Etiket: AB Bütçesi

  • Ursula von der Leyen’in Avrupa Komisyonu’ndaki ikinci başkanlık döneminden neler bekleniyor?

    Ursula von der Leyen’in Avrupa Komisyonu’ndaki ikinci başkanlık döneminden neler bekleniyor?


    Rusya’nın Ukrayna savaşı, Donald Trump ve Avrupa ekonomisinin kötü gidişatı Ursula von der Leyen’in ikinci başkanlık döneminin başlangıcını belirleyecek.

    REKLAM

    Ursula von der Leyen, 1 Aralık’ta başlayacak olan beş yıllık Avrupa Komisyonu başkanlığı görevine başlamak için son yeşil ışığı da aldı.

    Başkan, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yeni Komisyon Üyelerini onaylamasının ardından yaptığı açıklamada, “Başlamak için sabırsızlanıyoruz” dedi. “Bu çok kritik çünkü zaman çok dar.”

    Von der Leyen’in Brüksel’deki ilk dönemi, bloğun eşi benzeri görülmemiş ölçekte acı verici krizlerle boğuşmasına tanıklık etti. Von der Leyen’in uygulamalı yaklaşımı siyasi profilini büyük ölçüde geliştirdi.

    Komisyon’un başındaki yeni görevinde, aynı krizlerin şok dalgalarıyla başa çıkmaya hazırlanırken, yeni zorluklarla da mücadele edecek.

    İşte Ursula von der Leyen’in ikinci başkanlık döneminden beklenenler.

    Savaş zamanı yönetimi

    Savaş von der Leyen’in ilk başkanlık dönemini belirledi ve ikincisini de belirleyecek.

    Yeni görevi, Rus birliklerinin sahada önemli kazanımlar elde ettiği ve Kiev’in kısmen işgal ettiği Kursk bölgesinde tahminen 11.000 Kuzey Kore askerinin savaşa katıldığı Ukrayna için kritik bir zamanda başlıyor. Bu arada Çin, AB’nin ricalarını görmezden gelmeye ve Moskova’ya Batı yaptırımlarının büyük ölçüde kısıtladığı ileri teknolojiyi tedarik etmeye devam ediyor.

    “Ne kadar sürerse sürsün” Ukrayna’nın yanında olacağına dair defalarca söz veren von der Leyen, Donald Trump’ın geri dönüşünden sonra bile savaştan zarar gören ülkeye askeri, mali ve insani yardımın kesintisiz olarak akmaya devam etmesini garanti etmek zorunda kalacak. Kremlin’e yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve boşlukların kapatılması da yapılacaklar listesinde üst sıralarda yer alacak.

    Bu yılın başlarında üye devletler, Brüksel’in Ukrayna’ya 2027 yılına kadar mali yardımda bulunmasına olanak tanıyan 50 milyar eurouk bir plan oluşturulmasına yönelik bir Komisyon önerisini kabul etti. Geçtiğimiz ay ise G7 müttefiklerinin Rusya’nın dondurulmuş varlıklarını teminat olarak kullanarak 45 milyar euro tutarında kredi vermesine olanak tanıyan bir planı onayladılar.

    Her iki araç da çok ihtiyaç duyulan öngörülebilirliği sağlarken, savaşın daha da kötüye gitmesi ve Ukrayna’nın bütçe sıkıntılarının derinleşmesi halinde yetersiz kalabilir. Rusya’nın enerji santrallerini ve sivil altyapıyı durmaksızın tahrip etmesi faturayı daha da kabartıyor.

    Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, savaşın önümüzdeki yıl “diplomatik yollarla” sona erdirilebileceğini umduğunu ifade etti. Ukrayna’nın AB adayı statüsü göz önüne alındığında von der Leyen’in önemli bir rol oynaması muhtemel bir süreç. Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda işgal ettiği toprakları elinde tutması halinde bu üyelik görüşmeleri bilinmeyen bir alana girecektir.

    Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı David McAllister Euronews’e verdiği demeçte, “Avrupa Birliği Ukrayna’nın en yakın ortağıdır. Ukrayna artık aday ülke,” dedi. “Bu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin barışçıl ve müreffeh bir Ukrayna’nın yeniden inşasına büyük ölçüde dahil olacağı anlamına da geliyor.”

    Ne bekleniyor?: Ukrayna’nın geleceğine ilişkin zor sorular ve kritik kararlar.

    Trump’ın gümrük vergileri

    Von der Leyen’in temel ideolojik ilkelerinden biri transatlantik ittifaka olan güçlü inancı. ABD Başkanı Joe Biden ile yakın ilişkileri buna örnek gösterilebilir.

    Bu inanç, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesi ve tüm yabancı mallara kapsamlı gümrük vergileri getirme tehdidini yerine getirmesiyle yakında ciddi bir baskı altına girecektir.

