Etiket: akademisyen

  • Akademisyen Emrah Gülsunar Tekrar Gözaltına Alındı

    Akademisyen Emrah Gülsunar Tekrar Gözaltına Alındı


    Akademisyen ve yazar Emrah Gülsunar, bu sabah evine düzenlenen polis operasyonuyla gözaltına alındı. Gözaltı nedeni henüz resmi olarak açıklanmazken, Gülsunar’ın avukatları ve yakınları, durumun son yaptığı bir anket çalışmasıyla ilgili olduğunu belirtiyor.

    Gülsunar, Nobel ödülü tartışmaları kapsamında Venezuela ile ilgili yaptığı bir anket sonrasında bazı kesimler tarafından hedef gösterilmişti. Kendisine yönelik eleştirilere sosyal medya üzerinden yanıt veren Gülsunar, anketin Türkiye ile bir ilgisi olmadığını ifade etmişti.

    Gülsunar, kendisini hedef gösteren bir paylaşımı alıntılayarak ankete şu sözlerle açıklık getirmişti:

    “Bunu zaten tivitin altına yazmıştım ama bilinçli olarak beni tutuklatmaya çalışan bu kötü niyetli trol’ler sebebiyle bir kez daha yazayım: Ben bu anketi Nobel ödülü tartışmaları bağlamında Venezuela ile ilgili olarak attım, Türkiye ile ilgili olarak değil. Zaten tivit nesnel bir soru soruyor, tivitin içinde benim fikrim geçmiyor.”

    EYLÜLDE DE GÖZALTINA ALINMIŞTI

    Emrah Gülsunar, geçtiğimiz eylül ayında da sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç işlemeye tahrik” iddialarıyla gözaltına alınmış, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Üniversiteyi Arpalığa Çeviren Rektör Görevden Alındı: Kendisine Her Ay 1 Milyon 200 Bin Lira Maaş Bağlamış…

    Üniversiteyi Arpalığa Çeviren Rektör Görevden Alındı: Kendisine Her Ay 1 Milyon 200 Bin Lira Maaş Bağlamış…


    Bilimsel üretimin merkezi olması gereken üniversiteler, son yıllarda bu misyonundan giderek uzaklaşıyor. Akademik kadroların liyakate değil, yakın ilişkilere göre belirlenmesi ve yönetim kadrolarındaki keyfi uygulamalar, yükseköğretim kurumlarının en temel sorunları arasında yer alıyor. Özellikle gelirlerin bilimsel araştırmalar yerine yönetici çıkarlarına yöneltilmesi, üniversitelerde büyük adaletsizliklere yol açıyor. Bu durumdan en çok zarar görenler ise araştırma yapmak isteyen akademisyenler oluyor.

    REKTÖR GÖREVDEN ALINDI

    Ancak bu kez akademik camianın sesi duyuldu. Nefes gazetesinden Yurdagül Uygun’un haberine göre, Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde dört yıl boyunca rektörlük görevini sürdüren Prof. Dr. Harun Çiftçi, hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddialarının ardından görevden alındı. Yerine Prof. Dr. Mevlüt Karataş rektör olarak atandı. Akademisyenler tarafından yayımlanan ve “Bu bir hak arama yazısıdır” başlığıyla duyurulan açıklamada, Çiftçi hakkında ciddi usulsüzlük iddiaları yer aldı.


    Prof. Dr. Mevlüt Karataş

    KENDİNE UÇUK MAAŞ BAĞLADI

    Yazıda, Rektör Çiftçi’nin yasa gereği iki farklı döner sermaye ek ödemesi alabildiği, ancak bu sınırı aşarak aylık yaklaşık 1 milyon 200 bin TL kazanç sağladığı belirtildi. Akademisyenler, bu miktarın dört yıl boyunca sistematik biçimde ve memur zam oranlarına göre artırılarak ödendiğini savundu. Ayrıca, geçmiş yıllara ait kârlar ve kurum giderleri için ayrılan fonların da bu ödemelerde kullanıldığı öne sürüldü.

    Söz konusu bildiride, kurumun 10 yıllık birikiminin, son iki yılda “yeni gelir” gibi gösterilerek, rektöre tavan düzeyde ödeme yapılmasında kullanıldığı belirtildi. Akademisyenler, bu yöntemle kamu zararına yol açıldığını ve üniversitenin çıkarlarının kişisel kazanç uğruna zedelendiğini vurguladı. Duruma karşı çıkan Döner Sermaye İşletme Müdürü’nün görevinden alınıp alt kadroya indirildiği ve sonunda emekliliğe zorlandığı da bildiride yer aldı.

