Yazar: SG

  • Tarihçi Harari’den uyarı: İsrail demokrasisi yaşam savaşı veriyor

    Tarihçi Harari’den uyarı: İsrail demokrasisi yaşam savaşı veriyor


    İsrail’de sağcı Binyamin Netanyahu hükümetinin yargıya darbe olarak nitelenen, Yüksek Mahkeme’nin hükümet üzerindeki denetimini kaldıran yasa tasarısını onaylamasından önce İsrailli popüler tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari, İngiltere’nin Financial Times gazetesine yazdığı makalede “İsrail demokrasisinin yaşam savaşı verdiği” uyarısında bulundu.

    ‘NETANYAHU SINIRSIZ YETKİ SAHİBİ OLACAK’

    Makalede “İsrail’in bir anayasası, parlamentoda bir üst kanadı, federal bir yapısı ya da hükümet üzerinde Yüksek Mahkeme. herhangi bir denetimi yok” diyen Harari, Netanyahu hükümeti Yüksek Mahkeme’yi etkisiz hale getirecek bir dizi yasanın ilkini geçirmeyi planlıyor. Eğer başarılı olursa, sınırsız bir güce sahip olacak” ifadelerini kullandı.

    ‘GELECEKTEKİ SEÇİMLERE HİLE DE KARIŞABİLİR’

    “Yüksek Mahkeme aradan çıktıktan sonra onları durduracak hiçbir şey kalmayacak. Böyle bir durumda hükümet, örneğin daha önce koalisyon üyeleri tarafından önerilen bir adım olan Arap partilerinin katılmasını yasaklayarak gelecekteki seçimlere de hile karıştırabilir” diyen Harari “İyi haber şu ki, son aylarda İsrail demokrasisini kurtarmak için güçlü bir direniş hareketi ortaya çıktı. Yahudi üstünlüğü ideolojisini reddeden ve Yahudi hoşgörüsünün kadim geleneklerine bağlanan yüz binlerce İsrailli, bildiğimiz her türlü şiddet içermeyen yöntemle gösteri yapıyor, protesto ediyor ve direniyor” ifadelerine yer verdi.

    ‘DİKTATÖRLÜK KURULMASININ TÜM İSRAİL İÇİN VAHİM SONUÇLARI OLUR’

    Makalesinde sert uyarılarda bulunan Harari, “İsrail’de bir diktatörlüğün kurulmasının sadece İsrail vatandaşları için değil, tüm İsrail için vahim sonuçları olacaktır. İktidardaki koalisyon, Yahudi üstünlüğü ideolojisine inanan mesihçi bağnazlar tarafından yönetiliyor. İşgal altındaki Filistin topraklarının İsrail’e ilhak edilmesi çağrısı, insan aptallığını asla hafife almamaktadır” dedi. Harari sözlerini “Başbakan Binyamin Netanyahu on yıllar boyunca dünyayı nükleer kapasiteye sahip köktendinci bir rejimin yarattığı tehlikeler konusunda uyardı. Şimdi Netanyahu İsrail’de tam da böyle bir rejim kuruyor. Bu durum tüm Ortadoğu’yu ateşe verebilir ve sonuçları bölgenin çok ötesinde yankı bulabilir” diye sürdürdü. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TMO’da randevu krizi çözülemedi, çiftçinin zararı büyüdü

    TMO’da randevu krizi çözülemedi, çiftçinin zararı büyüdü


    Emrullah Bayrak


    ERZURUM – Rusya’nın tahıl koridoru anlaşmasını askıya almasıyla birlikte gıda güvenliği sorunu bir kez daha gündeme gelirken, Türkiye’de hububat üreticisi ürünü zararına satmaya zorlanıyor.

    Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), ekmeklik buğdayda ton başına 8 bin 250 TL, arpada 7 bin TL alım fiyatı açıkladı. Buğdayda ton başına bin TL, arpada ise 500 devlet desteği verileceği belirtildi. TMO, destekle birlikte ton başına 9 bin 250 TL fiyat verirken, tüccarlar ise 6 bin 250 TL’den alım yapıyor.