    REKLAM

    ABD, AB’nin en büyük ticaret ortağı. Geçen yıl AB 502 milyar euro değerinde mal ihraç etmiş ve 344 milyar euro değerinde mal ithal ederek 158 milyar euro fazla vermiştir. Trump bu dengesizlikten rahatsız ve bunun karşılığında AB’nin “büyük bir bedel” ödemesi gerektiğini söylüyor.

    AB için gümrük vergileri olabilecek en kötü zamanda gelecek. Durgun tüketici talebi, yüksek enerji fiyatları, sıkı para politikası, iş gücü kıtlığı ve yeni teknolojiye yapılan yatırımların yetersizliği bloğu tehlikeli bir endüstriyel gerileme sarmalına itiyor.

    İhracat, şirketlerin darbeyi hafifletmek ve faaliyetlerini ayakta tutmak için sahip oldukları birkaç seçenekten biri. Eğer Amerika’nın devasa pazarı aniden ticaret kısıtlamalarıyla dolup taşarsa, bunun etkisi anında ve yıkıcı olacaktır. AB liderleri, Trump’ın iş adamı içgüdülerine hitap ederek onunla bir anlaşma yapma fikrini çoktan ortaya attılar. Von der Leyen, başlangıç olarak Amerikan LNG alımlarının arttırılmasını önerdi.

    Trump’ın gümrük vergileri, Çin’in elektrikli araçlara uyguladığı ek vergilere sert tepki gösteren Pekin ile ticaret geriliminin arttığı bir döneme denk geliyor. Avrupa’nın domuz eti, brendi ve süt ürünleri ihracatı çapraz ateş altında ve yakında başka ürünler de bunu takip edebilir.

    REKLAM

    Von der Leyen’in ilk döneminde Komisyon’un ekonomik çıkarlarını korumak için yeni yasal araçlarla donandığını ve bu araçların von der Leyen’in ikinci döneminde de işine yarayacağını söyleyen AP’nin uluslararası ticaret komitesine başkanlık eden milletvekili Bernd Lange şöyle konuştu:

    “Gerçekten adil olmayan yöntemler uygulayan iki ticaret ortağımızla, ABD ve Çin’le uğraşmak zorundayız. Sayın Trump bazı gümrük vergileri koyacak. Buna karşı silahlarımızı keskinleştirmeli ve bazı savunma önlemlerini (hazır) bulundurmalıyız,” dedi.

    “Çin’de, sanayi politikasına ilişkin olarak çok sayıda yasa dışı sübvansiyonla bir tür hegemonya görüyoruz. Buna tepki göstermeliyiz.”

    Ne bekleniyor?: Beyaz Saray’a endişeli gözlerle bakan savunmacı bir Avrupa Komisyonu.

    REKLAM

    Yeşilden temizliğe

    Von der Leyen ilk başkanlık döneminde ilk önemli önerisini sunmak üzere basının karşısına çıktı: Avrupa’nın “Ay’daki Adam” anı olarak selamladığı AB Yeşil Mutabakatı. Bunu, bloğu 2050 yılına kadar iklim nötrlüğüne doğru yönlendirecek geniş kapsamlı, iddialı bir dizi öneri takip etti.

    Ancak bu büyük hamlenin büyük bir bedeli oldu: Çiftçilerin protestolarının yol açtığı sağcı tepki. O zamandan beri von der Leyen yeni ana akıma uyum sağlamak için söylemini değiştirdi. İkinci dönemi için hazırladığı kılavuzda Yeşil Mutabakat’tan çok, ilk 100 gün içinde açıklanması beklenen “Temiz Sanayi Anlaşması”ndan söz ediyor.

    Ayrıca derin bir çalkantı yaşayan ve binlerce kişiyi işten çıkaran Avrupa otomobil endüstrisinin geleceği konusunda bir “stratejik diyalog” toplantısı düzenlemeyi planlıyor.

    Her ne kadar tüm iklim taahhütlerine uyulması gerektiğini vurgulasa da, yeni Komiserler Koleji’ndeki portföylerin hiçbirinin başlığında “yeşil” kelimesi yer almıyor.

    REKLAM

    Von der Leyen’in hayata geçirmekle görevlendirileceği bir diğer “anlaşma” ise Mario Draghi tarafından “yavaş bir ıstırap” olarak tanımlanan AB’nin ekonomik durgunluğunu tedavi etmek amacıyla liderlerin kısa süre önce onayladığı “Yeni Avrupa Rekabetçilik Anlaşması.”

