Etiket: AB-ABD

  • Putin’in ‘ruble’ hamlesi Rus ekonomisine yarar mı? Sonuçları için uzmanlar ne diyor?

    Putin’in ‘ruble’ hamlesi Rus ekonomisine yarar mı? Sonuçları için uzmanlar ne diyor?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa Birliği’nin Moskova’ya karşı uygulamaya soktuğu yaptırımlara Kremlin’den ‘ruble’ hamlesi geldi. Ancak bunun uygulanabilirliği ve iki taraf için de riskleri tartışılıyor.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu yaptırımları uygulayan ülkelere satılan doğal gaz ve petrol ücretinin dolar ya da euro yerine ruble ile ödenmesi şartını koştu.

    Rus liderin akaryakıt piyasasını “dolarsızlaştırma” politikasının uygulamaya sokulması konusunda konunun uzmanları farklı formüllerin masaya yatırılabileceğine işaret ediyor.

    Fransız düşünce kuruluşu Stratejik Araştırma Vakfı’nda (FRS) enerji uzmanı olan Nicolas Mazzucchi, bu kararın öncelikle doğal gaz anlaşmalarının iptaline neden olabileceğine dikkat çekiyor.

    Bu konuda çarşamba günü açıklama yapan Alman Hükümeti de fiyatın belirlenmesi ve aracı bankaların seçiminde sorun yaşanacağını dile getirdi.

    Putin’in ruble kararını şaşırtıcı bulmayan Mazzucchi, bu “karşı yaptırımların” Rusya’dan beklendiğini ifade ediyor. 2014 yılını hatırlatan araştırmacı, Rusya’nın hedef olduğu yaptırımların özellikle Avrupa’nın dönüştürülmüş tarım ürünlerinin ithalatı konusunda karşı yaptırımlar doğurduğunu söylüyor. Mazzucchi’ye göre Rusya, karşı yaptırımlarla Avrupa’nın “yumuşak karnına” vuruyor.

    Ruble kararının nasıl sonuçları olabilir?

    Kararın işe yaraması durumunda iki etkisinin olacağını belirten Enerji Uzmanı, “Rublenin yapay olarak değer kazanmasını sağlayacak. Çünkü rubleye talep artacak” öngörüsünde bulunuyor.

    “İkinci etkisi ise o ya da bu şekilde dolardan çıkıldığında Amerikan yaptırımlarından da kurtulunmuş olunacak” diyen araştırmacı, “Dolardan çıkarak Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin baskı kapasitesini sona erdirmeye çalışıyor” diyor:

    “Örneğin İran’a karşı yaptırımlarda Washington, Tahran’ın ticaret yapmasını engellemek için ‘Dolar kullanımınızı yasaklıyoruz’ demişti. Şu anda da petrol ve gaz dünyasında tüm işlemler dolar üzerinden yapılıyor. Moskova doları ve euroyu kullanmayarak bazı yaptırımlardan kurtulmayı umut edebilir”.

    Würzburg Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Görevlisi Peter Bofinger de rublenin döviz piyasasından satın alınması durumunda, bunun rublenin değerini güçlendireceğini belirtti.

    Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (IW) Başkanı Hubertus Bardt ise batının ödemeyi dolar veya euro olarak yapmaya devam ettiğinde ne olacağına dikkati çekerek, “O zaman gaz dağıtımları durdurulacak mı? Yoksa bu, merkez bankasını yaptırımlardan kurtarmak için yapılmış bir blöf mü?” sorusunu akıllara getirdi.

    Bonn üniversitesi Öğretim Görevlisi Moritz Schularick da ruble ile satış konusunda ayrıntıların belli olmadığını belirterek, ancak prensipte petrol ithalatçıları, yaptırım uygulanmayan Rus bankalarından rubleyi dolar satarak almak zorunda kalacaklarını belirtti.

    Schularick, “Ancak burada gerçekte olan, elbette Putin’in Avrupa hükümetlerinin endişeleri üzerine oynamasıdır. Zirve öncesi (AB liderleri) korkuları körüklemek ve yeni yaptırımların önüne geçmek istiyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Ruble dolar paritesi nasıl sabitlenecek?

