Etiket: aşk

  • Milyonlarca Liralık Vurgun! Evlilik Vaadiyle Kandırdığı Kadının Hesaplarını Boşalttı

    Milyonlarca Liralık Vurgun! Evlilik Vaadiyle Kandırdığı Kadının Hesaplarını Boşalttı


    İstanbul’da yaşayan İranlı Alireza Ghaffari Hosseini, kendisini iş insanı olarak tanıttığı ve “Seni seviyorum, seninle evleneceğim” diyerek güven kazandığı kadının banka hesaplarındaki tüm parayı ele geçirdi. Genç kadın, yaklaşık 6 milyon TL zarara uğradığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    RESTORAN SAHİBİ OLARAK TANITTI

    Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Parmis Nazakat, Türkiye’ye yaptığı iş seyahati sırasında Alireza Ghaffari Hosseini ile tanıştı. Kendini zengin bir restoran sahibi olarak tanıtan şüpheli, kısa sürede Nazakat’ın güvenini kazanarak ilişki kurdu. 2024 Şubat ayında İstanbul’daki ziyaretin ardından KKTC’ye dönmeye hazırlanan Nazakat, sevgilisinin yönlendirmesiyle telefonunu şarjda bırakıp evden ayrıldı.

    TÜM PARAYI ANNESİNİN HESABINA GÖNDERDİ

    Şüpheli ise bu telefonu kullanarak, mağdur kadının hesaplarından İran’daki annesinin hesabına 10 gün içinde 135 bin sterlin aktardı. Avukat Büçkün Canatik’in savcılığa sunduğu şikayet dilekçesine göre Hosseini, paraları transfer ederken dekontlara “borç” ifadesi yazarak işlemleri gizlemeye çalıştı. Olayın ardından Hosseini’nin mağdur kadını ve ailesini İran’daki akrabaları aracılığıyla tehdit etmeye başladığı da iddia edildi.

    Milyonlarca Liralık Vurgun! Evlilik Vaadiyle Kandırdığı Kadının Hesaplarını Boşalttı - Resim : 2

    ‘YENİ NESİL DOLANDIRICILIK’

    Mağdurun avukatı Canatik, “Bu olay, yeni nesil dolandırıcılığın duygusal manipülasyonla nasıl iç içe geçtiğinin çarpıcı bir örneği. Aşk, artık bir güven aracı değil, suistimal aracı haline getirildi” diyerek benzer durumlara karşı kamuoyunu uyardı.

    Kaynak: Sabah

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aşkın kapitalizm ile imtihanı

    Aşkın kapitalizm ile imtihanı


    Sosyal bilimci Eva Illouz’nun kaleme aldığı “Romantik Ütopyayı Tüketmek” isimli çalışma, “Aşk ve Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri” alt başlığı ve Gamze Boztepe çevirisi ile Livera Yayınları tarafından yayımlandı. Daha önce “Aşk Acıtır”, “Soğuk Yakınlıklar” ve “Mutlu Yurttaş İmalatı” isimli eserleri dilimize çevrilen ve ülkemizde kendine has bir okur kitlesi yaratan Illouz, bu eserinde aşk kavramının romantizm cephesinden ele alıyor ve kapitalizm ile olan imtihanını anlatıyor.

    ROMANTİK AŞKIN TARİHSEL SERÜVENİ

    Eva Illouz, romantik aşk kavramını çok boyutlu olarak incelediği eserinde, öncelikle aşk ve romantizm kavramının tarihsel seyri üzerinde durur. On dokuzuncu yüzyıl ve öncesinde aşk, günümüze göre çok daha ulvi, uhrevi hatta trajedilere konu olacak denli kudretli bir duygu olarak telakki edilirken, yirminci yüzyılda kapitalizmin birey kavramını öne çıkarmasıyla birlikte, kapitalist kültürün bir unsuru haline gelir. Popüler medyada, filmlerde, reklamlarda öne çıkmaya, metalaşmaya başlar. 1920’lerden itibaren romantizm, giyim ve kozmetik gibi ürünlerinin pazarlamasında kullanılır. Aşkın ekseninde bir tür romantizm ekonomisi yaratılır.

    Bu ekonomide romantizm meta merkezlidir. Neoliberal rüzgarının tüm dünyada efil efil estiği 1990’lı yıllarda artık tüketimin olmadığı bir romantizmden bahsedilmemekte, romantizmin metalaşma süreci son hızda devam etmektedir. Bir romantik akşam gerçekleşecekse, bu mutlaka dışarıda, şık bir restoranda gerçekleşmeli, rutinden farklı olmalıdır. Çiftler şık giyinmeli, her zamankinden farklı bir ekonomi ve davranış içine girmelidirler. Eş ya da sevgiliyle çıkılacak bir seyahat, alınan hediyeler, özel kozmetik veya giysi tercihleri de Illouz’un örneklediği romantizmin ihtiva ettiği başka davranışlardır.