    Ürününü ucuza satmak istemeyen çiftçi, TMO’ya başvuruyor ancak randevu sistemi açılmadığı için mağdur oluyor. Mazot fiyatI bir ayda 24 TL’den 34 TL’ye çıkarken, tarlalarını dönümü bin 100 TL’den biçtiren çiftçi, ürününü depolamakta zorlanıyor.

    Ürünlerini tüccarlara satarlarsa devletin verdiği teşvikten yararlanamadıklarını dile getiren çiftçiler, ‘e yaptıkları açıklamada, randevu sorununun çözülmesi çağrısı yaptı.

    TMO SÜREKLİ ‘BUGÜN-YARIN ALIM YAPILACAK’ DEYİP OYALIYOR

    Horasan ilçesinde çiftçilik yapan Reis Şimşek, üç dört yıldır aynı sorunu yaşadıklarını belirterek, “Ürünü bir an önce satıp borçlarımızı ödemek istiyoruz. Ofis almayınca, tüccar ürünü daha ucuza alıyor. Zarar ediyoruz, ilgilenen de yok. Bir haftadır biçim yapılıyor, sürekli ‘bugün, yarın alım yapılacak’ deniyor. Halkımız perişan durumda. Bir an önce alımların başlatılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    ‘SÜREKLİ AÇILACAK DENİLİYOR AMA SONUÇ YOK’

    Köprüköy ilçesinde çiftçilik yapan Osman Yıldırım da, buğdayını biçip evin önüne depoladığını söyledi. Ofisin alım yapmasını beklediklerini vurgulayan Yıldırım, “Bize sürekli ‘açılacak’ deniyor ama açılmadı. 70 tona yakın buğdayı kapıya koymuş bekliyoruz” dedi.

    ‘ÜRÜNÜ DEPOLADIĞIMIZDA YÜZDE 10 KAYBIMIZ OLUYOR’

    Cengiz Yurttaş ise çiftçinin ürünü depolayacak yeri olmadığını belirterek, “Tarladan ürünü aldığımız zaman kamyona yükleyip ofise getirebilmemiz lazım. Kapıya yığdığımız zaman bize büyük masraf oluyor. En az yüzde 10 ürün kaybımız oluyor. Nakliye sırasında yerlere dökülüyor. Çiftçinin deposu yok. Depolayacak yer sıkıntısı da yaşıyoruz. Bir an önce ofisin alımlara başlamasını bekliyoruz” çağrısında bulundu.

    ‘GEÇİCİ OFİS KURULSA KİMSE MAĞDUR OLMAZ’

    Köprüköy Ziraat Odası Başkanı Murat Kartal ise TMO Erzurum Başmüdürü Adem Çiftçi ile görüştüğünü ve ilçelerine geçici ofis kurulmasını talep ettiğini söyledi. Nakliyecilerin geçen yıl 2 TL olan nakliye fiyatını 6 TL’ye çıkardığına dikkat çeken Kartal, “Geçici ofis kurulsa kimse mağdur olmaz. Şu an yeterli cihaz ve eleman olmadığı için Pasinler ile Köprüköy arasında ortak bir noktaya kurulmaya çalışılacağı söylendi. Randevu sistemi de açık değil. Ofis almazsa çiftçimizin ürünü tüccara gidecek ve parayı da onlar kazanacak” dedi.

    TMO YETKİLİLERİ: ‘ÇİFTÇİLER AMAĞDUR EDİLMEYECEK’

    TMO yetkilileri, alımların birkaç güne kadar başlayacağını öne sürerek, çiftçinin mağdur edilmeyeceğini söylüyor. Çiftçiyi tüccara mahkum etmeyeceklerini dile getiren TMO yetkilileri, alım konusunda bir kotanın olmadığını, silolar dolsa dahi yer kiralanacağını aktardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li belediyeden otele ‘kaçak kat’ hizmeti!

