Etiket: Anayasa Mahkemesi (AYM)

  • Anayasa Mahkemesi’nde kritik dönemeç: Erdoğan üç üye atayacak, güç savaşı kızışacak…

    Anayasa Mahkemesi’nde kritik dönemeç: Erdoğan üç üye atayacak, güç savaşı kızışacak…



    Yargıtay ile yaşadığı Can Atalay krizi nedeniyle gözlerin çevrildiği Anayasa Mahkemesi, gelecek yıl kritik bir döneme giriyor: 15 üyeye sahip olan AYM’nin üç üyesinin görev süresi 2024 yılında dolacak. Danıştay kökenli olan üye Muammer Topal’ın 12 yıllık görev süresi 29 Ocak 2024’te dolacak.

    Anayasa’ya göre yükseköğretim kontenjanından atanan AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın görev süresi ise 17 Nisan’da sona erecek. Görev süresi dolacak üçüncü isim ise Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak görev yaparken “üst düzey yönetici” kontenjanından AYM üyeliğine getirilen Emin Kuz olacak. Kuz, 12 Mayıs’ta AYM’den ayrılacak. Bu üç üyeyi, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül atamıştı.

    ERDOĞAN ÜÇ ÜYE ATAYACAK

    DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Anayasa’ya göre görev süresi dolacak bu üç üyenin yerine ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atama yapılacak.

    Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı döneminde AYM’ye yedi üye atamıştı. Üç üyeyle birlikte Erdoğan’ın atadığı üye sayısı 10’a çıkacak. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün atadığı üyeler arasında başkan vekili Hasan Tahsin Gökcan ile üye Engin Yıldırım kalacak. Kalan üç üyeyi ise TBMM seçmişti.

    ERDOĞAN’IN ATAMALARI DENKLEMİ DEĞİŞTİRECEK

    Erdoğan’ın yapacağı atamalar ise AYM’deki denkleme doğrudan etki yapacak. Zühtü Arslan ve Emin Kuz, Yüksek Mahkeme’de “muhalif” duruş sergileyen ve hak ihlalleri ile kritik yasaların iptal edilmesi yönünde oy veren altı üye arasında yer alıyordu. Zaman zaman üç üye de bu gruba destek veriyordu. Böylece sürpriz ihlal veya yasa iptali kararları çıkıyordu. Ancak bu iki ismin ayrılacak olması nedeniyle muhalif üye sayısı dörde düşecek ve AYM’de ihlal yönünde kararların çıkması zorlaşacak.

    Muammer Topal ise AYM içinde iktidara yakın görünen üyeler arasında yer alıyor. Topal, son olarak Can Atalay kararında hak ihlali olmadığı yönünde oy veren üyeler arasında bulunuyordu.

    AYM BAŞKANI KİM OLACAK?

    Öte yandan Zühtü Arslan’ın görev süresinin dolacak olması nedeniyle nisan ayına kadar AYM Başkanlığı seçimi yapılması gerekiyor. Geçen yıl yapılan seçimde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın İrfan Fidan’ı işaret etmesine karşın Zühtü Arslan sekiz oyla yeniden başkan seçilmişti. Fidan ise beş oy alabilmişti.

    Ancak başkanlık seçiminde görev süreleri devam ettiği için Zühtü Arslan ve Emin Kuz oy kullanabilecek.

    AYM’DE HANGİ ÜYE BAŞKANLIK İSTİYOR?

    AYM kulislerinde, İrfan Fidan’ın başkanlık iddiasını sürdürdüğü öğrenildi. Buna karşılık 17 Ekim 2022’de AYM üyeliğine atanan eski İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce’nin de başkan olmayı istediği dile getirildi. Fidan ve İnce, AYM’nin Can Atalay’a ilişkin iki ihlal kararında da “karşı oy” kullanmışlardı. Kulislerde, bu isimlerin ısrarlı şekilde karşı oy kullanmalarının perde arkasında “başkanlık hesabının” yattığı konuşuluyor.

