Etiket: 28 Şubat

  • Bir imza için ölmesi mi bekleniyor? 28 Şubat’tan hükümlü Çetin Doğan, hastaneye kaldırıldı

    Bir imza için ölmesi mi bekleniyor? 28 Şubat’tan hükümlü Çetin Doğan, hastaneye kaldırıldı



    GERÇEK GÜNDEM-HABER MERKEZİ

    28 Şubat davasından hüküm giyen ve cezaevinde tutuklu bulunan 84 yaşındaki emekli Orgenaral Çetin Doğan, tansiyonunun yükselmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

    Avukatı Hüseyin Ersöz, hastaneye kaldırılan Doğan’ın safra kesesinin alındığını ancak Pankreatit riskinin de bulunduğunu söyledi.

    Ersöz, Adli Tıp Kurumu’nun “kocamışlık ve sürekli hastalık” raporu düzenlediği Çetin Doğan’ın dosyasının 2023 yılından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde olduğunu hatırlattı.

    Ersöz sosyal medyadan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Müvekkilimiz Çetin Doğan, İzmir F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tansiyon değerlerinin yükselmesi üzerine haftasonu Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Yapılan tetkikler sonrası konulan teşhis üzerine bugün sabah saatlerinde gerçekleşen ameliyatla, Çetin Doğan’ın safrakesesi alınmıştır. Pankredit riski de bulunan Müvekkilimizin sağlık durumunun iyi olduğu bilgisi alınmakla birlikte, yaşına bağlı sürekli sağlık sorunlarından dolayı hastanede müşahede altında tutulmaya devam edilmektedir. Müvekkilimize eşi Nilgül Doğan refakat etmektedir. Adli Tıp Kurumu’nun “kocamışlık ve sürekli hastalık” raporu düzenlediği Çetin Doğan’ın dosyası 2023 yılı Nisan ayından bugüne Cumhurbaşkanının önünde bulunmaktadır.”

    “ERDOĞAN’IN İMZALAMAK İSTEMEDİĞİ DOSYA…”

    Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hapiste bulunan emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın sağlık durumu kötü olmasına karşın tahliye dosyasını imzalamadığını 23 Haziran 2023’te kaleme almıştı.

    Terkoğlu, “Erdoğan’ın imzalamak istemediği dosya” başlıklı yazısında, “Bugüne kadar cumhurbaşkanından aman dilemeyen af istemeyen generaller, hapiste gördükleri işkenceyle fiilen ikinci kez cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı.

    Terkoğlu’nun yazısından ilgili bölüm şöyle:

    “28 Şubat davası mahpusu 85 yaşındaki Vural Avar, 20 Aralık’ta cezaevinde hayatını kaybetti. Kamuoyunda infial yaratan olayın ardından, Adalet Bakanlığı, 2 Ocak tarihli genelgeyle, sürekli hastalık ve kocama hali bulunan mahpusların cezalarının hafifletilmesi ve kaldırılması için genelge yayımladı. Genelgeyle birlikte 28 Şubat sanıkları, tıpkı diğer mahpuslar gibi Adli Tıp’a sevk edildi.

    Bugün dava kapsamında hapiste 5 emekli general bulunuyor. Çetin Doğan 83, Fevzi Türkeri 82, Yıldırım Türker 82, Cevat Temel Özkaynak 78, Erol Özkasnak 77 yaşında.

    Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, generallere ayrıntılı bir sağlık taraması yaptı. Hepsinin kronik hastalıkları çıktı. Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Cevat Temel Özkaynak hakkında oybirliği ile “kocama hali var” raporu verildi. Raporlar nisan ayında savcılıklara gönderildi.

    Bir detay daha…

    Erol Özkasnak ve Yıldırım Türker hakkında ise “Düzenli takip edilmesi gereken kronik hastalıkları var ama kocama hali yok” raporu çıktı. Bu durum da kafa karıştırdı. Nitekim rapora bazı doktorlar da şerh düşmüş ve rapor oyçokluğu ile çıkmıştı.