    Anlaşma, diğer hususların yanı sıra, tek pazarların “tam potansiyelini” ortaya çıkarma, bir “basitleştirme devrimi” başlatma, “yıkıcı teknolojiler” geliştirme, “stratejik enerji egemenliğini” teşvik etme ve “kaynakları verimli kullanan” bir ekonomi inşa etme taahhütlerini içeriyor. Komisyon’dan bu iddialı söylemi somut önerilere dönüştürmesi istenecek.

    Ne bekleniyor?: Ekonomik büyümenin artırılması ve bürokrasinin azaltılmasına yoğun bir şekilde odaklanılması ve Yeşil Mutabakat’ı canlı tutma çabası.

    Tartışmalı inovasyon

    Mayıs ayında AB, sığınmacıların gelişini yönetmek için zorlu bir mücadele veren reformunu tamamladığında, Brüksel, belki de çok saf bir şekilde, bunun tartışmanın gerilimini düşürmek ve zihinleri uygulamaya odaklamak için yeterli olacağını düşündü.

    REKLAM

    Ama yanıldı.

    Revizyonun onaylanmasından kısa bir süre sonra, giderek daha büyük bir üye devlet grubu düzensiz göçü engellemek için “yenilikçi çözümler” talep etmeye başladı. Çizgiler, sığınma prosedürlerinin bir kısmını AB topraklarının içinden dışına taşımaya yönelik test edilmemiş, ayrıntılı olmayan planlar etrafında birleşmeye başladı. Başka bir deyişle: Dış kaynak kullanımı.

    Siyasi rüzgarları iyi okuyan Von der Leyen de bu kervana katıldı ve başvuruları reddedilen sığınmacıların nakledilmesi için AB üyesi olmayan ülkelerde göçmen kampları inşa edilmesi fikrini -en azından araştırmak üzere- gündeme getirdi. STK’lar, insan hakları ihlallerini körükleyeceği uyarısında bulunarak projeyi hızla eleştirdi.

    Von der Leyen ayrıca sınır dışı işlemlerini hızlandırmak, “güvenli üçüncü ülkeler” kavramını gözden geçirmek, araçsallaştırılmış göçü engellemek ve Tunus modelini izleyerek komşu ülkelerle daha fazla AB destekli anlaşma imzalamak için yeni mevzuat sözü verdi.

    REKLAM

    Göç politikası konusunda uzun bir geçmişi olan sosyalist AP üyesi Juan Fernando López Aguilar, “Von der Leyen’in yanlış yönde adımlar attığını gördük,” dedi.

    “AB mevzuatında, üye devletlerin Avrupa Birliği’nin dış sınırlarının yönetimini göç akımları ya da sığınma talepleri konusunda dışsallaştırmasına izin veren hiçbir şey yoktur. Aksine, bağlayıcı yükümlülükler getirmektedir.”

    Ne bekleniyor?: Avrupa hukuku ve uluslararası hukukun sınırlarını test edecek düzensiz göçü engellemeye yönelik tartışmalı planlar.

    Pandora’nın kutusu

    Ukrayna’nın yeniden inşasını desteklemek, savunma kapasitesini arttırmak, fosil yakıtları yenilenebilir enerji ile değiştirmek, en son teknolojiyi teşvik etmek, ticari misillemelerle başa çıkmak, uzak ülkelerde göçmen kampları inşa etmek – bunların hiçbiri ucuz değil.

    REKLAM

    Peki ama para nereden gelmeli?

    Ursula von der Leyen, Pandora’nın kutusunu açtığında ve yaz tatilinden önce gelmesi beklenen bir sonraki uzun vadeli bütçe (2028-2034) için çok beklenen teklifini sunduğunda, her şeyin başı ve sonu sorusuna cevap verecek olan kişi olacak.

    Bütçe, bazı başkentlerin gayretle koruduğu geleneksel Ortak Tarım Politikası (CAP), uyum fonları ile diğer başkentlerin öncelik vermek istediği stratejik yatırımlar (iklim, inovasyon, araştırma, savunma) arasında hokkabazlık yapmak ve hesaplanması imkansız dış faktörleri (Ukrayna’daki savaş, insani krizler, doğal afetler, göç akımları, demografik değişiklikler) hesaba katmak zorunda kalacak.

    Bu devasa harcama listesi, Mario Draghi’nin çok sayıda zorluğun üstesinden gelmek için “vazgeçilmez” olarak gördüğü ortak borç tartışmasını yeniden gündeme getirmeye hazırlanıyor.

    REKLAM

    Ortak borçlanmayı benimseyerek 750 milyar euroluk COVID-19 kurtarma fonunu kuran von der Leyen, Almanya ve Hollanda gibi tutumlu ülkelerin tepkisinden korktuğu için bu tartışmalı konuda şimdiye kadar dikkatli davrandı.