    Bunlara karşılık üye Basri Bağcı da aday adayı olarak anılan isimlerden. Seçimlerde daha önce Zühtü Arslan’ın başkan olmasını sağlayan sekiz üyenin tavrının ne olacağı, aralarından bir ismi başkan adayı olarak çıkarıp çıkarmayacakları şimdilik bilinmiyor.

    Ancak Yüksek Mahkeme’de 2024 yılı içinde Erdoğan’ın atayacağı üç ismin oy tercihinin, bundan sonraki yasa iptalleri ve hak ihlali kararlarına doğrudan etkisi olacak. Can Atalay kararıyla Cumhur İttifakı’nda AYM’ye olan tepkinin, bu üye değişiminden sonra verilecek kararlarla birlikte azabileceği öne sürülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den ikinci kez ‘hak ihlali’ kararına MHP’den ilk yorum

    AYM’den ikinci kez ‘hak ihlali’ kararına MHP’den ilk yorum



    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci başvuruda da “ihlal” kararı vermesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Anayasa Mahkemesi’nin başka bir türlü karar vermesini beklemediklerini ifade eden Yıldız, “Heyet aynı, dosya aynı, taraf aynı. Ne bekleyecektik? Yine ihlal karar verdi. Ancak bu kararı nereye gönderecek, önemli olan o. Eğer İstanbul 13. Ağır Ceza’ya gönderirse, orası yine Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderir” dedi.

    Yıldız, Can Atalay hakkında Yargıtay 3. Ceza Dairesinin aldığı kararın da belli olduğuna işaret ederek, “Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasındaki bu meseleyi halletmemiz lazım. Hukuken bir çözüm bulunması lazım. Kararı görmedim ama ihlal gerekçesi de aynıdır” diye konuştu.

    Yıldız, şunları kaydetti:

    “Anayasa Mahkemesinin atladığı bize göre şu: ’14. maddede belirsizlik var’ diyor. Yani dokunulmazlığın iki kıstasında biri suçsuzluk hali, diğeri de ‘soruşturması seçimden önce başlamış olan ve Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlardır’ diyor. Bunu bir belirsizlik olarak yorumluyor ama eğer ‘belirsizlik’ dersek, soruşturması seçimden önce başlamış terör örgütü üyeleri Meclis’e taşınır ve bunun önünde hiçbir engel kalmaz.

    Anayasa’nın 14. maddesindeki tarif, anayasa koyucunun bilinçli bir tercihi. Ceza Kanunu’nun 302’den 320. maddesine kadar suçları tek tek sayıp cezalarını yazması, dünyanın hiçbir anayasasında yok. Anayasa Mahkemesi kararları ‘evet’ bağlayıcıdır ancak Yargıtay kararları da bağlayıcıdır. Kesin hüküm. Ortada büyük bir sorun var aslında. Bunun düzeltilmesi lazım. Anayasa Mahkemesinin kararlarının gerekçesi bana göre doğru değil.”

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uğur Kurt davasında ceza talep edildi

    Uğur Kurt davasında ceza talep edildi



    İstanbul’daki Okmeydanı Cemevi’nde 2014’te bir cenaze törenine katılmak üzere bekleyen Uğur Kurt’u silahla vurarak öldüren polis Sezgin Korkmaz’ın yeniden yargılandığı davada duruşma savcısı, sanığın “Taksirle birinin ölümüne neden olmak” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını ve cezanın paraya çevrilmemesini talep etti.

    İstanbul’daki Okmeydanı Cemevi’nde 2014’te bir cenaze törenine katılmak üzere bekleyen Uğur Kurt, polis Sezgin Korkmaz’ın aç tığı ateş sonucu kafasından vurularak ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Kurt yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmişti. Kurt’u vuran polis Sezgin korkmaz ise yargılama sonucu İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “taksirle ölüme neden olma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmış, bunu da 12 bin 100 TL adli para cezasına çevirmişti. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararı sonucu Sezgin Korkmaz’ın yeniden başlayan yargılanmasına bugün devam edildi.

