Etiket: arkeolojik kazı

  • 2021’de neler keşfedildi? Heyecan verici arkeolojik keşifler

    2021’de neler keşfedildi? Heyecan verici arkeolojik keşifler


    Dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik kazılar ve arkeolojik bulgular üzerine yapılan araştırmalar insanlık tarihine ışık tutacak yeni keşiflerin önünü açtı.

    2021 yılı insanlık tarihine Covid-19 pandemisiyle damgasını vururken, eski uygarlıklara ait arkeolojik keşifler insanoğlunu şaşırtmaya devam ediyor.

    Bazı çalışmalara pandemi nedeniyle hız kesen turizmi canlandırmak için özel olarak hız verilirken, bazı keşifler tesadüfler sonucu ortaya çıktı.

    2021 yılının en heyecan veren arkeolojik keşiflerden bazıları:

    1- Eski Mısır’ın sırları gün yavaş yavaş yüzüne çıkıyor

    1- Mısır’da Nil nehrinin doğu kıyısındaki Luksor Antik Kenti yakınlarında kumlar altına gömülü kayıp kent gün yüzüne çıkarıldı. Şehrin 3 bin yıl önce hüküm süren III. Amenhotep’in “altın dönemine” ait olduğu belirtildi.

    Keşif antik Mısır uzmanlatrı tarafından Tutankamon’un mezarının keşfinden sonra ülke tarihinin ikinci en büyük arkolojik keşfi olarak nitelendirildi.

    Ancak 2021’de eski Mısır’la ilgili keşifler bununla sınırlı kalmadı. Dünyaca ünlü Giza Piramitleri’ne ev sahipliği yapan Mısır’ın başkenti Kahire’deki çalışmalarda 2 bin 500 öncesine ait bir mezar tapınağı, çok sayıda hazine ve 50’den fazla lahitin bulundu. Antik Mısır döneminde Kral Teti’nin eşi Kraliçe Naert’e ait olduğu sanılan cenaze tapınağının UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Saqqara bölgesine ışık tutabilecek çok değerli bilgiler sunması bekleniyor.

    Kahire yakınlarındaki bir başka arkeolojik sitede ise üç farklı döneme ait 110 antik mezar keşfedildi. İçinde yetişkin ve çocuk iskeletlerinin yanı sıra cenaze ekipmanı ve çanak çömlek gibi nesnelerin yer aldığı 68 adet oval şekilli mezarın MÖ 6000-3150’e tarihlendi.

    2- Antik Mısır’da keşfedilen dünyanın “ilk”leri

    İskenderiye’nin Taposiris Magna Tapınağı’ndaki kazı çalışmalarında Antik Yunan ve Roma dönemlerinden kalma, 16 lahite gömülü “altın dilli” mumya bulundu.

    Güneyindeki Suhac şehrinin Abidos bölgesinde ise 5 bin yıllık bira fabrikası keşfedildi. Tahıl ve su karışımını ısıtmak için iki sıra halinde düzenlenmiş yaklaşık 40 çömlek havuzunun bulunduğu alanın dünyanın “en eski” bira üretim yeri olduğu sanılıyor.

    Buhayra Vahası’nda yapılan başka bir kazı çalışmasında ise Hristiyanlık dünyasının en eski manastırı olduğu tahmin edilen bir yapı keşfedildi.

    Öte yandan Polonyalı bilim insanları başkent Varşova’da bulunan Ulusal Müze’de saklanan 2 bin yıllık kalıntıları incelerken mumyalanan kadının karnında bebek bulunduğunu farketti. 20-30 haftalık bebek taşıyan annenin “dünyanın ilk hamile antik Mısır mumyası” olduğu sanılıyor.

    3- Arkeologları şaşırtan mumya Peru’da bulundu

    Güney Amerika ülkesi Peru’da yapılan bir boru hattı inşaatındaki kazı çalışmaları sürpriz bir keşif getirdi. 800 yıl öncesine ait olduğu sanılan keşifte mutfak eşyası ve müzik enstrümanlarıyla birlikte gömülü sekiz insan fosili bulundu. Arkeologlar mezardaki cesetlerin yetişkin ve çocuklara ait olduğunu ve mısır koçanlarıyla sarılarak mumyalandığını kaydetti.

