Etiket: ayrılıkçı

  • Rusya, Venezuela’ya gönderdiği silahlar için güvence verdi: Kolombiya’ya karşı kullanılmayacak

    Rusya, Venezuela’ya gönderdiği silahlar için güvence verdi: Kolombiya’ya karşı kullanılmayacak


    Kolombiya Dışişleri Bakanı Marta Lucia Ramirez, Rusya’nın Venezuela’ya gönderdiği silahların Karakas ve Bogota ortak sınırları arasında faaliyet gösteren ayrılık yanlısı grupların eline geçmemesi konusunda güvence verdiğini söyledi.

    Bogota’da Rusya’nın özel temsilcisi Büyükelçi Nikolay Tavdumadze ile yaptığı görüşmeden sonra basının sorularını yanıtlayan Ramirez, “Rusya Büyükelçisi, Rusya ve Venezuela arasındaki askeri işbirliğinin Kolombiya’ya karşı askeri harekat için kullanılmayacağını söyledi.” ifadesini kullandı.

    Kolombiya’nın, Rusya’dan Venezuella’ya teslim edilen silahlarla ilgili bir “son kullanıcı sertifikası” uygulaması istediğini kaydeden Ramirez, bu sayede teslim edilen silahların başka askeri gruplar tarafından kullanılmayacağına dair kendilerine güvence sağlanacağını ifade etti.

    Kolombiya Savunma Bakanı Diego Molano’nun, Rusya’yı Venezuela ile ortak sınırlarındaki gelişmelere taraf olmakla suçlamasına Moskova tepki göstermişti. Rusya, Kolombiyalı bakanın açıklamasını “sorumsuzluk” olarak değerlendimişti.

    Bogota yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetini, 2016 barış anlaşmasını kabul etmeyen eski FARC militanları ile Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) gerillalarını barındırmakla suçluyor.

    Venezuela ise, Kolombiya’yı ABD desteğiyle Maduro’yu devirme planı yapmak suçlaması yöneltiyor.

    İki ülke arasında 2 bin 200 kilometre uzunluğunda ortak sınır bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukraynalı ayrılıkçılar Rusya’dan Bayraktar SİHA’lara karşı modern silahlar istedi

    Ukraynalı ayrılıkçılar Rusya’dan Bayraktar SİHA’lara karşı modern silahlar istedi


    Ukraynalı ayrılıkçıların lideri Rusya’dan kendilerini Batı’nın desteklediği Kiev güçlerine karşı savunmak için modern silahlar göndermesini istedi. Ayrılıkçılar, öncelikle Ukrayna’nın Türkiye’den satın aldığı insansız hava aracı (SİHA) Bayraktar TB2’ye karşı koymaları gerektiğini belirtti.

    Moskova ile Batı cephesi arasında Ukrayna ile ilgili artan gerilim dolayısıyla çarşamba günü Rusya’nın en büyük siyasi partisi Birleşik Rusya lideri Vladimir Vasilyev’in Kremlin’e Ukrayna’da ayrılıkçıların elindeki bölgenin silahlandırılması çağrısında bulundu.

    Bunun üzerine Ukrayna’daki ayrılıkçılar ile Kremlin yanılısı danışmanlar arasında görüşmeler başladı.

    Efrem Lukatsky/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved.
    Ukrayna’nın bağımsızlık gününde Kiev’de Bayraktar SİHA’sı sergilendiEfrem Lukatsky/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved.

    Kremlin yanlısı Vladimir Solovyov ile online bir görüşme yapan Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki ayrılıkçıların lideri Denis Pushilin’in “Öncelikle Bayraktar’lara karşı koyabilmeliyiz” dediği belirtildi.

    Solovyov’un da Rusya’nın ayrılıkçılara Sovyet döneminden kalma makineli tüfekler ve kalaşnikovlar yerine yeni nesil silahlar temin edebileceğini belirttiği aktarıldı.

