Etiket: Ali Mahir Başarır

  • PM’de gerginlik: CHP’li vekil toplantıya zorla girmeye çalıştı

    PM’de gerginlik: CHP’li vekil toplantıya zorla girmeye çalıştı



    31 Mart’ta yapılacak seçimlere yaklaşılırken, CHP Parti Meclisi, Özgür Özel başkanlığında toplanarak, Türkiye genelinde birçok şehrin il ve ilçe adaylarını belirlemek için görüşme gerçekleştirdi.

    Toplantıda İstanbul ilçeleri, Adana, Eskişehir, Hatay, Mersin, Afyonkarahisar, Aydın, Antalya ve birçok şehrin büyükşehir ve ilçe belediye başkanları için oylamalar gerçekleştirilirken, Mersin’in Mezitli ilçesinin aday oylamasında gergin anlar yaşandığı iddia edildi.

    CHP Genel Merkezi’nde bulunan kaynaklar, CHP’nin Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın PM toplantısının yapıldığı salona “Mezitli adayı oylanırken nasıl bana sormazsınız” ifadeleri ile girmeye çalıştığını aktardı.

    Çakır ve CHP’li Mahir Başarır arasında sözlü tartışma yaşandı. Başarır’ın bu tartışma üzerine PM toplantısını terk ettiği ifade edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ali Mahir Başarır ‘Meral Hanım’la savaşamam’ dedi ve ekledi: ‘Herhalde burada bir espri yaptı’

    Ali Mahir Başarır ‘Meral Hanım’la savaşamam’ dedi ve ekledi: ‘Herhalde burada bir espri yaptı’



    Kanal 7 Ankara temsilcisi Mehmet Acer, gazeteci Gürkan Hacır, Bizim TV Genel Yayın Yönetmeni Şaban Sevinç, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Barış Doster, Kübra Par’la Farklı Açılar’a konuk oldu. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, tv100 yayınına konuk oldu.

    AKŞENER: SAVAŞ İLANI OLARAK KABUL EDİYORUM

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin iç işlerine diğer partiler tarafından karışıldığını söyleyerek, “Ben bu konuda idmanlıyım. Şu an itibarıyla bir savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım buyursunlar” yaptığı açıklama programda masaya yatırıldı.

    Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları şu şekilde;

    “BEN BUNU ŞAKA OLARAK KABUL EDİYORUM”

    Ben Meral Hanım’la savaşamam. Herhalde burada bir espri yaptı, ben bunu şaka olarak kabul ediyorum. Akşener’in söylediği konularla ilgili benim bir bilgim yok. Şunu bilsin, 85 milyonun oyuna talibiz. Adaylarımız herkesin oyuna talip.

    “GİDEN GİDER, GİDENİ TUTAMAYIZ”

    İYİ Parti ilk kendi adaylarıyla gideceğini söylediğinde ‘Giden gider, gideni tutmayız’ demiştim ve o gün tartışılmıştı. Aynı noktadayız giden gider, siyasi kararlar alabilirler ama unutmasınlar ki alınan her siyasi tercih yarınlarda toplumsal, siyasal bir yaptırım olur.

    “SOMUT BİR ŞEY VARSA SÖYLESİN, CEVABINI VERİRİZ”

    Par’ın “Meral Akşener CHP’yi kurumsal olarak İYİ Parti’nin iç işlerine karışmakla ve partisine operasyon çekmekle suçluyor bu suçlamaya ne dersiniz?” sorusuna Başarır “Ne yapmışız ben merak ediyorum. Bu konuda somut olarak bir şey varsa söylesin biz de cevabını veririz.” dedi

    “BUNUN SİYASAL SONUCU VARDIR”

    Acet’in ‘Siyasal bedeller, toplumsal bedeller olur’ dediniz. Burada kastınız nedir? İYİ Parti kaybeder gireceği adaylarla bunun maliyeti olur mu yoksa muhalefet olarak biz zarar görürüz bunun maliyeti olur mu?” sorusunu Başarır “Öncelikle şunu söyleyeyim, bir karar alınır, bir tercihte bulunulur ve bir oy alır, eğer oyları düşmüşse bunun siyasal bir maliyeti vardır. Oyları artmışsa olumlu anlamda siyasi maliyeti olur. Bunu da İYİ Parti’nin yönetimi takdir edecektir. Eğer ayrı girmeyi düşünüyorlarsa yüzde 10 oyları büyük oranda düşerse bunun siyasal bir sonucu vardır ben bunu kastettim. Yoksa bizim açımızdan ne bedeli olabilir ben tehdit mi edeceğim, asla.” diyerek yanıtladı.

    “SAVAŞ FALAN YOK”

    Başarır “Bu savaş kelimesini seçimlerde bırakalım, Meral Hanım da bıraksın. Savaş falan yok. En sert muhalefeti yapanlardan birisiyim ama hiçbir zaman rakiplerimi savaş olarak görmedim. Biz çıkacağız kazanmak için her şeyi yapacağız ama savaşmıyoruz bence sürçülisan ya da benzetme olmuştur. Sadece teessüf ediyorum. Ben sadece Meral Hanımla demiyorum. 14 Mayıs’ta da ben savaşa gitmediğimi söyledim orada da büyük kavgalar oldu ‘Biz savaşa gitmiyoruz’ dedim. Bu kelimeler doğru kelimeler değil.” dedi.

    CHP’NİN DEM PARTİ İLE İTTİFAK KURMA NİYETİ VAR MI?

    Par’ın Sizin CHP olarak DEM Parti ile seçime birlikte girme, açıktan ittifak kurma niyetiniz var mı?” sorusunu Başarır “Türkiye’deki tüm partilerle görüşülür. Sonuçta 2024 seçimleri çok önemli partinin üst kurulları bu konuda zaten görüşmelerini yapıyor ama dediğim gibi tüm muhalefet bloğundaki partilerle görüşülecek.” sözleriyle yanıtladı.

    “MERSİN’E ADAY DEĞİLİM”

    Ben Mersin’i, Mersin halkını çok seviyorum. Ama ben grup başkanvekiliyim onları milletvekili olarak gayet iyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Ben grup başkanvekilliği görevime sonuna kadar devam etmek istiyorum. İçimizden bir arkadaşımız Mersin’e aday olup kazanacak. Ben Mersin’e aday değilim.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ali Mahir Başarır’dan Numan Kurtulmuş’a kınama: Yargıtay’ı neden Anayasa’ya saygıya davet etmedin

    Ali Mahir Başarır’dan Numan Kurtulmuş’a kınama: Yargıtay’ı neden Anayasa’ya saygıya davet etmedin



    Geçtiğimiz 14 Mayıs’ta yapılan genel seçimde Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Gezi tutuklusu Can Atalay, 18 yıl ceza almıştı.

    Anayasa Mahkemesi’nin bu karara ‘hak ihlali’ demesi sonrası Yargıtay 3. Dairesi, AYM’yi hiçe saymış ve AYM üyeleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

    Dün de Yargıtay 4. Ceza Dairesi de Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararına uyulmamasına ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararına yapılan itirazda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetmişti.

    AYM’nin Yargıtay tarafından hiçe sayılmasına tepki gösteren CHP Grubu, değişmeli olarak TBMM’de nöbet tutmaya karar vermişti.

    Nöbetin 276. saatinde Meclis’te bir basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, açıklamalarda bulundu.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenen Başarır, Yargıtay’ın Anayasa’ya uymamasına neden tepki göstermediği konusunda eleştiride bulundu.

    Başarır’ın açıklamaları şöyle:

    “Yargıtay 8 kasımda skandal bir karara imza attı. Yargıtay’ın verdiği kararla hem yargıya, hem yasamaya yani halk iradesine bir darbe yapıldı. Biz CHP grubu olarak 9 Kasım’da Meclis’te adalet nöbeti tutmaya başladık. 276 saattir CHP adalet nöbeti tutuyor. Meclis iradesine, yargının hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir grup olarak biz bu sorunun çözülmesini istiyoruz. Biz Anayasa’ya saygı istiyoruz. Biz milletvekilleri Anayasa 81’e göre Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağımız üzerine yemin ettik. Bunu yargıdan da bekliyoruz. Yargı sorunları çözer sorun yaratmaz. Yargı problemleri ya da erkler arasındaki sıkıntılarda Anayasa adına karar verir. Ama görüyorum ki Yargıtay bir vesayet kurumu gibi en yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını çiğnemiş ve halk iradesini hiçe saymıştır. Meclis Başkanına buradan sesleniyorum, bu sorun en çok parlamentonun. Bu sorunu çözmek zorundasınız.

