Etiket: Belediye

  • CHP’lilere ‘Silkeleme’, AKP’de Arsa Devri… 2 Milyar Liralık Satış!

    CHP’lilere ‘Silkeleme’, AKP’de Arsa Devri… 2 Milyar Liralık Satış!


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz aralık ayında kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçlarına yönelik “Kendilerini daha kararlı bir şekilde silkelemende fayda var” demesinin ardından CHP’li belediyelere borç kıskacı başladı.

    Art arda baskın ve haciz işlemleri uygulanan belediyeler, birçoğu önceki AKP döneminden kalan borçları ödemek için çabalarken, AKP’li belediyeler ise borçlarını arsa devrederek kapatıyor. Son olarak Başakşehir Belediyesi, Ziya Gökalp Mahallesi’ndeki “gelişme konut” alanı imarına sahip 36 dönümlük parselini, “Arsa Satışı Karşılığı Hasılat Paylaşımı Yöntemiyle Satılması” için ihaleye çıkardı.

    BELEDİYEDEN KURUŞ ÇIKMAYACAK

    Nefes gazetesinden Özlem Güvemli’nin haberine göre; ihalede arsanın tahmini bedeli 1 milyar 900 milyon TL olarak belirtildi. Arsa üstüne yapılacak gayrimenkul projelerinin her türlü üstyapı, altyapı inşaat işleri ve çevre düzenlemesini belediyeden parasal kaynak çıkışı olmadan gerçekleştirilecek. Konutların pazarlanması ve satışında da belediyeye gelir payı verilecek.

    ‘HAR VURUP HARMAN SAVURUYORLAR’

    CHP Başakşehir İlçe Başkanı Beyzade Kayabaşı, satışa tepki göstererek “İktidar, CHP’li belediyelerle uğraşırken AKP’li belediyeler mini saraylarında bütçeyi har vurup harman savuruyorlar. Yıllardır ödemediği 1 milyar liralık SGK borcunu belediye mülklerini devrederek kapatan belediye şimdi de bütçesini denkleştirebilmek için arsa satıyor” dedi.

    AKP’Lİ BELEDİYELERDE ‘ADRESE TESLİM’ USULÜ

    Geçtiğimiz günlerde AKP’li İskenderun Belediyesi’nin de yerel seçim sonrasında geçen 11 ayda yaptığı 198 ihalenin 184’ünü “adrese teslim” de denebilecek doğrudan temin yoluyla gerçekleştirdiği öğrenilmişti. Sözleşmelerden sadece 3’ünün açık ihale yöntemiyle imzalandığı, 12’sinde pazarlık usulü tercih edildiği ortaya çıkmıştı.

    Kaynak: Nefes Gazetesi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi: Türkiye’deki ‘kayyum valiler’ yerel demokrasinin ruhuna aykırı

    Avrupa Konseyi: Türkiye’deki ‘kayyum valiler’ yerel demokrasinin ruhuna aykırı


    Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Türkiye’de bazı kentlerde valilerin aynı zamanda belediye başkanlarının görevini üstlenmesinin “Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’nın ruhuna aykırı olduğu” uyarısında bulundu.

    Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Slovenyalı Vladimir Prebilic ve İsviçreli David Eray tarafından kaleme alınan Türkiye raporu ve buna bağlı karar tasarı ile tavsiye tasarısını genel kuruldaki tartışmanın ardından oylayarak kabul etti. Genel kuruldaki oylamada rapor için 105 “evet”, 24 “hayır” oyu çıktı.

    Oylamada bazı Türk üyelerin, “terörle mücadele yasasında, terör tanımının geniş anlamda kullanılması ve bunun yerel demokrasiye zarar verdiği” yolundaki eleştirilere karşı çıkmak için verdiği değişiklik önergeleri reddedildi.

    Türkiye’nin Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’na yönelik taahhütlerini mercek altına alan izleme raporu ve buna bağlı kararlarda, Türkiye’de yönetimin terör suçlamasıyla görevinden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atamasını sürdürmesi eleştirilirken, bunun “adil seçim ilkesine aykırı olduğu” görüşü dile getirildi.

    Raporda, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimi kazanmalarına rağmen bazı belediye başkanlarına mazbatalarını vermemesi eleştirildi.

    Türkiye’de devletin yerel yönetimlerin planlama kararlarına fazla müdahalede bulunduğu belirtilen rapor ve buna bağlı kararda, Türkiye’de merkezi yönetimin yerel yönetim temsilcilerini “terör suçlamasıyla” görevinden alarak seçilmemiş kişileri bunların yerine atamasının, “Türk vatandaşlarının demokratik seçimine ciddi şekilde zarar vererek, yerel demokrasinin düzgün işleyişini engellediği” görüşü dile getirildi.

    Raporda, terörle mücadele yasasında yer alan terör suçlarının çok geniş anlamda tanımlanması eleştirildi.

    Devletin yerel yönetimler üzerindeki kontrol yetkisinin çok fazla olduğu uyarısı yapılan tasarıda, yerel yönetimlerin planlama kararlarındaki aşırı devlet kontrolünün ve müdahaleciliğinin yerel yönetimlerin kendi görev ve sorumlulukları üzerindeki etkinliğini düşürdüğü eleştirisi yapıldı.

    Yerel yönetimlerin tam ve etkili bir şekilde yetkilerinden yararlanma kapasitelerini merkezi yönetiminin sınırladığı kaydedilen kararda, merkezi yönetimin yerel yönetimlere danışmadan kararlar alabilmesi eleştirildi ve genel olarak Türkiye’de merkezi hükümet ve yerel yönetimler arasındaki iletişim ve hükümetler arası diyalogun yetersiz seviye olduğu uyarısı yapıldı.

    “Yerel yönetimlerin yerel vergilerin belirlenmesinde sınırlı yetkileri var”

    Yerel yönetimlerin yerel vergilerin belirlenmesinde de sınırlı yetkileri olduğu kaydedilen kararda, kaynakların yarısından fazlasının merkezi hükümetten geldiği için yerel yönetimlerin mali özerklikten yeteri kadar yararlanamadıkları eleştirisi getirildi.

