Yazar: SG

  • ‘Emeklilere zam için yılbaşını beklemeyebilirler’ dedi, oran verdi: ‘Sürpriz olmamalı’

    ‘Emeklilere zam için yılbaşını beklemeyebilirler’ dedi, oran verdi: ‘Sürpriz olmamalı’


    10 Haber yazarı Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın emekli aylıklarında düzenleme için yılbaşını işaret etmesiyle ilgili olarak “Zam için yılbaşına kadar bekleyemeyeceği düşünülüyor. Yılbaşından önce ara zam yapmasa bile yüksek oranlı bir zammı önceden açıklayacağı tahmin ediliyor” dedi.

    Gazeteci, yüksek enflasyon nedeniyle tüm çalışan ve emeklilerin durumunun önümüzdeki aylar içinde çok ağırlaşacağını belirtti. 

    “Gelecek hafta açıklanacak temmuz enflasyonun en az yüzde 11 olacağı, Ağustos enflasyonun da yüzde 6-7 arasında olacağının şimdiden belli olduğu hesaplanıyor. Dolayısıyla önümüzdeki iki aydaki toplam enflasyon zaten yüzde 17-18 oranlarında gerçekleşecek. Bir başka deyişle temmuz ayında verilen zam oranı iki ay içerisinde zaten erimiş olacak” diyen Sağlam, şöyle devam etti:

    “O nedenle tüm çalışanlar ve emekli şikayetlerinin önümüzdeki dönem çok artması, gelir vergisi dilimlerin yükseltilmesi taleplerinin büyümesi kaçınılmaz görülüyor. Maaş zammı konusunda şimdiden başlayan şikayetlerin, telafi sözleri verilmesine rağmen, bundan sonra yoğunlaşması kaçınılmaz. O nedenle de yüksek oranlı zammın erken açıklanması bekleniyor. Yapılacak zam oranına dair bir şey söylemek için erken ama en az yüzde 70-80 oranında zam sürpriz olmamalı.

    Geçen seçim öncesi de aynı şey yaşanmış, seçim öncesi yapılan yüksek zamların AKP’nin son dönemdeki oy artışında önemli rol oynadığı yorumları yapılmıştı. Yine benzer bir senaryo yürürlükte; çalışan ve emekliler enflasyonla mücadele olmadığı takdirde, ne kadar yüksek zam alırlarsa alsınlar mağdur olacaklar.  Yaşam standartlarının yüksek zamlara rağmen sürekli gerilediğini bu kez görecekler mi, tabi ki bilemeyiz.”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DBP’den DFG’ye ziyaret

    DBP’den DFG’ye ziyaret


    AMED – DBP Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, tahliye olan gazetecileri DFG’de ziyaret etti.  

     

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz, Keskin Bayındır ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, 12 Temmuz’da tahliye olan gazetecileri, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nde (DFG) ziyaret etti. Heyeti, tahliye olan DFG Eşbaşkanı Serdar Altan ve dernek üyeleri karşıladı. 

     

    ‘HAKİKATİ SAHİPLENMENİZ ÖRNEK OLDU’

     

    Ziyarette konuşan Aydeniz, Özgür Basın’a dönük saldırıları kınadı. Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde olduklarını belirten Aydeniz, antlaşmasının Kürt kurumları açısından “barış” değil “savaş” anlamı taşıdığını ifade eden Aydeniz, “Basın da hakikati topluma ulaştırmak için misyonunu oynadı. Kürt basınının bu duruşu önemliydi. Özgür Basın çalışanları tutuklamalara rağmen alanı boş bırakmadı, arkadaşlarının eksikliklerini giderdi. Bir kez daha hakikati sahiplenmeniz örnek oldu” dedi. 