    Savcılığın da kafası karışmış olacak ki öğrendiğime göre Adli Tıp’tan, iki general için daha net bir açıklama istedi. Gelen yanıtla birlikte kronik hastalıkları olan iki ismin de cezaevinde kalamayacağı netleşti.

    SORUMLUSU ERDOĞAN

    İşte bundan sonra aslında rutin bir süreç başladı. Dosyalar infaz savcılıklarından Adalet Bakanlığı’na gönderildi. Konuştuğum bakanlık kaynakları, seçim sürecinin hengamesine rağmen, beş generalin “cezaevinde kalamayacak kadar hasta” olduğunu ifade eden dosyalarının, Cumhurbaşkanlığı’na iletildiğini söyledi.

    Süreç o kadar tamamlanmıştı ki…

    Generallerin tahliyesi sonrası kalacakları adresin tespiti bile karakollar tarafından yapılarak dosyaya eklendi.

    İşte bu noktada, nedense dosyalar, bir süredir cumhurbaşkanının imzasını bekliyor. İmzanın ardından, zaten hapisten çıkması gereken generaller çıkacak. Konuştuğum hukukçular Erdoğan’ın bu konuda takdir yetkisinin de olmadığını ifade ediyor. Bunun bir görev olduğunun altını çiziyor. Yani Adli Tıp “hasta” dedikten sonra, cumhurbaşkanı “Bence sağlıklı” diyemiyor.

    Buna rağmen Erdoğan, okuduğunuz yazının yazıldığı saatlerde, halen imzasını atmamıştı. Haliyle 83 yaşındaki Çetin Doğan’a işkence devam ediyordu. “İşkence” diyorum, zira hastalığına rağmen bir mahpusu içeride tutmaya devam etmek işkencenin ta kendisi. Vural Avar örneği ortada. Bundan sonra beş yaşlı generalin başına geleceklerin sorumlusu belli.

    Peki neden? Neden 71 yaşındaki Hizbullahçı Mehmet Emin Alpsoy, Saadet Partili sandık görevlilerini katleden 75 yaşındaki Hacı Sülük serbest bırakılırken hastalığı kanıtlanmış Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu generaller içeride tutulmaya devam ediyor?

    Hemen herkes bunun siyasi bir karar olduğunda hemfikir. Bugüne kadar cumhurbaşkanından aman dilemeyen af istemeyen generaller, hapiste gördükleri işkenceyle fiilen ikinci kez cezalandırılıyor. “Atılamayan imza”nın gerekçesi de bu.

    Gücün adil olduğunu ancak kalemlerin de kılıçların da eşit davranmasından anlarsınız.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 83 yaşındaki Çetin Doğan cezaevinden seslendi: ‘Bu ne vicdansızlık’

    83 yaşındaki Çetin Doğan cezaevinden seslendi: ‘Bu ne vicdansızlık’



    Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin, “‘Bu ne vicdansızlık sözün bittiği yerdeyiz’” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

    Erkin bugünkü yazısında, 28 Şubat davasında hüküm giyen, 83 yaşındaki kalp hastası emekli Orgeneral Çetin Doğan’ı ve 4 emekli generali gündeme getirdi.

    Erkin’e konuşan Doğan’ın eşi Nilgül Doğan “Sözün bittiği yerdeyiz” diyerek son süreci anlattı.

    Yazının ilgili kısımları şöyle:

    Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan’ı aradım. “Sözün bittiği yerdeyiz” diye başladı cümlesine ve son süreci anlattı:

    “Altı ayı aşkın bir imza atılmasını bekliyoruz. Ne yazık ki bir gelişme yok. Ne diyeyim, söyleyecek bir şey yok. Kaloriferler yeterli yanmıyor. En son gittiğimde bere götürdüm. Elimizden bir şey gelmiyor, sessiz, sakin izliyoruz. Ne yapabiliriz ki?