    Üniversiteyi Arpalığa Çeviren Rektör Görevden Alındı: Kendisine Her Ay 1 Milyon 200 Bin Lira Maaş Bağlamış... - Resim : 2

    AKADEMİSYENLERE ÖDEME YAPMADI

    Çiftçi’nin görev süresi boyunca döner sermaye gelirlerinden akademisyenlere yapılan ödemelerde de ciddi kesintilere gidildiği iddia edildi. 2021’e kadar gelire katkı sağlayan akademisyenlere düzenli ek ödeme yapılırken, bu tarihten sonra doğrudan katkı sunan öğretim üyelerine herhangi bir ödeme yapılmadığı öne sürüldü. Oysa döner sermaye sistemi gereği bu akademisyenlerin gelirden pay almaları gerekiyordu.

    Kaynak: Nefes

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akademisyen de Tuzağa Düştü: Polis-Savcı Yalanıyla Milyonlarca Lira ve Altını Aldılar

    Akademisyen de Tuzağa Düştü: Polis-Savcı Yalanıyla Milyonlarca Lira ve Altını Aldılar


    İstanbul’da, Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, kendilerini polis veya savcı olarak tanıtan kişilerce 77 yaşındaki emekli Ü.Ü. ile 65 yaşındaki akademisyen A.Ş.Y.’nin dolandırılması üzerine düğmeye bastı.

    MİLYONLARCA LİRAYI VE ALTINI ALDILAR

    Ekipler, 20 Şubat’ta Kadıköy’de Ü.Ü.’nün, kendilerini telefonla arayıp polis veya savcı olarak tanıtan kişilerin yönlendirmesiyle 1000 dolar ve 1 milyon lira değerinde ziynet eşyasını ikametine yakın yere gelen bir zanlıya elden verdiğini, daha sonra yine şüphelilerin vermiş olduğu hesaba 100 bin lira göndererek dolandırıldığı anlaşıldı. Üsküdar’da akademisyen A.Ş.Y.’nin de 12 Şubat’ta aynı yöntemle 30 bin euro ve 12 bin dolar ile 1 milyon 500 bin lira değerinde ziynet eşyası çalınarak dolandırıldığı belirlendi.

    4 KİŞİ TUTUKLANDI

    Yapılan çalışmalarda tespit edilen şüpheliler M.K. (32), D.D. (52) ve S.Y. (31) yakalandı. Sorgulamasında çeşitli suçlardan çok sayıda suç kayıtları olduğu belirlen 3 şüpheli sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı.

    Olaya ilişkin polis ekiplerince sürdürülen çalışmalarda aranan şüpheli M.B. de Kocaeli’de gözaltına alındı.

    Hakkında başka suçtan 9 yıl 4 ay 14 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan bu şüpheli de sevk edildiği adliyede dolandırıcılıktan tutuklandı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akademisyenlerden YÖK’e Çağrı: ‘Kanuna Uyulsun!’

    Akademisyenlerden YÖK’e Çağrı: ‘Kanuna Uyulsun!’


    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 2020 yılında yaptığı kanuni düzenleme ile vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin devlet üniversitelerinde çalışan akademisyenlerden daha düşük maaş alamayacaklarını hükme bağlamıştı. ANKA Haber Ajansı’na konuşan İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde çalışan akademisyenler, üniversite yönetiminin akademisyen maaşlarını devlet üniversitesinde çalışan akademisyenlerin maaşına eşitlemediğini açıkladı. Akademsiyenlerin kampüste bulundukları saatlerin kaydedildiğini, okulda bulunmadıkları saatlerin gerekçesiz olarak, kendilerine bilgilendirme yapılmadan maaşlarından kesildiğini anlatan akademsiyenlerin paylaştığı belgelere göre kesintiler “ücretsiz izin” olarak gösteriliyor. Üniversite’nin Yükseköğretim Kanunları’na uymadığını dile getiren akademisyenler YÖK’ü İstanbul Esenyurt Üniversitesi’ni denetlemeye çağırdı.

    ‘GİRİŞ ÇIKIŞLARIN KAYDI TUTULUYOR VE ONA GÖRE ÖDEME YAPILIYOR’

    Akademisyenlerin 08.00-17.00 çalışma saatlerinde üniversite kampüsü içinde olmaları gerektiğine yönelik baskılar dava konusu olmuştu. Danıştay 8. Dairesi 2018 yılında verdiği kararda akademisyenlerin yaptıkları işin koşulları gereği akademik üretim için mesai saatlerinde fakülte binası dışında bulunabilecekleri kaydedilmişti.

