Etiket: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

  • Cumhurbaşkanı’ndan 8 Mart Genelgesi! ‘Kadını Güçlendirme Kurulu’ Kuruldu: Kadın Hakları İçin Yeni Politikalar Yolda

    Cumhurbaşkanı’ndan 8 Mart Genelgesi! ‘Kadını Güçlendirme Kurulu’ Kuruldu: Kadın Hakları İçin Yeni Politikalar Yolda


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan “Kadının Güçlenmesi” genelgesiyle “Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulu” kuruldu.

    KADIN HAKLARI İÇİN YENİ POLİTİKALAR

    Genelgeye göre, kadınların eğitim, bilim, siyaset, ekonomi, çevre ve iklim değişikliği gibi pek çok alanda daha etkin rol alabilmesi için çalışmalar yürütülecek. Kadın girişimciliği teşvik edilecek, çalışma hayatındaki fırsat eşitliğini artıracak mekanizmalar geliştirilecek. Ayrıca, kadınların siyasal hayata katılımını artırmak ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer almalarını sağlamak için çeşitli düzenlemeler yapılacak. Kadınların iş gücüne tam ve etkin katılımını sağlamak ve kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla gerekli çözüm önerileri ele alınacak.

    Kadın erkek eşitliği konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak için yeni programlar hayata geçirilecek. Bütün bu çalışmalar, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028)” çerçevesinde yürütülecek.

    KURUL KİMLERDEN OLUŞACAK?

    Kadın haklarını güçlendirmek için oluşturulan kurula; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı başkanlığında; Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman ile Ticaret Bakanlıklarının ilgili bakan yardımcıları; Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulunun karar vermeye yetkili üst düzey temsilcileri ile Kadının Statüsü Genel Müdürünün katılım sağlayacak.

    Kurul, yılda en az bir kez toplanacak ve gerektiğinde olağanüstü toplantılar düzenleyebilecek. Çalışmalarına üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri de dahil olabilecek.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cinsiyetler arası kazanç: Türkiye ve AB’de istihdam ve işgücüne katılım farkı

    Cinsiyetler arası kazanç: Türkiye ve AB’de istihdam ve işgücüne katılım farkı


    AB ülkeleri ile kıyas edildiğinde cinsiyetler arası işgücüne katılım ve istihdam farkında Türkiye’nin karnesi zayıf.

    REKLAM

    Çalışma hayatında cinsiyetler arası fark Türkiye ve Avrupa ülkelerinde hâlâ yaygın. Türkiye, kadınların işgücüne katılım oranında son sırada yer alıyor.

    Ancak ücret farkında Türkiye daha iyi durumda. Avrupa Birliği ülkelerinde kadınlar erkeklere göre ortalama yüzde 13 daha az kazanırken Türkiye’de bu oran yüzde 6,2. 

    Cinsiyetler arası işgücüne katılım oranı farkı AB’de yüzde 10 iken Türkiye’de yüzde 38. Cinsiyetler arası istihdam oranı farkı ise AB’de 10, Türkiye’de 35 puan.

    Dünya Kadınlar Günü, cinsiyetler arası farkı azaltmak, kadınların başarılarını ön plana çıkarmak, kadın haklarının ilerlemesi için karar vericiler üzerinde baskı yapmak amacıyla resmi olarak 1977’den beri her yıl düzenleniyor.

    Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı verilerine göre kadınlar neredeyse tüm ülkelerde erkeklerden daha az kazanıyor. 

    Verilerde bu oran eksi ise kadınların erkeklerden daha çok kazandığı anlamına geliyor.

    Örneğin cinsiyetler arası kazanç farkı yüzde 10 ise kadınlar 90 lira kazanırken erkeklerin 100 lira kazandığı anlamına geliyor.

    TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2022 yılında cinsiyetler arası kazanç farkı yüzde 6,2 oldu. Bu fark işyeri büyüklüğüne göre değişiyor.

    Buna göre işyerinde 1-9 arası çalışan varsa kazanç farkı (yüzde 0.1) neredeyse yok. 10-49 arası çalışan olan işyerinde kazanç farkı – yüzde 1,4. Yani, kadınlar erkeklerden daha fazla kazanıyor.

    50-249 arası çalışan olan işyerinde bu farkı yüzde 6,2’ye yükselirken binden fazla kişinin çalıştığı işyerinde cinsiyetler arası kazanç farkı yüzde 7,9’a kadar çıkıyor.

    AB’de cinsiyete dayalı kazanç farkı yüzde 12,7

    Eurostat verilerine göre AB’de cinsiyetler arası kazanç farkı 2022 yılında yüzde 12,7 oldu. Ancak bu veriler işyerinde 10 veya daha fazla çalışan kurumları gösteriyor.