    Pushilin Kiev’i cephane ve yakıt depolamak ve saldırıya hazırlanmakla suçluyor.

    Batılı ülkeler ve Kiev ise Moskova’yı sınır ötesine silah ve asker göndererek ayrılıkçıları kışkırtmakla suçluyor. Rusya ise bu iddiaları reddediyor. Ancak Vasilyev’in çağrısının Rusya’nın resmi duruşunda değişikliğin işaretçisi olabileceğine dikkat çekiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bosnalı Sırplar, yasak ve yaptırımlara rağmen Sırp Cumhuriyeti Günü’nü kutladı

    Bosnalı Sırplar, yasak ve yaptırımlara rağmen Sırp Cumhuriyeti Günü’nü kutladı


    Bosnalı Sırplar, Anayasa Mahkemesi’nin yasak kararı ve ABD’nin yaptırımlarına rağmen, Bosna Hersek içerisinde yer alan Sırp Cumhuriyeti Günü’nü halka açık şekilde silahlı polis gücü geçit töreni ile kutladı.

    Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin kurulduğu 9 Ocak tarihinin anayasaya aykırı bulunmasına rağmen ‘Sırp Cumhuriyeti Günü’ olarak kutlanması, ülkedeki Boşnaklar ve diğer etnik gruplar tarafından tepkiyle karşılanıyor.

    Bosnalı Sırplar, 9 Ocak 1992’de ‘Bosna Kasabı’ lakaplı Radovan Karadzic liderliğindeki Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti kurduğunu ilan etmişti.

    Bu tarih aynı zamanda çoğunluğunu Müslüman Boşnakların oluşturduğu yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği 3 buçuk yıl süren Bosna Savaşı’nın başlangıcı oldu.

    Sırp nüfusun yoğun yaşadığı Banja Luka şehrinde düzenlenen geçit törenine öğrenciler, savaş ‘gazileri’, sporcular, terörle mücadele birimleri, jandarma ve atlı süvarilerin de yer aldığı 800’den fazla silahlı polis memuru katıldı.

    Binlerce kişinin katıldığı kutlamalarda Republika Srpska’ya ait kırmızı, mavi ve beyaz renkli bayraklar sallandı. Sırp Cumhuriyeti’ne atfedilen şarkılar söylendi.

    Ayrılıkçı söylemleriyle öne çıkan Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Milorad Dodik, geçit törenini izleyen kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, “Devlet olmadan Sırp halkına özgürlük yok.” ifadesini kullandı.

    Rusya yanlısı bir Sırp milliyetçisi olan Dodik, daha önce defalarca Bosna Hersek devletine ait Silahlı Kuvvetler, vergi idaresi ve adli sistem gibi ortak kurumların yetkilerinin entite kurumlarına devredilmesi ve ayrı Sırp birimleri oluşturulması tehdidinde bulunmuştu.

    Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin eski Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic’in 2015’teki başvurusu üzere RS Günü’nün yasallığını değerlendiren Anayasa Mahkemesi, 9 Ocak’ın RS Günü olarak kutlanmasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiş ve bunun entitede yaşayan Sırp olmayan halklara karşı ayrımcılık olduğunu ifade etmişti.

    Ayrılıkçı söylemleriyle bilinen Sırp lider Dodik ise 2016’da entite sınırları içinde bir referandum yapmış ve referandumda oy kullananların yüzde 99’u 9 Ocak’ın RS Günü olarak kutlanması yönünde oy vermişti.

    Dodik’in son dönemde artan ayrılıkçı söylemleri, Sırp Cumhuriyeti genelinde, Müslüman toplum üyeleri namaz kılarken camilerin yakınında havaya ateş açan, hüküm giyen savaş suçlularını alenen öven ve Müslüman komşularını tehdit eden Sırp milliyetçileri cesaretlendirmiş durumda.

