Etiket: Antony Blinken

  • Blinken’den Gazze’de sivil can kayıpları nedeniyle İsrail’e eleştiri

    Blinken’den Gazze’de sivil can kayıpları nedeniyle İsrail’e eleştiri


    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail’in Gazze’nin güneyinde yürüttüğü savaşa yönelik kamuoyu önünde şu ana kadarki en sert eleştirilerini dillendirdi.

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail hükümetinin sivilleri korumaya yönelik beyan ettiği niyetler ile sahadaki kayıplar arasında fark olduğunu söyledi.

    Blinken, Perşembe günü Washington’da İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ile görüştükten sonra düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in Gazze’nin güneyinde yürüttüğü savaşa yönelik kamuoyu önünde şu ana kadarki en sert eleştirilerini dillendirdi.

    “Güney yönündeki harekâtın birinci haftası dolmak üzere… İsrail’in sivilleri korumaya öncelik vermesi zorunlu olmaya devam ediyor,” diyen Blinken, “sivilleri koruma niyeti ile sahada gördüğümüz gerçek sonuçlar arasında bir boşluk var,” ifadelerini kullandı

    İsrail, iki ay önce İsrail’e düzenlediği saldırının ardından Hamas’ı ortadan kaldırması gerektiğini söylüyor ve askeri operasyonlarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere sivilleri tehlikeden uzak tutmak için mümkün olan her şeyi yaptığını ileri sürüyor.

    ABD Başkanı Joe Biden, perşembe günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Ürdün Kralı Abdullah ile ayrı ayrı telefonda görüştü. Beyaz Saray, Biden’ın “insanların çatışma alanlarından güvenli bir şekilde uzaklaşmalarına olanak tanıyan koridorlar aracılığıyla sivilleri koruma ve sivil nüfusu Hamas’tan ayırmanın kritik olduğunu vurguladı” dedi.

    Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre,7 Ekim’den bu yana 17 bin 170’den fazla Filistinli öldürüldü ve 46 binden fazla Filistinli yaralandı. İsrail’in hesaplamalarına göre Hamas saldırısında bin 200 kişi öldü, 240 kişi rehin alındı.

    İsrail ordusu cuma günü yaptığı açıklamada, kara operasyonlarının başladığı 20 Ekim’den bu yana Gazze’deki çatışmalarda 92 askerinin öldürüldüğünü söyledi.

    BM’den ateşkes talebi

    Gazze Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref El-Qidra’ya göre İsrail, perşembe günü Gazze Şeridi’nin en büyük şehirlerinde Hamas militanlarıyla çatışırken yüzlerce 350 Filistinliyi daha öldürdü. İsrail ise askerlerin Han Yunus’ta bir tünelden ateş eden iki kişi de dahil olmak üzere çok sayıda silahlı militanı öldürdüğünü söyledi.

    Arap devletleri Gazze’de acil insani ateşkes için taleplerini tekrarlarken Birleşik Arap Emirlikleri BM Güvenlik Konseyi’nden cuma sabahı bir karar taslağı üzerinde oy kullanmasını istedi.

    Taslak, hem “Filistinli hem de İsrailli sivil nüfusun uluslararası insani hukuk uyarınca korunması gerektiği” ve “tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasının talep edilmesi” şeklinde değiştirildi.

    ABD ve müttefiki İsrail, ateşkesin yalnızca Hamas’a fayda sağlayacağını söyleyerek ateşkese karşı çıkıyor. 

    Kararın kabul edilebilmesi için en az dokuz lehte oy gerekiyor ve beş daimi üyenin (ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere) veto etmemesi gerekiyor. ABD şu anda konseyin herhangi bir eylemini desteklemiyor.

    Keram Şalom sınır geçişi açılacak

    ABD’li bir yetkili perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze’ye daha fazla insani yardımın ulaşmasını kolaylaştırmak için ABD’nin Kerem Şalom sınır kapısını kamyonların ve yüklerinin denetimi için açma talebinin İsrail tarafından kabul edildiğini söyledi.

    Kerem Şalom, Gazze’nin İsrail ve Mısır ile olan güney sınırında yer alıyor ve geçiş, iki ay önce savaş patlak vermeden önce Gazze’ye giden kamyon yüklerinin yüzde 60’ından fazlasını taşımak için kullanılıyordu.

    Bu arada, İsrail’in Kızıl Haç’a ziyaretler düzenlemesi ve onların sağlık durumlarını kontrol etmesi yönündeki çağrılarına rağmen Hamas tarafından tutulan rehineler Gazze’de hâlâ kimseyle görüştürülmeden tutuluyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Gazze’yi görüşmek üzere Ankara’da

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Gazze’yi görüşmek üzere Ankara’da


    Orta Doğu ülkelerini ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Ankara’ya geldi.

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de savaşın devam ettiği bir dönemde Washington’un “stratejik ama zor müttefiklerinden” Türkiye ile  Orta Doğu’daki gelişmeleri görüşmek üzere Ankara’da.

    Blinken’ı Esenboğa Havalimanı’nda, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake, Dışişleri Bakanlığı Amerika’dan Sorumlu İkili Siyasi İşler Genel Müdürü Büyükelçi Yaprak Balkan, Ankara Vali Yardımcısı Namık Kemal Nazlı ve çok sayıda yetkili karşıladı.

    Blinken, İsrail’in Hamas’a hava saldırıları ve kara operasyonuyla karşılık verdiği günden bu yana ilk kez Türkiye’yi ziyaret ediyor.

    Antony Blinken’ın Türk mevkidaşı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yapacağı görüşmede ağırlıklı olarak Gazze’deki durum ele alınacak.

    Gazze’de Hamas kontrolündeki sağlık kurumlarına göre İsrail’in yıkıcı bombardımanında yarısı çocuk olmak üzere en az 9 bin 770 kişi öldü.

