Etiket: Anayasa Mahkemesi (AYM)

  • MHP’nin kurmay isminden AYM’ye uyarı mesajları: AYM depremin yükünü yurttaşın sırtına yükleyen ek MTV kararını görüşecek

    MHP’nin kurmay isminden AYM’ye uyarı mesajları: AYM depremin yükünü yurttaşın sırtına yükleyen ek MTV kararını görüşecek



    SERBEST GÖRÜŞ – Kahramanmaraş depremlerinin ardından iktidar depremin yükünü ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ile bir kez daha yurttaşların sırtına yükledi.

    CHP ise karara itiraz ederek, ek MTV’nin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

    AYM’nin Anayasa Mahkemesi motorlu taşıtlardan ek vergi alınmasını öngören düzenlemenin hem iptali hem de yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin başvuruyu inceledi. İptal talebi ise bugün esastan görüşülecek.

    AYM’nin kararı öncesi, iktidarın ortaklarından MHP İstanbul milletveki Feti Yıldız ise, sosyal medya paylaşımlarında üstü kapalı olarak AYM’yi eleştirdi.

    Yıldız, “Anayasal koyucunun, hukuki denetimle yetkilendirdiği anayasa yargısına, seçimle gelmiş ve sorumluluk mevkiinde olanların yetkilerini devretme amacı gütmediğini bilerek yapılan değerlendirmelerin bir hukuki kıymeti vardır” diye yazdı.

    Yıldız, daha sonra yaptığı bir paylaşımda ise, “Hukuk normu koymanın, muhakeme meselesi değil irade ve iktidar meselesi oldu unutulmamalıdır. Hukuk normu koyma iradesi milletin seçilmiş temsilcilerine aittir.” ifadelerini kullandı.

    Yıldız paylaşımının tamamında şunları söyledi:

    “Kuvvetler ayrılığı ilkesi çeşitli şekillerde zedelenebilir. Bunlardan biri de yargısal aktivizmdir. Yargısal aktivizm, bazen yasama organının etkisizleşmesine, bazen yasama kararlarının iptaline, bazen yargının yasama organının yerine geçmesi olarak karşımıza çıkar. Mahkemenin ideoloji kararlarına karşı kontrol mekanizmasının bulunmaması önemli bir eksikliktir. Hukuk normu koymanın, muhakeme meselesi değil irade ve iktidar meselesi oldu unutulmamalıdır. Hukuk normu koyma iradesi milletin seçilmiş temsilcilerine aittir.”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener’den AYM’ye bireysel başvuru: 5 milyon lira tazminat talep etti

    Akşener’den AYM’ye bireysel başvuru: 5 milyon lira tazminat talep etti



    Meral Akşener hakkında 4 yılı gizlilik kararı altında olmak üzere 7 yıl süren ve geçen aylarda kovuşturmaya yer olmadığı dair kararla sona eren soruşturma sürecinde uğramış olduğu hak ihlallerine karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

    Başvuru hakkında bilgi veren İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, avukatlar tarafından “Adil Yargılanma Hakkının, Kendisine Yöneltilen Suçlamanın Nedeninden ve Niteliğinden Haberdar Olma Hakkının, Makul Sürede Yargılanma Hakkının Ve Lekelenmeme Hakkının” ve siyasi saiklerle “sınırlamanın Anayasa’da belirtilen amaçları aşamayacağına” ilişkin Anayasa kuralının ihlal edilmesinden dolayı Meral Akşener adına bireysel başvuruda bulunulduğunu söyledi.

    TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, ihbarlar gerekçe gösterilerek başlatılan ve daha sonra PKK itirafçısı olduğu ortaya çıkan “gizli tanığın” ithamları üzerine yürütülen soruşturmaya Mayıs 2019’da gizlilik kararı verilmişti.

    Soruşturma, 22 Ağustos 2023 tarihinde takipsizlik kararı ile sonuçlanmıştı.

    POYRAZ: 4 YILDIR DOSYADA İŞLEM YAPILMADI

    Soruşturma sürecini başından itibaren Meral Akşener’in avukatı olarak takip eden İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz konuya ilişkin açıklamasında, avukatlar tarafından yapılan bireysel başvuruda gizlilik kararı alındıktan sonra kısa bir süre içinde dosyaya ilişkin tüm bilgilere savcılık tarafından ulaşıldığını, son dört yıllık sürede dosyada hiçbir işlem yapılmadığını kaydetti.

    Poyraz, Akşener’in Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkının, Kendisine Yöneltilen Suçlamanın Nedeninden ve Niteliğinden Haberdar Olma Hakkının, Makul Sürede Yargılanma Hakkının Ve Lekelenmeme Hakkının” ihlal edildiğini belirtti.

    ‘POLİTİK MALZEME OLARAK KULLANILDI’

    Ayrıca 2019 yılında dosyaya ilişkin tüm bilgi ve belgelere erişilmiş olmasına rağmen dosyada verilen gizlilik kararından sonra esasa ilişkin hiçbir işlem yapılmadığını ekleyen Poyraz, tüm süreç boyunca medyadaki kimi haber ve yayınlarda dosya içeriğine ilişkin bilgilere yer verildiğini ve yorumlar yapıldığını, dört yılı erişim kısıtlı olarak yedi yıl süren soruşturma evresinde gerçekleşen tüm seçim süreçlerinde Meral Akşener ve İYİ Parti aleyhine iktidar partisi olan AKP ile Cumhur İttifakı’ndaki diğer siyasi partiler tarafından bu soruşturmanın bir siyasi silah ve politik malzeme olarak kullanıldığını dile getirdi.

