Yazar: SG

  • Cezayir’deki orman yangınlarında ölenlerin sayısı 34’e yükseldi

    Cezayir’deki orman yangınlarında ölenlerin sayısı 34’e yükseldi


    Cezayir’in kuzey kentlerinde dün başlayan orman yangınlarıyla mücadele, 48 dereceyi geçen sıcak hava dalgası ve sıcak rüzgarların da etkisiyle giderek zorlaşıyor. Cezayir İçişleri Bakanlığı, ülkenin 11 kentinde meydana gelen orman yangınlarında ölenlerin sayısının 34’e yükseldiğini duyurdu.

    ÖLENLERİN 10’U ASKER

    Savunma ve İçişleri Bakanlıkları tarafından bugün yapılan açıklamalarda, ülkenin çeşitli kentlerinde çıkan orman yangınlarında 10’u asker olmak üzere 25 kişinin öldüğü, 25’i asker 51 kişinin de yaralandığı belirtilmişti. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ülkedeki orman yangınlarında 9 sivilin daha hayatını kaybettiği, böylece yaşamını yitirenlerin sayısının 34’e yükseldiği belirtildi. Açıklamada, yangın söndürme çalışmalarının havadan ve karadan devam ettiği vurgulandı.

    Yetkililer, yaklaşık 8 bin itfaiyecinin alevleri kontrol altına almak için mücadele ettiğini söyledi. İçişleri bakanlığı, Boumerdes, Buveyra, Tizi Ouzou, Cicel, Becaya ve Skikda bölgelerinde itfaiye operasyonlarını sürdürdüğünü söyledi. Şimdiye kadar yaklaşık 1.500 kişi tahliye edildi. Orman yangınları sınır kasabası Melloula’yı kasıp kavurdu. Görgü tanıkları Reuters’a, dağlık bölgelerde başlayan yangınların kasabadaki bazı insanların evlerine ulaştığını ve yüzlerce aileyi kaçmak zorunda bıraktığını söyledi. Bir sivil koruma yetkilisi, yüzlerce kasaba sakinini karada ve denizde balıkçı tekneleri ve sahil güvenlik gemileriyle tahliye ettiklerini söyledi.

    YANGININ SEBEPLERİ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

    Becaya ve Cicel eyalet savcılıkları, ülkenin çeşitli kentlerinde meydana gelen ve 34 kişinin öldüğü orman yangınlarına ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu. Açıklamalarda yangınların nedenlerinin araştırılması ve faillerin ortaya çıkarılması için ilk soruşturmanın açılması yönünde karar aldığı belirtildi. Suçun tespiti durumunda dosyanın başkent Cezayir’deki Sidi Muhammed Mahkemesi terör ve organize suçlarla mücadele birimine sevk edileceği kaydedildi.

    TÜRKİYE’DEN BAŞSAĞLIĞI

    Türkiye Dışişleri Bakanlığı da ülkede devam eden yangınlarda ölenler için başsağlığı diledi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Cezayir’in çeşitli vilayetlerinde devam eden yangınlarda çok sayıda sivilin ve askeri personelin ölmesi ve yaralanmasının üzüntüyle öğrenildiği belirtildi. Açıklamada, “Yangınlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, dost ve kardeş Cezayir halkına ve hükümetine başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Türkiye, bu zor günlerinde Cezayir’e her türlü desteği sağlamaya daima hazırdır” ifadeleri kullanıldı.

    Meteoroloji Kurumu dün mevcut sıcak hava dalgasına ilişkin alarm seviyesini turuncudan kırmızıya yükseltmiş ve ülkede hava sıcaklığının 48 dereceyi aştığı ağır iklim koşulları yaşandığını kaydetmişti. Cezayir makamları, haftalardır devam eden sıcak hava dalgasının orman yangınlarına neden olabileceği endişesiyle yüksek alarm durumunun etkinleştirildiğini bildirmişti. Ülke yaklaşık bir aydır, başkentte 48 derece, diğer bölgelerde de 50 dereceye ulaşan rekor sıcaklıklara tanık oluyor. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Benzine seçim zammı yüzde 80’i aştı, motorinde de bu gece fiyat artışı var

    Benzine seçim zammı yüzde 80’i aştı, motorinde de bu gece fiyat artışı var


    Benzin litre fiyatı bugünkü 2 liralık zamla 36 lirayı geçti.

