Etiket: Bağımsızlık

  • Bağımsızlık yanlısı Katalan lider Puigdemont yedi yıl sonra Barselona’da

    Bağımsızlık yanlısı Katalan lider Puigdemont yedi yıl sonra Barselona’da


    – İspanya’da Sosyalist İşçi Partili (PSOE) Başbakan Pedro Sanchez’in bağımsızlık yanlısı Katalan siyasiler için af çıkarıp uzlaşı sağlaması ve Yüksek Mahkeme’nin hapse atılmamak için yurtdışına giden Katalan liderler hakkındaki bir “terörizm” soruşturmasını kapatması sonrası, 2017’deki bağımsızlık girişiminin başını çeken Junts’un lideri Carles Puigdemont yedi yıl sonra Barselona’ya döndü.

    Ancak Puigdemont’un hakkında hâlâ tutuklama kararı olmasına rağmen, tam da Katalan parlamentosunun mayıs ayındaki seçimleri kazanan Sosyalist siyasetçi Salvador Illa’nın başkanlığında açılacağı gün Barselona’da “belirip kaybolması” kriz yarattı.

    Puigdemont, bağımsızlık yanlılarının çoğunluğu kaybettiği parlamentonun açılışı öncesi Barselona’da destekçilerine bağımsızlık mesajı ile seslendi; sonrasında da “beyaz bir arabaya binerek” ortadan kayboldu. Katalan bölgesel polisi Mossos d’Esquadra’nın bir üyesi gözaltına alınırken, Barselona’nın eski belediye başkanı Xavier Trias’tan Puigdemont için “Büyücü gibiydi” yorumu geldi.

    ‘HÂLÂ BURADA OLDUĞUMUZU GÖSTERMEK İÇİN GELDİM’

    Puigdemont bu sabah, hakkındaki tutuklama kararına meydan okuyarak Barselona’da ‘beliriverdi’. Binlerce destekçisi tarafından coşkuyla karşılanan Puigdemont, Katalan parlamentosunun yakınındaki Zafer Anıtı’nda kurulan bir kürsüden binlerce destekçisine Katalanca seslendi.

    POLİSİN ÖNÜNDE KONUŞTU

    Çok sayıda polisin de bulunduğu buluşmada Puigdemont, “Benim tutuklanmamı kutlayacaklarını düşünüyorlardı ve bu cezanın bizi, sizi vazgeçireceğini düşünüyorlardı… Hatalılar. Bugün, hâlâ burada olduğumuzu göstermek için geldim” dedi. Puigdemont, bağımsızlık mücadelesini canlandırmayı amaçladığını vurguladı.

    PARTİSİNDEN ‘PUIGDEMONT’LA YÜRÜYÜŞ’ ÇAĞRISI YAPILDI AMA…

    Katalan lider, konuşmasını bitirdikten sonra sahne arkasına geçti. Bu sırada polis ve medya kendisine ulaşamazken, hoparlörden yapılan duyuruda da “Puigdemont’la birlikte Katalan parlamentosuna yürüme” çağrısında bulunuldu.

    ‘POLİS ARABASIYLA GİTTİ’

    Fakat Reuters’a konuşan bir Katalan hükümeti kaynağına göre, partisi Junts’un ve daha ılımlı olmakla birlikte yine bağımsızlık yanlısı Esquerra Republicana de Catalunya’nın (ERC) üst düzey yetkilileri Katalan parlamentosuna doğru yürümeye başlarken, Puigdemont’un kendisi “bölgesel bir polis yetkilisinin beyaz arabasına binerek ortadan kayboldu.”

    OPERASYON SONUÇSUZ KALDI

    Bundan kısa süre sonra, devlet televizyonu TV3, hakkında devam eden tutuklama kararına dayanarak Katalan polisi tarafından Puigdemont’u tutuklamak için operasyon başlatıldığını duyurdu. Fakat Puigdemont bulunamadı. Bölge polisi Mossos d’Esquadra’nın sözcüsü, Katalan liderin nerede olduğuna dair soruşturma kapsamında bir üyelerinin gözaltına alındığını açıkladı.

    FRANSA SINIRINDA BARİKAT KURULDU

    Puigdemont’u arama operasyonu sırasında, bir grup destekçisi ile polis arasında arbede de çıktı. Görgü tanıkları, bağımsızlık yanlısı liderin arandığı sırada Barselona trafiğinde ciddi bir karmaşa yaşandığını, İspanya-Fransa sınırında da barikatlar kurularak arabaların arandığını anlattı. Kısa süre sonra ise gerekçesi açıklanmadan, arama operasyonunun sonlandırıldığı duyurusu yapıldı.