    Savaşın, hem NATO üyesi olan hem de Orta Doğu’da gelişmelere yakın duran Türkiye ile Washington arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

    İlişkiler halihazırda gergin

    Washington, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasını bekliyor.

    Diğer yandan ABD, Rusya yaptırımlarını delmekle suçladığı ve aralarında Türkiye’nin de olduğu şirketlere ve kişilere yönelik yaptırımlarını sertleştirmeye başladı.

    Ankara ayrıca, Türk hava kuvvetlerinin F-16 savaş uçaklarıyla modernize edilmesi için Başkan Joe Biden tarafından desteklenen silah anlaşmasının ertelenmesinden de memnun değil.

    Bunun dışında Türkiye, uzun zamandır ABD’nin Suriye’de Kürt güçlerine verdiği destek konusunda da öfkeli.

    Blinken bir yandan İsrail’in Gazze’deki tutumunu desteklerken diğer yandan da Washington’un sivillere yardım ulaştırılması konusunda kararlı ve samimi olduğunu göstermeye çalışıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Blinken’den İsrail’e insani yardımlar için Gazze saldırısına ara verme çağrısı

    Blinken’den İsrail’e insani yardımlar için Gazze saldırısına ara verme çağrısı


    İsrail-Hamas savaşı sonrası 7 bölge ülkesine giden ancak Türkiye’ye gelmeyen Blinken’ın 5 Kasım’da Ankara’yı ziyaret etmesi bekleniyor.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelerek, insani yardımların ulaştırılması için Gazze’deki çatışmalara ara verilmesi çağrısında bulundu. 

    Blinken, İsrail’deki savaş kabinesi ile daha geniş görüşmelere başlamadan önce ilk olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kapalı kapılar ardında bir araya geldi.

    Blinken ABD’den ayrılmadan önce bir kere daha ülkesinin İsrail’e sarsılmaz destek sözünü dillendirdi. Blinken’in aynı zamanda sivilleri korumanın önemini vurgulaması ve Gazze’deki insani krize vurgu yapması bekleniyor.

    Beyaz Saray ulusal güvenlik sözcüsü John Kirby de ABD’nin genel bir ateşkesi değil, “geçici ve yerel” bir duraklamayı savunduğunu söylemişti.

    İsrail, Gazze’ye gıda ve ilaç taşıyan 260’tan fazla kamyonun girmesine izin verdi ancak yardım görevlileri bunun yeterli olmadığını söylüyor. İsrailli yetkililer, Hamas’ın askeri kullanım için yakıt stokladığını ve yeni sevkiyatları da çalacağını söyleyerek yakıtın girişine izin vermedi.

    Ürdün ve Türkiye’yi ziyaret edecek

    Blinken’in savaşın başlamasından bu yana İsrail’e yaptığı üçüncü ziyaretin ardından Ürdün’ün başkenti Amman’ı ziyaret etmesi planlanıyor. 

    İsrail-Hamas savaşı sonrası 7 bölge ülkesine giden ancak Türkiye’ye gelmeyen Blinken’ın 5 Kasım’da Ankara’yı ziyaret etmesi bekleniyor.

    Diplomatik kaynaklara göre Blinken, göreve gelmesinin ardından ikinci kez Türkiye’yi ziyaret edecek.

    İlk olarak 6 Şubat depremleri nedeniyle Türkiye’ye gelen ABD’li Bakan, İsrail-Hamas savaşının ardından ilk kez Ankara’yı ziyaret etmiş olacak. 

    İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze üzerindeki bombardımanını sürdürüyor. Öte yandan çatışmanın başka cephelere de sıçrayabileceğine dair endişeler de giderek artıyor. Hamas’ın İran destekli müttefiki Hizbullah, perşembe günü İsrail’in kuzeyindeki İsrail askeri mevzilerine insansız hava araçları, havan topu ateşi ve intihar uçaklarıyla saldırdı. İsrail ordusu, savaş uçakları ve helikopterlerle misilleme yaptığını söyledi ve sözcü Tuğamiral Daniel Hagari, Hizbullah saldırılarında sivillerin yaralandığını duyurdu.

    Gazze Sağlık Bakanlığı şu ana kadar çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 9 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü ve 32 binden fazla kişinin yaralandığını söyledi.

    İsrail tarafında bin 400’den fazla kişi öldü, yaklaşık 240 kişi de rehin alındı ve 5 bin 400 civarında kişi de yaralandı. Gazze’de kara operasyonunun başlamasından bu yana 24 İsrail askeri öldürüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Dışişleri Bakanı Blinken’dan Netanyahu’ya: Her zaman yanınızda olacağız

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken’dan Netanyahu’ya: Her zaman yanınızda olacağız


    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “dayanışma ziyareti” kapsamında Tel Aviv’de görüştüğü İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, “Kendinizi savunacak kadar güçlü olabilirsiniz, Ama ABD var olduğu sürece, asla ve asla buna gerek duymayacaksınız. Zira biz her zaman sizin yanınızda olacağız.” dedi.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu’ya, ABD’nin her zaman İsrail’i destekleyeceği sözünü verdi. 

    İsrail’e “dayanışma ziyareti” gerçekleştiren Blinken, bununla birlikte Filistinlilerin de Hamas tarafından temsil edilmeyen “meşru istekleri” olduğunu söyledi. 

    “Kendinizi savunacak kadar güçlü olabilirsiniz” diyen Bakan Blinken, “Ama ABD var olduğu sürece, asla ve asla buna gerek duymayacaksınız. Biz her zaman sizin yanınızda olacağız.” ifadesini kullandı. 

    Hafta sonu başlayan çatışmalar İsrail’de şu ana kadar bin üç yüz kişinin ölümüne yol açtı. Resmi verilere göre 3 bin 300 kişi de yaralandı. 