    Ekonomi ve bilgi sektörünün önem kazandığı, esnek üretim ve uzmanlaşmış tüketime geçişin görüldüğü, işçi sınıfının adeta parçalandığı, kitle iletişimi ve teknolojiler sayesinde boş zaman alanlarının arttığı geç kapitalist dönemde ise bu durum ayyuka çıkar. Artık bu tarihten itibaren romantizm ve tüketim öyle iç içedir ki, Illouz’un deyişiyle biri diğerini mistik hale bürür.

    Illouz, eserinde aşk pratikleri üzerinden kadın ve erkeğin deneyimlerini de irdeler. Bir kadınla erkek henüz flört dönemindeyken veya ilişki ilerledikten sonra romantik bir gece yaşama arzusuyla bir yemeğe çıkacakları zaman kadının güzelliğini öne çıkarmak için giyim ve kozmetik harcaması yapmakla, erkeğin ise bu randevunun masraflarını ödemekle yükümlü olduğu bir kültür üretilir, kitlelere pazarlanır. Randevular ise ekseriyetle bu minvalde gerçekleşir. Romantizm ve aşk kapitalizm ile yakın mesaiye girince, kaçınılmaz olarak kadın erkek arasındaki kimi eşitsizlikler de aşk kavramının muhtevasına görünür hale gelir.

    AŞKIN BUGÜNKÜ AHVALİ

    Illouz, aşkın geçirdiği evrimsel serüveni tarihsel bir arka planda ele aldıktan sonra günümüze döndüğünde, başta flört olmak üzere aşkın pek çok evresinde gerçekleşen değişikliklerden bahseder. Bugün özgür cinselliğin, adeta hedonizmin yaşandığı çağda, romantizm cinsel hazdan ayrı tutulamaz. Kadın ve erkek arasındaki romantik karşılaşma daha ziyade cinsellikle kendini gerçekleştirir. Bu karşılaşma, romantik bir ilişkiye dönüştüğünde ise, tüketim sektörü bu ilişkinin muhtevasını etkiler. Böyle ilişkilerde çiftler tutkulu ve hesapsızca kendilerini bir diğerine bırakıyor da olabilir, çeşitli fayda zarar hesapları yaparak ilişkiyi birtakım temeller üzerine oturtmaya çalışıyor da olabilir… Her halükarda kendi ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda seçim yaparlar ve tüketim her daim işin içindedir.

    ROMANTİZM KAVRAMI VE SINIF MESELESİ

    lllouz, eserinde romantizm kavramına dair öne sürdüğü savlarını araştırma yaptığı reklamlar, dergiler ve söyleşi yaptığı insanlardan aldığı görüşlerle temellendirir. Buradan aldığı bilgiler ışığında alt sınıf ve orta sınıf için aşk ve romantizmin nasıl tezahür ettiğini de anlatır eserinde, orta sınıf ve işçi sınıfın romantizm kavramına yaklaşımını sorgular ve romantizmin aslında sınıflar arasında eşitsiz bir şekilde tezahür ettiğini, bu bağlamda bir sınıf meselesi olduğunu ileri sürer. Keza örnekleminde yaptığı gözlemlere göre, orta sınıf kadın ve erkekler reklamlarda empoze edilmek istenen romantizm kavramı ve onun enstrümanlarını özümsemeye daha teşnedirler. Üstelik reklamlarda gösterilen imgelere daha aşinadırlar. İşçi sınıfına mensup örneklem üyeleri ise romantizm kavramına daha mesafeli bir noktadan bakarlar. Seyahat ve tüketim gibi davranışlar konusunda ise daha isteksizdirler.

    Ancak yine de, aşkın muhtevasında yer alan unsurların tüketimle ilişkiye girmesiyle birlikte sınıflar arasındaki ayrımın zaman zaman silikleştiği, orta sınıfın flört döneminde işçi sınıfıyla -sinemaya gitmek gibi- veya daha üst sınıfla –arabayla gezmek gibi- kimi ortak eğlenceleri tercih ettiği söylenebilir. Aşkın pratiğine dair kimi alışkanlıklar ve eğlence türlerinin benimsenmesiyle, dahası denklemin içine teknoloji, boş zaman, para ve metanın da girmesiyle, aşk geleneksel sınıf ayrımlarını bozarak yeni sınıf ilişkileri yaratır.