    AKP’li belediyeden otele ‘kaçak kat’ hizmeti!


    MÊRDÎN – Artuklu’da “tadilat” adı altında kaldırım işgal eden Raymar Otel, bu kez kaçak kat çıkmaya başladı. AKP’li belediye, inşaatı durdurmak yerine ikaz tabelaları koydu.

     

    Mêrdîn’de Artuklu ilçesinde Vali Ozan Caddesi üzerinde bulunan 4 bloklu Kılıçlar İş Merkezi, 2020 yılında otele dönüştürülmeye başlandı. İlk etapta iş merkezinin 2 bloku otele dönüştürüldü. Bu sırada kafeterya olarak kullanılacak olan alanın genişletilmesi için metal sütunlar atılan kaldırım işgal edildi. AKP’li Artuklu Belediyesi, yapılan şikayetlere rağmen işleme müdahale etmek yerine, kaldırım alanının söz konusu binaya ait parselin içinde yapıldığını iddia etti ve işleme göz yumdu. Ancak daha sonra yapılan incelemelerde kaldırımın işgal edildiği ortaya çıktı. Buna rağmen müdahale etmeyen AKP’li belediye, bir süre sonra söz konusu iş merkezinin diğer bloklarının da otele dönüştürülme sürecine de sessiz kaldı. Bloklar arasındaki boşluklar da otele dahil edilmeye başlandı.

     

    USULSÜZ RUHSAT VERİLDİ 

     

    Tadilat adı altındaki çalışma sırasında imar planına göre bloklar arasında bırakılan boşluklara ara katlar çıkılmaya başlandı. AKP’li Artuklu Belediyesi ve Mardin Valiliği’nin yanı başında devam eden çalışma engellenmediği gibi, bir süre sonra kanuna aykırı sürdürülen inşaat için otel yapılmasına rağmen Artuklu Belediyesi’nin “iş yeri-ofis” adı altında ruhsat verdiği ortaya çıktı.

     

    SEÇİMLER BİTTİ, İNŞAAT BAŞLADI

     

    Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Mimarlar Odası Mêrdîn Temsilciliği, söz konusu inşaat ile ilgili itiraz başvurusu yaparak, “İnşaat ile ilgili mevcut onaylı imar planına aykırı bir yapılaşmanın olduğu” tespitinde bulundu. Yapılan işlemin suç olduğu nedeniyle durdurulması çağrısı yapılırken, Mimarlar Odası’nın başvurusu üzerine “tadilat” adı altındaki çalışmalar bir süre sonra durduruldu. Ancak çalışma, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kaldığı yerden devam etti.

     

    KAÇAK KAT SEFERBERLİĞİ 

     

    Blok nizam usulü ile yapılan binanın kanuna aykırı şekilde bitişik nizama dönüştürülmesi devam ederken, binanın üst katına da kaçak kat çıkılmaya başlandığı ortaya çıktı. AKP’li Artuklu Belediyesi ise inşaatı durdurmak yerine tehlikeli bir şekilde önlem alınmadan sürdürülen inşaatın etrafına önlem amaçlı ikaz tabelaları yerleştirdi. 

     

    Mimarlar Odası Mêrdîn Temsilciliği, binaya ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini, önümüzdeki günlerde kaçak kat dolayısıyla da hukuki süreç başlatacaklarını bildirdi.