    ‘YARGITAY’I DAVET ETMEMESİNİ KINIYORUZ’

    Biz bu eylemi, milletvekili arkadaşlarımızla 276 saattir bu sorunun çözülmesi için yapıyoruz. Meclis Başkanına buradan sesleniyoruz. Gelin bu problemi çözün. Halkın iradesi hukukun üstünlüğü için açıklamalarda bulunun. Meclis sessiz kalamaz. Parlamento sessiz kalamaz. Meclis Başkanı sessiz kalamaz. Şu anda dünya Türkiye’yi izliyor. Eğer bir kez Anayasa’yı bir tarafa bırakırsak, bir kez Anayasa hükümlerini, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını ayaklar altına alırsak, bu ülkede düzenden, hukuktan bahsedemeyiz. O yüzden ben gruptaki arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum çünkü 85 milyon bize mesaj atıyor. Biz 85 milyonun iradesi için, hukukun üstünlüğü için, Anayasal düzenin bozulmaması için bu eylemi yapıyoruz, bir müddet daha devam edeceğiz. Ama burada Meclis’te bu eylem yapılırken 24 saat nöbet tutulurken, Meclis Başkanının sessiz kalması, çıkıp açıklama yapmaması, Anayasa’ya saygıya mahkemeyi Yargıtay’ı davet etmemesini kınıyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ali Mahir Başarır’a yumruk atıp küfür ettiği öne sürülmüştü: Mahmut Tanal’dan iddialara cevap geldi

    Ali Mahir Başarır’a yumruk atıp küfür ettiği öne sürülmüştü: Mahmut Tanal’dan iddialara cevap geldi



    Gazeteci Altan Sancar, sosyal medya hesabından paylaştığı bir haberde Cumhuriyet Halk Partisi’nde(CHP) bir kavga yaşandığını aktardı.

    Sancar, CHP’li Mahmut Tanal’ın, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’a hakaret ederek yumruk atmaya çalıştığını öne sürdü.

    Altan Sancar, şunları aktardı:

    “CHP’de kurultay için Meclis Genel Kurulu’nda imza toplanması ve Whatsapp grubunda buna Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın itiraz etmesi üzerine Mahmut Tanal, Başarır’a yönelik fiziki müdahalede bulundu ve hakaret etti. İmza toplandığı bilgisinin ortaya çıkması üzerine CHP’den bazı isimler ve Başarır “Genç ve yeni vekiller kendilerini baskı altında hisseder” diyerek itiraz etti.

    MECLİS POLİSİ MÜDAHALE ETMEDİ

    WhatApp grubundaki yazışmaların basına sızmasını da gösteren Başarır’a ve ailesine yönelik ağır ifadeler kullanan Tanal, Başarır’ın göğsüne yumruk salladı. Sesleri duyan Meclis polisi de olay yerine gelse de tartışmanın vekiller arasında olduğunu görünce olaya müdahale edemedi. Olay partililerin araya girmesi ile sona erdi.”

    TANAL: TARTIŞMA YAŞANDI AMA KARŞILIKLI HAKARET KESİNLİKLE OLMADI

    CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Altan Sancar’ın iddialarının bulunduğu paylaşımı retweet ederek, iddialara ilişkin açıklama yaptı.

    Tanal, bir gerilimin yaşandığını ama söylenen boyutta olmadığını belirtti.

    Mahmut Tanal’ın açıklamaları şöyle:

    Sayın Altan Sancar, sosyal medya hesabınızdan yer verdiğiniz iddialara ilişkin açıklamam şudur:

    Grup Başkanvekilimiz ve Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır ile aramızda kurultay sürecine ilişkin bir tartışma ve gerilim yaşanmıştır. Ancak Şahsımız ve aile şerefimiz üzerine karşılıklı hakaret kesinlikle olmamıştır. Paylaşımınızda yer alan “Ali Mahir Başarır’ın şahsına ve ailesine yönelik ağır ifadeler kullandığım” iddiası, külliyen yalandır! Ali Mahir Başarır’ın ailesi benim ailemdir, benim ailem de Ali Mahir Başarır’ın ailesidir. Her bir CHP’linin ailesi, benim ailemdir. Düne kadar nasıl adaletsizliğe, iktidarın keyfi uygulamalarına karşı birlikte mücadele ettiysek, bundan sonra da aynı şekilde mücadelemizi grup olarak sürdüreceğiz. Tekrar tekrar vurguluyorum! CHP, demokrasiyi içselleştirmiş bir partidir. Aramızda farklı görüşler olsa da biz her zaman büyük bir ailenin parçasıyız. CHP Milletvekilleri, ne birbirlerinin ne de bir başkasının namusu, şerefi ve ailesi üzerine hakaret etmez.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Başarır, Fahrettin Altun’a Sayıştay raporundaki giderleri sordu: Parayı Karayılan videosunda mı kullandın?

    CHP’li Başarır, Fahrettin Altun’a Sayıştay raporundaki giderleri sordu: Parayı Karayılan videosunda mı kullandın?



    CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır TBMM’de bugün basın toplantısı düzenledi. Sayıştay’ın İletişim Başkanlığı raporunu hatırlatan Başarır, “Sayıştay, İletişim Başkanlığı’nın 2021 mal ve hizmet alım gideri 436 milyon iken 2022’de 1 milyar 389 milyon TL olduğunu tespit etmiş. Fahrettin Altun’a buradan sesleniyorum; 3 kat neden arttı? Yaklaşık 1,5 milyar TL senin iletişim giderlerin ve bir önceki yıla göre 3 kata kadar arttı” dedi.

    Başarır, seçim döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda izlettiği ve PKK yöneticilerinden Murat Karayılan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini iddia ettiği videoları hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Nerede kullandın bu parayı? Karayılan videosunda mı? Facebook veya sosyal medyanın sponsorluk anlaşmalarında mı? Cumhurbaşkanının seçim kampanyasındaki reklamlarda mı kullandın? İşte gerçekler, yani seçim dönemi yaşanan rezaletler Sayıştay raporlarında çıkıyor” eleştirisini yaptı.

    CAN ATALAY ÇAĞRISI: UZATMADAN BİR KARAR VERİN

    Başarır’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Belki de son 12 yılın en önemli sorunu yargıyla başlamak istiyorum. Dün, 101 gündür tutuklu bulanan gazeteci Merdan Yanardağ, hem ceza aldı aynı zamanda da tahliye oldu. 2 yıl 6 ay ceza aldı, 101 gün tutukluydu. Aslında yargısız infaz yapıldı. Toplanacak hiçbir delil yokken, tek sanık varken, hiçbir tanık yokken, tek bir video varken neden 101 gündür tutukluydu? Tüm söylemlerinde böyle bir suçu işleme kastının olmadığını söylemesine rağmen neden ceza aldı. İşte yargının geldiği nokta. Bugün 5 Ekim, Anayasa Mahkemesi, Can Atalay’ın durumunu esastan görüşecekti. Ben buradan mahkemeye sesleniyorum, bir an önce karar verin. Daha önce Enis Berberoğlu, Mustafa Balbay, Gergerlioğlu ile ilgili kararlarınız, içtihatlarınız net. Anayasa’nın 67’nci maddesine göre hak ihlali olduğunu net bir şekilde belirtip karar verdiniz. Bu yüzyılda ne yargıya ne parlamentoya tutuklu bir vekilin cezaevinde olması yakışmıyor. Yargı, bağımsız yargı diyoruz ama üzülerek söylüyorum ki Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan bir Yargıtay var. Emsal kararlara rağmen. O yüzden uzatmadan bir karar verin.

    ‘YARGI BÖYLE OLMAMALI’

    Bugün, yargının sorunlarıyla ilgili bir Meclis araştırması istedik. Neden istedik? Çünkü günden güne yargı, bir felakete götürüyor ülkeyi. Özellikle 2016’dan sonra AKP’nin kadın kolları, gençlik kolları, parti yöneticileri olan avukatlar hakim, savcı olarak atandı. Daha sonra Sezgin Baran Korkmaz’ın yurtdışı çıkış yasağını kaldıran ve bir anlamda ödüllendirilen İrfan Fidan, önce Yargıtay’a atandı, imza bile atmadan Anayasa Mahkemesi’ne üye oldu. Şimdi bunların sayısını birçok örnekle artırabiliriz. Aynı Sezgin Baran Korkmaz’ın mal varlığına konulan tedbiri kaldıran Hasan Yılmaz, Adalet Bakan Yardımcısı oldu. Enis Berberoğlu davasında karar veren hakimler, yine Adalet Bakan Yardımcısı oldu. Hangi birini söyleyelim; Gezi Parkı’nı mı Canan Kaftancıoğlu’nu mu, Barış Pehlivan’ı mı, Ekrem İmamoğlu’nu mu… Yargı böyle olmamalı. Umarım Meclis’te bu konu bugün konuşulur, bu konu araştırılır, tartışılır.