     

    ‘DİRENİŞ GELENEĞİ SUSMADI’

     

    DFG Eşbaşkanı Altan “13 aylık tutukluluğumuz boyunca biz gazetecileri sahiplenme iyiydi. Bu sahiplenmeden onur duyuyoruz. Yine arkadaşlarımızın bizim boşluğumuzu doldurması da bize güç verdi. Her ne kadar bizi susturmak istedilerse de gördüler ki Özgür Basın ve Kürt gazetecilerin direniş geleneği susmadı. Mücadele ve çalışmalar devam ediyor. Bu duruş önemliydi. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ziyaretinizden dolayı teşekkür ederiz” diye konuştu.   

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Üç gazeteci gözaltına alındı

    Üç gazeteci gözaltına alındı


    Artı Gerçek – Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Delal Akyüz ile Fırat Can Arslan ve Sibel Yükler gözaltına alındı.

    Akyüz’ün İzmir’deki evine polislerce baskın düzenlendi.Gözaltına alınan Akyüz, Çankaya’da bulunan İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Akyüz’ün Diyarbakır’a götürülüp götürülmeyeceği hakkında ise bilgi alınamadı.

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre İzmir’de Delal Akyüz’ün evinde yapılan arama sırasında galoş giyilmesi zorunlu olmasına rağmen bazı polisler galoş giymedi. Yapılan itiraza da “galoş giymenin zorunlu olmadığını” öne süren bir polis, “Ne olacak temizlersiniz” diyerek yanıt verdi.

    GAZETECİ ARSLAN GÖZALTINA ALINDI

    Diyarbakır’da başlatılan soruşturma kapsamında MA muhabiri Fırat Can Arslan da, Ankara’daki evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilmezken Arslan, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Baskında Arslan’ın telefon ve bilgisayarına el konuldu.

    Gazeteci Sibel Yükler de, Ankara’daki evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Yükler’in Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.(HABER MERKEZİ)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu – Özdağ protokolü Yeşil Sol’da rahatsızlık yarattı: Destek için hiçbir şey istemedik, tabanımız çok kırgın

    Kılıçdaroğlu – Özdağ protokolü Yeşil Sol’da rahatsızlık yarattı: Destek için hiçbir şey istemedik, tabanımız çok kırgın



    14 Mayıs seçimlerine kapatma davası nedeniyle Yeşil Sol listelerinden katılan HDP yöneticileri, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta ‘koşulsuz ve şartsız’ şekilde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı – CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nu desteklediklerine işaret etti.

    Cumhuriyet gazetesinden Sefa Uyar’ın haberine göre “Türkiye ya demokrasiye yönelecekti ya da giderek otokratikleşecekti. Biz tercihimizi Türkiye’nin demokratikleşmesinden yana kullandık. Bu nedenle tek taraflı olarak Kılıçdaroğlu’nu destekledik” diyen HDP kaynakları, ‘Kılıçdaroğlu’nu desteklemek karşılığında herhangi bir şey istemediklerini, bu yönde bir görüşme dahi yapılmadığını’ vurguluyor.

    Ancak Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasındaki mutabakata ve söz edilen koltuklara değinen parti yöneticileri, “Biz demokrasi adına destekledik ve hiçbir talepte bulunmadık ama demek ki birileri kapalı kapılar ardında görüşmeler yapmış. Bu durum tabanımızda ciddi bir kırgınlığa neden oldu” değerlendirmesinde bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Obama ailesine şok: Özel aşçıları ölü bulundu

    Obama ailesine şok: Özel aşçıları ölü bulundu



    Eski ABD BaşkanI Baracak Obama’nın Massachusetts’teki Martha’s Vineyard adasında yer alan malikanesinde yas havası hakim.

    Massachusetts’teki Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı yazılı açıklamaya göre kürek tahtası ile gölde açılan bir kişinin kaybolduğu ihbar edildi. Olay yerine gelen ekiplerin bulduğu cansız bedenin, 45 yaşındaki Tafari Campbell’e ait olduğu ortaya çıktı.

    Daha evvel Beyaz Saray’da çalışan Tafari Campbell, Barak Obama’nın 2016’da görevinin sona ermesinden bu yana Obama ailesinin aşçısı olarak görev alıyordu.