    Seçimin ilk turu olan 14 Mayıs’ta İstanbul’da 19,81 TL olan benzinin litre fiyatı son zamlarla birlikte 36,05 TL’ye yükseldi. Böylece 14 Mayıs’taki seçimler sonrasındaki iki aylık dönemde toplam zam oranı yüzde 82’ye ulaştı.

    Otogaza da bu gece 25 kuruş zam geliyor.

    Zamla birlikte benzinin litre fiyatı İstanbul’da 36,05 TL’ye, Ankara’da 36,53 TL’ye, İzmir’de 36,64 TL’ye yükseldi.

    Motorinin litre İstanbul’da 33,87 TL, Ankara’da 34,35 TL, İzmir’de 34,53 TL seviyesinde bulunuyor. (EKONOMİ SERVİSİ)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Anadol’dan Kılıçdaroğlu’na: Hakkımı helal etmiyorum

    CHP’li Anadol’dan Kılıçdaroğlu’na: Hakkımı helal etmiyorum


    Eski CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, “Parti ilkelerine bağlı temiz bir insan olsa genel başkanlığı bugün bırakırım” dediği iddia edilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Hakkımı helal etmiyorum” diyerek yanıt verdi. 

    Seçimlerin ardından değişim tartışmalarının sürdüğü CHP’de sular durulmuyor. Parti kulislerinde Kılıçdaroğlu’nun, “Parti ilkelerine bağlı temiz bir insan olsa genel başkanlığı bugün bırakırım” dediği yansırken, eski CHP Grup Başkanvekili Anadol, yaptığı açıklamayla Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi.

    Anadol, “Gazeteler ‘Parti ilkelerine bağlı temiz bir insan olsa Genel Başkanlığı bugün bırakırım’ dediğinizi yazdı. Bu sözlerinize inanamadım. Yalanlamanızı bekledim. Ama siz susmakla yetindiniz. Bu durumda söz, ömrünü CHP ilkelerine adamış, bırakın akçeli işlere bulaşmayı maddi kayıplara uğramış fedakâr örgüt emekçilerine düşüyor.  Seçim kazanıldığında adaylardan çok sevinen, yitirildiğinde onlardan çok üzülen isimsiz kahramanlara düşüyor” dedi. 

    “Parti zarar görmesin diye sabretti”

    Anadol, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, şu hatırlatmalarda bulundu: 

    “Emekli olduktan sonra CHP, size İş Bankası idare Meclisi Üyeliği, Parti Meclisi ve MYK üyeliği, milletvekilliği, grup başkanvekilliği ve en son Atatürk’ün koltuğunu verdi. CHP ilkelerine ters düşen uygulamalarınıza sırf parti zarar görmesin diye sabretti. Siz ise şu anda yurt dışında kırmızı bültenle aranan kişileri, yetmez ama evetçileri milletvekili yaptınız. FETÖ’cü olduğu savıyla üniversiteden çıkarılanları, yasa dışı yollarla yurt dışına kaçan kişileri danışman yaptınız.

    Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları ile helalleştiniz ama kendi partinizin laik, demokratik düzeni savunan kadrolarına küstünüz. CHP’li seçmeni ise her seçimde tıpış tıpış sandığa giden oy makinesi yerine koydunuz. 

    Şimdi CHP ilkelerine bağlı, geçmişi temiz binlerce insan Atatürk’ün koltuğunu bir an önce bırakmanızı istiyor. 

    “Size hakkımı helal etmiyorum”

    Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

    Genel Başkan seçildiğiniz kurultayın başkanıydım. Size hakkımı helal etmiyorum.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Karadeniz’deki ticari gemilere saldırabilir mi?

    Rusya Karadeniz’deki ticari gemilere saldırabilir mi?


    Tahıl anlaşmasından çekilen Rusya, Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırı tehdidinde bulundu. Uluslararası hukuk buna imkân tanıyor mu? Rusya’nın amacı ne? Batı ne yapabilir? Alman uzmanlar DW’ye değerlendirdi.

    Tahıl koridoru anlaşmasından çekilen Rusya, 20 Temmuz itibarıyla Karadeniz’den Ukrayna limanlarına giden tüm gemileri potansiyel askeri kargo taşıyıcısı, yani saldırı hedefi olarak göreceğini duyurmuştu. Rusya Savunma Bakanlığı bu gemilerde bayrağı bulunan ülkelerin de Kiev’in yanında Ukrayna savaşına girmiş olarak kabul edileceğini belirtmişti.

    Peki, uluslararası hukuk ticari gemilere saldırıya müsaade ediyor mu?Ya da Rusya’nın Ukrayna limanlarına yönelik ablukası nasıl sonuç verebilir? DW, uzmanlarla bu konuyu masaya yatırdı.

