Etiket: asgari ücret

  • Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor

    Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor


    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği haftalık basın toplantısında, iktidarın Orta Vadeli Program kapsamındaki vergi reformu hazırlığına sert tepki göstererek, “22 yılın sonunda bu ekonomik krizden, yıkımdan bizi çıkartmak için buldukları çare ne? Vatandaşın kursağındaki son lokmayı alacak yeni vergi düzenlemesi!” şeklinde konuştu.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği haftalık basın toplantısında ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Baş, AKP iktidarının yeni vergi düzenlemesi planını sert sözlerle eleştirerek, “Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar bize vergi olarak geri dönüyor” ifadelerini kullandı.

    Asgari ücrete temmuz ayında ara zam yapılmama kararını da değerlendiren Baş, “Artık asgari ücrete zam asgari bir yaşam talebi haline gelmiştir. Asgari ücretlinin, alın teriyle yaşayan emekçinin, emeklinin bu koşullarda yaşamına devam ettirmesinin başka bir yolu yoktur” dedi.

    “VATANDAŞA KÜFREDİYORLAR, VATANDAŞA HAKARET EDİYORLAR, VATANDAŞIN AKLIYLA DALGA GEÇİYORLAR”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklamaları şu şekilde:

    “Yılın yarısını geride bıraktık ve asgari ücretli, emekli, emekçi milyonlarca ücretli çalışanın nefes almakta bile zorlandığı günlerden geçiyoruz. Birkaç saat önce mecliste AKP’nin grup toplantısı vardı ve kelimenin tam anlamıyla Saray’ın harikalar diyarında yaşadığını izledik. Masal anlatmaya, anlattıkları masallarla yurttaşlarımızı uyutmak için çaba harcamaya devam ediyorlar. Fakat gerçekler arada sızıyor. Toplantının başlamasından önce kendisine mikrofon uzatılan Çalışma Bakanı göstergelerin iyi gittiğini, olumlu olduğunu söylemiş ve bu nedenle de temmuzda milyonlarca çalışanın beklediği asgari ücrete ara zammın yapılmayacağını ifade etmiş. Gerçekten ‘Bu beyefendi hangi verilere bakıyor, hangi ülkede yaşıyor’ diye sormak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü açık söyleyeceğim, ‘yalancı’ demeye bile dilim varmıyor, çünkü yalanın bile en azından bir inandırıcılık iddiası olur. Şu ülkede yaşayan herhangi bir insanın bu söylenenleri ciddiye almasına, herhangi bir ekonomik verinin olumlu gittiğine ilişkin bir sözün üzerine değerlendirme yapmasına imkan olmadığı kanaatindeyim. O yüzden, yalan söylemiyorlar, vatandaşa küfrediyorlar, vatandaşa hakaret ediyorlar, vatandaşın aklıyla dalga geçiyorlar diye düşünmek lazım. Çünkü sokağa çıktığımızda gördüğümüz tek bir gerçek var: Sokaktaki her yurttaşımız mevcut ekonomik gidişattan rahatsızlığını dile getiriyor. Yoksullaşmanın, fatura ödeyememenin, pazara alışverişe çıkamamanın acısını yaşıyor; ama iktidarın gündeminde bunların hiçbir yeri olmadığını görüyoruz.

    VERGİ REFORMUNUN SIZMASINA TEPKİ: ‘KAMOYUNU HAZIRLAMAK’

    Günlerdir bir kanun hazırlığının sızdığı konuşuluyor. Vergilerde düzenleme yapılacak, kimileri ‘vergi reformu’ olarak adlandırıyor bunu. Ben buradan, bugün, yurttaşlarımızla bu vergi tartışmalarına dair bir sohbet yapmak istiyorum. Yurttaşı doğrudan ilgilendiren vergilerle ilgili bir düzenleme yapılacak. Biz bunu nasıl öğreniyoruz? Bir sızmayla öğreniyoruz. Böyle mi olmalı? Yani eğer gerçekten vatandaşın hayrına bir şey yapmak istiyorsanız, bu ülkedeki yurttaşların hayrına bir şey yapmak istiyorsanız ne yaparsınız? Bir kere konunun muhataplarını davet edersiniz. Onlarla açık seçik, aklınızdan geçenleri, düşündüklerinizi, değerlendirmenizi konuşursunuz, tartışırsınız. Ondan sonra, bunu nasıl en iyi biçimde bir kanun teklifi haline getireceğinizi konuşursunuz. Ama ne yapıyor iktidar? Teklifi sızdırıyor. Bu bir açıdan bakarsak kamuoyunu hazırlamak olarak değerlendirilebilir, kamuoyuyla pazarlık yapmak olarak değerlendirilebilir. Ama nihayetinde akla aykırıdır, bilime aykırıdır, kanun yapma tekniğine aykırıdır. Yurttaş çıkarına bir yaklaşımın tam karşısındadır. Çünkü bir tartışmayı, müzakereyi, konuşmayı, geliştirmeyi, doğru olanı bulmayı değil, akıllarından geçeni en kolay biçimde nasıl hayata geçireceklerini düşündüklerini görüyoruz. Dolayısıyla bir kere usul açısından yurttaşlarımız şunu düşünmeli, yahu bu adamlar doğru düzgün bir şey yapacak olsalar bunu benimle konuşmazlar mı? Benimle tartışmazlar mı? Benimle değerlendirmezler mi? Ama ne yapıyorlar? Sızdırıyorlar.

    “KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN BULDUKLARI ÇARE, VATANDAŞIN KURSAĞINDAKİ SON LOKMAYI ALMAK”

    22 yıldır ülkeyi yönetiyorlar, 22 yıldır vergi reformu tartışmaları yapıyoruz ve 22 yılın sonunda bu ekonomik krizden, yıkımdan bizi çıkartmak için bula bula buldukları çare ne? Vatandaşın kursağındaki son lokmayı alacak yeni vergi düzenlemesi. Altını çiziyorum. 22 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz, 22 yıl sonra da bulup bulabileceğiniz tek şey daha fazla vergi. Bu ülkeyi nasıl batırdığınızın bundan daha büyük bir itirafı olabilir mi? O yüzden ben zaten bu tartışmanın kendisinin AKP’nin ülkeyi batırdığının itirafı olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani ülkede bir ekonomik kriz var. Siz bunu üretimle yeni alanlar açarak, yaratarak çözmeyeceksiniz, ne yapacaksınız? Zaten hazinenin çok büyük bir bölümünü ondan toparladığınız milyonlarca yoksuldan biraz daha fazla vergiyi nasıl alabilirim, onun son kuruşuna nasıl el koyabilirim diye düşüneceksiniz.

    “VERDİĞİ VERGİLERİN KENDİSİNE HİZMET OLARAK DÖNDÜĞÜNE İNANAN YURTTAŞIMIZ VAR MI?”

    Şimdi buradan bütün yurttaşlarımıza seslenmek istiyorum: Biz her zaman gerçekleri söyledik, gerçekler devrimcidir, buna inanıyoruz. O yüzden tarihimiz boyunca dayanışmayı, birlikte üretmeyi, birlikte paylaşmayı savunduk, üretenlerin yönetmesi gerektiğini savunduk. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse, Türkiye İşçi Partisi’nin amacı sadece Türkiye’yi değil dünyayı üretenlerin yönetmesidir. Devleti de tam böyle bir yerde anlamlandırıyoruz. Kimilerinin ‘Devlet olmazsa insanlar birbirlerini yerler, güçlü güçsüzü ezer, parası olan, silahı olan, emrinde insan olan tahakküm kurar; dolayısıyla devlet olmalı ki işler yürümeli, adalet sağlanmalı, kamu hizmetleri görülmeli’ gibi bir anlayışla devleti kutsayan o anlayışıyla hiç yan yana gelmedik. Bunun bir sonucu olarak vergi tartışmasını yapmak istiyoruz. Ne deniyor? Devlet vergi toplar, topladığı vergi de halka hizmet eder. Buradan sesimin ulaştığı bütün yurttaşlarımıza sormak istiyorum. Gerçekten böyle mi? Örneğin gerçekten emeğinin karşılığını aldığını düşünen bir yurttaşımız var mı? Gerçekten verdiği vergilerin kendisine hizmet olarak döndüğüne inanan bir yurttaşımız var mı? Ya da bu iktidarın adil, evrensel hukuk kurallarına göre yönettiğine inanan tek bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı var mı?