    Illouz, metaların çeşitli ritüeller aracılığıyla, insanların arasında nasıl bağlar meydana getireceğini de inceler eseri boyunca. Ona göre metalar sadece insanları birbirine yaklaştıran bir enstrüman değil, zaman zaman duygu yaratan etkenlerdir. Ancak bunu anti materyalist bir tavırla yapmaz. O madde ve mana dünyasının birbirinden ayrı tutulması gerektiğini savunmak yerine, insanın tabiatını kabul eder ve gerçekçi bir bakışla insanların sahip olduğu, hislerin ve metaların birbirinden ayrı ve zıt olduğu –veya olması gerektiği- anlayışını yıkmaya çalışır. Metalar ve duyguların tarihsel bir süreçte nasıl birbirinin içine geçtiğini açıklar.

    Eva Illouz, eserinde romantik aşkın kapitalizm sonrası dönemde metalaşma sürecini ve tüketim kültürüne olan katkısını ele alıyor, söylemde manevi bir duygu addedilen, rasyonel olması beklenmeyen aşkın maddi unsurları kendine katmasıyla birlikte geçirdiği tarihsel seyri anlatıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bu aşk fazla mı sana?

    Bu aşk fazla mı sana?


    Aşk bağımlılığı da tıpkı diğer bağımlılıklar gibi yıkıcı oluyor ve hayatı alt üst eden gerçek bir bağımlılık. Bu yüzden ancak profesyonellerin yardımı ve psikoterapi desteği ile çözülebiliyor. Aslında aşk bağımlılığı hiç de hafife alınacak bir sorun alanı değil.

    İnsanlık tarihi boyunca en çok peşine düşülen duygu aşk… O duyguya ilk kapıldığınızda pırıl pırıl hissettiren, yükselten ve güzelleştiren bir olgu aşk. Ne var ki popüler bir yaklaşımla, nasıl o en sevdiğiniz yiyecekler içecekler bile sizi hasta edebiliyorsa; aşkın fazlası da bünyeye iyi gelmeyebiliyor. Tıpkı güneşin fazlasının cildinize iyi gelmediği gibi, kendinizden vazgeçecek kadar sevdiğinizde aşk da zarar veriyor. Şu topraklarda da şarkıdan şiire, edebiyattan halk hikayelerine tıpkı bir şarkıda geçtiği gibi aacıyı sevda sanaraka büyüyoruz. 

    Yoksa aşk bağımlısı mısınız?

    Aslında aşk oldukça güzel hislerle başlarken, ne oluyor da acı verir hale geliyor? Yoksa siz de en çok üzenleri seçenlerden misiniz ve iflah olmaz bir aşk bağımlısı mısınız? Aslında mutlu olabilmek için aşkın azı çoğu değil de ilişkinin dengelisi önemli oluyor. Sizinle benzer değerleri olan, benzer bir kültürden ve çevreden gelen, benzer inançları ve zevkleri olan, alışkanlıkları ve enerjisi size yakın hatta ekonomik açıdan da benzer dengelerde olan biriyle aşk sağlam ilerleyebilir. Eğer doğru dürüst tanımadan, bir anda âşık oluyorsanız, her seferinde size duygusal olarak hiç de uygun olmayan birilerine bağlanıyorsanız, sizi üzen bir ilişkiden hemen bir başka üzen ilişkiye geçiyorsanız, siz de tam anlamıyla bir aşk bağımlısı olabilirsiniz. Hele hele kendi fiziksel, duygusal ihtiyaçlarınızı hatta paranızı pulunuzu ve kendinizi kaybedecek kadar aşıksanız o halde ağır bir aşk bağımlısısınız.  

    Farkında olarak ya da olmayarak aşka acıya bağımlı biriyseniz hele hele çocukluk hasarlarıyla birlikte çocuklukta alıştığınız senaryoda mutsuz eden ebeveyn ilişkisine rağmen hayatta kalmayı başaranlardansanız evlilikte ya da ilişkide mükemmel mutsuzluğu seçiyorsunuz.

    AŞKA ACIYA BAĞIMLI

    Farkında olarak ya da olmayarak aşka acıya bağımlı biriyseniz hele hele çocukluk hasarlarıyla birlikte çocuklukta alıştığınız senaryoda mutsuz eden ebeveyn ilişkisine rağmen hayatta kalmayı başaranlardansanız evlilikte ya da ilişkide mükemmel mutsuzluğu seçiyorsunuz. Bildiğiniz senaryoda hayatta kalma biçiminiz ve dolayısıyla acıya kafa tutuşunuz yine aynı senaryoya kapılarak oluyor maalesef.