    Kiel Üniversitesi’nden güvenlik uzmanı Johannes Peters, savaşan taraflardan birinin bireyleri ya da kurumları tek taraflı olarak meşru savaş hedefi olarak ilan edemeyeceğini vurguluyor ve ekliyor:

    “Uluslararası sulardaki bu gemilere yönelik olası bir Rusya saldırısı, ne uluslararası hukuk ne de uluslararası savaş hukuku kapsamında görülebilir.”

    Peters, sivil bir gemiye sadece askeri kargo şüphesine dayanılarak füze ya da benzeri bir silahla saldırı düzenlenemeyeceğini belirtiyor.

    Savaşan tarafların neye izni var?

    Viadrina Avrupa Üniversitesi’nden uluslararası hukuk uzmanı Wolff Heintschel von Heinegg, deniz hukukuna göre savaşan tarafların düşman topraklarına giden tüm gemileri arama hakkı bulunduğunu hatırlatıyor. Bu topraklara kaçırılan bir yük varsa bunun tüm dünyaya bildirilmesi gerektiğini ifade eden Heintschel von Heinegg, “Ancak taşınamayacak malların listesinin önceden açıklanması şartıyla” diye ekliyor.

    Aranan gemide “yasaklı” bir yük bulunduğu takdirde savaşan devletin bu gemiye el koyma hakkı bulunduğunu ancak saldıramayacağını belirten Heintschel von Heinegg, “Bu gemiye yönelik saldırıya, sadece düşmanın askeri faaliyetlerine ciddi bir katkıda bulunması için kullanıldıysa izin verilebilir. Örneğin, askeri açıdan değerli istihbarat geçiyorsa ya da mayın döşüyorsa gibi. Bu durumda gemi saldırıya açık hâle gelir. Geminin sadece Karadeniz’de seyir hâlinde olması, meşru bir hedef olduğu anlamına gelmez” dedi. Heintschel von Heinegg’e göre, bu durum, 21 Temmuz’dan itibaren Karadeniz’de Rusya’daki ya da işgal edilen Ukrayna topraklarındaki limanlara giden tüm gemileri askeri yük gemisi olarak görüleceğini açıklayan Kiev için de geçerli.

    Alman uzman, “Bir gemi, gerçekten düşmana askeri ekipman taşıyorsa saldırı hedefi olabilir. Ancak bunun varsayımlara değil, gerçeklere dayanması gerekiyor” diyor.

    Ancak Heintschel von Heinegg, Rusya’nın yasaklı kargo listesini önceden yayımlamaması hâlinde, taşınması yasaklanabilecek bir yük de olamayacağının altını çiziyor.

    Ukrayna’ya giden gemilerde yapılabilecek aramalarla ilgili de konuşan Alman uzman, “Gemiye çıkan ekip, gemide ne olduğuna bakar. Ukrayna’yla ilgili bir faaliyette bulunulmuyorsa da geminin serbest bırakılması gerekir” dedi.

    Rusya’nın amacı ne?

    Peters’a göre, Rusya’nın öncelikli hedefi Ukrayna’yı uluslararası ticaretin güvenliğini tehdit ederek zayıflatmak değil, daha ziyade açlığı bir silah olarak kullanıp Batı’yı Moskova’ya yönelik yaptırımları hafifletmeye ikna etmek.

    “Rusya söz konusu tehditlerin, gemicilik şirketleri ve sigorta firmalarının bu riski almamasına yeteceğine ve böylece Ukrayna’nın tahıl ihraç etmeye devam etmesinin imkânsız kılınacağını düşünüyor” ifadesini kullanan Peters, “Moskova, Rusya’ya yönelik yaptırımların hafifletilmesi için Batı’yı zorlamak isteyecektir” diye ekliyor.

    Moskova’nın talepleriyse açık: Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın uluslararası SWIFT sistemine yeniden dahil edilmesi ve gübre ihracatının kolaylaştırılması.

    Peters,tahıl koridoru anlaşmasının sona ermesinin Rusya’nın memnuniyetle karşıladığı bir fırsat olduğunu ve bu sayede Moskova’nın Batı üzerinde tekrar askeri baskı kurmasına gerek kalmayabileceğini düşünüyor.

    Alman uzman, Rusya’nın Odessa’ya yönelik saldırılarını artırmasının da bu strajetinin bir parçası olduğunu savunuyor.

    Batı şu an ne yapmalı?