    “ARTIK VERGİLER BİZE YOL OLARAK GERİ DÖNMÜYOR, YOLLAR BİZE VERGİ OLARAK GERİ DÖNÜYOR”

    20 yıl, 25 yıl geriye gittiğimizde şöyle söylenirdi, ‘Devlete vergi ödeyeceksiniz, devlete ödediğiniz vergiler yol, su, elektrik olarak size geri dönecek’. Şimdi ne oluyor? Yol yapılıyor, o yoldan geçmek için üstüne para ödüyoruz, üstüne o yolun müteahhitlerini zengin ederek yürüyoruz. Sabah uyanıyorsunuz, elinizi yüzünüzü yıkamak için çeşmeyi açıyorsunuz. Akan suya en az 4-5 kalem vergi ödüyorsunuz. Elektrik dağıtım şirketlerini zengin edecek paralar ödüyorsunuz. Geldiğimiz nokta bu. Yani artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar bize vergi olarak geri dönüyor. Vergi su olarak bize geri dönmüyor, suya ayrıca vergi ödemek zorunda kalıyoruz. Şirketleri zengin ediyoruz.

    “TÜRKİYE’DE BİR TARAFTA BU İKTİDARIN YANDAŞLARI VE ZENGİNLER VAR, ÖBÜR TARAFTA HEP BERABER BİZ VARIZ”

    Bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Devlet dediğiniz şey en asgari düzeyde güvenliktir değil mi? En asgari düzeyde eğitim hakkıdır, sağlık hakkıdır değil mi? Memlekete bakın ya, özel güvenlik şirketleri, özel okullar, özel hastaneler… Bunların normal kabul edilmesini içimize sindiremiyoruz, hiçbir insanın içine sindirmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Normal bir ülkede bunlar olmaz, olması gereken bu değildir. Ama bakıyorsunuz güvenlik devredilmiş, eğitim şirketlere kar etsin diye devredilmiş, sağlık alanı parası olana hizmet veren bir alan haline getirilmiş. E devlet nerede var? Devlet Ankara’nın göbeğinde tetikçiler siyasi bir cinayet işleyince bunun üzerini örtmek için ortaya çıkıyor. Bakıyorsunuz, memlekette suç işleyen mafya liderlerinin İçişleri Bakanı’yla boy boy fotoğraflarını görüyorsunuz, kamu kurumları sözde tasarruf edecekken son sürat lüks inşaatlar devam ediyor, Monako’da ıstakoz yiyen milletvekilleri çıkıyor; ama halka ‘Siz aza tamah edin, dişinizi sıkın’ deneyeceği zaman devlet ortaya çıkıyor. O yüzden değerli arkadaşlar bu gerçek sömürüyü gizlemek, örtbas etmek, gerçeklerin ortaya çıkmasına mani olmak için görev üstlenen devlet anlayışına, bu düzene itirazımız var. O yüzden biz bu anlayışa topyekûn karşı çıkıyoruz. Biz iktidara baktığımızda para için her şeyi yapacak insanlar görüyoruz, attıkları her adımda zengini daha zengin yapmak için çalışan bir iktidar görüyoruz, emekçiyi, yoksulu daha da yoksullaştıran bir iktidar görüyoruz. O yüzden Türkiye’deki bütün ayrımları bir tarafa bırakma çağrısı yapıyoruz. Türkiye’de bir tarafta bu iktidarın yandaşları ve zenginler var, öbür tarafta hep beraber biz varız. Tablo bu kadar açık, bu kadar net!

    “VATANDAŞI ZATEN TOPRAĞA GÖMMÜŞSÜNÜZ, ÜSTÜNE VERGİ!”

    Aylardır şunu söylüyoruz. Diyoruz ki, ‘Ocak ayında siz bu asgari ücreti belirlediğinizde, daha 1 Şubat’ta ilk maaşları aldığımızda bunun açlık sınırının altında kalacağı belliydi’. Ve her geçen gün hayatı zorlaşan milyonlarca asgari ücretli için bir çağrı yapıyoruz, yaşamak için zorunda olduğumuz bir çağrı. ‘Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması bir zorunluluktur’ diyoruz, ‘10 bin lira emekli maaşı olmaz’ diyoruz, ‘Memurlar yoksulluk sınırının altında ücretlere mahkum ediliyorlar, bu kabul edilemez’ diyoruz! Ama biz vatandaşın ihtiyacını anlatmaya çalışırken, biz vatandaşın nefes alıp vermesini sağlayacak bir ücret talebinde bulunurken, bunu yapmayan beyefendiler yetmiyor bir de vergi bindirmek için kırık takla atıyor. Vatandaşı zaten toprağa gömmüşsünüz, üstüne vergi!

    “VATANDAŞIN KEMERİNDE DELİK KALMAMIŞ, İKTİDAR ‘KEMER SIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ DİYOR”

    Niye bu meseleyi bu kadar taktık? Niye isyan ediyoruz? Çünkü diyoruz ki, Bir ülkede verginin kimden toplandığı, nasıl toplandığı ve nasıl harcandığı o ülkedeki iktidarın sınıfsal yapısını gösteren en net politik veridir. ‘Bir ülkede nasıl bir iktidar var’ sorusunun yanıtını o ülkede nasıl vergi toplandığından, kimlerden toplandığından, kimlerden alınmadığından ve nasıl harcandığından kolayca anlayabilirsiniz. O yüzden basit bir denklem söylüyorum, AKP zenginlerin partisidir, AKP patronların partisidir ve yaptıkları her düzenleme bir avuç patron, bir avuç patron zihni ya da patronlara bağlı iktidar mensubunu yaşatabilmek için atılan adımlardır. Halkımız da buna rıza göstersin diye uğraşıyorlar. Vatandaşın kemerinde delik kalmamış, iktidarın söylediği tek bir şey var, ‘Kemer sıkmaya devam edeceğiz’. Yani beyefendiler aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyecekler; patlayıncaya kadar, çatlayıncaya kadar eğlenecekler, keyif sürecekler; sokaktaki yoksul, emekçi vatandaş kemer sıkmak zorunda olacak. Oh, ne ala memleket! O yüzden ısrarla, altını çize çize, üstüne basa basa söylüyorum: Bizim, bu ülkenin yüzde 99’unun tek bir mecburiyeti var, bu iktidardan kurtulmak zorundayız. Bizim tek bir zorunluluğumuz, tek bir mecburiyetimiz bu iktidardan kurtulma mecburiyetidir. ‘Ülkeyi şirket gibi yönetirim’ lafını hiç aklımızdan çıkartmayacağız, ‘Ben ekonomistim’ diye sağda solda atıp tutanları unutmayacağız. Bu akıl, yani ülkeyi şirket gibi yöneten akıl, ‘Ben ekonomistim, bilirim bu işleri’ diyen o kibirli akıl bugün ülkenin bu hale gelmesinin baş müsebbibidir.

    “EN BÜYÜK 500 ŞİRKET ÇALIŞTIRDIKLARI HER BİR İŞÇİ İÇİN AYDA 93 BİN LİRA KAR ETMİŞ”

    Dün en büyük 500 şirketle ilgili rakamlar açıklandı. Şimdi size ülkede kriz var deniyor değil mi? Bakalım bu 500 büyük şirkete. Bunların 490 tanesi büyük şartlar etmiş, faaliyet karları 937 milyar lira. Ortalamasını aldık, o en büyük 500 şirket çalıştırdıkları her bir işçi için ayda 93 bin lira kar etmiş. Yani 17 bin liraya yaşamaya mahkum edilen bir işçi düşünün, patrona kazandırdığı ortalama para bunun 5-6 katı. Yani 5 gün çalışıyorsunuz, bunun 4’ünde patrona çalışıyorsunuz, birinde kendinize. Kurdukları sistem bu. Peki sonra ne oluyor? Vergi konuşuyoruz ya, bunların aldıkları teşvikler artıyor, ödedikleri vergiler enflasyonun altında kalıyor ve sonuçta bakıyorsunuz hesaplara, 66.7 milyar gibi bir rakam alınmayan vergi hesabı. Ya kriz var, bunlar zenginleşmeye devam ediyorlar, işçiyi düşük ücretle uzun saatler çalıştırmaya devam ediyorlar, işçinin sırtından para kazanıp servetlerini arttırmaya devam ediyorlar, üste teşvik alıyorlar, üste vergileri indiriliyor. Ama kriz var, emekçi kemerini sıksın! Ortalama yüzde 242 büyümüşler. Bu şirketler böyle yüzde 200, yüzde 300 kar getiriyor ama söz konusu olan işçiye verilecek üç kuruş zam olunca hemen maliyetler akıllara geliyor. Dünyada en zengin yüzde birin serveti geri kalan yüzde 99’un servetinin 2 katı olmuş; şimdi herhalde Saray iktidarı Türkiye’yi hala bu düzeye taşıyamamanın acısını çekiyor. O yüzden ‘Yoksula bindirelim, az maaş verelim, çok çalıştıralım, çok vergi alalım, bu yüzde biri en zenginleri daha zengin yapalım’ diye ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

    ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİ: “HARCADILAR, BİTİRDİLER”

    Çok çarpıcı bir örnek vereceğim, özel iletişim vergisi 99 depreminden sonra çıkmıştı. ‘Dayanışma, tahribatı beraber aşacağız’ dendi. Yurttaşlar da sorgulamadılar tabii. ‘Zor zamanlarda destek olmak, dayanışma içerisinde olmak gerekir’ dendi. Sonra uzatıldı, sonra tekrar uzatıldı, artık normalleşti. 6 Şubat’ta deprem oldu, ‘Ne oldu bu toplanan vergiler’ diye sorduk. Başka yerlerde kullandılar, harcadılar, bitirdiler. Peki Kızılay ne yaptı? Çadır sattı. Sonra Kızılay’la ilgili tartışmalar başladı. Şu cümleyi hiç unutmayın, Kızılay başkanı, ‘Vergi kaçırmak başka bir şey, vergiden kaçınmak başka bir şey’ dedi. İşte esas mesele bu, eğer siz patronsanız, yandaşsanız vergiden kaçınırsınız, bu ülkedeki 85 milyonun hakkı olan parayı vermezsiniz, onu kaçınırsınız.

    “VERGİ KAÇIRMAK İSTİYORSANIZ VERGİ DAİRESİNİN EN YAKININDA DÜKKAN TUTUN, VERGİ FALAN ÖDEMEZSİNİZ”

    Örnek vereceğim bakın, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Oğlu Engin Levent Soylu’nun 2021’de kurduğu şirket hiç vergi ödememiş. Buyurun, vergiden kaçınmak işte. Hatırlayın Meclis’te konuşuldu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, Sağlık Bakanı Koca’nın kurucusu olduğu şirkete 220 milyondan fazla teşvik verdiği tutanakları da var. Devlet olarak görevinizi yapmadığınız için özel hastaneye gitmek zorunda bıraktığınız vatandaştan para kazanıyorsunuz, sonra bir de vergiden kaçınıyorsunuz. Kurumlar vergisi, yüzde 25 yasal olarak, yani çoğu ücretlinin gelir vergisinin altında bir oran. Bir ekonomist, Menekşe Yılmaz, KAP bildirimlerinden bir araştırma yapmış. Ford Otosan 2023 yılında binde 4 vergi ödemiş, Arçelik yüzde 1.6, Otokar yüzde 2.7, Tüpraş yüzde 12! Bakın, 250 milyon dolar ciro yapan, 47 ülkeye çikolata ihraç eden bir şirket kaç para vergi ödemiş? 40 bin lira arkadaşlar! Hazine garantili otoyol-köprü-şehir hastane projeleri alan 44 tane şirketten 37 tanesi tek kuruş vergi ödememiş! Hatırlıyor musunuz, ‘gemi değil gemicik’, bunlarınki de o, ‘vergi değil vergicik’. Gerçekten anlatmaktan utanıyorum, şöyle düşünün, Osman Gazi Köprüsü’nden geçiyorsunuz, 290 lira, yüzde 8 KDV ödüyorsunuz. Devlet bizlerden topladığı paradan geçiş parasına 35 dolar artı yüzde 8 KDV ödüyor, ama orada para kazanan şirket vergisini ödemiyor. Yani oradan geçen yurttaş vergi ödüyor, devlet vergi ödüyor, buradan gelir elde eden şirket hiçbir şey ödemiyor! Hani böyle bir şey vardır ya, bir suç işlediğinizde suç mahallinin etrafında gezerseniz, kalabalıklara karışırsanız gözükmezsiniz. Bence tam öyle bir durum var. Türkiye’de vergiden kaçınmak istiyorsanız, vergi kaçırmak istiyorsanız vergi dairesinin en yakınında dükkan tutun, Saray’ın bahçesinde dükkan tutun vergi falan ödemezsiniz.

    “ÜLKEYİ BİLE İSTEYE BATIRIYORLAR”

    Özeti şu, ülkeyi batırıyorlar. Bunun sorumlusu kendileri. Bunu bilmeden, cahil oldukları için, yeteneksiz oldukları için falan da yapmıyorlar. Bunu bilerek, isteyerek, kendilerini, eş dost akrabayı, yandaş müteahhitleri, o Türkiye’nin en zenginlerini daha zengin kılmak için yapıyorlar. Burada üretim yapmadıkları için, ülkeyi zenginleştirmek gibi dertleri olmadığı için bildikleri bir şey var: Yoksulu emekçiyi ezeceksin, ezebildiğin kadar ezeceksin. Yetmedi mi? Yeniden vergi çıkartırsın, nasıl olsa güç bizde, nasıl olsa iktidar biziz. Toplumsal dayanışma olsun, çok kazanandan çok vergi alınsın, çok basit değil mi? Hayır, Türkiye’de böyle bir model yok. Ama ne var? Lokantadaki garsonun bahşişinden vergi almayı düşünen bir akıl var burada, pandemide belki de evimize ekmek getirdiği için hayatta kalmamızı sağlayan motokuryeden nasıl daha fazla para alırım diye düşünen bir anlayış var!

    “ASGARİ ÜCRETE ZAM, ASGARİ BİR YAŞAM TALEBİ HALİNE GELMİŞTİR”

    Sevgili yurttaşlar, o yüzden bakmayın onların çevirdikleri fırıldaklıklara, dolaplara, hepsini bir kenara bırakın. Çok net, Türkiye’de iki tane cephe var: Bir tarafta zenginler ve onları temsil eden AKP iktidarı var, öbür tarafta biz hepimiz varız. Ve hepimiz haklarımızı almak için yan yana, omuz omuza gelmeliyiz, kol kola durmalıyız. Bu iktidara karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Biz tekrar ediyoruz, temmuzda ara zam şarttır. Nefes alıp verebilmek için bile asgari ücretin arttırılması gerekiyor, artık asgari ücrete zam asgari bir yaşam talebi haline gelmiştir. Asgari ücretlinin, alın teriyle yaşayan emekçinin, emeklinin bu koşullarda yaşamına devam ettirmesinin başka bir yolu yoktur. Ben halkımızı doğrudan canımıza kasteden bu iktidara karşı yan yana gelmeye, omuz omuza durmaya çağırıyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Demirtaş’tan asgari ücret için ‘ara zam’ mesajı: ‘Etkisi olacak ancak…’

    Özgür Demirtaş’tan asgari ücret için ‘ara zam’ mesajı: ‘Etkisi olacak ancak…’


    Sabancı Üniversitesi Finans Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Özgür Demirtaş, asgari ücret konusunda yorumlarda bulundu.

    Prof. Dr. Demirtaş, enflasyona negatif etki etse bile asgari ücretin artırılması gerektiğini ifade etti.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Dr. Fatih Karahan’ın imzasıyla hükümete bir mektup gönderilmiş, orada da asgari ücrete tek zam vurgusu yapmıştı.

    Merkez Bankası’nın metninde, “Asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi, öngörülen dezenflasyon patikasının tesis edilmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır” ifadesi yer almıştı.