    “Şu ana kadar Kuzey Akım gibi sözleşmelerde gaz miktarı dolara endekslenmiş durumdaydı” diyen Mazzucchi ise, “Sorun Rusya’nın Ruble üzerine kurulmuş bir sistemi uygulamaya soktuğu anda ortaya çıkacak. Bu miktar nasıl rubleye çevrilecek, hangi referans değer alınacak?” konularının temel mesele olduğunu ifade etti.

    “Nasıl uygulamaya sokulduğunun görülmesi lazım. Özel aracı bankalardan mı geçilmesi gerekecek? Eğer yanıt ‘evet’ ise bu bankalar Avrupa topraklarında aktif olmayanlar arasında bulunabilir. Ya da üçüncü ülkeler üzerinden mi geçilmesi gerekecek? Bu sorulara yanıtlar yapılan anlaşmalarla verilecek. Rusya ile petrol ve doğal gaz ticaretinin devam etmesini isteyen ülke, kendi yöntem ve stratejisini belirleyecek. Birçok farklı model ortaya çıkacak”.

    ‘Rusya’dan böyle bir misilleme beklenmiyor’

    Düsseldorf Heinrich-Heine Üniversitesi Rekabet Ekonomisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Jens Südekum, konuya ilişkin Twitter hesabından yaptığı değerlendirmede, uluslararası finans piyasalarında yeterince ruble bulunmadığını, tek alternatifin rubleyi doğrudan Rusya merkez bankasından almak olduğunu belirtti.

    Rusya’nın sahip olduğu altın ve döviz rezervlerinin Batılı ülkeler tarafından dondurulduğunu anımsatan Südekum, “Putin bu şekilde dolaylı olarak bizi kendi yaptırımlarımızı aşmaya zorluyor” ifadesini kullandı.

    Aynı zamanda Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı’nın bilimsel danışma kurulu üyesi de olan Südekum, Batı yaptırımlarına karşı, Rusya’dan böyle bir misilleme beklenmediğini ifade etti. Südekum, ” Bekleyip Batı’nın nasıl tepki vereceğini görmemiz gerekecek. Bir olasılık, bunu bir provokasyon olarak alıp kendi yaptırımlarınızı artırabilir. İleri giderek, gaz ithalatını tamamen durdurabilir. Belki de Putin’in başarmak istediği tam olarak buydu” değerlendirmesinde bulundu.

    Jens Südekum, Putin’in son açıklamasından sonra Rusya’ya karşı bir enerji ambargosunun daha olası olduğuna işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna krizinde Almanya devrede: Şansölye Scholz, Kiev ve Moskova’ya gidiyor

    Ukrayna krizinde Almanya devrede: Şansölye Scholz, Kiev ve Moskova’ya gidiyor


    Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin giderek yaklaştığı konusunda uyardığı bir dönemde arabuluculuk için bu hafta Ukrayna ve Rusya’ya ziyaretlerde bulunacak.

    Pazartesi günü Kiev’e gidecek Alman Şansölye, salı günü ise Moskova’ya geçecek. Diplomatik müzakerelerin “birçok farklı kanal”dan yürütülmesini savunan Scholz, Alman parlamentosunun üst kanadında yaptığı konuşmada, “Müttefiklerimizle birlik içinde olduğumuz ve tüm askeri saldırganlığın Rusya ve hedefleri için çok ağır sonuçları olacağı konusunda Rusya’ya net bir mesaj göndermek, Avrupa’da bir savaşı önlememizi sağlamak bizim sorumluluğumuzdadır” dedi.

    Fakat Alman Şansölye bahsi geçen “ağır sonuçlar” konusunu netleştirmedi. Üstelik hükümeti, Ukrayna’ya ağır silah tedarik etmeyi ve Rusya’ya karşı hangi yaptırımları destekleyeceğini açıklamayı reddetmesi, uluslararası kamuoyunda eleştirilmesine ve Almanya’nın pozisyonu hakkında şüphelerin doğmasına neden oldu.

    Ayrıca “ağır sonuçlar”ın Rus doğal gazını Baltık Denizi’nin altından Almanya’ya taşımayı amaçlayan tartışmalı Kuzey Akım 2 (Nord Stream 2) boru hattını kapsayıp kapsamadığı da bilinmiyor. Fakat ABD Başkanı Joe Biden bu konunun Rusya’ya karşı bir “koz” olarak kullanılacağının sinyallerini verdi. Biden, “Rusya’nın olası işgali durumunda boru hattı kapatılacak” tehdidinde bulundu.