    TÜİK verilerinde 10-49 arası çalışan bulunan işyerlerinde cinsiyete dayalı kazanç farkı yüzde -1,4. Ancak çalışan sayısı arttıkça oran değişiyor. Bu yüzden tam bir kıyas yapmak mümkün değil. Türkiye geneli yüzde 6,2.

    Eurostat verilerine göre sadece Lüksemburg’da kadınlar erkeklerden fazla kazanıyor. 2022 yılında bu ülke cinsiyetler arası kazanç farkı eksi yüzde 0,7 oldu.

    Kazanç farkının en yüksek olduğu ülke ise yüzde 21,3 ile Estonya.

    Almanya’da cinsiyete dayalı kazanç farkı yüzde 18 gerçekleşti.

    Bu fark Fransa’da yüzde 13,9 oldu.

    İşgücüne katılımda cinsiyet farkı: Türkiye yüzde 38 puan, AB’de yüzde 10 puan

    Ücret veya kazanç farkı önemli ancak işgücüne katılım ve istihdam oranları da çok önemli göstergeler. Bunların kadın ve erkeklerin çalışma hayatına ne kadar dahil olduklarını gösteriyor.

    OECD 2022 verilerine göre Avrupa’da cinsiyetler arası işgücüne katılım farkının en yüksek olduğu ülke Türkiye. 

    REKLAM

    Türkiye’de 15-64 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 78,2’si işgücüne katılırken bu oran kadınlarda sadece yüzde 40. Böylece cinsiyete dayalı işgücüne katılım oranında farkı yüzde 38,2 puan.

    Türkiye’den sonra en yüksek oran yüzde 38,2 puan ile Romanya’da. Aradaki fark Türkiye’de kadınların vahim durumunu gösteriyor. AB ortalaması yüzde 9,9 puan.

    Türkiye kadınlarda işgücüne katılım oranının en düşük olduğu ülke.

    Baltık ve İskandinav ülkelerinde fark az

    İşgücüne katılım oranında cinsiyetler arası farkın en düşük olduğu ülkeler Litvanya ve Finlandiya. Baltık ve İskandinav ülkelerinde bu anlamda farkı yüzde 5 puandan daha düşük.

    İstihdamda cinsiyet farkı

    Cinsiyete göre istihdam farkında da benzer bir durum sözkonusu. TÜİK’e göre 2022 yılında 15-64 yaş arasında erkeklerde istihdam oranı yüzde 65 olurken kadınlarda yüzde 30,4 oldu. Cinsiyete dayalı istihdam farkı yüzde 34,6 puan gerçekleşti.

    REKLAM

    Eurostat verilerine göre AB ülkelerinde cinsiyete dayalı istihdam farkının en yüksek olduğu ülke yüzde 19,1 puan ile Yunanistan. AB ortalaması ise yüzde 9,8 puan.

    Avrupa’da da tüm ülkelerde erkeklerin istihdam oranı kadınlardan daha yüksek.

    Farkın en düşük olduğu ülke yüzde 0,3 puan ile Litvanya. Yine bu alanda da Baltık ve İskandinav ülkelerinin iyi durumda olduğu görülüyor.

    Öte yandan, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) TÜİK verilerine dayanarak Türkiye’de 2018 yılında cinsiyete dayalı ücret farkını yüzde 15.6 olarak hesapladı. Ancak bu çalışmanın metodolojisi farklı.

    Öte yandan, Euronews’in TÜİK verilerinden yaptığı analize göre Türkiye’de kadınlar üniversite okursa erkeklere göre istihdam şansı artıyor. Ancak yine de kadınların daha düşük ücrete çalışmak zorunda kalıyor.

    REKLAM

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Türkiye’de geçen yıl 403, son iki ayda 71 kadın cinayeti işlendi

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Türkiye’de geçen yıl 403, son iki ayda 71 kadın cinayeti işlendi


    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre, geçen yıl Türkiye’de en az 403 kadın, çoğu mevcut ya da eski eşleri veya kendilerine yakın diğer erkekler tarafından öldürüldü.

    REKLAM

    Kadına karşı şiddeti gündemin üst sıralarına taşıyan Muhterem Evcil cinayetinin üstünden 10 yıldan fazla zaman geçti, ancak istatistikler Türkiye’de kadın cinayetlerinin hız kesmeden devam ettiğine işaret ediyor.

    Türkiye’de 2024 yılı başından itibaren 71 kadın öldürüldü. 27 Şubat’ta ise bir rekor yaşandı; aynı gün yedi kadının birden öldürülmesiyle bir günde bilinen en yüksek sayıda kadın cinayeti işlendi. 