    İsrail ordusu ise Gazz’ye yönelik saldırılarına devam ediyor. 

    Başkan Joe Biden, İsrail’e “sarsılmaz destek” sözü verirken Hamas’a karşı itidal çağrısında da bulunmamıştı. 

    Ancak Tel Aviv’de gerçekleşen görüşme sonrası açıklama yapan Bakan Blinken, aşırı sağcı hükümete liderlik eden Netanyahu’nun uzun süredir direndiği nihai barış anlaşmasına ihtiyaç olduğunu ima etti.

    “Barış ve adalet isteyen herkes Hamas’ın terör saltanatını kınamalı. Hamas’ın Filistin halkını ya da onların eşit ölçüde güvenlik, özgürlük, adalet fırsatı ve haysiyetle yaşama yönündeki meşru isteklerini temsil etmediğini biliyoruz.” diye konuştu. 

    Konuşmasında alışılmadık terimler kullanan Blinken, büyükbabasının Rusya’daki antisemit pogromlardan nasıl kaçtığını ve üvey babasının Nazi toplama kamplarından nasıl kurtulduğunu hatırlattı.

    Laik bir geçmişe sahip olan Blinken, “Karşınıza sadece Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı olarak değil, aynı zamanda bir Yahudi olarak da çıkıyorum” ifadesini kullandı. 

    “Ayrıca karşınıza bir koca ve küçük çocuk babası olarak çıkıyorum. Benim için Kibbutz Nir Oz’daki evlerine sığınırken öldürülen anne, baba ve üç küçük çocuk gibi öldürülen ailelerin fotoğraflarına bakıp kendi çocuklarımı düşünmemek imkansız.” dedi.

    Blinken, Biden yönetimi ve Kongre’nin, İsrail’in askeri taleplerini karşılamak için birlikte çalışacağı sözünü verdi.

    “İsrail’in savunma ihtiyaçları arttıkça, bunların karşılandığından emin olmak için Kongre ile birlikte çalışacağız” dedi.

    Netanyahu ise ABD’nin desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’a IŞİD gibi muamele edilmesi gerektiğini söyledi.

    Netanyahu, “IŞİD nasıl ezildiyse Hamas da öyle ezilecektir. Hamas’a da aynen IŞİD’e yapıldığı gibi muamele edilmelidir” şeklinde konuştu. 

    Hamas liderlerinin “medeniyet düşmanı olduğunu gösterdiğini” ve “uluslararası toplumdan dışlanmaları” gerektiğini söyledi.

    Ayrıca Netanyahu, “Hiçbir lider onlarla görüşmemeli. Hiçbir ülke onları barındırmamalı ve barındıranlara da yaptırım uygulanmalı.” sözleriyle Hamas liderlerine ev sahipliği yapan ülkeleri hedef aldı. 

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken, İsrail ziyaretine başlamadan önce uçağa binerken yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı Joe Biden ve ABD halkı adına mesajımız açık ve net; ABD, İsrail’in arkasında. İsrail halkının arkasındayız. Bugün, yarın ve her zaman arkalarındayız.” demişti. 

    REKLAM

    Bu arada Blinken, İsrail’deki saldırılarda ölen Amerikan vatandaşı sayısının 25’e yükseldiği bilgisini verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ve AB liderlerine Sırbistan-Kosova gerilimini düşürmek için ‘yönteminizi değiştirin’ çağrısı

    ABD ve AB liderlerine Sırbistan-Kosova gerilimini düşürmek için ‘yönteminizi değiştirin’ çağrısı


    Sert ifadelerin yer aldığı mektupta, “AB’nin Sırbistan ve Kosova arasındaki diyaloğu kolaylaştırmaya yönelik girişimlerinin henüz olumlu sonuçlar vermediği” eleştirisi getirildi

    Aralarında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Almanya parlamentolarının dış ilişkiler komitesi başkanlarının da bulunduğu önemli siyasetçiler Washington ve Brüksel’e Sırbistan-Kosova gerilimini düşürmek için ‘yönteminizi değiştirin’ çağrısı yaptı.

    REKLAM

    ABD ve Avrupa Birliği’nden (AB) siyasetçiler, Washington ve Brüksel’den Kosova sorunun çözülmesi için Sırbistan’a daha fazla baskı yapmasını istedi.

    Sırbistan’a yeteri kadar baskı yapılmamasından şikayetçi siyasetçiler, ortak kaleme aldıkları mektupta, Kosova gerilimini düşürmek için izlenen politikanın gözden geçirilmesini talep etti.

    Sert ifadelerin yer aldığı mektupta, “AB’nin Sırbistan ve Kosova arasındaki diyaloğu kolaylaştırmaya yönelik girişimlerinin henüz olumlu sonuçlar vermediği” eleştirisi getirildi.

    Mektupta, Kosova’nın ABD ve AB’nin kapalı kapılar ardında Sırp yönetimine destek verdiği endişesi dile getirildi.

    ABD ve AB’li siyasetçilerin mektubu, Kosova’da yerel seçimleri Sırp seçmenin boykot etmesi ve katılım oranının yüzde 4’de kalmasının ardından gerilimin tırmanmasından iki ay sonra gündeme geldi.

    Kosova yönetimi, gerilimin çıkmasından dolayı komşu Sırbistan yönetiminin desteklediği “faşist çeteleri” suçlarken, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Kosova yönetimini müzakereye yanaşmamakla suçlayıp, yerel seçim sonuçlarını tanımadıklarını ilan etmişti.

    ABD ve AB Sırbistan yanlısı olmakla suçlanıyor

    AB ve ABD’nin krizi çözme çabalarının işe yaramadığını dile getiren ve sorunun çözümü için yeni bir yaklaşımın yeniden düşünülmesini isteyen mektubun imzacıları, “Sırbistan’ın Kosova’daki demokratik seçimleri ihlal etmesi, özgür ve adil seçimleri baltalamaya yönelik girişimlerinin devam etmesi halinde, Belgrad’ın dış müdahalede bulunduğu gerekçesiyle açık bir şekilde eleştirilmesini” talep etti.