    PUIGDEMONT’A SADIK OLAN BAZI POLİSLER VAR’ İTİRAFI

    Yaşananlar, gözleri Katalonya polisi Mossos d’Esquadra’ya çevirdi. Reuters’a konuşan bir Yüksek Mahkeme kaynağı Puigdemont hakkındaki tutuklama kararının açık olduğunu söylerken, iki ulusal polis sendikası da Katalan liderin yakalanmamasını eleştirdi. Katalan özerk yönetimi ile bağlantısı bulunan iki kaynak ise “Puigdemont’a sadık olan bazı Mossos üyeleri konusunda sorun yaşandığını” itiraf etti.

    SAĞCI MUHALEFET, SOSYALİT İKTİDARI SUÇLADI

    Puigdemont’un Katalonya’nın merkezi olan Barselona’da “belirip kaybolması”, İspanya’da ana muhalefetteki sağcı Halk Partisi’nin (PP) de tepkisini çekti. PP lideri Alberto Nunez Feijoo, Sosyalist İşçi Partili Başbakan Pedro Sanchez’i suçlayarak yaşananların “katlanılamaz bir utanç” olduğunu sabundu. Feijoo, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İspanya’nın imajına bu şekilde zarar vermek affedilemez” iddiasında bulundu.

    İspanya hükümet sözcüsü ve Puigdemont’un avukatı ise ilgili soruları şu an için yanıtsız bıraktı.

    NE OLMUŞTU?

    İspanya Yüksek Mahkemesi geçen ay, Puigdemont hakkında açılan bir “terörizm” soruşturmasını kapatmış ancak af yasasına getirdiği istisnalarla dönüşünü engellemeye çalışmıştı. Mahkeme, “terörizm” soruşturmasını kapatma sebebini “usul hatası” diye açıklamıştı.

    Söz konusu ‘terörizm’ soruşturması, binlerce eylemcinin Barselona havaalanına erişimi birkaç saat boyunca engellediği kitlesel bir eylemi de içeren Katalan bağımsızlığı yanlısı protestolarda bulunan Demokratik Tsunami adlı gruba ve onun “sokak terörizmi eylemlerini” el altından yönettikleri iddiasıyla 10 Katalan siyasi lidere Temmuz 2021’de açılmıştı.

    Bu kişiler arasında, 2017’deki tek taraflı bağımsızlık girişiminin başını çeken ve sonrasında Belçika’ya giden dönemin bölgesel yönetim başkanı Puigdemont, bağımsızlık yanlısı Katalonya Cumhuriyetçi Solu (Esquerra Republicana de Catalunya/ERC) Genel Sekreteri Marta Rovira ve ERC milletvekili Ruben Wagensberg de vardı.

    Soruşturmanın düşürülmesi sonrası Rovira ve Wagensberg’in İspanya’ya hapse atılma tehlikesi olmadan dönmesinin önü açılmıştı. Ancak tek taraflı bağımsızlık ilanını muğlak bir dille de olsa gerçekleştirip altını imzalamış Puigdemont için geçerli değildi.

    Öte yandan, Başbakan Sanchez’in bağımsızlık ilanının demir yumrukla bastırılması sonucu hapse giren veya sürgüne giden siyasiler için çıkardığı Katalan genel af yasası, 30 Mayıs’ta mecliste kabul edilerek yürürlüğe girmişti. Bununla birlikte Yüksek Mahkeme, 1 Temmuz’da aldığı kararla Puigdemont’u etkileyen suçlamaları adeta cımbızla çekip af dışında bırakmıştı.

    2017’de yurtdışına kaçmak zorunda kalan Puigdemont, İspanyol adalet sistemi tarafından itaatsizlik ve kamu fonlarının kötüye kullanılması dahil bir dizi suçlamayla aranıyordu. (DIŞ HABERLER)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron’dan Korsika’ya tarihi hamle: ‘Devletten kopmadan özerklik’ teklifi

    Macron’dan Korsika’ya tarihi hamle: ‘Devletten kopmadan özerklik’ teklifi


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Korsika Bölgesel Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Fransız Devleti içinde Korsika’nın özerkliğini inşa edecek bir anayasa metni teklifinde bulundu

    REKLAM

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Korsika Adası’nın Ajaccio kentinde özerklik konusunda tarihi bir konuşma yaptı.

    Cumhurbaşkanı, Korsika’nın seçilmiş temsilcilerine “devletten kopmadan” ada için özerklik inşa edecek bir anayasa metni önerdi.

    Tarihi olarak nitelendirilen teklifte Macron, “Devlete karşı özerklik ya da devletsiz özerklik değil, Korsika için ve cumhuriyet içinde özerklik olacak” dedi.

    Fransa lideri, “Başlatmak istediğimiz yeni kurumsal aşama, Korsika’nın Cumhuriyet sınırları içinde kalarak ruhunu ve kimliğini korumasını sağlamalıdır” dedi.