    “Çetin de ‘Bu ne vicdansızlıktır. Sözün bittiği yerdeyiz’ diyor. Başka bir şey demiyor. Ortada bir darbe yok ki, hükümeti devirme gibi bir girişim olsa. En yakından siz biliyorsunuz, davayı takip ettiniz Aytunç Bey. “
    Yaşlar kemale erdi. Emekliliğimizi bize yaşatmadılar. Yedinci seneye girdik cezaevinde. 4.5 yıl Balyoz, 2.5 yıl 28 Şubat. Günah bu insanlara. 4.5 yıl Balyoz’dan yattı ve torunlarının büyüdüğünü resimlerde gördü. Şimdi bugün yaşı ilerledi, dik durmaya çalışıyor. Biz üzülmeyelim diye sorunlarını aktarmıyor. Çok sonra avukatlardan öğreniyoruz.

    “İki defa mide kanaması geçirdi. İkincisinde doktora gitmedi. Çünkü; ilkinde gittiğinde üç ay sonraya randevu verdiler. Kanama geçirdiğini söylüyorlar, yerini saptamamız lazım diyorlar ama üç ay sonraya randevu veriyorlar. Bu nedenden dolayı ikinci mide kanamasını kendisi tedavi etti. Öyle geçirdi.

    “Söz bitti. İkimizin de gönlü yorgun artık. Karşılıklı birbirimize tiyatro oynuyoruz. O ‘beni merak etmeyin’ diyor. Biz ‘sen bizi merak etme’ diyoruz. Özgürlüğü yok ki!

    “Bir tarihte Balyoz döneminde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e gitmiştim. Kaşif Kozinoğlu hayatını kaybettiği zaman (kalp krizi iddiası) ‘neden ambulans yok buralarda’ diye sormuştum. Demiştim ki: ‘Sizin burada ne kadar şaşalı bir odanız var, hizmet edenleriniz var. Size ‘üç gün bu odadan çıkmayacaksınız’ deseler –ki bu lükse rağmen- acaba dayanabilir misiniz?’ Bir kişinin haksız bir şekilde özgürlüğünün alınması kadar ıstırap verici bir olay yok. Kızım dedi ki; ‘Tam tersi olsaydı. Babam suçlu olup içeride olsaydı daha mı iyi olurdu? Şimdi başımız dik hepimizin. Başımızı öne eğecek bir şey yapmadı babamız’.

    Evet… Nilgül Doğan’ın anlattıklarının özeti böyle. Çetin Doğan’ın isyanı ve “Bu ne vicdansızlık’ cümlesi…

    Yazının tamamı için…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den Meclis’te Merdan Yanardağ ve generaller çıkışı: Hizbullahçılar tahliye edilirken ölüme tek ediliyorlar

    CHP’den Meclis’te Merdan Yanardağ ve generaller çıkışı: Hizbullahçılar tahliye edilirken ölüme tek ediliyorlar



    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna tepki gösterdi.

    Başarır, Yanardağ’ın tutuklanmasıyla ilgili “Söz konusu gazeteci yapmış olduğu bir ironiden dolayı, bunu açıkça söylemesine rağmen tutuklandı. Ne acıdır ki bu montaj videoyu bir milletvekili yaptı ve paylaştı. Ne kadar acıdır ki aynı milletvekili yine bir komplo sonucu açılan davada tutukluyken Merdan Yanardağ onun hakkını savunuyordu. Ama yıllar sonra ona karşı böyle bir komployu yaptı ve tutuklanmasına neden oldu” dedi.

    Başarır, “Artık bu montaj videolarla, algılarla gazeteciler, sanatçılar, insanlar tutuklanmasın. Hele hele Meclis’te bizimle görev yapan bir milletvekili zamanı ve döneme göre rüzgar gülü gibi dönen bu arkadaşımız, başka bir arkadaşımız bu tip oyunlara alet olmamalı” diye konuştu.