    Kabul edilen kararda, raportörlerin izleme komitesini düzenli olarak Türkiye’deki yerel demokrasiyle ilgili gelişmeler konusunda bilgilendirmesi istendi.

    Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Türkiye’nin Avrupa Yerel Yönetimler Sözleşmesi’nin ihlal ettiği gerekçesiyle Ankara aleyhinde “izleme süreci” başlatmıştı. İlgili komite, Türkiye’ye yönelik bu süreçle ilgili ziyaretini geçen yıl aralık ayında gerçekleştirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi: Türkiye’de belediyelere kayyum ataması, yerel demokrasinin işleyişini engelliyor

    Avrupa Konseyi: Türkiye’de belediyelere kayyum ataması, yerel demokrasinin işleyişini engelliyor


    Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından hazırlanan bir raporda, Türkiye’de yönetimin terör suçlamasıyla görevinden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atamasını sürdürmesi eleştirildi.

    Slovenyalı Vladimir Prebilic ve İsviçreli David Eray tarafından kaleme alınan ve çarşamba günü Strasburg’da tartışılarak oylanacak rapor ve buna bağlı karar tasarısında, Türkiye’de yönetimin yerel yönetim temsilcilerini “terör suçlamasıyla” görevinden alarak seçilmemiş kişileri bunların yerine atamasının, “Türk vatandaşlarının demokratik seçimine ciddi şekilde zarar vererek, yerel demokrasinin düzgün işleyişini engellediği” görüşü dile getirildi.

    Tasarıda, terörle mücadele yasasında yer alan terör suçlarının çok geniş anlamda tanımlanması eleştirildi.

    Seçimi kazanmış yerel yetkililere Yüksek Seçim Kurulu tarafından mazbatalarının verilmemesinin de adil seçim ilkesini ihlal ettiği ifade edildi.

    Devletin yerel yönetimler üzerindeki kontrol yetkisinin çok fazla olduğu uyarısı yapılan tasarıda, yerel yönetimlerin planlama kararlarındaki aşırı devlet kontrolünün ve müdahaleciliğinin yerel yönetimlerin kendi görev ve sorumlulukları üzerindeki etkinliğini düşürdüğü eleştirisi yapıldı.

    “Merkezi yönetim yerel yönetimlere danışmadan kararlar alıyor”

    Yerel yönetimlerin tam ve etkili bir şekilde yetkilerinden yararlanma kapasitelerini merkezi yönetiminin sınırladığı kaydedilen tasarıda, merkezi yönetimini yerel yönetimlere danışmadan kararlar alabilmesi eleştirildi ve genel olarak Türkiye’de merkezi hükümet ve yerel yönetimler arasındaki iletişim ve hükümetler arası diyalogun yetersiz seviye olduğu uyarısı yapıldı.

    Yerel yönetimler mali özerklikten yeteri kadar yararlanamıyor

    Yerel yönetimlerin yerel vergilerin belirlenmesinde de sınırlı yetkileri olduğu kaydedilen tasarıda, kaynakların yarısından fazlasının merkezi hükümetten geldiği için yerel yönetimlerin mali özerklikten yeteri kadar yararlanamadıkları eleştirisi getirildi.

    Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Türkiye’nin Avrupa Yerel Yönetimler Sözleşmesi’nin ihlal ettiği gerekçesiyle Ankara aleyhinde “izleme süreci” başlatmıştı. İlgili komite, Türkiye’ye yönelik bu süreçle ilgili ziyaretini geçen yıl aralık ayında gerçekleştirdi. Avrupa

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2023 Türkiye için dönüm noktası, kader seçimi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2023 Türkiye için dönüm noktası, kader seçimi


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti il başkanları toplantısındaki konuşmasına ‘2023 AK Parti ya da şahsımdan ziyade ülke için bir dönüm noktası olacak; 2023 kader seçimi’ diyerek başladı.

    Covid-19 geçiren Erdoğan hastalığı sırasında kendisine geçmiş olsun dilekleri iletenlere “Milletimiz bugüne kadar girdiğimiz hiçbir mücadelede hamdolsun bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı” diyerek teşekkür etti.

    Dün akşam elektrik tarifeleriyle ilgili yeni düzenleme kapsamında destek alan hane halkı sayısını arttıracaklarını açıklayan Erdoğan AK Partili belediyelere suya en az yüzde 7 indirim yapılması talimatı verdiği açıkladı.

    Konuşmasında belediyelere çağrıda bulunan Erdoğan, ‘belediye başkanlarımız su tarifelerinde en az KDV indirimi kadar indirim yaparak enflasyonla mücadalemize katkıda bulunmalıdır’ dedi. İstanbul’da ise İBB’nin yüzde 25 zam talebini belediye meclisine getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘İstanbul’da arkadaşlarımız bu zam talebine evet demedi’ şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de kimse iş sıkıntısı çekmiyor, günü kurtarmaya çalışmıyor”

    “Hayat pahalılığının belini de biz kıracağız. Marketler, çarşı pazar eğer vatandaşımıza hububatta, meyvede hala zulmetmeye devam ediyorsanız tüm dolaşan denetim ekiplerimizle sizlerin sırtına bineceğiz. Fırsatçılık yaparak halkımızı mağdur edenleri affetmeyecek, hepsinden yaptıklarının hesabını soracağız. Her şey sırasıyla olacak, vakti zamanında yapılacak” diyen Erdoğan Türkiye’nin sınırları içindeki kimseyi aç açıkta sahipsiz bırakmayacak sosyal adaleti sağlık ve eğitim sistemine sahip olduğunu vurguladı.

    Sıkıntılarımız var ama elimizdeki imkanlarımız çok daha kıymetli diye konuşan Erdoğan Türkiye’nin ’30 milyona dayanan istihdamla insanının çalışacak iş sıkıntısı çekmediği, günü kurtarmaya çalışmadığı bir ülke’ olduğunu belirtti.

