Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İsrail’in Doha’da Hamas müzakere heyetini hedef alan saldırısını sert sözlerle kınadı. Al Sani, saldırının Hamas liderliğinin Gazze’deki ateşkes görüşmeleri sırasında gerçekleştiğini vurgulayarak, “Katar’ın egemenliğinin ihlaline müsamaha göstermeyeceğiz, yanıt hakkımız saklıdır” dedi.
ABD 10 DAKİKA ÖNCEDEN BİLDİRMİŞ
Saldırının ardından hukuki süreç başlatılması için bir ekibin kurulduğunu duyuran Al Sani, Netanyahu hükümetinin bölgeyi ‘telafisi mümkün olmayan bir noktaya sürüklediğini’ söyledi. Katar Başbakanı ayrıca, “ABD bize saldırıdan sadece 10 dakika sonra bilgi verdi” diyerek Washington’un da süreçteki rolüne işaret etti. İsrail’in radarda tespit edilemeyen silahlar kullandığını belirten Al Sani, “Bu haince bir saldırıydı. Tarih bu olayı kaydedecek. Uluslararası hukuk bu eyleme karşı harekete geçmeli” dedi.
İsrail’in Doha’daki saldırısında Hamas liderleri suikasttan son anda kurtulmuştu. Hamas Siyasi Büro üyesi Halil Hayye’nin oğlu, dört Hamas mensubu ve bir Katarlı polisin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Geçtiğimiz haziran ayında İsrail ile 12 günlük bir savaş yaşayan İran, askeri hazırlıklarını hızlandırıp hava savunma kapasitesini büyüttü. İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri de Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdülrahim Musavi ve yardımcılarıyla bir toplantı yaparak savunma için ek bütçe ayrıldığını ve Çin ile Rusya’dan hava savunma sistemi satın alımı için adım atıldığını bildirdi.
‘KARŞILIK VERMEYE HAZIRIZ’
İran’ın İsrail ile yeniden savaş için hazırlandıkları düşünülünce Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Naini’den bu iddiaya yanıt geldi. İsrail’in yeni bir savaş başlatma ihtimalini düşük bulduklarını söyleyen Naini, İsrail’in böyle bir şey yapması durumunda da “karşılık vermeye hazır olduklarını” belirtti.
İRAN’IN HAVA SAVUNMA SİSTEMİ
İran’ın mevcut hava savunma ağı, Rus, Çin ve yerli sistemlerin bir tür karması. Bu sistem, uzun menzilli S-300PMU2 bataryaları, Bavar-373, Khordad ve Sayyad serisi fırlatıcılar ile Arman ve geliştirilmiş S-200 Ghareh gibi platformlardan oluşuyor.
İran tarafı, dış tedarikçilerle yapılacak anlaşmalarla bu altyapının güçlendirileceğini düşünüyor. Temmuz ayında Çin’den askeri bir paket satın alındığına dair haberler çıksa da Çin tarafı bu iddiaları yalanlamıştı.
İran’ın yeni hamlesi ise hava savunma kapasitesini artırma ve tedarik zincirini çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Kaynak: Haber Merkezi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD’li Demokrat Senatör Maria Cantwell, geçtiğimiz yıl İsrail askerleri tarafından Batı Şeria’da öldürülen Türk–Amerikan aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin anısına yapılan hazırlığı duyurdu.
Cantwell, Amerikalı vatandaşların yabancı ordular ya da istihbarat birimleri tarafından öldürülmesi halinde soruşturma yapılmasını zorunlu hale getiren bir yasa tasarısı hazırlığında olduğunu açıkladı.
Cantwell, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Eygi’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatarak, ailesinin bu olay hakkında hâlâ tatmin edici bir cevap alamadığını vurguladı.
ABD Dışişleri ve Adalet Bakanlıkları’na yaptıkları soruşturma taleplerinin reddedildiğini belirten Cantwell, bu nedenle Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) kapsamında değişiklik öngören bir düzenleme ya da Dışişleri Bakanlığı’na özel, daimi bir temsilci atanmasını amaçlayan ayrı bir yasa tasarısı sunacağını söyledi.
Aktarılan göre tasarı çerçevesinde, atanacak özel temsilcinin dört ana sorumluluğu bulunacak:
Öldürülen Amerikalıların ailelerine destek ve bilgi sağlamak,
Sorumlu yabancı devletlerden hesap sormak,
Kongreye yıllık rapor sunmak,
Ve yaşanan olaylara dair ilerleyen süreçleri takip etmek.