    Akademisyenler, okul giriş çıkışlarında kart bastıklarını ve yönetimin kanunsuz şekilde bu verileri kaydederek YÖK Kanunu’na uygun olarak verilmediği için düşük olan maaşlarda ekstra kesintiler yapıldığını söyledi. Akdemisyenlerin paylaştığı belgelere göre yönetim kesintileri maaşa “ücretsiz izin” olarak yansıtıyor. Maaşlarından kesinti yapılacağına dair kendilerine herhangi bildirim yapılmadığını ve kesintinin neye göre hesaplandığını da bilmediklerini kaydeden bir akademisyen, maruz bırakıldığı hak ihlalini şöyle anlattı:

    “Kart meselesini ilk sorduğumuzda güvenlik amaçlı olduğu ve dışarıdan yabancı kişilerin fakülteye elini kolunu sallayarak girmemeleri için yapıldığı ve kesinlikle kayıt tutmayacağı söylenmişti. Bunların hepsinin kaydının tutulduğunu ve hesabının sorulduğunu görüyoruz. Ara vermeden ders yapmışım ama erken çıktığım söylenerek ücret kesintisi yapılıyor. Kesintiler maaş bordrosuna “ücretsiz izin” olarak yansıtılıyor. Bütün hocaların giriş çıkışlarının kaydı tutuluyor herkese ona göre ödeme yapılıyor.”

    ‘MAAŞLARIMIZ YATTIĞINDA GÖRDÜK’

    “Akademisyenin değerlendirilme ölçütü üniversite kampüsünde, binasında olup olmaması üzerinden değil görevini tam olarak yapıp yapmaması üzerinden olmalı. Derse girmek, bilimsel araştırmalara yardımcı olmak, dekanlıkça verilen görevleri yerine getirmek gibi fakat bunlar hiçbir şekilde dikkate alınmayıp okulda bulunan zaman üzerinde bir değerlendirmeye tabi tutuyoruz.Maaşlarımız yattığında gördük ki herkesten günlük ücretler kesilmiş. Haberimiz olmayan bir şekilde bordroyu aldığımızda ‘ücretsiz izin’ yazıyordu fakat biz biliyoruz ki ücretsiz izin çalışana tebliğ edilmeden, rızası olmadan işveren tarafından tek taraflı olarak verilemez.Her hocadan farklı günlerde kesintiler yapılmış.”

    ‘TEHDİT EDİP KAĞIT İMZALATMAYA ÇALIŞTILAR’

    “Geçtiğimiz yıllarda sözleşme imzalayacakları zaman hocaları tek tek yönetim katına çağırıp ‘Ücretsiz izin dilekçesini imzalamazsanız sözleşmeyi de imzalayamazsınız’ diyerek tehdit ettiler ve bu ücretsiz izni haftanın bir günü ya da iki gün olacak şekilde imzalamalarını istediler. İki sene önce imza alarak yapmaya çalıştıkları kesintileri bu sefer hiçbir bilgi vermeden doğrudan maaşlarımıza yansıttılar. Kiminden sekiz kimimizden 10 bin lira kesinti yapıldı ve bu kesintiler yıllardır çalışma biçimini değiştirmemiş olan akademisyenlerden yapılıyor.”

    ‘EK DERS ÖDEMESİ KURALI YASA’DAN BAĞIMSIZ DÜZENLENİYOR’

    Akademisyenlerin haftalık ders saati yükünün 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ile düzenlendiğini hatırlatan akademisyenler,asgari ders saati üzerinde ders verdiklerinde ek ödeme yapılmadığını şöyle anlattı:

    “Kanun’a rağmen birçok vakıf üniversitesinde olduğu gibi İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde de bu ders yükleri keyfi biçimde belirleniyor. Okulda, Yasa’dan bağımsız olarak düzenlenen bir kural var ve Yasa’nın belirlediği süreden yaklaşık 6 saat daha fazla çalıştırılıyor hocalar. Normalde ek ders olarak ücretlendirilmesi gereken bu saatler için ücret ödenmiyor.”

    ‘MUHASEBE İLE KONUŞUYORSUNUZ ‘PARA ÇIKIŞINI BAŞKALARI ONAYLIYOR’ DİYORLAR’

    “Ders saati süremizi belirleme şansımız yok. Mesela online verdiğimiz bir ders bir anda bir telefonla herhangi bir sebep sunulmadan ‘Artık online olmayacak’ denilerek değiştiriliyor.İstanbul’un en az ek ders ödemesi yapan üniversitelerinden biri ve bunu da aylar sonra yapıyorlar. Muhasebe ile konuşuyorsunuz ama ‘Para çıkışını başkaları onaylıyor’ diyorlar.Okuldan hak ihlalleri sebebiyle ayrılan hocaların tamamı dava açarak ayrılıyor ve o davalar da yıllar sürüyor.”