    5 MİLYON TL TAZMİNAT TALEBİ

    Müvekkillerinin Anayasa’da düzenlenen haklarının ihlal edildiğinin tespitini talep eden Akşener’in avukatları ayrıca bu süreçte uğramış olduğu saldırılar sebebiyle 5 milyon lira manevi tazminat talebinde de bulundu.

    Bu tazminata hükmedilmesi durumunda tüm tutarın şehit ailelerine verileceği de dilekçede açıkça belirtildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM Başkanı Arslan’dan mesajlar: Mahkeme kararları değiştirilmeden uygulanmalı, yargı bağımsız olmazsa hukuk devleti olmaz

    AYM Başkanı Arslan’dan mesajlar: Mahkeme kararları değiştirilmeden uygulanmalı, yargı bağımsız olmazsa hukuk devleti olmaz



    Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB) bünyesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından Uluslararası Yaz Okulu programının bu yıl 11’incisi Ankara’da bir otelde düzenlendi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, program kapsamında Salı günü Ankara’da katıldığı bir panelde, hukuk devlet ve yargı bağımsızlığına yönelik açıklamalarda bulundu.

    “YARGININ DİĞER DEVLET ERKLERİNİN KONTROLÜ ALTINDA OLMASI HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SONU OLUR”

    Arslan, “Yargı bağımsızlığı sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucudur. Kuvvetler ayrılığı, yargının yasama ve yürütmenin müdahalesinden uzak olmasını gerektirmektedir. Yargının diğer devlet erklerinin kontrolü altında olması hak ve özgürlüklerin sonu olur” diye konuştu.

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞI TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN BAŞLICA GÜVENCESİDİR”

    AYM Başkanı Arslan, programda “Demokratik Hukuk Devletinin Alameti Farikası Olarak Yargı Bağımsızlığı İlkesi” başlıklı bir konuşma yaptı. Yargı bağımsızlığının sadece adil yargılanma hakkının bir güvencesi olmadığını belirten Arslan, “Türk Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, yargı bağımsızlığı adil yargılanma hakkının yanında, diğer tüm temel hak ve özgürlüklerin de başlıca ve en etkin güvencesidir” dedi.

    Arslan şu ifadeleri kullandı:

    “Devlet, tanımı icabı toplumun hukuk kuralları zemininde örgütlenmiş halidir. Şiddet tekeli olarak devletin meşruiyeti hukuka bağlıdır. Hukukun kişilerin adaleti tesis ederek hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde uygulanması da bağımsız yargının varlığına bağlıdır. Öte yandan, yargı bağımsızlığı sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucudur. Kuvvetler ayrılığı, yargının yasama ve yürütmenin müdahalesinden uzak olmasını gerektirmektedir. Yargının diğer devlet erklerinin kontrolü altında olması hak ve özgürlüklerin sonu olur.”

    “HÂKİMLER ETKİ ALTINDA KALMAMALI”

    Konuşmasının devamında mahkemelerin bağımsızlığına da değinen Arslan, Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesine atıfta bulundu. Arslan, “Bu madde biri mahkemelere ve hâkimlere diğeri de yargı dışı aktörlere yönelik yükümlülüklere yer vermektedir. Öncelikle yargı bağımsızlığı yargı tarafsızlığını temine yönelik olarak, hâkimlerin hiçbir etki altında kalmadan vicdani kanaatlerine göre karar vermesini ifade eder. Anayasa Mahkememizin ifadesiyle, bağımsızlık ‘hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, hukukun öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etki altında kalmadan’ serbestçe karar verebilmesi anlamına gelir. Bu anlamda yargı bağımsızlığı ‘adaletin dolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak bir şekilde dağıtılması amacını gütmektedir” diye konuştu.

    Arslan, esasen yargı bağımsızlığının, hâkimin tarafsızlığını sağlamanın da ön şartı olduğuna dikkat çekti. Hâkimin tarafsızlığının onun tarafların leh ve aleyhlerinde bir düşünce ve önyargıya sahip olmamasını ifade ettiğini anlatan Arslan, şu görüşleri dile getirdi:

    “Hâkimin tarafsız olduğu konusunda taraflarda bir kanaatin oluşması çok önemlidir. Bunun için hâkimin çok dikkatli olması, elindeki adalet terazisini kuyumcu hassasiyetiyle tutması gerekir. İslam’ın Dört Halifesinden ikincisi olan Hz. Ömer, Basra’ya hâkim olarak tayin ettiği Ebu Musa’ya yazdığı mektupta hâkimin önüne gelen davada taraflara bakışlarında bile eşit davranmak suretiyle karar vermesi gerektiğini belirtmiştir.”

    “KİMSE MAHKEMELERE EMİR VE TALİMAT VEREMEZ”

    Anayasa’nın 138’inci maddesinin “yargı dışı aktörlere yönelik açık ve kesin bir dille uyarılarda bulunduğunu” da dile getiren Arslan, bunların başında “müdahalesizlik anlamında negatif yükümlülüğün” olduğunu kaydetti.

