Etiket: Anayasa Mahkemesi (AYM)

  • İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç: “Can Atalay, AYM kararı doğrultusunda derhal tahliye edilmelidir”

    İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç: “Can Atalay, AYM kararı doğrultusunda derhal tahliye edilmelidir”



    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmemesi üzerine avukatların Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde başlattıkları adalet nöbeti 7. gününde.

    CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINA, ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI UYGULANMAYARAK, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ AYAKLAR ALTINA ALINARAK GİRİLMEKTEDİR

    İstanbul Barosu Başkanı Avukat Filiz Saraç, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermesinin ardından hala tahliye edilmeyen Can Atalay ile ilgili yapılan basın açıklamasında konuştu. Saraç, AYM kararı doğrultusunda Atalay’ın derhal tahliye edilmemesinin hürriyeti tahdit ve görevi kötüye kullanma olduğunu vurguladı. Saraç, ”Anayasa Mahkemesi, AİHM’nin kararlarının tanınmadığı, hukuka saygının olmadığı bir ülkede demokrasi yoktur” diye konuştu:

    ”Anayasa Mahkemesi (AYM), 27.10.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile Hatay Milletvekili ve Baromuzun üyesi Av. Şerafettin Can Atalay’ın Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkı ile Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakları’nın ihlal edildiğine karar vermiştir.

    Anayasa’nın 153/6 maddesine göre ‘Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.’

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararından sonra görevli olan mahkemedir.

    Bu husus Anayasa Mahkemesi kararında ‘Kararın bir örneğinin hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi şeklindeki işlemlerin yerine getirilmesi için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/178) GÖNDERİLMESİNE’ denilerek açıkça belirtilmiştir.

    Can Atalay, AYM kararı doğrultusunda derhal tahliye edilmelidir. Aksi durum hürriyeti tahdit ve görevi kötüye kullanmadır.

    100. Yılını kutladığımız Cumhuriyetimiz, kuruluşunda hukuk devletinin temellerini atmıştır.

    Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına, Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmayarak, hukukun üstünlüğü ayaklar altına alınarak girilmektedir.”

    Bağımsız ve tarafsız yargının olmadığı, Anayasa Mahkemesi, AİHM’nin kararlarının tanınmadığı, hukuka saygının olmadığı bir ülkede demokrasi yoktur.

    Yargılama süreçlerinde yaşanan hukuksuzluklar silsilesine AYM kararına uyulmayarak bir yenisi daha eklenmiştir.

    Ceza Muhakemesi Kanunu 311. Maddesine göre AYM’nin kararı yargılamanın yenilenmesi nedeni olup görevli mahkeme ilk derece mahkemesi olan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’dir.”

    ”İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİ GÖREVİNİ YAPMAMAKTADIR”

    ”Resmi olarak henüz doğrulanmasa da dosyanın, üstelik sadece mahkeme başkanı imzası ile Yargıtay’a gönderme kararı verildiği yönünde bir evrak sosyal medyada dolaşmaktadır. İddia edildiği gibi şayet böyle bir işlem varsa AYM’nin ihlal kararına rağmen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti görevini yapmamaktadır. Ayrıca ağır ceza mahkemeleri heyet halinde karar verir. Sadece Başkanın imzası ile böyle bir karar verilemez.

    Daha önce AYM’nin vermiş olduğu Enis Berberoğlu kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması, Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi için, dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. AYM’nin vermiş olduğu Can Atalay kararı için de aynı süreç işlemelidir.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yok hükmünde olan kararından dönerek taleple ilgili ivedilikle karar vermelidir.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHP’nin AYM ‘alerjisi’: Bahçeli’nin yardımcısı ‘AYM kararlarını uygulayın’ diyen Arslan’a tepki gösterdi

    MHP’nin AYM ‘alerjisi’: Bahçeli’nin yardımcısı ‘AYM kararlarını uygulayın’ diyen Arslan’a tepki gösterdi



    Anayasa Mahkemesi’nin kararları yerel mahkemeler tarafından uygulanmazken, AYM Başkanı Zühtü Arslan, “Bireysel başvurunun amacı hukuk sistemini, düzenini, yargının işleyişini hak ihlali üretmeyecek bir noktaya getirmektir” diyerek AYM kararlarının uygulanması çağrısında bulundu.