    Ancak AB’nin endüstriyel gerilemesi devam ederse, Rusya’nın yayılmacılığı sürerse ve iklim krizi daha da derinleşirse, bu tartışmada taraf tutmaktan başka çaresi kalmayabilir.

    Ne bekleniyor?: Bütçenin modernleştirilmesi ve tüm AB fonlarının hukukun üstünlüğüne bağlı hale getirilmesi çağrılarının arttığı, üye devletler arasında ateşli bir mücadele.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Komisyonu’nun 100 milyar euroluk ek bütçe talebi Pandora’nın kutusunu açtı

    Avrupa Komisyonu’nun 100 milyar euroluk ek bütçe talebi Pandora’nın kutusunu açtı


    Mevcut bütçeye 100 milyar euro eklenmesini öngören talep, aralık ayındaki zirveye kadar zorlu müzakerelere işaret ediyor.

    REKLAM

    Avrupa Komisyonu, 27 üyeli bloğun 2020 yılında kabul ettiği 2021-2027 bütçesinin planlanan harcamalara yetmediğini belirterek ilave 100 milyar euro talep ediyor. Ancak üye ülkelerin çoğu bu talebe sıcak bakmıyor.

    Aralarında Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik Brüksel’in söz verdiği mali katkının da bulunduğu bütçe, aralık ayı sonundaki zirveye kadar sürecek çetin müzakerelerle yeniden gözden geçirilecek.

    AB bütçesi, uzun vadeli öngörülebilirliği garanti altına almak ve başkentler ile kurumlar arasındaki çekişmeleri önlemek amacıyla yedi yıllık bir dönem için onaylanıyor.

    AB’nin halen yürürlükte olan bütçe için 2020 yılındaki görüşmeleri üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıklarını gözler önüne serdi. Ülke liderleri, beş günlük gergin bir maratonun ardından 1,074 trilyon euroluk bütçeyi kabul etti ve üye ülkelerin Covid-19 salgınından kurtulmalarına yardımcı olmak için 750 milyar euroluk olağanüstü bir planı da onayladı.

    Ancak özellikle bloğun kapısına dayanan Ukrayna’daki acımasız savaşın tetiklediği enerji fiyatları krizi, yüksek enflasyon ve diğer sorunların ardından Brüksel, 2, 018 trilyon euro tutarındaki bütçenin artık ekonomik gerçeği yansıtmadığını düşünüyor.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu durumu “2020’ye kıyasla tamamen farklı bir dünyadayız. Bu durum bütçemizde de kendini gösteriyor – bu çoklu krizler dünyası. Bu krizlere (karşı) çözümün bir parçası olmak için bu bütçeyi her zamankinden daha fazla kullanıyoruz.” sözleriyle açıkladı.

    Komisyonun ek bütçe önerisi neleri kapsıyor?

    Avrupa Komisyonu Ukrayna’yı desteklemek, göçü yönetmek, doğal afetlerle başa çıkmak ve en yeni teknolojileri teşvik etmek için bütçeye önümüzdeki üç yıl için yaklaşık 100 milyar euro ek yapılmasını önerdi.

    Ortak bütçenin yeniden esnek ve dayanıklı hale getirilmesi için taze paranın “olmazsa olmaz” olduğunu belirten komisyon, yıl sonundan önce takviyelerin onaylanmasını istiyor.

    Avrupa Komisyonu’nun talebinde:

    50 milyar euro – Ukrayna için: 2024 ve 2027 yılları arasında 33 milyar euro düşük faizli kredi ve 17 milyar euro geri ödemesiz hibeyi kapsıyor. Bu mali yardımın Ukrayna bütçesindeki boşlukların doldurulmasına, temel hizmetlerin sürdürülmesine, kritik altyapının yeniden inşasına, özel yatırımların çekilmesine ve kilit reformların hızlandırılmasına yardımcı olması amaçlanıyor.

    • 15 milyar euro – Mülteciler ve göç yönetimi için: Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin desteklenmesi için 3.5 milyar euro ve Batı Balkanlarda göç yönetimi için 2 milyar eurodan oluşuyor.
    • 10 milyar euro – Teknoloji teşviki: Avrupa için Stratejik Teknolojiler Platformu’nun (STEP) oluşturulması için 1önerilen bu mali katkı ile AB yapımı en son teknolojilerin teşvik edilmesi için ortak bir para havuzu yaratmayı amaçlıyor.
    • 18.9 milyar euro – Borç ödemesi: 2020’deki lansmanına kıyasla çok daha yüksek faiz oranlarına tabi olan 750 milyar euroluk kurtarma planını finanse etmek için çıkarılan borcun geri ödenmesi için harcanacak.
    • 3 milyar euro – Esneklik Aracı’nın güçlendirilmesi ve öngörülemeyen krizlerle başa çıkmak için fon oluşturulması
    • 1.9 milyar euro – İdari masraflar

    Bu 98.8 milyar euroluk kabarık faturanın 65.8 milyar euroluk kısmının doğrudan üye devletler tarafından karşılanması gerekiyor. Ukrayna Fonu’ndan sağlanacak 33 milyar euroluk kredi sermaye piyasalarından alınması ve Kiev tarafından daha sonraki bir aşamada geri ödenmesi öngörülüyor.