     

    MA / Ahmet Kanbal

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Vergiler hem AYM’nin hem de TBMM’nin gündeminde

    Vergiler hem AYM’nin hem de TBMM’nin gündeminde


    Hazine’nin gelirlerini arttırma amacıyla halkın ödediği vergilerde yapılan artışlar, TBMM’de olağanüstü toplantı gündeminde. Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin (MTV) ikinci kez alınmasına öngören yasal düzenleme ise Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grubu ile Saadet Partisi Grubu, DEVA Partisi ve Demokrat Parti milletvekilleri imzasıyla TBMM Genel Kurulu, iç tüzük uyarınca bugün olağanüstü toplantıya davet edilmişti. TBMM, 14 Temmuz’da yaz tatiline girmesi öncesinde MTV’nin 2023 yılı için ikinci kez tahsil edilmesine imkan tanıyacak düzenlemeyi Cumhur İttfakı’nın oy çokluğuyla yasalaştırması nedeniyle bugün mesai yapacak.

    Saat 15.00’teki olağanüstü toplantı oturumunu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yönetmesi bekleniyor. 200 milletvekili katılımı söz konusu olursa toplantı yeter sayısı sağlandığı için TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeye geçilecek. AKP’li milletvekilleri, toplantı yeter sayısına katkı verilmemesi ve muhalefet talebi doğrultusunda vergiler üzerine konuşmalar yapılmaması amacıyla açılış sırasında salonda olmayacak ancak iktidar kulisinde oylama aşaması için hazırda bekleyecek.

    TBMM Genel Kurul’un açılmasının ardından toplantı yeter sayısı yani 200 milletvekili katılımı sağlanamaması halinde ise olağanüstü toplanma çağrısı düşecek.

    TBMM Genel Kurulu’nda toplantı yeter sayısı sağlanarak görüşmeye geçilmesi durumunda, CHP’nin, “KDV ve ÖTV oranlarının yükselmesi ve temel ihtiyaç üzerindeki fiyat artışı nedeniyle oluşan sorunlara çözüm bulunması amacıyla genel görüşme yapılması” önerisi ele alınacak. Öneri üzerinde siyasi parti grupları görüşlerini dile getirecek.

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, olağanüstü toplantı daveti gerekçesi uyarınca “TBMM’nin ara tatili öncesinde torba kanunla ek motorlu taşıtlar vergisi ihdas edildiği, kurumlar vergisi oranının arttırıldığı, KDV’nin yine arttırıldığı, harçlara yüzde 50 oranında zam yapıldığı” yönünde anımsatma yapacak.

    Özel, bu vergi artışlarının yanı sıra akaryakıt ve doğalgazdan alınan ÖTV’ye de fahiş artışlar yapıldığını belirterek, motorine ve benzine bir gecede litre başına 5 lira zam yapıldığını hatırlatıp, LPG’ye litre başına 4 lira zam yapıldığı vurgusunda bulunacak.

    AKP ve MHP’liler “vergiler görüşülmemeli” oyu mu kullanacak?

    CHP, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’nin imza attığı ortak öneriye ilişkin müzakere sonucunda talep edildiği üzere vergi artışları bağlamında Türkiye ekonomisi üzerine TBMM’de genel görüşme açılıp açılmamasına oylama ile karar verilecek. Bu aşamada AKP ve MHP’li milletvekillerinin hangi yönde oy kullanılacağı merak konusu.

    TBMM Genel Kurulu’nda bugün yapılacak oylamada, oylamaya katılanlar vekillerin salt çoğunluğunu (151 milletvekilinden az olmaması şartıyla) sağlaması halinde, vergi artışları üzerine genel görüşme yapılması kararı alınacak. Bu durumda genel görüşme yapılacağı gün, özel gündem olarak Danışma Kurulu’nca tespit edilecek. İki günden az, 7 günden fazla olmamak kaydıyla genel görüşme için gün belirlenecek.