    AYM’ye yönelik yaptığı çıkışlarla gündeme gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Komisyonu üyesi Feti Yıldız, AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın “Hukuk devletinde yorum çeşitliliği vardır ancak ‘yorum kakofonisi’ yoktur. Bunu kontrol edecek ve anayasal hükümlerin yorumlanması ve uygulanmasındaki yeknesaklığı sağlayacak olan da kuşkusuz Anayasa Mahkemesidir” ifadelerine sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

    MHP’li isim Zühtü Arslan’ın açıklamaları için ‘Doğrudur’ derken, “Anayasa Mahkemesi yargısal aktivizmde bulunamaz” yorumunda bulundu.

    Yıldız paylaşımının devamında şunları yazdı:

    “Anayasa Mahkemesi yargısal aktivizm de bulunamaz. Yasama organın yerine geçerek norm da ihdas edemez, mevcut olan normu da görmezden gelemez, anayasayı yeniden yorumlayamaz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mahkeme AYM’nin Can Atalay kararını uygulamamak için 6 gündür adeta kaçıyor: ‘Bugün içinde geçici üyeyle müzakere edilecek’

    Mahkeme AYM’nin Can Atalay kararını uygulamamak için 6 gündür adeta kaçıyor: ‘Bugün içinde geçici üyeyle müzakere edilecek’



    Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili olarak seçilen Can Atalay hukuksuzca tahliye edilmedi. Yargıtay’ın Gezi Davası’ndaki cezaları onamasıyla, Atalay’ın Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvuruda ‘hak ihlali’ kararı çıktı.

    Karar İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, mahkeme 6 gündür Atalay hakkında uygulanması zorunlu olan tahliye kararını vermedi.

    Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları Çağlayan Adliyesi’ndeki bekleyişini sürdürürken, gazeteci Fırat Fıstık, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iki üyesinin gelmediğini yazdı.

    Fıstık, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda gelmeyen üyelerden birinin AKP’li eski milletvekili Murat Bircan olduğuna dikkat çekti.

    Fıstık paylaşımının devamında, “Mahkeme başkanı, bugün içerisinde geçici üyeyle birlikte müzakere edileceğini söyledi” dedi

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM Başkanı Zühtü Arslan’dan ‘AYM’nin kararlarını uygulayın’ çağrısı: Yeni bir ihlal kararı beklemeden ilkeleri esas alarak karar verilsin

    AYM Başkanı Zühtü Arslan’dan ‘AYM’nin kararlarını uygulayın’ çağrısı: Yeni bir ihlal kararı beklemeden ilkeleri esas alarak karar verilsin



    Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, bugün İzmir’de “Bireysel Başvuru Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanması” konulu proje kapsamında 6. Bölge Toplantısı’nda katıldı.

    Başta yargı organları olmak üzere kamu gücünü kullanan tüm organların, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularla ilgili kararlarını dikkate alması gerektiğini vurgulayan AYM Başkanı Zühtü Arslan “Hepimizin ortak sorumluluğu Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına adım attığımız şu günlerde bireysel başvuruyu etkili bir şekilde uygulamaktır” dedi.

    Arslan, hukuk devletlerinde yorum zenginliğinin önemli olduğunu ancak “yorum kakafonisine” yer olmadığını söyledi.

    Zühtü Arslan, AYM’nin bireysel başvuru kararlarına uyulması konusunda mahkemelere ve kamu gücünü kullanan tüm organlara çağrı yaparak “Anayasa Mahkemesi’nden yeni bir ihlal kararı beklemeden kamu gücü kullanan organların burada belirlenen ilkeleri ve esasları dikkate alarak karar vermesi gerekir” diye konuştu.

