Etiket: Avrupa siyaseti

  • Charles Michel: Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar yeni üyeler almaya hazır olmalı

    Charles Michel: Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar yeni üyeler almaya hazır olmalı


    Avrupa Konseyi başkanı Belçikalı Charles Michel hem AB’ye üye olmak isteyen aday ülkelere hem de AB’ye seslendi. Üyelere “Aranızdaki sorunları çözün ve reformlarınızı tamamlayın” diyen Michel, AB’ye de genişleme için hazırlanma çağrısı yaptı

    Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, birliğin 2030 yılına kadar yeni üyeler kabul etmeye hazır olması gerektiğini söyledi.

    REKLAM

    Michel , pazartesi günü Slovenya’nın göl beldesi Bled’de düzenlenen bir forumda, Avrupa Birliği’nin 2030 yılına kadar yeni üye ülkeleri kabul etmeye hazır olması gerektiğini söyledi.

    Michel konuşmasında “2030 yılına kadar genişlemeye hazır olmamız gerektiğine inanıyorum. Bu iddialı ama gerekli. Bizim bu konuda ciddi olduğumuzu gösterecek.” dedi.

    Balkan ülkeleri en yakın potansiyel adaylar

    Altı Batı Balkan ülkesi Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan birliğe katılım sürecinde farklı aşamalarda bulunuyor.

    Geçen yıl Moldova ve Ukrayna’ya aday statüsü verildi. Gürcistan da bu statüyü almayı bekliyor.

    Michel, birliğe katılmak için gelecekteki üye devletlerin bağımsız yargıyı güvence altına alacak, organize suç ve yolsuzlukla mücadele edecek ve dış politikalarını AB üye ülkeleriyle uyumlu hale getirecek reformlar uygulaması gerektiğini sözlerine ekledi.

    Aranızdaki anlaşmazlıkları AB’ye yansıtmayın

    Michel aynı zamanda tüm adaylara Avrupa Birliği’ne katılmadan önce ikili anlaşmazlıklarını çözme çağırısında bulundu:

    “Bir sonraki Avrupa Konseyi toplantısında genişleme konusu tartışılmak üzere gündeme alınacak. Geçmişteki çatışmaların AB’ye yansımadığından emin olmalısınız. Birliğimizin özü budur.”

    Michel, Avrupa Komisyonu’nun ekim ayında beklenen genişleme paketinin, gelecekteki üyelerin resmi olarak bloğa üye olmadan önce bazı AB kurum ve politikalarına tam katılımın faydalarını hissetmelerini sağlayacak adımlar atılmaya başlanabileceğini söyledi.

    Michel, AB’nin kendisinin de genişlemeye hazır olması için bazı reformları hayata geçirmesi gerektiğini kaydederek sorumluluğun her iki tarafa da ait olduğuna işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB genişleme sürecine nasıl bakıyor, Kosovalılar için Schengen vize rejimi ne zaman kalkacak?

    AB genişleme sürecine nasıl bakıyor, Kosovalılar için Schengen vize rejimi ne zaman kalkacak?


    Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi, 6 Aralık’ta Tiran’da yapılacak yıllık AB-Batı Balkanlar zirvesi öncesinde, Komisyon tarafından yeniden canlandırıldığına inandığı genişleme süreci hakkında euronews’e konuştu.

    Varhelyi’ye göre Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı AB’nin Batı Balkanlar’a genişleme ihtiyacını “güçlendirdi” ve uzun vadede “barış, güvenlik ve refah tesis etmenin bir yolunu” oluşturdu. 

    İşte Varhelyi’nin Batı Balkanlar’daki genişleme süreci ve aşılması gereken engeller konusunda düşünceleri:

    “Hepimiz aynı zorluklarla karşı karşıyayız: Enerji, göç…”

     “Eğer bu savaşın olumlu bir sonucu varsa, o da Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemesi ihtiyacının çok net bir şekilde ortaya çıkması. Rusya’nın Ukrayna’da yürüttüğü savaştan en çok etkilenen üç ülkenin, barış, güvenlik ve refah için tek araç, tek olasılık ve tek uzun vadeli garanti olarak gördüğü üyelik için derhal başvuruda bulunmaya karar verdiğini gördük. Dolayısıyla Avrupa Birliği’nin uzun vadede barış, güvenlik ve refahı tesis etmek istiyorsa genişlemeye devam etmesi gerektiği artık son derece açık; zira Birliği çevreleyen bölge, Birliğin bir parçası olmazsa, bu bölgedeki kırılganlıkların daha da kötüleşeceği şüphe götürmez. Bu nedenle, bu savaşın bize, Avrupa Birliği’ne Batı Balkanları entegre etmenin çıkarımıza olduğunu gösterdiğini düşünüyorum”.

    Rusya’ya yaptırımlar ve ‘Sırbistan çıkmazı’

    “Sırbistan’ın yaptırımlara katılmama hakkı olduğunu düşünmüyorum. Gördüğümüz kadarıyla Sırbistan, Batı Balkanlar’daki diğer aktörlere kıyasla özel bir durumda. Unutmayalım ki Sırbistan’ın bir arada yaşama yöntemleri konusunda bir anlaşmaya varmak için Belgrad-Priştine Diyaloğu çerçevesinde müzakereleri tamamlaması gerekiyor. 

    İşte bu yüzden Sırbistan’ın kırılganlıkları Rusya’ya olan maruziyeti açısından çok daha büyüktür. Sırbistan’ın müttefikimiz olduğunu unutmamalı ve ona bir müttefik olarak davranmalıyız. 