    CHP MTV’nin ikinci kez alımını AYM’ye taşıdı

    CHP adına Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, MTV’nin ikinci kez alınmasını öngören yasal düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

    Günaydın, AYM önündeki açıklamasında, “Ocak 2023 tarihinde tüm Türkiye’de toplanan MTV geliri 36 milyar TL. Bunu bir kez daha alacaklar. Elimizi vicdanımıza koyalım ve soralım: 1.9 trilyonluk ek bütçe getiriyorsun, bunun 527 milyar lirasını sadece deprem bölgesindeki harcamalara ayırıyorsun. Rakamlardaki uyumsuzluk, amacın da bize anlatıldığı gibi olmadığını gösteriyor. Hukuk devleti ilkesi, sosyal devlet ilkesi, eşitlik ilkesi, adalet ilkesi, verginin genelliği ve adaleti ilkesi, herkesin mali gücü oranında düzenlenmesi ilkesi, bunların tamamının ihlal eden bir yasa ile karşı karşıyayız” dedi.

  • Zaha imzayı attı: İşte Galatasaray’a maliyeti

    Zaha imzayı attı: İşte Galatasaray’a maliyeti


    Galatasaray, 30 yaşındaki kanat oyuncusu Wilfried Zaha ile 3 yıllık sözleşme imzalandığını açıkladı.

    Crystal Palace ile sözleşmesi sona eren yıldız futbolcuyu bonservissiz kadrosuna katan Galatasaray, Zaha’ya verilen imza parası ve yıllık ücretini de KAP’a bildirdi.

    Galatasaray’dan KAP’a yapılan açıklamada; “Profesyonel futbolcu Dazet Wilfried Armel Zaha ile transferi konusunda 3 sezon için anlaşmaya varılmıştır. Yapılan anlaşmaya göre futbolcuya net 2.330.000 Euro tutarında imza ücreti ve her bir Futbol sezonu için net 4.350.000 EUR sezonluk ücret ödenecektir.” denildi. 

    ‘ALİ CABBAR’ GÖNDERMESİ

    Sarı kırmızılı kulübün sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, “Türkiye’nin en büyüğüne hoş geldin” ifadelerine yer verildi. Öte yandan, Zaha’nın Galatasaray formasıyla yer aldığı videoda, son dönemin popüler şarkısı Ali Cabbar’ın müziği yer aldı ve Fenerbahçe’ye gönderme yapıldı.

    “ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE İLK KEZ OYNAMA FIRSATIM OLACAK”

    Yeni  transfer ilk açıklamasında; “Şampiyonlar Ligi’nde ilk kez oynama fırsatı bulacağım. Elimden geldiğince katkı vereceğim. Gelmeden önce Drogba ve Van Aanholt gibi birçok arkadaşımla konuştum. Drogba, buraya gelip görmemi söyledi.” dedi. 

    Deneyimli oyuncu; “Hiç bu kadar kupayı bir arada görmemiştim” açıklamasında bulundu. 

    Zaha, Galatasaray’da 14 numaralı formayı giyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakımevindeki engellilere işkence eden kişi gözaltında: Kurumun faaliyetleri durduruldu

    Bakımevindeki engellilere işkence eden kişi gözaltında: Kurumun faaliyetleri durduruldu


    Artı Gerçek – İstanbul’da özel bir engelli bakımevindeki çalışanın hastalara yaptığı işkence gündem oldu. Büyükçekmece’de bulunan ve Özel Gözlem Engelli Bakımevi’nde yapıldığı bildirilen işkenceye ilişkin N.C. isimli çalışan gözaltına aldı.

    İstanbul’da özel bir engelli bakımevinde, çalışanının hastalara işkencene yaptığına dair görüntüler paylaşıldı. Görüntülerde, bakımevindeki çalışanının engelli hastalara yaptığı işkence yer aldı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Büyükçekmece’de bulunan Özel Gözlem Engelli Bakımevi’nde yaşandığını belirttiği işkenceyle ilişkin şüpheliyi gözaltına aldı. Bakımevinin faaliyetleri durdurulduğu ve engellilerin uygun bakımevlerine yerleştirileceği belirtildi.

