bu tür bir bilgiye ulaşabilmek için ya hacker tutarsınız ya da rüşvet verirsiniz. Lakin Boğaziçi Üniversitesi, kendi mensuplarının kişisel verilerini o şirketle üstüne para vererek paylaşıyor.

    ‘YÖK DOSYAYI REKTÖRLÜĞE İADE ETMEK ZORUNDA KALDI’

    Prof. Dr. Tuna Tuğcu’yu duymuşsunuzdur… Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi. Daha önce bölüm başkanlığı, rektör danışmanlığı, Bilgi İşlem Merkezi müdürlüğü gibi idari görevlerde bulundu. İnternet Kurulu’ndan Türk Telekom Denetleme Kurulu’na kadar birçok kritik pozisyonda çalıştı. Uluslararası bilim organizasyonlarında Türkiye’yi defalarca temsil etti. İşte Boğaziçi’nin pamuklara sarması gereken hocalarından Tuğcu’ya bir ihbar geldi. O ihbarda yukarıda yazdığım veri paylaşma skandalı anlatılıyordu. Öyle ya Tuna Tuğcu üniversitenin Bilgi Teknolojileri Yürütme Kurulu’nun (BTK) başkanıydı ve Bilgi İşlem Merkezi’nde yaşanan bu inanılmaz olay onu da ilgilendiriyordu. Haliyle, hemen yanına üç kurul üyesi hocayı da alarak Bilgi İşlem Merkezi’ne gitti. Ve maalesef “veri paylaşım” iddiası doğru çıktı. Rektör Naci İnci hemen BTK Başkanlığı görevinden aldı Tuna Hoca’yı… Yetmedi, Yeni Şafak’tan A Haber’e aleyhte kampanya başlatıldı. Yetmedi, iki ayrı soruşturma açıldı. Tanıklar dinlendi. İtirazlar yapıldı. YÖK devreye girdi. Sonuçta, Boğaziçililerin mahrem bilgilerini korumak için mücadele eden bir profesör baskı üstüne baskı gördü. Üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. Yetmedi, “kamu hizmetinden de çıkarılma” talebiyle YÖK’e sevk edildi. Gelin görün ki delil ve şahitler Profesör Tuğcu lehineydi. Ve bu yüzden YÖK dosyayı rektörlüğe iade etmek zorunda kaldı. Üniversite yönetimi ise bunlarla da kalmadı. Tuna Hoca’ya yakın olan personel ya Boğaziçi’nden sürüldü ya da işten çıkarıldı. Nasıl bir hırssa, hocanın kurucusu olduğu ve Boğaziçi’nde bilişim projeleri yürüten araştırma merkezi TETAM deyim yerindeyse yok edildi. Öyle ki TETAM yüzde 99 oranında küçültüldü, merkezdeki eşyalar çöp torbalarına kondu.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi’ne girişine izin verilmeyen öğrenciler kayyum yönetim hakkında suç duyurusunda bulunacak

    Boğaziçi’ne girişine izin verilmeyen öğrenciler kayyum yönetim hakkında suç duyurusunda bulunacak



    Kayyumla yönetilen Boğaziçi Üniversitesi’nde protestolar sürüyor. Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilciliği Kurulu’nun kayyum yönetimin kararlarına karşı nöbete başlayacağını duyurmasının ardından, öğrencilerin okula girişi yasaklandı.

    Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğünün gerekçe göstermeden kampüse giriş yasağı getirdiği öğrenciler, eğitim ve barınma haklarının engellenmesi sebebiyle yarın 11.30’da Çağlayan Adliyesinde beraber suç duyurusunda bulunacak.

    Öğrenci Temsilciliği Kurulunun 12.00’de Çağlayan Adliyesinde yapacağı basın açıklamasının ardından Güney Kampüste nöbetin yarın devam edeceği bildirildi.

    NE OLMUŞTU?

    Kayyum yönetimin üniversite bileşenlerine danışmadan fakülteler hakkında verdiği kararları protesto eden bir grup öğrenci bugün okula alınmadı. Demokratik Üniversite Nöbeti’ne başlayacak öğrencilerin kartları iptal edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri: Yönetimin istifasını talep ediyoruz

    Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri: Yönetimin istifasını talep ediyoruz



    GERÇEK GÜNDEM – Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyum yönetim, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin (İİBF) kapatılmasına gelen tepkilerin ardından geri adım atmıştı. Ancak senatoda alınan karara göre Fen-Edebiyat Fakültesi, ‘Fen Fakültesi’ ve ‘İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’ olarak ikiye bölündü. Yönetim Bilimleri Fakültesi de kapatılarak İİBF’ye dahil edilecek. Plan, oy çokluğuyla kabul edildi.

    Kayyum yönetimin fakülteleri bölmesi kararının üzerine Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri açıklama yaptı. Akademisyenler, yönetimin istifasını talep etti.