    Korsika’nın seçilmiş temsilcilerine “altı ay içinde onaya sunulacak anayasal bir metin” sözü veren Macron, bu metnin adaya Danıştay ve Anayasa Konseyi’nin kontrolü altında “farklı konularda standartlar belirleme ya da yetki devri yapma imkanı” vereceğini ifade etti.

    Cumhurbaşkanı’nın diğer teklifleri arasında Korsika dilinin daha iyi öğretilmesi çağrısında bulunarak “iki dilliliği teşvik etmek için bir kamu eğitim hizmeti” oluşturulacağını söyledi.

    “Gelecek nesillerin Korsikalı ve Fransız olmanın zenginliğini ve gücünü birleştirebilmesi için gençlerimizin hak ettiği seçim budur. Onlar Fransız oldukları için Korsikalı. Korsikalı oldukları için Fransız. Avrupalı ve Akdenizli, hepsi aynı anda” diyerek Korsikalı seçilmiş temsilcilerin yoğun alkışları arasında sözlerini tamamladı.

    2022’de adada patlak veren şiddet olayları sonrası başlayan müzakerelerin sonucunda gelen benzersiz teklif, hükümet ile yerel siyasi liderler arasında aylardır süren tartışmaların sonunda geldi.

    Bağımsızlık yanlısı aktivist Yvan Colonna’nın, 1998’de Ajaccio’da Korsika valisi Claude Erignac’a düzenlenen suikast nedeniyle ömür boyu hapis cezasını çektiği Arles cezaevinde saldırıya uğrayarak hayatını kaybetmesi, şiddetli gösterilerin fitilini ateşlemişti.

    Milliyetçiler kendi yasama güçlerini talep ediyor

    Korsika Meclisi’ni kontrol eden milliyetçiler, kendi yasama yetkilerini, Korsika’da ikamet statüsünü, Korsika dilinin ortak resmi statüsünü ve Korsika halkı kavramının Anayasa’ya dahil edilmesini talep ediyor.

    Adanın sağ kanadı ise sadece Fransız yasalarının Korsika’nın kendine has özelliklerine “uyarlanmasından” yana olduğunu söylüyor.

    Cumhurbaşkanı ise Fransa’da iki vatandaş kategorisinin reddedilmesinden başlayarak, ikamet statüsünü ve Korsika dili için ortak resmi statüyü dışlayan çok sayıda kırmızı çizgi belirlemişti.

    Cumhurbaşkanı suç ve organize suçlarla mücadeleye ayrılan kaynakların ve sağlık alanında kaydedilen ilerlemenin altını çizerken Ajaccio Hastanesi için ayrılan 171 milyon euronun yanı sıra Korsika için Dönüşüm ve Yatırım Planı kapsamında çevre ve altyapıya yapılan 500 milyon euroluk yatırıma işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’nın Ukrayna’daki ayrılıkçı bölgeleri tanıması ne anlama geliyor?

    Rusya’nın Ukrayna’daki ayrılıkçı bölgeleri tanıması ne anlama geliyor?


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna sınırları içindeki Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanıdı.

    Ukrayna’nın doğusuna 190 bin asker konuşlandıran Moskova yönetimi için ‘tanıma’ adımı ne anlama geliyor, bu noktaya nasıl gelindi, Rusya’yı yeni dönemde neler bekliyor?

    Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki varlığı hangi boyutta?

    Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki Donetsk ve Luhansk, 2014 yılında Ukrayna’dan ayrılarak bağımsızlık ilan etti. Kiev, o dönemden günümüze kadar bölgede yaşanan çatışmalarda yaklaşık 15 bin kişinin öldüğünü söylüyor.

    Çatışmaya taraf olmadığını savunan Rusya’nın bölgeye “gizli askeri ve mali yardım, Covid-19 aşılarının temini ve bölge sakinlerine en az 800 bin Rus pasaportu vermek” şeklinde destek verdiği ifade ediliyor.

    Rusya’nın yeni adımı ne olacak?

    Donbas’ı Ukrayna’nın bir parçası olarak görmediğini söyleyen Rusya’nın “oradaki müttefiklerini Ukrayna’ya karşı korumak argümanıyla ayrılıkçı bölgelere askeri güç göndermesi” gündeme gelebilir.

    Rus parlamento üyesi ve eski Donetsk siyasi lideri Alexander Borodai Reuters’a, “Ayrılıkçılar Ukrayna’daki Donetsk ve Lugansk bölgelerinin kontrolünü ele geçirmek için Rusya’ya yardım edecekler” dedi. Bu durumda Rusya ile Ukrayna arasında açık bir askeri çatışmanın yaşanabileceği belirtiliyor.

    Minsk barış süreci

    Rusya’nın tanıması, şimdiye kadar Moskova dahil tüm taraflarca çözüm için en iyi şans olarak görülen 2014-2015 yıllarındaki Minsk barış anlaşmalarını fiilen ortadan kaldırıyor. Anlaşmalar, iki bölgenin Ukrayna içinde özerk bölgeler olarak kalmasını öngörüyordu.