    Sırbistan da bizim gibi BM Genel Kurulu’ndaki tüm oylamalarda söz alarak Rusya’yı Ukrayna’daki tüm eylemlerinden dolayı kınadı. Benim için bu çok güçlü bir siyasi mesaj. 

    Yaptırımlar konusunda, evet, kademeli ve aşamalı bir uyum görmemiz gerekli. Ancak bunun da gerçekleşeceği konusunda umutluyum. Ancak öncelikle Sırbistan’a uzun vadede nasıl güvenlik ve istikrar garantisi sağlayabileceğimizi görmeliyiz”.

    Kosovalılar için Schengen vizesi ne zaman kalkacak?

    “Bunun bu yılın sonuna kadar gerçekleşeceği konusunda oldukça umutluyuz. Konsey’deki çalışmaların çok ileri düzeyde olduğunu biliyoruz ve Çek Dönem Başkanlığının bunu gerçekleştirmenin bir yolunu bulduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bir karar çıkmasını bekliyoruz. Umarım bir son dakika sürprizi olmaz ve nihayet bu işlem kolaylığını, bölgede henüz bundan faydalanmayan son ülke olan Kosova’ya da sunabiliriz”.

    “Bosna Hersek konusunda yıl sonuna kadar önemli ilerlemeler kaydedilebilir”

    Hem Federasyon hem eyalet hem de Sırp Cumhuriyeti’nde net çoğunluğun yakalandığı son seçimler ile Konsey’e Bosna Hersek’e AB adaylık statüsü verilmesi için yaptığımız teklif bana işlerin değişmeye başladığını gösterdi. Ve görünüşe bakılırsa -ki bunu bize sadece Bosnalı yetkililer söyleyebilir- yıl sonuna kadar daha fazla ilerleme kaydedilmesini bekleyebiliriz. Her şey yolunda giderse, yeni kurumların hızla yeniden işlemeye başladığını göreceğiz. Bunun çok iyi bir haber olduğunu düşünüyorum ve bu bağlamda Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın da katkısını takdir etmek gerekir”.

    Kuzey Makedonya ve Bulgaristan vetosu

    “Kopenhag kriterlerinin siyasi şartlar kısmında, diğer hususların yanı sıra, azınlıklara mensup kişilerin haklarına saygı gösterilmesi gerektiği çok açık şekilde belirtiliyor. Kuzey Makedonya ve Bulgaristan’da bu durum bir süredir sorun oluşturuyor. Kopenhag kriterlerinin diğer bir siyasi şartı ise iyi komşuluk ilişkilerine sahip olmak. Ayrıca genişlemenin tüm üye devletlerin oybirliğini gerektirdiğini unutmayın. 

    Çünkü bu bir dış politika, iyi ilişkiler kurma veya kalkınmada işbirliği meselesi değil. Daha temel bir mesele. Bu, yeni üyeleri kendi yapımızda ağırlamakla ilgili. Bu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin iç politikasıyla da ilgili ve bu nedenle bu konuların her zaman çok ciddiye alınması gerekli. 

    Fransa Dönem Başkanlığı ile birlikte, bu iki ülke gibi bizim de bu meseleyi ele alabileceğimiz ve tüm zorlukların üstesinden gelebileceğimiz siyasi ve hukuki bir çerçeveyi masaya koyabildiğimiz için çok mutluyum.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Romano Prodi: Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’de olmasını kabul edemeyiz

    Romano Prodi: Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’de olmasını kabul edemeyiz


    Romano Prodi ortak para birimi euro’nun atalarından biri olarak kabul ediliyor ve Avrupa Birliği’nin genişlemesinin en sıkı savunucularından.

    Avrupa Komisyonu başkanlığı ve iki defa İtalya başbakanlığı yapan Prodi euronews’e verdiği mülakatta AB liderlerinin Brexit’ten Covid 19’a yeni jeopolitik ve sağlık sorunlarıyla cesaretle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. AB’de oy birliği şartını eleştiren Prodi, dış politika eksikliğine vurgu yaparak ” Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’nin elinde olmasını kabul edemeyiz.” dedi.

    Alberto de Filippis, euronews: Profesör geçmişte Avrupa Birliği’ne liderlik ettiniz ve Avrupa projesini her zaman desteklediniz. Şu an muhalif bir tutumunuz var. Topluluk kararlarında oy birliği şartını eleştirerek hiç bir demokratik sistemin bu şekilde çalışamayacağını savunuyorsunuz. Yeni Avrupa Birliği eskisi gibi çalışmıyor mu?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Oy birliğini hep bir utanç kaynağı olarak gördüm ve sözlerinize katılıyorum. Bu metotla yönetemezsiniz. Artık dış politikamızın olmamasını kaldıramayız. Libya’nın kontrolünün Rusya ve Türkiye’nin elinde olmasını kabul edemeyiz. Irak’taki savaş gibi konularda oy birliğine ihtiyacımız olduğu için nasıl bir karar alınacağını bilememek gibi bir durum olamaz. Bazı Avrupa ülkelerin bu durumun farkında olduğuna inanıyorum. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya yeni bir grup oluşturup sonunda Avrupa politikasında bazı şeyleri harekete geçirmesi gerekiyor.