    ‘TASARRUF DAR GELİRLİDEN BAŞLAYAMAZ”

    Prof. Dr. Özgür Demirtaş, X (Twitter) hesabından asgari ücretle ilgili yorumda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

    ”Asgari Ücretin Artması lazım. Enflasyona negatif etki edecektir. Ancak Enflasyona etki sıralaması benim için dördüncü sırada şu anda. Çok yazdım: İnsanların asgari ücret ile geçinmesi imkansız. Tasarruf Dar Gelirliden BAŞLAYAMAZ…”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özgür Özel’den AKP’ye asgari ücret resti: ‘Çok sert tepki vereceğiz’

    Özgür Özel’den AKP’ye asgari ücret resti: ‘Çok sert tepki vereceğiz’


    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Temmuz ayında asgari ücrete zam yapılması gerektiğine dikkat çekerek “Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok net ve sert bir tepki vereceğiz. Kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin” ifadelerini kullandı.


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ege Belediyeler Birliği ziyaretinde, Haziran ayı sonunda asgari ücrete zam yapılması gerektiğini vurguladı. İktidara sert sözlerle çağrıda bulunan Özel, “Asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok net ve sert bir tepki vereceğiz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, tüm gün süren İzmir temasları kapsamında son olarak Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ferdi Zeyrek’i ziyaret etti.

    Ziyarette konuşan CHP Lideri Özel’in gündeminde ekonomi vardı. Emeklilere verilen bayram ikramiyesinin yetersizliğini eleştiren Özel, Haziran ayı sonunda asgari ücrete ara zam için de sert mesajlar verdi.

    ZEYREK: “BU YOLDA HEP BİRLİKTE OLACAĞIZ”

    Ziyarette ilk konuşmayı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ferdi Zeyrek yaptı, Birlik mesajı veren Zeyrek şunları kaydetti:

    “6 Haziran günü Ege Belediyeler Birliği’nin bir seçimi oldu. Delegasyonun takdiriyle birliğimiz başkanı oldum. Ege belediyeler birliği 127 belediyemizden oluşan bir birlik. Bu birliğimizde bütünlüğü sağlamak, ele ele ve kol kola yürümek adına bir yola çıktık .Bu yolda bize destek veren tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ederiz. Öncelikle Ege Planlama Ajansı’nı hep birlikte kurmak, belediyelerin sorunlarını, onların dertlerine ve planlarına öncülük etmek, burada birlikteliğimizi sağlamak, yurt içinde ve yurt dışında öncelikle AB’nin fonlarını kullanmak, diğer fonlarla birlikte de belediyelerimizin dertlerine derman olmak önceliklerimiz arasında yer alacak. Bu yolda hep birlikte olacağız. Birliğimiz bütünlüğümüz herkes tarafından da takdir görecektir.”

    ÖZGÜR ÖZEL: TEK BAŞIMIZA DA OLABİLİRDİK AMA ÇOĞULCULUKTAN YANAYIZ

    Ege Belediyeler Birliği ve Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerine değinen Özgür Özel, ‘demokratik ve katılımcı yönetim’ vurgusu yaparak şunları söyledi:

    “Ege Belediyeler Birliği 1986 yılında İzmir’de kurulmuş bir birlik olarak 1994 yılında merkezi Manisa’ya taşınmış bir birliktir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanı olarak Ege’deki belediye başkanları partimiz tarafından bu göreve layık görülmesi bizim açımızdan çok onur vericidir. Bunu da söyleyeyim… Yapılan seçimdeki mutabakat, tüm belediyelerin, büyükşehirlerin, İl belediyelerinin CHP’de olması son derece mutluluk verici bir durum. CHP, sadece kıyılara sıkışmış bir görüntüden Ege’deki bütün belediyeleri kazanan, nüfusun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerin yönettiği bir noktaya geldi.

    Türkiye Belediler Birliği seçimini Sayın Ekrem İmamoğlu kazandı. Orada biz AK Parti ve MHP’nin yaşattıkları geçmiş pratiklerden farklı olarak kendilerine teklifte bulunduk. ‘Gelin hepsi kendi gücünde temsil edilsin’ dedik. Ama kendileri liste çıkardılar. Biz İYİ Parti’yle Yeniden Refah Partisi’yle, Dev Parti’yle kurduğumuz büyük ittifakta belediyeler birliğinin yönetimini kazandık. Tek başımıza da alabilirdik ama çoğulculuktan yanayız. Yönetirken de AK Parti’nin yaptığı gibi sadece Cumhur İttifakı’na belediyeler birliğinin imkanlarını seferber etmek yerine herkesin gücü nispetinde bu imkanlardan yararlanmasıyla bir yönetim anlayışımız olacak.

    “BUGÜN ORTAYA ÇIKAN DURUM SON DERECE HAZİNDİR”

    Biz, Türkiye Tarihi Kentler ve Belediyeler Birliği’nin başkanlığına Sayın Mansur Yavaş’ı aday göstermiştik. Orada Cumhuriyet Halk Partisi’nin çoğunluğu yoktu. Sonuçlar biraz önce ortaya çıktı. Bu sonuçları büyük bir memnuniyetle değerlendiriyorum Bizim oradaki toplam delege sayımız 424 olmasına rağmen Mansur Bey 495 oy alarak başkan seçildi. Rakibi Mehmet Öztürk de 221 oy aldı. AKP’nin Cumhur İttifakı adayı AKP MHP Büyük Birlik Partisi oylarından 216 eksik oy aldı. Geçtiğimiz günlerde AKP adayının on iki oy eksik kalmasıyla AKP’ye bu fireler bulunsun, partiden atılsınlar, hesap sorulsun gibi yaklaşımları biz dikkatle ve endişeyle takip ediyorken bugün AKP, MHP ve Büyük Birlik Partisi’nin birlikte davranan Cumhur İttifakı’nın toplam alması gereken 437 olması gerekirken 221 oy aldılar ve 216 eksik oy aldılar. Bu karşı taraftaki dağınıklığı ve bizim tarafta işlerin ne kadar yolunda gittiğini gösteriyor. Oysa biz burada da onlara gelin birlikte olalım demiştik ama kabul etmemişlerdi. Yani sadece içlerinden bazılarına değil. Ama olanlar bizim bu paylaşma teklifimizi algılayamadılar. Çoğunluklarına güvendiler. Ama bugün orada ortaya çıkan durum kendileri açısından son derece hazindir. Biz en adil şekilde yöneteceğiz. AK Partilileri ve MHP’lileri ötekileştirmeden herkesin gücü nispetinde herkesin istifade etmesini sağlayacağız. SODEMCEN’in SODEM’in oluşturduğu yeni yapılar CHP’li sosyal demokrat belediyelerin eşgüdümünüzü alırken Belediyeler Birliği üzerinden de bütün bu bölge birlikleri üzerinden de çok önemli çalışmaları koordinasyonları, eşgüdümleri, denetimleri ve eğitimleri hep birlikte sağlamak niyetindeyiz. Bizim yönettiğimiz kurumlar kısa sürede Türkiye’nin en iyi kurumları haine geliyor. Ben bu birliğin çok iyi işler yapacağına inanıyorum.”

    “GEÇMİŞ KRİZİN KAZANANLARINDAN BİR ŞEYLER TALEP ETTİĞİNİ GÖRMEK GEREKİYOR”

    Ekonomi gündemine de değinen Özel, uygulanan ekonomi politikalarıyla yoksulun daha da yoksullaştığının altını çizerek şu ifadeleri kullandı;

    “Ülkenin gündeminde bir bayram var. İzmir ile İstanbul arasında geçen bayramdan bu yana otobüs taşımacılığının bilet fiyatlarının iki kat arttığını üzülerek takip ediyoruz. insanların artık ailelerinin yanına kavuşmasını, öğrencilerin bayram tatiline gitmesini, insanların memleketlerine ulaşmasını imkansızlaştıran bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye’nin bu sorunlarını çözmek bir yana çözemeyen ve hep aynı kesimlere yüklenen bir iktidarla karşı karşıyayız. Aslında çözüm çok basit. Geçmiş dönemde Kur Korumalı Mevduat ile en çok kim kazandıysa, geçmiş dönemde Hazine’den aktarılan 1,2 trilyonu kim cebe indirdiyse ya da kredi garanti fonundan alınan uygun kredileri kimler gayrimenkule, lüks araçlara, yatlara çevirdiyse biraz onlardan almaktansa bu Kur Korumalı Mevduatı ödeyenlere yüklenmek, işçiden almak, işçiye-emekliye zam vermemek, çiftçiye zam verememek. Geçen sene 8,5 lira verilen buğdaya bu sene 9,5 lira verilmesi. Enflasyon yüzde 80 iken, girdi maliyeti enflasyonu yüzde 120’yken yüzde 12 zam vermek hakkaniyetli değildir. Sonra bu insanlar ‘geçinemiyoruz’ diye bağırınca onların sesini duymamak değildir. Yaklaşan bayramda 3 bin lira emekli ikramiyesi veriyorlar. 2018’de emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma alırken bugün 5,5 kilo kıyma alıyor. O gün verilen emekli ikramiyesi ile koç alıyorken bugün emekli ikramiyesi bir koçun 5’te 1 ‘ini bile alamıyorken, 2022 yılında en düşük emekli maaşı iki koç alırken bugün cılız bir koç bile alamıyorken artık bu emeklilerin sesinin duyulması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde Sayın Erdoğan’la yapacağımız görüşmede de bu büyük ekonomik krizden çıkmanın yolunun krizin mağdurlarına daha fazla yüklenmek değil, geçmiş krizin kazananlarından bir şeyler talep ettiğini görmek gerekiyor.”