    ‘ANAYASA MAHKEMESİ KİMSESİZLERİN KİMSESİ’

    Burada açıklama yapan Arslan, şunları dile getirdi:

    Hukuk devleti Cumhuriyet’in temelidir. Hukuk devleti, Cumhuriyet’in diğer nitelikleri olan insan hakları, demokrasi, sosyal devlet, laiklik gibi niteliklerin de temel niteliğidir. Bu nedenle AYM gerek norm denetiminde gerekse bireysel başvuruda ölçü norm olarak en fazla Anayasa’nın 2. maddesini, 2. maddede de en fazla hukuk devletini kullanmaktadır. Cumhuriyet’in ve aynı zamanda anayasal kimliğin banisi olan Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetle ilgili çok farklı tanımlar yapmıştır. Bunlardan bireysel başvuruyu en yakından ilgilendiren sözü, ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ sözüdür. Kimsesizlerin kimsesi olma görevi ve sorumluluğu en fazla yargıya düşmektedir. Bireysel başvurunun kabul edildiği 2010 yılından, uygulamaya geçtiği 2012 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Atatürk’ün gösterdiği gibi kimsesizlerin kimsesi olma yolunda çok önemli görevler icra etmektedir. Baktığımızda bireysel başvuruda Türkiye’nin hemen her kesiminden herkes bir şekilde temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye gelebilmektedir.

    ‘BİREYSEL BAŞVURU İLE BİR DÖNÜŞÜM YAŞAMIŞTIR TÜRKİYE’DE’

    AYM, bireysel başvurudaki kararları verirken temel anayasal meseleleri de ele almakta, konuya ilişkin ilkeleri, standartları belirlemekte. Dolayısıyla sadece başvurucunun kişisel zararını gidermekle yetinmemektedir. Bireysel başvurunun Türkiye’deki temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunması ve koruna standartlarının yükseltilmesi için getirildiği açıkça anayasa koyucunun ifadesinde karşımıza çıkmaktadır. Bireysel başvuru ile sadece AYM değil tüm hukuk sistemi bir dönüşüm yaşamıştır Türkiye’de. Bu anlamda bireysel başvurunun devrimci bir özelliği vardır, hukuk sisteminde hatta bir devrim yaratmıştır. Hukukun anayasallaşması olarak ifade edilen bir süreç başlamıştır ve bu süreç çok önemli bir noktaya ulaşmıştır bugün itibarıyla. Her alanda anayasa artık çok daha fazla kullanılan bir üst norm haline gelmiştir, bu hem doktrinde böyledir hem de yargı kararlarında böyledir. Bu beraberinde anayasa hükümlerinin yeknesak bir şekilde yorumlanması zorunluluğunu getirmiştir. Çünkü mahkemeler, Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca anayasaya uygun karar vermek durumunda olan kurumlardır.

    ‘BİREYSEL BAŞVURUNUN AMACI…’

    Bunu yaptıklarında da kaçınılmaz olarak anayasal hükümleri yorumlamak durumundadır. Ve birden fazla yorumcunun olduğu yerde birden fazla yorum vardır. Bu yorum farklılığı demokratik hukuk devletleri için bir zenginliktir hiç kuşkusuz. Çünkü her başta yargı kurumları olmak üzere her kurum anayasayı yorumlayabilirler. Demokratik hukuk devletlerinde buna yer vardır ama bir şeye yer yoktur; yorum kakofonisine yer yoktur. Yorum kakofonisi, yorum karmaşası demokratik hukuk devletlerinin kabul edebileceği bir şey değildir çünkü bu ortaya çıktığında farklı kişilere farklı hukukun uygulanması gibi bir sorunla karşı karşıya kalırız. Bu durumda anayasa hükümlerinin yeknesak şekilde yorumlanması sorunu karşımıza çıkıyor, bu sorunu çözecek organ da anayasayı yorumlamak ve uygulamakla görevli olan AYM’dir. AYM, anayasa hükümlerini özellikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal maddeleri nihai ve bağlayıcı şekilde yorumlama yetkisine sahip olan bir yüksek mahkemedir. Dolayısıyla objektif etkiyi bu çerçevede tartışmamız gerekiyor.