    11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya taraf avukatları ve Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt katıldı. Sanık polis Sezgin Korkmaz ise teknik problemlerden dolayı Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile bağlanamadı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de duruşmayı takip etti.

    NARİN KURT: 2017’DE SANIĞA 12 BİN 100 LİRA PARA CEZASI VEREN HAKİM VE HEYETİNİ KINIYORUM

    Narin Kurt, mahkemede şunları söyledi:

    “Masum bir insanın kolluk kuvveti tarafından yaşam hakkının elinden alınması ve bizim yaklaşık 10 yıldır adalet arıyor ve bugün hala burada olmamız çok acı. 25 Nisan 2017 tarihinde görülen haklı davamızda sanığa 12 bin 100 lira para cezası veren hakim ve heyeti kınıyorum. Ve asla kabul etmiyorum. Oğlum, babası öldürüldüğünde bir buçuk yaşındaydı. Bundan sonraki hayatında babasızlığa mahkum eden kişiye ceza verilmiyor olması çok acı. Oğlum büyüyor ve süreci sorgulamaya başladı. Ben oğluma yaşadığımız adaletsizliği anlatamıyorum. Biz haklı davamızda yüce adalete ve sizin vicdanınıza sığınıyoruz. Bu zamana kadar yaşadığımız haksızlığın son bulmasını ve adalet terazisinde eşit tartılmayı ben ve ailem adına sizden umutla bekliyoruz.”

    AVUKAT TURGUT KAZAN: ANAYASA’NIN KURALLARINI TANIMAYAN BİR ANLAYIŞ VAR

    Müşteki avukatı Turgut Kazan, “Yargılama sürecine yeniden başladık. Çok zor bir dönemde yaşıyoruz bunu biliyorum. Anayasa’nın kurallarını tanımayan bir anlayış var. Artık yargılanmanın yenilenmesi hüküm kurulması demek değidir. Anayasa Mahkemesi’nin bahsettiği eksiklikler neyse onlar giderilmelidir. Bir CD sunduk orada olayı görüyorsunuz. Amirler görüntüde ‘Sıkma’ diye bağırıyor 5 kez” dedi.

    SAVCI MÜTALAASINDA 6 YILA KADAR HAPİSLE CEZALANDIRILMASINI VE CEZANIN PARAYA ÇEVİRİLMEMESİNİ TALEP ETTİ

    Mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, sanığın somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek maktul Uğur Kurt’un ölümüne sebebiyet verdiği, bu suretle üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunu işlediği, ancak Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere cezanın eylemle orantılı olması ve ihlalin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Savcı, bu nedenlerle sanık hakkında “Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma” suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını ve verilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti.

    Mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmaları için süre vererek duruşmayı 1 Mart 2024 tarihine erteledi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM, Can Atalay’ın ikinci bireysel başvurusunun görüşüleceği tarihi duyurdu

    AYM, Can Atalay’ın ikinci bireysel başvurusunun görüşüleceği tarihi duyurdu



    Can Atalay’ın avukatları, Gezi Parkı davası kapsamında 18 yıl hapse mahkum edilen Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle ikinci kez başvuruda bulunmuştu.

    Başvuruda, “Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının, mahkumiyet hükmünün infazına devam edilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” belirtildi.

    21 ARALIK’TA KARARA BAĞLANACAK

    Başvuruyu dünkü Genel Kurul gündemine alan Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa Mahkemesi İç Tüzüğü’nün 28’inci maddesi uyarınca, başvurunun karara bağlanmak üzere Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’na sevkine oy birliğiyle karar vermişti. Bu kapsamda Yüksek Mahkeme, Atalay hakkındaki bireysel başvurunun 21 Aralık’taki Genel Kurul gündeminde görüşülerek karara bağlanmasını kararlaştırdı.