    Mektupta, “Mevcut yaklaşım başarılı olamıyor. Uluslararası toplumun geçmişimizden ders almasını ve Balkanlar için Belgrad merkezli bir politika benimsememizin sağlanmasını istiyoruz.” denildi.

    Mektubun adresi Blinken ve Borrell

    Ortak mektup adres olarak ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell’e gönderildi.

    ABD, İngiltere ve Alman dış işleri komitesi başkanlarının yanı sıra, 41 ülkenin siyasetçileri ve Avrupa Parlamentosu üyelerinin de mektuba imza attığı görüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin: Washington’ın ilişkilerde iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapması gerek

    Çin: Washington’ın ilişkilerde iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapması gerek


    Çin Komünist Partisi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi, Pekin’i ziyaret eden ABD’li mevkidaşı Blinken’e, “Diyalog ile yüzleşme, iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapmak gerekiyor” dedi.

    Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi, ABD’nin ülkesiyle ilişkilerde “iş birliği veya çatışma” arasında seçim yapması gerektiği uyarısında bulundu.

    Yaklaşık 5 yıl bir aradan sonra Çin’e gelen ilk ABD Dışişleri Bakanı olan Anthony Bilinken, ziyaretinin ikinci ve son gününde Çin’de Dışişleri Bakanı Çin Gang’ın devlet hiyerarşisi açısından dış politikada önünde gelen Vang Yi ile 3 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.

    Çin devlet medyasının aktardığına göre Vang Yi, Blinken’e, “Diyalog ile yüzleşme, iş birliği veya çatışma arasında bir seçim yapmak gerekiyor” dedi.

    Ülkesinin Tayvan konusundaki kararlılığına vurgu yapan Vang Yi, bu konuda Çin’in “bir uzlaşma alanı olmadığı” uyarısında bulundu.

    Vang Yi, “ABD, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalı.” dedi.

    Blinken’ın gün içinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşme yapması öngörülüyor.

    Çin tarafı Tayvan konusunu sürekli ön plana çıkarıyor

    Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

    Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

    Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

    Görüşmede iki bakan, gelecek sefer Washington’da tekrar görüşme konusunda anlaşmıştı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, yaptığı açıklamada, Blinken’ın, Çinli mevkidaşıyla “samimi, somut ve yapıcı görüşme gerçekleştirdiğini” bildirmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin: Tayvan Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için ‘en büyük tehlikeyi’ oluşturuyor

    Çin: Tayvan Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için ‘en büyük tehlikeyi’ oluşturuyor


    Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söyledi.

    Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söyledi.

    Yaklaşık 5 yıl bir aradan sonra Çin’i ziyaret eden ilk ABD Dışleri Bakanı olan Anthony Bilinken, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile görüştü.

    Çin devlet televizyon kanalı CCTV’ye göre Çin Gang, bu görüşmede Amerikalı mevkidaşı Antony Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktardı.

    AFP ise Çinli bakanın, Pekin ve Washington arasındaki ilişkilerin 1979’dan bu yana ‘en düşük seviyede’ olduğu saptamasında bulunduğunu bildirdi. 

    Bu arada Reuters’in aktardığına göre  Blinken, görüşmelerde iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurguladı. 

    Görüşmede iki bakan, gelecek sefer Washington’da tekrar görüşme konusunda anlaştı.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, yaptığı açıklamada, Blinken’ın, Çinli mevkidaşıyla “samimi, somut ve yapıcı görüşme gerçekleştirdiğini” bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Blinken, 5 yıl aradan sonra Çin’e giden ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu

    Blinken, 5 yıl aradan sonra Çin’e giden ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu


    Blinken, ABD Başkanı Joe Biden’ın 2021’in başında göreve gelmesinden bu yana Pekin’i ziyaret eden en düzey yetkili ve 5 yıl sonra Çin’e gelen ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu.

    ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, iki günlük resmi ziyaret kapsamında Çin’in başkenti Pekin’e geldi. Blinken, 5 yıl sonra Çin’e gelen ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu.

    Blinken, bugün mevkidaşı Çin Gang ve Çin’in en kıdemli diplomatı, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile görüşecek. Blinken’ın yarın da Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşme yapması öngörülüyor.

    Blinken, ABD Başkanı Joe Biden’ın 2021’in başında göreve gelmesinden bu yana Pekin’i ziyaret eden en düzey yetkili ve 5 yıl sonra Çin’e gelen ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu.

    En son Donald Trump döneminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin’i ziyaret etmişti.

    Blinken’ın ziyaretine ilkin Biden ve Şi’nin, Kasım 2022’de Endonezya’nın Bali Adası’nda düzenlenen G20 Zirvesi’nde yaptıkları görüşmede karar verilmiş ancak ABD’li Bakan şubatta yapmayı planladığı ziyareti Çin’e ait yüksek irtifa balonunun Amerikan hava sahasına girmesinin ardından yaşanan kriz nedeniyle iptal etmişti.

    Blinken, yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, ABD ile Çin arasında daha iyi iletişim kanallarının kurulmasının önemine dikkati çekerek, “Çin ile rekabetin kaçınılabilir yanlış anlamalar nedeniyle çatışmaya dönüşmeyeceğinden emin olmak istiyoruz. İletişimi ne kadar açık kurabilirsek yanlış anlamalardan ve iletişim hatalarından o kadar kolay kaçınabiliriz.” dedi.

    ABD’li Bakan, Çin ile ABD arasında ekonomik ve stratejik rekabetin arttığı, mevcut sorunların ve gerilimlerin çözülmeden devam ettiği, karşılıklı güvensizliğin hakim olduğu bir süreçte Pekin’i ziyaret ediyor.