    Üye devletler çok sıcak bakmıyor

    Ekonomik yavaşlama, yüksek enerji fiyatları ve daha sıkı para politikasının ortasında, bu öneri çoğu AB lideri tarafından şüphe ve şaşkınlıkla karşılandı. 

    Ekim ayında yapılan ve liderlerin önerilen gözden geçirmeye ilişkin duygularını dile getirmekten kaçınmadıkları bir Avrupa Konseyi toplantısı, von der Leyen’in karşı karşıya olduğu zorlu mücadeleyi gözler önüne serdi.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Ekim ayındaki zirvede komisyonun önceliklerini doğru bulduğunu söyledi, ancak rakamın yüksekliğine vurgu yaptı. Macron “Bugün önerilen miktar bana çok yüksek geliyor ve bu nedenle azaltılmasını istedik.” dedi.

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz “Almanya da dahil olmak üzere pek çok üye ülke için bütçeyi her zaman arttırmamız anlaşılabilir bir durum değil. Mevcut fona ve bunun nasıl yeniden tahsis edilebileceğine ya da farklı bir şekilde kullanılabileceğine bakmamız çok önemli.” görüşünü dile getirdi.

    Belçika Başbakanı Alexander De Croo “Masada olan bizim için kabul edilebilir değil.” dedi ve ödeme yapması halinde ülkesinin eksi bütçeye düşebileceği uyarısında bulundu.

    Macaristan Başbakanı Victor Orban ise, daha muhalif bir çizgi sergileyerek AB’nin Ukrayna stratejisini eleştirdi ve “Macar halkının vergi paralarını Ukrayna’yı desteklemek adına göndermek için sebep göremediğini” ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’nin Fransa ve Çekya dönem başkanlıklarında 2022 hedefleri neler?

    AB’nin Fransa ve Çekya dönem başkanlıklarında 2022 hedefleri neler?


    Son iki yıldır Covid-19 salgınının etkileriyle mücadele eden Avrupa Birliği (AB) 2022’de, sağlık krizleriyle baş edebilmek için sürdürebilir stratejiler, aşıların üretimi ve küresel düzeyde dağıtımının yanı sıra savunma ile güvenlikte kendine yetebilirlik, enerji, ekonomik iyileşme, göç ve AB sınırlarının kontrolüne odaklanacak.

    2022, AB için Fransa’nın dönem başkanlığı ile başlıyor. 14 yılın ardından görevi üstlenecek Fransa’nın gündeminde iddialı maddeler mevcut.

    Covid-19’la mücadele ve aşılama

    2021’de nüfusunun üçte ikisini aşılayan AB, hatırlatıcı doz uygulamalarına hız verirken, dünyanın geri kalanıyla aşı paylaşımını koordine edecek.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 28 Ekim’de AB’nin 2022’de 3,5 milyar doz aşı üretmeyi hedeflediğini, bunların büyük kısmının ihraç edileceğini vurgulamıştı.

    Von der Leyen, 17-18 Şubat 2022’de düzenlenecek AB-Afrika Zirvesi’nin ana konusunun kıtanın aşı bağımsızlığına kavuşturulması olacağını bildirmişti.

    AB, opsiyonlar dahil olmak üzere BioNTech-Pfizer ile 2,4 milyar, AstraZeneca ile 400 milyon, Sanofi-GSK ile 300 milyon, Johnson & Johnson ile 400 milyon, CureVac ile 405 milyon, Moderna ile 460 milyon, Novavax ile 200 milyon ve Valneva ile 60 milyon doz aşı almak için sözleşmeler yaptı.

    Bu sözleşmeler aşıların yeni varyantlara uyumlu hale getirilmesini içeren maddeler de içeriyordu. AB, ilaç şirketlerinden bu aşıların güncellenmesini ve yeni varyantlara karşı etkili olmasını isteyecek.

    AB ile aşı üreticileri arasında tedarik görüşmeleri yoğun biçimde devam edecek.

    AB’nin 2021’de uygulamaya koyduğu Covid-19 aşısı ihracatını sınırlandıran mekanizma ise 2022’nin başlamasıyla sona ermiş durumda. Bu mekanizma AB ile aşı sözleşmesi olan firmaların AB ülkelerindeki tesislerinde üretilen aşıların diğer ülkelere izinsiz satılmasını engelledi. Firmaların aşı üretim kapasitesini artması nedeniyle artık bu tip bir uygulamaya gidilmesi beklenmiyor.