    ‘DİLEKÇE VEREN ARKADAŞLARIMIZ TEHDİT EDİLDİ’

    Sorunları çözmek için yönetimle görüşme girişimlerinin karşılıksız bırakıldığını kaydeden bir akademsiyen ise “Herhangi bir muhatap bulamıyoruz, herhangi bir şekilde yönetim tarafından muhatap alınmıyoruz 40’ın üzerinde dilekçe verildi okula. Genel sekreter dilekçe veren arkadaşlarımıza çeşitli tehditlere maruz bıraktı.Yönetim akademisyenleri tazminatsız şekilde okuldan atabilmek için bahane arıyor. Maaş eşitlemesi için Kanun’a uymaları için CİMER’e de şikayet ettik” diye konuştu ve YÖK Kanunu’nu hatırlattı:

    “2020 nisan’dan beri vakıf üniversiteleri ile devlet üniversitelerinin ücret eşitlenmesi uygulaması var. Esenyurt Üniversitesi’nde yapılmadı. Akademik personelin okula girerken bastığı kartlara bakılıp maaştan kesilmesi gibi bir uygulama başlatıldı. ’Sen şu şu kadar gün gelmemiştin’ diyerek maaşlardan kesmişler. Akademide mesai uygulamasının olamayacağı kart uygulaması olsa dahi bunların kaydının tutulamayacağına dair mahkeme kararları var.”

    ‘SGK MEMURLARI DA ŞAŞIRDI’

    “Bir SGK meselemiz var. Bu da çok ilginç ve aslında SGK memurları da anlam veremedi hatta bize ‘Elden maaş mı alıyorsunuz’ diye sordu ve biz ‘Almıyoruz’ dedikten sonra oldukça şaşırdılar. Prime esas kazanç olarak ifade edilen ve brüt ücrete eşit olması gereken miktar bizim brüt ücretimizin üçte ikisi kadar yatıyor. Örneğin ocak ayından itibaren brüt ücretiniz 50 bin lira fakat e-devlet sistemimizde 36 bin lira olarak gözüküyor. Bunu mali işlere sorduğumuzda seyyanen yapılan zam miktarının bunun içine dahil edilmediğini söyledi ve bu hukuksuz bir şey.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman gözaltına alındı

    Boğaziçi akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman gözaltına alındı



    Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümü akademisyeni Prof. Dr. Nükhet Sirman, yaptığı bir araştırma gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.

    Evrensel‘in haberine göre; Barış akademisyeni Nükhet Sirman’ın, yürüttüğü saha araştırması kapsamında yaptığı bir görüşmeyle ilgili gözaltına alınıp, gözaltı sürecinde de keyfi uygulamalara maruz bırakıldığı iddia edildi.

    Disiplinlerarası Araştırma ve Danışmanlık (Dissensus Research) tarafından yapılan açıklamada, Sirman’ın 23 Mart günü İstanbul’da gözaltına alınıp Mersin’e götürüldüğü belirtildi.

    Dissensus Research’ün konuyla ilgili açıklaması şu şekilde:

    “Nükhet Sirman 23 Mart Cumartesi günü, Mersin’de Dissensus araştırma bünyesinde yaptığı saha araştırma sırasında iletişim kurduğu bir kişi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul’da, haksız bir biçimde gözaltına alınıp Mersin’e götürülmüştür. İstanbul’da ifade verebilecekken sabah gözaltına alınıp gözaltı süresi uzatılarak gece Mersin’e sevk edilmiştir. Henüz avukatlar dosyayı göremediği için soruşturma hakkında kısıtlı bilgi sahibi olmakla birlikte, çalışma arkadaşımızın araştırma faaliyetleri içinde olduğu kolayca anlaşılabilecekken, soruşturmalara dahil edilip, bu tür tedbirlere başvurulmasını kabul etmiyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Akademik Özgürlük Endeksi’nde Kuzey Kore ile aynı lige düştü: 179 ülke arasında 166. sırada

    Türkiye Akademik Özgürlük Endeksi’nde Kuzey Kore ile aynı lige düştü: 179 ülke arasında 166. sırada


    Türkiye’nin Akademik Özgürlükler Endeks puanının 2012-2022 arasında 0,43’ten 0,08’e düşmesi son 10 yılda özgürlük seviyesinin hızlı şekilde gerilediğine işaret ediyor.

    REKLAM

    Akademik Özgürlük Endeksi 2023 raporuna göre Türkiye 179 ülke arasında 166. sıraya bulunuyor. Türkiye; uluslararası kuruluşlar tarafından ağır insan hakları ihlalleri ve özgürlük kısıtlamaları suçlamasına maruz kalan Kuzey Kore, Belarus ve Türkmenistan ile aynı grupta bulunuyor.

    Türkiye 2012 yılında 134. sırada bulunmasına rağmen endeks skoru çok daha yüksekti. Türkiye’nin Akademik Özgürlükler Endeks puanının 2012-2022 arasında 0,43’ten 0,08’e düşmesi son 10 yılda özgürlük seviyesinin hızlı şekilde gerilediğine işaret ediyor.