    ‘ANCAK OBJEKTİF ETKİYLE MÜMKÜN’

    Bireysel başvuru henüz 11 yılını yeni tamamladı, 11 yıllık bir süre böylesine radikal bir kurumun, hukuk sistemini kökten etkileyen bir kurumun bir anda yerleşmesi bakımından yeterli bir süre değildir. Objektif etkiyi biz bireysel başvurunun amacı bağlamında tartışmak durumundayız. Nedir o amaç; ihlallerin önlenmesi, yeni ihlallerin engellenmesi ve ihlalin kaynağının kurutulmasıdır. Bireysel başvurunun amacı tek tek herkesin temel hak ve özgürlüklerle ilgili hak ihlali iddialarını ele alıp çözüm bulmak değildir olamaz da. Bireysel başvurunun amacı hukuk sistemini, düzenini, yargının işleyişini hak ihlali üretmeyecek bir noktaya getirmektir. Bu da ancak objektif etkiyle mümkündür.

    ‘BİREYSEL BAŞVURUYU ETKİLİ ŞEKİLDE UYGULAMA HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU’

    AYM bireysel başvuru yoluyla bugün itibarıyla baktığımızda hemen her hak grubuyla, anayasal hakla ilgili temel ilke ve esasları belirlemiştir. Bilhassa bireysel başvurunun kişisel konumuyla ilgili olmayan, bundan bağımsız olarak AYM’nin yapısal sorun tespit ettiği alanlarda artık AYM’den yeni bir ihlal kararı beklemeden kamu gücü kullanan organların burada belirlenen ilkeleri ve esasları dikkate alarak karar vermesi gerekir. Aksi takdirde biz anayasa koyucunun iradesine de aykırı davranmış oluruz. Anayasa koyucu irade, 2010 yılında bireysel başvuruyu getirirken tek tek her bir vatandaşın bireysel başvuruda hak ihlalini AYM çözsün diye getirmedi. AYM verdiği kararlarla ihlal üreten nedenleri ortadan kaldırsın diye getirdi. Objektif etki konusunda AYM’nin verdiği kararlardaki ilke ve esasların dikkate alınması konusunda çok daha hassas olmamız gerekiyor. Bu hepimizin ortak sorumluluğu, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına adım attığımız şu günlerde bireysel başvuruyu etkili şekilde uygulama, hayata geçirme sadece AYM’nin görevi değildir. AYM ile birlikte tüm anayasal kurumların ve kuruluşların görevidir. Bireysel başvuru, 100 yıllık Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından biridir. Bu kazanımı korumak, geliştirmek, yeni yüzyıllara bu kurumu etkili, verimli bir hak arama yolu olarak taşımak hepimizin görevidir. AYM bu görevini yerine getirmek için canla başla çalışıyor.”

    NE OLMUŞTU

    Anayasa Mahkemesi, milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmayan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay için ‘hak ihlali’ kararı vermiş ancak karara rağmen Atalay serbest bırakılmamıştı.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li vekil Konuralp’ten Ali Yerlikaya’ya  ‘Cumartesi Anneleri’ sorusu: AYM kararına rağmen gözaltların gerekçesi nedir?

    CHP’li vekil Konuralp’ten Ali Yerlikaya’ya ‘Cumartesi Anneleri’ sorusu: AYM kararına rağmen gözaltların gerekçesi nedir?



    CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Önceki dönem milletvekillerinin vermiş olduğu soru önergelerine, ‘Cumartesi Anneleri eyleminin engellenmesine gerekçe olarak ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun 23/a bendinde yapılacak etkinlikler/eylemler öncesinde bildirimde bulunulması, 23/d bendinde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının Valiliklerce belirlenerek ilan edilmesi hususları’ gösterilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı İçişleri Bakanlığı’nın bu gerekçelerini ortadan kaldırıyor olmasına rağmen her cumartesi gerçekleşen engelleme ve gözaltı işlemlerinin gerekçesi nedir” diye sordu.