    Fakat henüz faaliyette olmayan hattın kullanıma açılmaması ekonomik olarak Rusya’ya zarar vereceği gibi aynı zamanda Almanya için de arz sorunlarına neden olacak. Bu da Scholz’un açıklamalarında Nord Stream 2 konusuna vurgu yapmamasına neden oluyor.

    Hükümet Sözcüsü Steffen Hebestreit de Scholz’un Ukrayna’ya yeni bir teklifle gitmeyeceğinin ve “masada belirlenen pozisyonlara bağlı kalınacağını ifade etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB-ABD Zirvesi | Trump döneminden kalma anlaşmazlıkta uzlaşı adımı

    AB-ABD Zirvesi | Trump döneminden kalma anlaşmazlıkta uzlaşı adımı


    Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yıl sonuna kadar çelik ve alüminyumla ilgili önlemler üzerindeki farklılıkları çözmek adına bir çalışma grubu kurmaya karar verdiklerini duyurdu. 2018 yılından beri devam eden çelik ve alüminyum gümrük vergisi anlaşmazlığı konusundaki en önemli adım da atılmış oldu.

    Brüksel’de düzenlenen AB-ABD Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Joe Biden, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel bir araya geldi.

    Taraflar, rakip havacılık şirketleri Airbus ve Boeing’e sağlanan desteklemelerden ötürü karşılıklı olarak uyguladıkları 11,5 milyar dolarlık ilave gümrük vergilerini 5 yıl için askıya almaya karar verdiklerini de açıkladı.

    “Birkaç ay içinde ilerleme sağlanmasını bekliyorum”

    Von der Leyen, çelik ve alüminyum konusunda en kısa sürede bir çözüm sağlamak için bir çalışma grubu kurmaya karar verdiklerini belirterek, bu konuda da “birkaç ay içinde ilerleme sağlanmasını beklediğini” söyledi.

    AB hali hazırda çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uyguladığı gerekçesiyle çeşitli ABD ürünlerine yönelik planlanan yeni vergilerin kısmi olarak askıya alındığını duyurmuştu.

    AB ile ABD arasındaki çelik ve alüminyum sorunu

    ABD ile AB arasındaki söz konusu anlaşmazlık eski Başkan Donald Trump’ın yönetimine kadar uzanıyor.

    ABD, 2018 yılında “ulusal güvenlik” gerekçesiyle başladığı ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulama kararına AB ülkelerini de dahil etmişti.

    Yoğun görüşmelere rağmen AB tarafı, ABD’yi çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10’luk gümrük vergisi uygulama kararından vazgeçiremedi.

    ABD’ye karşı ticari misilleme olarak dengeleyici tedbirler alan AB, bu ülkeden ithal edilen mısır, barbunya, pirinç, mısır gevreği, fıstık ezmesi, yaban mersini, portakal suyu, viski, puro, sigara, tütün, ruj, kot pantolon, nevresim, ayakkabı, lavabo, merdiven, vantilatör, motosiklet, yat, tekne, tüp ve çelik gibi yüzlerce farklı ürüne yüzde 25 oranında gümrük vergisi yürürlüğe koydu.

    Biden da uzlaşmadan yana

    ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden ise şimdiye kadar Trump yönetiminin aksi yönünde bir tutum sergiledi.

    Biden, Brüksel’de gazetecilere verdiği demeçte, “En iyi cevap… ekonomilerimizin büyüdüğü, birlikte büyüdüğü ve bizi ilk etapta birleştiren değerlere dayalı olarak büyümeye devam ettikleri bir ortama sahip olmak” dedi.

    Ayrıca liderler, Paris İklim anlaşmasının uygulanmasına katkıda bulunması amacıyla AB-ABD Yüksek Düzeyli İklim Eylem Grubu kurmaya karar verdi.

    Von der Leyen, İklim Eylem Grubu’nun çevre hedefleri doğrultusunda 2050 yılına kadar iklime zarar vermeyen ekonomilere dönüşmek konusunda çalışmalar yapacağını bildirdi.

    AB ve ABD arasında Ticaret ve Teknoloji Konseyi kuruluyor

    Görüşmelerde alınan kararlardan biri de AB ve ABD arasında Ticaret ve Teknoloji Konseyi (TTK) kurmak oldu.