    İstanbul Valiliğinden olayla ilgili yapılan açıklamada, “Soruşturma çerçevesinde olayın yaşandığı engelli bakım merkezinin faaliyetlerine son verilmiş olup merkezde kalan engellilerimizin, çevrede bulunan uygun bakımevlerine yerleştirilmeleri kararı alınmıştır. Olayla ilgili adli ve idari süreç devam etmektedir” denildi. (DHA)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Forbes: Elon Musk yeniden ‘dünyanın en zengini’ unvanını aldı

    Forbes: Elon Musk yeniden ‘dünyanın en zengini’ unvanını aldı


    Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, Bernard Arnault’u geride bırakarak “dünyanın en zengini” ünvanının yeniden sahibi oldu.

    Forbes dergisinin verilerine göre; Musk’ın net serveti yerel saatle öğlen itibarıyla yüzde 1,75 artarak 240,7 milyar dolara çıktı. Değerlemedeki artışta Tesla hisselerinin yüzde 2,5’ten fazla artması etkili oldu.

    Independent Türkçe’nin derlediği bilgilere göre; Louis Vuitton, Christian Dior ve Tiffany’nin sahibi olan lüks eşya devi LVMH’nin Başkanı Arnault’nun serveti ise yüzde 1’den fazla düşüşle 234,9 milyar dolara geriledi.
    Böylelikle Musk, Arnault’yu geride bırakarak dünyanın en zenginleri listesinde yeniden ilk sıraya yerleşti.

    Amazon’un kurucusu ve dünyanın en zengin insanı ünvanını bir süre elinde tutan Jeff Bezos ise 151,9 milyar dolarlık servetiyle üçüncü sırada yer aldı.
    Bezos’u, Oracle’ın kurucusu ve eski CEO’su Larry Ellison 148,1 milyar dolar, Microsoft’un kurucusu Bill Gates 120,6 milyar dolar, Berkshire Hathaway CEO’su Warren Buffet 117,3 milyar dolar servetiyle takip etti. (Kaynak)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • “Para aldı” iddia edilerek gazeteciler hedef gösterilmişti; CHP’den açıklama geldi: Haberlerin tamamı gerçekdışıdır

    “Para aldı” iddia edilerek gazeteciler hedef gösterilmişti; CHP’den açıklama geldi: Haberlerin tamamı gerçekdışıdır



    Kemal Kılıçdaroğlu, “Köşe yazarları üzerinden parti içi meseleler tartıştırılıyor. Ben kimin nereden ne kadar maaş aldığını iyi biliyorum” dedi. Ardından ise “Kim bu gazeteciler” sorusu akıllara geldi.

    Bu açıklamalardan sonra Türk Savunma Teşkilatı” isimli bir Twitter hesabı içinde Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, İsmail Saymaz gibi isimlerin yer aldığı bir tweet paylaşarak gazetecilerin CHP’den para aldığını iddia etti. 

    Gazeteciler hedef alındıkları paylaşımların ardından tek tek açıklama yaparak tepki gösterirken CHP’den de konuya ilişkin ilk açıklama geldi. 

    CHP Doğrulama isimli Twitter hesabından yapılan açıklamada “Çeşitli haber sitelerinde, bazı saygın gazetecilerin isimleri geçirilerek; Partimizden sözleşme karşılığı ücret aldıkları yönünde yapılan haberlerin tamamı gerçekdışıdır. Partimizin tüm hesapları AYM tarafından düzenli denetlenmektedir. Haberler gerçeği yansıtmamaktadır” denildi. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de basın bayramı: Sansür, şiddet, gözaltı, tutuklama…

    Türkiye’de basın bayramı: Sansür, şiddet, gözaltı, tutuklama…


    İSTANBUL – Gazeteciler, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü sansür, şiddet, gözaltı ve tutuklamalarla karşılıyor. Hakikatte ısrar eden gazeteciler, görevlerinin tarihe not düşmek ve doğruları aktarmak olduğuna işaret ederek, “Hiçbir baskı bunu engelleyemez” dedi. 