    Dayton Anlaşması

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki en büyük katliamların yaşandığı Bosna Savaşı, Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi. ABD’nin girişimiyle 21 Kasım 1995’te paraf edilen antlaşma, 14 Aralık 1995’te Fransa’da Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman tarafından resmen imzalandı. Antlaşma ile Boşnak, Hırvat ve Sırplar “ülkenin kurucu halkları” kabul edildi.

    Dayton’a göre Bosna Hersek, nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğun olduğu RS entitelerinden oluşan iki bölgeye böldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sırplar, Bosna-Hersek’in askeri, adli ve mali yönetiminden çekilme tehdidinde bulundu

    Sırplar, Bosna-Hersek’in askeri, adli ve mali yönetiminden çekilme tehdidinde bulundu


    Bosna-Hersek’te Sırpların çoğunlukta yaşadığı bölgenin ayrılığını savunan Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik, ülkenin askeri, yüksek yargı ve vergi yönetiminden çekileceklerini söyledi.

    Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı görevinde bulunan Milorad Dodik, “Savunma hukuku, yüksek yargı ve savcılık kurulu ile dolaylı vergi dairesi için onay vermiş olduğumuz anlaşmalardan geri çekileceğiz.” dedi.

    Daha önce verilen kararların iptal edileceğini vurgulayan Dodik, Bosna-Hersek’teki özerk Sırp Cumhuriyeti Meclisi’nin bundan sonraki düzenlemelerde karar sahibi olacağını ifade etti.

    Dodik, bazı hukukçu uzmanların Sırp Cumhuriyeti anayasası taslağı ile bölgenin savunma, yargı ve mali yönetimi için yeni düzenlemeler üzerinde çalıştığını aktardı.

    Dodik, Dayton Anlaşmasını ihlal ettiği gerekçesiyle ABD tarafından daha önce “kara listeye” alınmıştı.

    Atılmak istenen adımların Bosna-Hersek anayasasına aykırı olmadığını iddia eden Dodik, Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğüne saygı gösteremeye devam edeceklerini söyledi.

    Yerel parlamentonun yasal olarak merkezi parlamentonun kararlarını bozamayacağını düşünen hukukçular, Dodik’in son açıklamalarının merkezi yönetimde önemli kararların sürekli engellendiği Bosna-Hersek’te ciddi bir siyasi krize yol açacağına kesin gözüyle bakıyor.

    Bosnalı Sırplar neden bu adımı attı ?

    Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisi Valentin İnzko’nun 23 Temmuz’da “Bonn Yetkilerine” dayanarak çıkardığı “soykırımın inkarının suç sayılmasını öngören” yasa, ülkedeki Sırplar ve ülkenin iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nde (RS) sert tepkilere neden olurken Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Milorad Dodik, RS’in yasaya kurumsal cevap vereceği tehdidinde bulunmuştu.

    Balkanlarda 1992 ila 1995 yılları arasında 100 binin üzerinde insanın ölümüne yol açan, 2 milyon kişinin evlerini terk etmesine neden olan iç savaşın ardından varılan anlaşma sonucu Bosna-Hersek, Sırp Cumhuriyeti ile Boşnak ve Hırvatların çoğunlukta olduğu Federasyonla iki özerk bölgeye ayrılmıştı.

    Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı üç ayrı etnik gruptan belirli rotasyonla seçiliyor.

    Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği nedir?

    Bosna Hersek’te 1992-1995 arasında yaşanan savaşı sonlandıran Dayton Barış Anlaşması ile oluşturulan Yüksek Temsilcilik uluslararası toplum adına Bosna Hersek’te barış anlaşmasının uygulanmasını denetliyor. Yüksek Temsilcilik aynı zamanda ülkede faaliyet gösteren uluslararası kurumların etkinliklerini de koordine ediyor.