    AYM, Can Atalay'ın ikinci bireysel başvurusunun görüşüleceği tarihi duyurdu - Resim : 1

    DAHA ÖNCE İHLAL KARARI VERİLMİŞTİ

    28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde TİP’ten Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın avukatları, “müvekkillerinin milletvekili seçilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi” talebiyle Yargıtay’a başvurmuştu.

    Yargıtay’ın talebi reddetmesi üzerine Atalay, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurusunda bulunmuş, mahkeme de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine ve Atalay’ın yeniden yargılanarak tahliyesine karar verilmesine hükmetmişti.

    Anayasa Mahkemesi’nce Atalay’ın yeniden yargılanması ve tahliyesi istemiyle yerel mahkemeye gönderilen dosya, yerel mahkemece karar verilmeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne iletilmiş, söz konusu ceza dairesi ihlal kararına uymamıştı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM kararını verdi: Ensar’a sponsor olan Turkcell’e ‘pedofili destekçisi’ demek ifade özgürlüğü sayıldı

    AYM kararını verdi: Ensar’a sponsor olan Turkcell’e ‘pedofili destekçisi’ demek ifade özgürlüğü sayıldı



    Anayasa Mahkemesi (AYM), Ensar Vakfı’na sponsor olan Turkcell’e yönelik sosyal medyadan “Pedofili destekçisi ve sansürcü” ifadesini paylaşan vatandaşın, şirketin açtığı davada 500 TL manevi tazminat ödemesini “ifade özgürlüğünün ihlali” olarak niteledi. İhlal kararı 3’e karşı 7 oyla alındı.

    AYM, 2016’da çocukların cinsel istismara maruz bırakıldığı Ensar Vakfı’na sponsor olan Turkcell’e yönelik bir yurttaşın sosyal medyadan yaptığı “Pedofili destekçisi ve sansürcü” paylaşımını ifade özgürlüğü saydı. Ozan Güven isimli bir yurttaş 2016 yılında çocuklara yönelik cinsel istismar skandalıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’na sponsor olan Turkcell’e tepki göstermişti. Yurttaş, sosyal medyada, “Pedofili destekçisi ve sansürcü Turkcell ile olan 16 yıllık sözleşmemi iptal ettirdim” paylaşımını yaparak GSM operatörünü değiştirdiğini duyurmuştu. Turkcell ise 24 Ekim 2016’da kişilik haklarının zedelendiğini öne sürerek Güven aleyhine 10 bin liralık manevi tazminat davası açtı. İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Güven’in 500 TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Bu karar istinaf edilmesine rağmen değişmedi.

    Bunun üzerine Ozan Güven, bu kararı avukatı Sevgi Kalan Güvercin aracılığıyla AYM’ye taşıdı. AYM, 3’e karşı 7 oyla aldığı kararda Güven’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini saptadı. AYM, Güven’e 18 bin TL manevi tazminat ödenmesine de hükmetti.

    “İLGİLİ HABERLERİN TEKZİBİ NİTELİĞİNDE HERHANGİ BİR İFADEYE YER VERMEMİŞTİR”

    Kararda, Turkcell’in söz konusu haberlerin tekzibine yönelik açıklama yapmadığı da şöyle ifade edildi:

    “Öte yandan davacı Şirket, bahse konu haber ve iddialara cevaben kamuya açıklamada bulunmuştur. Davacı, söz konusu mali desteklerin eğitim bursu niteliğinde olduğunu ve herhangi bir vakfı, derneği veya sivil toplum kuruluşunu desteklemekten ziyade öğrencilerin eğitimi için verildiğini belirtmiş olup bunun dışında ilgili haberlerin tekzibi niteliğinde herhangi bir ifadeye yer vermemiştir (bkz. § 9). Bu yönüyle davacının hakkındaki iddialara nasıl cevap verileceğini bildiği ve telekomünikasyon alanında faaliyet göstermesi nedeniyle de konu ticari itibarın korunması olduğunda daha avantajlı bir konuma sahip olduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla davacının kendisine yönelen bu nitelikteki eleştirilere herhangi bir kimseye göre katlanma yükümlülüğü daha fazladır.”