    Leyen, söz konusu konseyle birlikte amaçlarının ticaret ve yatırımları canlandırmak, teknik engelleri azaltmak ve çip gibi ürünlerde iş birliğini geliştirmek olduğunu söyledi.

    TTK önerisi, ilk olarak Biden’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasından kısa bir süre sonra Komisyon tarafından sunuldu. Nihai hedef ise mevcut ve gelecekteki teknolojilerin Çin’in belirlediği kurallar yerine Batı’nın demokratik değerlerine uymasını sağlamak.

    “DSÖ’nün reforma ihtiyacı var”

    Ayrıca Covid-19 salgınına da değinen taraflar, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) acilen reforma tabi tutulması gerektiğini dile getirdi.

    Liderler, gelecekteki olası herhangi bir krize hızla yanıt verebilmek için pandemiye hazırlık ve müdahale konusunda bir DSÖ anlaşması geliştirmenin faydalarının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    AB Konseyi Başkanı Charles Michel de yaptığı açıklamada, “Covid-19’u tarih kitaplarına göndermek istiyoruz ve bunun tek bir yolu var; uluslararası işbirliği. Dünya nüfusunun aşılara erişimini sağlayarak bunu gerçekleştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Von der Leyen ise DSÖ’nün soruşturma yetkilerinin “artırılması gerektiğini” savundu.

  • AB aşı sertifikalarının karşılıklı tanınması için ABD ve İngiltere ile görüşüyor

    AB aşı sertifikalarının karşılıklı tanınması için ABD ve İngiltere ile görüşüyor


    Avrupa Birliği (AB), ABD ve İngiltere ile aşı sertifikalarının karşılıklı tanınması için görüşmeler gerçekleştiriyor.

    Bu bilgiyi Avrupa Komisyonu Adalet Komiseri Didier Reynders, sertifikanın tüm AB genelinde 1 Temmuz itibarı ile uygulamaya gireceğini duyurduğu konuşmasında verdi:

    “27 üye ülkede serbest dolaşımı kolaylaştırmak için olduğu kadar mümkün olduğunda Birleşik Krallık ve ABD ile sınırları açmak için de bir sertifikanın düzenlenmesi konusunda ilerleme kaydediyoruz”.

    Lüksemburg’da gerçekleşen AB Adalet Bakanları toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Reynders, Avrupa’ya seyahat için olası tüm düzenlemeler temelinde Birleşik Krallık ve ABD gibi üçüncü ülkelerle sertifikaların karşılıklı tanınması hakkında görüştüklerini aktardı.

    “Avrupa düzeyinde çok ilerideyiz ve belki de Birleşik Krallık ve ABD’de aynı tür sertifikalar olabilir” diyen Reynders aşı veya iyileşme kanıtı türlerinin ve testlerinin ortak tanımlarına ilişkinse henüz bir uzlaşıya varılmadığını, bunlar üzerinde çalışmaların yapılması gerektiğini kaydetti.

    Sertifika öncesi yeni seyahat uyarıları hazırlanıyor

    Covid-19 dijital sertifikası yaz sezonunda ülke ekonomileri için hayati görülüyor. Sertifikada test, aşılama veya kişinin koronavirüsü atlattığına dair bilgiler yer alacak.

    Sertifika yürürlüğe girmeden önce Brüksel serbest dolaşıma ilişkin yeni uyarılara dair bir revizyon hazırlıyor.

  • Danimarka: ABD’nin casusluğu müttefiklerimizle ilişkilerimize zarar vermez

    Danimarka: ABD’nin casusluğu müttefiklerimizle ilişkilerimize zarar vermez


    Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD’nin ülkesinin bilgi ve iletişim ağları aracılığıyla Avrupalı ​​liderler hakkında casusluk yaptığına ilişkin raporların Fransa ve Almanya başta olmak üzere diğer müttefiklerle ilişkilerine zarar verdiğini düşünmediğini söyledi.