    Peters Batı’nın şu an uluslararası ticari gemilere askeri gemilerce eşlik edilip edilmemesi gerektiği konusunda bir karar vermesi gerektiğini söylüyor. Bu, Batı’nın tartıştığı seçenekler arasında bulunuyor. Ancak Peter bunun pratikte zor bir seçenek olduğu görüşünde. Öncelikle Türkiye’nin Karadeniz’de ciddi sayıda askeri geminin varlığına rıza göstermesi gerekeceğini belirten Peters, ayrıca özel rotalar belirlenmesinin de şart olacağını ifade ediyor.

    Peters, Batılı ülkelere ait askeri gemilerin ticari gemilere eşlik etmesi durumunda oluşabilecek bir riske de dikkat çekti. Bu gemilerin yanlışlıkla dahi vurulması hâlinde Batılı devletlerin Rusya ile doğrudan savaşa girmesi gibi büyük bir riskin doğacağı uyarısında bulunan Peters, “Başından beri hem Rusya hem de Batı böyle bir gerilimden kaçınmaya çalışıyor” diye ekledi.

    KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteciler ev baskınıyla gözaltına alındı

    Gazeteciler ev baskınıyla gözaltına alındı


    Mezopotamya Ajansı’nda (MA) çalışan gazeteciler Fırat Can Arslan, Sibel Yükler ve Delal Akyüz, sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Delal Akyüz’ün İzmir’deki evine, MA muhabiri Fırat Can Arslan ve gazeteci Sibel Yükler’in de Ankara’daki evlerine polis tarafından baskın düzenlendi. Gözaltına alınan gazeteciler emniyete götürüldü.

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, İzmir’de Delal Akyüz’ün evinde yapılan arama sırasında galoş giyilmesi zorunlu olmasına rağmen bazı polisler galoş giymedi. Yapılan itiraza da “galoş giymenin zorunlu olmadığını” öne süren bir polis, “Ne olacak temizlersiniz” diyerek cevap verdi.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İzmir sıcağında çalıştırılan PTT personeli beyin kanaması geçirerek öldü

    İzmir sıcağında çalıştırılan PTT personeli beyin kanaması geçirerek öldü


    İZMİR- İzmir’de PTT’de görevli 42 yaşındaki Berran Kırmızıgül, dün dağıtım sırasında fenalaşarak Ege Üniversitesi hastanesine kaldırıldı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Kırmızıgül’ün beyin kanaması geçirdiği belirlendi. Kırmızıgül, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 9 yaşında bir çocuğu olduğu öğrenilen 42 yaşındaki Kırmızıgül’ün ailesiyle yaşadığı belirtildi.

    SICAKLIK UYARILARINA RAĞMEN ÇALIŞTIRILIYORLAR

    KESK Haber Sen 6 Nolu Şube üyeleri Bayraklı’daki PTT Dağıtım Merkezi’nde açıklama yaptı.

    Açıklamayı okuyan Derya Balseven “Dün bu binadan Berran sırtında yüküyle çıktı ve geri dönmedi. Kim verecek bunun hesabını? Dünya kavurucu sıcakları konuşuyor, televizyonlar, internet kanalları ‘sıcaktan kaçın, dışarı çıkmayın’ diye bangır bangır bağırıyor ama sırtına yükle bakalım yükünü, haydi şimdi vur kendini yollara sana bişey olmaz PTTci kardeşim. Sen kardeşim, sırtına yükleneni canın pahasına teslim ediyorsun ya bundan çuvalla para kazananlar var. Sen yaşamınla ödesen bile maaşının karşılığını onların umrunda değil” dedi.

    DEPREM VE SALGIN DÖNEMDE DE ÇALIŞTILAR

    İzmir depremin üzerinden neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen çatlaklar olan binada çalıştıklarını, Covid-19 salgını döneminde hizmet vermeye devam ettiklerini, sıcak hava uyarılarına rağmen çalıştırıldıklarını, cumartesi günleri kendilerine mesai dayatıldığını, en az 90 parça dağıtım yapma zorunluluğu getirildiğini ve maaş kesintileri yapıldığını anlatan Balseven, “Bugün Berran öldü, onlarcanız trafik kazası geçirdiniz, birçoğunuz içinde ne olduğunu bilmediğiniz tebligat zarfını götürdünüz diye darp edildiniz, en hafifinden şurada bulunanların yüzde 80 inde bel fıtığı sorunu var yaptığı ağır işten dolayı. Değdi mi sesinizi çıkarmadığınıza” dedi.