    Konuralp, AYM kararına rağmen gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 1995 yılından beri Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapan Cumartesi Anneleri’nin emniyet yetkilileri tarafından engellenmesini Meclis gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Konuralp, AYM’nin 16 Kasım 2022 tarihli kararını anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

    “-Başvurucunun da içinde yer aldığı grubun kaybolan yakınlarının bulunması ve kamuoyunda farkındalık yaratılması amacına yönelik oturma eylemi ve basın açıklaması yapmak istemesi demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır.

    -Kolluk görevlilerinin somut olayda etkinliğe müdahale etmesini gerektirecek makul sebep ortaya koymadan ve anılan hakkın kullanılabilmesine yönelik tolerans göstermeden gruba müdahale ettiği sonucuna varılmıştır.

    -Somut olayda Kaymakamlık, kanunen yapılması gereken bildirimin yapılmaması nedeniyle başvuruya konu etkinliği yasaklamış; kolluk görevlileri de bu karara dayanarak toplantıya müdahale etmiştir. Yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ve orantılı olduğunun ispatı kural olarak müdahale eden idare ve müdahaleyi denetleyen yargı merciine düşmektedir.

    -Bu doğrultuda idarenin bildirim yükümlülüğüne uyulmaması nedeniyle verilen yasaklama kararı ve bu karara dayanılarak yapılan müdahalenin demokratik toplum düzenindeki gerekliliği hususunda değerlendirme yapılmalıdır.

    -Müdahaleye dayanak olan yasaklama kararında toplantı için bildirim yapılmamasının kamu düzenini ne şekilde bozacağına veya başkalarının hak ve özgürlüklerini nasıl zedeleyeceğine dair hiçbir açıklamada bulunulmaması nedeniyle idarenin bu kanaate nasıl ulaştığı anlaşılamamıştır.

    ‘ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARINDA DA VURGULANDIĞI ŞEKLİYLE SAYGIYLA KARŞILAMAYI NEDEN DÜŞÜNMÜYORSUNUZ?’

    -İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı’nın, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda alıntı yaptığım ve özetle ‘Cumartesi Anneleri buluşmasının barışçıl özellikten çıktığı ortaya konulmadan yapılan her engelleme ve müdahale, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının özüne yapılmış esaslı bir müdahaledir’ denilen kararını tanımama gerekçesi nedir?

    -Önceki dönem milletvekillerinin vermiş olduğu soru önergelerine, ‘Cumartesi Anneleri/ İnsanları’ eyleminin engellenmesine gerekçe olarak ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun 23/a bendinde yapılacak etkinlikler/eylemler öncesinde bildirimde bulunulması, 23/d bendinde toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının Valiliklerce belirlenerek ilan edilmesi hususları’ gösterilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı İçişleri Bakanlığı’nın bu gerekçelerini ortadan kaldırıyor olmasına rağmen her cumartesi gerçekleşen engelleme ve gözaltı işlemlerinin gerekçesi nedir?

    -Yaklaşık 28 yıldır evlatlarının, kardeşlerinin, eşlerinin, sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için Galatasaray Meydanı’nda toplanan/ toplanmaya çalışan Cumartesi Anneleri/ Cumartesi İnsanlarının mücadelesini, Anayasa Mahkemesi’nin kararında da vurgulandığı şekliyle saygıyla karşılamayı neden düşünmüyorsunuz?

    -Cumartesi Anneleri/ Cumartesi İnsanlarının yakınlarını araması, Anayasa Mahkemesi’nin kararında da vurguladığı şekliyle ‘kamuoyunda farkındalık yaratma çabası’ suç mudur?