    Alberto de Filippis, euronews: Ukrayna dosyasını, Belarus sınırındaki sorunları, Rusya’dan doğal gaz tedariğini düşündüğümüzde Avrupa genelde kağıttan kaplan olmakla eleştiriliyor. Sizce ABD ve Çin gibi rakiplere karşı performansımız nasıl?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Bir tarafta Atlantik İttifakı var ki bu en başından beri Avrupa ülkelerini bir arada tutan bir etken. Diğer taraftan da bir sadakat var ki bence bu gerekli, faydalı ama pasif bir etken.

    Avrupa politikalarının Avrupa’da belirlenmediğini söylememiz gerekiyor. Başka yerlerde başkaları tarafından belirleniyor. Avrupa’nın kendi ordusuna ihtiyacı var, NATO için bile. Afganistan’dan çekilirken bize haber verilmemesinden şikayet ediyoruz. Müttefike haber verilmeyen bir ittifak olamaz.

    Alberto de Filippis, euronews: Birlik tarihi boyunca bir çok krizden geçti. Fakat Brüksel ile Polonya ve Macaristan gibi ülkeler arasındaki çekişmelerin zarar verme potansiyeli daha büyük gibi görünüyor. Bu işin sonu sizce nereye varacak?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Burada Birliğin temel değerlerin üzerinden yürüyen bir çatışma var ama Polonya ve Macaristan’ın hata yaptıklarını anlayacağına eminim. Burada ilerlemeci bir bilinç söz konusu. Demokrasi sabır gerektirir. Ben bu ülkelerdeki durumun değiştiğini gözlemliyorum o nedenle iyimserim.

    Alberto de Filippis, euronews: Brexit sonrası Avrupa’daki roller bir anlamda yeniden dizayn edildi. Örneğin İtalya ve Fransa arasındaki yeni anlaşma. Yeni düzende Almanya ve Fransa’nın lokomotif konumu değişiyor mu?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Kesinlikle hayır. Avrupa Fransa ve Almanya gibi iki pistonu olmadan hiç bir yere gidemez. Fakat İtalya, Almanya Fransa ve İspanya ile birlikte bu motorun çalışması için hayati öneme sahip parçalarından biri.

    Alberto de Filippis, euronews: Biraz da paradan bahsedelim. İyileşme Fonu’ndan faydalanmak için reform şartı bulunuyor. Verilecek paranın bu reformlara bağlanması teoride kalmayarak somut şartlarla sunulacak. Ne düşünüyorsunuz?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Bence tek çıkış yolu reformlar yapmak. Bundan eminim. Ekonomi konusunda ileri doğru bir adım atıldı ama politika konusunda bu henüz yapılmadı.

    Çok açık bir mesaj var; ilerlemek için herkes üstüne düşeni yapmalı. Reformlar dışında bir çıkış yolu yok. Geçmişte bu reformlar bir zorlamayla değil birlik içerisinde uyumlu bir şekilde yapılmıştı. Ama artık Avrupa Birliği’nin reformların hayata geçip geçmediğini kontrol etmek için belli bir sertlik kullanması gerektiğini düşünüyorum.

    Alberto de Filippis, euronews: Euro para biriminin 20’nci yıld önümü yaklaşıyor. Hızlı bir değerlendirme yapabilir misiniz? 20 yıl önce daha iyi ya da daha farklı ne yapılabilirdi?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Çok iyi bir başlangıç yaptı. Fakat sonrasında krizler ve karar alıcıların hataları yüzünden işler kötüye gitti ve Euro eski imajını kaybetti.

    Euro’nun hala çok gerekli olduğuna inanıyorum. Şu anda dolara eş değer olmasa da dünyanın en önemli para birimlerinden birisi. Evet dolar kadar güçlü değil ama göz ardı edilemeyecek bir para birimi

    Alberto de Filippis, euronews: İtalya’da cumhurbaşkanlığı yarışı yakında başlayacak. Herkes Sayın Draghi’nin başbakan olarak ekonominin dümeninde kalmasını istiyor ama aynı zamanda cumhurbaşkanı da olmasını istiyor. Sizce bu nasıl olacak?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Hiç bir fikrim yok çünkü Draghi’nin planının ne olduğunu bilmiyorum. Karar sağ duyulu bir şekilde, huzurlu bir ülkede siyasi çatışma olmadan alınmalı.

    Tabi sonuçta bunun Draghi için kişisel bir tercih olacağını da unutmamak lazım.

    İlk sorulacak soru niyetiniz ne olmalı? Bir çok kişi halihazırdaki cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın görev başında kalacağını düşünüyor. Mattarella ise dönem sonunda görevi bırakacağını açıkladı. Draghi de kararını yakında verecektir.

    Alberto de Filippis, euronews: Bir anlamda Avrupa’ya olan sevginizin ilanı olan bir kitap yazdınız. En çok gurur duyduğunuz şeyleri ve nedenlerini paylaşabilir misiniz?

    Romano Prodi, Eski İtalya Başbakanı ve Eski Avrupa Komisyonu Başkanı: Kitabıma elbette memleketim olan Bologna’dan başladım. Ortaçağdan beri tüm Avrupa’dan öğrencileri çeken bir şehir.

    Avrupa çok zorlu dönemlerden geçti savaşlar, iki dünya savaşı arasındaki gerilimler. Bunun sonucunda büyük devlet adamları bunun değişmesi gerektiğini anladı. Ventotene Manifestosunu yazdılar ve macera başladı. Bunlar çok duygusal anlardı. Tabi eğlenceli zamanlarda oldu, dünya kupasında Zidane’ın Materazzi’ye attığı kafa gibi.