Birleşik Amerikalı–Türk aktivist Ayşenur Ezgi Eygi, 6 Eylül 2024 tarihinde Batı Şeria’daki yerleşim karşıtı barışçıl protesto sırasında İsrail askerleri tarafından vurularak hayatını kaybetti.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) ismini Savaş Bakanlığı’na değiştirme kararının hükümet için aşırı miktarda harcamalara neden olabileceğini iddia etti. ABD merkezli haber sitesi Politico, birçok ABD’li yetkilinin Trump’ın dün bu isim değişikliğini öngören kararnameyi imzalamasına öfke ve şaşkınlıkla tepki gösterdiğini bildirdi. Bazı yetkililerin, “Ordunun sorunlarına çare bulmayacak bu kozmetik değişiklik milyarlarca dolara mal olabilir” dediği öne sürüldü.
‘SAVAŞ ÇIĞIRTKANI OLARAK RESMEDİLECEĞİZ’
İsmi açıklanmayan eski bir ABD’li savunma yetkilisi, “Bu değişiklik tamamen ABD’nin iç siyasetindeki seyirciler için yapıldı, Çin ve Rusya’ya yönelik hesaplamalarda kesinlikle hiçbir etkisi olmayacak. Hatta daha da kötüsü, düşmanlarımız tarafından ABD’yi savaş çığırtkanı ve uluslararası barış ile istikrara yönelik bir tehdit olarak resmetmek için kullanılabilecek” dedi.
700 BİNDEN FAZLA MÜHÜR DEĞİŞECEK
Trump’ın ABD Kongresi’ne sunduğu karar doğrultusunda, ABD’deki 50 eyalet ve 40 farklı ülkedeki ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı 700 binden fazla tesiste bakanlığa ait mühürlerin değiştirilmesinin gerekeceği öngörülüyor. ABD ordusunun 6 kuvvet kolu ve onlarca çeşitli ajans için kullanılan antetli kağıtlardan, yemek salonlarındaki peçetelere, ABD Senatosu onaylı yetkililerin işlemeli ceketlerinden Pentagon’un resmi hediyelik eşya mağazasındaki küçük eşyalara kadar birçok alanda değişikliğe gidilmesi bekleniyor.
KONGRENİN ONAYINDAN KAÇIYORLAR
ABD Savuma Bakanlığı’nın isminin değiştirilmesi için Trump’ın imzaladığı kararnamenin ABD Kongresi’nin onayını alması ve Kongre tarafından duruma ilişkin bir yasanın çıkartılması gerektiği biliniyor. Ancak Trump yönetiminin, Kongre’nin onayını almak zorunda kalmamak için çeşitli yolların aradığı düşünülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın dün söz konusu kararnameyi imzalamasının ardından Beyaz Saray’ın sosyal medya hesabından bir paylaşım yapılmış, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ofisinin kapısındaki isim tabelasının, kararnamede belirtildiği üzere “ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth” yazılı bir tabelayla değiştirildiği gösterilmişti.
Kaynak: İHA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD’de 27 Ağustos’tan bu yana kendisinden haber alınamayan Türk bilim insanı Furkan Dölek’in New York Buffalo Federal Tutukevinde bulunduğu öğrenildi. Dölek’in sağlık durumunun iyi olduğu ve sürecin Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu tarafından yakından takip edildiği bildirildi.
Türkiye’nin New York Başkonsolosluğunun girişimleri sonucu Furkan Dölek’in bulunduğu yerin tespit edildiği açıklandı. Adana’da yaşayan kız kardeşi Esra Dölek Coşkun, kardeşiyle görüştüğünü ve sesinin iyi geldiğini belirtti. Coşkun, “Amacımız en hızlı şekilde Türkiye’ye dönüşünü sağlamak” ifadelerini kullandı.
Furkan Dölek’in annesi ve babası
Dölek’in hakim karşısına çıkması için henüz tarih verilmediği öğrenildi. Başkonsolosluk yetkililerinin süreci yakından izlediği, aileyi düzenli olarak bilgilendirdiği aktarıldı.
BİR HAFTADIR KAYIPTI
Bilim insanı Dölek, Mart 2024’te, ABD Enerji Bakanlığına bağlı Fermilab isimli laboratuvarda, araştırmacıların sağlığını tehdit eden radyoaktif riskler olduğu konusunda tespitlerde bulunmuş ve bunu ABD’li yetkililerle paylaştığını sosyal medya üzerinden duyurmuştu.
Dölek’in bu paylaşımı üzerine Nisan 2024’te vizesinin iptal edildiği kendisine bildirilmiş ve işten çıkarılmıştı.