    Batı, nasıl cevap verecek?

    Başta ABD, Almanya ve Fransa olmak üzere Batılı ülkeler, ‘sert yaptırımlar’ uygulanacağı konusunda Moskova’yı uyardı.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen hafta, tanımanın “Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü daha da baltalayacağını, uluslararası hukukun büyük bir ihlali olacağını” ve buna ABD ve müttefiklerinin “hızlı ve sağlam” bir şekilde cevap vereceğini söyledi.

    Rusya’nın benzer adımları

    Rusya, 2008’de Gürcistan ile kısa bir savaşa giren Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıdı. İki yönetime de büyük bütçe desteği sağlayan Moskova, bölgede yaşayanlara Rus vatandaşlığı verdi ve orada binlerce asker konuşlandırdı.

    Tanıma, Moskova için ne anlama geliyor?

    Uzmanlar, Rusya’nın Gürcistan’ın NATO’ya üye olma isteğini süresiz olarak engellemek ve bu topraklarda askeri varlığını haklı çıkarmak için Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıdığını işaret ederek aynı durumun Ukrayna için geçerli olacağını belirtiyor.

    Moskova’nın Minsk sürecini terk ettiği için yaptırımlarla karşı karşıya kalması bekleniyor. Ayrıca, Ukrayna’daki iç savaşta 8 yıldır büyük yıkıntıya uğrayan ve ciddi ekonomik desteğe ihtiyaç duyan “iki bölgenin sorumluluğu süresiz olarak Rusya’ya ait olacak”.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donetsk ve Lugansk’ın tanınması talebini kabul etti

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donetsk ve Lugansk’ın tanınması talebini kabul etti


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donetsk ve Lugansk’ın resmen tanınması talebini kabul etti.

    Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşünün alındığı toplantı sonrasında Ukrayna ile ilgili Ulus’a Sesleniş konuşması yapan Putin, parlamentonun alt kanadı Duma’nın Donbas’taki ayrılıkçı yönetimlerin tanınmasıyla ilgili çağrısını onayladı.

    Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçıların sözde yönetimlerinin tanınmasına dair kararnameyi imzaladı.

    Kremlin Sarayı’nda basına açık olarak yapılan toplantı, aynı anda Rus devlet kanallarından yayınlandı. Toplantı esnasında Putin, Duma’nın Donbas’taki ayrılıkçıların sözde yönetimlerinin tanınmasıyla ilgili çağrısı konusunda güvenlik konseyi üyelerinin görüşünü aldı. Konsey üyelerinin tamamı sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti’nin tanınmasından yana görüş ifade etti.

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “bir Rus işgali olasılığına karşı Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi’nin yakında toplanacağını” duyurdu.

    Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Putin ile yaptığı bir telefon görüşmesinden sonra, ayrılıkçı bölgelerin bağımsızlığının tanınmasının 2015 Minsk anlaşmalarının “tek taraflı bir kopuşu” olacağını söylemişti.

    Kremlin: Fransa ve Almanya karar konusunda bilgilendirildi

    Öte yandan kararın açıklanmasının hemen öncesinde Kremlin, Putin’in, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a, bu yönetimlerin tanınmasına yönelik kararı imzalayacağı bilgisini verdiği açıkladı.

    Putin’in, Macron ve Scholz ile telefonda görüştüğünü belirten Kremlin, Putin’in Rus liderin mevkidaşlarına Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı ayrılıkçıların sözde yönetimlerinin tanınmasına ilişkin kararname imzalayacağı bilgisini verdiğini açıkladı.

    Macron ve Scholz’un, söz konusu karar nedeniyle hayal kırıklıklarını ifade ettikleri aktarılan açıklamada, iki liderin temaslara devam etmeye hazır olduklarını söyledikleri kaydedildi.

    Konsey ile görüşme sırasında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Donetsk ve Lugansk’taki Rus yanlısı ayrılıkçı sözde yönetimlerin tanınması gerektiğini belirtmiş, “Başka bir yol göremiyorum. Batı’ya 2-3 gün süre verilmesi önerisinin ise bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünüyorum” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hollanda Başbakanı Rutte ordunun Endonezya’da işlediği suçlardan dolayı özür diledi

    Hollanda Başbakanı Rutte ordunun Endonezya’da işlediği suçlardan dolayı özür diledi


    Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Endonezya’nın bağımsızlık savaşı sırasında Hollanda ordusunun “sistemli ve aşırı şiddet uygulamasından” dolayı özür diledi.

    Rutte, Hollanda hükümetinin, Endonezya’nın 1945-1950’deki bağımsızlık savaşı sırasında Hollandalı askerlerin şiddet eylemlerine müsamaha gösterdiğini savunan raporla ilgili basının sorularını yanıtladı.

