Etiket: Annalena Baerbock

  • Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu

    Paris-Berlin arasında Tayvan çatlağı: Almanya, AB’nin gerilime göz yummaması uyarısında bulundu


    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Avrupa’nın Çin ile Tayvan arasındaki gerilime göz yummaması gerektiğini belirterek, bölgedeki askeri gerilimin tırmanmasının küresel ekonomi için “en kötü durum senaryosu” olacağı uyarısında bulundu.

    Çin’e resmi bir ziyarette bulunan Alman bakanın, geçen hafta Pekin’i ziyaret eden Emmanuel Macron’nun Tayvan açıklamalarından farklı bir söylemde bulunması dikkat çekti.

    Avrupa’nın “ABD’nin takipçisi” olması yolundaki baskıya direnmesi gerektiğini savunan Macron, Tayvan sorununa da atıfta bulunarak, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birinin kendisinden kaynaklanmayan krizlere yakalanmak olduğu görüşünü dile getirmişti.

    Macron, Çin ve ABD arasındaki bu konuda yaşanan gerilime Avrupa’nın taraf olmaktan kaçınması gerektiğini savunmuştu.

    Reuters’in aktardığına göre Baerbock, Çin’in Tianjin kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya ve Avrupa Birliği’nin ekonomik olarak savunmasız durumda olduğu görüşünü dile getirerek, “Bu durum da Tayvan Boğazı’ndaki gerilimlere kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

    AB ve ABD’de tepkiyle karşılanan Macron’un Tayvan açıklaması, dış politika uzmanları tarafından “Çin’e taviz ve Atlantik ittifakında çatlak” olarak yorumlanmıştı.

    AB içinde bazı üyeler, Baerbock’un Çin ziyaretindeki söylemlerinin AB’nin Pekin politikasında değişiklik olmadığı göstermek açısından önemli bir fırsat olarak görüyor.

    Baerbock, “Küresel ticaretin yüzde ellisi Tayvan Boğazı’ndan, ciplerin yüzde 70’i Tayvan Boğazı’ndan geçiyor, dolayısıyla buradaki serbest ticaret ve geçiş bizim de ekonomik çıkarımıza. Tayvan Boğazı’ndaki gerilimde askeri tırmanma … küresel olarak en kötü durum senaryosu olur ve özellikle en büyük sanayi ülkelerinden biri olarak bu bizi etkiler.” dedi.

    Almanya ve Çin arasındaki ekonomik ilişkiler

    Alman şirketleri geçen yıl Çin’e 11,5 milyar euro tutarında rekor yatırım yaptı

    Alman Ekonomi Enstitüsü araştırmasına göre, 2016’dan sonra istikrarlı bir düşüş görülen Alman şirketlerinin Çin’deki yatırımlarında son iki yılda ise önemli ölçüde artış yaşanıyor

    Rhodium Group tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre ise 2019 ile 2021 yılları arasında Çin’deki Alman yatırımlarının üçte birinin ülkenin üç büyük otomobil üreticisi Volkswagen (VW), BMW ve Mercedes-Benz’in yanı sıra kimya grubu BASF’den geldi.

    Çin’e karşı dış ticaret açığı 84,1 milyar euro

    Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. Ülkenin Çin’den bir sonraki en büyük ticaret ortağı ise yaklaşık yüzde 8 ile Hollanda. Hollanda’yı da ABD izliyor.

    İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor. Alman ürünlerinin en önemli ihracat pazarları sıralamasında başı ABD çekerken, onu Fransa ve Hollanda izliyor.

    Almanya’nın Çin’e karşı 2010’da 23,5 milyar euro olan dış ticaret açığının geçen yıl 84,1 milyar euroya yükselmesi de dikkati çekiyor.

    Alman şirketleri, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda, Çin’den yapılan ithalata bağımlı kalıyor.

    Alman Sanayi Federasyonu’nun (BDI) analizine göre, Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor. Diğer kritik ham maddeler için de benzer şekilde Almanya Çin’e büyük bağımlılık yaşıyor.

    Bazı Alman şirketlerinin, kazançlarının büyük bir bölümünün Çin’den gelmesi de dikkati çekiyor. Alman otomobil üreticileri VW , Mercedes ve BMW gelirlerinin yüzde 30’dan fazlası Çin’den geliyor.

    Çin’e ekonomik bağımlılık tartışma konusu

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olarak kayıtlara geçerken, Alman kamuoyu, son dönemde Rusya’ya enerji bağımlılığının “enerji kriziyle” sonuçlanmasının ardından Çin’e olan ekonomik bağımlılığı tartışıyor.

    Alman hükümeti de aylardır Alman şirketlerinin Çin’e bağımlılığı konusunda uyarıyor.

    Başbakan Olaf Scholz, Alman şirketler “tüm yumurtalarını tek sepete koymamalı” uyarısında bulunuyor.

    Almanya-Çin ilişkileri

    Başta ABD, Kanada ve Avustralya olmak üzere Batılı ülkeler, ekonomisini ve etkisini genişleten Çin karşısında daha sert tutum sergilemeye başlarken, Almanya’nın, ticari ilişkilerini politikadan önde tutarak buna yanaşmadığı gözleniyor.