    İsveç’teki Göteborg Üniversitesi Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü (V-Dem) ile Almanya’daki Friedrich Alexander Üniversitesi Erlangen-Nürnberg Akademik Özgürlük Endeksi (AFI) dünyada akademik özgürlüğü ölçmeyi hedefliyor. Şu beş temel göstergeye dayanarak filli akademik özgürlük düzeyini değerlendiriyor:

    • Araştırma ve öğretme özgürlüğü
    • Akademik değişim ve yayma özgürlüğü
    • Kurumsal özerklik
    • Kampüs bütünlüğü
    • Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü

    AFI, dünya çapında farklı ülkelerden 2 bin 197 uzman tarafından yapılan değerlendirmelere, standartlaştırılmış anketlere ve V-Dem projesi tarafından uygulanan istatistiksel modellere dayanıyor. V-Dem projesi, demokrasinin çeşitli boyutları hakkında kapsamlı veri ve analizler üretiyor.

    Endeks 0 ile 1 arasında değişiyor. 1 özgürlüğün en iyi durumda olduğunu gösterirken 0 özgürlüklerin kısıtlandığına işaret ediyor.

    Akademik Özgürlük Endeksi 2023 raporu Aralık 2022 durumunu yansıtıyor. Buna göre Türkiye’nin 2022 puanı 0,084. Türkiye bu puan ile 179 ülke arasında 166. sırada yer alıyor.

    Türkiye ‘en kötü’ grupta K. Kore, Belarus ve Türkmenistan ile birlikte

    AFI ülkeleri “en iyi yüzde 10”dan başlayarak “en kötü yüzde 10”da sona eren 10 gruba ayırdı. Türkiye “en kötü yüzde 10” grubunda yer alıyor. Bu grup akademik özgürlüklerin en çok kısıtlandığı ülkeleri gösteriyor. Bu grupta puan sıralamasına göre şu ülkeler yer alıyor: Küba, Ruanda, Mısır, Türkiye, İran, Nikaragua, Çin, Suudi Arabistan, Güney Sudan, Ekvator Ginesi, Bahreyn, Suriye, Belarus, Türkmenistan, Eritre, Burma/Myanmar, Kuzey Kore.

    Bu ülkelerin büyük bir kısmı insan hakkı ihlalleri ile anılıyor. Türkiye’nin hemen üstünde Mısır; altında ise İran yer alıyor.

    Dünyada akademik özgürlüğün en yüksek olduğu ülkeler ise şöyle: Çekya, Estonya, Belçika, İtalya, Almanya, Honduras, Lüksemburg, Letonya, Finlandiya, Arjantin, Slovakya, İsveç, Şili, Jamaika, Peru, İspanya, İsrail, Nijerya, Slovenya.

    Bu ülkelerin tamamı “en iyi yüzde 10”luk grupta yer alıyor.

    Türkiye’de 2016’da sert düşüş

    Akademik Özgürlük Endeksi’nin 2002-2022 arasındaki verilerine bakıldığında Türkiye’nin 2016 yılında çok sert bir düşüş yaşadığı ve bu durumun devam ettiği görülüyor.

    2002’de 0,55 olan Türkiye’nin puanı 2004’te 0,56 ile en yüksek değere ulaştı. 2010 yılına kadar benzer seviyede seyreden endeks 2010’da 0,47’e düştü. Bu tarihten sonra kademeli düşük görülürken 2015’e 0,3o’a kadar geriledi.

    15 Temmuz darbe girişimin yaşandığı 2016 yılında ise Türkiye’nin akademik özgürlük karnesi çok sert bir düşüş ile 0,08’e geriledi.

    Sonraki yıllarda 0,06’ya kadar gerileyen endeks 2022’de yeniden 0,08 seviyelerini gördü.

    2016 yılında kanun hükmünde kararnameler (KHK) 15 vakıf üniversitesi kapatılırken binlerce akademisyen görevlerinden uzaklaştırıldı. Türkiye Medya Sahipliği İzleme raporuna göre 2020 yılı itibariyle 6 bin 81 akademisyen ve üniversitelerin idari kadrosundan bin 427 personel ihraç edildi.

    Bu kişiler arasında 11 Ocak 2016’da kendilerine Barış İçin Akademisyenler diyen ve “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalayan akademisyenlerin bir kısmı da yer alıyor.

    Öte yandan, Türkiye’de akademisyenler son yıllarda büyük bir geçim sıkıntısı yaşadıklarından şikâyet ediyor.

    2023 yılının ikinci yarısındaki son zamlara rağmen araştırma görevlisinin zamlı maaşı hala yoksulluk sınırının altında. Profesör asgari ücretin sadece 4,2 katı maaş alacak. Bu oran 2013 yılından bu yana en düşük ikinci değer.

    REKLAM

    Profesör maaşı da yoksulluk sınırının altına düşmüştü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri: Yönetimin istifasını talep ediyoruz

    Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri: Yönetimin istifasını talep ediyoruz



    GERÇEK GÜNDEM – Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyum yönetim, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin (İİBF) kapatılmasına gelen tepkilerin ardından geri adım atmıştı. Ancak senatoda alınan karara göre Fen-Edebiyat Fakültesi, ‘Fen Fakültesi’ ve ‘İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’ olarak ikiye bölündü. Yönetim Bilimleri Fakültesi de kapatılarak İİBF’ye dahil edilecek. Plan, oy çokluğuyla kabul edildi.