Bilim insanı Furkan Dölek’ten bir haftadır haber alınamıyordu
Akademik araştırmalar için verilen vizesinin (J1) iptaline karşı dava açan Dölek, hukuki girişimleri sonuç vermeyince, son 4 aydır ülkede vizesiz olarak ikamet etmek durumunda kalmış ve Kanada’ya doğru bir protesto yürüyüşü başlatmıştı.
CERN, Fermilab ve Virginia Tech gibi önemli kurumlarda çalışan Dölek’in süreçle ilgili paylaşımları sosyal medyada gündem olmuştu.
Bu durumu sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla protesto eden genç fizikçiden 27 Ağustos’tan bu yana haber alınamıyordu.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD Başkanı Donald Trump, Karayipler’in güneyinde Venezuela’dan ayrılan bir uyuşturucu yüklü gemiye düzenlenen saldırıda 11 kişinin öldüğünü açıkladı.
TRUMP: GEMİYİ ALAŞAĞI ETTİK
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, saldırının Venezuela merkezli Tren de Aragua çetesine yönelik olduğunu belirterek, ABD kuvvetlerinin operasyonda herhangi bir kayıp vermediğini bildirdi. Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında da konuya değinen Trump, “Ülkemize uzun süredir çok fazla uyuşturucu giriyordu ve bunların çoğu Venezuela’dan geliyordu. Biz de onu (gemiyi) alaşağı ettik.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Trump, “Venezuela’dan gelen uyuşturucu gemisini vurduk” dedi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Başkan’ın duyurduğu gibi, bugün ABD ordusu, Venezuela’dan ayrılan ve uyuşturucu terör örgütü tarafından işletilen bir gemiye Güney Karayipler’de ölümcül saldırı düzenledi.” dedi.
GERİLİM TIRMANIYOR
ABD yönetimi, Latin Amerika kaynaklı uyuşturucu kartelleriyle mücadele kapsamında bölgeye daha fazla askeri unsur gönderme kararı almıştı. 8 Ağustos’ta, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması ya da mahkum edilmesine ilişkin bilgi sağlayanlara verilen ödül 25 milyon dolardan 50 milyon dolara çıkarılmıştı.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro
Washington, Maduro’yu uzun süredir “Cartel de los Soles” isimli uyuşturucu kaçakçılığı örgütünün lideri olmakla suçluyor. ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu karteli 25 Temmuz’da “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” ilan etmişti.
Trump’ın emriyle Karayipler’e gönderilen 7 savaş gemisi ve bir denizaltıdan oluşan Amerikan deniz gücü bölgedeki varlığını sürdürürken, Maduro ise ABD’ye meydan okuyarak, “Denizlerimizi, gökyüzümüzü ve topraklarımızı biz savunuruz. Hiçbir imparatorluk Venezuela’nın kutsal topraklarına dokunamaz.” sözleriyle tepki göstermişti.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD’nin “uyuşturucu kartelleriyle mücadele” gerekçesiyle ülkesinin açıklarına savaş gemileri göndermesine sert tepki gösterdi. Başkent Karakas’taki bir üniversitede öğrencilerle buluşan Maduro, Washington yönetiminin asıl hedefinin Venezuela’nın zenginliklerini ele geçirmek olduğunu söyledi.
‘BEYAZ SARAY’I RUBİO YÖNETİYOR’
ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesine seslenen Maduro, “Trump’ın ellerini kana bulamak istiyorlar. Beyaz Saray’ı aslında Marco Rubio ve Miami mafyası yönetiyor” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio
Maduro, ABD’nin Venezuela’ya yönelik planlarının petrol ve doğal gaz rezervlerini kontrol altına almak olduğunu savundu. “O petrol Maduro’nun değil, ABD’nin de değil; o petrol çocukların, gençlerin ve tüm Venezuela halkınındır” diyen Maduro, ülkesinin bağımsızlık ve özgürlüğünden taviz vermeyeceğini vurguladı.
‘BÜTÇELERİNİ SAVAŞA HARCIYORLAR’
Venezuela lideri, ABD’nin her defasında farklı bir gerekçe üreterek müdahaleyi meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek, “Bütçelerini savaşa, işgale ve füze göndermeye harcıyorlar. Biz ise barış, egemenlik ve özgürlük için mücadele ediyoruz” dedi.
NE OLMUŞTU?