    ‘AMA BEYFENDİ BİLİMİ KULLANIYORMUŞ’

    Diğer bir konu, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunum yaptı. Aslında halka sunum yaptı. Yani halkın yolladığı milletvekillerine sunum yaptı. Görüyoruz ki hanımefendi, Türkiye’ye gelmeden sarayda bir iletişim dersi almış. Bunu da gayet iyi almış. Çünkü saraya mesafeli gözükse de sarayla paralel bir şekilde aslında işi götürüyor. Diyor ki ‘sayın Cumhurbaşkanı bilime, akla önem verir.’ Gerçek öyle mi? Ben Merkez Bankası Başkanına sormak isterim; sayın Cumhurbaşkanı bilime önem verseydi damadını Hazine ve Maliye Bakanı yapar mıydı ya da Nebati felaketini bu ülkenin başına getirip Nebati’yi Ekonomi Bakanı yapar mıydı? Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürünü, TÜBİTAK’ın Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi müdür yardımcısı olarak atar mıydı? Bunların sayısını artırabiliriz. Bugün kamu bankalarında, bankacılık ve ekonomi dışında her işi yapan yönetici… Ama beyefendi bilimi kullanıyormuş.

    Ben Merkez Bankası Başkanından halkın vekillerine, Plan ve Bütçe Komisyonu’na net ve doğru bilgiler vermesini bekliyordum. Kur korumalı mevduata verilen para soruldu. Şu ana kadar verilen 150 milyar dedi. Peki 3 Ekim’e kadar olanı niye açıklamadınız? Haziran ayındaki rakamı veriyorsun 150 milyar. Merkez Bankası verileri her gün güncelleniyor. İddia 700 milyar. Bunu niye söylemiyorsun? Haziranda 150 milyar ise 3 Ekim’de kur korumalı mevduatta bu ülkedeki kodamanlara, zenginlere, para babalarına 85 milyon ne kadar para verdi? Bunu açıklamalıydı ama yalan söyledi. Çünkü 3 Ekim’de Merkez Bankası’nın tüm verileri elinde mevcuttu, haziran’ı söyledi. Biz bunu öğrenmek zorundayız. Merkez Bankası Başkanı piyasaları, bankaları, ülkenin durumunu öğretmenden sarayın durumunu öğrenmiş. Sarayın diliyle konuşmayı öğrenmiş. Hayır, çık gerçek verileri net verileri söyle. Senin sorumluluğun 85 milyonun parasına, saraya değil. Senin sorumluluğun 85 milyona, beyefendiye, tek adama değil.

    ‘BEYEFENDİ, KORUMAYA SERVET, EMEKLİYE SABRET DİYOR’

    Erdoğan ve korumaları… Beyefendi, korumaya servet, emekliye sabret diyor. Üzülerek söylüyorum, beyefendinin koruma bütçesi bir yılda 2 kat artmış. 2023’ün ilk 8 ayında ödenen para 694 milyon. Oysa geçen sene bu rakam yarı yarıyaydı neredeyse. Beyefendinin şimdi korumalarına bir günde 245 asgari ücret veriyoruz. Beyefendinin korumalarına bir günde 500 emekli maaşı veriyoruz. Ama emekliye sabret, korumaya servet diyor. Olamaz bu bir ülkede utanç verici bir durumdur. Sen emeklini, işçini, memurunu bu duruma düşüreceksin, emekliye, memura verdiğin zam oranı belli, ama korumalarının bütçesini iki katına çıkaracaksın. Bu rakamın içerisinde araç giderleri, kira giderleri, lastik giderleri, akaryakıt giderleri yok.

    ‘NEREDE KULLANDIN BU PARAYI?’

    Sayıştay, İletişim Başkanlığı’nın 2021 mal ve hizmet alım gideri 436 milyon iken 2022’de 1 milyar 389 milyon TL olduğunu tespit etmiş. Fahrettin Altun’a buradan sesleniyorum; 3 kat neden arttı? Yaklaşık 1 buçuk milyar TL senin iletişim giderlerin ve bir önceki yıla göre 3 kata kadar arttı. Nerede kullandın bu parayı? Karayılan videosunda mı? Facebook veya sosyal medyanın sponsorluk anlaşmalarında mı? Cumhurbaşkanının seçim kampanyasındaki reklamlarda mı kullandın? İşte gerçekler, yani seçim dönemin yaşanan rezaletler Sayıştay raporlarında çıkıyor. Bir hukuk devletin sarayın iletişim giderleri bir yılda ve hemen seçim öncesi 3 kat artıyorsa ve bunun hesabını vermiyorlarsa o ülke hukuk devleti değildir.

    Yine Sayıştay, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın raporuna göre; elektrik dağıtım şirketleri borcunu ödemiyor diyor. Bu dağıtım şirketlerini nereden hatırlıyoruz? Beşli çeteden hatırlıyoruz. Kim bunlar; LİMAK, Cengiz Holding… Yani vergi vermiyorsun, sigorta vermiyorsun, şimdi de elektrik dağıtım şirketleri olarak ihaleyi alıyorsun, borcunu mu ödemiyorsun? Siz kimsiniz ya. Vergi ödemezsin, sigorta primi ödemezsin, şimdi de Enerji Bakanlığı’na olan borcunu ödemiyorsun. Sonra elektriğe zam geliyor. Gelir.

    Sayıştay raporlarına göre konuşuyorum, yine bir konu…’Sosyal Güvenlik Kurumu batırıldı.’ Bunu hep kim söylüyordu? Recep Tayyip Erdoğan. SSK’yı batırdılar… Kim batırmış Sayıştay’a göre bakalım. 2023 yılının Ocak-Temmuz döneminde Sosyal Güvenlik Kurumu 29 milyar açık vermiş. Geçen yılki açık 40 milyardı. Peki 2002’den bu yana SGK ne kadar açık vermiş, 523 milyar… Ah Recep Bey ah… Ah Tayyip Bey ah. 21 yıldır meydanlarda SSK’yı batırdılar diyorsun, rakamlara bir bakalım. SSK’yı kim batırmış… Bugün 450 milyar TL alacağı var SGK’nın. Bu ülkede 1 buçuk trilyon alacağı vergi var. Belki bunlar alınsa, devletin kasasına gelse emekli maaşı 15 bin TL olacak Recep Bey. Biz sizin gibi karnımızdan ya da promptera yazılan sahte bilgilerle konuşmuyoruz, Sayıştay’dan konuşuyoruz. Çık söyle, SSK’yı kim batırmış, ben batırmışım, ben bu hale getirmişim de. Rakamlar açık.

    ‘TARİKATLA BENİM LİSEMİ NE HAKLA BULUŞTURUYORSUNUZ?’

    Erdoğan ve eğitim… Mersin’de yaşanan bir rezaleti söylemek istiyorum, seçim bölgemde, utanç duydum. Mersin İl Milli Eğitim Müdürü, anayasayı, yasaları bir kez daha ihlal etti. Mersin Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Fatih İlim ve Yardımlaşma Derneği tarafından düzenlenen Mevlüt Şenliği’ne şeyh Cemil Halil El Hüseyin’i konuşmacı olarak getirdi. Ne hakla. Bu ne olduğu belirsiz tarikatlarla benim lisedeki öğrencilerimi ne hakla buluşturuyorsunuz! Birçok yerde öğretmen açığı varken öğretmen ataması yapılmazken bu tarikat şeyhlerinin ne işi var liselerde! Bu bir suçtur, derhal Mersin İl Milli Eğitim Müdürü ve o okulun müdürü açığa alınmalı ve soruşturma başlatılmalıdır. Artık ne olduğu belirsiz, insanları zehirleyen, yanlış bilgilerle insanları yanıltan tarikattan daha çok şirketleşen, devlet kadrolarına sızan, devlete hakim ve savcı, devlete Sağlık Bakanlığı’na ya da diğer bakanlıklara, bürokrat, memur veren bu tarikatların devletin üzerinden elini çekmesini istiyoruz. Net bir şekilde söylüyoruz, liselerde, ilköğretim okullarında, üniversitelerde ne olduğu belirsiz bu kişilerin gelmesini istemiyoruz. Çünkü çocuklarımızı zehirliyorlar, laik eğitime zarar veriyorlar. Biz o okullarda fizik, fen bilgisi, matematik öğretmeni istiyoruz. Oraya bakmıyorsun, boşluğu böyle mi dolduracaksın. Bu bir utanç meselesidir. Kınıyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde yüz arttı: ‘Saray saatte 110 bin TL harcıyor’

    Cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde yüz arttı: ‘Saray saatte 110 bin TL harcıyor’



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ek ödeneklerle birlikte yaklaşık yüzde 100 oranında artırılmasına tepki gösterdi.

    Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 10 milyar 877 milyon liraya ulaştığını söyleyen Başarır, bu verilerin Hazine ve Maliye Bakanlığı internet sitesinde yayınlandığını ancak 24 saat sonra kaldırıldığını belirtti.

    Sözcü’den Başak Kaya’ya konuşan Başarır, şunları ifade etti:

    “Saray, Haziran ayında dakikada 15 bin, saatte 900 bin, günde 21 milyon, ayda 647 milyon lira harcıyordu. Temmuz ayında dakikada 18 bin yani 2.5 emekli maaşı, saatte 110 bin, günde 28 milyon, ayda 845 milyon lira harcıyor.

    Biri bu utanmazlığı anlatabilir mi? Memura zam yapabilirmiş. Ne kadar vicdanlısın Erdoğan… Ek bütçe istediler 640 milyon lira zam yapıldı.

    Cumhurbaşkanlığı bütçesi 5 milyar 62 milyon liraydı, 5 milyar 700 milyon lira olmalıydı ama 10 milyar 877 milyon lira oldu.

    Çıkıp söylesin, nedir bu 5 milyar liralık fark. Erdoğan bunu nerede, ne için kullanacak? Burası sözüm ona hukuk devleti. Emekliye, işçiye, sokakta kalana, tüyü bitmemiş yetime çıksın anlatsın Erdoğan, nereye verecek bu parayı?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Başarır’dan, Erdoğan’a ‘Tamer Karadağlı ataması’ tepkisi

    Başarır’dan, Erdoğan’a ‘Tamer Karadağlı ataması’ tepkisi



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayınlanan atama kararlarını eleştiren Başarır, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğum gününde bir şarkı yazıp besteleyen, adı da ‘Çok yaşa Tayyip Dede’ şarkısını özgün bir projeye dönüştüren kim? Ömer Faruk Belviranlı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne atandı. Ne güzel. Gerçekten, çok yaşa Tayyip Dede. Seni seven, öven, şarkı yapan mutlaka birilerini bir yere getiriyorsun. Hiçbir fani yandaşın açıkta kalmıyor… Fatma Betül Sayan’ın kardeşi. Hilal Sayan Koytak. Dışişleri Bakanlığı’ndaki Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne atandı. Yok mu başka vatan evladı. Bir kardeşi büyükelçi, bir kardeşi Meclis üyesi, diğer kardeşi bu kurumda. Nasıl bir aile bu” dedi.

    Başarır’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    Pençe Kilit Operasyonu’nda şehit olan 6 askerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar ve tüm milletimize başsağlığı diliyoruz.

    İngiltere tarafından Türkiye ile İngiltere arasında bir anlaşma imzalandığı açıklandı. Anlaşma kapsamında insan kaçakçılığına karşı ortak polis operasyonlarının yapılacağı ve bot satışlarının engelleneceği duyuruldu. Bunu İngiliz medyasından duyduk. İngiliz medyasından duyduklarımız yazılanlar, söylenenler; Türkiye’nin insan kaçakçılığı bağlamında çetelerin bir merkezi haline geldiği ve Manş Denizi’nden geçen mültecilerin botlarının Türkiye’de üretildiği açıklandı.

    BU ÜLKEYİ YÖNETENLER, BU ÜLKEYİ YÖNETTİĞİNİ DÜŞÜNENLER BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMELİ

    Yine haziran ayında İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın geri dönüş ve yeniden entegrasyon yardımı kapsamında Türkiye’ye belli ödeneklerin yapıldığı, 2019’tan sonra bu ödeneklerin arttığı ve 2022, 2023 yılları arasında 3 milyon sterlin civarında Türkiye’ye para verildiği söylendi. Bir anlaşma var. Acı olan şu; Türkiye İngiltere bir anlaşma yapıyor, sığınmacılarla ilgili bir anlaşma yapıyor. İngiltere bir anlamda kendini korumaya alıyor, Avrupa Birliği gibi, bir anlamda mülteci, sığınmacı deposu haline gelen ülkemiz ve ülkemize karşı bazı maddeler, gümrükler koyuyor ama biz bunu Dışişleri Bakanı’ndan ve Cumhurbaşkanı’ndan duymuyoruz, İngiltere’den duyuyoruz. Bu Türkiye Cumhuriyeti devleti için utanç verici bir manzaradır. Bu ülkeyi yönetenler, bu ülkeyi yönettiğini düşünenler bir kez daha düşünmeli.

    TBMM BU ANLAŞMAYI ONAYLAYACAKSA GETİRİN BU ANLAŞMAYA BAKALIM, TARTIŞALIM

    İşte TBMM. Türkiye’yi, 85 milyonu ilgilendiren, Türkiye’nin büyük bir sorunu olan sığınmacı, onunla ilgili bir anlaşma var. TBMM’nin haberi yok. Getirin. TBMM bu anlaşmayı onaylayacaksa getirin bu anlaşmaya bakalım, tartışalım. Kabul oyu mu vereceğiz, ret oyu mu vereceğiz, Türkiye’nin mi İngilizlerin mi lehine? Bir bakalım. Ama biz bu anlaşmayı İngilizlerden duyuyoruz.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci görevi şu anda sığınmacılardan ülkemizin büyük oranda arındırılması. 10 milyona yakın sığınmacı var. Biz Avrupa Birliği’nin, Avrupa ülkelerinin, şimdi İngiltere’nin bu konuda sınır güvenliğini mi düşüneceğiz, kendi ülkemizdeki sınır güvenliğini mi düşüneceğiz? İngiltere ben almam diyor, Türkiye koruyacak, Avrupa ben almam diyor, Türkiye koruyacak. Peki benim ülkemi, 85 milyonu kim koruyacak? Bu anlaşmaların hükümleri, içeriği bizim yükümlülüklerimiz, eksisi, artısı kamuoyuna paylaşılmalıdır. Dışişleri Bakanı bir açıklama yapmış. Ben anlamadım. Çık, bu metinleri konuş, neyin karşılığında İngiltere’ye neyin sözünü verdiğinizi söyleyin.

    ANTALYA FİLM FESTİVALİ’NDE SANATÇI ARKADAŞI ÖDÜL ALDIĞI ZAMAN KONUŞMASINI KESİP MİKROFONU ALACAK KADAR DA SAYGISIZ BİR KİŞİ

    Diğer bir konu, ne yazık ki ülkemiz kültürel bir erozyona uğratılıyor. Dün Resmî Gazete’de bir atamayı gördük. Tamer Karadağlı’nın Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olduğunu gördük. Anadolu’ya, ülkemize tiyatroyu, sanatı taşıyan, sevdiren bir kurumdan bahsediyoruz. Yaklaşık 3 bin personeli var bu kurumun. Çok değerli sanatçılar, kuruma bağlı yöneticiler var. Bir sefer, Tamer Karadağlı’nın bu kurumla hiçbir ilgisi yok. Tiyatrocu, sanatçı, başarısını bir kenara koyabiliriz, ama bu kurumun içerisinden birisi değil. İki; Türkiye’nin en önemli film festivali, Antalya Film Festivali’nde sanatçı arkadaşı ödül aldığı zaman konuşmasını kesip mikrofonu alacak kadar da saygısız bir kişi. Neden Tamer Karadağlı? Niçin? Vali kararnamesinde, kaymakamlarda, yargıda, bankalarda bunu yapıyorsunuz. Ama tiyatroda niye bunu yapıyorsunuz? O kurumda çok değerli sanatçılar var. Kurumu bilen sanatçılar var.

    MUHSİN ERTUĞRUL’DAN TAMER KARADAĞLI’YA GELDİK BİZ

    Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, evet tiyatroyu bilecek. Yılda 150 değişik oyun sergileniyor bu kurumda. Ama personelin haklarını bilecek. Devlet Tiyatroları, bağımlı bir kuruluş değil yasaya göre, bir anlamda yarı özerkliği olan kuruluş. 50 yıldır bir düzenleme bekleyen bir kuruluştan bahsediyoruz. Özerk olması gereken bir kurumdan bahsediyoruz. Bu yasayı getirmektense Tamer Karadağlı’yı getiriyoruz. Niye sarayı çok seviyor. Birden döndü. Düne kadar Gezi’deydi. Bugün Gezi karşıtı. Düne kadar muhalifti, bugün sarayın yanında. Olmaz. Tiyatroda, sanatta bari bunu yapmayın. Bir düşünün 1949’da kim var? Muhsin Ertuğrul vardı. Oradan buraya, Tamer Karadağlı’ya geldik biz. Sanata, sanatçıya, bu kurumlara dokunmayın.