    “O masadan birşey çıkmaz”

    Altı muhalefet partisinin Ankara’da biraraya gelerek güçlendirilmiş parlamenter sistemi görüştüğü toplantıya atıfta bulunan cumhurbaşkanı “O yuvarlak masada neler konuşuyorsunuz ortada. Paylaşın bakalım nereye kadar paylaşacaksınız. O masadan bir şey çıkmaz” ifadelerini kullandı ve ana muhalefetteki Cumhuriyet halk Partisi ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi ve “Kılıçdaroğlu hangi proje için CHP’nin başına getirildiyse, misyonunu tamamlamadığı için partinin başından indirilmiyor” dedi.

    Eski başbakanlardan Adnan Menderes ve Turgut Özal’ın adlarını anarak Türkiye’nin kalkınma sürecinde AK Parti’nin rolüne işaret eden Erdoğan Türkiye’ye çağ atlattıklarını belirtti ve bu mücadeleyi Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi haline getirmeden bırakmayacaklarını ve millete verdikleri sözü geçmişte olduğu gibi gelecekte de tutacaklarını kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Herzog, şubat başında Türkiye’ye gelecek; İsrail’le ilişkilerde yeni bir dönem başlayabilir

    Erdoğan: Herzog, şubat başında Türkiye’ye gelecek; İsrail’le ilişkilerde yeni bir dönem başlayabilir


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un şubat ayı başında Türkiye’yi ziyaret edeceğini bununla beraber ikili ilişkilerde yeni bir dönem başlayabileceğini söyledi.

    NTV televizyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, iç ve dış gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sezen Aksu’nun Türk müziğinin önemli bir ismi olduğunu belirterek “Dilini koparma” ifadesinin bir kişinin şahsına yönelik olmadığını vurguladı. Görevi itibarıyla hangi inançtan olursa olsun dini değerlere laf edilmesine müsaade etmeyeceğini kaydetti.

    Erdoğan “Burayı birbirinden ayırmamız lazım. İnsanımızın kutsallarına yönelik hassas bir duruşum var. Bunu da herkes bilir. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına değil, kutsallarına karşı hakaret dönük bir tavır olarak ifade ettim” diye konuştu.

    İstanbul’da kar felaketi

    Erdoğan İstanbul’da yaşanan yoğun kar yağışının gündelik hayatı aksatmasıyla ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirdi. “Bu tam anlamıyla basiretsizliktir. Kar yağdıktan sonra tedbir alamazsınız. Kış mevsimine girerken bütün tedbirlerinizi almalısınız” diye konuştu.

    Erdoğan “Cumhurbaşkanı, CHP’li belediyelerin projelerini engelliyor iddiasını ise “koskoca bir yalan” olarak tanımladı ve “Kimseyi engellemiyoruz. Onlar kendi beceriksizlikleri, kötü yönetimleri, yanlış tercihleri sebebiyle belediyeyi borç batağına sokmuştur” dedi.

    Doğal gaz kesintisi

    Doğal gaz kesintisinin 10 gün içinde çözüleceğini belirten cumhurbaşkanı İran’nın borç nedeniyle doğal gaz akışının kestiği iddialarını da “Bizim İran’a borcumuz söz konusu değil, tam aksine bu iddialar yalandır” sözleriyle değerlendirdi.

    Ekonomi

    Ekonomiyle ilgili olarak önümüzdeki döneme iyimser baktıklarını belirten Erdoğan son dönemde döviz kurundaki istikrarlı seyrin, bu iyimser bakışı desteklediğinin altını çizdi.

    Erdoğan kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılım fonu ile ilgili olarak da “25 Ocak itibarıyla büyüklük 203 milyar lirayı aştı. 58,6 milyar lirası döviz hesaplarından dönüşen tutar” şeklinde bilgi verdi ve “Faizden medet umulmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz” dedi.

    Rusya-Ukrayna krizi

    Rusya ile Ukrayna arasındaki krize de değinen Erdoğan Rusya’nın, Ukrayna’ya silahlı saldırı ve işgal yoluna gitmeyeceğini temenni ettiğini belirterek böyle bir adım Rusya ve bölgemiz için akılcı bir hareket olamacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı ayrıca “İki lideri arzu ederlerse ülkemizde bir araya getirerek, barış ortamının yeniden tesisine giden yolu açabiliriz” dedi.

    “Korkulan olur da Rusya’nın Ukrayna’ya bir saldırı olursa bir NATO ülkesi olarak Türkiye’nin pozisyonu ne olur?” sorusuna ise Erdoğan, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine en başından beri destek verdiğini hatırlattı.

    Rusya’nın Kırım’ın ilhakı başta olmak üzere, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü zedeleyen adımlarına karşı net bir tutum sergilendiğini de anımsatan Erdoğan şöyle devam etti:

    “Bu tutumun değişmesi söz konusu değildir. Rusya’nın Ukrayna’ya silahlı bir saldırı ve işgal yoluna gitmeyeceğini temenni ediyorum. Zira böyle bir adım, ne Rusya için ne de bölgemiz için akılcı bir hareket olamaz. Umarım gerginlik böyle bir noktaya ulaşmaz. Biz de zaten bu anlayışla ve sorumlu bir bölge ülkesi olarak gerginliğin bir silahlı çatışmaya dönüşmesini engellemek için elimizden gelen her çabayı göstermeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Rusya’yı dinlemeye ve varsa makul güvenlik kaygılarını gidermeye yönelik anlamlı bir diyaloğa da ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Rusya’ya da bazı taleplerinin niye kabul edilemez olduğunu anlatmamız lazım ve bu yönde de bir diyaloğuna NATO’nun Rusya tarafından daha iyi anlaşılmasını veya anlatılmasını sağlayacağına inanıyorum.”

    Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Türkiye’ye davet ettiklerini belirterek, “Ülkemizde kendisiyle ikili bir görüşmeyi de yapmak suretiyle bazı adımları atalım istiyoruz.” dedi.