    “KİMSE ASGARİ ÜCRETE ZAM YAPMAMAYI DÜŞÜNMESİN”

    Son olarak asgari ücrette ara zam için net konuşan Özel, şunları kaydetti,

    “Türkiye demokratik istekle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uysa, hukuki öngörülebilirlik olsa, Türkiye’ye, dünyanın kalıcı yatırımlar gelecekken, bugün sıcak para geliyor, faizden voleyi vuruyor. Ama biz her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz. Burada İzmir’den bir kuvvetli itirazı bir kez daha yükseltiyoruz. Haziran ayının sonunda asgari ücrete zam yapmamayı düşünenler bunu bir kez daha düşünsünler. Buna çok net ve sert bir tepki vereceğiz. Kimse asgari ücreti güncellememeyi düşünmesin. Asgari ücreti enflasyon artışına göre güncellerken asgari ücret artışından sıkıntıya düşecek küçük esnaf, bazı KOBİ’er ve bazı ihracatçıların da desteklenmesi için özel tedbirlerin alınması gerekiyor. Ama yarattığınız krizin yükünü emekçilere, emeklilere ve esnafa yükleyemezsiniz. Buğday taban fiyatının 15 lira, çay taban fiyatının 25 lira olarak güncellenmesini ve bu kararların bir an önce açıklanmasını bekliyoruz. Emekliye asgari ücret düzeyinde en düşük maaş, asgari ücrete de enflasyon oranında zam bekliyoruz. Bunları yapmayanlar, bu milleti geçinemez hale getirdiler. Geçinemeyenlerin sesini duyuyoruz. Duyurmaya kararlıyız.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Asgari Ücret


    Özgür Özel

    Show TV'den beklenmedik hamle. Bahar dizisinin yerine yeni program
    Show TV’den beklenmedik hamle. Bahar dizisinin yerine yeni program

    Kızılcık Şerbeti'nde neler oluyor? En etkili oyuncu diziye veda etti
    Kızılcık Şerbeti’nde neler oluyor? En etkili oyuncu diziye veda etti

    Şanlıurfa'da kuduz paniği: 2 mahalle karantinaya alındı
    Kuduz paniği: 2 mahalle karantinaya alındı

    Halıya sarılı cesedi denizden çıkarılmıştı: Katil zanlılarını, halı yıkama fişi ele verdi
    Halıya sarılı cesedi denizden çıkarılmıştı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan hayaller aleminde: “Ekonomik göstergeler gayet iyi, çalışan ve emeklilerin durumu düzelecek”

    Erdoğan hayaller aleminde: “Ekonomik göstergeler gayet iyi, çalışan ve emeklilerin durumu düzelecek”



    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Isparta’da düzenlediği mitingde konuştu. Muhalefetten gelen ekonomi eleştirilerine yanıt veren Erdoğan, “ekonomik göstergeler gayet iyi” dedi.

    Çalışanlar ve emekliler için yine geleceği işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi bu depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Fakat geldiğimiz noktada yerel yönetim seçimlerine gidiyoruz. Bunların da üstesinden geleceğiz. Genel ekonomik göstergeler gayet iyi. Milli gelirimiz istihdamımız üretimimiz ihracatımız tarihimizin en yüksek seviyesinde. Enflasyon düştükçe ekonomideki olumlu tablonun getirilerini çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha iyi yansıtma imkanı bulacağız. Bunun dışındaki palavralara sakın ha kanmayın.”

    ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA, ERDOĞAN SAVAŞ UÇAĞI ANLATTI

    Birleşik Kamu-İş araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ocakta 17 bin 442 liraya yükseldi. Açlık sınırı 1 Ocak 2024’ten geçerli olmak üzere 17 bin 2 lira olarak belirlenen yeni asgari ücreti 2024’ün ilk ayında geride bıraktı. Aynı ailenin yoksulluk sınırı da 48 bin 459 liraya çıktı.

    Ancak Erdoğan, “Her kim bu ülkenin yandığını bittiğini çöktüğünü iddia ederek etrafına umutsuzluk saçıyorsa emin olun kafasında başka hesaplar vardır” iddiasında bulundu.

    Erdoğan, mitingde ayrıca şunları söyledi:

    “Eski Türkiye’de bu palavracı siyaset anlayışı yüzünden ülkenin onlarca yılı heba edildi. Güvensizliğin istikrarsızlığın programsızlığın plansızlığın kol gezdiği bir ülkede herkes kaybeder en çok da çalışanlar ve emekliler kaybederdi. Dünyada İHA’da ilk 3-4’ün içindeyiz. Bu ülkenin adı Türkiye. Daha düne kadar neredeyse tamamen dışa bağımlı savunma sanayimiz vardı. yüzde 20’Sİ yerliydi. Biz geldik yüzde 20’yi yüzde 80’e çıkardık. Bize tabanca vermiyorlardı. Şimdi bizim yerli tabancalarımıza dünyanın 4 bir yanından talep var. Dünyanın en önde ihracatçıları arasına geldik. KAAN’la 5. nesil uçak yapan dünyadaki 4 ülkeden biri olduk.”

    Erdoğan hayaller aleminde:

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 5 pideden 1’ini enflasyon yedi: En düşük emekli maaşı ile alınan pide sayısı 1 yılda yüzde 21 azaldı

    5 pideden 1’ini enflasyon yedi: En düşük emekli maaşı ile alınan pide sayısı 1 yılda yüzde 21 azaldı


    Son üç yılda ramazan pidesinin kilogram fiyatına yüzde 445 zam geldi. En düşük emekli maaşı ile geçinen emeklilerin satın alabileceği pide sayısı son bir yılda eksildi.

    REKLAM

    Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon emeklilerin alım gücüne doğrudan yansıyor. Emekliler için ekonomik açıdan son 20 senede en kötü yıl 2023 oldu. 2024’ün emekliler için daha zor geçmesi bekleniyor. 

    Ramazan ayı yaklaşırken, en düşük emekli maaşı ile 2023’te 5 pide satın alabilen emekliler bu yıl 4 pide alabilecek. 

    En düşük emekli maaşı ile satın alınabilen pide sayısı geçtiğimiz ramazan ayına göre yüzde 21 azaldı. 

    Asgari ücretliler içinse, ‘Ramazan pidesi endeksi’ne göre, 2024 en yüksek alım gücünün gerçekleştiği yıl. 2012-2024 arasında asgari ücretlilerin maaşlarıyla en çok pide alabildiği yıl 2024 oldu.

    Peki, ramazan pidesinin fiyatı nasıl değişti?

    Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ramazan pidesinin kilogram fiyatının 60 lira olacağını açıklayarak İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gram ramazan pidesinin 15 liradan satılacağını duyurdu.

    3 yılda yüzde 445 zam

    İstanbul’da 2023 yılında ramazan pidesinin kilogram fiyatı 33,3 TL; 2022 yılında 18,2 TL ve 2021 yılında da 11 liradan satılıyordu. 

    Buna göre son üç yılda ramazan pidesinin kilogram fiyatına yüzde 445 zam gelmiş oldu.