    Ancak daha da ilginç bir keşif başkent Lima’ya 25 kilometre uzaklıkta, Cajamarquilla yakınlarındaki küçük bir kazı alanında bulundu. Kolları kalın iplerle bağlanmış ve elleriyle yüzünü kapatan yaklaşık 800 yıllık mumyanın İnka medeniyetine ait olduğu kaydedildi. Mumya, cenin şeklinde duruşuyla görenleri şaşırttı.

    4- Vikinglerle ilgili keşifler arka arkaya geldi

    İskandinavların “korsan” kavmi olarak bilinen Vikinglerle ilgili bir keşif tarih bilgilerini alt üst etti. Keşifle Vikinglerin Kuzey Amerika’ya 1492’de Bahamalar’a giden Kristof Kolomb’dan 471 yıl önce geldiği kanıtlandı.

    Yapılan araştırmada Vikinglerin, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden yüzlerce yıl önce kıtaya ayak bastığı ortaya çıktı. Vikinglerin yaklaşık olarak 1021’de Kanada’nın Newfoundland eyaletine geldiği sanılıyor.

    Vikinglerin İskandinav topraklarındaki hayat tarzına dair çok önemli bir keşif de Norveç’ten geldi.

    Norveçli bilim insanları ülkenin güneydoğusunda İsveç sınırı yakınlarında radar teknolojisi kullanarak Demir Çağı’ndan kalma bir ev topluluğu bulduklarını açıkladı. Uzun evler olarak adlandırılan, uzun, dar ve tek odalı yerleşim birimlerinden birinin İskandinavya’nın en büyüğü olduğu belirtildi.

    Bu keşifle dünya tarihine damgasını vuran bu savaşçı topluluğun hayat tarzıyla ilgili yeni bilgilerin ortaya çıkacağı tahmin ediliyor.

    5- Tesadüf eseri

    İngiltere’nin Leicestershire bölgesinde bir çiftçi “çıktığı kır gezintisi sırasında” Roma Dönemi’ne ait nadir bir mozaik keşfetti.

    Ülkede şu ana kadar Roma dönemine ait en önemli eserlerden biri olduğu belirtilen 11 metre uzunluk ve 7 metre genişliğindeki mozaikte Homeros’un İlyadası’ndan sahneler resmediliyor. İngiliz arkeologlar mozaiği “İngiltere’de son yüzyıldaki en heyecan verici Roma keşfi” olarak tanımlıyor.

    Tesadüfen bulunan bir diğer tarihi eser de Bursa’nın Nilüfer ilçesinde ortaya çıktı. Balkonundan inşaat çalışmalarını izleyen bir kişinin dikkati sayesinde çöp olmaktan kurtarılan eserin erken Roma dönemine ait yaklaşık 2 bin yıllık mezar stili olduğu sanılıyor.

    6- Binlerce yıllık yazılı eserler

    Avrupa’nın bilinen en eski 3 boyutlu haritası Fransa’nın kuzey doğu kıyısındaki Bretonya bölgesinde keşfedildi. Yaklaşık 5000 yıl önce oyulduğu sanılan ve ve Bronz Çağı döneminde yapıldığının tahmin edilen Saint Belec levhası uzun yıllardır Paris yakınlarındaki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyordu.

    İsrail’in güneyindeki Judean Çölü’nde ise 2 bin yıllık olduğu tespit edilen Tevrat parşömeninin parçalarını bulundu. Uzmanlar bulunan parçaların Ölü Deniz Yazmaları’ndan sonra ülkede yapılan en önemli arkeolojik keşif olduğunu ifade ediyor.

    7- Pompei antik kentinde şaşırtıcı keşifler

    İtalya’daki Pompei antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda çeşitli motiflerle süslenmiş dört tekerlekli bir tören arabası neredeyse tamamen sağlam bir şekilde gün yüzüne çıktı. Napoli kenti yakınlarındaki Pompeii Arkeoloji Parkı’nda yapılan çalışmalarda üzerinde bronz ve demirden erotik süslemelerin bulunduğu dört tekerlekli atlı aracın özel seramonilerde kullanıldığı tahmin ediliyor.