    Arslan, “Buna göre hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde dahi bulunamaz. Anayasamız yasama organı için bu müdahale yasağını özel olarak düzenlemiştir. Görülmekte olan bir dava hakkında yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin olarak parlamentoda soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” dedi.

    “MAHKEME KARARLARI DEĞİŞTİRİLMEDEN VE GECİKTİRMEDEN UYGUNLANMAK ZORUNDA”

    Arslan, Anayasa’nın yargı bağımsızlığı konusunda kamu gücü kullananlara yüklediği pozitif yükümlülüğün ise yargı kararlarının etkili icrası olduğunu kaydetti. Bu yükümlülüğün yargı bağımsızlığının tamamlayıcı unsuru olduğunu belirten Arslan, yasama, yürütme ve idare makamlarının mahkeme kararlarını değiştirmeden ve geciktirmeden uygulamak zorunda olduğunu ifade etti.

    AYM’nin verdiği Cumartesi Anneleri’yle ilgili karar, aylardır uygulanmıyor. Konuyla ilgili yapılan başvurulardan ise sonuç alınmadı. Her cumartesi günü İstiklal Caddesi’nde buluşan Cumartesi Anneleri, AYM’nin kararına rağmen gözaltına alınmaya devam ediliyor.

    Yargı bağımsızlığı konusunda toplumsal algının önemine vurgu yapan AYM Başkanı, “Mahkemelerin ve hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmaları yetmez, öyle olduklarının da bilinmesi gerekir. Bu nedenle hukuk devleti yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı görünümüne zarar verecek davranışlardan kaçınmayı gerektirmektedir” dedi.

    “Yargı mensuplarının kirlenmemiş ve prangasız bir vicdana sahip olmaları” gerektiğini kaydeden hukukçu, “Bu kuşkusuz kolay değildir, zira hiçbirimiz steril bir dünyada yaşamıyoruz. Ne var ki, hâkimlik tam da böyle bir ortamda ter temiz bir vicdanla adaleti tesis etmeyi gerektiren bir meslektir” dedi.

    BAHÇELİ TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün yaptığı açıklamada HDP hakkında açılan kapatma davasında henüz karar vermeyen Anayasa Mahkemesi’ne sert tepki göstermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AP raporu mu Adalet Bakanı mı haklı? AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen ve Prof. Dr. Osman Can anlattı: “Hukukun üstünlüğü sadece kelime olarak Anayasa’da”

    AP raporu mu Adalet Bakanı mı haklı? AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen ve Prof. Dr. Osman Can anlattı: “Hukukun üstünlüğü sadece kelime olarak Anayasa’da”



    Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye hakkında hazırlanan 2022 yılı raporunu kabul etti. Rapora göre, Türk Hükümeti tarafından köklü bir değişiklik yapılmadığı takdirde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) katılım süreci devam edemeyecek.

    AP’nin Türkiye raportörü Nacho Sánchez Amor’un hazırladığı 2022 Türkiye Raporu, AP Genel Kurulunda yapılan oylamada 18’e karşı 434 oyla kabul edildi. 152 milletvekili çekimser oy kullandı.

    Temel haklar, hukukun üstünlüğü gibi konularda eleştirilere yer verilen raporda, Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin perspektif ise iş birliği odaklı aktarıldı. Türkiye’deki demokratik gerilemesine dikkati çeken AP, kadın hakları, cinsiyete dayalı şiddet, kadın cinayetlerinin artması, LGBTİ+ topluluğuna yönelik yaygın nefret söylemi ve ayrımcılık nedeniyle kaygılı olduğunu ifade etti.

    Eski Anayasa Mahkemesi Raportörü ve eski AKP Milletvekili ve eski AKP MKYK üyesi Prof. Dr. Osman Can, Türkiye’nin son birkaç yıl içinde demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında çok ciddi gerilemeler yaşadığı görüşünde. AP Türkiye raporunda Osman Kavala kararına çok geniş yer verildiğine dikkat çeken eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen ise, AİHM’nin Kavala kararını uygulanmamaya devam edildiği takdirde Türkiye’nin Avrupa Konseyiyle olan ilişkilerin sona erdirilebileceğini söyledi.

    Prof. Dr. Osman Can ve eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, AP’nin Türkiye hakkında hazırlanan 2022 yılı raporunu Gerçek Gündem’e değerlendirdi.

    PROF. DR. OSMAN CAN: TÜRKİYE DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE HUKUK DEVLETİ ALANLARINDA ÇOK CİDDİ GERİLEMELER YAŞIYOR

    AP’nin Türkiye hakkında hazırlanan 2022 yılı raporuna göre, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin “mevcut koşullar içinde” yeniden başlatılamayacak. Raporu değerlendiren eski Anayasa Mahkemesi Raportörü ve eski AKP Milletvekili Prof. Dr. Osman Can, Türkiye’nin son birkaç yıl içinde demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında çok ciddi gerilemeler yaşadığına işaret ederek raporun çok farklı boyutlarının olduğunu söyledi.