    Fikri mülkiyet hakkının kaldırılması düşüncesi yoksul ve bazı gelişmekte olan ülkeler tarafından desteklenirken, Batılı ülkeler ve ilaç şirketleri plana karşı çıkıyor.

    AB’nin 2022’de de bu fikre sıcak yaklaşmaması bekleniyor. AB, üretilen aşıların ihraç edilmesi ve aşı üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik yatırım uygulanması görüşünü savunuyor.

    Schengen sınırları ve göç

    Macron, AB’nin dönem başkanlığı için önceliklerini anlattığı konuşmasında, göç, hibrit tehditler ve insani krizler karşısında AB’nin dış sınırlarını daha iyi korumaya odaklanılacağına dikkati çekmişti.

    2021 kapanırken AB Komisyonu, üyeler arasında daha fazla koordinasyon için göç ve sağlık krizlerinde üye ülkelerin sınır kontrollerinin son çare olarak devreye girmesini sağlayacak ve Schengen bölgesinin gücünü artıracak yasa teklifi hazırlamıştı.

    Fransa’nın Schengen kuralları revizyonu ve AB sınırlarının korunması ve daha etkili iş birliğini sağlamak için, özellikle kaçakçılığı önleme noktasında istihbari destek sağlayacak Europol’un reformuna odaklanması, bu konuda üst düzeyli toplantılar yapılması bekleniyor.

    AB Komisyonu, 2015’teki göç akınından beri sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine yönelik bir çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir tasarı hazırlamıştı ancak üye ülkelerin içerikle ilgili farklı tutumları nedeniyle henüz bir sonuç alınamadı.

    Bu çerçevede 2022’de AB’nin kaynak ve transit ülkelerle iş birliği yaparak, üye ülkelerin göç ve ikincil hareketlerle ilgili kurallarında uyum sağlayarak yeni paketle ilgili çalışmalara ivme kazandırılacağı öngörülüyor.

    Macron, Fransa’nın düzensiz göç ve geri dönüşlerle ilgili önleyici ve acil tedbirler alacağını duyurmuştu.

    Savunma, güvenlik ve dış politika

    Joe Biden yönetimindeki ABD’nin, her ne kadar transatlantik ittifaka bağlılığını tazelemiş olsa da odağının daha çok iç gelişmeler ve Çin ile rekabet olduğunun anlaşılması ve AB’nin sınırlarını tehdit eden Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri yığınağında geri adım atmaması, AB’nin 2022’de “yalnız” bir başlangıç yapacağını gösterdi.

    AB liderleri de 2021’de pek çok kez 2022’nin “savunma yılı olacağı”, AB’nin “Savunma Birliği” kuracağı yönünde açıklamalar yaptı.

    AB’nin savunma ile güvenlik alanlarında NATO ve ABD’den bağımsız hareket edemeyişi nedeniyle Birlik içinde uzun süredir aralıklarla gündeme getirilen “özerk askeri güç” fikri de 2021’de daha çok tartışılır oldu.

    ABD’nin ardından NATO’nun da Afganistan’dan çekilmesi ve Fransa’nın, ABD ile İngiltere tarafından denizaltı anlaşmasında devre dışı bırakılmasıyla cereyan eden AUKUS krizi ve yıl ortalarında Belarus yönetiminden yönelen “hibrid” tehdit, AB içinde dikkatleri Stratejik Pusula’ya çevirdi.

    5 bin kişiye kadar çıkabilen hızlı intikal kuvveti gibi unsurlar içeren Stratejik Pusula’nın 24-25 Mart 2022’de düzenlenecek AB Liderler Zirvesi’nde kabul edilmesi planlanıyor.

    Ayrıca, Haziran 2022’deki NATO zirvesinden önce AB ve NATO’nun, yeni bir siyasi bildiriye imza atması bekleniyor.

    Fransa, AB’nin, ABD ve NATO ile olduğu kadar, Hint-Pasifik bölgesine de eğileceğini, kendini daha iyi savunması için, askeri sanayisini güçlendirme stratejileri ve teknoloji yatırımları üzerine de çalışacağını duyurdu.

    AB’nin 2022 gündeminde ilerleyebilmesinde, en etkili iki üye Fransa ve Almanya arasındaki farklılıklar da önemli rol oynayacak.