    Tabi Erasmus programının başlatılması, euro da çok önemliydi. Avrupa’nın tarihi karmaşayla doludur ama aynı zaman heyecan vericidir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Juncker: Merkel’in en büyük başarısı göçmen krizindeki rolüydü

    Juncker: Merkel’in en büyük başarısı göçmen krizindeki rolüydü


    Almanya başbakanlığını bırakmaya hazırlanan Angela Merkel, AB liderleri arasında kuşkusuz en uzun süre görevde kalan kişi. Göçmen krizi, euro krizi ve Covid-19 salgını sırasında birliğe yön verilmesine destek oldu. Peki onun Avrupa’ya bıraktığı gerçek miras ne?

    Bunu bir başka emektar Avrupalı lidere, Eski AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’ sorduk

    Euronews – Efi Koutsokosta: Birlikte çalıştığınız yıllardan bazı unutamadığınız anılarınızı bizimle paylaşır mısınız ?

    Jean Claude Juncker: Çok şakacı biridir. Her ne kadar Almanya’da mütevazı, ciddi biri olarak bilinse de sürekli meslektaşlarının taklidini yapardı. Benim bile. Ama tabi bunu hiçbir zaman ben oradayken yapmadı. Fakat Sarkozy’yi, Trump’ı çok harika bir şekilde taklit ederdi. Tam bir sanatçı gibi yapardı bunu

    Koutsokosta: Peki tüm bu krizler sırasında görüş ayrılığına düştüğünüz, çatıştığınız anlar oldu mu ?

    Juncker: Evet çatıştığım oldu. Özellikle Yunanistan konusunda büyük uyuşmazlıklar yaşadık. Çünkü Almanlar, kendi partisi ve Alman medyası Yunan halkının onuruna saygı göstermiyordu. Bense ona Yunanistan’ın kafasındaki ülke imajından farklı olduğunu söylüyordum.

    Koutsokosta: Peki ikna ettiğinizi söyleyebilir misiniz ?

    Juncker: Hayır ama çalıştım. Bunu ancak diğer politikacılarla, özellikle Fransız Cumhurbaşkanı Françoi Hollande ve kendi maliye bakanı aynı zamanda iyi bir arkadaşım olan Schauble ile başarabildim.

    Schauble çok Avrupa yanlısı biri olsa da Yunanistan’ı geçici bir süre Euro Bölgesi dışına almak istedi. Bense şiddetle karşı çıktım. Merkel de istemiyordu ama bu fikrin faydalı bir öneri olduğunu da inkar etmiyordu.

    Son tahlilde her zaman mantıklı bir perspektif içinde düşündüğü için bunun ardından İtalya ve diğer ülkelerle ilgili tehlikeli sulara girilebileceğine karar verdi.

    Koutsokosta: Yani onun pragmatik bir politikacı olarak kabul edildiğini belirtiyorsunuz. Peki sizin için neydi ? Sizce onun en başarılı ve en başarısız icraatleri nelerdi ?

    Juncker: Bence en büyük hatası Yunanistan krizi sırasında gösterdiği isteksizlikti. Çekinceleri ve isteksizliği nedeniyle vakit kaybediyorduk. Yunanistan’a daha erken yardım edilebilirdi.

    Koutsokosta: Yunanistan’ı bir kenara bırakırsak en büyük başarısı neydi? Avrupa’ya bıraktığı en büyük mirası ne olacak?

    Juncker: Bana göre en büyük başarısı 2015 yılı ağustos eylül aylarındaki mülteci krizinde oynadığı roldü. Tyrol ve Bavaria arasındaki Almanya sınırını kapatmaya şiddetle karşı çıktı. O dönem sık sık telefonda konuşup durumu değerlendiriyorduk ve bu krize de geniş bir açıdan balıyordu. Bana sık sık “Sınırlarımızı kapatırsak, asker ve polis yığarak insanları geri çevirirsek Almanya’nın ve Avrupa Birliği’nin dış dünyadak imajı nasıl olur?” diyordu.

    Bir çoğu Suriye’den Afganistan’dan ve diğer ülkelerden gelen çaresiz insanlardı. Bunu Almanya’daki genel olumsuz kamuoyu görüşüne ve partisindeki itirazlara rağmen yaptı. Gerçek bir lider bazen kendi grubuna da hayır diyebilen kişidir.

    Koutsokosta: Yani bu noktada tam bir liderdi

    Juncker: Evet bir liderdi. Merkel’in Avrupa’ya mirası nedir ? Onun mirası Almanya’yı Avrupa’yla bütünleştirmesidir. Alman halkına Avrupa’nın Almanya’nın varoluş nedeninin bir parçası olduğunu kabul ettirdi. Bu onun en büyük mirasıdır. Çünkü ondan sonra gelen hiçbir başbakan Avrupa karşıtı olamayacak.

    Koutsokosta: Peki geleceğe bakalım. Merkel’den sonra Almanya Avrupa’daki öncü pozisyonunu koruyabilecek mi ?

    Juncker: Avrupa’da Almanya’nın öncülüğü diye bir şey yok. Bu Almanlar’ın ürettiği ve Yunanistan’la diğer ülkelerin kabullendiği bir görüş. Fakat Avrupa Birliği hiç bir zaman Almanya’nın liderlik ettiği bir blok olmadı. Bu doğru değil. Elbette Almanya önemli bir rol oynadı. Çünkü en kalabalık ülke, en büyük ekonomi, en fazla komşuya sahip ülke. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine çok yakın.