    Cumhurbaşkanına hakaret

    Gazeteci Sedef Kabataş’ın cuumhurbaşkanına hakaret davasına ilişkin olarak “Cumhurbaşkanlığı makamının hedef alınması söz konusu. Biz, Cumhurbaşkanlığı makamının izzetini korumakla yükümlüyüz “diye konuşan Erdoğan ana muhalefet partisi CHP’nin “Cumhurbaşkanına hakaret maddesinin kaldırılması’ teklifini tam bir garabet olarak nitelendirdi.

    Erdoğan ayrıca “Milletin evi dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim merkezine ‘ahır’ benzetmesi tümüyle bu aziz millete hakarettir, edepsizliktir “ifadelerini kullandı.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıyla ilgili iddiaların da yalan olduğunu kaydeden Erdoğan, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun katil zanlısı Nuri Gökhan Bozkır’ın şu anda Türk yargısına hesap vermet olduğunu bildirdi.

    Erdoğan: İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un şubatın başında bir ziyareti söz konusu

    Bu arada İsrail’in bu konuda bazı adımlar attığını belirten Erdoğan, “İsrail ile de bu alanda her türlü adımı atmaya varız. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Herzog’un yine şubatın başında, yani ilk yarısında diyeyim bir ziyareti söz konusu. Bu ziyaretle birlikte de İsrail Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönem başlayabilir.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Herzog’un ziyaretini olumlu bir gelişme olarak gördüklerinin de altını çizdi.

    Erdoğan, ABD-Türkiye ilişkilerine ilişkin soru üzerine, dünya siyasetinde liderlerin dost kazanma amacında olduğunu ifade ederek, “Eğer dost kazanmakta ne kadar başarılı olursanız, ülkeniz de o kadar güçlü olur.” dedi.

    Başbakan olduğu dönemde George W. Bush’un görevde olduğunu, ondan sonra göreve gelen Barack Obama döneminin yine aynı şekilde gayet olumlu geçtiğini, sonraki dönem ise Donald Trump’la yine aynı şekilde sürecin iyi bir şekilde devam ettiğini anlatan Erdoğan, Joe Biden ile münasebetlerinin Obama dönemine dayandığını hatırlattı.

    Biden’ın Obama döneminde başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, görevi sürecinde diyalogları ve görüşmeleri olduğunu dile getiren Erdoğan, Biden’dan beklentilerinin çok daha farklı olduğunu söyleyerek, “Roma görüşmemizden sonra bu konuda yeni gelişmelerin olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

    Özellikle F-35 konusunda ABD yetkilileriyle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar arasındaki görüşmelerin olumlu istikamette olduğunu anlatan Erdoğan, “Yani F-16’larla ilgili, F-16’ların bakımı, yeni F-16’ların bu alacağımıza karşılık verilmesi bu istikamette şu anda Amerika Savunma Bakanı Austin’le bizim Milli Savunma Bakanımız Sayın Hulusi Paşa arasındaki görüşmeler devam ediyor. Ve yeni malum büyükelçiyi bugün ‘agreman’ını aldık ve hayırlı olsun dedik. Temenni ederim ki bu yeni süreçte de hızla bu adımları atarız ve Türkiye-Amerika ilişkilerini geçmişte olduğu gibi olumlu bir yere inşallah oturturuz.” görülerini paylaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dilini koparma ifadesi bir kişinin şahsına değil

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dilini koparma ifadesi bir kişinin şahsına değil


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sezen Aksu’nun Türk müziğinin önemli bir ismi olduğunu belirterek “Dilini koparma” ifadesinin bir kişinin şahsına yönelik olmadığını vurguladı.

    NTV televizyonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan görevi itibarıyla hangi inançtan olursa olsun dini değerlere laf edilmesine müsaade etmeyeceğini kaydetti.

    Erdoğan “Burayı birbirinden ayırmamız lazım. İnsanımızın kutsallarına yönelik hassas bir duruşum var. Bunu da herkes bilir. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına değil, kutsallarına karşı hakaret dönük bir tavır olarak ifade ettim” diye konuştu.

    İstanbul’da kar felaketi

    Erdoğan İstanbul’da yaşanan yoğun kar yağışının gündelik hayatı aksatmasıyla ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirdi. “Bu tam anlamıyla basiretsizliktir. Kar yağdıktan sonra tedbir alamazsınız. Kış mevsimine girerken bütün tedbirlerinizi almalısınız” diye konuştu.

    Erdoğan “Cumhurbaşkanı, CHP’li belediyelerin projelerini engelliyor iddiasını ise “koskoca bir yalan” olarak tanımladı ve “Kimseyi engellemiyoruz. Onlar kendi beceriksizlikleri, kötü yönetimleri, yanlış tercihleri sebebiyle belediyeyi borç batağına sokmuştur” dedi.

    Doğal gaz kesintisi

    Doğal gaz kesintisinin 10 gün içinde çözüleceğini belirten cumhurbaşkanı İran’nın borç nedeniyle doğal gaz akışının kestiği iddialarını da “Bizim İran’a borcumuz söz konusu değil, tam aksine bu iddialar yalandır” sözleriyle değerlendirdi.

    Ekonomi

    Ekonomiyle ilgili olarak önümüzdeki döneme iyimser baktıklarını belirten Erdoğan son dönemde döviz kurundaki istikrarlı seyrin, bu iyimser bakışı desteklediğinin altını çizdi.

    Erdoğan kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılım fonu ile ilgili olarak da “25 Ocak itibarıyla büyüklük 203 milyar lirayı aştı. 58,6 milyar lirası döviz hesaplarından dönüşen tutar” şeklinde bilgi verdi ve “Faizden medet umulmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz” dedi.

    Rusya-Ukrayna krizi

    Rusya ile Ukrayna arasındaki krize de değinen Erdoğan Rusya’nın, Ukrayna’ya silahlı saldırı ve işgal yoluna gitmeyeceğini temenni ettiğini belirterek böyle bir adım Rusya ve bölgemiz için akılcı bir hareket olamacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı ayrıca “İki lideri arzu ederlerse ülkemizde bir araya getirerek, barış ortamının yeniden tesisine giden yolu açabiliriz” dedi.