    AP raporu mu Adalet Bakanı mı haklı? AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen ve Prof. Dr. Osman Can anlattı: "Hukukun üstünlüğü sadece kelime olarak Anayasa’da" - Resim : 3
    Prof. Dr. Osman Can

    Can’a göre, Türkiye 2015-16’dan bu yana demokrasi konusunda çok ciddi gerilemeler yaşıyor ve 2017 Anayasa değişikliğiyle anayasal düzenin demokrasi iddiasının içi tamamen boşaltıldı:

    “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, Anayasa’nın geçerliliğinin, bağlayıcılığının önemli ölçüde zedelendiği bir dönem yaşıyoruz. Erkler ayrılığı işlemiyor, hukukun üstünlüğü sadece kelime olarak Anayasa’da yer alıyor, gerçek hayatta karşılığı kalmadı. Bunları sadece AP raporu dile getirmiyor, yıllardır biz hukukçular olarak dile getiriyoruz.”

    “ÜYELİK GÖRÜŞMELERİNİN ASKIYA ALINMASI ÖNERİSİNİ KABUL ETMEMEMİZ GEREKİYOR, BUNUN SONUCU DAHA KÖTÜ OLABİLİR”

    Geçmişte Venedik Komisyonu üyeliği de yapan Osman Can, raporda bahsedilen eksikliklerin yıllarca hukukçular tarafından söylendiğini ve Venedik Komisyonu’nun da değişikliklerle kişiselleştirilmiş otoriter bir sisteme geçildiği tespitinde bulunduğunu ifade etti.

    Rapordaki Türkiye’nin demokratikleşmesi, insan hakları konusu, Türkiye’nin anayasal düzenindeki gerilemelerle ilgili değerlendirmelere bakıldığında rapordaki tespitlerin doğru olduğunu kaydeden Can, üyelik görüşmelerinin askıya alınmasının sonucunun daha da kötüye gidebileceği görüşünde.

    Can, “Üyelik görüşmelerinin askıya alınması önerisini kabul etmememiz gerekiyor, çünkü bunun sonucu daha da kötü olabilir” yorumunu yaptı.

    Osman Can’a göre, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları yargısal olarak da Türkiye’deki geriye gidişleri kanıtlar durumda. Türkiye’nin insan hakları, hukuk ve demokrasi alanında çok ciddi gerilemeler yaşadığının bir kez daha altını çizen Can, “Bunun ötesinde zaten Türkiye’deki uygulamalar da bu gelişmeyi destekler durumda. Bence rapor bu yönüyle ana hatlarıyla bir gerçeği resmetmekten öteye bir şey demiyor” dedi.

    “ADALET BAKANI TUNÇ’UN İFADELERİ GERÇEKLİKTEN ÇOK UZAK”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Avrupa Parlamentosu’nun 2022 Türkiye raporuyla ilgili “Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı noktasında ilerlemelerini hiç dikkate almayarak, bilakis daha da geriye gittiğimizi ifade ederek çok yanlış ve taraflı, objektiflikten uzak, herhangi bir temeli olmayan bir rapor söz konusu. O nedenle bu raporun bizce bir değeri yoktur” ifadelerini kullandı.

    Can’a göre, Adalet Bakanı Tunç’un raporla ilgili ifadeleri gerçeklikten çok uzak:

    “Adalet Bakanı politik bir figür ve politik bir figür olarak içinde bulunduğu iktidar koşullanmasının gereği neyse onları dile getiriyor.”

    “TÜRKİYE DÜNYA LİSTESİNİN SONLARINA DOĞRU İLERLİYOR”

    Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti sıralamasında Türkiye’nin dünya listesinin sonlarına doğru ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Can, “Tam da bakanın bahsettiği hususlar en çok sorunlu olduğumuz konular. Yargıya atamaların, AYM üyeliğine atamalar ile HSK’nın durumu ve ilk derece Mahkemelerindeki politik amaç kuşkusu taşıyan operasyonlar hukukun üstünlüğünün içinin bizatihi iktidar odaklarında boşaltıldığını gösteriyor” dedi.

    ESKİ AİHM YARGICI RIZA TÜRMEN: TÜRKİYE EVRENSEL DEĞERLERLE OLAN TÜM BAĞINI KOPARDI

    Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen ise, son dönemlerde özellikle Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesinden sonra Türkiye’nin evrensel değerlerle olan tüm bağını kopardığına işaret etti.

    AP raporu mu Adalet Bakanı mı haklı? AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen ve Prof. Dr. Osman Can anlattı: "Hukukun üstünlüğü sadece kelime olarak Anayasa’da" - Resim : 4
    Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen

    AB’nin ortak değerleri paylaşan devletler topluluğu olduğunu söyleyen Türmen, AB’ye girmek isteyen devletlerin de bu evrensel değerlere sahip olmaları gerektiğini ifade etti. Türmen bu evrensel değerlerin insan hakları, hukuk devleti, demokrasi, yargı bağımsızlığı, çoğulculuk, kuvvetler ayrılığı gibi değerlerden oluştuğunu kaydetti.

    Türmen, asıl problemin Türkiye’nin bu evrensel değerlerle olan ilişkisini kesmesi olduğunu belirtti:

    “Türkiye evrensel değerlere hiçbir şekilde sahip çıkmıyor. Başka bir değer sistemi üzerinden yürüyor. Yerli ve milli değerler dediği başka bir değer sistemi üzerinden yürüyor. O zaman da AB açısından güçlük çıkıyor.”