    Barack ve Michelle Obama çifti, “Tafari, aileimizin sevilen bir parçasıydı. Konu yemek oldu mu yaratıcı ve tutkuluydu. Düşünceli ve kibar birisiydi. Beyaz Saray’dan ayrılırken bizimle çalışmaya devam etmesini söyledik ve o da kabul etti. O günden beri ailemizin önemli bir parçası. Yaşanan hadise yüzünden çok üzgünüz” dedi.

    CAN YELEĞİ GİYMEMİŞ

    Polis, pazar günü kürek tahtasının sular altında kaldığı ihbarından bu yana arama faaliyetlerinin yapıldığını ve cansız bedene pazartesi ulaşıldığını kaydetti. Tafari Campbell’in can yeleği giymediği, kıyıdan 30 metre uzaklıkta olduğu ve cansız bedeninin suyun 2,4 metre altında sonar yardımıyla tespit edildiği belirtildi. 

    Olay yaşandığında Obama ailesinin Massachusetts’te bulunmadığı kaydedildi. Polis, Tafari Campbell’in ölümüne ilişkin soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Zamdan dolayı mazot alamayınca ektiği bostanı söktü

    Zamdan dolayı mazot alamayınca ektiği bostanı söktü


    AMED – Amed’de sulama için kullandığı su motoruna akaryakıta gelen zamlardan dolayı mazot alamayan çiftçi, ektiği patlıcanları sökmek zorunda kaldı. 

     

    Amed’te bir yurttaş, akaryakıta gelen zamlar nedeniyle bostanını sulamak için kullandığı su motoruna mazot alamayınca ektiği ürünleri söktü. Çermûg’un (Çermik) Kerwançinani (Kervançimen) köyünde yaşayan çiftçi İlyas Çınar, Sinek Çayı’ndan su motoruyla su çekerek bostanını sularken, gelen zamların ardından su motoruna mazot alamayınca ektiği patlıcanları sökmek zorunda kaldı. 

     

    Tarlasındaki patlıcanları söken Çınar, “Mazot olmuş 35 lira, ben bunları nasıl sulayacağım, nasıl?” diye isyan etti. Bir kişinin “patlıcan bu sene para etmiyor mu?” şeklindeki sorusuna Çınar, “Batsın bu devlet, para ediyor mu? Mazot pahalı. Devlet çiftçiyi bitirdi”  ifadelerini kullandı.  

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İran’da ahlak polisi sokaklara geri döndü: Bir ay boyunca cenaze yıkatıldı

    İran’da ahlak polisi sokaklara geri döndü: Bir ay boyunca cenaze yıkatıldı


    Başörtüsü yasaklarının uygulandığını gözetmekle yükümlü olan ahlak polisinin devriye nöbetleri, Mahsa Amini’nin Eylül 2022’de başörtüsü yasağını çiğnediği gerekçesiyle gözaltına alınması ve gözaltındayken hayatını kaybetmesi üzerine durdurulmuştu.

    Ancak bir emniyet sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre İran yönetimi, ahlak polisinin yeniden sokaklara dönmesine izin verdi.

    Bu kuşkusuz iktidar ile protestocular arasındaki gerginliği tırmandıracak bir adım.

    BBC Farsça’nın Instagram kanalına sesli mesaj gönderen bir İranlı karara tepkisini “Bu halka açılmış bir savaşın ilanıdır,” sözleriyle dile getirdi.

    “Bu kez halkın rejimin sürekli yaptığı hatalardan azami fayda sağlamasını ve bütün sistemi alaşağı etmesini umuyorum,” diye konuştu.

    İran hükümeti ahlak polisinin devriyelerine yeniden başlaması kararının halktan gelen talep üzerine alındığını öne sürerken, karar büyük tepki de çekti.

    Eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ahlak polisi minibüslerinin sokaklarda yeniden belirmesiyle hükümetin kendi ayağına çelme taktığını, bunun toplumdaki gerginlikleri daha da tırmandıracağını ve bir “sosyal patlamaya” neden olacağını söyledi.

    Reuters’a konuşan ve ismini gizli tutmak isteyen eski bir hükümet yetkilisi de “yanlış kararların iktidar sahipleri için elim sonuçlar doğruabileceğini, insanların daha fazla baskı altına alınamayacağını, bu kararda ısrar edilirse sokak protestolarının yeniden başlayacağını” ifade etti.

    Kararın ardından başörtüsü yasağını uygulamaya çalışan ahlak polisi ile sokaktaki vatandaşlar arasında gerginlikler yaşandığı görülmeye de başlandı.

    BBC’nin ulaştığı ve 16 Temmuz’da çekildiği sanılan bir videoda, İran’ın kuzeyindeki Raşt kentinde vatandaşların ahlak polisinin ”İslami giyim kuralları”nı ihlal etmekle suçladıkları üç genç kızı gözaltına almasına engel oldukları görülüyor.

    Yetkililer başörtüsü yasağını uygulamak için tedbirlerini arttırırken, yasağa karşı çıkanların da isyanlarını sürdürmekte kararlı oldukları anlaşılıyor.

    Bu hafta ülkenin en önde gelen kadın siyasi mahkumlarından Sepideh Gholian’ın davası mahkemede başörtüsü takmayı reddettiği için görülemedi.

    29 yaşındaki aktivist İran’ın güneybatısındaki bir endüstriyel meseleyle ilgili haberler yapmasının ardından altı yıl önce tutuklanmıştı.

    Bu yıl cezasını tamamlayarak serbest bırakılmış, ancak bir protesto gösterisinde İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney aleyhine sloganlar attığı suçlamasıyla yeniden gözaltına alınmış ve cezaevine gönderilmişti.

    Missouri Üniversitesi’nden “Devrim Sonrası İran” kitabının yazarı Mehrzad Boroujerei, mevcut durumu “Bir çıkmaza girmiş gibi görünüyoruz,” sözleriyle değerlendirdi.

    İran’ın geleceği hakkındaki farklı görüşler arasındaki çatışmanın sürdüğünü söyleyen Boroujerei “Muhalefet ulema rejimini devirmeyi başaramadı. Devlet de vatandaşların taleplerine kulak vermekte istekli davranmadığı ve vatandaşları zor kullanarak bastırmaya çalıştığı için başarılı olamadı,” dedi.

    Bu zor kullanma tedbirleri çerçevesinde başörtüsü yasaklarına karşı koyanlara alışılmadık cezalar verilmesi de söz konusu oldu.

    Örneğin başörtüsü yasağını ihlal etmekle suçlanan bir kadın bir ay boyunca “ölü yıkamak” ile cezalandırıldı.

    Ünlü iki kadın oyuncu Afsaneh Baygan ve Azadeh Samadi’ye her hafta zorunlu psikoterapi seanslarına gitme cezası verildi.

    Bir diğer oyuncu Leyla Bolukat ise kamuya açık bir toplantıda başörtüsü yerine şapka taktığı için “başörtüsünü çıkarmak” ve “halkın kafasını karıştırmak” suçlamalarıyla bir yıl hapis cezası aldı.

    Bu cezaların ağır bir şekilde eleştirilmesinin ardından, iktidar yanlısı gazeteler mahkeme kararlarını savunmak için sıraya girdi ve bu ünlü isimlerin bu gibi cezalar sayesinde “tedavi olacaklarını” ileri sürdü.

    Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail: Knesset yargı reformunun ilk bölümünü onayladı, ülke siyasi krize sürükleniyor

    İsrail: Knesset yargı reformunun ilk bölümünü onayladı, ülke siyasi krize sürükleniyor


    ENSAR NUR, TR724 HABER

    İsrail parlamentosu Knesset, Yüksek Mahkeme’nin yetkilerini ciddi şekilde sınırlayacak yasa değişikliğinin ilk bölümünü bugün hararetli tartışmaların ardından onayladı. Muhalefet oylamayı boykot ederken, yüz binlerce İsrail vatandaşı aylardır sokaklarda yasa tasarısını protesto ediyor.