ABD yönetimi, Maduro’yu uyuşturucu kaçakçılığıyla ilişkilendirilen “Cartel de los Soles” örgütünün lideri olmakla suçluyor. Hazine Bakanlığı, 25 Temmuz’da örgütü “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” ilan etmişti. 8 Ağustos’ta ise Maduro’nun tutuklanması ya da mahkum edilmesine ilişkin bilgi sağlayanlara verilecek ödül 25 milyon dolardan 50 milyon dolara çıkarılmıştı.
Trump’ın talimatıyla 28 Ağustos’ta Karayipler’e 1 denizaltı ve 7 savaş gemisinden oluşan bir deniz grubunun gönderildiği bildirilmişti. Maduro daha önce de ABD’ye karşı, “Denizlerimizi, gökyüzümüzü ve topraklarımızı biz savunuruz. Hiçbir imparatorluk Güney Amerika’nın kutsal topraklarına dokunamaz” demişti.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Karayipler’in güneyinde Venezuela’dan ayrılan uyuşturucu taşıyan bir gemiye saldırı düzenlediğini açıkladı. Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, ABD ordusuna ait donanma unsurlarının Venezuela açıklarında bir gemiye düzenlediği saldırıyla ilgili bir soruyu, şöyle yanıtladı: “Ülkemize uzun süredir çok fazla uyuşturucu giriyordu ve bunların çoğu Venezuela’dan geliyordu. Biz de onu (gemiyi) alaşağı ettik.”
Saldırıyla ilgili daha fazla detay paylaşmayan Trump, bölgeden gelen uyuşturucuyla mücadele etmeye devam edecekleri mesajını verdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan’ın az önce duyurduğu gibi, bugün ABD ordusu, Venezuela’dan ayrılan ve uyuşturucu terör örgütü tarafından işletilen bir uyuşturucu gemisine karşı Güney Karayipler’de ölümcül bir saldırı düzenledi.” ifadelerini kullandı.
GERİLİM TIRMANIYOR
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce imzaladığı kararnameyle Latin Amerika kökenli uyuşturucu kartelleriyle yerinde mücadele iddiasıyla ordunun daha fazla ve etkin kullanılması talimatını vermişti. ABD hükümeti, 8 Ağustos’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması veya mahkum edilmesine ilişkin bilgi sağlanması karşılığında daha önce 25 milyon dolar olan ödülü 50 milyon dolara yükselttiğini duyurmuştu.
Trump’ın talimatıyla Karayipler bölgesine Venezuela açıklarına gönderilen bir denizaltı ile 7 savaş gemisinden oluşan deniz grubunun bölgeye doğru yola çıktığı bildirilmişti. Maduro, 18 Ağustos’ta ABD’nin olası müdahalesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Denizlerimizi, gökyüzümüzü ve topraklarımızı biz savunuruz, biz özgürleştiririz, biz gözlemleyip devriye gezeriz. Hiçbir imparatorluk, Venezuela’nın kutsal topraklarına dokunamaz ve Güney Amerika’nın kutsal topraklarına dokunmamalıdır” ifadelerini kullanmıştı.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD Başkanı Donald Trump, ABD Kongresi’nde İsrail’e verilen desteğin son 20 yılda azaldığını söyledi. Trump, “The Daily Caller” internet sitesine verdiği demeçte, ABD-İsrail ilişkilerinin seyrine ve Kongre’deki etkisine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
İsrail’in Kongre üzerindeki gücünü geçmiş yıllarla kıyaslayan Trump, “20 yıl öncesine giderseniz, size şunu söyleyeyim; İsrail, herhangi bir kuruluş, şirket, kurum veya devletle kıyaslandığında Kongre’de gördüğüm en güçlü lobiye sahipti. Bugün ise o kadar güçlü bir lobisi yok. Bu inanılmaz.” ifadelerini kullandı.
‘İSRAİL’İN ETKİSİ ZAYIFLADI’
Trump, İsrail’in geçmişte Kongre üzerinde “tam kontrole sahip” olduğunu hatırlatırken, bu etkinin son dönemde zayıfladığını görmekten şaşkınlık duyduğunu belirtti. Tel Aviv yönetiminin Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Trump, operasyonların “bir an önce sona ermesi gerektiğini” söyledi. Trump, mevcut durumun İsrail’in çıkarlarına zarar verdiğini vurguladı.
‘SAVAŞI KAZANIYOR OLABİLİRLER AMA…’
“Hiç şüphe yok, savaşı kazanıyor olabilirler ama halkla ilişkiler dünyasını kazanmıyorlar.” diyen Trump, İsrail’in uluslararası kamuoyundaki algısını kaybettiğine işaret etti.