    Başbakan Rutte, “Bugün Hollanda hükümeti adına, bizim tarafımızdan gelen sistemli ve aşırı şiddet için Endonezya halkına en derin özürlerimi sunuyorum” dedi.

    Daha önceki hükümetlerin bu konuya kayıtsız kalmasından dolayı da özür dilediğini kaydeden Rutte, “Ayrıca, uygun şekilde davranan savaş gazileri de içinde olmak üzere Hollanda’da Endonezya’daki sömürge savaşının sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan herkesten de özür dileriz” dedi.

    Ortak raporda hangi görüşler dile getiriliyor?

    Hollanda Kraliyet Dil, Coğrafya ve Etnoloji Enstitüsü (KITLV), Hollanda Askeri Tarih Enstitüsü (NIMH) ve Savaş, Holokost ve Soykırım Enstitüsü’nün (NIOD) ortak çalışmasında, Hollanda askerlerinin Endonezya’nın 1945-1950’deki bağımsızlık savaşı sırasındaki “sistematik şiddet eylemleri” ele alındı.

    Araştırmanın bulgularına yönelik video konferans yöntemiyle yapılan toplantıda, Hollanda hükümetinin söz konusu şiddet eylemlerine yönelik “sessizliğine” dikkat çekildi.

    Araştırmacılar, Hollandalı askerlerin Endonezyalılara uyguladığı şiddetin yaygın ve kasıtlı olduğunu belirtti.

    Hollanda hükümetinin askeri, idari ve adli makamlarca yeterli soruşturmayı yapmayarak şiddet eylemlerine müsamaha gösterdiği kaydedildi.

    Araştırmacılar, Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesi sırasında görevde olan Hollandalı siyasetçi, bürokrat, askeri personel, adli makamlar ve güvenlik güçlerinin şiddet eylemlerinden haberdar olduğunu ya da olması gerektiğini vurguladı.

    Uzmanlar, Hollandalı askerlerin savaş sırasında sık ve yaygın şekilde şiddete başvurduğu, yargısız infazlarda bulunduğu, öldürme, tecavüz ve işkence eylemleri gerçekleştirdiği ve gayriinsani şartlarda tutuklama yaptığını hatırlattı.

    Ayrıca bağımsızlık savaşının Hollanda’nın “kolonizasyon, ırkçılık ve sömürü amaçlarının sonucu” olduğunu ifade etti. Araştırmacılar, şiddet eylemlerinin dönemin Hollanda hükümetinin bilgisi ve sorumluluğunda olduğunu belirterek sorumluların cezasız kalmasını eleştirdi.

    Hollanda resmi makamlarının ilk tepkisi ne oldu?

    Hollanda İtibar İadesi Komitesi (The Committee of Dutch Debts of Honor (KUKB)) Başkanı Jeffry Pondaag, araştırmayla ilgili yerel medyaya yaptığı açıklamada, bulguların sürpriz olmadığını kaydetti.

    Hollanda’nın kendini açıkça savaşın sorumlusu ilan etmedikçe bu tür bulguların haber niteliği taşımadığını belirten Pondaag, “İki tarafın savaştığı her yerde karşılıklı şiddet ve suçlamalar olur. Fakat burada sadece Hollanda’nın sorumluluğundan bahsediliyor.” ifadelerini kullandı.

    Pondaag, Hollanda’nın 1969 yılında Endonezya’nın 1945-1950 yıllarında bağımsızlık savaşı sırasındaki olaylara ilişkin soruşturma yaptığını ve sonuçlarının kaydedildiğini vurguladı.

    Bağımsızlık tarihi

    Endonezya, Pasifik Savaşı’nın sona ermesinin ardından dönemin siyasi lideri Sukarno ve yardımcısı Muhammed Hatta’nın 1945’te radyodan okudukları bildirgeyle bağımsızlığını ilan etti.

    Hollanda Krallığı, Sukarno’nun bağımsızlık ilanını tanımadığı gibi sömürge yönetimini devam ettirmek amacıyla Cava ve Sumatra adalarına asker çıkardı.

    Krallık askerleri, sivil halka karşı yaptıkları “katliamlarla savaş suçu” işledi.

    Bazı şehirlerde süren çatışmaların ardından Hollanda ile Endonezya arasında başlayan barış görüşmeleri, 27 Aralık 1949’da Hollanda Krallığı’nın yeni devletin bağımsızlığını tanımasıyla sonuçlandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB, medyanın özgürlük ve bağımsızlığını temel alan yasa tasarısında önceliklerini netleştirdi

    AB, medyanın özgürlük ve bağımsızlığını temel alan yasa tasarısında önceliklerini netleştirdi


    Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği (AB) çapında medya pazarının bütünlük ve bağımsızlığının korunması için önümüzdeki yıl sunacakları Medya Özgürlük Yasası’nın önceliklerini netleştirdi.