    -Yasadışı yollarla kaybedilen kim varsa, kayıplardan sorumlu olanlardan yargı yoluyla hesap sorulması, sorulması için gerekli olan tüm hukuku süreçlerin eksiksiz sürdürülmesi devletin görevleri arasında değil midir?”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Can Atalay’ın avukatları oturma eylemine başladı: “Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız”

    Can Atalay’ın avukatları oturma eylemine başladı: “Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız”



    Anayasa Mahkemesi’nce (AYM) hak ihlali karar verilen Gezi Parkı davasından tutuklu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın avukat meslektaşları, tahliye kararı verilmesi için Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Anayasa Mahkemesi dün cezaevinde tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın “Seçilme hakkı” ile “Kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan Can Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları basın açıklamasının ardından oturma eylemi yaptı.

    “BİZE OLUMLU VEYA OLUMSUZ HİÇBİR BİLGİ VERİLMİYOR”

    Gerçek Gündem’e konuşan Avukat Kemal Aytaç, Anayasa Mahkemesi’nin kararına bir an önce uyulması gerektiğine dikkat çekti. Aytaç, “Sabahtan beri avukat arkadaşlarımızla Çağlayan Adliyesi’ndeyiz. Bize olumlu veya olumsuz hiçbir bilgi verilmiyor” dedi.

    “MAHKEME BAŞKANI BUGÜN SAAT 13.00 GİBİ ADLİYEDEN GİTTİ. ŞU AN ADLİYEDE YOK”

    Çağlayan Adliyesi önünde bugün saat 12.00’de basın açıklaması yaptıklarını söyleyen Aytaç, mahkeme başkanı karar verene kadar oturma eylemine devam edeceklerini ifade etti ve ekledi:

    “Mahkeme başkanı bugün saat 13.00 gibi adliyeden gitti. Şu an adliyede yok. Biz de bunun üzerine Çağlayan Adliyesi’nde C Blok girişinde oturma eylemi başlattık. Avukat arkadaşlarımızla mesai saati bitene kadar protestomuzu yapacağız.”

    Can Atalay'ın avukatları oturma eylemine başladı: "Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız" - Resim : 2

    “BUGÜN SONUÇ ÇIKMAZSA YARIN TÜM GÜN BOYUNCA EYLEMİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Avukat Aytaç, bugün sonuç çıkmadığı takdirde yarın tüm gün boyunca oturma eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. Kararın bir an önce alınması amacıyla ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söyleyen Aytaç, “Bugün bir sonuç çıkmazsa yarın sabahtan itibaren tüm gün boyunca daha kalabalık bir şekilde oturma eylemimizi gerçekleştireceğiz. Bunun amacı mahkeme başkanının bir an önce karar vermesi. Başkan ya bir yerden talimat bekliyor ya da ne yapacağına karar veremiyor yani kaçıyor” diye konuştu.

    “UMUDUMUZ KORUYORUZ, BUGÜN YA DA YARIN ATALAY’IN TAHLİYE KARARINI ÇIKARACAĞIZ”

    Başsavcı ve başsavcı vekiliyle görüşülmek istendiğini ancak görüşemediklerini söyleyen Aytaç, ne olursa olsun hiç kimsenin umudunu yitirmemesi gerektiğini ifade etti:

    “Ne olacağı konusunda biz de kesin bir şey diyemiyoruz. Ancak umudumuzu koruyoruz. Biz buradan bugün ya da en geç yarın Can Atalay’ın tahliye kararını çıkarmayı düşünüyoruz. Bizim tek amacımız, hedefimiz bu.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM, üç siyasi partinin kapatılmasına karar verdi

    AYM, üç siyasi partinin kapatılmasına karar verdi



    AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Değişim ve Demokrasi Partisi, Yeni Dünya Partisi ve Yeniden Birlik Partisi’ne ilişkin açtığı davalarda nihai kararı aldı.

    Yüksek Mahkeme, Yeni Dünya Partisi’nin üst üste iki kez büyük kongresini süresinde yapmadığı; Yeniden Birlik Partisi ile Değişim ve Demokrasi Partisi’nin “ilk büyük kongresini süresinde yapmadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığı” gerekçeleriyle ‘kendiliğinden dağılma hali’ ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona ermesine hükmetti.