    Kayyum yönetimin fakülteleri bölmesi kararının üzerine Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri açıklama yaptı. Akademisyenler, yönetimin istifasını talep etti.

    “REKTÖRLÜK TARAFINDAN YAPILAN VE TAMAMEN GERÇEK DIŞI AÇIKLAMA UTANÇ VERİCİ”

    Boğaziçi Üniversitesi Senatosunun 20 Aralık 2023 toplantısında fakültelerle ilgili aldığı kararın kabul edilemez ve kaygı verici olduğunu söyleyen akademisyenler, “Öğrencilerimiz ve kamuoyundan gelen ciddi tepkiler üzerine rektörlük tarafından yapılan ve tamamen gerçek dışı bilgiler içeren açıklama da utanç verici ve kurumumuz adına son derece üzücüdür. Fen-Edebiyat Fakültesindeki tüm birimler fakültenin ikiye bölünmesi konusunda aylar önce olumsuz görüş bildirmiş olmasına rağmen konu hiçbir akademik kurulda tartışılmadan senato gündemine getirilmiştir. Dayatılan usul bu denli geniş çaplı bir yeniden yapılandırmaya ne denli özensiz ve keyfi bir şekilde girişildiğini gözler önüne sermektedir. Üniversitemizde üç yıldır itiraz ettiğimiz şeffaflıktan ve hesap verilebilirlikten uzak, tepeden inme karar verme anlayışı maalesef bir kez daha ortaya çıkmıştır” açıklamasında bulundu.

    KARARLAR SENATO TOPLANTI TARİHİNDEN SADECE 2 GÜN ÖNCE BİLDİRİLDİ

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kapatılması ve Fen-Edebiyat Fakültesinin Fen ve Toplum ve İnsan Bilimleri Fakülteleri olarak ikiye bölünmesi önerisi senatonun toplantı tarihinden sadece iki gün önce senatörlere bildirildi. Bu öneri ise toplantı sabahı yeniden değiştirildi, bu sefer de kayyum yönetim tarafından henüz 16 ay önce yeni bir fakülte altında yapılandırılmış olan eski Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu bölümlerinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne eklenmesi gündeme alındı.

    Akademisyenler, ani gündem değişikliği ile senatörlerin temsil etmekte oldukları birimlere hiçbir danışma imkanları olmadan karar vermeye mecbur bırakıldıklarını söyledi.

    “YÖNETİM TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMALAR KAMUOYUNU YANILTIYOR”

    Üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamanın kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığını ifade eden akademisyenler, “Öncelikle belirtmek gerekir ki senatoda rektör ve yardımcıları dahil 4 kişi, birden çok makam işgal etmeleri ve mükerrer oy kullanmaları sebebiyle 8 oya sahiptir. Son 3 yılda hoyratça yapılan değişikliklerle, Senato akademik birimleri temsil etme geleneğini kaybetmiştir. Böyle bir senatoda yapılan oylamanın sağlığından, salt veya nitelikli çoğunlukla karar alınması arasındaki farkın anlamından söz etmek mümkün değildir. Bu şartlar altında mevcut yönetimin yerleşmiş akademik usul ve esasları yok sayan tasarrufları meşru kabul edilemez” dedi.

    “AKADEMİSYENLERDEN YÜZDE 94 GÜVENSİZLİK OYU ALAN ATANMIŞ BİR YÖNETİMLE DEVAM ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Kayyum yönetimin liyakat üzerine kurulu bir sistemi son 3 yılda tamamen altüst ettiğini ifade eden akademisyenler, rektörlüğün okulun geleneklerinden ve itibarından tamamen uzaklaştığını söyledi:

    “Üstelik yıllarca tüm akademik birimlerde çalışılıp 2012’de Senato’da oybirliği ile kabul edilen akademik ilkeleri yok saymış, akademisyenlerden yüzde 94 güvensizlik oyu almış atanmış bir yönetimin sağlıklı bir kurumsal tasarım yapabilmesi zaten mümkün değil. Usullere en ufak bir saygı göstermeden alınan kararlarla Boğaziçi Üniversitesi yeni bir yönetim krizine daha sokulmaktadır. Öğretim üyelerinin yanı sıra, bin bir zorluklarla üniversitemize giren öğrencilerimiz de fakültelerinin bu şekilde dönüştürülmesine itirazlarını kuvvetle dile getirmektedir.”