    AYM’nin kararı Selahaddin Menteş, Muhterem İnce ve Yıldız Seferinoğlu’nun karşı oyları nedeniyle oy çokluğuyla kabul edildi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den, Veli Saçılık ve annesi hakkında ‘ağır ihlal’ kararı

    AYM’den, Veli Saçılık ve annesi hakkında ‘ağır ihlal’ kararı



    Anayasa Mahkemesi (AYM), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen Veli Saçılık ile annesi Kezban Saçılık’ın, 2017 yılında Ankara Yüksel Caddesi’ndeki eylemde polisler tarafından maruz kaldığı müdahaleye ilişkin başvurusunu 6 yıl sonra karara bağladı. AYM, Saçılık ve annesi hakkında “kötü muamele yasağı” ile “toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine” hükmetti.

    Ağır bir ihlal kararı olarak, “İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlali” kararı da veren AYM, bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeniden soruşturma başlatmasına karar verdi. AYM, Veli Saçılık ile annesine de ayrı ayrı 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

    T24’ten Gökçer Tahincioğlu ve Sibel Yükler’in haberine göre; KHK ile ihraç edilen Saçılık, kendisi gibi ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın 2016 yılında Yüksel Caddesi’ndeki “İşimizi geri istiyoruz” eylemlerine katılmış, bu dönemde 56 ayrı idari para cezası verilmişti. Kararda, Saçılık’ın bu idari para cezaları için de AYM’ye başvurduğu ve mahkemenin Saçılık’ın “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdiği” belirtildi.

    “BURADA EYLEM YAPMAMIZ YASALDIR” DEDİ, DARP EDİLDİ

    Saçılık, 2017 yılında Yüksel Caddesi’ndeki eyleme katılarak, “Bizler tam 216 gündür burada insan hakları anıtının önünde direnişteyiz. KHK ile bir gecede bizi işimizden atamazsınız. İnsan hakları Anıtı’nın önünde oluşturduğumuz utanç duvarım kaldıralım. Burada eylem yapmamız tamamen yasaldır, tamamen meşrudur. Bu meşruluk karşısında polis bize şiddet uyguluyor. Biz bu şiddete karşı burada direniyoruz. Akşam 18.00’da basın açıklamasında görüşmek üzere” diye konuştu. Ancak polis, anıt önünden ayrılan gruba bir süre sonra müdahale etti. Grup bir kitabevinin yanındaki binaya girmek isterken Saçılık darp edildi, o dönem 70 yaşında olan annesi Kezban Saçılık ise polis tarafından yerde sürüklendi, yüzüne biber gazı sıkıldı.

    “ZOR KULLANILDIĞI İÇİN YARALANMALARI DOĞAL”

    Olaydan sonra Saçılık ve annesinin de aralarında olduğu 7 kişi hakkında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “Görevi yaptırmamak için direnme” suçlarını işledikleri iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

    Saçılık ve avukatının başvurusu üzerine, aynı yıl müdahalede bulunan polisler hakkında da “zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” suçundan soruşturma başlatıldı. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “yeterli delil elde edilemediği için kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi. Kararın gerekçesinde, “söz konusu müdahale sırasında zor kullanıldığı için müştekilerin yaralanmasının doğal olduğu” belirtildi. Saçılık’ın karara yaptığı itiraz ise reddedildi.