    Antik kentin doğusundaki Porta Sarno nekropolünde yer alan bir mezarda ise beyaz saç tutamı ve kulağın bir kısmının muhafaza olduğu kafatası ile insan iskeleti keşfedildi. Antik dönemde birçok yetişkinin öldükten sonra yakılması nedeniyle sıra dışı olduğu ifade edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Antik Pompeii kentinde çok iyi korunmuş bir köle odası bulundu

    Antik Pompeii kentinde çok iyi korunmuş bir köle odası bulundu


    İtalya’nın antik Pompeii kentinin hemen yakınlarında bir villa kalıntılarında yapılan kazılarda çok iyi korunmuş bir köle odası ortaya çıkarıldı.

    Antik Pompeii kentinin kuzey duvarlarının 700 metre yakınlarında bulunan villada ortaya çıkarılan köle odasında, üç ahşap yatak, amfora, seramik testiler ve çömlek gibi bir dizi nesne keşfedildi.

    Odada bulunan yataklarının 1.7 ve 1.4 santimetre boyunda oldukları tespit edildi. Kazı yapan arkeologlar, yatakların üstünde atların koşum takımının parçası olabilecek metal ve kumaş nesneler içeren bir ahşap sandık da ortaya çıkardı.

    HANDOUT/AFP or licensors
    Antik Pompeii’de ortaya çıkarılan köle odasıHANDOUT/AFP or licensors

    İtalya Kültür Bakanı Dario Franceschini, “Bu yeni önemli keşif, antik Pompeililerin, özellikle de toplumda hakkında henüz çok az şey bilinen bu sınıfın günlük yaşamına dair anlayışımızı zenginleştiriyor” dedi.

    MS 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucu küller altında kalan Napoli yakınlarındaki antik Pompeii kenti, turistlerin İtalya’da akın ettiği yerlerin başında geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kudüs’te 2 bin 700 yıllık tuvalet bulundu

    Kudüs’te 2 bin 700 yıllık tuvalet bulundu


    İsrailli arkeologlar, Kudüs’te en az 2 bin 700 yıllık tuvalet buldu.

    İsrail Eski Eserler Kurumu, oymalı kireçtaşı tuvaletin, Kudüs’e bakan geniş bir konağın parçası olan dikdörtgen bir kabinde bulunduğunu açıkladı. Altında derin bir septik tank olan antik tuvaletin rahat oturma için de tasarlandığı belirtildi.

    Kazı müdürü Yaakov Billig, “Antik çağda özel bir tuvalet kabini çok nadirdi ve bugüne kadar sadece birkaçı bulundu” dedi.

    “Sadece zenginlerin tuvalete parası yetebilirdi”

    “Sadece zenginlerin tuvalete parası yetebilirdi” diyen Billig ayrıca, ünlü bir hahamın bir zamanlar zengin olmanın “masasının yanında tuvaleti olması” olduğunu öne sürdüğünü de sözlerine ekledi.

    Yetkililer, fosseptikte bulunan hayvan kemikleri ve çanak çömleklerin de o dönemde yaşayan insanların yaşam tarzıyla beslenmesine ve ayrıca eski hastalıklara ışık tutabileceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrailli arkeologlar, Abbasiler döneminden kalma bin yıllık yumurta buldu

    İsrailli arkeologlar, Abbasiler döneminden kalma bin yıllık yumurta buldu


    İsrailli arkeologlar, Yavneh kentinde yaptıkları kazı çalışması sırasında buldukları Abbasi döneminden kalma bin yıllık bir tavuk yumurtasını kazara kırdı.

    Antik kentin sanayi bölgesinde çalışma yürüten İsrail Eski Eserler Kurumu’ndan (IAA) arkeologlar bir foseptik çukurunda kırılmadan kalan yumurtayı kırmadan çıkarmayı başardı.