    Almanya’da merkez sol üç partinin koalisyonuyla kurulan Olaf Scholz hükümeti, kağıt üzerinde Macron’un, Angela Merkel ile birlikte “AB’nin savunma, güvenlik ve dış politikada daha fazla özerkliği, Rusya ve Çin’e karşı daha sert tutum” üzerine inşa ettiği fikirleri destekliyor görünse de pratikte bu konularda iki aktörün uyum sağlamasının kolay olmayacağı yorumları yapılıyor.

    Kamu borcunun artması

    AB ülkelerinde kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı salgın tedbirleri nedeniyle 2021’de de hızla arttı.

    AB kurallarına göre, normal şartlarda üye ülkelerin kamu borçlarının da GSYH’lerinin yüzde 60’ını geçmemesi gerekiyor. AB üyesi ülkeler, salgın nedeniyle söz konusu kuralları askıya alma kararı almış ve kamu harcamalarını yükseltmişti.

    Bu durumun 2022’de de aynı şekilde devam etmesi bekleniyor. AB üyesi ülkelerin yarıdan fazlası kriterlerde belirlenen yüzde 60’lık kamu borcu oranını aştı. Salgının kontrol altına alınamaması halinde bu oranların daha da yükselmesi riski bulunuyor.

    Kamu borcunun GSYH’ye oranı son verilere göre Yunanistan’da yüzde 207,2’ye, İtalya’da yüzde 156,3’e, Portekiz’de yüzde 135,4’e, İspanya’da yüzde 122,8’e, Fransa’da yüzde 114,6’ya ve Belçika’da yüzde 113,7’ye ulaştı. Bu oranların 2022’de de zirve yapması bekleniyor.

    Enflasyondaki yükseliş

    AB ülkelerinde özellikle 2021’in ağustos ayından itibaren enflasyon hızla yükseldi.

    Enflasyondaki artış eylül, ekim ve kasım aylarında da devam etti. Euro Bölgesi’nde, kasımda yıllık enflasyon yüzde 4,9’luk oranla son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tedarik sıkıntıları ve yüksek talebin devam etmesi ile enflasyondaki yükselişin yakın zamanda son bulması beklenmiyor.

    Özellikle gıda ve enerji ürünlerindeki enflasyon Avrupalıları da rahatsız ediyor. Bu durumun en azından 2022’nin ilk yarısında devam etmesine kesin gözüyle bakılıyor. Enflasyonun yılın ikinci yarısında yavaşlayabileceği beklentisi bulunuyor.

    Enerji krizi

    Avrupa’da özellikle 2021’in sonbahar aylarıyla beraber doğal gaz ve elektrik gibi enerji ürünleri fiyatları hızla yükseldi. Talebin canlanması ve arz sıkıntılarının sebep olduğu bu artış soğuk kış mevsimiyle zirve yaptı.

    Bu durum, kış aylarında yüksek faturalarla karşılaşan tüketicileri rahatsız ediyor.

    Doğal gaz ihtiyacının yüzde 90’ını ithal eden AB ülkeleri enerji konusunda alınacak önlemler konusunda ortak tutum belirlemeye çalışırken, yakın zamanda bir uzlaşı sağlanması beklenmiyor.

    Avrupa’da Fransa, İspanya ve İtalya’nın başını çektiği bir grup ülke, bu durumdan doğal gaz ve elektrik piyasalarının faaliyet biçimini de sorumlu tutuyor. Bu ülkeler, elektrik üretimindeki kaynak fiyatlarının ayrıştırılmasını da talep ediyor.

    Enerji fiyatlarının 2022 yılında önceki yılların ortalama seviyelere dönmesini bekleyen Almanya ve Hollanda gibi ülkeler, artan enerji fiyatlarına karşı AB elektrik piyasasının revize edilmesine karşı tutum sergiliyor.

    Başını yine Fransa’nın çektiği 10 civarında ülke ise nükleer enerji santrallerinin AB sürdürülebilir ve yeşil finansal yatırım sınıflandırmasında yer almasını talep ediyor.

    Buna ilave olarak Polonya ve Macaristan’ın da arasında olduğu bir grup ülke, enerji fiyatlarındaki yükselişten AB’nin iklim dostu dönüşümünü sağlamayı hedefleyen Yeşil Mutabakat ile ilgili politikalarını sorumlu tutuyor.

    Bu gruplaşmalar sonucunda enerji konusunda AB ülkelerin ortak bir politika belirlemesi kolay görünmüyor. Enerji alanındaki tartışmaların, fiyatlar yüksek seyrettiği sürece yoğun biçimde devam etmesi bekleniyor.

    AB dönem başkanlığı Slovenya’dan Fransa’ya geçti

    Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını 1 Ocak’tan itibaren 6 aylığına Fransa devraldı.

    Fransa’nın 6 ay boyunca önceliklerinin başında AB’nin özerkliğinin artırılması geliyor.