    Cumhurbaşkanına hakaret

    Gazeteci Sedef Kabataş’ın cuumhurbaşkanına hakaret davasına ilişkin olarak “Cumhurbaşkanlığı makamının hedef alınması söz konusu. Biz, Cumhurbaşkanlığı makamının izzetini korumakla yükümlüyüz “diye konuşan Erdoğan ana muhalefet partisi CHP’nin “Cumhurbaşkanına hakaret maddesinin kaldırılması’ teklifini tam bir garabet olarak nitelendirdi.

    Erdoğan ayrıca “Milletin evi dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim merkezine ‘ahır’ benzetmesi tümüyle bu aziz millete hakarettir, edepsizliktir “ifadelerini kullandı.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıyla ilgili iddiaların da yalan olduğunu kaydeden Erdoğan, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun katil zanlısı Nuri Gökhan Bozkır’ın şu anda Türk yargısına hesap vermet olduğunu bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sahipsiz hayvanlar ve yasaklı ırklarla ilgili yeni genelge ne öngörüyor?

    Sahipsiz hayvanlar ve yasaklı ırklarla ilgili yeni genelge ne öngörüyor?


    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sahipsiz ve tehlike arz eden hayvanlarla ilgili önlemler kapsamında 81 ilin valilik ve belediyelerine genelge gönderdi.

    Genelgede, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda çevre ve çevre sağlığı hizmetleri ile ilgili görev ve sorumluluğu ile belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunma yetki ve imtiyazının belediyelere tevdi edildiği belirtildi.

    Diğer taraftan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda 9 Temmuz 2021’de yapılan değişiklikler uyarınca belediyelere, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlama, eğitim çalışmaları yapma, ayrıca ilgili belediye meclisinin uygun görmesi halinde hayvan hastanesi kurma görevi verildiği anımsatıldı.

    “Tehlike arz eden hayvanlara sürekli denetleme”

    Genelgeye göre, 5199 sayılı Kanun uyarınca üretimi, sahiplenilmesi, sahiplendirilmesi, barındırılması, beslenmesi, takas edilmesi, sergilenmesi, hediye edilmesi ve ülkeye girişi, satışı ve reklamı yasak tehlike arz eden hayvanların (Amerikan Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasilerio, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully) denetimleri ilgili belediyelerce 7/24 esasıyla yapılacak.

    Bu hayvanlardan sahiplenilmeyenlere, ilgili birimler ve kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde el konulacak ve bu hayvanlar belediyelerce bakımevlerinde rehabilite edilerek tutulacak.

    Ağızlık ve tasma takma zorunluluğu

    Tehlike arz eden bu hayvanlardan, Hayvanları Koruma Kanunu’nda ve Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili genelgesinde gösterilen usulde sahiplenilmiş olanların ağızlık ve tasma takma zorunluluğu ile halkın yoğun olarak bulunduğu yerlere ve çocuk oyun alanları ve parklarına girme yasağına kati suretle uyulması sağlanacak.

    Bu yasağın ikinci kez ihlalinde, bu hayvanlara ilgili birimler ve kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde el konulacak. Bu hayvanlar, bakımevlerinde rehabilite edilecek ve burada tutulacak.

    Tehlike arz eden bu hayvanların sahipleri, hayvanın en yakın bakımevine bırakmayı isterse bu talep geciktirilmeksizin yerine getirilerek, rehabilite edilen hayvan bakımevinde tutulacak.

    Sahipli veya sahipsiz olması fark etmeksizin tehlike arz eden hayvanlarla ilgili birimler ve kolluk kuvvetleri ile iş birliği içinde denetimler sıklaştırılarak herhangi bir mağduriyete veya suistimale mahal verilmeyecek.

    Hayvan barınaklarına getirilen sahipsiz hayvanların tedavi ve parazit mücadelesinin yapılması, aşılanması, kısırlaştırılması ve dijital kimliklendirme yöntemleriyle işaretlenmesi yoluyla rehabilitasyonu yapılacak.

    Bakımevlerinde rehabilite edilen hayvanlar, ilgili veri tabanına kaydedilecek ve rehabilite edilmeden hiçbiri alındıkları ortama bırakılmayacak.

    “Sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu yapılacak”

    Henüz rehabilite edilmemiş sahipsiz köpekler, belediyelerce hayvan bakımevlerinde veya geçici ünitelerde kısırlaştırılarak veri tabanına kaydedilecek. Geçici ünitelerde yapılan kısırlaştırmalar sonrasında, hayvanların alındıkları ortama bırakılmadan önce sağlıklarına kavuşmaları için gerekli tedbirler alınacak.

    Belediyelerin sahipsiz hayvan toplama ekipleri ya da herhangi bir ihbar sonucu tespit edilen sahipsiz hayvanlar barınaklara götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu bulunmayan belediyeler ise topladığı sahipsiz hayvanları en yakın bakımevine götürüp teslim edecek.

    5199 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi uyarınca belediyelerin bütçelerinden ayırmak zorunda olduğu kaynağın sahipsiz hayvanların kısırlaştırma işlemlerinin yürütülmesi amacıyla kullanılmasına önem verilecek.

    Belediyelerce söz konusu hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, mali durum ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak bütçedeki payların daha yüksek oranlarda belirlenmesine öncelik verilecek.

    “Sahipsiz hayvanlara yiyecek temin edilecek”

    Sahipsiz hayvanlardan yiyecek bulmakta zorlananlar için konutlar ve insan ikametine mahsus diğer yerler ile trafik güvenliğini tehdit etmeyecek noktalarda düzenli olarak hayvanlara uygun, çabuk bozulmayan yiyecek ve su bulundurulacak.

    Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla bölgesinde bulunan gıda üretimi veya tüketimi faaliyetiyle iştigal eden yerlerde oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddeleri toplanarak bunların hayvanların tüketimine uygun hale getirilmesi için gerekli çalışmalar yürütülecek.