    Başbakan Benjamin Netanyahu liderliğindeki İsrail tarihinin en sağcı koalisyon hükümeti bugün İsrail Yüksek Mahkemesi’nin yetkilerini sınırlandırmaya yönelik kapsamlı teklifinin ilk bölümünü onaylayarak Yüksek Mahkeme’nin hükümet icraatlarını iptal etme yetkisine bir sınır getirdi ve aşırı sağcı milletvekillerine ülkeyi yeniden şekillendirme çabalarında önemli bir zafer kazandırdı.

    Muhaliflerin yazılı bir anayasası olmayan İsrail’de hükümet gücü üzerindeki birkaç denetim unsurunu da aşındıracağını söylediği yasa, yüz binlerce protestocunun karşı çıkmasına rağmen kabul edildi. Knesset binasının dışında oturma eylemi yapan protestoculara güvenlik güçleri tazyikli suyla müdahale etti.

    Ülkenin son yıllarda yaşadığı en kötü siyasi kriz haline gelen yargı reformuna karşı yüz binlerce İsrailli aylardır sokaklarda protesto gösterileri düzenliyor.

    Altı aydır devam eden kitlesel sokak gösterilerinin ardından son dakikaya kadar uzlaşma sağlamaya çalışan Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, “ulusal bir acil durum içindeyiz” uyarısında bulunmuştu.

    Başbakan Netanyahu, istediklerini alamadıkları takdirde koalisyonu bozmakla tehdit eden hükûmet ortakları ve toplumsal tepki arasında kaldı.

    GÜÇLER AYRILIĞI TEHDİT ALTINDA

    Anlaşmazlık, İsrail’in Yahudi ve demokratik bir devlet olarak imajının nasıl korunacağı konusunda İsrail toplumunda yaşanan sancılı bir bölünmeyi yansıtıyor.

    Yasa, mahkemenin hükümet kararlarını engellemek için tartışmalı “makuliyet” yetkisini kullanmasını engelleyecek. Aşırı sağcı ve ultra-Ortodoks Yahudi partileri içeren koalisyon hükümeti bu değişikliğin, milletvekillerinin seçmenlerin kendilerini seçtiği yasaları çıkarmakta daha özgür olmalarını sağlayarak demokrasiyi güçlendireceğini ve reformların daha iyi bir güç dengesi sağlamak için gerekli olduğunu söylüyor.

    Muhalefet ise bu değişikliğin hükümetin yetki aşımı üzerindeki önemli bir kontrolü ortadan kaldıracağı ve İsrail tarihinin en muhafazakar ve milliyetçi koalisyonunun daha otoriter ve daha az çoğulcu bir toplum yaratmasının önünü açacağı konusunda ısrar ediyor.

    Sokaklara çıkan İsrail vatandaşları ise önerilen yargı reformunun yürütme üzerindeki denetim ve dengeleri ortadan kaldırarak İsrail’in liberal demokrasisini zayıflatacağını ve otokratik bir rejime çevireceğini vurguluyor.

    Muhalifler, yolsuzluk suçlamalarıyla mahkemede mücadele eden Netanyahu’yu çıkar çatışması yaşamakla suçlarken, bazı protestocular “suç bakanı” (Crime Minister) pankartları açtı.

    PROTESTOLAR AYLARDIR DEVAM EDİYOR

    Yasa değişikliğinin gündeme gelmesinden itibaren demokrasi yanlısı İsrailliler protestolar düzenliyor. Yaklaşık 6 ay önce başlayan gösteriler artarak devam etti.