Öte yandan Pew Araştırma Merkezi’nin mart ayında yaptığı bir ankette, genç Cumhuriyetçiler arasında İsrail’e verilen desteğin düştüğü ortaya çıkmıştı. Ankete göre, İsrail hakkında olumsuz görüşe sahip olanların oranı 2022’ye göre yüzde 11 artarak yüzde 53’e çıktı. 50 yaş altı Cumhuriyetçiler arasında ise olumsuz görüş belirtenlerin oranı, 2022’de yüzde 35 iken son ankette 15 puanlık artışla yüzde 50’ye yükseldi.
Kaynak: AA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
ABD’nin New York kentinde bisiklet taksi sürücülüğü yapan 29 yaşındaki Musa Çetin’in gözaltında bulunduğu karakolda intihar ettiği öne sürüldü. Manhattan’daki 14’üncü karakolda tutulurken fenalaşan Çetin, önce Lenox Hill Hastanesi’ne, ardından Bellevue Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakımda tedavi altına alınan Çetin’in beyin ölümünün gerçekleştiği açıklandı.
Musa Çetin’in iş arkadaşları hastane önünde yaşananlara tepki gösterdi
GÖZALTINDA İNTİHAR İDDİASI
Çetin’in gözaltında intihar ettiği öne sürüldü ancak yakınları ve arkadaşları, intihar iddiasına inanmadıklarını belirterek olayın şüpheli yönlerine dikkat çekti. İş arkadaşı Ceylan Gülyaz, Çetin’in boynunda herhangi bir iz bulunmadığını vurgulayarak, “29 yaşında gencecik biri intihar etmiş olamaz, olayın üzeri örtülmemeli” dedi. Arkadaşları ayrıca, Çetin’in 24 saat boyunca kelepçelerinin çıkarılmadığını ve kendilerine karakoldan net bir bilgi verilmediğini savundu.
‘SUÇLU OLDUKLARINA İNANIYORUZ’
Gülyaz, hastanedeki şartlara da tepki göstererek, “Şu anda bizi üzen ve daha önemli olan şey, burada o kadar insana yapılan terbiyesizlik ki, çocuk 24 saattir gözaltında, beyni ölmüş, hala bacağında kelepçesi var. Birini dikmişler oraya, adama söylüyorsunuz, ‘ben alamam’ diyor. Doktorların dediğine göre beyin ölümü gerçekleşti, 1-2 saat içinde kendisini kaybedeceğiz dediler. Biz Türk olarak bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Karakoldan net bir bilgi yok, zaten suçlu olduklarına inanıyoruz” dedi.
‘MUSA İÇİN SUSMAYACAĞIZ’
Gülyaz, “Bu olayın üzeri örtülmemeli. Türk yetkililerden, derneklerden, avukatlardan ve tüm resmi mercilerden destek bekliyoruz. Olayı örtbas ederler diye korkuyoruz açıkçası. Bu çocuk karakolda öldüğü için suçlu onlar. Ne kimseye cevap veriyorlar ne bir şey söylüyorlar. Burada bir şey oldu hadi gidin diyorlar. Telefonundan emergency numaralarını bulmuşlar arayacakları. Bir arkadaşı aramışlar. O bayan da gece yarısı bir değişik numaradan aradıkları için cevap vermemiş. Sabah da döndüğünde telefonuna arkadaşınız hastanede ölüm durumunda acil gelin demişler. Hepimiz de toplanıp hakkımızı aramanın peşindeyiz. Bundan önce de Tacikistanlı bir arkadaşımız ölmüştü, hakkı aranmadı. Musa için susmayacağız. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil.” dedi.
Türk toplumu üyeleri, olayın aydınlatılması için yetkililere çağrıda bulunurken, NYPD’den de şeffaf bir açıklama beklediklerini ifade etti. Daha önce benzer vakalarda sessiz kalındığını hatırlatan arkadaşları, “Musa için susmayacağız” sözleriyle tepkilerini dile getirdi.
‘SORUŞTURMA SÜRÜYOR’
New York Belediye Başkanı Eric Adams’ın Kıdemli Danışmanı ve New York Polis Departmanı (NYPD) Dedektifi Mohamed Amen, hastanede Çetin’i ziyaret ederek yakınlarıyla dua etti. Amen, “Soruşturma titizlikle sürüyor” açıklamasında bulundu. Amen, NYPD Emniyet Müdürü Jessica Tish’e ve Belediye Başkanı Eric Adams’a olayla ilgili bilgi verirken, Belediye Başkanı Adams’ın da konuyla yakından ilgileneceğini açıkladı.
Kaynak: AA-İHA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***