    Yani başbakan kim olursa olsun Almanya’nın oynaması gereken önemli bir rolü var. Ama Merkel bunu çok dikkatli, erdemli ve zeki bir şekilde oynadı. Çünkü büyük, küçük tüm ülkeleri dikkatle inliyordu.

    Ben Luksemburg başbakanıyken hiçbir zaman bana tepeden bakan bir tavır içerisinde olduğunu hissetmedim. Bana Amerika Birleşik Devletleri Başkanı kadar önemliymişim hissi veriyordu.

    Koutsokosta: Son olarak, önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın küresel dünyada görünümünün nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

    Juncker: Küresel dengeler değişiyor ama Avrupa Birliği yeterince değişemiyor. Gelecekteki yani 2030’lardaki 2040’lardaki yeni dünyaya adapte olamıyoruz.

    Avrupa Birliği’nin ve ortak para birimimiz Euro’nun uluslararası rolünün artması gerektiğini düşünüyorum. Mahçup davranmamalıyız ama elbette dünyaya ders vermeye de çalışmamalıyız. Bu Avrupalıların Afrika’da ve Asya’da düştükleri çok büyük bir hata. Onlara neyi nasıl yapmaları gerektiğini söylüyoruz. Bundan hoşlanmıyorlar.

    Başkalarına ders vermek Avrupa’nın görevi değil ama örnek teşkil ederek öncülük etmeliyiz.

    Koutsokosta: Dümene geçecek karizmatik liderlerimiz var mı ?

    Juncker: Bunu zaman gösterecek

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi’nin eski Genel Sekreteri Tusk, Polonya’da muhalefet parti lideri oldu

    Avrupa Konseyi’nin eski Genel Sekreteri Tusk, Polonya’da muhalefet parti lideri oldu


    Avrupa Konseyi’nin eski Genel Sekreteri Donald Tusk, Polonya’da muhalefetteki “Sivil Platform”un (PO) lideri seçildi.

    Parti Sözcüsü Jan Grabiec, parti yönetim kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, başkanlık görevinden istifa eden Borys Budka’nın yerine Tusk’un getirildiğini duyurdu. Borys Budka, “PO Başkanlık görevini Tusk üstlendi.” dedi.

    PO kurucularından 64 yaşındaki Tusk, 2007 ile 2014 yılları arasında ülkede başbakanlık görevinde bulunmuştu.

    Tusk, parti delegelerine hitaben yaptığı konuşmada, ülkeyi tehlikeli bir konuma ittiği suçlamasında bulunduğu iktidardaki muhafazakar milliyetçi partiyi “şeytan“ olarak niteledi ve “Artık yüzde yüz siyasete geri döndüm, şeytanla mücadele edeceğim.” dedi.

    Parti liderliği için resmi seçim daha ileri bir tarihte yapılacak. Tusk, bu görev dışında Avrupa Parlamentosu’ndaki Avrupa Halk Partisi (PPE) liderliğini de yürütüyor. Tusk, 2014 ile 2019 yılları arasında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri olarak görev yaptı.

    Merkez sağdaki PO, Polonya’da son anketlere göre üçüncü önemli siyasi hareket olarak görülüyor. Polonya’da genel seçimler 2023 yılında düzenlenecek. Ancak siyasi gözlemciler bu tarihten önce erken seçim olabileceği ihtimalinin güçlü olduğu yorumunu yapıyor.

  • Küresel Tartışmalar: Margrethe Vestager, AB’nin ‘küresel veri savaşındaki’ konumunu anlattı

    Küresel Tartışmalar: Margrethe Vestager, AB’nin ‘küresel veri savaşındaki’ konumunu anlattı


    Dünyadaki teknoloji şirketlerinin en güçlü düzenleyicisi olarak bilinen, dijital işlerden sorumlu AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager Küresel Tartışmalar programına katıldı.

    Birliğin Durumu etkinliğinin bir parçası olarak Floransa’daki Avrupa Üniversite Enstitüsü ile ortaklaşa düzenlenen röportaj “küresel veri savaşını” konu alıyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Komiser Vestager, bize katıldığınız için çok teşekkürler. Sizi aramızda görmek çok güzel.

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Davetiniz için teşekkür ederim. Burada olmak çok güzel.

    Sanırım daha önce de söylediğim gibi, veri teknolojisi petrolden çok daha iyi, çünkü tamamen yenilenebilir bir kaynak. Her zaman oluşturulabilir ve kullanılabilir. Dolayısıyla, yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi modeli, AB olarak başarmak istediğimiz önemli konuların başında geliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Tamam, peki o zaman konuyu daha fazla uzatmadan sorulara geçelim. Bu tartışma programının odak noktası veriler için yürütülen “küresel savaş”. Yani ilk sorum şu, Avrupa Birliği bu mücadelede yer alıyor mu? Alıyorsa, bu mücadelenin neresinde ve bunun nereye varacağını öngörüyor?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Öncelikle size şunu ifade edebilirim, şu an bile her yerde yeni veriler yaratılıyor, Avrupa aslında o kadar büyük endüstriyel bir kıta ki, hayatımızın her bir bölümü dijitalleştiriliyor. Elektrik şebekelerimizde olsun, ulaşımda olsun, tarımda veya sağlık sistemimizde olsun bu artık her alan için geçerli. Her zaman veriler toplanıyor ve kullanılıyor. Bu veriler de daha kaliteli, inovasyona dayalı işler yapmamıza imkan sağlıyor. Veriler sayesinde daha güçlü ve etkin işletmeler kurabiliriz. Aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede de büyük bir rol oynuyor.