     

    Meşrutiyetin ilan edildiği 24 Temmuz 1908 tarihinde gazeteciler, gazetelerini sansür kuruluna göstermeme ve sansür memurlarını bürolarına almama kararı aldı. Söz konusu durumun yaşandığı tarih olan 24 Temmuz, 1948 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Ancak söz konusu tarihten bu yanda ne baskı ne sansür ne de gazetecilere dönük hak ihlalleri son bulmadı. 

     

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) Haziran ayı raporuna göre; 1 Temmuz itibariyle 75 gazeteci tutuklu bulunuyordu. 11 Temmuz’da görülen duruşmada tutuklu gazetecilerden 15’i tahliye edildi. DFG raporunda yer alan sayı son tahliyelerle birlikte düşerken, aralarında DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve MA editörü Sedat Yılmaz ile TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağı’ın da olduğu çok sayıda gazeteci halen mesleki faaliyetlerinden kaynaklı tutuklu.

     

    Gazeteciler, sansür ve baskıyla karşıladıkları 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’ne dair değerlendirmelerde bulundu. 

     

    EREN: BASIN HİÇBİR ZAMAN ÖZGÜR OLMADI

     

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın İş) Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye’de basının hiçbir zaman özgür olmadığını vurguladı. Eren, muhalif basın ve gazetecilerin tarih boyunca iktidarlar tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldığını kaydetti. Katledilen gazeteciler ve bombalanan gazete binalarını hatırlatan Eren, “Türkiye’de devletin gözetiminde cinayetler işlendi” dedi. Eren, AKP döneminde katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ve Kürt gazeteci Kadir Bağdu’yu hatırlattı. 

     

     Faruk Eren

     

    Hakikati yazan gazetecilerin iktidar tarafından sürekli hedef haline geldiğini söyleyen Eren, “Her gün ülkenin bir yerinde gazeteciler yargılanıyor” diye kaydetti. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi eleştirdiği için tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ’ın durumuna değinen Eren, “Bütün hukukçular biliyor ki tutuklanmasını gerektirecek bir durum yok. Sözlerinde bir suç unsuru yok. Sırf gözdağı olsun diye tutukladılar” dedi. 

     

    ALTINTAŞ: KÜRT GAZETECİLER HEDEFTE 

     

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Barış Altıntaş, basının sürekli susturulmaya çalışıldığını kaydetti. İktidarın muhalif gazetecilere karşı “daralma hareketi” başlattığını ifade eden Altıntaş, gazetecilerin sürekli “terör” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını kaydetti. Altıntaş, Kürt gazetecileri hedef alındığına işaret ederek, Amed merkezli soruşturma kapsamında 13 ay boyunca tutuklu kalan gazetecileri hatırlattı. 

     

    Barış Altıntaş

     

    İktidarın sansür uyguladığını dile getiren Altıntaş, “Bu ülkede Kürtler, Ermeniler ve diğer milletler her zaman baskı altındaydı. Fakat otoriter rejimler ilk önce basını ele geçirdi. Devletin muhalif gazetecilere her zaman tepkisi var. Bunun nedeni devletin parti devletine dönüşmesinden kaynaklıdır. Bunun örneklerini verebiliriz; Suruç anmasında haber takibi yapan gazetecinin parmağı kırıldı. Cumartesi Anneleri’ni takip eden gazeteciler darp edilip gözaltına alındı. Başka bir gazeteci arkadaşımızın boğazı sıkıldı. Kolları ve her yerleri morluklar içinde kaldı. Ayrıca devletin işlediği suçları takip eden gazeteciler darp ediliyor. Bu baskılara rağmen özgür basın haberleri takip etmeye devam edecektir” diye konuştu.