    SAÇILIK VE ANNESİNE DAVA AÇILDI

    Bu sırada Saçılık ve annesinin de aralarında olduğu eylemcilere, “Kanuna aykırı toplantılara ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçunu işledikleri” iddiasıyla 2017’nin Kasım ayında dava açıldı. İddianamede, eylemcilerin “kolluk görevlilerine karşı şişe ve taş attığı” da iddia edildi. Ancak AYM kararında, iddianameyi hazırlayan başsavcılığın, “görevi yaptırmamak için direnme suçu”ndan işlem yapmadığı da belirtildi. Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 2019 yılında beraatle sonuçlandı.

    “SAVCILIK GÖRÜNTÜLERİ İZLEMEDİ, POLİSLERİN İFADESİNİ ALMADI”

    Dava sürerken Saçılık ve annesinin avukatı Senem Doğanoğlu, 2018 yılının Şubat ayında AYM’ye başvurdu. AYM başvurusunda, “barışçıl bir toplantıya müdahale edilirken kalkan ve elle iteklenerek göstericilerin yere düşürüldüğünü, ayrıca yakın mesafeden yüzlerine biber gazı sıkıldığını ve yoğun bir şekilde göz yaşartıcı kimyasal ateşlendiğini” belirtildi. Keziban Saçılık ise yüzüne doğrudan biber gazı sıkılması nedeniyle fenalaştığını, çevredekilerin yardımıyla olay yerinden uzaklaştığını, oğlunun yere düşürülmesi nedeniyle oğlunu korumak isterken müdahaleye maruz kaldığını söyledi.

    AYM başvurusunda, kolluk görevlileri hakkındaki şikâyetlerinin de etkili soruşturulmadığı, başsavcılığın görüntüleri izlemeden ve hiçbir kolluk görevlisinin savunmasını almadan kovuşturmaya yer olmadığına kararı verdiği, bu nedenle kötü muamele yasağının ihlal edildiği belirtildi.

    POLİS TUTANAĞINA GÖRE, SAÇILIK HAREKETSİZCE MÜDAHALEYİ BEKLEMİŞ

    AYM ise Saçılık ve annesinin şikâyetiyle soruşturma evrakını inceledi. Karara göre, başvuruya eklenen on altı sayfadan oluşan ve kolluk görevlileri tarafından hazırlanan izleme tutanağında, “Eylemcilerin dağılmaması üzerine eylemcileri iteklemek suretiyle müdahaleye başladığı, eylemcilerin direnmesinin akabinde biber gazı kullandığı, sonrasında gaz kapsülü atan point tabanca ile müdahaleye devam ettiği bilgisine yer verildiği, Keziban Saçılık’ın, eylemcilere biber gazı sıkmaya çalışan polis memurunun elinden tutarak müdahale etmesini engellemeye ve polis memuruna vurmaya çalıştığı sırada gazın kendisine geldiği, gazdan etkilenerek gruptan uzaklaştığının tespit edildiği, Veli Saçılık’ın ise hareketsiz kalarak polis müdahalesini beklediği” belirtildi.

    AYM: Ayaklara ateş edilmiş, Kezban Saçılık’a ve diğerlerinin yüzüne çok yakın mesafeden gaz sıkmış
    Ancak karara göre, avukatın sunduğu on yediği fotoğrafı ve video görüntüleri de inceleyen AYM, “kolluk görevlilerinin gruba karşı yakın mesafeden göz yaşartıcı sprey kullandığı ve ellerinde gaz fişeği atan silahlar olduğu, başvurucu Keziban Saçılık’ın iki kişinin yardımıyla yerden kalkmaya çalıştığı ve birkaç kişi tarafından kendisine yardım edildiğinin anlaşıldığını” belirtti.