    İki ülke arasında Tayvan sorunundan, Güney Denizi’ndeki egemenlik ihtilafları ve askeri gerilimlere, ekonomik ve stratejik rekabetten, ABD’nin teknoloji alanında Çin’e getirdiği kısıtlamalara ve insan hakları sorunlarına yönelik eleştirilerine dek çok sayıda sorunlu alan bulunuyor.

    Blinken’ın ziyaretinde, tarafların sorunlu alanlardaki tutumlarını yinelemesi beklenirken, herhangi bir alanda çözüme yönelik uzlaşma sağlanacağı öngörülmüyor. Ancak ziyaret, balon krizinin ardından kesintiye uğrayan diplomatik iletişimin yeniden sağlanmasına yönelik son aylarda atılan adımların son halkası olarak önem taşıyor.

    Balon krizi ve diplomasinin kopması

    ABD Savunma Bakanlığı, 3 Şubat’ta Çin’e ait olduğu iddia edilen yüksek irtifa istihbarat balonunun ABD ana kıtası üzerinde uçuş yaptığının ve Montana eyaletinde aralarında nükleer başlık ve uzun menzilli füze depolarının olduğu bazı hassas askeri tesislerin üzerinden geçtiğinin tespit edildiğini bildirmişti.

    Çin, balonun ülkeye ait sivil bir hava aracı olduğunu, meteorolojik araştırma için kullanıldığını, kontrol kabiliyeti sınırlı olduğundan rüzgarlarla sürüklenerek yanlışlıkla ABD hava sahasına girdiğini ileri sürmüştü.

    Çin’in açıklaması Washington’ı tatmin etmezken Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin’e yapmayı planladığı ziyareti iptal etmişti.

    Balon 4 Şubat’ta, Başkan Joe Biden’ın emriyle Atlantik Okyanusu üzerine çıktığında, ABD kara sularında savaş uçağınca vurularak düşürülmüştü.

    Pekin yönetimi, “sivil insansız hava aracına güç kullanarak müdahale ettiği” gerekçesiyle ABD’yi protesto etmişti.

    Kriz, iki ülke arasında savunma ve güvenlik alanındaki derin güvensizliği ve iletişim kopukluğunu gözler önünde serdi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, krizin ardından Çinli muhataplarıyla görüşme talebinin Pekin tarafından geri çevrildiği belirtirken, ABD ordusundan komutanlar da iletişim kanallarının yeniden açılmasına yönelik girişimlerinin Çin tarafından reddedildiğinden yakınmıştı.

    İletişimin yeniden kurulmasına yönelik adımlar

    Kriz yüzünden diplomatik ilişkiler büyük ölçüde kesilirken, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Çin’in en kıdemli diplomatı, ÇKP Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi, 10-11 Mayıs’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaptıkları görüşmede ilişkileri yeniden kurma konusunda adım atmıştı.

    ABD Başkanı Biden, Sullivan-Vang görüşmesinin ardından yüksek irtifa balonu krizinin “aptalca bir olay” olduğunu, yakın dönemde Pekin ile “buzların çözülmesini” beklediğini ifade etti.

    İlerleyen günlerde ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’in Başkanı William Burns’ün Pekin’e gizli bir ziyaret yaparak temaslarda bulunduğu iddia edildi.

    Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao, 25 Mayıs’ta ABD’nin Michigan eyaletinin Detroit şehrinde düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Ticaret Bakanları Toplantısı’na katılarak Amerikalı mevkidaşı Gina Raimondo ve ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai ile görüştü. İki ülke arasında balon krizinin ardından kabine düzeyinde ilk üst düzey temas gerçekleşti.

    Diplomatik cephede ise ABD’nin Doğu Asya ve Pasifik İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Daniel J. Kritenbrink ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyinin Çin ve Tayvan İlişkilerinden Sorumlu Direktörü Sarah Beran’ın olduğu bir heyet, iki ülke arasında iletişimi yeniden sağlamak üzere 5 Haziran’da Pekin’i ziyaret ederek temaslarda bulundu.

    Öte yandan 24 Mayıs’ta Çin’in yıl başından bu yana atama yapılamayan Washington Büyükelçiliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı Şie Fıng’in getirilmesi ve görevine başlaması diplomatik ilişkileri normalleştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirildi.

    Son olarak, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile mevkidaşı Çin Gang arasında, ABD’li Bakan’ın talebiyle Pekin ziyareti öncesinde, 14 Haziran’da telefon görüşmesi gerçekleştirildi.

    Görüşmede Blinken, ABD-Çin ilişkilerinin sorumlu şekilde yönetilebilmesi, yanlış hesaplama ve çatışmadan kaçınılabilmesi için iletişim kanallarını açık tutmanın önemine dikkati çekerken, Çin Gang, ABD’nin rekabet adına Çin’in iç işlerine karışmaya, güvenliğine ve temel çıkarlarına zarar vermeye son vermesi gerektiğini vurguladı.

    Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi’nde askeri gerilim

    Diplomatik iletişimi yeniden kurmaya yönelik adımlar, balon krizindeki iletişim kopukluğu ile açığa çıkan askeri gerilimlerin kısa zamanda çözülebileceği anlamına gelmiyor.

    ABD Savunma Bakanı Llyod Austin ile Çin Savunma Bakanı Li Şangfu’nun haziran başında katıldıkları Asya-Pasifik’in en önemli güvenlik forumu Shangri-La Diyaloğundaki konuşmaları, iki ülkenin bölgesel güvenlik vizyonları arasındaki rekabeti ve sürtüşmeyi bir kez daha gözler önüne serdi.