    #1. Çok kolay ve hızlı aşık olmak

    Aşık olma hızınız ilişkinizin sorunlu bir ilişki olup olmadığına dair en büyük ipucu olabiliyor; çünkü önce her şeyden derinlikli bir aşk güzel anılar paylaşarak çoğalıyor ve zaman alıyor.Kendinizde olmayana tutulma eğilimiyle beraber bildiğiniz senaryonun celladını seçmekse ışık hızıyla gerçekleşebiliyor. 

    #2. Tüm uyarı sinyallerini görmezden gelmek

    Aşık olmaya başladığınız kişinin daha önce sorunlar yaşadığınız tipte biri olduğunu gördüğünüz halde görmezden geliyorsanız ve aynı sıkıntıları tekrar edebilecek kişilerden tekrar tekrar etkileniyorsanız yanlış yoldasınız. Size duygusal olarak uygun olmayan kişiler ile ilişki kurmayı sürdürmek ve ipuçlarını görmezden gelmek kötü işaret oluyor. Sizi uyaranlar genelde sizi çok seven arkadaşlarınız olabiliyor ama illa ki iyice canınıza okunmadan dediklerini gönülden duymanız mümkün olmuyor. 

    Aşk bağımlıları aşık olduklarında anda aynı hızla kendi duygusal ihtiyaçlarını hatta fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını ihmal etmeye başlıyorlar. Aşk kendinden vazgeçmek değildir; birini sevmek ona değer vermek hayatın yükünü hafifletir ama eğer o sevgili tüm dünyanız haline geldiğinde parmak şaklatsa koşuyor ve kendinize hiç odaklanamayarak fiziksel ihtiyaçlarınızı bile bir kenara itiyorsanız, bağımlısınız.

    AŞK KENDİNDEN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR

    #3 Kendinden tamamen vazgeçmek

    Aşk bağımlıları aşık olduklarında anda aynı hızla kendi duygusal ihtiyaçlarını hatta fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını ihmal etmeye başlıyorlar. Aşk kendinden vazgeçmek değildir; birini sevmek ona değer vermek hayatın yükünü hafifletir ama eğer o sevgili tüm dünyanız haline geldiğinde parmak şaklatsa koşuyor ve kendinize hiç odaklanamayarak fiziksel ihtiyaçlarınızı bile bir kenara itiyorsanız, bağımlısınız.

    #4. Tüm çevreyi bir anda unutmak

    Tipik olarak aşk bağımlıları aşık olduklarında anda, arkadaşlarından ve hatta aile ile olan ilişkilerinden neredeyse tamamen vazgeçebiliyorlar. Elbette aile ilişkilere ne kadar az karışırsa o kadar iyidir; hatta çevrenizdekiler de ne kadar az paylaşırsanız o kadar az karışırlar ve bu durum gayet hayırlıdır ancak o sevgili için tüm dünyayı ve Roma’yı yakmayı gözden geçirmekte de fayda var. Aşk ilişkisinde sadece siz ona akıyorsanız o ilişki tükenir. İlişki paylaşarak ve karşılıklı birbirini besleyerek güzelleşir. Kendi dünyanıza ve hayatınıza alan açmanız dünyayı o sevgili için satmanıza yeğdir. 

    #5. Fazla hayale kapılmak

    Sonuçta bunca güzel şarkı varken aşk bağımlıları fantezilerinin kurbanı oluyorlar. Aşkın herşeye iyi geleceği sanrısı içinde, tüm zamanlarını ve enerjilerini aşık oldukları kişiye yatırıyorlar. Hisleri karşılıklı olsun ya da olmasın o kişi hayatlarındaki tek öncelik oluyor. Önceliğiniz siz olmalısınız. Bir Cher şarkısında geçtiği gibi hepimiz yalnız uyuyoruz ya da Sezen Aksu’nun dediği gibi “yalnız geldik, yalnız gidiyoruz”. Sevmek güzeldir fakat sarıldığınız sizi yükselten biri olsun, boş hayaller değil. 