    Görüntüleri inceleyen AYM, “Müdahale sırasında kolluk görevlilerince kişilerin yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkıldığı ve ayaklarının bulunduğu yakın bölgeye niteliği belirlenemeyen silahla ateş edildiğini, Keziban Saçılık’ın bir kolluk görevlisinin diğer göstericilere biber gazı sıkmak isterken kolunu tutması nedeniyle polis memurunun başvurucuya dönerek çok yakın mesafeden başvurucunun yüzüne gaz sıktığını” belirtti. AYM, göstericilerin kolluk görevlilerine karşı şişe veya taş attığına ilişkin veriye rastlanmadığını kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay’ın, AYM üyelerine suç duyurusunda yeni gelişme: İnceleme başlatıldı

    Yargıtay’ın, AYM üyelerine suç duyurusunda yeni gelişme: İnceleme başlatıldı

    Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkında ihlal kararı veren 9 Anayasa Mahkemesi üyesi hakkındaki suç duyurusuyla ilgili süreç işliyor.

    Alınan bilgiye göre, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına uyulmamasına ve bu kararı veren üyeler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar veren Yargıtay 3. Ceza Dairesi, suç duyurusu dilekçesini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

    Başsavcılıkta konuyla ilgili bir savcı görevlendirildi. Savcı mevzuat çalışması yaparak, Başsavcı Bekir Şahin’e sunacak. Başsavcı Şahin’in incelemesinin ardından mevzuat gereği dilekçeyi Anayasa Mahkemesine sunması bekleniyor.

    İLGİLİ MEVZUAT

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Başkan ve üyeler hakkında inceleme ve soruşturma”yı düzenleyen 16. maddesindeki prosedürü işletecek.

    Kanunun 16. maddesi, Başkan ve üyelerin görevlerinden doğan suçları için soruşturma açılmasının Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kararına bağlı olduğunu hüküm altına alıyor.

    Buna göre, haklarında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen üyelerle ilgili soruşturma açılmasına yer olup olmadığının belirlenmesi konusunun Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunda görüşülmesi gerekiyor. Ancak hakkında işlem yapılan üye veya üyeler görüşmeye katılamıyor.

    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, başkan, iki başkanvekili dahil 15 üyesi bulunuyor.

    Can Atalay hakkındaki ihlal kararı, Anayasa Mahkemesinin 9 üyesinin oy çokluğuyla alınmıştı. Çoğunluk görüşüne, 5 üye karşı oy kullanmış, bir üye ise karar günü Genel Kurula mazeret bildirerek katılmamıştı.

    Genel Kurulun, Başkan veya başkanvekilinin başkanlığında en az 10 üye ile toplanması gerekiyor. Genel Kurul salt çoğunlukla karar alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nden Can Atalay kararı

    Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nden Can Atalay kararı



    Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Türkiye İşçi Partisinden milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararına uyulmamasına ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararına yapılan itirazda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

    Atalay’ın avukatları, AYM’nin verdiği hak ihlali kararına uymayan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararına itiraz etmişti. İtirazı, Yargıtay 4. Ceza Dairesi inceledi.

    Daire, itirazla ilgili “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetti.

    Dairenin kararında, 3. Ceza Dairesince verilen kararın “itiraz yolu açık bir karar olmadığı” belirtilerek, bu nedenle itirazla ilgili karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği ifade edildi.

    Kararın tebliğ işlemlerini Yargıtay 3. Ceza Dairesi yapacak.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den tartışmalara sanal müzeyle yanıt: Anayasa tarihi, ıslak imzalı kararlar, mahkemesinin kuruluş belgesi…

    AYM’den tartışmalara sanal müzeyle yanıt: Anayasa tarihi, ıslak imzalı kararlar, mahkemesinin kuruluş belgesi…

    Türkiye’de Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay arasında, TİP milletvekili Can Atalay üzerinden bir yargı krizi yaşanırken, AYM’den manidar bir paylaşım geldi.

    AYM, Can Atalay’ın bireysel başvurusunu değerlendirmiş ve ‘hak ihlali’ kararını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. İlgili mahkeme kararı uzun bir süre bekleterek, dosyayı Yargıtay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk etti.