    Hayatımızın her alanını kaplayan veriler bu yüzden çok önemli. Sizin de dediğiniz gibi, bu küresel bir mesele çünkü aynı zamanda hem sistemik ve ekonomik rekabet var, hem de bu gezegende ortaklığın önemli olduğu jeopolitik bir düzendeyiz. Bizi bekleyen de bu verilerin hem pratik uygulaması hem de buna uygun mevzuatı oluşturmak.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Evet, önümüzde uzun bir yol var ve tabii ki siz zaten başladınız. Ama ABD ve Çin’e bakarsanız, bu alanda çok hızlı bir şekilde gelişiyorlar, mesela Çin çok daha agresif. Avrupa Birliği, bu ülkelere ne zaman yetişecek? Demek istediğim, AB’nin veri birliği projesi kağıt üzerinde çok güzel görünüyor, ama şu an bu proje biraz soyut geliyor.

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında, Avrupa’yı bu alanda küçümsememek gerçekten önemli çünkü halihazırda en fazla patent Avrupa’dan çıkıyor, ayrıca çok canlı bir inovasyon topluluğumuz var. Ve bence Avrupa’nın geride kaldığını söylemek yanlış olur. Verilerin gerçekten fark yarattığı bu yeni büyük dijitalleşme sürecinde yer almak oldukça önemli, bu aslında internet aramalarında veya alışverişten gelen verilerden çok daha fazlasını kapsıyor.

    Söz konusu veriler dünyanın gerçekte nasıl işlediğiyle ilgili. Bu nedenle önümüzde duran asıl zorluk, verilerin daha iyi bir şekilde stoklanmasını, paylaşılmasını ve kullanılmasını sağlamak. Ve tam da bu konuda, özellikle bir şeyler yapmamız gerekiyor. Çünkü sadece büyük şirketler değil, çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletmelerin bunun bir parçası olması gerekiyor. Daha küçük işletmelerin hem kendi verilerini hem de farklı seviyedeki verileri kullanmasına engeller olmaması gerekiyor. Büyük şirketler bu verilere daha kolay erişiyor. Bu yüzden, elbette, özellikle Avrupa ekonomik tablosuna uygun şeyler yapmalı ve bundan en iyi şekilde yararlanmalıyız.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Peki iş dünyası bu durumu nasıl değerlendiriyor? Bu konuda oldukça isteksiz gibiler, verileri paylaşmaya teşvik etmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Doğru. Sanırım verileri paylaşma konusunda isteksiz olmalarının nedenlerinden biri de biliyorsunuz, onlara her zaman bir altın madeni üzerinde oturdukları söyleniyor. Şu an bu verileri kullanmayabilirler, ama doğal olarak eğer gerçekten altın üzerinde oturuyorlarsa, “bunu neden paylaşalım” diye düşünüyorlardır. Ve bence hukuki olarak ortada ciddi bir eksikliği var, sözleşmeler de hiç açık değil. Buna karşı da “veri alanları” dediğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz.

    Böylece bir işletme sahibi olsam, verilerimi bu veri alanına koyarım ve aynı zamanda ihtiyacım olan başka verilere erişebilirim, önemli olan da bu işlemi güvenli bir şekilde yapabilmek.

    Birçok alanda bunu yapıyoruz bile. Şu anda en güncel olanı elbette sağlık alanındaki veri tabanları, çünkü Covid-19 salgını döneminde sağlık verilerini, molekülleri analiz etmenin, hatta virüs hakkındaki verilerin incelenmesinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Ve elbette bu, aşıların nasıl çalıştığına dair verileri de kapsıyor. Tabii ki, bu aynı zamanda verilerin nasıl işlendiği konusunu da gündeme getiriyor. Dolayısıyla bu veri alanlarını oluşturmak, bütün şirketlerin işlerini geliştirmek ve iş modellerini dijital ekonomiye çok daha fazla güvenecek şekilde geliştirmek gelecek için oldukça önemli bir konu.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Geçen kasım ayında “Veri Yönetişimi Yasa” tasarısını sundunuz. Aslında baktığımızda bu yasa, büyük teknoloji şirketlerinin işleyişi ve verileri paylaşmasına karşı alternatif olarak AB’nin ilk ciddi adımı. Bize bu konudaki endişeleriniz ve büyük teknoloji şirketleriyle şimdiye kadarki deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında söylediğiniz şey, insanların verileri paylaşmak zorunda olmadıkları bir model bulmak için çok önemli bir nokta, fakat bunu yapmak istiyorlarsa, bunu şeffaf olacak şekilde yapabilmeleri gerekiyor. Veri Yönetişimi Yasası’ndaki şeylerden biri de, verileri almak için tarafsız bir ortağınız olması ve aynı zamanda verilerin başkaları tarafından kullanılmasını sağlamak için aracılar kurmaya yönelik bir tür şablon.

    Bu yasa ile elbette, farklı ve daha dinamik bir model sunmayı planlıyoruz. Bu model ile çok daha fazla kişi ve şirket veri ekonomisine katılabilecek. Çünkü bugün bu verilere olan erişimin zorluğu karşısında büyük teknoloji şirketleri her zaman daha fazla veri biriktirdikleri için rekabet avantajı elde ediyor. Biliyorsunuz ne kadar veriye ulaşabilirseniz, müşterilerden gelen talep kalıplarının ne olacağını daha iyi öngörebilirsiniz.