    Fransız hükümeti, dönem başkanlığında önceliklerini aktarırken Avrupa’nın “gerçekten egemen” olması için çalışacaklarını belirtiyor. Gerçek egemenlik ise AB’nin çıkarlarını ve değerlerini savunmak için dünyada “var olma” kabiliyeti edinmek olarak tanımlanıyor.

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aralık ayında ülkesinin önceliklerini anlatırken “Fransa’nın başkanlığını bir cümle ile özetlemek gerekirse, hedefimiz sınırlarımızın içinde iş birliği yapan Avrupa’dan, dünyada tamamen egemen, kararlarında ve kaderinde özgür olan bir Avrupa’ya geçmek.” ifadesini kullanmıştı.

    Fransa, Avrupa’nın sınırlarını kontrol edebilmesi ve Schengen bölgesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini de savunuyor. Bunun için kriz durumlarında harekete geçirilecek “acil sınır destek mekanizması” kurulması hedefleniyor.

    Dönem başkanlığında seçim yapılacak

    Fransa, AB dönem başkanlığını yürütürken aynı zamanda seçimlere gidecek. Fransa cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu 10 Nisan’da, ikinci turu 24 Nisan’da yapılacak.

    Fransa’da yönetimin mart ayından nisan sonuna kadar seçimlere odaklanması ve en az 2 ay boyunca kendi iç gündemleriyle meşgul olması bekleniyor.

    Fransa’nın dönem başkanlığı sırasında 17-18 Şubat’ta Brüksel’de AB-Afrika Zirvesi de düzenlenecek. Macron, bu konuyu değerlendirirken Avrupa’yı Afrika’daki terörle mücadeleye dahil edeceğini ifade etmiş, Avrupa ve Afrika arasında bilimsel, kültürel ve akademik göçü destekleyeceğini aktarmıştı.

    Fransız dönem başkanlığında yeni iş imkanlarının yaratılması ve işsizlikle mücadeleye de önem verilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede “Avrupa’nın yenilik, üretim ve istihdam yaratma kıtası” olması amacıyla 10-11 Mart’ta Paris’te bir zirve toplantısı düzenlenmesi planlanıyor.

    Dönem başkanlığını Slovenya’dan devralan Fransa’nın ardından AB dönem başkanı 1 Temmuz 2022’den itibaren Çekya olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere, AB mallarına yönelik gümrük kontrollerini 2022 ortasına kadar erteledi

    İngiltere, AB mallarına yönelik gümrük kontrollerini 2022 ortasına kadar erteledi


    İngiltere, tedarik zinciri sorunlarını gerekçe göstererek Avrupa Birliği’nden (AB) gelen mallar üzerindeki tam kapsamlı gümrük kontrollerini 2022 ortasına kadar erteleyeceğini duyurdu.

    Londra yönetimi, “Gözden geçirilmiş çizelge işletmelere yeni süreçlere uyum sağlamak için daha fazla zaman kazandıracak” açıklamasında bulunuldu.

    İngiliz Kabine Ofisi Bakanı Lord David Frost, “İşletmelerin sınırda yeni sorunlarla uğraşmak yerine pandemiden kurtulmaya odaklanmalarını istiyoruz, bu nedenle tam kapsamlı sınır kontrollerini uygulamaya koymak için pragmatik yeni bir zaman çizelgesi belirledik” açıklamasında bulundu.

    Yeni plana göre tam kapsamlı kontrollere 1 Ekim yerine 1 Ocak 2022’de başlanacak. AB’den yapılan gıda ithalatında sınır kontrolü ön bildirim formunun kullanımı da yine 1 Ocak 2022’ye kaydırılacak.

    Ayrıca uygulamaya alınması planlanan güvenlik sertifikası ve İngiltere’den AB ülkelerine yapılan gıda ürünleri ihracatı için 1 Ekim 2021’de yürürlüğe girmesi planlanan Sağlık İhracat Sertifikası’nın da 1 Temmuz 2022’ye ertelendiği belirtildi.

    İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden resmi olarak 1 Ocak 2021’de ayrılmasının ardından yaşanan süreç iki taraf için de sorunlu geçti. Hem Fransa’nın hem de İngiltere’nin sınır kapılarında uzun kamyon kuyrukları oluştu ve gecikmeler özellikle taze gıda ürünlerine zarar verdi. İngiltere’de birçok süpermarketin rafları boş kaldı.

    Sorun pandemi sırasında daha da büyüdü zira küresel tedarik zincirleri sokağa çıkma yasakları nedeniyle kesintiye uğradı. Bu kesintinin bir diğer önemli nedeni de Covid-19 nedeniyle seyahat kısıtlamalarının yaşanması ve Brexit nedeniyle birçok çalışanın İngiltere’den ayrılması oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***