    ABD’li Bakan Austin’in Çinli mevkidaşı ile Singapur’da düzenlenen forumda yüz yüze görüşme isteği Çin tarafından reddedilirken, forum öncesinde bir Çin savaş jetinin Güney Çin Denizi’nde ABD donanmasına ait devriye uçağına yönelik tehlikeli manevrasından iki ülke savaş gemilerinin forum sırasında Tayvan Boğazı’ndaki tehlikeli karşılaşmasına dek, iki ülke arasındaki askeri gerilimler tartışmalara damga vurdu.

    ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri Komutanlığı (INDO-PACOM), 26 Mayıs’ta Çin’e ait bir J-16 savaş uçağının, 26 Mayıs’ta Güney Çin Denizi’nde ABD’ye ait RC-135 keşif uçağının burnunun önünde manevra yaparak kuyruk türbülansında kalmasına neden olduğunu duyurmuştu.

    Forumdaki konuşmasında olayın, “Çin’in agresif ve profesyonellik dışı manevralarının” bir örneği olduğu yorumunu yapan Austin, “Her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği her yerde hareket etmesini, yelken açmasını ve uçmasını güvenceye alma konusunda kararlıyız.” dedi.

    ABD Savunma Bakanı’nın konuşmasından saatler sonra Çin’e ait savaş gemisinin, Tayvan Boğazı’dan geçen ABD’nin Chung-Hoon muhribini taciz ettiği, pruvasından yaklaşarak yolunu kestiği bildirildi.

    Çin Savunma Bakanı Li, forumda ertesi gün yaptığı konuşmada, olayla ilgili ABD tarafını suçlayarak, geçişin amacının “seyrüsefer serbestisi” değil “seyrüsefer hegemonyası” olduğunu savundu.

    Li, “Neden bu hadiselerin hepsi Çin’e yakın bölgelerde oluyor? Neden diğer ülkelerin yakınında olmuyor? Çünkü Çin savaş uçakları ve gemileri, diğer ülkelerde seyrüsefer hegemonyası eylemlerinde bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

    Ekonomik rekabet ve teknoloji alanındaki kısıtlamalar

    Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki rekabet, son yıllarda Washington’ın Çin’e teknoloji alanında getirdiği yaptırımlar ve ihracat kontrolleriyle giderek tırmanıyor.

    Önceki ABD Başkanı Donald Trump döneminde, iki ülke arasında ticaret savaşının başlangıcı olarak görülen gümrük tarifelerindeki artışların büyük bölümü hala geçerliliğini koruyor.

    Öte yandan Washington yönetiminin, ulusal güvenlik, insan hakları sorunları ve Amerikan teknolojilerinin askeri alanda kullanılmasını önleme gerekçeleriyle yatırımlar veya ihracat kontrolleri uyguladığı Çinli şirketlerin sayısı 1000’i aşmış durumda.

    ABD, son bir yılda özellikle ileri teknoloji çiplerin ve donanımların ihracatında Çin’e uyguladığı kontrollerle Pekin’in bu alandaki teknolojik gelişimine ket vurma niyetini ortaya koydu.

    Washington yönetimi, çip sektöründe Tayvan, Japonya ve Güney Kore ile oluşturmaya çalıştığı “Çip Dörtlüsü” ittifakıyla bölge ülkelerini de Çin’e karşı konumlayarak çip imalatını ve tedarik zincirlerini kontrol etmeye yönelik ciddi adımlar attı.

    ABD’nin son dönemde çip üretim donanımlarının ihracatına yönelik kısıtlamalarına Japonya ve Hollanda gibi bu alanda kilit üreticilere ev sahipliği yapan ülkelerin katılması Washington’ın bu çabalarında başarılı olduğunu gösterdi.

    Bugüne dek kısıtlamalara karşı tedbir almayan Pekin yönetiminin, ABD’li mikroçip üreticisi MicronTechnologies hakkında yürütülen siber güvenlik soruşturmasının ardından, 22 Mayıs’ta şirketin, kritik altyapı projelerini yürüten Çinli şirketlere çip ve entegre devre satışı yasaklaması bu alandaki engelleyici rekabetin daha uzun süre devam edeceğinin gösterdi.

    Blinken’ın ziyaretinde, ajandasında diplomasi, güvenlik ve ekonomi alanlarında uzun bir sorunlar listesi olacak. Ancak bunlardan herhangi birinde kalıcı bir çözüme götürecek bir açılım olması muhtemel görünmüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan sorununun çözümünde inisiyatifi ABD ve AB’ye bırakmıyor

    Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan sorununun çözümünde inisiyatifi ABD ve AB’ye bırakmıyor


    ABD ve AB’nin girişmelerinin ardından Rusya’nın de iki lideri bir araya getirmesi, Dağlık Karabağ sorunun çözümü konusunda “Rusya’nın inisiyatifi Washington ve Brüksel’e kaptırmak istemediği” şeklinde yorumlanıyor.

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile 25 Mayıs’ta Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in himayesinde yapılacak görüşmede bir araya gelmeyi kabul ettiğini açıkladı.

    Erivan’da Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Paşinyan, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in himayesinde 25 Mayıs‘ta üst düzey üçlü bir toplantı için Rusya’dan teklif aldık. Biz bu teklifi kabul ettik.” dedi.

    Azerbaycan tarafından şu ana kadar zirveye katılımla ilgili bir açıklama yapılmadı.

    Bununla birlikte Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanlarının Dağlık Karabağ’da ateşkes ihlalleriyle tırmanan gerilimi görüşmek üzere cuma günü Moskova’da bir araya gelmesi bekleniyor.

    ABD ve AB’nin girişimleri neler?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in ev sahipliğinde, Dağlık Karabağ sorununun çözümü için bu aybaşı iki ülke dışişleri bakanları arasında Washington’da bir toplantı düzenlemesinin ardından, Paşinyan, Aliyev ile AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in himayesinde geçen pazar günü Brüksel’de üçlü bir zirve gerçekleştirmişti.