    Başarır, Anayasa Mahkemesi’nin benzer olaylara ilişkin kararları olmasına karşın Atalay’ın halen tutuklu bulunduğunu da anımsatarak, “Yargıtay’dan Yargıtay’a dosya bekleniyor. Halen 3. Ceza Dairesi’ne dosya gelmedi. Dosya çok uzaktan gelmeyecek, bir binaya gelecek. Belki 2 kat aşağıya gelecek ama gelmiyor. Şu anda cezaevinde olması Anayasa’ya göre bir suçtur. Yargıtay’a sesleniyorum. Yapmayın, talimatla uzatmayın. Mevcut kararlar var. Çünkü Yargıtay ya da başka bir mahkeme Anayasa’dan kendini büyük görmesin. Can Atalay’a özgürlük diyoruz. Onun yeri cezaevi değil bu sıralar” dedi.  

    “3 KİŞİ ÖLDÜRMÜŞ HİZBULLAHÇI TAHLİYE EDİLDİ”

    Başarır, 28 Şubat davası kapsamında halen hapiste 5 generalin bulunduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

    “Çetin Doğan 83 yaşında, Fevzi Türkeri 82 yaşında, Yıldırım Türker 82 yaşında, Cevat Temel Özkaynak 78, Erol Özkasnak 77 yaşında. Daha geçen sene 85 yaşındaki Vural Avar’ı 20 Aralık’ta cezaevinde kaybettik. Üzüntü verici bir durum, Çetin Doğan hastaneye kaldırıldı. Yaşam mücadelesi veriyor. Dosyalar infaz savcılığından Adalet Bakanlığı’a gönderildi. Şu anda Cumhurbaşkanı’nın imzası bekleniyor ama imzalamıyor. Ne acıdır ki 3 kişinin katili 71 yaşındaki Hizbullahçı Mehmet Emin Alpsoy Cumhurbaşkanı imzasıyla tahliye edilirken, bu generaller ölüme terk ediliyor. Aralarındaki fark ne? Bu generaller bu ülke için savaşmış, vatansever subaylar diğeri ise domuz bağı ile insan öldüren Hizbullahçılar.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Erdoğan kaybetse de gitmez’ efsanesi…

    ‘Erdoğan kaybetse de gitmez’ efsanesi…

    Erdoğan ve AKP sözcülerinin ‘darbe’ açıklamalarını duydukça aklıma 28 Şubatçı paşalar geliyor. Refah Partisi iktidarını önlemek amacıyla o dönemin paşaları da isimleriyle ve isimsiz olarak ana akım medyaya ‘darbeyi çağrıştıracak’ açıklamalar yapardı. Bu açıklamalar ülkeyi önce ekonomik krize sürükledi ardından AKP iktidarına giden süreci başlattı. AKP’nin girdiği ilk seçimde yüzde 34 oy almasında 28 Şubatçı paşalar ve onlarla ortaklık eden siyasilerin büyük payı var.

    28 Şubatçılardan dayak yemiş siyasi geleneğin temsilcisi Erdoğan, kendisine yapılanı başkasına yapmaktan çekinmiyor. Üstelik bunu siyasetçi olarak yapıyor. Onlar askerdi, silah zoruyla yönetmeye her an talipti, Erdoğan görünürde sivil ama farklı yöntemlerle o paşalara rahmet okutulacak kadar ‘şahin’. Bu tavır aslında oturduğu koltuğu da inkar demek.

    Son açıklamalar iktidarı kaybettiklerinin göstergesi. Son bir hamle ile devrilen otobüsü kurtarmak istiyorlar. Halktan normal vaad ve icraat yoluyla oy alamayacağını gören Erdoğan, 28 Şubatçı generaller gibi halkı korkutarak sonuca gitmek istiyor. Darbe diyerek, terör diyerek, bölünme diyerek, ezeli korkuları depreştirerek…

    Ama Erdoğan nasıl 28 Şubatçı paşalara karşı durarak iktidara geldiyse, bugün de Millet İttifakı da sivil general Erdoğan’a karşı durarak iktidara gelecek.