    PTT YÖNETCİLERİNE İSTİFA ÇAĞRISI

    PTT yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Balseven, “Ey PTT yöneticileri, bu kurumda çalışan insanlar sizin maaşlı köleleriniz değildir. Kendi personelinin yaşam hakkını bile koruyamayan insanlar yöneticilik yapamaz. Onun için PTT Genel Müdürünü ve silsile ile İzmir Başmüdürünü yaşanması kuvvetli muhtemel olaylarda dahi öngörülü davranamadığı için istifaya davet ediyoruz. 6331 sayılı İş Güvenliği Kanununa muhalefetten haklarında suç duyurusunda bulunuyoruz.

    ‘BERRAN’A YAŞATTIĞINIZI YANINIZA KÂR KOYMAYACAĞIZ’

    İş güvenliği kurallarına uyulmasını isteyen Balseven, şöyle dedi:

    “Çocuklarımız doysun diye ölmeye mahkum değiliz. Biz emeğimizi bu işyerine vermezsek onlar hiçbir şey yapamazlar bizsiz. Kimse bizden şapkasız çıkmayın diye uyardığı için canımızı yok sayarak çalışmamızı bekleyemez. Bugünden itibaren, Performans sayıları kaldırılmalıdır. İş güvenliği kuralları harfiyen uygulanmalıdır. Çarşamba günü yani yarın yüzyılın sıcağı olacağı söyleniyor. Ne olur riski yok edemediğimiz günlerde dağıtım yapılmasa. Ölmek istemiyoruz ey PTT yöneticileri. Berran’a yaşattığınızı yanınıza kâr koymayacağız. Ta ki sizler insan olduğumuzu hatırlayıncaya kadar bu mücadele devam edecek. ” (ARTI GERÇEK)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DHL, MNG Kargo’yu satın alıyor

    DHL, MNG Kargo’yu satın alıyor


    – DHL Group, MNG Kargo’nun hisselerinin tamamını (yüzde 100’ünü) satın almak üzere anlaştı.

    Gerçekleşen satış anlaşmasıyla DHL Group’un uluslararası lojistik uzmanlığından ve geniş küresel ağından faydalanacak olan MNG Kargo, DHL e-ticaret biriminin bir parçası olacak ve DHL e-ticaret Avrupa kargo teslimatı ağını tamamlayacak.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen DHL Group Üst Yöneticisi (CEO) Tobias Meyer, “Sürdürülebilirlik, küreselleşme ve dijitalleşmenin yanı sıra e-ticareti lojistikte bir mega trend olarak tanımladık ve 2025 DHL Grup Stratejisi’nde odaklandığımız bir alan haline getirdik. e-ticaret, lojistik sektörü ve özellikle de kargo hacimleri için en büyük büyüme faktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle organik ve inorganik büyüme stratejileri ile e-ticaret sektöründeki ayak izimizi genişletmek için sürekli çalışıyoruz. MNG Kargo, bizim iş portföyümüzü tamamlayacak, bu sektördeki kurulu ağımızı daha da genişletmemize yardımcı olacaktır” dedi.

    MNG Kargo CEO’su Kağan Gündüz ise, “MNG Kargo olarak, DHL Group’un global bilgi ve teknoloji birikimini arkamıza alarak tüketiciye sunduğumuz hizmet kalitesini daha da geliştirmeyi ve kapasite artırım yatırımları ile daha da yüksek istihdam yaratmayı hedefliyoruz. Ülkemiz, uluslararası üreticilerin sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturma stratejilerinin odağı haline gelmiş durumdadır ve sektörümüzün gelişimi hız kesmeden devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    İşlemin tamamlanması için Rekabet Kurumu ile Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’nun onayına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. (AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Halk TV ile olan sözleşme feshedilmişti… Faruk Bildirici: CHP’nin medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar etik ihlallere yol açıyor

    Halk TV ile olan sözleşme feshedilmişti… Faruk Bildirici: CHP’nin medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar etik ihlallere yol açıyor



    CHP’nin Halk TV ile sözleşmesini feshettiğini açıklamasının ardından, kamuoyunda tartışmalar sürerken medya ombudsmanı Faruk Bildirici, taraflar arasındaki etik ihlallerini yazdı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem tarafından yapılan açıklamada “Halk TV isimli televizyon kanalı ile partimiz arasında yapılmış olan ve Anayasa Mahkemesi ve Sayıştay denetimine tabi; 01.01.2023 tarihli protokolün 6.3. maddesi kapsamında, partimiz tek taraflı fesih hakkını kullanmış, Halk TV ile tüm ilişkimiz sona ermiştir. Kamuoyuna duyurulur” ifadeleri kullanılmıştı.