    Başbakan Mette Frederiksen yerel haber kanalı Ritzau’ya verdiği demeçte şunları söyledi:

    “Fransa veya Almanya ile ilişkilerin yeniden kurulmasına ihtiyaç olduğuna ilişkin analizlerin doğru bir şekilde ortaya konduğunu düşünmüyorum. Devam eden bir diyaloğumuz var ve istihbarat konularında da buna sahibiz”

    Danimarka devlet yayıncısı DR’nin pazartesi günü bildirdiğine göre, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, Danimarka denizaltı internet kablolarını komşu ülkeleri ve Alman Şansölyesi Angela Merkel de dahil olmak üzere liderlerini gözetlemek için kullandığını ileri sürmüştü.

    “Sistematik bir izleme yapmak doğru değil”

    Başbakan Frederiksen, ülkenin savunma bakanının daha önceki bir açıklamasını yineleyerek, “Müttefiklerin sistematik olarak izlenmesi gibi bir uygulama olmamalı” dedi.

    Washington salı günü yaptığı açıklamada, güvenlik meseleleriyle ilgili herhangi bir soruyu ele almak için müttefikler ve Avrupalı ​​ortaklarla birlikte çalışacağını duyurdu.

    Hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hem de Merkel, müttefiklerin telefon dinlemesinin kabul edilemez olduğunu ve iki ülkenin neler olduğuna dair tam şeffaflık beklediklerini söylediler.

  • AB ve ABD, çelik ve alüminyum vergilerinde kısmi ateşkes sağladı, Çin’e karşı ortak hareket edilecek

    AB ve ABD, çelik ve alüminyum vergilerinde kısmi ateşkes sağladı, Çin’e karşı ortak hareket edilecek


    Avrupa Birliği (AB), çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uyguladığı gerekçesiyle çeşitli ABD ürünlerine yönelik planlanan yeni vergilerin kısmi olarak askıya alındığını duyurdu.

    AB ve ABD, 2018 yılından beri devam eden çelik ve alüminyum gümrük vergisi anlaşmazlığı hakkında ortak açıklama yaptı.

    Açıklamada, tarafların çelik ve alüminyumda küresel kapasite sorununu çözmek için görüşmeye başladıklarına işaret edilerek, fazla kapasiteden kaynaklanan pazar bozulmasının AB ve ABD’deki sektör ve çalışanları ciddi biçimde tehdit ettiği belirtildi.

    ABD ve AB üyesi ülkelerin, benzer ulusal güvenlik çıkarları, piyasa ekonomileri ve demokrasileri bulunan müttefikler oldukları aktarılan açıklamada, Çin gibi ticareti bozucu politikaları destekleyen ülkelere karşı birlikte hareket edileceği bildirildi.

    AB ve ABD’nin, kapasite sorunu görüşmelerine yapıcı bir ortam sağlamak için ikili ticareti olumsuz etkileyen konularda adım atmama konusunda uzlaştıkları belirtilen açıklamada, yıl bitiminden önce bu konularda çözüm sağlamaya çabalanacağı kaydedildi.

    “İlave gümrük vergisi uygulamama kararı, anlaşmazlığa çözüm bulmaya katkı sağlayacak”

    AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “AB, ABD’nin çelik ve alüminyum gümrük vergilerine karşı yeniden dengeleme önlemlerindeki artışı geçici olarak askıya alacak.” ifadesini kullandı.

    Atlantik ötesi ilişkileri yeniden canlandırmanın önemine işaret eden Dombrovskis, ilave gümrük vergisi uygulamama kararının anlaşmazlığa çözüm bulmaya katkı sağlayacağını vurguladı.

    ABD, 2018 yılında “ulusal güvenlik” gerekçesiyle başladığı ithal çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulama kararına AB ülkelerini de dahil etmişti.

    Yoğun görüşmelere rağmen AB tarafı, ABD’yi çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10’luk gümrük vergisi uygulama kararından vazgeçiremedi.

    ABD’ye karşı ticari misilleme olarak dengeleyici tedbirler alan AB, bu ülkeden ithal edilen mısır, barbunya, pirinç, mısır gevreği, fıstık ezmesi, yaban mersini, portakal suyu, viski, puro, sigara, tütün, ruj, kot pantolon, nevresim, ayakkabı, lavabo, merdiven, vantilatör, motosiklet, yat, tekne, tüp ve çelik gibi yüzlerce farklı ürüne yüzde 25 oranında gümrük vergisi yürürlüğe koydu.

    AB tarafı, 1 Haziran’da bazı ABD ürünlerine uygulanan gümrük vergisini yüzde 50’ye çıkarmayı planlıyordu.