     

    TAŞTAN: KUTLANACAK BİR ŞEY YOK 

     


    Umut Taştan

     

    Artı TV muhabiri Umut Taştan, iktidarın çıkardığı son “Sansür Yasası” sonrası özellikle Kurdistan’da gazetecilere dönük baskıların arttığını söyledi. Taştan, tahliye olan 15 gazeteciye işaret ederek, “Hepsinin mahkemede altını çizdiği tek bir nokta vardı: ‘Burada hedef biz değiliz, hedef Kürt halkı, Kürt halkının talepleri ve gazeteciliktir.’ Onlar, gazetecilikle Kürt halkının ve bu toplumun taleplerini dile getirdiler. Şu an ‘Basın Bayramı’ demek mümkün değil. Çünkü kutlayabileceğimiz ya da sevinebileceğimiz hiçbir şey yok” ifadelerini kullandı. Taştan, Şenyaşar ailesine dönük saldırılar ve ailenin mücadelesi ile Kemal Kurkut’un katledilmesini Özgür Basın çalışanlarının kamuoyuna duyurduğuna dikkati çekti. 

     

    POLİSLER PARMAĞINI KIRDI

     

    En son Cumartesi Anneleri’nin düzenlediği eylemde gazeteci Fatoş Erdoğan’ın şiddete uğradığını söyleyen Taştan, iktidarın “çürümeye” karşı halkın tepki vermesinden korktuğunu ve bu yüzden engellemelere başvurduğunu söyledi. Kendisinin de Pirsûs anması sırasında gözaltına alındığını ve parmağının kırıldığını aktaran Taştan, polislerin kendisine küfür ettiğini anlattı. Taştan, saldırı sırasında ölümle de tehdit edildiğini ifade etti. Taştan, “Hem sözlü hem fiziksel işkence emniyette de devam etti. Gözaltı aracında bekletilirken çok sıcaktı ve nefes alamıyorduk. Klimaların ya da kapıların açılmasını istedik. ‘Bu devletin klimalarını sizin gibi teröristlere harcar mıyız?’ diyerek, Suruç’ta yaşamını yitiren 33 kişiye küfür ettiler” dedi. 

     

    KURAY: GÖREVİMİZ TARİHE NOT DÜŞMEK

     


    Zeynep Kuray

     

    Hakikatte ısrar eden gazetecilerin işkence, gözaltı ve tutuklamalarla cezalandırıldığını söyleyen gazeteci Zeynep Kuray, yıllardır gazetecilik yaptığını ve sürekli baskıya maruz kaldığını aktardı. Kuray, ülkenin basın özgürlüğü anlamında her geçen yıl daha da kötüye gittiğini vurguladı. Kuray, “Ülkede faşizm yükseliyor. Faşizm yükseldiği oranda baskılar ve kısıtlamalar artıyor. Ama halka doğruyu ulaştırma kaygımız her zaman sürecek. Artık devletin şiddet uygulaması bir terfi ettirme durumuna ulaşmış. Kim daha kötüyse o terfi ediyor. Böyle bir sistem. Taviz vermeden kendi bildiğimiz doğrudan devam etmemiz gerekiyor. Bizim görevimiz tarihe not düşmektir, doğruları aktarmaktır. Hiçbir baskı, tehdit, tutuklama bunu engelleyemez. Hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. 

     

    MA / Ferdi Bayram

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hiranur Vakfı yöneticileri ‘sahte kemik yaşı raporu’ndan yargılanacak

    Hiranur Vakfı yöneticileri ‘sahte kemik yaşı raporu’ndan yargılanacak


    Artı Gerçek – Ankara Barosu, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nda 6 yaşındaki kız çocuğunun “imam nikahıyla evlendirilmesi”ne ilişkin dava sürerken vakfı yöneticileri hakkında “kemik yaşı tespitinde usulsüzlük yapmaları ve suçu bildirmemeleri eylemleri” nedeniyle suç duyurusunda bulunan Baronun şikayeti ardından iddianame hazırlandı.

    Ankara Barosu’ndan yapılan açıklamada, baronun Hiranur Vakfı yöneticileri hakkında, “kemik yaşı tespitinde usulsüzlük yapmaları ve suçu bildirmemeleri” eylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunduğu belirtildi.


    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***