    Yargıtay ise kararı uygulamayarak, ‘hak ihlali’ veren mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    AYM’DEN SANAL MÜZELİ YANIT

    AYM’nin Anayasa Tarihi Galerisi’nde Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun yayımlandığı Resmî Gazete’nin nüshası, ıslak imzalı kararlar, geçmişten bugüne Mahkemede kullanılan daktilo, telefon ve çeşitli materyaller, eski mahkeme üyelerinin cüppe ve kepleri görülebiliyor.

    AYM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Dünyadaki ve Osmanlı Devleti döneminden bu yana Türkiye’deki anayasal faaliyetlere ilişkin bilgilendirmelerin yer aldığı galeride Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun yayımlandığı Resmî Gazete’nin nüshası, ıslak imzalı kararlar, geçmişten bugüne Mahkemede kullanılan daktilo, telefon ve çeşitli materyaller, eski mahkeme üyelerinin cüppe ve kepleri sergilenmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TBMM’de ‘Adalet Nöbeti’ sürüyor: ‘Anayasa değiştirilmeye çalışılıyor, buna cevaz vermeyeceğiz’

    TBMM’de ‘Adalet Nöbeti’ sürüyor: ‘Anayasa değiştirilmeye çalışılıyor, buna cevaz vermeyeceğiz’



    CHP TBMM Grubu’nun; Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından TBMM Genel Kurul salonunda başlattığı “Adalet Nöbeti” sürüyor.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, Genel Kurul salonunda, “Anayasa değiştirilmeye çalışılıyor. Buna cevaz vermeyeceğiz. Anayasayı tanımayan insanlarla birlikte bir anayasa çalışması içinde olmayacağımızı başından beri ifade etmiştik. Biz 15 Temmuz’da olduğu gibi bugün de CHP milletvekilleri olarak anayasal düzeni, anayasayı koruyoruz, bunu korumak için buradayız” diye konuştu.

    Bakan şunları söyledi:

    “Şu an Genel Kurul salonundayız. Adalet Nöbetimiz devam ediyor. Benimle beraber dokuz milletvekili arkadaşım var. Şu an yanımda Özgür Ceylan, Milli Savunma Komisyonu sözcümüz; Taşkın Özer, Yüksek Disiplin Kurulu Başkanımız; Semra Dinçer, Parti Meclisi üyemiz; Gökçe Gökçen, salonda; Süleyman Bülbül, salonda. Diğer arkadaşlarımız ihtiyaç için çıktılar. İki grup halinde, toplam 20 milletvekili, adalet nöbetine devam ediyoruz. Arkamda gördüğünüz, ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ yazısı… Şu an egemenlik ulusta olması gerekir, ama Cumhurbaşkanı tamamen yasamayı, yürütmeyi, yargıyı kontrol etmiş gözüküyor. Bu en son açıklamasından da belli.

    İlk, Özbekistan’dan geldiğinde, Yargıtay’ın kararına güzelleme yapmıştı. AKP içindeki tartışmaları, sona erdirmeyi hedeflemişti. Daha sonra yaptığı açıklamada, Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında bir hakem görevi görebileceğine ilişkin bir açıklama yaptı. Böyle bir görevi yok. Yürütmenin başında kendisi. Yargı tam anlamıyla bağımsız olması gerekir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararıyla hem anayasa hem Anayasa Mahkemesi etkisizleştirilmiş oldu.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararları, artık toplum tarafından itibar görmeyecek karar haline getirilmeye çalışılıyor. Anayasa değiştirilmeye çalışılıyor. Buna cevaz vermeyeceğiz. Anayasayı tanımayan insanlarla birlikte bir anayasa çalışması içinde olmayacağımızı başından beri ifade etmiştik.

    Biz 15 Temmuz’da olduğu gibi bugün de CHP milletvekilleri olarak anayasal düzeni, anayasayı koruyoruz, bunu korumak için buradayız.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***