    Bakımevlerindeki sahipsiz hayvanların sahiplendirilmesi için ilan panoları ile internet ortamı ve diğer uygun görülen yayın organlarında duyuru yapılacak. Sahipsiz hayvanlarla ilgili icra edilecek faaliyetlerde il hayvanları koruma kurulu ile eş güdüm ve gönüllü kuruluşlarla iş birliği içinde hareket edilmesine özen gösterilecek.

    Hayvan bakımevlerinin kurulması ve işletilmesi ile ilgili bedelsiz taşınmaz tahsisi dahil bakanlığın görev ve yetki alanında kalan hususlarda bakanlıkça gerekli destek ve kolaylık sağlanacak. Bu doğrultuda belediyeler süreci bakanlıkla iş birliği içinde yürütecek.

    Belediyelerce, hayvan bakımevlerinin bir an önce yapılması, personelin temin edilmesi ve tefrişi ile ilgili varsa eksikliklerin hızlıca giderilmesi ve hayvan bakımevlerinin tam kapasitede hizmet vermesi sağlanacak.

    “Sahipsiz ve tehlike arz eden hayvanların yaşama hakkı da ihlal edilmeyecek”

    İlgili kanunlar ve bu genelge kapsamında kendilerine tevdi edilen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği veya bunlara aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilen belediyelerin hukuki ve/veya cezai sorumlulukları doğacağından, belediyelerce konuyla ilgili görev ve sorumluluklar titizlikle ve öncelikle yerine getirilecek.

    Belediyelerce, bu genelge hükümlerinin uygulanmasında alınacak tedbirlerle sahipsiz ve tehlike arz eden hayvanların yaşama hakkı da ihlal edilmeyecek. Bununla beraber, son dönemde bu hayvanların sebep olduğu ve insan yaşamını tehdit eden üzücü hadiselerin tekrar yaşanmaması, vatandaşların ve bilhassa çocukların can güvenliğinin temini amacıyla bu tedbirlerin uygulanmasında herhangi bir aksaklığa mahal verilmeyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pitbull saldırısı sonrası sokak hayvanlarına ‘cadı avı’: Sorumlu kim, ne yapmalı?

    Pitbull saldırısı sonrası sokak hayvanlarına ‘cadı avı’: Sorumlu kim, ne yapmalı?


    Gaziantep’te pitbull cinsi iki köpeğin 4 yaşındaki Asiye Ateş’e saldırmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sahipsiz hayvanların yerinin sokaklar değil barınaklar olduğunu unutmamalıyız” açıklamalarına hayvan hakları savunucuları tepkili.

    Euronews’e konuşan yasaklı ırklar dışında hayvanlara sahip olanlar ve hayvan hakları savunucuları münferit bir olayın suçlusunun yanlış yerde arandığı; sokakta bakıma muhtaç masum hayvanlara yönelik cadı avı başladığı görüşünde.

    Altı köpek ve bir kedi sahibi olan öğretmen Cemil Özçelik, hayvan sahiplerinin Gaziantep’te yaşanan saldırıyı desteklediklerine dair bir havanın yaratıldığını ve bunun manipülasyon olduğunu ifade ediyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını ise üzüntüyle karşıladığını ve sokaktan hayvan toplamanın ilkel olduğunu söylüyor.

    “Hangi vicdan sahibi böyle bir saldırıyı destekler veya normal karşılar ? Bu manipülasyon gündem oluşturdu. Ve hayvanseverlerin iyi niyetleri de suistimal edildi. Hangi canlıya yapılırsa yapılsın gerçek hayvansever vicdan sahibidir, yüreğinde hisseder. Sonrasında yapılan açıklamalara çok üzüldüm. Sokaktan hayvan toplamak çok ilkel. O hayvanların bizimle yaşamaya hakkı var ki bu onların doğal hakkı. Zaten doğal yaşamlarını elinden alıp sokağa mahkum etmişiz ve bir de onları tutup sokaktan topluyoruz. Barınaklara götürüyoruz. Resmen işkence ve ölüm… Bunu yaparak hayatımızı ve ülkemizi cehenneme çeviriyoruz. Farkında değiliz. Etrafınızda bir kuşun ötmediğini, bir köpeğin havlamadığını veya bir kedinin miyavlamadığını düşünebiliyor musunuz? Böyle bir yaşam mı istiyoruz gerçekten? Sadece insan sesini olduğu bir dünya mı istiyoruz? “

    ”Sokak hayvanlarının barınaklara taşınmasıyla cadı avı başlatılacak”

    Hayvan hakları savuncusu Elif Gökteke de sokak hayvanlarının barınaklara taşınmasıyla adeta bir cadı avının başlatılacağını düşünüyor.

    “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sahipli ve saldırgan olarak tarif edilen bir köpeğin bir çocuğu yaralamasından sonra yaptığı açıklamanın üzerine çok büyük bir korku hissettim. Çünkü bu münferit olayın masum sokak hayvanlarına yansıtılacağını, adeta bir cadı avı başlatılacağını düşündüm. Ve belki görünürlüğü daha fazla olan İstanbul’un büyük ilçelerinde belediyelerin böyle bir şey yapmaktan geri duracağını ama özellikle anadoluda şehir merkezlerinden kırsal kesime hafriyat boşaltır gibi kamyonlarla boşaltılan sokak köpekleri için kesin ve korkunç bir ölüm fermanının verildiğini düşündüm.”

    Elif Gökteke de 5199 sayılı hayvan hakları yasasında görevleri belirtilen yerel belediyelerin sorumluluğunu hatırlatıyor.

    Hem “tehlikeli ırk” olarak lanse edilen bazı köpek türlerinin çoğalmasında, hem de sokaklardaki köpek sayısının artışında baş suçlu belediyelerdir diyor.