    Son iki yıldaki fiyat artışı yüzde 230; son bir yıldaki artış ise yüzde 80 gerçekleşti.

    Gramaj düşüyor, fiyat artıyor

    2012 yılında 400 gram pidenin fiyatı 1,5 TL’den satılıyordu. 2013 yılında pide fiyatı değişmedi ancak pideler 300 grama düştü.

    2018 yılında da pideye zam gelmedi ancak 300 gramdan 275 grama düştü.

    2022 yılında 330 gram olan pide 2023’te 300 gram oldu. 2024’te ise fiyatlar 250 gram pide üzerinden açıklandı.

    250 gram pide açıklanan en düşük gramaj oldu.

    Pidenin gramajı yıllara göre değiştiğinden daha gerçekçi bir kıyas için kilogram fiyatı üzerinden karşılaştırmak yapmak gerekiyor. 2021 yılında pidenin kilogramı 11 TL iken 2022’de 18,2 TL oldu. 2023’te pidenin kilosu 33,3 lira iken 2024 yılında 60 liraya ulaştı.

    Emeklinin 5 pidesinin 1’ini enflasyon yedi

    En düşük emekli maaşı (4b Bağkur) ile satın alınabilen pide miktarı 2024 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 21 düştü. Bu ne demek? Emekliler 2023’te en düşük emekli maaşı ile 5 pide alırken 2024’te 4 pide alabilecek.

    Bu hesap 4b Bağkur emeklisinin durumunu yansıtıyor. Pide fiyatı 250 gram üzerinden hesaplandığında 2023’te 841 pide alabilen bir emekli 2024’te 667 pide alabilecek.

    4a işçi emeklilerinin en düşük maaşla alabildiği pide miktarı da son bir yılda yüzde 18 azaldı.

    İşçi emeklileri için en düşük alım gücü 2022 ve 2024

    2023’te en düşük emekli maaşı ile 852 pide alabilen işçi emeklileri 2024’te 696 pide satın alabilecek.

    2012-2024 arasında en düşük emekli maaşı (4a) ile alınabilen pide miktarının en düşük olduğu yıllar 2022 ve 2024 oldu. İki yılda da emeklilerin maaşı 696 pideye karşılık geldi.

    REKLAM

    Asgari ücretliler için en yüksek alım gücü 2024

    Asgari ücretliler için ise durum oldukça farklı. 2023 yılında bin 22 pide alabilen asgari ücretliler 2024’te bin 133 pide alabilecek.

    2012-2024 arasında asgari ücretlilerin maaşlarıyla en çok pide alabildiği yıl 2024 oldu.

    Hesaplamalar nasıl yapıldı?

    Haberdeki hesaplamalar için ilgili ramazan ayında geçerli emekli maaşı ve asgari ücret kullanıldı. 2015 yılı tam senenin ortasına geldiği için haziran ve temmuz aylarının ortalaması esas alındı. 

    2023 yılı başında en düşük emekli maaşı Hazine desteğiyle 5 bin 500 lira iken nisan ayında bu miktar 7 bin 500 liraya çıkarıldı. 

    Bundan dolayı 2023 emekli maaşı hesaplamasında mart ayının yüzde 25’i, nisan ayının ise yüzde 75’i kullanıldı. Çünkü ramazan ayı 23 Mart 2023’te başlamıştı.

    REKLAM

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: Türkiye’de mutluluk oranının en düşük olduğu grup üniversite mezunları

    Araştırma: Türkiye’de mutluluk oranının en düşük olduğu grup üniversite mezunları


    Türkiye Avrupa’da yaşam memnuniyetinin en düşük olduğu iki ülkeden birisi. 2015 yılına kadar üniversite mezunları ilköğretim/ortaokul veya altı eğitim seviyesine sahip kişilerden daha mutlu iken artık mutluluk oranının en düşük olduğu grup üniversite mezunları.

    REKLAM

    Avrupa’da yaşam memnuniyetinin en düşük olduğu ülkeler Türkiye ve Bulgaristan çıktı. 10 üzerinden yapılan değerlendirmeye göre Türkiye’de yaşam memnuniyeti 5,6 puan. AB ortalaması ise 7,1. TÜİK araştırmasına göre de Türkiye’de 20 sene önce en mutlu eğitim grubu üniversite mezunları iken artık en düşük mutluluk oranı yüksek öğretim mezunlarında.

    Farklı araştırmalar Türk vatandaşlarının yurtdışında yaşamaya ve eğitim almaya sıcak baktığını gösteriyor. Alman Konrad-Adenauer Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Gençlik Araştırması 2021”in sonucuna göre 18-25 yaş grubundaki her dört gençten üçü (yüzde 73) imkân bulması durumunda yurtdışında yaşamak istiyor. 

    Metropoll’un Ekim 2023’te yaptığı araştırmaya göre de halkın yüzde 39’u yurtdışında yaşamak veya okumak istiyor. Araştımra sadece gençleri değil; tüm halkı kapsıyor. Bu oran önceki anketlerde daha yüksekti.

    Bu veriler gençlerin ve halkın yaşamından memnuniyetsizliğe işaret ederken Türkiye’nin Avrupa’da son sırada yer alması dikkat çekiyor. AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre Türkiye Bulgaristan ile birlikte yaşam memnuniyetinin en düşük olduğu ülke. Türkiye verisi 2021 yılını; diğer ülkeler ise 2022 yılını yansıtıyor. 10 üzerinden gerçekleşen değerlendirmeye göre Türkiye’de hayatından memnun olanların ortalaması 5,6 puan. Bulgaristan da aynı puana sahipken AB ortalaması 7,1 gerçekleşti.

    Yaşam memnuniyetinin en yüksek olduğu ülke İsviçre ve Avusturya

    Yaşam memnuniyetinin en yüksek olduğu ülke ise 8 puan ile İsviçre. Hemen ardından 7,9 puan ile Avusturya geliyor. Finlandiya, Polonya ve Romanya da 7,7 puan ile ilk beşteki diğer ülkeler.

    Fransa ve Almanya AB ortalamasının altında

    Fransa’da yaşam memnuniyeti 7; Almanya’da ise 6,5 puan çıktı. İki ülke de AB ortalamasının altında yer alıyor.

    Eurostat’ta henüz yer almasa da TÜİK’in açıkladığı yaşam memnuniyeti düzeyi Türkiye’de 2022 ve 2023 yılında benzer durumun devam ettiğini gösteriyor. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022 yılında 5,5 hesaplanırken 2023 yılında 5,7 oldu.

    Yüzde 50’nin altına düşen mutluların oranı toparlanıyor

    TÜİK’in araştırmasına göre mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki kişilerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3,0 puan artarak yüzde 52,7 oldu. Ancak bu oran önceki yıllara göre oldukça düşük. 2003’te halkın yüzde 59,6’sı mutlu iken bu oran 2011 yılında yüzde 62,1’e kadar çıkmıştı.

    2016 yılında yüzde 61,3 olan mutlu kişilerin oranı bu tarihrten sonra kademeli olarak gerileyerek 2020 yılında yüzde 48,2’ye kadar inmişti. Bu tarihten sonra toparlanma görünüyor.

    20 sene önce en mutlu üniversite mezunlarıydı, artık en düşük mutluluk oranı onlarda

    Öte yandan, mutlululuk eğitim seviyesine göre ciddi oranda değişiyor. 2004 yılları ile 2023 arasındaki değişime bakıldığında şu sonuç ortaya çıkıyor: Mutlu olduğunu beyan eden kişilerin oranı tüm eğitim seviyelerinde düştü.

    Ancak en sert düşüş üniversite mezunlarında yaşandı. İlkokul, ortaokul ve lise mezunlarında mutluların oranı yüzde 4-5 puan civarında düşerken yüksek öğretim mezunlarında bu düşüş yüzde 16’ya kadar çıktı.

    2015’ten sonra üniversite mezunlarında mutluluk oranında çarpıcı değişim

    2004-2023 arasında yıl yıl değişime bakmak da mümkün. Buna göre okul bitirmeyenler ile ilkokul veya ortaöğretim/ortaokul mezunlarının oluşturduğu düşük eğitime sahip kişilerin mutluluk oranı aritmetik ortalamaya göre 2015 yılına kadar yüksek öğretim mezunlarından düşük seyrederken 2015 yılında çok az farkla üniversite mezunları altta kalıyor. Bu tarihten sonra düşük eğitim seviyesindekilerin mutluluk oranı üniversite mezunlarından hep daha yüksek seyrediyor.