    “REKTÖRLÜK TARAFINDAN YAPILAN VE TAMAMEN GERÇEK DIŞI AÇIKLAMA UTANÇ VERİCİ”

    Boğaziçi Üniversitesi Senatosunun 20 Aralık 2023 toplantısında fakültelerle ilgili aldığı kararın kabul edilemez ve kaygı verici olduğunu söyleyen akademisyenler, “Öğrencilerimiz ve kamuoyundan gelen ciddi tepkiler üzerine rektörlük tarafından yapılan ve tamamen gerçek dışı bilgiler içeren açıklama da utanç verici ve kurumumuz adına son derece üzücüdür. Fen-Edebiyat Fakültesindeki tüm birimler fakültenin ikiye bölünmesi konusunda aylar önce olumsuz görüş bildirmiş olmasına rağmen konu hiçbir akademik kurulda tartışılmadan senato gündemine getirilmiştir. Dayatılan usul bu denli geniş çaplı bir yeniden yapılandırmaya ne denli özensiz ve keyfi bir şekilde girişildiğini gözler önüne sermektedir. Üniversitemizde üç yıldır itiraz ettiğimiz şeffaflıktan ve hesap verilebilirlikten uzak, tepeden inme karar verme anlayışı maalesef bir kez daha ortaya çıkmıştır” açıklamasında bulundu.

    KARARLAR SENATO TOPLANTI TARİHİNDEN SADECE 2 GÜN ÖNCE BİLDİRİLDİ

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kapatılması ve Fen-Edebiyat Fakültesinin Fen ve Toplum ve İnsan Bilimleri Fakülteleri olarak ikiye bölünmesi önerisi senatonun toplantı tarihinden sadece iki gün önce senatörlere bildirildi. Bu öneri ise toplantı sabahı yeniden değiştirildi, bu sefer de kayyum yönetim tarafından henüz 16 ay önce yeni bir fakülte altında yapılandırılmış olan eski Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu bölümlerinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne eklenmesi gündeme alındı.

    Akademisyenler, ani gündem değişikliği ile senatörlerin temsil etmekte oldukları birimlere hiçbir danışma imkanları olmadan karar vermeye mecbur bırakıldıklarını söyledi.

    “YÖNETİM TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMALAR KAMUOYUNU YANILTIYOR”

    Üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamanın kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığını ifade eden akademisyenler, “Öncelikle belirtmek gerekir ki senatoda rektör ve yardımcıları dahil 4 kişi, birden çok makam işgal etmeleri ve mükerrer oy kullanmaları sebebiyle 8 oya sahiptir. Son 3 yılda hoyratça yapılan değişikliklerle, Senato akademik birimleri temsil etme geleneğini kaybetmiştir. Böyle bir senatoda yapılan oylamanın sağlığından, salt veya nitelikli çoğunlukla karar alınması arasındaki farkın anlamından söz etmek mümkün değildir. Bu şartlar altında mevcut yönetimin yerleşmiş akademik usul ve esasları yok sayan tasarrufları meşru kabul edilemez” dedi.

    “AKADEMİSYENLERDEN YÜZDE 94 GÜVENSİZLİK OYU ALAN ATANMIŞ BİR YÖNETİMLE DEVAM ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Kayyum yönetimin liyakat üzerine kurulu bir sistemi son 3 yılda tamamen altüst ettiğini ifade eden akademisyenler, rektörlüğün okulun geleneklerinden ve itibarından tamamen uzaklaştığını söyledi:

    “Üstelik yıllarca tüm akademik birimlerde çalışılıp 2012’de Senato’da oybirliği ile kabul edilen akademik ilkeleri yok saymış, akademisyenlerden yüzde 94 güvensizlik oyu almış atanmış bir yönetimin sağlıklı bir kurumsal tasarım yapabilmesi zaten mümkün değil. Usullere en ufak bir saygı göstermeden alınan kararlarla Boğaziçi Üniversitesi yeni bir yönetim krizine daha sokulmaktadır. Öğretim üyelerinin yanı sıra, bin bir zorluklarla üniversitemize giren öğrencilerimiz de fakültelerinin bu şekilde dönüştürülmesine itirazlarını kuvvetle dile getirmektedir.”

    “BOĞAZİÇİ DÜZELTİLEMEYECEK ZARARLAR GÖRMEDEN YÖNETİMİN İSTİFASINI TALEP EDİYORUZ”

    Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, yönetimin istifasını talep ettiklerini ifade etti:

    “Bu yönetimin ülkenin en güzide üniversitelerinden birini yönetemediği bir kere daha acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bir üniversitenin akademisyenlerine ve öğrencilerine RAĞMEN yönetilmesi mümkün değildir. Boğaziçi Üniversitesi düzeltilemeyecek zararlar görmeden bu yönetimin istifasını talep ediyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***