    ‘’5199 sayılı yasa hayvan hakları yasasında belediyelerin görev tanımı açıkça çizilmiştir. Ve bugüne kadar bizler belediyeleri göreve davet ettiğimiz halde ne ‘’üret, sat, kullan, at’’ modelinden vazgeçtiler ne devlet bu konuda bir önlem aldı. Ayrıca belediyeler kısırlaştırma, pet shop denetimi, merdiven altı üretim konusunda herhangi bir denetim ve yaptırımda bulunmadı. Asıl suçlu olan kamu yöneticileriyken, suçsuz hayvanların suçlu olarak gösterilmesini ben bir hayvansever, bir yurttaş ve bir insan olarak hazmedemiyorum.’’

    Hayvan hakları savunucusu Gökteke, belediyelerin geçici hayvan bakım merkezlerini düzeltmelerini ve çoğunluğu şehir merkezlerinden uzak bu alanların daha şeffaf hale getirilmesini istiyor.

    Hayvan sahiplenmek isteyen varsa sokaklarda ve barınaklarda onca mağdur, çürüyen hayvan var. Hayvanların yaşatılması gereken yerler olarak bahsedilen barınaklara herkesin en azından bir kere gitmesini istiyorum. Kafeslerin ardından üst üste istif edilmiş, ıslak ve soğuk betonlar üzerinde özgürlüğüne kavuşmayı veya da ölümü bekleyen hayvanları görecekler. Empati duyalım lafı moda, empati yakın çevremiz dışındaki doğaya, insana ve hayvana duymakla başlar.’’

    HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat ise yasanın dışında gelişen siyasi söylemlerin yansımasının kötü olacağını belirtiyor.

    Özellikle meydada hayvanların suçlu olarak gösterilmesine tepki gösteren Şenpolat, yetkisi olupta görevlerini yapmayanların suçlu olduğunun altını çiziyor.

    ”Belediyeciler zaten sokak hayvanlarını birer angarya gördüğü için Cumhurbaşkanı’ndan gelen talimatı bir anda uygulamaya başladılar. Halbuki o güne kadar hayvan bakımevi yapması gereken belediyeler bir anda gariban, sessiz, mağdur, ağaç altında yatan, kimseyi de ısırıp ısırmadığı belli olmayan bir kuru ekmeğe bile kuyruk sallayan hayvanları karga tulumba cenaze arabalarıyla işi bilmeyen insanların eliyle o hapishane adı verilen bakımevlerine götürülmeye başlandı. Hayvanları Koruma Yasası’nın altıncı maddesinde ‘hayvanlar kısırlaştırılıp aşılandıktan sonra tekrar alındıkları yere bırakılmalıdırlar’ deniliyor. Bu yasayı da 2004 yılında bu hükümet çıkardı. Bizim bu hayvanlarla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor ama maalesef toplum bunu kabul etmiyor. Asıl suçlu görevlerini yapmayan tarım müdürlükleri, belediyeler, çevre il müdürlükleri, bütçe ayırmayanlar, hayvan bakımevlerini yapmayanlar, pet shopları denetlemeyenler, köpek ticaretine engel olmayanlar… Yani yetkisi olduğu halde bu yetkisini kullanmayanlar. Ama onları görüyor muyuz şu anda, görmüyoruz. Hepsi sinmiş durumda.’Hayvanlar yaptı diyorlar. Kim o hayvanlar? Avukatı, sendikası, sesi olmayan hayvanlar…”

    Hayvan hakları savunucuları yetkilileri göreve çağırıyor

    Son bir haftadır sadece sosyal medya da değil Türkiye’nin farklı illerinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının toplanmasına yönelik yaptığı açıklamalara hayvan hakları savunucuları basın açıklamalarıya tepki gösteriyor.

    İstanbul Üsküdar’da bir araya gelen hayvan hakları savunucuları, yerel yönetimleri ve sorumluları göreve çağırıyor.

    ”Yeterli denetim ve kısırlaştırma yapmayan, köpek üretimi vanasını kapatmayan belediyelerin çoğunun geçici hayvan bakım merkezi yani barınağı yoktur. Bunlar topladıkları köpekleri komşu ilçeye ya da ıssız arazilere hafriyat boşaltır gibi boşaltmaktadır. Barınağı olan belediyelere gelince, bu barınaklar mimari, hijyen, ehil personel sayısı ve veteriner hekim istihdamı açısından köpeklerin yaşayabileceği yerler olmaktan çok uzaktır; barınaklar, köpeklerin, ıslak soğuk beton hücrelerde istiflenerek, birbirlerini parçalamalarına göz yumularak, aç, susuz ve tedaviden yoksun bırakılarak, acılı ve uzun bir can çekişme sürecine terk edildikleri birer hapishanedir. Belediyeleri, köpekleri öldürmek için değil yaşatmak için biz gönüllülerle işbirliği içinde olmaya, çerçevesi yasayla çizilmiş görevlerini yerine getirmeye, tedavi-kısırlaştırma ve bakım hizmeti vermeye davet ediyoruz.”

    Ne olmuştu?

    Gaziantep’te 22 Aralık’ta pitbull cinsi iki köpeğin saldırdığı dört yaşındaki Asiye Ateş, ağır yaralanmıştı.

    Asiye Ateş’e, sevk edildiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde pazar günü 4 saatlik operasyonla doku nakli yapıldı.

    Sırtından ve bacağından alınan dokuların nakledildiği dört yaşındaki Asiye Ateş, çocuk yoğun bakım servisine alındı. Asiye’nin uyandırılma süreci başlarken, yapılan açıklamalarda durumunun iyiye gittiği ifade edildi.

    Bu olayla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, temmuz ayında kabul edilen Hayvanları Koruma Kanunu’nu hatırlatarak, “Belediyeleri sahipsiz hayvanları sokaktan alacak adımları atmaya çağırıyorum. İşte Asiye yavrumuzun başına gelen. Beyaz Türkler, hayvanlarınıza sahip çıkın” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu: Soruşturma Adalet Bakanlığı’na açılmalı, Bakan Soylu istifa etsin

    İmamoğlu: Soruşturma Adalet Bakanlığı’na açılmalı, Bakan Soylu istifa etsin


    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB çalışanları hakkında başlatılan ‘özel teftişle’ ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa etmesi gerektiğini söyledi. İmamoğlu, tespit yapılıyorsa tutuklama olması gerektiğini ayırca soruşturmanın İBB’ye değil, adli sicil kaydını veren Adalet Bakanlığı’na açılması gerektiğini kaydetti.