    HİÇBİR FANİ YANDAŞIN AÇIKTA KALMIYOR

    Yine çok ilginç bir atama. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum gününde bir şarkı yazıp besteleyen, adı da ‘Çok yaşa Tayyip Dede’ şarkısını özgün bir projeye dönüştüren kim? Ömer Faruk Belviranlı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne atandı. Ne güzel. Gerçekten, çok yaşa Tayyip Dede. Seni seven, öven, şarkı yapan mutlaka birilerini bir yere getiriyorsun. Hiçbir fani yandaşın açıkta kalmıyor. Güzel sanatlardan bahsediyoruz.

    Erzurum Valisi… Bir miting için Erzurum’da gelen bir belediye başkanını korumayan Erzurum Valisi… Ekrem İmamoğlu’na saldırı olurken, taş atılırken, linç edilirken kılını kıpırdatmayan Erz­urum Valisi, AFAD’ın başkanı oldu. Ya yok mu? Daha dün bir deprem yaşadık. AFAD’taki eksiklikleri gördük. Neden orayı bilip, tanıyan, uzman gerçekten sele, yangına, depreme karşı duyarlı, güvenliği alabilecek bir bilim adamını değil de bir partilimizi korumayan, ‘Niye geldi’ diyen bir valiyi atıyoruz?

    NASIL BİR AİLE BU

    Fatma Betül Sayan’ın kardeşi… Ayşe Hilal Sayan Koytak… Dışişleri Bakanlığı’ndaki Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne atandı. Yok mu başka vatan evladı. Bir kardeşi büyükelçi, bir kardeşi Meclis üyesi, diğer kardeşi bu kurumda. Nasıl bir aile bu. Birazdan işsizliği konuşacağız. Pırıl pırıl gençler var. İki dil bilen, yüksek lisans, doktora yapan gençler var. Neden?

    AK Parti’ye göre güzel, bize göre sakıncalı atamalar. Devam ediyor. Benim ülkemde emekliye yapılan zam yüzde 25. Ama kamu bankalarının yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkına yüzde 100 zam yapılıyor. Kim bunlar? Bu bankalar AKP’nin eski milletvekilleri, bakan yardımcıları, bakanlarının toplama kampı haline gelmiş. Örneğin, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanvekili, AKP 23, 25, 26’ncı Dönem Kahramanmaraş Milletvekili. Hem emekli maaşı alacaksın 65 bin TL hem Ziraat Bankası’ndan alacaksın. Bu olacak bir şey mi? Ziraat Bankası’nda bir facia daha, Fazlı Kılıç, 3 dönem Kağıthane Belediye Başkanlığı yapmış. Şu anda yönetim kurulu üyesi.

    BU BANKALAR 85 MİLYONUN

    Vakıfbank Yönetim Kurulu üyelerinden bir tanesi Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı… Ya o kadar çok örnek var ki… Halk Bankası, önemli kamu bankalarından bir tanesi, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal yönetiminde RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin yönetim kurulunda. Bu bankalar 85 milyonun. Bu bankalarda görev yapacak Türkiye’nin çok önemli üniversitelerinden mezun gençler, vatan evlatları var. Ama AKP’nin milletvekillerinin, AKP’nin yandaşlarının kampı haline gelmiş.

    Mehmet Şimşek’e gelelim… Önümüzdeki birkaç ay içerisinde enflasyonun daha da artacağını söyledi. Güzel, bunu zaten biliyoruz, görüyoruz. Ama Erdoğan, geçen yıl, 2023’te enflasyonun yüzde 20 civarında olacağını söylemişti. Merkez Bankası bunu yüzde 58’e çıkardı. Mehmet Şimşek artacağını söyledi ve seçime kadar zam yapmamak ya da yapmak için sabırsızlanan iktidar seçimden hemen sonra iğneden ipliğe zam yaptı. Şimdi, 2024’ün ilk çeyreğinde her şeyin düzeleceğini söylüyor Mehmet Şimşek. Niye? Bir yerel seçim var. Yerel seçime kadar yine zam yapmayı bekleyecekler, ama yerel seçimden sonra vergiden, iğneden, ekmekten ipliğe kadar Türkiye’de zam yağmuru olacak. Çünkü Türkiye ekonomisi kötü yönetiliyor.

    BİZ KUR KORUMALI MEVDUATTAN DOLAYI BU AY 350 MİLYARI BULAN BİR ÖDEME YAPABİLİRİZ

    Nebati ile denedin olmadı, damadınla denedin olmadı, Lütfi Elvan ile denedin olmadı, Mehmet Şimşek ile deniyorsun, olmaz. Çünkü beyefendi bilgisi ve ilgisi olmadığı bu konuda sürekli müdahalede bulunuyor. 85 milyon vergi ödüyor, sıkıntı çekiyor, sefaletle boğuşuyor, biz Kur Korumalı Mevduat’tan dolayı bu ay 350 milyarı bulan bir ödeme yapabiliriz. Bizim paramız. 85 milyondan aldıkları parayı bir avuç zengine veriyorlar. Nasıl olacak? En büyük kalem faiz, kredi notumuz ortada ve maalesef ki Türkiye genel kabul gören bir ekonomik programı uygulamamakta direniyor. Mehmet Şimşek, bunun olabileceğini, bununla ilgili plan yaptığını söylüyor. Ben sormak isterim, bunu yüksek faizli borç olarak mı yapacaksın, vergi ve gelir adaletsizliği ile mi yapacaksın, vergideki harçları, MTV’yi artırarak mı yapacaksın, Kur Korumalı Mevduat’a milyarlarca dolar ödeyerek mi yapacaksın, 3’er 4’er maaş alan bürokratlarla mı yapacaksın, garantili kamu projeleriyle mi yapacaksın?

    DİSK’İN ARAŞTIRMASINA GÖRE GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK TÜRKİYE’DE 9 MİLYON 234 BİN. BU BİR FELAKETTİR

    Bir başbakan bir dönem simit hesabı yapıyordu. Günde 3 öğün simit yese 4 bin TL ödüyor ayda insanlar. Bu enkazın, bu bilgisizliğin, bu ekonomik durumu yöneten az düşünüp az okuyup az danışıp çok karar alan iktidarın işsizlik rakamları… TÜİK rakamları… Geçen aya kadar 2 bin kişi arttı diyor. 3 milyon 337 bin kişinin işsiz olduğunu söylüyor. Ben mayıs ve haziran arasındaki rakama bakıyorum 9 bin. Zaten sahte hesap yapan TÜİK, rakamlarla da oynayarak bize bunu veriyor. DİSK’in araştırmasına göre geniş tanımlı işsizlik Türkiye’de 9 milyon 234 bin. Bu bir felakettir. Ülke için büyük bir sıkıntıdır.

    Dün motorine 1 lira 80 kuruş zam yapıldı. Herhalde seçimden bu yana motorine yapılan zam yüzde 100’ü geçti. Ve 200 gram ekmeğin fiyatı 6 lira 50 kuruşa çıktı. Seçimden sonra ekmeğe gelen zam yüzde 30. Ama biz memur ve emekliye yüzde 25 zam yaptık. Memuruna, işçisine, emeklisine, ekmeğe gelen zam kadar zam yapmayan zalim bir iktidar ile karşı karşıyayız.

    Şu anda yeni öğrenciler hariç 4 milyon öğrenci var. Ama 825 bin çocuğumuz yurtlarda kalabiliyor. Yani 5 öğrenciden birine bu iktidar yurt verebiliyor. Özel yurtların fiyatları 20 bin TL. Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, İzmir’de, Mersin’de… Araştırdık. Nasıl olacak? Asgari ücret 11 bin 400 TL. Ben ülkeme sormak istiyorum. Eylül ayında bu çocuklar gelecek, yurtlarına yerleşecek, Türkiye’nin birçok üniversitesinde öğrenim görecek. Ama 5 çocuğumuzdan 4’ü sokakta.

    ZATEN CEBİNDE PARA OLMAYAN MİLYONLAR BU VERGİYİ ÖDEMEK ZORUNDA KALMASIN

    Anayasa Mahkemesi’ne bir çağrımız var. MTV ile ilgili hukuksuz bir artışı Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. Anayasa Mahkemesi, 24 Temmuz’daki başvurumuzdan iki gün sonra 26 Temmuz’da işin esasına girdi. Ama 31 Ağustos’a kadar insanlar bu vergileri yatıracak. Peki Anayasa Mahkemesi, bir 1 Eylül’de karar verirse ne olacak? Anayasa Mahkemesi geriye yürümediği için insanlar bu parayı vermiş olacak, tekrar geri alınmayacak. O yüzden çok kıymetli üyelere, başkana buradan şunu söylüyorum, bu şekilde karar verin, vermeyin, o onların takdiridir ama lütfen 31 Ağustos’tan önce bu kararı verin, haksız hukuksuz olan bu vergiyle ilgili olumlu karar vereceksiniz, zaten cebinde para olmayan milyonlar bu vergiyi ödemek zorunda kalmasın.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Ali Mahir Başarır, o anları Gerçek Gündem’e anlattı: Akbelen’de neler yaşandı?