    Avrupa Haber Medya Forumu’nda konuşan komisyon üyesi Thierry Breton, Covid-19’un basın dünyasına etkileri, tüketici davranışlarındaki değişimler ve medyada çoğulculuk ve bağımsızlık gibi bir dizi sorunun çözümü için önerilerini bu yasa tasarısında sunacaklarını belirtti.

    Covid-19 pandemisinin haber dünyasında dijital medyayı güçlendirirken geleneksel medyayı olumsuz etkilediğini kaydeden Breton, ortaya çıkan bu eşitsiz durumun istihdam, kaliteli iş üretme kapasitesi ve demokrasinin geliştirilmesine de olumsuz yansıyacağına dikkat çekti.

    Tüketici davranışlarındaki bu değişimin dijital medyanın korunması ve gelir kaynaklarının çeşitlendirilip güçlendirilmesi için yeni ihtiyaçları gündeme taşıdığını kaydeden AB yetkilisi, akıllı ödeme duvarları, bağışlar ve tek seferlik ödeme gibi yenilikçi iş modellerini yasa tasarısında değerlendireceklerini bildirdi.

    Medyanın özgürlüğü ve bağımsızlığı vurgusu

    Medyanın çoğulculuğuna ve bağımsızlığına karşı hükümet müdahalelerinden kamu medyasının siyasallaştırılmasına veya medyada sermayenin belli grup ya da kişilerin elinde toplanmasına kadar farklı tehditler içerdiğine dikkat çeken Breton şu ifadeleri kullandı:

    “Medya birleşimi her ne kadar ticari direnci arttırması açısından hoş karşılansa da, özellikle sahiplerin ya da yönetim kurulu üyelerinin birden fazla sektörde aktif olmaları durumunda editoryal bağımsızlık için sorun oluşturabilmektedir. Mesela, bir gazeteci çalıştığı medyanın sahibinin yatırımının olduğu bir konuda nasıl özgür araştırma yapabilir? Gazeteciler tedbirli olmaya davet ediliyor ya da işten çıkarılıyor ise görüşlerin çoğulculuğu nasıl temin edilebilir?”

    Breton yeni yasada AB içinde de hükümet müdahalesinden uzak medya sahipliğinin ön plana alınacağının altını çizdi.

    Medyanın sınır ötesinde de bağımsızlığını korumasının önemine değinen Breton “Avrupa Medya Özgürlük Yasası bilgi dünyamızın daha güvenli olmasına da katkı verecek. Bu Avrupa’nın egemenlik sorunudur: her şey jeopolitik. Bilgi de buna bir istisna değil. Bilgi saldırgan yabancı aktörlerin müdahalesinin tipik bir örneğidir” diyerek bu konuda da adım atılacağını vurguladı.

    Avrupa Komisyonu yeni yasa tasarısı için önümüzdeki günlerde bir kamuoyu görüş alımı başlatarak bağımsızlığın korunması için gerekli koşullar, medya dünyasında iş yaparken karşılaşılan engeller ve demokrasinin hayati rolünü oynayabilmesi için yapılması gerekenlerle ilgili görüşleri değerlendirecek.

    Avrupa Komisyonu bahar aylarında basına daha fazla koruma sağlamak ve basın çalışanlarının işlerini yapabilmelerini güvence altına almak amacıyla bir yasa tasarısı için düğmeye basmıştı.

    “Avrupa basın odası” projesi

    Avrupa Komisyonu ayrıca 16 haber ajansını bir araya getiren yeni bir “Avrupa basın odası” geliştirilmesi için fon aktarılacağını kaydetti. Bu girişimin AB ilişkileriyle ilgili çalışan haber muhabirleri için bir merkez olması bekleniyor.

    Almanya’nın haber ajansı koordinasyonunda kurulması planlanan basın odasında Fransa, İtalya, Romanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, İspanya, Bosna-hersek, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan ve Slovakya’nın haber ajanslarının katılacağı bildiriliyor.

    Konsorsiyum için ocak ayında, basın odası içinse önümüzdeki yaz aylarında çalışmaların başlaması bekleniyor. AB düzeyinde işbirliğini ve AB içindeki farklı dillerde haber teşvikini amaçlayan 1 milyon 760 bin euroluk bir bütçeye sahip.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron, Cezayir savaşında Fransa adına çarpışan Harkilerden özür diledi

    Macron, Cezayir savaşında Fransa adına çarpışan Harkilerden özür diledi


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cezayir’in bağımsızlık savaşında Fransa adına savaşan Müslüman Harkilerden Fransa adına özür diledi ve ülkesinin sorumluluğunu yerine getiremediğine inandığını belirtti.