    MUHARREM İNCE’NİN ENTEL VERSİYONLARI

    Çevremde çok sayıda insanın “Erdoğan’ın seçimi kaybetse bile iktidardan gitmeyeceği” yönünde açıklamalarını ve değerlendirmelerini görüyorum. Erdoğan’ın her yaptığında bir keramet arayan bu kitlenin içerisinde çok sayıda iyi eğitim almış ve dünyayı tanıyan insanlar da bulunuyor. Muharrem İnce’nin entelektüel versiyonu desek yanlış olmaz. İnce nasıl muhalefeti oylarıyla bölüyorsa bu bakış da iktidarın gitmesini sağlayacak psikolojik ortamın oluşmasını engelliyorlar.

    Erdoğan’a muhalif görünüp onu değirmenine su taşıyan Yılmaz Özdil gibileri ise ayrı kategoride değerlendirmek lazım.

    GÜLENCİLERİ VE KÜRTLERİ DÖVMEK KOLAYDI, YA YÜZDE 60’I DÖVMEK?

    Uzun yıllar Ankara’da yaşamış birisi olarak şunun farkındayım: Erdoğan ve ekibi iktidarını kaybetmemek için ülkede hukuku ve demokrasiyi rafa kaldırmaktan asla çekinmez ve çekinmedi de. Erdoğan, iktidarını kaybetmemek için Ankara’nın göbeğinde üç bombanın patlamasın seyretti. Ardından 15 Temmuz’da yüzlerce insanın öldürülmesini, cezaevine konulmasını ve işinden atılmasını sağladı. ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyen Demirtaş ve Kürt siyasetinin önemli isimlerini cezaevine atmaktan çekinmedi. Toplumda öteki kabul edilen gruplara Erdoğan rejiminin yaptıkları muhalefet içinden de ciddi bir destek buldu. Erdoğan güçsüz yapıları ezdikçe ezdi, tepindikçe tepindi. Ama Erdoğan’ın bu kez karşısına aldığı grup toplumun yüzde 60’ı ve “öteki” gruptan sayılmayacak kadar büyük.

    Erdoğan’ın güç karşısında nasıl eğildiğini şu olaylarda net olarak gördük: Rusya’nın kendisiyle ilgili IŞİD dosyasını Birleşmiş Milletler’e taşımasının ardından özür diledi. ‘Darbeci’ dediği Birleşik Arap Emirlikleri’ne nasıl yanaştığı, Suudi Arabistan veliaht prensine ‘katil’ deyip sonrasında nasıl para dilendiği de ortada. Darbeci dediği Sisi ile nasıl biraraya geldiğini ve Esad ile bir araya gelmek için nasıl kıvrandığını da biliyoruz. ABD Başkanı Biden ile bir görüşme yapmak için nelerden taviz vereceğini az çok tahmin ediyoruz. Karşımızda gücü gördüğünde olay yerini terk eden ‘dünya lideri’ var. Bu liderin gücü sadece ülkedeki ezilenlere, yoksullara ve gösteri yapan gençlere yetiyor.

    MAZLUMA KARŞI ZALİM, GÜÇLÜ KARŞISINDA KORKAK

    Bildiğim bir şey daha var: Erdoğan ekibinin gözü karalığı olduğu kadar korkak da olduğu. Gezi olayları sırasında ne kadar korktuğunu ve sonrasında bu korku üzerine politika inşa ettiğini gördük. 17 Aralık sabahı korkudan kısık sesle oğlunu ve kızını aramasını da duyduk. Karşısında kendisinden daha güçlü biri varsa geri çekilmesini de bilir.