    “BU ASLINDA BİR REJİM MESELESİ”

    Eski CHP Milletvekili de olan Rıza Türmen, AP Türkiye raporunun aynı zamanda ortak değerlere nasıl uyulması gerektiğini söyleyen bir rapor olduğu görüşünde:

    “Bu aslında bir rejim meselesi. Yani demokrasiyle yönetilen bir ülkeyseniz buna bağlı olarak insan hakları ve hukuk devleti de buna bağlı olarak gelişir. Ancak demokrasiyle yönetilen bir ülke değilseniz o zaman insan haklarının hiçbir güvencesi kalmaz, hukuk devleti ortadan kalkar. Tüm bunlar demokrasiyle iç içe geçmiş şeylerdir. O nedenle tüm bunların değişmesi için rejimin değişmesi gerek.”

    “BU TÜRKİYE’NİN AVRUPA KONSEYİYLE OLAN İLİŞKİLERİN SONA ERDİRİLMESİNE YOL AÇABİLİR”

    AP Türkiye raporunda Osman Kavala kararına çok geniş yer verildiğine dikkat çeken Türmen, Kavala kararının hukuksuzluğun simgesi haline geldiğini belirtti. Türmen, Türkiye’nin hala Kavala kararını uygulamamakta ısrar ettiğini ve bunun ciddi sonuçlarının olacağını söyledi:

    “AİHM, Kavala’nın tutukluluğunun hiçbir delile dayanmadığını söylüyor. Kavala’nın suçu işlediğine dair şüphe uyandıracak en ufak bir delilin olmadığını ve Kavala’nın siyasi nedenlerle tutuklandığını ifade ediyor. Türkiye’ye kararı uygulayın diyorlar. İhlal prosedürü başlatıldı, ikinci AİHM kararı çıktı. Ancak Türkiye hala kararı uygulamamakta ısrar ediyor. Bu Türkiye’nin Avrupa Konseyi’yle olan ilişkilerin sona erdirilmesine yol açabilecek kadar çok ciddi bir mesele.”

    “TÜRKİYE YARGI KANALLARININ HİÇBİRİNİ KULLANMAYAN BİR ÜLKE NE AİHM NE DE ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI UYGULANIYOR”

    Türmen’e göre Türkiye yıllardır yargı kanallarının hiçbirini kullanmayan bir ülke. Ne AİHM kararları ne de Anayasa Mahkemesi kararları uygulanıyor. Raporda yazılan her şeyin doğru olduğunu söyleyen Türmen, raporda bahsedilen eksikleri her gün söylediklerini ifade etti:

    “Burada yapılması gereken biraz geriye çekilip kendimize bakmamız lazım. Bu rapor acaba bizim açımızdan doğru mu diye düşünmemiz gerek. Raporda yazılanlar doğru. Gazetecilerin cezaevine girdiğini, yargı kararlarının uygulanmadığını, basın, akademisyenler ve yazarlar üzerinde büyük bir baskının olduğunu, kadına karşı şiddetin giderek arttığını biz her gün söylüyoruz.”

    Türmen, Adalet Bakanı Tunç’un rapor ile ilgili sözlerine ilişkin ise, “Adalet Bakanlığı rapor için hukukun üstünlüğüne bağlı olmak gerekir diyor. Peki Türkiye’de yargı bağımsızlığı, adil yargılama, hukuk var mı? Bunların hiçbiri yapılmıyor. Tüm bunları yapan bir ülkenin Adalet Bakanı ise AB’yi objektif ve yanlı bulduğunu söyleyerek eleştiriyor” yorumunda bulundu.

    “ÖNCE DEMOKRATİK BİR DEVLET OLMA AMACINIZIN OLMASI GEREKİR”

    Türkiye’nin raporda yazılanlara geri çekilip bakması gerektiğinin bir kez daha altını çizen Türmen, raporda Türkiye’nin kendi eksik ve kusurlarını bulacağını söyledi. Ancak Türmen’e göre, Türkiye’nin bunu yapabilmesi için önce demokratik bir devlet olma iddiasında olması gerekiyor:

    “Eğer demokratik bir devlet olma gibi bir amacınız yoksa o zaman her zaman onlar kötü, biz iyiyiz; onların söylediği şeyler yanlış, bizim söylediklerimiz doğrudur dersiniz. Yani hiçbir şeyi dikkate almazsınız oysa demokrasi amacınız varsa bu rapor size bir ayna görevi görür.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’den ‘Yeniden Anavatan Partisi’ kararı

    AYM’den ‘Yeniden Anavatan Partisi’ kararı



    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan karara göre, Anavatan Partisi, sonradan kurulan Yeniden Anavatan Partisinin kullandığı isim, rumuz ve ambleminin kendi partilerinin isim, rumuz ve amblemiyle benzer olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurdu.

    Başvuruyu inceleyen mahkeme, Yeniden Anavatan Partisinin isim, rumuz ve ambleminin iltibasa mahal verecek şekilde Anavatan Partisinin isim, rumuz ve amblemi ile benzer olması sebebiyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 104. maddesinin üçüncü fırkası gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine oy birliğiyle karar verdi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM önünde ‘Can Atalay’ eylemi: Avukatlar basın açıklamasında bulundu

    AYM önünde ‘Can Atalay’ eylemi: Avukatlar basın açıklamasında bulundu



    54 baro, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilmesine ve mazbatasını almasına rağmen cezaevinde tutulmaya devam eden Gezi tutuklusu Can Atalay için 8 Eylül’de Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yaptı.