    AYM’nin 3 partiye ilişkin kararları Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    AYM, üç siyasi partinin kapatılmasına karar verdi - Resim : 1

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM, Can Atalay hakkındaki ihlal başvurusunu 12 Ekim’de görüşecek

    AYM, Can Atalay hakkındaki ihlal başvurusunu 12 Ekim’de görüşecek



    Anayasa Mahkemesi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından Gezi davasında verilen 18 yıl hapis cezası onanan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın bireysel başvurusunu bugün AYM Genel Kurulu’na sevk etmişti.

    Atalay’ın başvurusu, AYM Genel Kurulu’nun gündemine alındı. AYM Genel Kurulu, Atalay’ın başvurusunu 12 Ekim günü kesin olarak karara bağlanacak.

    NE OLMUŞTU?

    14 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerde TİP Hatay Milletvekili seçilen Gezi Davası tutuklusu avukat Can Atalay, AYM’ye “Milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı kazanmasına karşın yargılamada durma kararı verilmesi talebinin reddedilerek, yargılamaya devam edilmesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının, tahliye talebinin reddedilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştu.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin hapis cezasını onaması üzerine TİP, Can Atalay için adalet yürüyüşü başlatmıştı.

    5’inci gününde devam eden yürüyüşe; Atalay’ın annesi Şükran Atalay, babası Mustafa Atalay, amcası Abdurrahman Atalay ile aile üyeleri de katılım sağlıyor.

    Yürüyüşün beşinci gününde Hatay’ın İskenderun ilçesinden yola çıkan TİP Genel Başkanı Erkan Baş’a bugün Hatay Tabip Odası ve Eğitim Sen Hatay Şubesi eşlik ediyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP lideri Erkan Baş AYM’nin Can Atalay kararını değerlendirdi: ‘Daha cesur bir karar alabilirdi’

    TİP lideri Erkan Baş AYM’nin Can Atalay kararını değerlendirdi: ‘Daha cesur bir karar alabilirdi’



    Anayasa Mahkemesi (AYM) Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay milletvekili Can Atalay’ın yaptığı bireysel başvuruyu Genel Kurul’a sevk etti.

    AYM, Genel Kurul’un ne zaman toplanacağına dair bir bilgi paylaşmadı.

    Milletvekili seçilmesine rağmen hukuksuzca cezaevinde tutulan Can Atalay hakkında verilen AYM kararını Duvar‘a değerlendiren TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “İyi tarafından bakarsak AYM, ‘hak ihlali yoktur’ kararı almadı. Fakat açıkçası daha cesur bir karar alabilirdi. Beklentimiz, Can Atalay’ın bir an önce tahliye edilmesi” ifadesini kullandı.

    Erkan Baş, Atalay’ın tahliye edilmemesi üzerine milletvekili seçildiği Hatay’dan Ankara’ya ‘Özgürlük Yürüyüşü’ başlatmıştı.

    Yürüyüş bugün 5’inci gününde devam etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den ek MTV kararı: Düzenlemenin iptali talebi oy birliği ile reddedildi!

    AYM’den ek MTV kararı: Düzenlemenin iptali talebi oy birliği ile reddedildi!



    Anayasa Mahkemesi (AYM), ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) düzenlemesinin iptali talebini oy birliği ile reddetti.

    İktidarın depremin yükünü yurttaşın sırtına yükleyen ek MTV düzenlemesi kamuoyundan büyük tepki çekmişti.

    CHP, kararı AYM’ye taşıyarak düzenlemenin iptalini talep etti.

    Ek MTV, AYM’de bugün görüşüldü ve düzenlemenin iptali talebi oy birliği ile reddedildi.

    NE OLMUŞTU?

    7456 sayılı 6 Şubat 2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremlerin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istenmişti.

    Anayasa Mahkemesi, 26 Temmuz 2023’teki gündem toplantısında, başvurunun ilk incelemesini yapmış, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına hükmetmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***