    “BOĞAZİÇİ DÜZELTİLEMEYECEK ZARARLAR GÖRMEDEN YÖNETİMİN İSTİFASINI TALEP EDİYORUZ”

    Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, yönetimin istifasını talep ettiklerini ifade etti:

    “Bu yönetimin ülkenin en güzide üniversitelerinden birini yönetemediği bir kere daha acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bir üniversitenin akademisyenlerine ve öğrencilerine RAĞMEN yönetilmesi mümkün değildir. Boğaziçi Üniversitesi düzeltilemeyecek zararlar görmeden bu yönetimin istifasını talep ediyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sağlık sisteminde kriz büyüyor… Doktorların göçünün ardından tıp fakültelerinde istifalar başladı

    Sağlık sisteminde kriz büyüyor… Doktorların göçünün ardından tıp fakültelerinde istifalar başladı



    Türkiye, son yıllarda ülkeden giden doktor sayısındaki artışı konuşuyor. Sağlık sistemini olumsuz etkilemeye başlayan göçlerden sonra, hekim yetiştiren tıp fakültelerinde de kriz var.

    Siyasileşen üniversite yönetimlerinin baskısı, Sağlık Bakanlığı’nın politikaları derken Türkiye’de üniversitelerin içleri boşaltılmaya devam ediliyor. İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, “Dokuz Eylül Üniversitesi’nden yaklaşık 54, Ege Üniversitesi’nden de 31 civarında öğretim üyesinin ayrıldığını veya ayrılmak için müracaat etmiş olduğuna ilişkin duyumlar almaktayız” dedi.

    Sağlık sisteminde kriz büyüyor... Doktorların göçünün ardından tıp fakültelerinde istifalar başladı - Resim : 2

    AKADEMİDEKİ SORUNLAR BÜYÜYOR

    Cumhuriyet’ten Yusuf Körükmez’e konuşan Kaynak, “Üniversitelerin özgür, bağımsız ve gerek araştırma – geliştirme ve gerekse bilimsel etkinlik açısından daha büyük bir özgürlük ortamında çalışmalarını sağlamak için özerk olmaları gerekirken bir siyasi erkin atadığı rektörler tarafından yönetildiğini görmekteyiz. Üniversite hastaneleri araştırma -geliştirme tıp alanındaki gelişmelere ön ayak olma yönünde çalışmalar yapan kurumlardır. Öğretim üyeleri de hem lisans düzeyinde hem lisansüstü hem kariyer düzeyinde bu tür çalışmaların öncüsüdür. Fakat üniversiteler finansal olarak özellikle yeteri kadar destek bulamadıkları için adeta ‘Sağlıkta Dönüşüm’ programının da çerçevesinde bir işletme durumuna sokuldular” ifadelerini kullandı.

    Kaynak, “Bu nedenle de öğretim üyelerinin bu işletmelere parasal katkı sağlamaları için ameliyat yapmaları, hasta bakmaları, elbette ki hizmet açısından da bazı görevler almaları yönünde zorlamalar başladı” diye konuştu.

    İzmir Tabip Odası olarak konuyu gerekirse yargıya taşıyacaklarını aktaran Kaynak, acil çözüm çağrısında bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bitmeyen öfke: Erdoğan akademiye ‘Gezi’yi anlattı!

    Bitmeyen öfke: Erdoğan akademiye ‘Gezi’yi anlattı!



    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 2023-2024 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu.

    Erdoğan, konuşmasında yine Gezi Parkı eylemlerini ve eylemlere katılanları hedef aldı. Erdoğan konuya ilişkin “Gezi Olaylarında 3-5 ağacı bahane ederek sokakları ateşe vermekten geri kalmadılar, tüm projelerin durdurulmasını istediler. Hak ve özgürlükler yolunda attığımız her adımı engellemeye çalıştılar” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizle gurur duyduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Biz de ilme, bilime, kültüre ve eğitime yapacağımız her türlü nitelikli çalışmada yanınızda olmayı sürdüreceğiz.

    Üniversiteler bireylere mesleki formasyon kazandırmanın ötesinde rollere sahiptir. Üniversiteler öğrencilerin entelektüel gelişmelerine yardımcı olan, kendi gelenekleri olan evrensel kurumlardır. Üniversiteler, yetiştirdiği nesillerle talihini ve tarihini değiştirir.

    Üniversiteleri bilim ya da meslek öğrenme yeri olarak görmek sığ bir bakış açısıdır. Kültür aktarımına ve gelişimine öncülük etmek, toplumun seviyesini yükseltmektir. Üniversite toplumun ve hayatın tam merkezinde yer alan müessesedir.

    “ARKASINDA BU ANLAYIŞ VAR…”

    Geçtiğimiz 1400 yıla damgasını vuran Emevi, Abbasi, Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı gibi devletlerin ayırıcı vasfı bilimde yakaladığı seviyedir. Bu dönemler İslam şehirlerinin giriş kapısına ‘Bilgi ve erdem, kılıç ve silahtan üstündür’ yazıldığı örnek dönemlerdir.