    Toplumsal cinsiyete bağlı cinayetleri takip eden ve şiddet mağdurlarına destek sağlayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre, geçen yıl Türkiye’de en az 403 kadın, çoğu mevcut veya eski eşleri vey kendilerine yakın diğer erkekler tarafından öldürüldü.

    “Yasalar uygulanmıyor, istismarcılar yargılanmıyor”

    Kadınları korumaya yönelik yasaların yeterince uygulanmadığını ve istismarcıların yargılanmadığını söyleyen aktivistler her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokağa çıkarak kadınların daha fazla korunmasını ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmesini talep ediyor.

    Ancak Türk makamları bu tür mitingleri güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle yasaklıyor.

    Muhterem Evcil’in ablası Çiğdem Kuzey, kız kardeşinin 2013 yılında manikürcü olarak çalıştığı kuaför salonunda uzaklaştırma kararını ihlal eden eşi tarafından öldürülmesinde kadınları korumaya yönelik yasaları uygulamayan yetkilileri sorumlu görüyor.

    “Adalet yerini bulmadığı ve erkekler hep ön plana çıkarıldığı sürece bu ülkede kadınlar hep ağlayacak” diyen Kuzey’e göre yetkililer Muhterem’in boşanmak istediği eşini o gün serbest bırakmak yerine yasaların gerektirdiği şekilde hapse atsaydı kız kardeşinin cinayeti engellenecekti.

    “Mahkemeler erkeklere karşı hoşgörülü”

    Evcil’in 2013 yılında öldürülmesi Türkiye’de kadınların daha fazla korunması için bir çağrı haline geldi, ancak aktivistler ülkenin kadınların öldürülmesini engelleme konusunda çok az ilerleme kaydettiğini söylüyor. 

    Aktivistler tahrik edildiğini iddia eden, pişmanlığını dile getiren veya duruşmalar sırasında iyi hal gösteren erkek istismarcılara karşı mahkemelerin hoşgörülü davrandığını iddia ediyor. 

    Aktivistler ayrıca uzaklaştırma emirlerinin genellikle çok kısa olduğunu ve bunları ihlal edenlerin gözaltına alınmadığını, bunun da kadınları riske attığını söylüyor.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, kadınların korunmasını bir öncelik haline getirdiğini belirtiyor. “Mağdurlar şikayetlerinden vazgeçmiş olsalar bile onları takip etmeye devam ediyoruz. Her vaka bizim için çok fazla.” diyen bakan davaları bizzat takip ettiğinin altını çiziyor.

    “Kabullenemeyen erkekler şiddetle bastırıyor”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim’e göre bu cinayetlerin arkasında erkeklerin kabullenememesi yatıyor.  

    Cinayetleri, derin ataerkil geleneklere ve kadınların ev dışında çalışmak ve sorunlu ilişkilerden ayrılmak istemesinin bu geleneklere aykırı düşmesine bağlayan Ataselim “Türkiye’de kadınlar daha özgür ve daha eşit yaşamak istiyor. Kadınlar olumlu anlamda çok değişti ve ilerledi. Erkekler bunu kabullenemiyor ve kadınların ilerlemesini şiddetle bastırmaya çalışıyorlar.” sözleriyle durumu açıklıyor.

    Platform olarak yaşanan cinayetlerin önlenebilecek olduğuna inandıklarını vurgulayan Ataselim Ataselim, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ek bir koruma katmanı olduğunu belirtiyor ve platform olarak sözleşmeye geri dönülmesi için baskı yapıyor.

    Platform ayrıca şiddete maruz kalan kadınlar için bir telefon hattı kurulması ve mevcut talebi karşılamaktan uzak olan kadın sığınma evi sayısının arttırılmasını talep ediyor.

    Kız kardeşinin ölümünü sonrasında oluşan kadın dayanışmasını “Bir Muhterem kaybettim ama binlerce kardeş kazandım” diyerek vurgulayan Çiğdem Kuzey, “Umudum kızlarımızın bizim yaşadıklarımızı yaşamaması ve bu ülkeye adaletin gelmesi.” sözleriyle kadına karşı şiddet eylemlerinin son bulmasını diliyor. 

    Cinayetlere karşı suskun kalınmaması için çağrıda bulunan kadınlar da 2019 yılında Kırıkkale’deki bir kafede 10 yaşındaki kızının gözleri önünde eşi tarafından boğazı kesilerek öldürülen Emine Bulut’un son sözleri “Yaşamak istiyorum!” ile tepkilerini duyurmaya çalışıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Babası Ukraynalı annesi Rus olan Anjelika Akbar: Savaş artık son bulsun

    Babası Ukraynalı annesi Rus olan Anjelika Akbar: Savaş artık son bulsun


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***