    CHP Genel Merkezi’nde 11 büyükşehir belediye başkanının katıldığı basın toplantısında konuşan İmamoğlu, İBB çalışanları hakkında başlatılan özel teftişle görüşlerini açıkladı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Tweet atarak bir soruşturma izni işleminin başlattığını duyuran İmamoğlu, “Ben açıkçası Twitter’dan bir soruşturma izni vererek başlattığını ilk kez duyuyorum.” dedi.

    “İçişleri Bakanı Soylu’nun terörle ilgili mücadelesini buradan biz ona öğretecek değiliz” diyen İmamoğlu, yanlış giden bazı hususları kamuoyuna aktarmak istediğini ifade etti. İmamoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan zat 12 Aralık günü TBMM’de konuştu İBB’de tam 557 terörist olduğunu iddia etti. Bir gün önce yaptığı konuşmada da Türkiye’de toplan terörist sayılarının 164 olduğunu söylemişti. Neyse tabii her verisi yanlış olan sayın bakana dair şunu hatırlatmak isterim. 12 Aralık’ta bu konuşmayı yapmıştı dün akşam itibariyle tam 2 hafta geçti üzerinden, bu 15 ün boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Ben yaptıkları hususlar konusunda hiçbir duyum almadım. İBB olarak bir kısım işlemler başlattık. Devlet adabına uygun bir şekilde bu beyanı ciddiye alarak 15 Aralık’ta benim olurumla teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa bir soruşturmaya izin verdim. Aynı tarihte ise İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdık. Bilgi istedik. Dedik ki ‘bakanlığa bize bu konuda bilgi verin, kimdir bunlar, listeyi yolların biz de gereğini yapalım’. Bir teröristle ilgili bir tespitiniz varsa bunu ciddiye alalım değil mi? Bakanlık buna hiçbir yanıt vermedi. Uyuyan bakanlık dün saat 20.00 itibariyle bu uykudan uyanıp Tweet attı. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni işleminin başlattığını duyurdu. Ben açıkçası Twitter’dan bir soruşturma izni vererek başlattığını ilk kez duyuyorum. 15 gün sonra pazar akşamı böyle bir tweetle süreci başlatmak aklına geldi acaba neden? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı pazar günü konuştu. İstanbul’da danışma kurulunda konuştu. İstanbul’la ilgili içi siyaset dolu mesajlar verdi. Buradan cumhurbaşkanının bu konuşmasından sayın bakan bir rol kapma çabasıyla ortaya çıktı. Önce İBB Başkanı olarak İstanbul’da 86 bin çalışanı olan bir belediyenin başkanı olarak bu açıklamayı kınıyorum. Burada bütün terör örgütlerinin kalın puntolu reklamını yapan bir bakanlık! Bu açıklama biçimini de devlet adamına uygun olmadığını, ve bu şekilde atılan adımı kınıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim sizler yıllardır İstanbul’da görev yapan gazetecilerdir. Hangi biriniz sayı ile tespit yapıldıktan sonra bir bakanlığın teftiş başlattığını duydunuz? Yani sayı veriyorsunuz bunlar terörist diyorsunuz hükümde bulunuyorsunuz sonra teftiş başlatıyorsunuz. Ya ne teftişi sen bakanlıksın, terörist konusunda takdirde bulunmuşsan, netleşmişse tut kulağından götür at hapse.

    “Cumhurbaşkanını göreve çağırıyorum”

    “Böyle bir sürecin uygulanması akıllara zarar. Açıkçası bu işin prosedürü bellidir ama siyasetin ve siyaset aklının hatta kendi siyaset kulvarındaki şahsi çıkarların devlet adabının ve bir bakanlık kültürünün işleyişinin önüne geçtiğini net olarak bu davranışta görüyoruz. İBB iştiraklerinde bir kişinin işe girmeyle ilgili prosedürleri bellidir. Adli sicil kaydı istersiniz, o kişi bu belgeyi de Adalet Bakanlığı’ndan alır. O zaman İçişleri Bakanı yanlış yere soruşturma açıyor. Soruşturma açması gereken yer Adalet Bakanlığı. Biz çünkü işe aldığımız her çalışanın adli sicil kaydını isteriz. Dolayısıyla bence bir başka soruşturma açılması gereken yer de bu 557 teröristi tutuklamıyorsa İçişleri Bakanlığı olduğunu düşünüyorum hatta bakanın kendisi olduğunu düşünüyorum. Ben bu denli risk taşıyan güvenliği bu kadar riske taşıdığını gördüğü bir içişleri bakanıyla ilgili bir işlem başlatmıyorsa da ben bir vatandaş olarak sayın Cumhurbaşkanını göreve çağırıyorum.”

    “İçişleri Bakanı istifa etsin”

    “Bunları tespit etmiş bakan yerinde oturuyor gevrek gevrek de bunları basının önünde söylüyor o kişiler de İBB ‘de görev mi yapıyor şu anda? Valla hemen İçişleri Bakanı görevinden istifa etsin. Görevini yapmayan İçişleri Bakanı, Ya görevini yaptın onları tutuklasın ya da benim 15 gün önce kendisine yazdığım mektuba yanıt versin. 15 gündür bunu bize açıklamayan basın önünde açıklayan bu akıl nedir biliyor musunuz? Aynen şöyle; biz onu hukuken söylemedik siyaseten söyledik diyecek yarın öbür gün. Ayıptır. Derhal tutuklasınlar. İstihbarat ben değilim, otursunlar İçişleri Bakanı Adalet Bakanı gitsinler Sayın Cumhurbaşkanı’na bu konuda hesap versinler hesap verecek ben değilim. ”

    İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) çalışan bazı personellerin “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler üzerine” özel teftiş başlatıldığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İBB Şehir Tiyatroları perdelerini açıyor

    İBB Şehir Tiyatroları perdelerini açıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***