    Ne yazık ki, bazı büyük teknoloji şirketlerinin verileri gerçekten rekabet kurallarına uygun olmayan bir şekilde kullandıklarını görüyoruz. Mesela Amazon sitesinin verilerinin Amazon mağazalarına aktarıldığına dair ön sonuçlarına sahibiz, diğer ticaret aktörleri Amazon gibi aynı düzeyde yüksek kaliteli verilere erişemiyorlar. Bu durum haksız rekabet sorununa yol açıyor, Amazon mağazaları perakende satış için benzeri görülmemiş bir fayda sağlayan verilere ulaşıyor. Bu nedenle, tabii ki, daha sonra gelecek olan mevzuat, yani Veri Yönetişim Yasası, veri ekonomisinin faydalarının gerçekten geniş çapta yayıldığından emin olmak için daha adil bir rekabet ortamı oluşturmayı hedefliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Yakında yürürlüğe girecek olan veri kanunundan bahsettiniz. Birazdan bu konuyu daha detaylı olarak konuşacağız. Ama önce burada büyük hatta dev teknoloji şirketlerinden bahsetmek istiyorum. Facebook ve Google gibi şirketler, son birkaç yıldır verilerimizi topluyor ve ekonomik olarak faydalanıyor. Öyleyse, bu yıl çıkması beklenen Veri Yönetişimi Yasası bu duruma son vermeyi mi amaçlıyor? Bu nasıl olacak?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Her şeyden önce bu yasa verilerin yönetimi için farklı bir model sunmayı amaçlıyor. Aslında bir süredir bu devam ediyor, ayrıca kişisel veriler olsun veya olmasın, toplumumuzda kendi verilerimizle gerçekten ilgilenmemiz için neyin gerekli olduğuna dair bir tür uyanış olduğunu düşünüyorum. Örneğin, akılı telefonlardaki uygulamalar kullanıcılara artık uygulamanın aktif olmadığı zamanlar için telefonunuzdaki verilerin kullanımı için izin istemek zorunda. Bunu da kabul etmek zorunda değilsiniz. Verilerin nasıl toplandığına dair insanlara somut bir örnek veriyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Büyük teknoloji şirketlerinden tekliflerinize nasıl bir tepki geldi?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu şirketlerden henüz bir tepki almadık. Bunun için daha çok erken. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’ndeki müzakere toplantılarının başlangıcında genellikle oldukça olumlu bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim. Fakat bana göre, düzenlemenin daha az müdahaleci olması ve pazarın daha açık olması için çaba sarf ediliyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Avrupa Parlamentosu milletvekilleri de Veri Yönetişimi Yasasını inceliyor. Milletvekilleri her zaman mahremiyet, şeffaflık ve temel haklara saygı duyulmasını gerektiğini vurguladı. Peki bu dengeyi nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Öncelikle, müzakerelerin çevrimiçi olmaması gerektiğini düşünüyorum, ancak temelleri burada paylaşıyoruz çünkü Avrupa modelinin asıl amacı, aslında tüm konuşmalarımızda vurguladığımız bir tür değerler çizgisini günlük hayatta uygulamamız gerekiyor. Aksi halde bugüne kadar söylenenler ve yapılan konuşmalar, temelde geçersiz kalacaktır.

    Öyleyse, buradaki önemli olan mevzu, insanların haklarını kullanmasını sağlamak ve aynı zamanda verinin üretebileceklerini en iyi şekilde ekonomimizde kullanmak. Ancak bu şekilde bir denge kurmuş oluruz. Ayrıca farklı veri türleri arasında ayrım yapmamız da gerekiyor.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Avrupa Komisyonu adına veriler hakkındaki pozisyonunuzu aktardınız, teorik olarak anlattığınız gibi olsa da sahada durumun farklı işleyebildiğini görüyoruz. Bu da beni bir sonraki soruma yönlendiriyor, bu da Veri Koruma Yasası’nın uygulanmasıyla ilgili. Bu yasayı uygulamak elbette üye devletlerin ulusal makamlarına kalacaktır, ancak daha önce mesela AB ülkelerinin Gayri safi yurt içi hasıla kurallarını gerektiği gibi uygulanamadığına tanık olduk. Peki veri koruma yasasının da aynı durumda olmayacağından nasıl emin olabiliriz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Aslında, gizlilik haklarımızın uygulanması söz konusu olduğunda üye ülkeler arasında bir takım farklılıklar olduğunu biliyoruz. Gerçekten de bunu çok yakından takip ediyoruz, halihazırda Avrupa Veri Koruma Kurulu ile çok yakın çalışmamız sürüyor. AB ve üye devletler uygulamaların olabildiğince hızlı paylaşılması ve mahremiyet hakları konusundaki hakların aynı şekilde mevzuata geçirilmesi için büyük çaba sarf ediyor.