    Erdoğan, seçim sonucunu oldu bittiye getirme girişimiyle karşısına yüzde 60’lık bir halk kitlesini alacağını ve Saray’ından çıkamayacağını bilemeyecek kadar acemi politikacı değil. Eğer bunları dikkate almaz, oldu bitte ile seçim sonuçlarını kendi lehine açıklatma girişiminde bulunursa Saray’ında uzun süre oturamayacağını, ülkenin mevcut şartları ve sağlık durumu zaten söylüyor. Seçimi kaybetmiş bir Erdoğan’ın arkasında kitlelerin duracağını kim iddia edebilir? Erdoğan’a destek veren birilerinin ‘Anadolu irfanı’ diye yücelttiği bana göre ise ‘Anadolu cehaletini’ temsil eden kitlenin anladığı tek şey çıkarları ve güçtür. Seçimi tartışmalı şekilde kazanmış bir Erdoğan’ın bu seçmene verebileceği bir şey yoktur.

    ‘Erdoğan ne yapar eder iktidarı devretmez’ diyenlere kulak asmayın. Yapılacak en önemli şey seçim sonuçlarının sağlıklı bir şekilde sandıktan alınması ve bunun hızlı bir şekilde kurulacak sistem yoluyla topluma ve medyaya ulaştırılmasıdır.

    Çevrenizdeki ümitsizliği dikkate almayın, Kılıçdaroğlu’na bir fazla oy kazandırmanın yolunu bulmaya çalışın.

    Daha Fazla Göster:
    28 ŞubatAKPanalistErdoğangülen cemaatiİktidariktidarı bırakmazKürtlerpaşa

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    04 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın affettiği hükümlü Emin Alpsoy, Hizbullah’a bağlı olduğunu mahkemede kabul etmiş 


    Erdoğan’ın affettiği hükümlü Emin Alpsoy, Hizbullah’a bağlı olduğunu mahkemede kabul etmiş 



    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli suçlardan cezaevinde bulunan 4 hükümlünün cezasına kaldırmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Aralarında eski Korgeneral Çetin Saner ile Mehmet Emin Alpsoy’un da bulunduğu 4 hükümlünün affını kapsayan Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Kararla, 28 Şubat Davası kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Korgeneral Çetin Saner ile Hizbullah davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mehmet Emin Alpsoy’un cezaları “kocama hali” nedeniyle kaldırıldı.

    Nihat İliman ile Sedat Çelik’in cezaları da sakatlık hali nedeniyle kaldırdı.

    ERDOĞAN’IN AFFETTİĞI HÜKÜMLÜLERİN SUÇU NEDİR?

    -Çetin Saner; 28 Şubat Davası kapsamında müebbet hapis cezası.

    -Mehmet Emin Alpsoy; Hizbullah davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.

    -Nihat İliman; kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası.

    -Sedat Çelik; uyuşturucu ticareti nedeniyle 12 yıl 6 ay.

    HÜDA-PAR, MEHMET EMİN ALPSOY’UN CEZAEVİNDEN ÇIKMASI İÇİN UZUN SÜREDİR ÇAĞRILARDA BULUNUYORDU

    Cumhur İttifakı’na katılan Hür Dava Partisi’nin (HÜDA-PAR) yayın organı olan Doğru Haber isimli günlük gazetede yayınlanan haberde, Şeyhmuz Alpsoy ve 75 yaşındaki babası Mehmet Emin Alpsoy’un ‘sağlık sorunları’ nedeniyle serbest bırakılması istenmişti. Hem bu haber sitesinde hem de sosyal medyada HÜDA-PAR’lı siyasetçilerin kampanya başlattığı görüldü.