    AYM önünde konuşan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “Burada bulunmamız her zaman yakındığımız adalete atılan bir düğümün çözülmesine dikkat çekmek adına demokratik bir hakkın kullanılmasıdır” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise “Can Atalay seçilmiş bir milletvekilidir. 4 aydır seçilmiş bir vekilin anayasanın içtihatlarına rağmen hala tutuklu bulunması bir hukuk devletinde kabul edilemez” diye konuştu.

    Ayrıntılar geliyor…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TBB Başkanı 2023-2024 Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuştu: Hukuk fakültesi başarı puanı sıralaması 50 bine çekilmelidir

    TBB Başkanı 2023-2024 Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuştu: Hukuk fakültesi başarı puanı sıralaması 50 bine çekilmelidir



    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay’da düzenlenen 2023-2024 Adli Yıl Açılış Töreni’ndeki konuşmasında, avukatların mesleki sorunlarından bahsederek, bu konuda Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu ile uyumlu bir çalışma sürecini başlattıklarını belirtti.

    Sonraki adli yıl açılışında bazı sorunların çözümüne ilişkin somut adımlar atıldığından bahsedebilmeyi umduğunu söyleyen Sağkan, “En önemli başlığımız yargı bağımsızlığı ile tarafsızlığının tam anlamıyla sağlanması, savunmanın güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğünün içselleştirilmesi olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının mahkemeler tarafından emsal dosyalarda göz ardı edildiğini savunan Sağkan, bunun, başta ifade hürriyeti ve adil yargılanma hakkı gibi temel haklarda, yargıyı hak ve özgürlüklerin teminatı olma işlevinden uzaklaştırdığını belirtti.

    Sağkan, “Mahkeme kararlarının ne sebeple olursa olsun uygulanmaması, hukukun bir bileşen olduğu hiçbir düzlemde kabul edilemez” diye konuştu.

    “50 BİNE ÇEKİLMELİ”

    İnsan Hakları Eylem Planı’ndaki farklı hedefler doğrultusunda hayata geçirilen olumlu değişiklikleri memnuniyetle takip ettiklerini belirten Sağkan, planda savunma makamı için öngörülen adımların ise henüz atılmadığını ifade etti.

    Sağkan, zorunlu müdafilik kapsamında soruşturma evresi için atanan bir avukatın yaptığı bu kamu hizmetinin karşılığının 964 lira olduğunu belirterek, “CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) görevlendirmeleri için uygulanan tarifenin şu anda pek çok meslektaşımız için açık bir yara olduğunu, basit pansumanlarla giderilmesinin ise artık mümkün olmadığını tekrar ifade etmek isterim” dedi.

    Hukuk fakültelerine girişte başarı puanı sıralamasının yükseltilmesi gerektiğini dile getiren Sağkan, “Hukuk fakültesi başarı puanı sıralaması kısa vadede 75 bine, ardından 50 bine çekilmelidir. Tekrar ve tekrar vurgulamak isterim ki hukuk fakültelerindeki bu niceliksel enflasyon ve niteliksel düşüş sadece biz avukatların değil tüm memleketin meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.

    AVUKATLARA YÖNELİK ŞİDDET

    Sağkan, avukatlara yönelik şiddet olaylarını hatırlatarak, “Bu ülkede avukata dönük şiddet ve avukat intiharları ulusal düzeyde politikalarla derhal ele alınmalı ve çözülmesi için gerekli adımlar tek bir gün dahi gecikmeden hayata geçirilmelidir” diye konuştu.

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, 14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde milletvekili seçilen, Gezi Parkı davasında aldığı 18 yıl hapis cezası nedeniyle tutuklu olan Can Atalay’ın, Anayasa Mahkemesinin emsal kararları gereği cezaevinde değil, TBMM’de olması gerektiğini savundu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Valinin hedefinde de Cumartesi Anneleri/İnsanları var: AYM kararını çiğneyen polislerin soruşturulmasına izin verilmedi

    Valinin hedefinde de Cumartesi Anneleri/İnsanları var: AYM kararını çiğneyen polislerin soruşturulmasına izin verilmedi



    İstanbul Valisi Davut Gül, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararlarına rağmen Galatasaray Meydanı’na çıkmaları “vekâleten” verilen kararlar ve eski tarihli yasaklama kararı ile engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 943. hafta buluşmasında gözaltına alınmaları konusundaki suç duyurusunu değerlendirdi. Vali Gül, polisler hakkında soruşturma izni vermedi. Kararın, Cumartesi Anneleri hakkında savcılığın takipsizlik kararı verildiği güne denk gelmesi dikkati çekti.

    AYM, Maside Ocak Kışlakçı ve Gülseren Yoleri kararları ile Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması yapmalarının engellenmesinin hak ihlali olduğuna hükmederek “eylemlerine saygı duyulmalı” demişti. AYM’nin kararlarına rağmen Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engelleniyor, kayıp yakınları ve onlara eşlik eden hak savunucuları kelepçelenerek gözaltına alınıyor.