    CHP’li Ali Mahir Başarır, o anları Gerçek Gündem’e anlattı: Akbelen’de neler yaşandı?



    GERÇEK GÜNDEM – Muğla Akbelen Ormanı’nda yandaş Limak Holding ve IC Holding ortak iştiraki YK Enerji’ye ait Yeniköy-Kemerköy santralında kullanılacak kömür için arama sahasının genişletme için ağaç kesimine karşı yurttaşların direnişi sürüyor.

    Maden için istimlak edilen alandaki ormanı dört yıldır savunan köylüler ve direnişçiler ağaç kıyımına karşı direnirken, bugün bölgeye CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yöneticileri ile milletvekilleri bölgeye gitti. Alandan CHP heyetinde bulunan Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın eylemcilerle tartıştığı anların videoları geldi.

    BAŞARIR, O ANLARI ANLATTI

    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Akbelen’de yaşanılanları Gerçek Gündem’e anlattı.

    Başarır, “Biz bölgeye Genel Başkan gideceği için daha öncesinden keşfe gittik. Orada bulunanlar ‘niye geç kaldınız’ dediler. Anlattım olanları. O sırada iki köylü kadın benimle fotoğraf çektirmek istedi. Onları kırmadım. Orada bulunan birkaç kişi ‘siz artist misiniz ne fotoğraf çektiriyorsunuz’ dedi. Daha sonra da köylü kadınlara dönüp, ‘niye bunula fotoğraf çektiriyorsunuz’ diye bağırdılar. En başından provokasyon çıkarmak için uğraşıyorlardı. Videosu çekilen anın ardından aynı iki insan yine yanıma geldi. Ve aynı saldırgan üslupla devam ettiler” dedi.

    Sosyal medyada yayılan videoda Ali Mahir Başarır’ın parmak salladığı ve “Bana bağırma” dediği görülüyor.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Saray’ın her bir dakikalık harcaması 2 emekli maaşı! ‘Bir dakikalık gider 15 bin lira’

    Saray’ın her bir dakikalık harcaması 2 emekli maaşı! ‘Bir dakikalık gider 15 bin lira’



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Saray’ın bu yıl mayıs ayındaki gideri 316 milyon. Haziranda 647 milyon olmuş. Yüzde 100’den daha fazla artmış. Niye? Enflasyon yüzünden. Peki Saray’ın bir aylık gideri yüzde 100 artarken niye emekliye ve işçiye bu zammı yapıyorsunuz? Utanmalılar. Sarayın ilk 6 aydaki gideri toplam 2 milyar 171 milyon, günlük 21 milyon, bir saatlik gideri 900 bin lira. Saray’ın bir dakikalık gideri 15 bin lira. 15 bin lira, iki emekli maaşı yapıyor. Beyefendi, bir dakikada sarayında iki emekli maaşını harcayabiliyor. Cevdet Yılmaz, ‘Kemer sıkın’ diyor. Cumhurbaşkanı, ‘Yastık altında para tutmayın’ diyor. Yok ki. Harcayan sensin” dedi.

    Ali Mahir Başarır, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başarır, şunları söyledi:

    “BİZ ONLARDAN ADALET BEKLİYORUZ, KARAR KALİTESİ BEKLİYORUZ, ADİL YARGILAMA BEKLİYORUZ”

    “Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 102 hakim ve savcımızın kura çekimi için ne yazık ki Genel Başkan’ımızı hedef alan sözleri sarf etti. Orada meslek hayatına ilk kez başlayacak, adım atacak hakim ve savcılar vardı. Bir sürü iftira, bir sürü hakaret, yalan yanlış şeyler söyledi. Beni üzen partili Cumhurbaşkanı’nın söylediği bu cümleler değil, o zaten bunu hep yapıyor. Seçim öncesi, seçimde, seçim sonrası bu ülkeyi iftiralarla, algılarla yöneten bir kişi, tek adam kendisi. Ama bu ülkede bin 102 hakim ve savcı adayının bu ülkenin ana muhalefet ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci büyük partisinin genel başkanına hakaret edilirken onları alkışlaması utanç verici.

    Biz, hakim ve savcı adaylarından, hakim ve savcılardan bunu beklemiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın önünde ayağa kalkmasını, onu alkışlamasını, bizlere hakaret ederken, partimizi hakaret ederken alkış tutmasını beklemiyoruz. Biz, onlardan adalet bekliyoruz, karar kalitesi bekliyoruz, adil yargılama bekliyoruz. Hukukun üstünlüğünün karşısında ayağa kalkmalarını bekliyoruz. Niye yargı bu halde? Beyefendi atayacak, Beyefendi daha yemin törenlerinde, kura törenlerinde bizlere hakaret edecek ve o hakimler onu alkışlayacak; sonra da bu ülkede karar kalitesi bekleyeceğiz.

    “BUGÜN ONU ALKIŞLAYAN O HAKİM VE SAVCILAR, BU DOSYALARDAN BİR TANESİ ÖNÜNE GELDİĞİNDE NE KARAR VERECEK”

    Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Genel Başkan’ımızın arasında görülen yüzlerce dava var. Bundan sonra da bir sürü dava açılacak. Çünkü ne dersek diyelim Beyefendi konuyu hemen yargıya taşıyor. Bugün onu alkışlayan o hakim ve savcılar, bu dosyalardan bir tanesi önüne geldiğinde ne karar verecek? ‘Ben tarafsızım’ diyebilecek mi? Hakaret edilen birisine karşı, alkışladığın bir Cumhurbaşkanı’na, ‘Bir dakika, senin bu şikayetin ya da davan doğru değil’ diyebilecek mi? Türkiye’deki, devletteki ya da toplumun her kesimindeki adaletin terazisinin yerle bir olmasının sebebi budur. Bir kez daha o genç arkadaşlarıma sesleniyorum; yaptığınız yanlış, doğru hiçbir tarafı yok. Siz, Saray adına değil, millet adına karar verin. Saray adına kararlar vermeyin. Adalete, Anayasa’ya, kanunlara göre verin. Asla ve asla ne beni ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ne de Cumhurbaşkanı’nı alkışlamayın. Siz öyle kararlar verin ki 85 milyon vicdanlarında ve yüreklerinde sizi alkışlasın.

    “SİZİN ÇOCUKLARINIZ KADAR MEMURUN, EMEKLİNİN, İŞÇİNİN TATİL YAPMA HAKKI YOK MU? BIRAKIN TATİLİ, EV KİRASINI VEREMİYOR İNSANLAR”

    Dün genel görüşme çağrısı yapmıştık. Meclis toplandı, yeterli sayıya ulaşıldı ama maalesef ki AKP grubu tarafından Meclis’in yaz döneminde çalıştırılması reddedildi. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler çıktı, ‘Bizim de tatil yapma hakkımız var’ dedi. ‘Bizim de çocuklarımız karne alıyor’ dedi. ‘İnsani düşünün’ dedi. Oysa biz insani düşündüğümüz için ‘Meclis’te yazın, gelin çalışalım’ dedik. 75 gün çalışılmasına da gerek yoktu aslında. Biz, ‘En düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira, asgari ücret kadar yapalım’ dedik. ‘Memura yüzde 34 zam yapalım’ dedik. ‘Gelin, bu ÖTV, MTV; haksız, hukuksuz, adaletsiz, vicdansız bu vergileri kaldıralım’ dedik. Bir haftada yapardık bunu ama bunu yapmak istemediler. Ben sorarım AKP grubuna; sizin çocuklarınız kadar memurun, emeklinin, işçinin tatil yapma hakkı yok mu? Bırakın tatili, ev kirasını veremiyor insanlar.

    Yazın çözmemiz gereken sorunlardan bir tanesi; eylülde insanlar okullara kayıt yaptıracak, yurt sorunları. Özel okullarda 500 bin lira olmuş öğrenim fiyatları. İnsanlar çocuklarını okullardan alıyorlar. Bunları konuşalım dedik ama pişkince bu teklifimiz reddedildi ve ekime kadar Meclis çalışmayacak. Yani ‘3 ay tatil mi yapalım, yoksa emekliyi mi düşünelim’ diye soruyorum, ‘çiftçiyi mi düşünelim’ diye soruyorum, ‘memuru mu düşünelim’ diye soruyorum. Türkiye bir felakete gidiyor. Biz eğer ki bir asgari ücretlinin yedi katı kadar maaş alıyorsak, biz tüm sosyal haklarımızı fazla fazla alıyorsak bu Meclis yazın çalışmalıydı. Bu ülkede ezilen kesim için kararlar almalıydı, tartışılmalıydı. Maalesef ki yapmadılar.