    Her yıl Birleşmiş Milletlere (BM) Bosna Hersek’teki gelişmeler ve sorunlarla ilgili rapor da sunan Yüksek Temsilci, “Bonn Yetkileri” olarak bilinen geniş yetkilere sahip. Yüksek Temsilci, Devlet Başkanlığı Konseyinin üyeleri dahil olmak üzere ülkede barışın uygulanmasına engel olan kişileri görevden alabiliyor, ihtiyaç durumunda yasa da çıkartabiliyor.

    Avusturyalı diplomat Valentin Inzko, 2009’dan beri Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi olarak görev yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Balkanlarda kriz sinyali: Sırp lider Dodik, Bosna Hersek’i ‘parçalama’ planını açıkladı

    Balkanlarda kriz sinyali: Sırp lider Dodik, Bosna Hersek’i ‘parçalama’ planını açıkladı


    Bosna Hersek’te iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik’in ayrılıkçı söylemleri son dönemde Balkan ülkesinde endişelere yol açıyor.

    Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Dodik, Bosna Hersek’i “başarısız bir ülke” olarak tanımlıyor ve üç kutuplu siyasi anlaşmazlığın çözülebilmesinin tek yolunun “Bosna Hersek’in ortadan kaldırılmasıyla” mümkün olabileceğini söylüyor.

    Bosna Hersek’in askeri, yüksek yargı ve vergi yönetiminden çekileceklerini belirten Dodik, önümüzdeki aylarda kendi Bosnalı Sırp ordusunu yaratma sözü de verdi.

    Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Müslüman üyesi Şefik Caferoviç, ülkenin “Dayton barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana en tehlikeli krizle” karşı karşıya olduğunu kaydetti.

    “Dünyada bizi durdurabilecek hiçbir otorite yok”

    1990’larda 100 bin kişinin ölümüne neden olan savaş sonrası Bosna fiilen ikiye bölündü ve ülkenin bir yarısı ülkenin etnik Bosnalı Sırplarına verilirken diğer yarısı Müslüman-Hırvat federasyonu yönetimine bırakıldı.

    İki taraf, bir zamanlar zayıf olan ancak yıllar içinde Birleşmiş Milletler tarafından atanan bir yüksek temsilci tarafından kademeli olarak güçlendirilen federal kurumlar tarafından birleşmiş durumda.

    Bosnalı Sırp lider Dodik, ‘140 olan bu kurumlara meydan okuyacağını’ söyledi ve “Dünyada bizi durdurabilecek hiçbir otorite yok” dedi.

    Rusya desteği

    Ayrıntıları ekim ayının başlarında Belgrad’da yaptığı bir görüşmede Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a sunan Dodik’e göre, plan Moskova’nın zımni desteğini alıyor.

    BM’nin Bosna’daki Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt’in tekrarlanan uyarılarına rağmen Dodik, bu hafta başlarında bir meclis oylamasıyla Sırp Cumhuriyeti’nin kendi ilaç düzenleme dairesini oluşturmak için düğmeye bastı.

    Analistler, hareketin büyük olasılıkla ordu, yargı ve vergi sistemi gibi daha güçlü kurumlarla mücadele etmeden önce kışkırtıcı bir hareket olduğunu söylüyor.

    Ülkedeki mevcut krizin kökleri, Schmidt’in selefinin temmuz ayında Srebrenica soykırımının inkarını suç sayan eylemlerinden kaynaklanıyor. BM yüksek temsilcisinin bu hareketi, çoğu hala Srebrenica’nın soykırım anlamına gelmediğini söyleyen ülkedeki Bosnalı Sırplar arasında öfkeye yol açtı. Bosnalı Sırp yetkililer, misilleme olarak, federal kurumları boykot etti.

    Ancak Dodik’in giderek artan “düşmanca” söylemi ve ayrılma yönündeki hareketleri, Bosnalı Sırpları tedirgin etmeye başladı. Muhalefet lideri Mirko Saroviç salı günü yaptığı açıklamada, “Savaş çağrısı yapacak tek taraflı kararlar kesinlikle kabul edilemez,” dedi.