    Bu düzenleme yeni olduğu için, neredeyse üç yıl öncesine kadar olduğunu düşünüyorum, uygulama aşamasında hala yapmamız gereken işler var fakat bu konuda oldukça umutluyum. Önerdiğimiz yasanın nihayetinde mecliste ve konseyde geçmesini ve aynı zamanda uygulanabilir olabileceğinden gerçekten emin olmamız gerekiyor. Tabi daha önceki yasalarda olduğunu gibi bugüne kadar edilen çabanın boşa çıkmaması, yasanın gerçek hayatta uygulanabilir olmasına özenle dikkat ettik.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Veriler, yapay zekanın geliştirilmesi için oldukça önemli bir kaynak. Birkaç hafta önce bu konuyu Euronews’de değerlendirmiştiniz. Avrupa çapında bir yapay zeka düzenlemesi için önerinizi ortaya koydunuz. Sanırım üç yıl önce başlatılan bir çalışmaydı. Bu alandaki aktörlerin geneli bu haberi memnuniyetle karşıladı, ancak bazıları bazı noktaların belirsiz kaldığını ve düzenlemenin boşluklar içerebileceği yönünde eleştirilerde bulundu. Peki bugün bu eleştirilere ne cevap vermek istersiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu gerçekten önemli bir tartışma, yasal bir önerideki tanımlar… bu tabloya sahip olanların aynı anlayışa sahip olduğunu ve onu kullananlar bunun mantıklı olduğunu görebilir. Böylece eğer bir gün yargı önünde itiraz edilirse, mahkemenin vereceği karar yolun sonuna gelmeden karşılaşabileceğimiz sürprizleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

    Yapay zekanın ne olduğuna dair geleceğe dair kanıtlanmış bir tanım yapmak için epey çaba gösterdik, çünkü bu bir teknoloji grubu.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    İzleyicilerimize, bu tür veri merkezli toplumların ve yapay zekanın gelişiminin günlük yaşamlarına neler getirebileceğini anlatabilir misiniz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Bu konuda gerçekten çok heyecanlıyım. Örneğin, yapay zeka kanser teşhisi için, doktorun kanınız üzerinde yapılabileceği birçok testi çok daha ayrıntılı bir şekilde analiz etmesine yardımcı olabiliyor. Yapay zeka sayesinde daha sağlıklı ve daha hızlı sonuçlar elde etmeniz mümkün. Böylelikle tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığını hemen anlayabilirsiniz. Bu sağlık teknolojisi açısından çok umut verici bir gelişme.

    Kendinizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı kolayca koruyabilmeniz için suyun nasıl akacağını, suyu nasıl yönlendireceğiniz konusunda da yardımcı oluyor. Yapay zeka sayesinde, toprağın kalitesine, hava koşullarına bağlı olarak tarımda gübre veya pestisit nasıl kullanılır biliyoruz. Yapay zeka, çiftçinin gübre kullanımını en aza indirmesine ve ilaç kullanımını en aza indirmesine yardımcı olabilir. Artık herkes bunu biliyor, ama izlemek istediğini film veya dinlemek istediğiniz müzikleri bile bilebiliyor. Sonuç olarak yapay zeka hayatın bir parçası haline geldi, günlük yaşamda kullandığımız bir şeye daha kaliteli, hızlı bir şekilde kullanmaya yardımcı oluyor. Ve temelde yapay zeka şu an zaten çok kullandığımız bir teknoloji, ve bana göre gelecekte önemi daha artacak.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Daha önce kısaca Avrupa sağlık verileri alanı hakkında konuştunuz. Covid-19 pandemisi ile çok önemli ve gündemde olan bir konu. Özellikle bu dönemde hepimizin sağlığımıza daha çok dikkat etmeye başladık. Sağlık alanında yapılan veri çalışmaları ne zaman hayata geçebilecek?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Sanırım biraz daha zaman alacaktır. Sağlık verileri alanında çok daha spesifik olmalıyız çünkü sağlık verileri aynı zamanda en kişisel olan bilgileri içeriyor. Avrupalıların çoğunluğu aslında buna karşı çıktıklarını bilmek lazım. Çoğunluk ne amaçla olursa olsun sağlık verilerini paylaşmayı kabul etmiyor. Bu alanların şeklinin güvenli olduğuna insanların güvenebileceği yollar bulmak için üzerinde çalışmamız gereken bir şey. Böylece bu verileri daha iyi tedaviler, ve daha kesin analiz sonuçları elde etmek için kullanabiliriz. Örneğin Covid-19 salgını, Avrupa sağlık sistemleri en önemli verilerini paylaştı. Daha önce bilmediğimiz bir virüs üzerinde en hızlı şekilde bilgiye ihtiyacımız var. Bu nedenle, bunu bilen herkes için dahili olarak çalışırken çok dikkatliyiz. Bu yüzden bu projenin hayata geçmesi birkaç ay daha alabilir.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    Küresel veri savaşı kapsamında, mevzuat ve politika alanında mirasınızın ne olmasını istiyorsunuz? Görevinizden ayrılmadan hangi düzenlemelerin kalıcı olarak Avrupalıların hayatını girmesini istiyorsunuz?

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager

    Burada hala üç buçuk yılım var, ve bırakacağım mirastan çok, burada yapmam gereken işlere odaklanmam gerekiyor.

    Ancak buradaki görevimiz ile, Avrupa halkına piyasaların aslında onlara hizmet ettiğine, teknolojinin onlara insan olarak hizmet ettiğine dair güven vermemiz gerekiyor. Çünkü bu, her birimizin bütünlüğü ve saygınlığı olan bir demokrasinin odak noktası. Başlangıç noktası budur. Ve temelde her gün sabah kalktığımda düşündüğüm şey de bu, çünkü bence toplumumuzun özü bu. Ve teknoloji bunu bilmeli ve pazar da bilmeli ki, bizler hammadde ya da ürün değiliz. İnsanlar hem pazarın hem de teknolojinin merkezinde yer almalı diye düşünüyorum.

    Méabh Mc Mahon, Euronews

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager programımız için zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.