     

    Erdoğan’ın affettiği hükümlü Emin Alpsoy, Hizbullah’a bağlı olduğunu mahkemede kabul etmiş 
 - Resim : 2

    ALPSOY AİLESİ VE HİZBULLAH

    2000 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) faili meçhul cinayetler nedeniyle idam cezasıyla yargılanan 32 Hizbullahçı arasında yer alan ikiliden Ankara’da yaşayan baba Mehmet Emin Alpsoy, örgütün askeri kanat sorumlusu olarak ağırlaştırılmış müebbet aldı.

    1990-1996 arasında Hizbullah örgütü üyesi olduğunu mahkemede kabul eden Alpsoy, eylemlere katılmadığını söyledi.

    Hacettepe Üniversitesi’nde doktor olan oğlu Abdurrahman Alpsoy’u da ‘prestij için’ örgüte üye yaptığını anlattı.

    Alpsoyların, Hizbullah’ın Etimesgut’ta 3 kişiyi kaçırıp işkenceyle sorguladıktan sonra öldürülmesi olayında başrol oynadıkları belirlendi.

    Diğer oğlu Şeyhmuz Ersoy’un, Hizbullah’ın öldürdüğü isimlerin cesetlerini taşıyan kamyonu kullandığı belirlendi.

    Mehmet Emin’in kardeşi, oğullarının amcası Hasan Alpsoy’un Ankara’daki evindeki bodrumdan o kamyonla taşınan cesetler çıktı.

    Örgütün siyasi sorumlusu olduğu anlaşılan Doktor Abdurrahman, ‘Babamın bu vahşi örgütle birlikte yaptıklarından utanıyorum’ diye ifade verdi.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 83 yaşındaki 28 Şubat tutuklusu korgeneral üç kez baygınlık geçirdi, hastaneye kaldırıldı

    83 yaşındaki 28 Şubat tutuklusu korgeneral üç kez baygınlık geçirdi, hastaneye kaldırıldı


    28 Şubat davasında cezası kesinleşmiş hapis cezası kapsamında yakalanıp tutuklanan 83 yaşındaki emekli korgeneral Hakkı Kılınç, hastaneye kaldırıldı. 

    Cumhuriyet’ten Çağdaş Bayraktar’ın haberine göre, Kılınç eşi ve çocuğu ile görüştüğü sırada iki kez fenalaştı. 

    HASTANEYE KALDIRILDI

    Kılınç ailesi ve infaz memurlarının müdahalesi ile kendisine geldikten sonra bir kez daha baygınlık geçirdi. Üçüncü kez baygınlık geçirilmesi üzerine ambulansla hastaneye kaldırılan Kılınç’ın son sağlık durumu ile ilgili hastaneden henüz bir açıklama yapılmadı.

    DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?

    Yaşananlar sonrası Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan Hakkı Kılınç’ın oğlu Koray Kılınç, ”Halen olayın etkisindeyiz. Babamın baygınlık durumu yeni değil. Bu konuda CİMER’e ben gerekli bilgiyi paylaşmıştım. İnsanların haksız, hukuksuz yere bu duruma düşürülmeleri kabul edilebilir değil. Kısıtlı imkanlarımızla elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” dedi. 

    Kılınç, ”Üzgünüz, endişeliyiz. Durumun ciddiyetinin anlaşılması için daha ne olması gerek, bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    BİR ÇOK SAĞLIK SORUNU VAR

    Yargıtay’ın davayla ilgili cezaları onamasının ardından cezaevine giren ve 505 gündür tutuklu bulunan Hakkı Kılınç’ın, Vertigo, görme, kalp hastalıkları gibi birçok sağlık sorunu olduğu da biliniyor.

    NE OLMUŞTU? 

    28 Şubat davası tutukluları emekli Korgeneral Vural Avar’ın cezaevinde ölmesinin ardından gündeme gelmiş, artan tepkilerin ardından açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hasta tutsaklar için 8 maddelik bir genelge yayımlamıştı. 

    Bozdağ genelge kapsamında bu durumdaki kişilerin hastalıkları nedeniyle başvurularının tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilmesini istemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***