    Otoyolları ve havaalanlarını kapatan göstericiler zaman zaman polisle de karşı karşıya geldi. Yasa değişikliğine karşı devlet kademelerinde, ordudan, is dünyasından ve sivil toplumdan büyük tepki var. 10 bine yakın gönüllü yedek asker ve savaş pilotu yasanın geçmesi halinde görev bırakacaklarını duyurdu. Yaklaşık 150 üst düzey İsrail şirketinden oluşan önde gelen bir iş forumu da Pazartesi günü greve gitmeyi planlıyor.

    Cumartesi günü, yasaya karşı çıkan on binlerce gösterici Kudüs’e yürüdü.

    BİDEN’DAN ÇAĞRI: OYLAMAYI ERTELEYİN

    Kriz zirveye ulaşmaya hazırlanırken, İsrail’in geleneksel müttefiki Washington siyasi kargaşadan duyduğu endişeyi yineledi ve ABD Başkanı Biden İsrailli liderleri oylamayı ertelemeye çağırdı.

    Biden yaptığı açıklamada, “İsrail’in ABD’deki dostları açısından bakıldığında, mevcut yargı reformu önerisi daha az değil daha fazla bölücü hale geliyor gibi görünüyor. İsrailli liderlerin bu konuda acele etmeleri mantıklı değil, odak noktası insanları bir araya getirmek ve uzlaşma sağlamak olmalı” ifadelerini kullandı.

    Geçtiğimiz hafta İsrail Cumhurbaşkanı’nı Washington DC’de ağırlayan Biden, görüşmek istemediği Başbakan Netanyahu’yu da sonunda krizin büyümesi üzerine Beyaz Saray’a davet etmişti.

    Reformların arkasındaki itici güç olan Adalet Bakanı Yariv Levin, tasarının eleştirileri karşılamak için zaten değişikliklere uğradığını ve iktidar koalisyonunun hala “anlayışa” açık olduğunu, ancak “anlayışın” muhalefetin de taviz vermeye istekli olması anlamına geldiğini söyledi.

    YARGI REFORMUNDA NELER VAR?

    AFP’nin aktardığına göre, Adalet Bakanı Yariv Levin tarafından sunulan değişikliğin başlıca unsurları şu şekilde:

    ‘Makuliyet’ maddesi

    Başta siyasi sağ olmak üzere İsrail Yüksek Mahkemesi’ni eleştirenler, bu maddenin yargıçların çok fazla yetki kullanmasının en vahim örneklerinden biri olduğuna işaret ediyor.

    Yüksek Mahkeme yakın geçmişte verdiği önemli bir kararla Netanyahu’nun müttefiki Aryeh Deri’nin daha önce vergi kaçakçılığından mahkum olması nedeniyle kabinede görev almasını yasaklamıştı.

    Netanyahu, Deri’nin hükümette görev almasını doğrudan engelleyen bir yasa olmamasına rağmen, Deri’yi görevden almak zorunda kaldı.

    Yargıçların atanması

    Netanyahu hükümeti ayrıca en yüksek mahkeme olan Yüksek Mahkeme de dahil olmak üzere hakimlerin atanması için sistemde daha fazla yetki istiyor.

    Şu anda Adalet Bakanı tarafından denetlenen ve hakimler, milletvekilleri ve İsrail Barosu’nu temsil eden avukatlardan oluşan bir organ olan atama panelinde daha fazla temsil talep etti. Hükümetin planına ve diğer önerilere göre Baro üyeleri süreçten çıkarılacak.

    Levin’in önerisinin Mart ayı sonunda milletvekilleri tarafından onaylanan değiştirilmiş bir versiyonu, hükümete daha fazla yetki verirken daha fazla milletvekili ve yargı mensubunu panele dahil edecekti. Bu teklif meclisin nihai oylamasını bekliyor.

    Ayrı bir yasa tasarısı da Yüksek Mahkeme başkanının seçim şeklini değiştirerek hükümete daha fazla söz hakkı tanıyacak.

    Hukuk danışmanları

    Levin’in önerisi ayrıca bakanlıklara bağlı hukuk danışmanlarının yetkilerinin kısıtlanmasını da öngörüyor.