    1954-1962 yılları arasında süren ve Cezayir’in bağımsızlığı ile sonuçlanan savaşta Fransa adına Cezayir halkına karşı savaşan Harkiler için anma resepsiyonu düzenleyen Macron “Savaşanlara minnetimizi ifade etmek istiyorum. Sizi unutmayacağız. Affınızı diliyorum, sizi unutmayacağız” diye konuştu ve Fransa’nın Harkilere, eşlerine çocuklarına olan görevlerini yerine getiremediğini belirtti.

    Hükümetin bu yılın sonuna kadar Harkilerin tanınmasını ve özrünü kalıcı hale getirecek projeyi tamamlayacaklarını kaydeden Macron “Harkilerin hatırasını bedeninizde taşıyorsunuz. Harkilerin onuru ulusal hafızaya kazınmalıdır” ifadesini kullandı.

    Macron yaraların “gerçeklerin sözcükleri, hafızanın jestleri ve adaletin hareketleriyle” kapatılması çağrısında bulundu.

    Harkiler kimdir?

    Cezayir’in kurtuluş savaşı sırasında Fransa’nın yanında çarpışan Harkilerin bir kısmı ülkenin bağımsızlık kazanmasının ardından Fransa’ya yerleşmiş, Cezayir’de kalanların çoğu ise ya katledilmiş ya da onursuz yaşam koşullarına terk edilmişti.

    Bazı çevreler Harki kelimesini biraz daha geniş anlamda değerlendirerek savaşta bilfiil yer almasa da Fransa’nın Cezayir’deki sömürge yönetiminin devamından yana olanları da kapsadığını ileri sürüyor.

    Fransa Cumhurbaşkanı geçtiğimiz aylarda devlet arşivlerindeki gizli belge statüsüne sahip elli yıldan eski dosyaların kamuya açılmasına izin vermiş, karar ile başta Cezayir Savaşı ile ilgili belgeler olmak üzere tüm gizli statüye sahip dokümanların gün ışığına çıkmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nicola Sturgeon: Covid-19 izin verirse 2023 sonu İskoçya’da bağımsızlık referandumu yapacağız

    Nicola Sturgeon: Covid-19 izin verirse 2023 sonu İskoçya’da bağımsızlık referandumu yapacağız


    İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, Covid-19 krizinin izin vermesi halinde 2023 sonunda bağımsızlık referandumuna gitmeyi planladıklarını söyledi.

    Sturgeon, lideri olduğu İskoç Ulusal Partisinin (SNP) sonbahar konferansının kapanış konuşmasını yaptı.

    Konuşmasında Birleşik Krallık’ı kuzeybatı Avrupa ülkeleriyle kıyaslayan Sturgeon Danimarka, İrlanda, Avusturya, Norveç, Finlandiya ve daha birçok ülkenin Birleşik Krallık’tan daha çok eşitlik, daha az yoksulluk daha yüksek üretkenlik, daha iyi yaşam standartları, daha güçlü kamu finansmanı ve daha iyi emeklilik koşullarına sahip olduklarını belirtti.

    Bağımsızlığın İskoçya’da da işe yarayacağını savunan Sturgeon önlerinde bazı zorluklar olabileceğini kabul ederek, “Soru şu, hangi seçenek? Bağımsız olmak mı, İngiltere hükümeti tarafından yönetilmek mi?” diye sordu.

    İskoçya’nın bir Avrupa Birliği üyesi olarak Birleşik Krallık’tan yedi kat büyük ekonomiye sahip bir pazarda eşit muamele görmek istediğinin alını çizen Sturgeon pandemi hız kestikçe İskoçya’nın geleceğine dair karar zamanının geleceğini belirtti.

    “Çatışma değil iş birliği içinde İskoç halkının demokratik arzularına saygı gösterilmeli”

    Sturgoen mayıs ayında yapılan seçimde İskoçya parlamentosunda bağımsızlık yanlılarının çoğunluğu elde ettiğini hatırlatarak, “İskoç halkına parlamentonun görev süresi sırasında, Covid-19 izin verirse, 2023 sonunda, yasal bir referandum seçeneği sunmak niyetindeyiz” diye konuştu.

    Çatışma değil iş birliği anlayışıyla İskoç halkının demokratik isteklerine saygı istediğini aktaran Sturgeon, 2014’te olduğu gibi İngiltere ve İskoçya’nın bir referandum konusunda anlaşmaya varmasını umduğunu kaydetti ve “Demokrasi galip gelmeli ve gelecektir de” ifadesini kullandı.

    Bağımsızlık yolunda Sturgeon’ın önündeki seçenekler neler?

    Yeni bir bağımsızlık referandumu düzenlemek için İngiliz Parlamentosundan izin almak gerekiyor.

    Ancak 2014’te düzenlenen bağımsızlık referandumunda hayır oyunun galip gelmesi sonrasında her türlü yeni oylama teklifine karşı olduklarını kesin bir dille belirten İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın yeni bir referanduma izin vermesi pek mümkün görünmüyor.