    “Dodik planı, mantıksız, anayasaya aykırı”

    Caferoviç ve diğerlerinin girişimlerine rağmen, uluslararası toplum Dodik’in son hamleleri konusunda büyük ölçüde sessiz kaldı.

    Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Hırvat üyesi Zeljko Komsic, Dodik’in kendi ordusunu kurma sözü vermeye devam etmesi halinde Bosna’yı savunmak için bir “plan”ın zaten mevcut olduğunu kaydetti.

    Siyasi analist Tanja Topiç, Dodik’in saldırgan taktiklerinin büyük olasılıkla kendi düşen popülaritesinden ve partisinin geçen yıl yapılan belediye seçimlerinde gösterdiği kötü performanstan kaynaklandığını söyledi.

    Topic AFP’ye verdiği demeçte, “Bu sefer onu küçümsememeli ve sonuna kadar gitmeye hazır olmadığını düşünmemeliyiz. Planladığı her şey mantıksız, anayasaya aykırı olsa bile.” dedi.

    ABD ve Avrupa’ya müdahale çağrısı

    Bosnalı köşe yazarı Gojko Beriç, ABD ve Avrupa’ya müdahale çağrısında bulundu. Beriç günlük Oslobodjenje gazetesinde, “Bütün analizler, eski Yugoslavya’daki (1990’larda) savaşın başlamadan önce bir noktada durdurulabileceğini gösteriyor. Ama ertesi gün zaten çok geçti.” diye yazdı.

    Balkanlarda 1992 ila 1995 yılları arasında 100 binin üzerinde insanın ölümüne yol açan, 2 milyon kişinin evlerini terk etmesine neden olan iç savaşın ardından varılan anlaşma sonucu Bosna-Hersek, Sırp Cumhuriyeti ile Boşnak ve Hırvatların çoğunlukta olduğu Federasyonla iki özerk bölgeye ayrıldı. Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı üç ayrı etnik gruptan belirli rotasyonla seçiliyor.

    Batı Balkanlarda 5 ülkenin sınırını değiştirecek belge

    Bu yılın başlarında Slovenya Başbakanı Janez Jansa’nın, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel’e gönderdiği iddia edilen belgede Batı Balkanlarda 5 ülkenin sınırlarını değiştirilmesi ifadesi yer alıyordu.

    Reutres’ın gördüğü belgede, Bosna Hersek’in parçalanması, Bosna Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Sırbistan’a bağlanması, Hırvatların yoğunlukta olduğu kantonların Hırvatistan’a bağlanması ve Kosova’nın Arnavutluk ile birleşmesi maddeleri olduğu kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İspanya’da hükümetin ‘tutuklu Katalan siyasilere af girişimine’ karşı eylem

    İspanya’da hükümetin ‘tutuklu Katalan siyasilere af girişimine’ karşı eylem


    İspanya’da hükümetinin, ayrılıkçı girişimleri nedeniyle hüküm giyen Katalan siyasetçileri affetmek için başlattığı girişim Madrid’de protesto edildi.

    “Union 78 Sivil Platformu” adlı sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla başkent Madrid’deki Colon Meydanı’nda düzenlenen gösteriye ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi (PP) ile muhalefetteki diğer partilerden aşırı sağ görüşlü Vox ve liberal sağ görüşlü Vatandaşlar (C’s) partisinin sempatizanları katıldı.

    Polis, sıcak havaya ve salgına rağmen düzenlenen gösteriyle katılımın 125 binin üzerinde olduğunu açıkladı.

    Eylemciler Başbakan Pedro Sanchez’i, “demokrasiyi saptırma, ülkeye ihanet etme ve Katalan darbesine boyun eğmekle” suçladı. Tutuklu Katalan siyasetçilerin olası affının “anayasanın çiğnenmesi ve bunun İspanyol demokrasisine bir saldırı anlamına geleceği” iddia edildi.