    Halihazırda, Yüksek Mahkeme yargıçları hükümet eylemlerinin uygunluğuna karar verirken danışmanların tavsiyelerine atıfta bulundukları için, danışmanların rehberliği yarı yasal bir güce sahip. Teklif bunu değiştirecek ve tavsiyelerini bağlayıcı olmaktan çıkaracak.

    ‘Geçersiz kılma’ maddesi

    İsrail Yüksek Mahkemesi’ni eleştirenler, yargıçların Knesset tarafından kabul edilen yasaları iptal etme hakkını ileri sürerek yetkilerini aştıklarını da iddia ediyor.

    Buna karşılık Netanyahu hükümeti, parlamentonun basit bir çoğunlukla Yüksek Mahkeme kararlarını geçersiz kılmasına izin verecek bir “geçersiz kılma maddesi” önerdi.

    Tasarı 14 Mart’ta parlamentoda ilk oylamadan geçti ancak yasalaşma sürecini tamamlayamadı. Netanyahu geçtiğimiz ay Wall Street Journal’a verdiği demeçte reform paketinden iptal maddesini çıkardığını söyledi.

    Önerilen diğer tedbirler, Yüksek Mahkeme’nin İsrail’in yarı anayasası olan Temel Kanunlar’da yapılan değişiklikleri iptal etmesini engelleyecek ve diğer mevzuat parçalarını geçersiz kılmak için tüm yargıçların oybirliğiyle karar vermesini gerektirecek.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Görür’den Adana depremi açıklaması: Bölgede fay kuşakları üzerindeki stres alanlarında değişim var

    Prof. Dr. Görür’den Adana depremi açıklaması: Bölgede fay kuşakları üzerindeki stres alanlarında değişim var


    Artı Gerçek – Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, sabah saatlerinde Adana’da meydana gelen depremle ilgili açıklama yaptı.

    AFAD verilerine göre sabah 08.44’te meydana gelen depremin büyüklüğü 5.5 olarak kaydedildi. Deprem çevre illerde de hissedildi.

    Sosyal medya hesabından açıklama yapana Prof. Dr. Görür, “6 Şubat depremlerinden sonra bölgede fay kuşakları üzerindeki stres alanlarında değişim var” dedi.

    Prof. Dr. Görür’ün açıklaması şöyle:

    “Adana Kozan’da 5,5 deprem. Saimbeyli ve Savrun Faylarının yakınlaşma bölgesinde, muhtemelen Savrun zonunda. 6 Şubat depremlerinden sonra bölgede fay kuşakları üzerindeki stres alanlarında değişim var, sevgiyle”

    (HABER MERKEZİ)


    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mersin Toros Üniversitesi’nde yüzde 200 zam

    Mersin Toros Üniversitesi’nde yüzde 200 zam


    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) vakıf yükseköğretim kurumlarını eğitim öğretim ücretlerine enflasyon oranının üstünde zam yapmamaları konusunda uyarmasına rağmen fahiş zamlar sürüyor.

    İlk olarak Bahçeşehir Üniversitesi ücretlerine yüzde 150’ye varan zam yapmıştı. İstanbul Aydın Üniversitesi 17 Nisan’da öğrenim ücretlerine yüzde 100’ün üzerinde zam yapıldığını açıklamıştı. İstanbul Zeytinburnu’nda kampüsü bulunan Biruni Üniversitesi de fahiş zam yapan vakıf üniversiteleri arasında yer aldı. Yüzde 130’a varan zamları protesto eden öğrenciler, “Burada apaçık eğitim hakkının ihlali var” tepkisini göstermişti.

    Son olarak Mersin Toros Üniversitesi eğitim ücretlerine yüzde 200’ü bulan zam yaptı. BirGün’e ulaşan öğrenciler 46 bin TL olan ücretlerinin 181 bin TL’ye yükseltildiğini söyledi. (Kaynak)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***