    Sturgeon ise Brexit’in şartları değiştirdiği görüşünde ısrarcı. Bu nedenle bağımsızlık yanlılarının alternatif yollar deneyebileceği değerlendiriliyor.

    Bu seçeneklerden biri, İngiliz Parlamentosundan izin alınmasını zorunlu kılan yasaya karşı mahkemeye gitmek.

    Diğer bir yol ise merkezi hükümete rağmen referanduma gitmek ve olumlu sonuç çıkması halinde tek taraflı bağımsızlık ilan etmek.

    Ancak bunun, Katalonya’da olduğu gibi gerginliğe ve merkezi hükümetin sert tepkisine yol açabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda bu durumun, Katalanlar gibi İskoçların da AB’nin desteğini kaybetmesine neden olabileceği ifade ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’dan 30’uncu Bağımsızlık Günü’nde görkemli askeri geçit töreni

    Ukrayna’dan 30’uncu Bağımsızlık Günü’nde görkemli askeri geçit töreni


    Ukrayna’nın başkenti Kiev bu sene 30’uncusu düzenlenen Bağımsızlık Günü kutlamalarında görkemli bir askeri geçit törenine ev sahipliği yaptı.

    Kutlamalara NATO’ya üye 46 ülkenin temsilcileri ve 14 ülkenin Cumhurbaşkanı katılırken, binlerce kişi Kiev’in ünlü Maidan alanında toplanarak gösterileri izledi. Geçit törenine Ukrayna bayraklarıyla bezenmiş tanklar, askeri araçlar ve binlerce askeri personel katılırken, törenin başında şarkı söyleyen küçük bir kız çocuğunun gösterisi büyük alkış aldı.

    Törene katılan Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski, 2014 yılında Kırım Yarımadası’nı ilhak eden Rusya’ya yaptırım uygulama konusunda Kremlin’e baskının artırılması için NATO’ya üye ülkelerle pazartesi günü bir araya gelmişti.

    Ukrayna Aralık 1991’de dağılan Sovyetler Birliği’nden ayrılan ve bağımsızlığına kavuşan 15 ülkeden bir tanesi. Ukrayna, 70 yıl Sovyetler Birliği çatısı altında siyasi varlığını sürdürmüş ve 24 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni Kaledonya üçüncü ve son defa Fransa’dan ayrılmayı oylayacak

    Yeni Kaledonya üçüncü ve son defa Fransa’dan ayrılmayı oylayacak


    Fransa’nın denizaşırı özerk topraklarından Yeni Kaledonya, 12 Aralık’ta üçüncü ve son defa bağımsızlık referandumuna gidecek.

    2018 ve 2020 yıllarında düzenlenen referandumlarda bağımsızlığa ‘hayır’ diyen Fransa’nın eski sömürgesi, son defa sandık başında kaderini oylayacak.

    Sandıktan bağımsızlık çıkması durumunda iki ülke arasında ilişkilerin düzenlenebilmesi için iki yıllık bir geçiş süreci uygulanmaya başlayacak.

    Bağımsızlık için üç referandum hakkı

    Önemli özerk haklara sahip olan takım adalar ile Fransa arasında 1998’de imzalanan Noumea Anlaşması, eski koloninin 2018’den itibaren üç defa bağımsızlık referandumuna gitmesine hak tanıdı.

    Anlaşmanın şartları gereğince yapılan ilk referandumda bağımsızlığa ‘hayır’ kararı 2018’de yüzde 57 ile 2020’de ise yüzde 53 ile kabul edildi. Bağımsızlık taraftarlarının ikinci oylamada oylarını ciddi şekilde artırması, nihai referandumun sonucunun bağımsızlıkla noktalanması ihtimalini kuvvetlendiriyor.

    1853’te Fransa’nın kolonisi haline gelen Yeni Kaledonya’da bağımsızlık yanlısı yerli Kanaklar ile sömürge yerleşimcilerinin torunları arasında uzun süredir gerginlik yaşanıyor. Sömürge yönetimi sırasında Kanakların gelir kaynaklarından faydalanmasına izin verilmemesi anlaşmazlıkların fitilini ateşleyen en büyük sorun.

    80’li yıllarda tırmanışa geçen iki taraf arasındaki çatışmalar, Ouvea Mağarası’nda Kanakların 15 Fransız jandarmasını iki hafta boyunca alıkoyması ile zirve yapmıştı.

    Fransa’nın düzenlediği operasyonda 19 Kanak militanı ve iki askerin ölümü ile sonuçlanan olayların ardından imzalanan Noumea Anlaşması’nda iki taraf 20 yıl içerisinde adanın kaderinin oylanması konusunda el sıkıştı.

    Yeni Kaledonya, Avustralya’ya yaklaşık bin 200, Fransa’ya ise 20 bin kilometre mesafede bulunuyor.