    “İNANILMAZ BİR YOKSULLUK VE YOKSUNLUK VAR AMA BEYEFENDİ SÜREKLİ OLARAK ALGIYI BAŞKA NOKTAYA ÇEKİYOR”

    Türkiye’nin temel sorunları var. İnanılmaz bir yoksulluk ve yoksunluk var ama Beyefendi sürekli olarak algıyı başka noktaya çekiyor. Ben, size, 25 yıl önce Refah Partisi’nde görev yaparken kürsüden söylemiş olduğu bir cümleyi okumak isterim: ‘Bizde benzin Almanya’dan ucuz’ diyenlere; ‘Saf olma, kendine gel. Çünkü ekonomide kaide alım gücüyle ölçülür.’ Bunu diyen Erdoğan’a buradan sormak isterim: Sayın Erdoğan, gerçekten doğal gazın ÖTV’sine yüzde 224, benzinin ÖTV’sine yüzde 98, motorinin ÖTV’sine yüzde 243 zam geldi. Aslında 25 yıl önce çok güzel bir şey söylemişsin. Fransa’da bir litre benzin 1,80 euro, asgari ücret bin 747 euro; bin litre benzin ya da mazot alabiliyor. Almanya bin 200 litre, bir asgari ücretli benzin ya da mazot alabiliyor. Türkiye’de bir asgari ücretli, 315 litre alabiliyor bir aylık maaşıyla. Erdoğan, 25 yıl önce söylediklerinle bugün ne değişti? 2002’de geldin, çiftçi bir kilo buğdayla ne kadar benzin ya da mazot alabiliyordu, bugün ne kadar alabiliyor? O gün hemen hemen bir kilo buğdayla 2 litre mazot alabilen çiftçi, bugün 5 kilo buğdayla 1 litre mazot alabiliyor. Ama utanmadan insanların aklını çeliyorsunuz.

    “YASTIK YOK Kİ YASTIĞIN ALTINA PARA KOYSUN İNSANLAR”

    Beyefendi, ‘Yastık altı paraların ülkeye ve üretime bir katkısı yok’ diyor. Yastık kalmadı. Yastık yok ki yastığın altına para koysun insanlar. Bu Beyefendi nerede yaşıyor gerçekten ben çok merak ediyorum. Cevdet Yılmaz diyor ki ‘Kemer sıkın’. Halk zaten kemer sıkıyor. Kemerlerin iliklerinde yer kalmadı. Ama ben sormak isterim; Saray’ın bu yıl mayıs ayındaki gideri 316 milyon. Haziranda 647 milyon olmuş. Yüzde 100’den daha fazla artmış. Niye? Enflasyon yüzünden. Peki Saray’ın bir aylık gideri yüzde 100 artarken niye emekliye ve işçiye bu zammı yapıyorsunuz? Utanmalılar. Saray’ın ilk 6 aydaki gideri toplam 2 milyar 171 milyon, günlük 21 milyon, bir saatlik gideri 900 bin lira. Saray’ın bir dakikalık gideri 15 bin lira. 15 bin lira, iki emekli maaşı yapıyor. Beyefendi, bir dakikada sarayında iki emekli maaşını harcayabiliyor. Cevdet Yılmaz, ‘kemer sıkın’ diyor. Cumhurbaşkanı, ‘Yastık altında para tutmayın’ diyor. Yok ki. Harcayan sensin.

    “BANA GÖRE KENDİ UÇAKLARINI SATMASI LAZIM, MADEM KEMER SIKMAK ZORUNDAYIZ”

    Tasarruf öneriyorsunuz, araçların hepsi çok lüks araçlar. Bir ay önce 9 milyon liraya İletişim Başkanlığı araç kiralamış. 9 otomobil ve 2 minibüs kiralamış. Bu araçların hepsi 2022 model olmak zorunda. Türkiye’de kullanılabilecek en lüks araçlar bunlar. 8 Mayıs’ta ihale yapıyor yine İletişim Başkanlığı, 1 milyon 380 bin liraya mobilya alıyor. Bunlar gerçekten ‘Kemer sıkın’ diyen saray rejiminin utanç görüntüleri ve utanç harcamaları. Beyefendi, ‘Kemer sıkın’ diyor. Kamuda bu yılın ilk 6 ayında araç alım gideri 547 milyon. Geçen yıl bu rakam 76 milyonmuş. Yaklaşık olarak 8 kat artmış. Lüks uçakların kiralama ücretleri 176 milyon. Ne gerek var buna? Bu bakanlar, bu beyefendiler normal uçaklarla uçamıyor mu?

    Bana göre kendi uçaklarını satması lazım, madem kemer sıkmak zorundayız. Hizmet binalarının kiralama giderleri 392 milyona yükselmiş. Ama biz kemer sıkmak zorundayız. Bu kadar sıkıntı varken, bu kadar adaletsizlik varken, saray böyle bir şaşa içerisinde yaşarken vatandaş kemer sıkacak, emekliye 7 bin 500 lira maaş vereceğiz, yüz binlerce insan kirasını ödeyemediği için sokakta kalacak ve Meclis çalışmayacak. Utanmalılar. Temmuz ayında 3 aylık maaşlarımızı aldık. Eğer huzur içerisinde tatil yapıp o parayı harcayacaklarsa ben onlara hiçbir şey söylemiyorum. Ama benim içim rahat değil, rahat da olmayacak. Yaz boyunca bu konuda onları taciz etmeye de devam edeceğiz, rahatsız etmeye devam edeceğiz.

    “BİZ, AKBELEN’DEKİ BU KATLİAMA KARŞIYIZ, KARŞI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Bizim grubun yüzde 98’i dünkü oylamaya katıldı. Akbelen’de bir rezalet var. Orman katliamı var. Muğla milletvekillerimiz, birçok arkadaşımız orada. Köylü orada, çiftçi orada, çevreciler orada ama jandarma 90 yaşın üstündeki çiftçileri darp edebiliyor, su sıkabiliyor. Biz, Akbelen’deki bu katliama karşıyız, karşı olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın yanında olacağız. Bir ÇED kararına rağmen, mahkeme kararına rağmen bu kıyım devam ediyorsa, köylü darp ediliyorsa, 96 yaşındaki bir teyze üzerine su sıkılıp yaralanıyorsa utanmalılar.

    Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde uyuşturucu konulu bir toplantı var. Sayın Genel Başkan Yardımcımız Aylin Yaman, Yunus Emre, emekli hakimler, akademisyenler, emniyet görevlileri yoğun bir çalışma yapıyor, Türkiye’yi bu bataklıktan kurtarmak için. Orta, ilköğretime düşmüş uyuşturucu kullanımından çocuklarımızı kurtarmak için. Ama bu toplantı yapılırken yine Mersin’de yine muz kutularının içerisinde 11 kilo, Ekvator’dan gelen uyuşturucu madde yakalandı. Yine Mersin, yine Ekvator, yine muz. Neden Mersin? Neden bu bataklık kurutulamıyor? Bu işin önünde, sonunda, arkasında kimler var neden ortaya çıkmıyor? Bir değil, iki değil, üç değil.

    Ben, Mersin milletvekili olarak Mersin’imizin, muzumuzun, şehrimizin artık bu iğrenç kelimeyle, tacirlerle anılmasından rahatsızlık duyuyorum. Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı duymuyor mu? Niye kurutulmuyor bu? Niye Ekvator’dan ya da o bölgelerden sürekli muz ve muz kolileri içerisinde uyuşturucu geliyor, Mersin limanında yakalanıyor? Bunlar sadece ayda bir yakalananlar. Ya yakalayamadıklarımız? Bir neslimiz zehirleniyor. Bugün yüz binlerce gencimiz bu bataklığın içerisinde. Eğer bir parça samimiyetiniz, bir parça vicdanınız, bir parça ülke sevginiz varsa Mersin Limanı’nda yaşanan şu rezaletlere bir çözüm bulun.”