    Bu zirveyle, iki lider AB himayesinde 5. kez bir araya geldi.

    ABD ve AB’nin girişmelerinin ardından Rusya’nın de iki lideri bir araya getirmesi, Dağlık Karabağ sorunun çözümü konusunda “Rusya’nın inisiyatifi Washington ve Brüksel’e kaptırmak istemediği” şeklinde yorumlanıyor.

    Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı yazılı açıklamada, Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin, Brüksel’de yaptığı görüşmenin, “iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin ilerletilmesi açısından faydalı ve sonuç odaklı” olduğunu bildirmişti.

    Görüşmede, tarafların Ermenistan ve Azerbaycan arasında barış anlaşması taslağı üzerinde mutabakata varılması, sınırların belirlenmesi ve ulaşım bağlantılarının yeniden tesisi konularında somut sonuçlara varılması amacıyla detaylı görüş alışverişinde bulunduğu belirtilen açıklamada, şu ifadeler yer almıştı:

    “Azerbaycan tarafının bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına ilişkin tutumu bir kez daha tarafların dikkatine sunuldu. Bilhassa devletlerin toprak bütünlüğüne saygının teyit edilmesi ve bu bağlamda Azerbaycan’ın uluslararası kabul görmüş toprak bütünlüğünün Ermenistan tarafından da kabul edilmesi son derece önemlidir.

    Görüşme ayrıca çatışma sonrası normalleşme için önemli olan insani konuların tartışılması için bir fırsat sağladı. Bu kapsamda kayıp şahısların akıbetinin netleştirilmesinin ve mayın temizleme alanlarındaki adımların hızlandırılmasının önemi bir kez daha vurgulandı.”

    Dağlık Karabağ’daki savaşlar

    Azerbaycan ve Ermenistan arasında 2020 yılı sonbahar aylarında Dağlık Karabağ’da 6 hafta süren savaş 6 bin 500 kişinin yaşamını yitirmesine yol açmıştı.

    Bu savaşta Azerbaycan, Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından 1991 yılında patlak veren ve yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü savaşta kaybettiği toprakların önemli bir kısmını geri almıştı.

    2. Dağlık Karabağ savaşı, Putin’in taraflar arası arabulucuğu ve Paşinyan’nın ateşkesi kabul etmesiyle  sona ermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD Dışişleri Bakanı Blinken İsveç’in NATO üyeliği hakkında konuştu: Türkiye’nin meşru çıkarları var

    ABD Dışişleri Bakanı Blinken İsveç’in NATO üyeliği hakkında konuştu: Türkiye’nin meşru çıkarları var


    Finlandiya NATO’ya katılırken Ukrayna’daki savaş hâlâ devam ediyor ve burada Çin’in rolü giderek daha fazla dikkat çekiyor. 

    Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken tüm bunları konuşmak üzere Brüksel’de Euronews’in Küresel Tartışmalar programının konuğu oldu. 

    Efi Koutsokosta, Euronews: Finlandiya nihayet İttifak’a katıldı ama İsveç henüz bunu başaramadı. İsveç’in de yakın zamanda NATO’ya katılma şansı var mı yoksa bu kaybedilmiş bir dava mı?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Hayır, değil. Bunun olacağını düşünüyorum. Yakında gerçekleşecek. Temmuz ayında düzenlenecek Vilnius’taki NATO liderler zirvesinde, İsveç’in de NATO’nun en yeni ikinci üyesi olarak Finlandiya’ya katılacağını tahmin ediyorum.”

    Euronews: Sizce bu Türkiye’deki seçimlere mi bağlı?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Bir süreç işliyor. Ve tabii ki neredeyse tüm NATO ülkeleri İsveç’in üyeliğine onay verdi. Türkiye ve Macaristan hariç. Ancak duyduklarıma dayanarak söylüyorum, daha bugün ve dün yaptığımız toplantılarda hemen hemen tüm müttefiklerimiz, İsveç’in mümkün olan en kısa sürede Finlandiya’ya katılması çağrısında bulundu. Bu sürecin Vilnius’ta yapılacak liderler zirvesine kadar tamamlanacağını tahmin ediyorum.”

    Euronews: Türkiye’nin NATO’nun genişlemesini geciktirmeye hatta engellemeye yönelik tutumundan rahatsız mısınız?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Türkiye’nin meşru çıkarları var ve bu çıkar ve endişelerin bazılarını ele almak için hem Finlandiya hem de İsveç ile doğrudan ve etkili bir şekilde çalıştılar. Bu sürecin başarısını Finlandiya’nın NATO’ya katılımıyla gördüğünüzü düşünüyorum. Ve yine söylüyorum, aynısının önümüzdeki haftalarda ve aylarda İsveç için de geçerli olacağını tahmin ediyorum. Ve her hâlükârda Vilnius zirvesine kadar gerçekleşmesini bekliyorum.”

    Euronews: Özellikle Türkiye’nin bunu Amerika Birleşik Devletleri’nden, muhtemelen F-16 savaş uçakları gibi bir şey almak için kullanacağını düşünüyor musunuz? 

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Bu bizim için tamamen ayrı bir konu. Türkiye’nin yeni F-16’ları ve mevcut F-16’ların modernizasyonunu da içerecek şekilde, geliştirilmiş bir F-16 programına sahip olmasını destekliyoruz. Bu bizim için, Biden yönetimi için, NATO’ya katılım süreci ya da bu konuda başka herhangi bir sorudan bağımsız.”