    İspanyol bayrakları ile gösteriye katılan eylemciler, “Katalonya İspanya’dır”, “Sanchez artık git”, “Sanchez istifa”, “Yaşasın İspanya” sloganları attı.

    Bazı göstericiler, İspanya Kralı 6. Felipe’ye, hükümetin af kararı alması halinde bunu imzalamaması çağrısı yaparken, benzer bir açıklama PP’nin yöneticilerinden Madrid Özerk Hükümet Başkanı İsabel Diaz Ayuso’dan da geldi.

    Ayuso, “Bu hükümet, İspanya’nın bir kısmını tek taraflı ve yasa dışı olarak parçalamak niyetinde. Bu zamana kadar Katalonya’da basit bir müfettiş gibi hareket eden Başbakan, şimdi suç ortağına dönüştü. Bu dakikadan itibaren İspanya Kralı ne yapacak? Bu affı imzalayacak mı? Onu suç ortağı mı yapacaklar?” diye konuştu.

    Hükümet, tutuklu Katalan siyasetçilere affa hazırlanıyor

    İspanyol meclisinde, muhalefetteki sağ görüşlü partilerin yanı sıra Yargıtay da “adalet, eşitlik ve kamu yararına aykırı” olduğu gerekçesiyle tutuklu Katalan siyasetçilerin olası affına karşı çıktığını açıklamıştı.

    Tepkilere rağmen yaz sonuna kadar tutuklu Katalan siyasetçilere af çıkarması öngörülen sol koalisyon hükümeti, Katalonya’da kurulan yeni yerel hükümet ile diyalog masasını kurmakta kararlı gözüküyor.

    Başbakan Sanchez, “Ceza için bir zaman var ise uzlaşma için de bir zaman vardır. İntikam veya öç almaya kapılmadan geleceğe bakmak gerekiyor. Anayasal değerler içinde öç yoktur.” diyerek af girişimini savunmuştu.

    Af konusuyla ilgili son kararı, merkezi hükümette Adalet Bakanlığının kararı sonrasında Bakanlar Kurulu verecek.

    Katalonya’daki süreç

    Katalonya’da bağımsızlık yanlısı siyasi girişimler, 2012’de başlamış ve dönemin Katalonya özerk hükümet başkanı Artur Mas’ın öncülüğünde 9 Kasım 2014’te yasa dışı ilk bağımsızlık yanlısı halk oylaması yapılmıştı.

    Ardından 12 Ocak 2016-28 Ekim 2017’de Katalonya Özerk Hükümet Başkanı olarak görev yapan, halihazırda Avrupa parlamenteri olan ve İspanya’da hakkında yakalama ve tutuklama emri bulunan Carles Puigdemont’un liderliğinde 1 Ekim 2017’de, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen yasa dışı bağımsızlık referandumu gerçekleşmişti.

    Katalonya özerk yönetim parlamentosu da 27 Ekim 2017’de “açıklanması ertelenen, tek taraflı bağımsızlık deklarasyonunu” kabul etmiş ve aynı gün İspanya Senatosunda alınan ve Anayasa’nın 155. maddesinin uygulandığı kararla Katalonya’nın özerk hakları geçici olarak merkezi hükümete devredilmişti.

    Bu gelişmelerin ardından İspanya mahkemelerinden kaçan Puigdemont ve 6 eski Katalan siyasetçi ülkeyi terk ederken, Yüksek Mahkemede tutuklu yargılanan eski Katalonya özerk yönetim hükümetinden 12 siyasetçi, devlete karşı ayaklanma, kamu parasını kötüye kullanma ve devletin kurumlarına itaatsizlik suçlarından Ekim 2019’da açıklanan kararla 9 ila 13 yıl hapis cezası almıştı.

    Katalonya özerk yönetimi, tutuklu Katalan siyasetçilere ocak ayında yarı serbestlik hakkı tanısa da daha sonra Katalan mahkemesinin itirazlarıyla bu hak iptal edilmişti.