    “TORBA YASA BİR REZALETTİR”

    Başarır, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Genel Kurul’da dün yapılan oylamaya katılmayan milletvekillerinin sorulması üzerine Başarır, şu yanıtı verdi:

    “Görevli olarak bir milletvekilimiz yurt dışındaydı. Eskişehir milletvekilimiz, ani gelişen bir kalp rahatsızlığından dolayı anjiyo oldu. İki milletvekilimiz Muğla’daydı. Yani sağlık ve yurt dışı mazereti olan milletvekillerimiz gelmedi. Büyük oranda katıldık. Aslında Türkiye’de şöyle bir algı yaratılıyor, geçen haftaki torba yasada da bu söylendi. ‘Muhalefet milletvekilleri niye katılmıyor?’ Deprem olduktan sonra en çok imar affı konuşuldu. İmar affında da birçok arkadaşımız oylamaya katılmadı. Çünkü bu Meclis, torba yasa denen bir rezaleti yaşıyor. O imar affının içerisine emekliye bayramda verilecek ikramiyenin de ödenme hakkını koydular. İmar affına oy vermek istemiyorum, yüz binler öldü; 15 milyon emekli var, onun ikramiyesi var. Ben bu yasaya nasıl ‘evet’ diyeceğim, nasıl ‘hayır’ diyeceğim? Geçen hafta da öyle. Bir torba yasa düşünün, MTV zammını da koyuyor, memur zammını da koyuyor, memurun seyyanen alacağı 8 bin lirayı da koyuyor. İllere göre de birçok milletvekilini ilgilendiren konuları gündeme getiriyor. Ne yapacak o milletvekili? Bir çoğumuz torba yasayı zaten protesto ediyoruz. Torba yasa bir rezalettir.

    “SAPLA SAMANI KOYUYORSUN, ‘HAYDİ BAKALIM OY VERİN’”

    Adaleti Adalet’e getir, çevreyi Çevre’ye getir, plan bütçeyi Plan Bütçe’ye getir, görüşelim. Sen tek başına getirmiyorsun ki imar affını ya da MTV zammını. Sapla samanı koyuyorsun, ‘haydi bakalım oy verin’. AKP grubu her şeyi görmeden, duymadan oy veriyor. Birçok milletvekili bölgesine, yasaya, memura göre veriyor. Yani toplum bunu böyle algılamalı. Ben yoktum, nöbetçi değildim. Sayın Genel Başkan’ımız Kemal Kılıçdaroğlu, Zeynel Emre ve Semra Dinçer bir gün önce Can Atalay’ı ziyaret ettik. Bir gün sonra TELE 1 ile ilgili toplantıdaydım. Yine yangında olan arkadaşlarımız vardı. Deprem bölgesinde olan arkadaşlarımız vardı. Ve bir torba yasa olarak geldiği için, yeterli çoğunlukları da olduğu için birçoğu katılmadı ve protesto etti. Torba yasaya karşı bu Meclis direnç göstermeli. Dünkü oylamada önemli olduğu için hayati sağlık durumu olmayan tüm arkadaşlarımız katıldı. Torba yasayla ilgili bunu kamuoyuna söylüyorum, Twitter’dan yazan arkadaşlarımıza söylüyorum.”

    “TÜRKİYE’NİN ÇOK TEMEL SORUNLARI, FELAKETLERİNİ KONUŞAMAYACAK DURUMA GELİYORUZ VE ISKA GEÇİYORUZ”

    Kılıçdaroğlu’nun milletvekilleriyle yemekte buluşmasına ilişkin soru üzerine Başarır şunları söyledi:

    “Çalışma şartlarımız, çalışmalarımız, bölgelerimiz, seçimde yaşanan sorunlarla ilgili düşüncelerini aktardı. Onun dışında konuşulan özel bir şey, parti içi ya da zoom toplantısıyla ilgili bir konu gündeme gelmedi. Partide tartışma olacaktır, fikir alışverişi olacaktır, eleştiri olacaktır. Bu bizim zenginliğimiz ve demokrasiye olan inancımızın bir göstergesidir. Biz medya karşısında hiçbirimizle ilgili aramızda yaşadığımız sorunlar varsa bile konuşmaktansa bunu kendi toplantılarımızda, özel toplantılarımızda gayet iyi bir şekilde yapabileceğimizi konuşuyoruz. 13 saat süren bir PM toplantısı oldu. Hemen hemen tüm arkadaşımız konuştu. Bir oylama oldu, 29’a 31 bitti. Bu, partideki demokrasiyi ortaya koyar. Olaylara böyle bakmak lazım. Türkiye’nin çok önemli meseleleri var. Bu konuları o kadar çok tartışıyoruz, o kadar çok büyütüyoruz ki Türkiye’nin çok temel sorunları, felaketlerini konuşamayacak duruma geliyoruz ve ıska geçiyoruz. Bu beni çok üzüyor.

    Yarın enflasyon rakamları açıklanacak. Hanımefendi ne tahmin edecek, Merkez Bankası ne tahmin edecek merak ediyorum ama zaten bir ilaç sıkıntısı var. İnsanlar ilaçlara erişemiyor ve şu anda da yüzde 30,5 oranında bir zam geldi. Bu çok acı bir şey. Yakında aspirin alamayacak duruma geleceğiz. Çünkü insanlar evine ekmek götüremiyorsa, insanların çorbası kaynamıyorsa ilaca zaten para ayıramıyor. İlaç bulamıyoruz, ilaca gelen zamlar büyük sıkıntı ve insanların tedavisi yarım kalıyor. Sağlıkla ilgili en büyük iki sıkıntımız; 6 ay, 7 ay, 1 yıl sonraya verilen randevular, tedavi edilseler bile doktorun yazdığı reçeteyi alamayacak milyonlar.”

    “DOLAYLI VERGİ UYGULAMALARINI AZALTARAK ASGARİ ÜCRETLİYİ VE EMEKLİYİ RAHATLATMAK, SİYASET OLARAK ÖNCELİĞİMİZ OLACAK”

    Başarır’ın ardından konuşan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise şunları söyledi:

    “Bursa’da Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şube Başkanı bir etkinliklerinde bize ulaştılar. Yaşadıkları sorunları ve mücadeleleri bize ilettiler, yaklaşık bine yakın imzayla. Bizim iletmemiz gereken mesajlarını Meclis’e ileteceğiz. Bunlarla ilgili gerekli kanun teklifleri, gerekli hazırlıkları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aktaracağız. Ancak görüyoruz ki Saray’ın, iktidarın emekliyle bir işi yok. Emekliyi gözden çıkarmış vaziyette. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal demokrat siyasetimizle emekçinin alın terinin hakkının alındığı asgari ücretle insanın onuruna yakışan bir şekilde yaşadığı Türkiye inşa etmek için her zaman onların yanındayız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alan doğrudan vergi metotlarını geliştirip halkın geneline yayılan ÖTV, KDV gibi bugün yaşadığımız dolaylı vergi uygulamalarını azaltarak; harç adı altında, katkı payı adı altında alınan haraçları kaldırarak asgari ücretliyi ve emekliyi rahatlatmak, siyaset olarak önceliğimiz olacak.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Başarır: Montaj videoyu AKP’li vekil yaptı, Fahrettin Altun’un itirazına rağmen Erdoğan kullandı

    CHP’li Başarır: Montaj videoyu AKP’li vekil yaptı, Fahrettin Altun’un itirazına rağmen Erdoğan kullandı



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır seçim sürecinde PKK lideri Murat Karayılan ile hazırlanan sahte videoya ilişkin açıklamalarda bulundu. 

    CHP’nin seçim kampanya videosu, PKK’lılarla montajlanarak Kandil’in destek verdiği iddiasını edilmiş, ve hatta Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’da mitinglerin de binlerce kişiye defalarca izlettirmişti. Daha sonra Erdoğan canlı yayın esnasında videonun montaj olduğunu kabul etmiş “Gençlerimizin kıvrak zekasının ürünü” diyerek savunmuştu. 

    Başarır şöyle anlattı:

    “İlk kez burada anlatayım, isim de vermeyeyim çünkü söz verdim. Dedi ki, ‘ben bu Karayılan videosunu yaptım, çok da tuttu. Sonra cumhurbaşkanına gösterdim. Çok güzel olmuş, demiş. Allah var, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ‘bu sahte kullanamazsınız’ demiş. Kullanırım, diye yanıt vermiş.”

    NE OLMUŞTU?

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan dün TRT Haber canlı yayınında mitinglerinde izletilen videoları sahiplenmiş ve montaj olduğunu kabul etmişti. Erdoğan söz konusu videolar için “CHP Genel Başkanı sırtını PKK terör örgütüne dayamıştır. Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Bunları yayınladılar ‘haydi, haydi, haydi’ türü. Anladınız mı? Kandil’dekilerle bu şekilde; ama montaj ama şu ama bu. PKK’lılar bunlara destek verdi” ifadelerini kullanmıştı.

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’a tepki göstererek “Montajcı sahtekar” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan’ın söz konusu ifadelerine tepkiler yükselmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***