    Düşük eğitim seviyesindekilerin mutluluk oranı hesaplanırken aslında ağırlıklı ortalama kullanmak gerekirken araştırmanın detayları görülemediğinden aritmetik ortalama kullanıldı.

    Zaten tüm eğitim seviyelerine taker taker bakıldığında da 2015 ve 2016 yılından itibaren bu ayrışma oldukça açık şekilde görülüyor.

    Euronews’in TÜİK verilerinden yaptığı analizde yüksek eğitimlilerin gittikçe daha az kazandığı ortaya çıkmıştı. Üniversite mezunlarının maaşı ile ilköğretim mezunlarının maaşı arasındaki fark azalıyor.

    Yüksek öğretim mezunlarının aylık ortalama kişi başı brüt maaşının ilköğretim ve ortaokul mezunlarının maaşına oranı 2014 yılından sonra sert şekilde düşmeye başladı. Mutluluk oranındaki değişim de aynı döneme denk geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da öğretmenler greve gitti

    Fransa’da öğretmenler greve gitti



    Fransa ulusal basınında yer alan haberlere göre, ülkenin önde gelen eğitim sendikalarının çağrısıyla başkent Paris ve birçok kentte öğretmenler greve gitti.

    Sendikalar Aralık 2023’ten bu yana maaşları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulunurken, Eğitim Bakanı Amelie Oudea-Castera’nın devlet okullarına yönelik eleştirel açıklamaları öğretmenlerden tepki topladı.

    Eğitim Bakanı’nın açıklamaları ile yaptıkları işin değersiz gösterildiğini düşünen öğretmenler, hükümete tepki gösterdi.

    Eğitim sendikası FSU-SNUİpp’nin greve katılım oranını Paris için yüzde 65, Val-de-Marne, Drome, Ardeche ve Pyrenees-Atlantiques şehirleri için yüzde 50 olarak öngördüğü bildirildi. Ülke genelinde bugün ilk ve ortaokul öğretmenlerinin yüzde 40’ının greve gitmesi bekleniyor.

    ASGARİ ÜCRET VE ÇALIŞMA KOŞULLARI

    Fransa’da 4 eğitim sendikası tarafından Aralık 2023’te ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için eylemler başlatılmıştı. Tartışmalar, Bakan Oudea-Castera’nın devlet okullarında derslerin öğretmensiz geçtiğini, bu nedenle çocuklarını Paris’te özel okula gönderdiğini açıklamasının ardından daha da artmıştı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’da euro bazında asgari ücret ve satın alma gücü: Türkiye 2024’te ne durumda?

    Avrupa’da euro bazında asgari ücret ve satın alma gücü: Türkiye 2024’te ne durumda?


    Türkiye’de Euro bazında asgari ücret son iki yılda neredeyse ikiye katlandı. Ancak yüzde 87’lik artışa rağmen Türkiye, 26 Avrupa ülkesi içinde son sıralardaki yerini koruyor.

    REKLAM

    Yeni açıklanan AB verilerine göre Ocak 2024’te Türkiye’de “brüt asgari ücret” 613 euro oldu.

    AB İstatistik Ofisi 2024 yılının ilk yarısında geçerli asgari ücretleri açıkladı. 

    Buna göre Avrupa’da aylık brüt asgari ücretin en yüksek olduğu ülke Lüksemburg (2 bin 571 euro). Ardından İrlanda (2 bin 146 euro), Hollanda (2 bin 70 euro) ve Almanya (2 bin 54 euro) geliyor.

    Asgari ücretin en düşük olduğu ülke ise 385 euro ile Arnavutluk. Hemen üstünde Bulgaristan (477 euro), Karadağ (533 euro) ve Sırbistan (544 euro) bulunuyor. Türkiye bu ülkelerin ardından beşinci sırada.

    Diğer bazı ülkelerde ise brüt asgari ücret şöyle: Fransa bin 767, İspanya bin 323, Yunanistan 910 ve Romanya 663 euro.

    Türkiye euro bazında asgari ücrette AB ülkelerinden Bulgaristan’dan daha iyi durumda.

    Satın alma gücüne göre ülkelerin durumu

    Satın alma gücü ise daha anlamlı bir kıyas sunuyor. Bu karşılaştırmada ülkeler arasındaki fark azalıyor.

    Avrupa’da 2024 yılında asgari ücretin satın alma gücünün (PPS) en yüksek olduğu ülke Almanya (bin 883) olurken hemen ardından Lüksemburg (bin 877) geldi.

    Zirvedeki bu iki ülkeyi Hollanda (bin 778), Belçika (bin 729), Fransa (bin 599) ve İrlanda (bin 508) izliyor.

    Türkiye’nin satın alma gücü ise 893 PPS oldu. Türkiye 27 ülke içinde 19. sırada kendine yer buldu. 

    Öte yandan Eurostat grafiğinde yer alan bu değer 2022 yılının ikinci yarısındaki asgari ücret seviyesinin 2022 satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış.

    Eurostat Türkiye’deki kur artışının alım gücünü hızla değiştirmesinden dolayı satın alma gücü grafiklerinden Türkiye’yi çıkarmıştı.

    Asgari ücretin satın alma gücünün en düşük olduğu ülke ise 548 PPS ile Arnavutluk oldu.

    Türkiye bu alanda Slovakya (869) Estonya (840) Letonya (823) ve Bulgaristan’ı (816) geride bıraktı.

    Avrupa’da birçok ülkede asgari ücret bulunmuyor. Bunlar; Danimarka, İtalya, Avusturya, Finlandiya, İsveç, İzlanda, Norveç ve İsviçre. Bu yüzden kıyaslamalar daha az ülkeyi içeriyor.

    Türkiye’de euro bazında asgari ücret en yüksek seviyede

    Eurostat verilerine göre 1999 yılından bu yana bakıldığında euro bazında asgari ücret 2024 yılında Türkiye’de en yüksek seviyeye erişti. Ancak bu hesap nominal. Yani, enflasyonu dikkate almıyor.

    Özellikle son iki yıldaki keskin artış dikkat çekici. 2022 ilk yarısında brüt asgari ücret 328 euro iken 2024 başında 613 euroya çıktı. Bu da euro bazında yüzde 87 artış demek. 

    Öte yandan, asgari ücret son 20 senede giderek ortalama ücrete dönüştü. Türkiye’de 10 işçiden 6’sı asgari ücretin yüzde 20 fazlasının altında çalışıyor. Bu oran 20 sene önce 10 kişide 4 idi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı: İşçi ve memur emeklileri için en kötü yıl 2024

    En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı: İşçi ve memur emeklileri için en kötü yıl 2024


    ‘Emekliler Yılı’ ilan edilen 2024 emekliler için en kötü sene durumunda. 2003’te en düşük işçi emekli maaşının asgari ücrete oranı 1.47 iken 2024’te 0.61’e düştü. Aynı dönemde en düşük memur emeklisi maaşının oranı da 1,87’den 0,80’e geriledi.

    REKLAM

    2024 başında en düşük emekli maaşı Hazine desteğiyle 7 bin 500 liradan 10 bin liraya yükseldi. Aylık net asgari ücret ise 17 bin 2 lira oldu.

    En düşük emekli ve memur maaşlarının asgari ücrete oranı ise AK Parti iktidarında 2023 yılındaki kadar düşük olmamıştı. Ancak 2024 yılı emekliler için daha da kötü olacak. Asgari ücret ile karşılaştırıldığında 2024, işçi ve memur emeklileri için en kötü yıl olarak kayıtlara geçecek. Üstelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2024 yılını ‘Emekliler Yılı’ ilan etmiş durumda.

    2003 yılında en düşük işçi emekli maaşının (4a) asgari ücrete oranı 1.47 idi. Yani işçi emeklisi asgari ücretten yüzde 47 daha fazla maaş alıyordu. 2023 yılında bu oran 0.71 olurken 2024 yılında 0.61’e düştü. Yani, en düşük işçi emeklisi maaşı asgari ücretten yüzde 39 daha düşük. Bu oran 2011 yılından bu yana her sene kademeli olarak düşüyor.