    İlmin merkezinin doğudan batıya kaymasıyla askeriyede, ticarette, diplomaside, kültür ve sanatta merkez yer değiştirmiştir. İslam dünyası yerinde sayarken ABD ve Avrupa yükselen güç haline gelmiştir. İlim ve akademide geriye düşen diğer alanlarda da geriye düşmekten kurtulamaz. Bizim üniversitelerimizin üzerine titrememizin arkasında bu anlayış vardır.

    Üniversiteler insanlığın ortak bilgi hazinesine katkı yapabiliyor, isimlerinden söz ettirebiliyorsa hem millet hem devlet güvende demektir. Biz bir asırlık Cumhuriyet tarihimiz ve 1000 yıllık serencamımızda her iki duruma da şahitlik ettik.

    27 Mayıs darbesi öncesinde vesayet planlarının parçası olduğunu gördük. 12 Mart ve 12 Eylül’den önce de ideolojik çatışmaların merkezi haline gelmiştir. 28 Şubat dönemindeyse de utanç verici sahneler hafızalara kazınmıştır. Cadı avını daha dün gibi hatırlıyoruz.

    GEZİ’Yİ HEDEF ALDI

    Hükümetlerimizin ilk yıllarında kimi üniversiteler milli iradeyi hazmetmekte zorlanmıştı. Darbe çığırtkanlıklarının yapıldığı Cumhuriyet Mitinglerinden yasakçı tavra kadar çeşitli alanlarda biz de bunlara şahitlik ettik. Bu direnci kırmayı başardık. Demokrasiyi güçlendiren, özgürlükleri artıran hamlelerimizden üniversitelerin de istifade etmesini sağladık.

    Gezi Olaylarında 3-5 ağacı bahane ederek sokakları ateşe vermekten geri kalmadılar, tüm projelerin durdurulmasını istediler. Hak ve özgürlükler yolunda attığımız her adımı engellemeye çalıştılar. İBB Başkanıyken başlattığımız üniversite öğrencilerine burs uygulamasını iptal ettirenler daha sonra bundan şikayetçi bile oldular. Biz bunların hiçbirine takılıp kalmadık, ülkemizin ve milletimin ihtiyacı neyse onu hayata geçirmenin mücadelesini verdik.

    “ÜNİVERSİTELERİN YASAKLA ANILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ” DEDİ

    Yükseköğretimi herkes için erişilebilir kılarken buna uygun kurumsal altyapıyı oluşturduk. Yüksek öğretimde okullaşma oranı 3 kattan fazla artışla yüzde 45’e yükseldi.

    Bu sene ilk defa 34 yaş üstü kadınlarımız için yükseköğretim kurumlarında 21 bin kişilik kontenjan ayırdık. Şehit ve gazi yakınlarımız için 3 bin 774 kişilik kontenjan oluşturduk.

    Üniversitelerimiz asla yasakla, baskıyla, kavgayla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. İlim yuvası üniversitelerimizi kendi ideolojik saplantılarının merkezi haline dönüştürmek isteyen hazımsız marjinallerinin bu gerçeklerle yüzleşeceğine inanıyorum.

    “BİLİM DİPLOMASİSİ” VURGUSU

    Bizim özellikle bilim diplomasisi, Türkiye’nin tanınırlığını artırmak adına oldukça kritik öneme sahiptir. Bilim diplomasisi alanında atılan adımlardan memnuniyet duyuyoruz. Üniversitelerimizin işbirliği projeleri üzerinde çalışmalarını teşvik ediyoruz. Ortak bilimsel projelerin geliştirilmesini bekliyoruz.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Boğaziçi’nde Murat Gülsoy’un üniversiteye girişi yasaklandı: “30 yıldır hocası olduğum…”

    Boğaziçi’nde Murat Gülsoy’un üniversiteye girişi yasaklandı: “30 yıldır hocası olduğum…”



    Boğaziçi Üniversitesi’nde Naci İnci’nin rektör olarak atanmasıyla birlikte, yıllarca üniversitede görev yapan akademisyenlerin kurumla ilişiği kesildi, kampüse girmeleri yasaklandı.

    Öğrenciler ve öğretim görevlileri tarafından “kayyum rektör” olarak anılan İnci’nin yeni hamlesi ise Murat Gülsoy’a karşı oldu.

    “30 YILDIR HOCASI OLDUĞUM ÜNİVERSİTEYE GİRİŞİM YASAKLANMIŞ”

    Yazar ve akademisyen Murat Gülsoy, görevli olduğu Boğaziçi Üniversitesi’ne girişinin yasaklandığını açıkladı.

    Gülsoy, 30 yıldır akademisyen olarak çalıştığı üniversiteye girişinin yasaklandığını söyledi.

    Murat Gülsoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

    “An itibariyle 30 yıldır hocası olduğum Boğaziçi Üniversitesi’ne girişim yasaklanmış, kapıdan içeri alınmadım. Bir tutanakla belgelendi.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***