    Kazı çalışmalarının başında bulunan Alla Nagorsky, Haaretz’e yaptığı açıklamada, “Bulduğumuza şaşırdık. Zaman zaman yumurta kabuğu parçaları buluyoruz, ama bütün bir yumurta olağanüstü bir şeydi.” dedi.

    Yumurta, asırlar boyu çatlamadan, çürümeden korunmuştu.

    Yetkililere göre yumurta foseptik çukuruna düşmüş ya da yerleştirilmişti ve anaerobik şartlarda korunmasını sağlayan atıklarla kaplanmıştı.

    Ancak yumurtanın incelenmek üzere laboratuvara getirilmesinin ardından burada kırıldığı bildirildi.

    IAA’dan Dr. Lee Perry Gal, yumurtanın kırılsa bile içinde sarısından bir miktar kaldığını, bunun da DNA araştırması yapma adına hala bir şans olduğunu dile getiriyor.

    Alla Nagorsky de “Belki içini incelemek için bir noktada zaten kırılması gerekecekti.” sözleriyle çalışma arkadaşlarını teselli ediyor.

    Yine IAA’dan bir araştırmacı, kırılan kabukları yeniden restore etti.

    Yumurtanın İslami dönemden kalma olduğunun kanıtı; 1.20 metreye 80 santimetre yüksekliği sahip foseptik çukurunda, 7’inci yüzyıldan 11. yüzyılın sonlarına kadar tüm Abbasi döneminin tipik özelliklerine haiz kemikten yapılmış üç oyuncak bebek ile bir de kandil bulunmasıydı.

    Nagorsky, yaklaşık 1000 yıl önceki kandilin sadece Abbasi döneminin sonlarında yapılmış olduğu bilgisini paylaşıyor ve böylece yumurtanın da o döneme ait olduğunu ifade ediyor.

    İsrailli arkeologlar, Yavneh’de Bizans döneminden kalma antik sanayi bölgesini gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor.

  • İtalya: Roma’da bir apartmanın altında 2000 yıllık mozaikler bulundu

    İtalya: Roma’da bir apartmanın altında 2000 yıllık mozaikler bulundu


    İtalya’nın başkenti Roma’nın şehir merkezinde bir apartmanın tadilatı esnasında, 2000 sene önce yapıldığı tahmin edilen Roma İmparatorluğu dönemine ait mozaikler keşfedildi.

    Yetkililer ilk yaptıkları incelemede mozaik döşemelerde 6 farklı dev motifin kullanıldığını ve bu tarz mozaiklerin çok nadir görüldüğünü kaydetti.

    1950’li yıllarda yapılan apartmanın temelinde yapılması düşünülen tadilat çalışmaları esnasında keşfedilen mozaik türlerinin milattan sonra (M.S.) I ya da II. yüzyıla ait olduğu kaydedilirken, 6 farklı motifin çok ustaca birleştirildiği belirtiliyor.

    Roma Kültürel Değerler Müdürlüğü arkeologlarından Roberto Narducci, mozaiklerin koruma altına alınarak apartmanın bulunduğu bölgenin sit alanı ilan edildiğini ve gerekli çalışmaların yapılarak halkın ziyaretine de açıldığını kaydetti.

    Narducci, eğer mozaikler bulunmasaydı söz konusu apartmanın bodrum kısmına otopark yapılmasının düşünüldüğünü ancak arkeolojik keşif sonrası mülkün sahibi özel bir bankanın kazı çalışmalarına sponsor olduğunu da sözlerine ekledi.

    Şu anda özel ışıklandırma, kuş sesleri ve yürüme bandıyla Roma İmparatorluğu dönemi Pompei villalarının atmosferinin canlandırıldığı mozaik alanını, her ayın ilk ve son cuma günleri özel bir rehber eşliğinde ziyaret etmek mümkün.

    Arkeolog Narducci böyle bir tarihi dokuyu koruma altına alıp kamuya açmanın gurunu yaşadıklarını belirtiyor ve ekliyor: “Evet, burası kişiye ait özel bir apartman. Ancak burası şu anda aynı zamanda da bir sit alanı. Yani burada bulunan tarihi eserler devlete ait.”