    Çin’in Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dahil olmak üzere, altyapı ve teknoloji gibi kritik sektörlerde de yatırım ve satın alma yoluyla Avrupa’da etkinliğini artırması, kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu oluyor.

    Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerinin siyasi ilişkiler üzerinde belirleyici bir rol oynaması da kıtada eleştirilere yol açıyor.

    Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, 16 yıllık iktidarı döneminde Çin’i 12 kez ziyaret etti. Hükümet, insan haklarından ziyade ekonomik ilişkilere öncelik veriyordu. Merkel dönemi Çin politikası muhalifler tarafından sıkça eleştirilirken, Başbakan Olaf Scholz’un da Merkel’e benzer bir yaklaşımla ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor.

    Almanya, Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden

    AB, Çin’i birlik için müzakere ortağı olmakla birlikte ekonomik ve sistemik bir rakip olarak görürken, ihracat ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Almanya, yıllardır Çin’in küresel ekonomiye açılmasından en çok yararlanan ülkelerden biri konumunda bulunuyordu.

    Alman arabaları ve makineleri Çin’de yoğun talep görüyor. Çin’e yapılan ihracat, son 10 yılda Almanya’nın 2. Dünya Savaşı sonrası en uzun ekonomik büyümesini desteklerken, Çin, 2016 yılında Almanya’nın en büyük ticaret ortağı oldu.

    Almanya’nın Çin’e bağımlılığı dış ticaret, tedarik zincirleri veya büyük pazar konusunda dikkati çekiyor. Almanya’nın elektrikli otomobiller için önemi giderek artan lityum bataryalar ve nadir toprak elementleri gibi ham maddelerde bile Çin’e “güçlü bir ithalat bağımlılığı” olduğu görülüyor.

    Almanya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroya aştı

    Geçen yıllarda dünya çapında tedarik zincirlerini ciddi şekilde bozan Şanghay’daki Covid-19 karantinası, Alman ekonomisinin Çin’den gelen birincil ve ara ürünlere ne kadar bağımlı olduğunu da ortaya koydu.

    Alman Dış Ticaret Odası (AHK) verilerine göre, Çin’de yaklaşık 5 bin Alman şirketi faaliyet gösteriyor. Almanya’da 1,1 milyon kişilik istihdam, Çin ile ticarete bağlı durumda.

    Çin pazarı, başta Alman otomobil üreticileri olmak üzere Alman şirketleri için hem satış hem de büyüme açısından büyük önem taşıyor. Alman şirketleri, küresel pazar için Çin’deki en son teknolojileri geliştiriyor ve test ediyor.

    Çin, son 7 yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olurken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021’de 245 milyar euroyu (246 milyar dolar) aştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock: Rusya, Ukrayna’ya saldırırsa bedeli ağır olur

    Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock: Rusya, Ukrayna’ya saldırırsa bedeli ağır olur


    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Rusya ile Ukrayna konusunda artan gerilimin diplomasi yoluyla çözülebileceğini umduğunu, ancak Rusya’nın bu ülkeye saldırması halinde ciddi zarar göreceğini söyledi.

    Baerbock ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Kiev’de gerçekleşen görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

    “Her saldırgan eylemin Rusya için ekonomik, stratejik ve politik olarak yüksek bir bedeli olacak” diyen Alman Bakan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Kuzey Akım 2 projesine atıfta bulunarak Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının kendisine ağır bir faturasının olacağını söyledi.

    Kuleba: Tek yol diplomasi

    Moskova ile ABD öncülüğündeki Batılı devletler arasında barış konulu müzakereler geçen hafta hiçbir ilerleme kaydedilmeden sona erdi.

    İlaveten Ukrayna’ya yönelik siber saldırı, gerilimi daha da alevlendirdi.

    Almanya’dan ülkesine silah tedariki konusunu ele aldıklarını ve bu konuda diyaloglarının devam edeceğini belirten Kuleba, öncelikli olarak krizin çözümünde diplomasi yolunun işe yaramasını istediklerinin altını çizdi.

    Kuleba, Almanya ile birlikte Normandiya formatı kapsamında sonuç almak için çalıştıklarını da ifade etti.

    ‘Normandiya formatı’ olarak tanımlanan oluşum Almanya, Fransa, Rusya ve Ukrayna’yı kapsıyor.

    ‘Diplomasi haftası’ olarak tanımlanan görüşmelerde Moskova’nın ısrarıyla Ukrayna devre dışı bırakılmıştı.

    Kuleba, “Artık ne Berlin ne de Paris, Ukrayna olmadan Ukrayna hakkında karar verecek. Rusya’nın arkamızdan oyun oynamaması bizim için önemli. Şimdi kilit nokta bu” ifadesini kullandı.

    Ev sahibi bakan, “Baerbock’a böylesine ilkeli bir tavır sergilediği için teşekkür etmek istiyorum” dedi.