    En düşük memur emeklisi maaşı (4c) 2003 yılında asgari ücretin 1,87 katı idi. Bu oran ilk kez 2023 yılında 1’in altına düşerek 0.86 oldu. Yani, en düşük memur emeklisi maaşı ilk kez asgari ücretin altına indi. 2024 yılında ise bu oran 0.80’a düştü. En düşük memur emeklisi maaşı asgari ücretten yüzde 20 daha düşük hale geldi.

    Aynı dönemde tarım hariç Bağ-Kur en düşük emekli maaşının (4b) asgari ücrete oranı 0.96’dan 0.59’a geriledi. Bağ-Kur tarım en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı ise 2003-2024 arasında 0.63’ten 0.59’a geriledi. Aslında Bağ-Kur oranları daha düşük ancak Hazine desteğiyle en düşük maaşlar 10 bin liraya tamamlandığı için yükseliyor.

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) emekli türlerine göre en düşük emekli maaşlarını açıklıyor. Son açıklanan veriler Ekim 2023’ü yansıtıyor. Emeklilerin zam oranı yüzde 42,6 olduğu için 2023 sonundaki maaşlara bu zam eklendiğinde Ocak 2024’ten itibaren geçerli en düşük maaşlar ortaya çıkıyor.

    Buna göre 2023’ün ikinci yarısında 7 bin 324 lira olan 4a en düşük emekli maaşı Ocak 2024’te 10 bin 444 liraya; 6 bin 558 liran olan 4b maaşı 9 bin 352 liraya; 5 bin 163 lira olan 4b tarım maaşı 7 bin 362 liraya ve 9 bin 497 lira olan en düşük memur emeklisi maaşı 13 bin 542 liraya yükseldi.

    Ancak en düşük emekli maaşı Hazine desteğiyle 10 bin liraya tamamlandığı için Bağ-Kur emeklilerinin en düşük maaşı 10 bin liraya tamamlanacak.

    Türkiye’de emekli sayısı kaç?

    Ekim 2023 itibariyle Türkiye’de toplam 15 milyon 65 bin 742 emekli bulunuyor. Bunların yüzde 66,9’u işçi emeklisi (10.08 milyon); yüzde 12,8’i Bağ-Kur tarım hariç emekliler (1,92 milyon); yüzde 5,1’i Bağ-Kur tarım emeklisi (0,77 milyon) ve yüzde 15,2’si memur emeklisi (2,3 milyon). Bunlar emekli dosya sayısını gösteriyor.

    En düşük işçi emekli maaşının asgari ücrete oranı

    Emeklilerin büyük kısmı işçi emeklisi olduğu için onlara daha yakından bakmakta fayda var.

    2001 yılında en düşük işçi emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,43 idi. AK Parti’nin ilk kez maaşları belirlediği 2003 yılında bu oran 1,47’ye yükseldi. Yani, en düşük emekli maaşı neredeyse asgari ücretin 1,5 katı idi.

    Bu oran kademeli olarak düşerken ilk kez 2016 yılında 1’in altına düştü. Bu ne demek? Emekli maaşının asgari ücretten daha düşük olması demek. Neredeyse her yıl gerileyen bu oran 2023 yılında 0,71’e kadar geriledi.

    2024 başında oran ise 0,61. Emekli maaşlarında kayda değer bir iyileştirme olmazsa 2024 yılı 2001 yılından bu yana en kötü yıl olacak.

    Daha somut bir kıyas için yıl yıl asgari ücret ve 4a en düşük emekli maaşına bakabilirsiniz. Buradaki maaşlar yıl içindeki ortalama maaşı gösteriyor. Örneğin 2023 yılının ilk yarısında asgari ücret 8 bin 507 lira; ikinci yarısında ise 11 bin 402 lira idi. Dolayısıyla 2023 yılında aylık ortalama maaş 9 bin 955 TL gerçekleşti.

    Diğer emekli türlerinde 2001 yılından bu yana değişime bakıldığında 2000’lerin başında en iyi durumda olan 4c memur emeklilerinin durumunun kademeli olarak kötüye gittiği ortaya çıkıyor. Artık en düşük memur emeklisi maaşı da asgari ücretten daha düşük seviyeye geldi. 2023’ün ardından 2024 memur emeklileri için de en kötü yıl olacak.

    Hazine desteği Bağ-Kur emeklilerine yarıyor

    En düşük emekli maaşının Hazine desteğiyle 10 bin liraya tamamlanması Bağ-Kur emeklilerine yarıyor. Çünkü onların kök aylıkları 10 bin liranın altında kalıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bölgesel asgari ücret tartışması: Kişi başı milli gelire oranda iller arasında büyük fark var

    Bölgesel asgari ücret tartışması: Kişi başı milli gelire oranda iller arasında büyük fark var


    Net asgari ücret 2024 yılında 17 bin 2 liraya yükseldi. Asgari ücrete son yıllarda önemli iyileştirmeler yapılsa da açlık sınırının üstüne çıktığı dönemler oldukça sınırlı.

    REKLAM

    İstanbul başta olmak üzere İzmir, Antalya ve Muğla gibi şehirlerde kira ücretleri cep yakarken geçim masrafı da şehirden şehire büyük farklılıklar gösteriyor. 

    Zaman zaman gündeme gelen “bölgesel asgari ücret” tartışmaları da gündemde. 

    Bölgesel asgari ücret nedir?

    Bölgesel asgari ücret, İstanbul başta olmak üzere yaşam masraflarının daha yüksek olduğu şehirlerde daha yüksek asgari ücretin ödenmesi demek. 

    Şehirler arasındaki farklılıklar tartışılırken istihdam, işgücüne katılım, işsizlik gibi göstergeler sık sık kullanılıyor.

    Asgari ücretin kişi başına milli gelire (gayrisafi yurt içi hasıla-GSYH) oranı bu tartışmalarda gündeme geliyor. 

    Brüt asgari ücretin kişi başı milli gelire oranı şehirlere göre büyük farklılık gösteriyor. 

    En büyük fark da sanayi merkezi Kocaeli ve İstanbul gibi illerle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki şehirler arasında. Bu oran İstanbul’da 0,24 iken Van’da 1,27.

    Türkiye’de 2022 yılında brüt asgari ücret 5 bin 737,5 liraydı. 12 aylık ücret ise 68 bin 850 lira ediyor. 

    TÜİK’in henüz yeni açıkladığı verilere göre 2022 yılında Türkiye genelinde kişi başına düşen GSYH 176 bin 651 lira oldu. 

    Bu miktar ikinci sıradaki İstanbul’da 287 bin 524 lira olurken son sıradaki Van’da 52 bin 272 lira oldu. Zirvede ise 302 bin 772 lira gerçekleşti.

    Bu durumda brüt asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı Türkiye genelinde 0,39 oldu.

    Şehirler arasında ise uçurum var. Bu oran 0,23 ile en düşük Kocaeli’nde olurken hemen ardından 0,24 ile İstanbul geliyor. 

    Bu ne demek? İstanbul’daki yıllık brüt asgari ücret bu şehirdeki kişi başına milli gelirin dört birine (yüzde 24) karşılık geliyor.

    Kocaeli ve İstanbul’dan sonra bu oranın en düşük olduğu iller şöyle sıralanıyor: Tekirdağ, Ankara, İzmir, Bilecek, Kırklareli, Yalova, Bursa, Antalya, Çanakkale ve Muğla.

    Bu oranın en yüksek olduğu ise Van. Van’daki bir asgari ücretli şehirdeki kişi başına milli gelirden yüzde 27 fazla kazanıyor. Ardından Ağrı, Şanlıurfa ve Bitlis geliyor. 

    Bu şehirlerdeki oranın 1’in üstünde. Yani, asgari ücretli milli gelirden fazla kazanıyor.

    Öte yandan, şehirler arasındaki asgari ücretin kişi başına milli gelire oranındaki farkları analiz ederken dikkatli olmakta fayda var. 

    Çünkü bazı şehirlerde kişi başına milli gelir yüksek olmasına rağmen bu şehirlerde yaşamak çok pahalı olmayabilir. 

    REKLAM

    Özellikle sanayi üretiminin yoğun olduğu illerde GSYH yüksek oluyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***