    Euronews: Çin’e geçelim. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping elinde bir barış planıyla Moskova’da Vladimir Putin’i ziyaret etti. Çin şimdiye kadar Ukrayna savaşı hususunda tarafsız kalmak istediğini söylüyordu. Bunun değişeceğini düşünüyor musunuz?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Burada birkaç nokta var. Öncelikle Çin’in masaya koyduğu barış fikirlerinden bazıları olumlu. Gerçekten de öyle. Çin’in ve birçoğumuzun uzun bir zamandır söylediği şeyleri yansıtıyorlar. Ancak masaya koyduğu ilk unsur olan egemenlik konusuna odaklanmalı ve Çin’in odak noktası, Rusya’yı Ukrayna’nın egemenliğine gerçekten saygı duymaya ve Ukrayna’nın egemenliğiyle Birleşmiş Milletler Antlaşmasını ihlal ederek zor kullanarak ele geçirdiği toprakları geri vermeye ikna etmek olmalıdır. Bence Çin de her iki yolu birden deniyor. Barışı sağlamaya çalışıyor gibi görünmek istiyor ama aynı zamanda Rusya’yı farklı şekillerde desteklemeye devam ediyor. Uluslararası kurumlarda retorik olarak davasını savunuyor, saldırganlık konusunda Rus propagandasını ileri taşıyor. Birkaç hafta önce söylediğimiz gibi, Rusya’ya öldürücü yardım bile sağlamayı düşünüyorlar.”

    Euronews: Fakat biz burada konuşurken Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Pekin’de bulunuyor. Rusya üzerinde daha fazla baskı oluşturmak amacıyla Çin ile bir şekilde angaje olmayı hedeflediklerini söylediler. Siz neyi başarmalarını bekliyorsunuz?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Çin’in Rusya’yla ona bir takım avantajlar sağlayan bir ilişkisi var. Abartmak istemiyorum ama ona biraz güç veriyor. Rusya da giderek Çin’e daha bağımlı hale geliyor. Bu ilişkide küçük ortak konumunda ancak Çin’e bağımlılığı giderek artıyor. Dolayısıyla Çin’in Rusya’ya karşı sahip olduğu söz hakkını, sahip olduğu kaldıraç gücünü, adil ve kalıcı bir barışa doğru ilerlemek için kullanmasını umuyoruz.”

    Euronews: Peki Avrupa Birliği’nin Çin’e karşı yeni yaklaşımı ve Ursula von der Leyen’in ayrışma değil de risk azaltmaya yönelik gönderdiği mesaj hakkında ne düşünüyorsunuz?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Komisyon Başkanı von der Leyen’ın konuşması oldukça güçlü ve bizim ve çoğu ortak ve müttefikimizin Çin’e yönelik yaklaşımıyla tamamen tutarlıydı. Ve von der Leyen kesinlikle haklı. Bu ayrışmayla ilgili değil. Risk azaltmakla ilgili. Örneğin ekonomik ilişkiler söz konusu olduğunda bu böyledir. Evet, bunu sürdürmemiz gerekir çünkü bu hepimiz için önemlidir ama güvenliğimizin risk altında olabileceği kritik sektörlerde riskleri azalttığımızdan da emin olmamız gerekir. Hepimizin Çin’le karmaşık ve çok önemli sonuçları olan ilişkileri ve bağlantıları var. Bence son birkaç yıldır Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve aynı şekilde Asya’daki kilit ortakları arasında giderek büyüyen bir yakınlaşma olduğunu görüyoruz. Çin ile ilişkilere yaklaşımımızda giderek aynı noktaya geldiğimizi görüyoruz.”

    Euronews: Tayvan ve o bölgede gerilimin tırmandığı zamanlar olduğunu da görüyoruz. Süper güçler arasında bir çatışmaya ne kadar yakınız? Burada, Çin ile ABD ilişkilerinden bahsediyorum.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Bir çatışma arayışında olmadığımızı çok açık bir şekilde ifade ettik. Çin’i kontrol altına almaya çalışmıyoruz. Aksine, barışı, istikrarı korumak ve fırsat yaratmak istiyoruz. Tayvan’la ilgili on yıllardır tutarlı bir politikaya sahibiz. Çin anakarası ve Tayvan arasındaki herhangi bir anlaşmazlık barışçıl yollarca çözülmelidir. Her iki taraf da statükoyu bozacak herhangi bir şey yapmamalı ve buna izin verecek tek taraflı adımlardan kaçınmalıdır.”

    Euronews: Şu an değişen bir şey var mı?

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken: “Bizim bakış açımıza göre bu Pekin’e bağlı. NATO müttefiklerimizin ve Asya’daki ortaklarımızın çoğuyla yaptığım görüşmelerde duyduğum üzere, Çin’in Tayvan’a yönelik eylemleri sonucunda bir kriz yaşanması halinde, bunun dünyadaki tüm ülkelerde yankı uyandıracağından endişe ediliyor. Küresel ticari trafiğin yüzde 50’si her gün Tayvan Boğazı’ndan geçiyor. Akıllı telefonlarımız, bulaşık makinelerimiz ve arabalarımız için ihtiyaç duyduğumuz yarı iletkenlerin yüzde 70’i Tayvan’da üretiliyor. Eğer Çin’in bir hareketi sonucunda bu tür bir kriz yaşanırsa, bunun küresel ekonomi üzerinde son derece yıkıcı etkileri olacaktır. Bu nedenle dünya genelinde ülkeler herkesin sorumlu bir şekilde davranmasını ve hareket etmesini bekliyor. Amerika Birleşik Devletleri olarak biz, Çin ile ilişkilerimizi sorumlu bir şekilde yönettiğimizden emin olmak konusunda kararlıyız. Diğer ülkelerin beklediği ve bizim de yapmaya çalıştığımız bu. Tekrar ediyorum, kimse bir çatışma arayışında değil. Tam tersine. Bundan kaçındığımızdan emin olmak istiyoruz. Evet, rekabet halindeyiz. Rekabet adil olduğu sürece bunda yanlış bir şey yok. Ancak bu rekabetin çatışmaya dönüşmediğinden emin olmak istiyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***