    Almanya, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi ve Donbass bölgesindeki ayrılıkçıları desteklemesinden bu yana Moskova ile arasına mesafe koyarak Ukrayna’ya diplomatik destek veriyor.

    Baerbock: Rusya gerginliği artırırsa Kuzey Akım 2 projesine ilişkin önlemler alırız

    Gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, ayrıca, Rusya’nın gerginliği artırması durumunda Kuzey Akım 2 projesine ilişkin gerekli önlemleri alacaklarını da söyledi.

    Baerbock, Normandiya formatının tekrar aktif hale gelmesi için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını dile getirerek, Kuzey Akım 2 projesinin Avrupa mevzuatına tam uygun olmaması gerekçesiyle sertifikasyon sürecinin askıda olduğunu hatırlattı.

    Projeye ilişkin ABD ile ortak bildiri yayınladıklarını anımsatan Baerbock, Moskova’nın gerginliği artırması halinde ortaklarıyla Kuzey Akım 2 projesine ilişkin gerekli önlemleri alacaklarını ifade etti

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ve Almanya: Rusya’nın Ukrayna sınırına yığınak yapması Avrupa güvenliğine tehdit

    ABD ve Almanya: Rusya’nın Ukrayna sınırına yığınak yapması Avrupa güvenliğine tehdit


    Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya, Rusya’nın Ukrayna sınırına askeri yığınak yapmasının Avrupa güvenliğine yönelik acil bir tehdit ve meydan okuma olduğunu bildirdi.

    İki ülke dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, olası bir Ukrayna müdahalesinin ciddi sonuçlar doğuracağı ifade edildi.

    Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’le bir araya geldi.

    Görüşmenin ardından yapılan açıklamada, iki ülkenin Rusya’ya karşı ortak cephede yer aldığı dile getirildi.

    Rusya’nın Ukrayna işgaline verilecek olası bir cevabın boyutu, büyük ölçüde Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomisi olan ve blok içerisinde diplomatik ağırlığa sahip olan Berlin’in tavrına bağlı.

    Basın toplantısında konuşan Blinken, “Hem Almanya hem de ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik eylemlerini Avrupa’da barış ve istikrara acil bir tehdit olarak görüyor.” dedi.

    “Rusya’nın Ukrayna sınırlarına askeri yığınak yapmasını ve Ukrayna’nın Rusya’yı kışkırttığı yönündeki gittikçe artan ve doğru olmayan söylemlerini kınıyoruz.” diyen Blinken, “Bu biraz da tilkinin, tavuklar tehdit oluşturduğu için kümese saldırmaktan başka seçeneği kalmadığını söylemesine benziyor.” diye konuştu.

    Alman Bakan Baerbock da “Rusya’nın eylemlerinin ve faaliyetlerinin açık ve net bir bedelinin olduğu ve Rusya’nın Ukrayna’nın egemenliğini yeniden ihlal etmesinin ciddi sonuçlara yol açacağını bir kez daha yineledik.” dedi.

    Almanya’da iktidara yeni gelen hükümet, Angela Merkel dönemine göre söylemlerinde Rusya’ya karşı daha sert bir üslup kullanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock, Brüksel’de NATO ve AB’ye destek mesajı verdi

    Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock, Brüksel’de NATO ve AB’ye destek mesajı verdi


    Almanya’nın yeni Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Brüksel’de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile görüştü.

    Görüşmenin ardından basına açıklama yapan Baerbock, “Bizim için NATO Avrupa’da güvenliğin vazgeçilmez dayanağıdır.” dedi.

    Baerbock, transatlantik ittifakı her alanda güçlendirmek istediklerini belirterek, “Zorlu zamanlardan geçiyoruz. Ukrayna sınırı yakınındaki Rus askeri gelişimi, hem Ukrayna bakımından hem de Avrupa’nın güvenliği bakımından bizi endişelendirmeli.” diye konuştu.

    Letonya’da geçen hafta yapılan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Rusya’ya verilen “Ukrayna’ya karşı saldırgan tutumun ciddi sonuçları olur” mesajını hatırlatan Baerbock, yeni Alman hükümetinin bu taahhüde sahip çıktığını vurguladı.

    Baerbock, gerginliğe rağmen NATO ile Rusya arasında diyalog kurulmasını desteklediklerini bildirdi.

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı saldırganlık göstermesinin güçlü karşılık bulacağı, Rusya için ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuracağı uyarısını yineledi. Stoltenberg, Rusya ile NATO-Rusya Konseyi kapsamında diyaloğa hazır olduklarını belirtti.

    Almanya’nın NATO’ya çok önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Stoltenberg, yeni Alman hükümetinin “NATO’yu Almanya’nın güvenliğinde vazgeçilmez dayanak” olarak görmesini takdirle karşıladığını söyledi.

    Alman Bakan Baerbock, Brüksel’de AB Dış Politika Şefi Joseph Borrell ile de bir araya geldi. Baerbock, burada yaptığı konuşmada “Benim ülkemin geleceği, Avrupa’nın ortak kaderiyle bir” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***