    BİR TAKİPSİZLİK KARARINDA DAHA AYM KARARLARI GÖRMEZDEN GELİNDİ

    T24’ten Murat Kök’ün haberine göre; Cumartesi Anneleri, 22 Nisan 2023 tarihinde de 943. hafta buluşması için Galatasaray Meydanı’na çıkmak ve zorla kaybedilen yakınları için adalet taleplerini dile getirmek amacıyla basın açıklaması yapmak istemişti. Kayıp yakınları ve hak savunucularının etrafı, polis tarafından çevrildikten sonra 17 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan kayıp yakınları ve hak savunucuları, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 28. ve 32. maddeleri uyarınca “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmamak” suçlamasıyla ifadeleri alınmıştı.

    943. hafta buluşmasında gözaltına alınan 17 kişi hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Temmuz 2023 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

    Yalnızca “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmamak” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığına dair değerlendirme yapan soruşturma savcısı, AYM’nin net hükümler içeren iki ayrı kararına ise herhangi bir atıfta bulunmadı.

    VALİ GÜL, AYNI GÜN “POLİSLERİN SORUŞTURULMASINA YER YOK” KARARI VERDİ

    Cumartesi Anneleri’nin avukatları da kayıp yakınlarını ve hak savunucularının gözaltına alınması emrini veren polis amirleri ve polis memurları hakkında suç duyurusunda bulundu.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma izni için dosyayı İstanbul Valiliği’ne gönderdi. Valilik ise 2020-2022 arasında Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü olarak da görev yapmış bir ikinci sınıf emniyet müdürünü araştırmayı yürütmekle görevlendirdi.

    Polisler hakkındaki ön soruşturma 29 günde tamamlandı. Raporda, İstanbul Valiliği tarafından 24 Kasım 2022 tarihinde yayımlanan “terör saldırısı sonrasında İstiklal Caddesinde güvenlik, huzur ve asayişin korunması, mevcut yaya trafiği akışının hızlandırılması konularında alınması gereken önlemlere ilişkin” Genel Emre istinaden söz konusu eylemin yasaklandığı belirtilerek Cumartesi Anneleri’nin “ihtara rağmen dağılmamakta ısrar ettikleri” öne sürüldü. Araştırmayı yürüten emniyet müdürü, kayıp yakınları ve hak savunucularının müdahale sırasında yalnızca basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandıklarını ve dolayısıyla doktor raporlarının “orantısız güç kullanıldığı iddialarını destekler mahiyette olmadığı”nı belirtti. Rapor, 13 Temmuz 2023 tarihinde valiliğe sunuldu.

    Aynı gün karar veren İstanbul Valisi Davut Gül de rapor doğrultusunda, polis amirleri ve polisler hakkında soruşturma yürütülmesine yer olmadığına karar verdi. Gül’ün soruşturma izni vermemesi nedeniyle savcılık adli soruşturma yürütemeyecek. Gül, polisler hakkında disiplin soruşturması açılmasına da gerek olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM’nin kararını bekleyen HDP’de yeni eş genel başkanları belli oldu

    AYM’nin kararını bekleyen HDP’de yeni eş genel başkanları belli oldu



    Hakkında kapatma davası açılan ve Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekleyen HDP, 14 Mayıs seçimlerinde istediği sonuçları alamaması üzerine olağanüstü kongre sürecini başlatmıştı.

    Bu pazar günü gerçekleşen olağanüstü kongre öncesinde, partinin yeni eş genel başkanları belli oldu.

    SANCAR VE BULDAN ADAY OLMAYACAK

    Pazar günü Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirecek HDP olağanüstü kongresinde, mevcut Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden aday olmayacak.

    BirGün’de yer alan habere göre, uzun süredir devam eden arayış kapsamında, mevcut MYK üyesi Sultan Özcan ve Selahattin Demirtaş’ın avukatı, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi MYK üyesi Cahit Kırkazak’ın yeni eş genel başkanlar olması kararlaştırıldı.

    “GÖREV UYGUN BULUNDU”

    Konuyla ilgili BirGün’e konuşan Kırkazak, “Konu yeni değil. 10 gün süren temaslarımız vardı parti yönetimi ile. Görüşmelerin sonunda bu görev uygun görüldü” dedi.

    HDP TÜM KURULARI YSP’YE TAŞIYACAK

    Ayrıca HDP’nin tüm kurullarını gelecek ay Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne taşıyacağı daha sonra kapatma davasının sonuçlanmasını bekleyeceği de ifade ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Herkes çıkıyor Barış Pehlivan 5. kez hapse giriyor: Avukatı Hüseyin Ersöz: “Hukuken hapse girmemesi gerekiyor ancak…”

    Herkes çıkıyor Barış Pehlivan 5. kez hapse giriyor: Avukatı Hüseyin Ersöz: “Hukuken hapse girmemesi gerekiyor ancak…”



    Gazeteci Barış Pehlivan, 15 Ağustos’ta, hakkında açılan ancak daha karar bile verilmeyen bir dava nedeniyle 5. kez cezaevine girecek.

    Pehlivan, dün Cumhuriyet’te yayımlanan yazısında, daha önce 3 yıl 9 ay ceza aldığı ve cezaevinde 6 ay kaldıktan sonra tahliye edildiği davayla ilgili yeniden cezaevine gireceğini duyurdu.