    #6. Kendine yönelik yıkıcı davranışlar 

    Aşk bağımlılığının en önemli işaretlerinden biri de kendine yönelik yıkıcı davranışlar içine girmektir, değişmez. Sevgiliyi etkilemek için sizi zor duruma sokacak kadar çok para harcamak, duygusal dalgalanmalarla maddelere ya da içkiye sığınmak ve kendi duygusal ihtiyaçlarınızı hep o sevgiliyi düşünerek ihmal etmek duygusal olarak uygun olmayan ilişkinin beraberinde geliyor, canınızı iyice yakana kadar da gitmiyor. Sonra doğa sizi koruyor; tıpkı suyun dibine batıp tekrar su yüzüne hızla fırlayışınız ve yeniden nefes alışınız gibi. İyi de niye defalarca suyun dibine batasınız? O derelere girmeden, paçaları sıvamadan önce dengelerinize bakın. Dengenizi bozmayın! 

    Çaresi var mı?

    Aşk bağımlılığı da tıpkı diğer bağımlılıklar gibi yıkıcı oluyor ve hayatı alt üst eden gerçek bir bağımlılık. Bu yüzden ancak profesyonellerin yardımı ve psikoterapi desteği ile çözülebiliyor.

    Aslında aşk bağımlılığı hiç de hafife alınacak bir sorun alanı değil. Bu konuda hiç yardım almayan kişiler herhangi bir aşk takıntısını ancak bir diğer aşk takıntısıyla kısa bir süre atlatabiliyor ve önlem alınmazsa ilişkilerdeki yıkıcılık ve mutsuzluk ömür boyu sürüp gidiyor. Aşk lazım, aşk hayat verir ama sizi aşağı çeken hiçbir ilişki aşk değildir. 

    Cenk Erdem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Şubat kitaplığı: ‘Aşkı yeniden icat etmek’

    14 Şubat kitaplığı: ‘Aşkı yeniden icat etmek’


    Aşka Övgü/ Nicolas Truong, Alain Badiou/ Can Yayınları

    Tanıtım bülteninden:

    Çevrimiçi flörtün risksiz romantizm vaat ettiği, sevginin ise çoğu zaman sadece arzu ve hedonizmin bir çeşidi olarak görüldüğü tüketimcilikle dolu bir dünyada Alain Badiou, aşkın tehdit altında olduğuna inanıyor. Rimbaud’nun ünlü “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli” sözünü özümseyen Aşka Övgü; Kierkegaard, Platon, de Beauvoir ve Proust gibi isimlerin de eşlik ettiği, 21. yüzyıl modernliği karşısında yeni bir aşk anlatısı.

    Aşkı varoluşsal bir proje, sürekli gelişen bir hakikat arayışı olarak ele alan Badiou’nun “antikapitalist aşkın birleştirici gücü”ne övgüsü bizi ondan korkmamaya, başkalarını keşfetmeye ve kendimize olan saplantımızdan uzaklaşmaya sevk eden muhteşem bir girişim.

    “Bu dünyayı doğrudan, ötekiyle birlikte olmanın bana kazandırdığı mutluluğun kaynağı olarak görüyorum ben. ‘Seni seviyorum’ sözü şuna dönüşür: Senin benim yaşamım için oluşturduğun kaynak bu dünyada var. Bu kaynağın sularında, sevincimizi, öncelikle seninkini görüyorum. Mallarmé’nin şu şiirindeki gibi görüyorum onu: Döndün dalga içinde Çıplak sevincine”

    Künye:

    ISBN: 9786257118125

    Ürün Adı: Aşka Övgü

    Yazar: Nicolas Truong, Alain Badiou

    Çevirmen: Orçun Türkay

    Yayınevi: Tellekt

    Dizi: Tellekt

    Kategori: Felsefe

    Tür: Kurgu Dışı

    Ürün Formu: Kitap

    Eser Formatı: Karton Kapak

    Sayfa Sayısı: 72

    Ürün Detay: Siyah-Beyaz

    Arka Kapak Fiyatı: 94 TL

    Baskı Sayısı: 6. Baskı

    Hedef Kitle: Yetişkin

    İlk Baskı Tarihi: 2021

    Tekrar Baskı Tarihi: Ekim 2023

    İlk Yayın Tarihi: 2009

    Eser Dili: Türkçe

    Özgün Adı: Éloge de Iamour

    Özgün Dili: Fransızca

    Dizi Editörü: Didem Bayındır

    Yayına Hazırlayan: Didem Bayındır

    Düzelti: Melis Oflas

    Mizanpaj: Bahar Kuru Yerek

    Kapak Tasarımı: Bora Başkan

    Kapak Uygulama: Bora Başkan

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in sansürlenmiş aşk sözlerinin sırrı çözüldü

    Son Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in sansürlenmiş aşk sözlerinin sırrı çözüldü


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***