    Pehlivan, ‘denetimli serbestlik’le çıkmasının şartlarından birinin hakkında yeni bir dava açılmaması olduğunu ancak açılan bir dava nedeniyle 8 ay ceza aldığını ve 15 Ağustos’ta teslim olacağını belirtti. Pehlivan yazısında yeni çıkan infaz düzenlemesinden; hırsız, katil, tecavüzcü gibi yüz kızartıcı suçları işleyenlerin yararlandığını ancak kendisinin tutuklanacağını kaydetti.

    AVUKAT ERSÖZ: CEZAEVİNE GİRMEMESİ GEREKİR

    Avukat Hüseyin Ersöz, hukuken bakıldığında Pehlivan’ın hapse girmemesi gerektiğini söyledi:

    ‘‘Barış Pehlivan, siyasi iktidarı eleştiren yazılar kaleme alan ve daha çok muhalif yönüyle tanınan bir gazeteci. Bu sebeple, geçmişte de bazı yasal düzenlemelerden faydalanmaması için bir çaba içine girildiğini, 2020 yılında yapılan infaz düzenlemesinde, o tarihte yargılandığı bir davada isnat edilen suçun kapsam dışlı bırakıldığına şahit olmuştuk.

    Biz hukukçular olması gereken konusunda bir değerlendirme yapabiliriz. Bu konuda söylenebilecek tek şey ise, 15 Temmuz’da yasalaşan infaz düzenlemesinde Barış Pehlivan’ı kapsam dışı bırakacak bir istisnanın öngörülmediği ve cezaevine girmemesi gerektiği.’’

    “TÜRKİYE’DE OLMASI GEREKEN İLE GERÇEKLEŞEN BİRBİRİNDEN FARKLILIK ARZ EDEBİLİYOR”

    ‘‘Türkiye’de olması gereken ile gerçekleşen birbirinden farklılık arz edebiliyor’’ diyen Ersöz, çıkacak karar ile ilgili tahmin yapmanın çok zor olduğunu vurguladı:

    ‘‘Yaptığımız tüm yasal başvurular da bu doğrultuda. Ancak verdiğim örnekten de anlaşılacağı gibi Türkiye’de olması gereken ile gerçekleşen birbirinden farklılık arz edebiliyor. Bu sebeple, Bakırköy 5. İnfaz Hakimliği’nden çıkabilecek karar konusunda yorum yapmak oldukça güç.’’

    “SİYASİ İKTİDAR İÇİN SADECE MAKBUL SUÇ DEĞİL, MAKBUL OLMAYAN VATANDAŞ KRİTERİ DE VAR”

    Yapılan hukuksuzluklara dikkat çeken Ersöz, siyasi iktidar için sadece makbul suç değil, makbul olmayan vatandaş kriterinin de olduğunu anlattı:
    ‘‘Bir gazetecinin, kaleme aldığı bir makale sebebiyle hakkında iddianame yazılması, sırf iddianame yazıldı diye denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve cezaevine girme tehdidi altında bulunması açık şekilde ifade hürriyetinin ihlali sonucunu doğuruyor.

    Bu konuda 2022 senesinde Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız bireysel başvuru da Yüksek Mahkeme önünde beklemede. Ancak bu ve benzeri hukuk garabetleri ne yazık ki ülkemizde fazlasıyla var. Bugün Barış Terkoğlu Cumhuriyet’te yayınlanan makalesinde, Barış Pehlivan’ın bugüne kadar yapılan infaz düzenlemelerinden faydalanmaması için çaba sarfedildiği ifade edilerek, hükümet için makbul suçlar var demiş. Bugüne kadar yaşananlar göz önüne alındığında, siyasi iktidar için sadece makbul suç değil, makbul olmayan vatandaş kriterinin olduğunu da söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü ülkemizde bazı vatandaşlar için Anayasa Mahkemesi ve AİHM Kararları uygulanıyorken bazıları için uygulanmıyor ya da Barış örneğinde olduğu gibi infaz kanunlarında aleyhe düzenlemeler yapılabiliyor.

    Kanun önünde eşitlik ve hukuk güvenliği ilkelerini eğip bükmeye ya da vatandaşların adalete olan inancını örselemeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Hak; hak sahibine teslim edilerek ve bu da tarafsız hakimler eliyle yapılarak ancak gerçek bir hukuk devleti olabiliriz.”

    TARTIŞILAN İNFAZ DÜZENLEMESİ: GAZETECİ VE SİYASİLER HARİÇ HERKESE TAHLİYE YOLU AÇILDI

    AKP ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu infaz düzenlemesi, Temmuz ayı başında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan görüşülen torba yasa tasarısına ani bir şekilde eklenmişti. Komisyonda bulunan milletvekilleri bu düzenlemenin görüşülmesi gereken yerin burası olmadığını söylemelerine rağmen, AKP ve MHP’li üyelerin oylarıyla öneri kabul edildi.

    Düzenlemeyle birlikte “devlete karşı işlenen suçlar” hariç hemen bütün suçlardan hapis cezası alanlar kısa bir süre kapalı cezaevinde kaldıktan sonra tahliye olmalarının önü açılıyor.

    Yakın zamanda mafya, cinayet, uyuşturucu, cinsel suçlar, hırsızlık gibi suçlardan ceza alan binlerce kişinin tahliye olması bekleniyor.

    Düzenlemeden gazeteciler, siyasiler yararlanamıyor.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***