    Konuya ilişkin şahsi internet sitesinde bir yazı kaleme alan Bildirici, “Muhalif medyanın hayatiyetini sürdürebilmesi için katkıda bulunurken gazeteciliğe zarar vermemek, gazetecilik meslek etiğine uygun davranmak gerek. Fakat CHP’nin Halk TV ve diğer medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar, etik ihlallere yol açıyor” ifadelerini kullandı.

    Bildirici’nin konuya ilişkin yazısının tamamı ise şöyle:

    CHP’nin, Halk TV ile imzaladığı anlaşmayı feshetmesini tartışırken Türkiye’deki medya ortamını gözardı etmek yanlış olur. AKP iktidarının yaygın medyanın büyük bölümünü kontrol altına almakla yetinmeyip devşirdiği, haber alma hakkının iktidar propagandasına kurban edildiği herkesin malumu. Devletin tüm olanakları, özel sektör ve belediyelerin ilanları, sponsorlukları iktidar medyasının hizmetinde.

        Alternatif, eleştirel ve konumu itibarıyla muhalif medya ise mali açıdan da cendere altında. Kamu olanaklarından mahrum edildikleri yetmezmiş gibi bir de ilan-reklam ambargoları, RTÜK ve Basın İlan Kurumu cezalarıyla karşı karşıyalar. Hal böyleyken muhalefetin sesini duyurma işlevini de üstlenen muhalif medyanın yaşamasını sağlamak demokrasi için elzem.

        CHP de bu görüşten hareketle muhalif medyayı yıllardır destekliyor. Zaten Halk TV, 2005 yılında CHP kaynaklarından kurulmuştu. CHP eski saymanı Mahmut Yıldız’ın yakınlarının, Deniz Baykal’ın varislerine karşı açtığı davada “Halk TV Şirket hisselerinin parti hizmetinde kullanmak üzere bedelsiz ve güvene dayalı olarak Deniz Baykal’a verildiği” belirtiliyordu.

         CHP’nin tek taraflı olarak feshettiği anlaşma da yeni değil. Anayasa Mahkemesi’nin 2009 yılı mali denetim raporunda bile CHP’nin “canlı yayın bedeli” olarak Halk TV’ye yaptığı ödemelerin dökümü yer alıyordu. Anayasa Mahkemesi, o yıl toplam 2 milyon 233 bin liralık ödemeden “parti tarafından karşılanmasının uygun bulunmadığı” 755 bin liranın hazineye gelir kaydedilmesine karar vermişti.

             CHP’nin Halk TV ile “reklam, kampanya videoları yayınlama, grup ve basın toplantılarının canlı yayınlanması” için yapılan ödemeler o yıllardan beri de devam ediyor, zaman zaman da çeşitli tartışmalarla gündeme geliyor. Hem artık bilebildiğim kadarıyla 5 TV kanalı, üç radyo, 18 gazete ile benzer anlaşmalar söz konusu.

         Ancak muhalif medyanın hayatiyetini sürdürebilmesi için katkıda bulunurken gazeteciliğe zarar vermemek, gazetecilik meslek etiğine uygun davranmak gerek. Fakat CHP’nin Halk TV ve diğer medya kuruluşlarıyla yaptığı anlaşmalar, etik ihlallere yol açıyor:

    1-     CHP, reklam ve kampanya videolarının yayını için ödeme yapabilir, bunda sorun yok. Ama “haber” işin içine girince durum değişir. Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmaları, Grup Başkanvekilleri ile Parti Sözcüsünün basın toplantıları haberin konusudur.

    2-     Siyasi etkinliklerin canlı yayımlanmasına “haber değeri”ne bakılarak karar verilir. Ama CHP etkinliklerinde “haber değeri” yerine “ödenecek para”nın belirleyici hale gelmesi gazetecilik ilkelerinin açıkça ihlalidir. Kamu yararı ilkesi çiğnenmiş olur.

    3-     CHP’nin toplantılarının para karşılığı canlı yayımlandığının izleyiciye bildirilmemesi de yanlış. Gazeteler ve internetteki “Bu bir reklamdır” ya da “Sponsorlu yayın” gibi uyarılar koymadan canlı yayın yapmak izleyiciyi kandırmaktır; “örtülü reklam/tanıtım” yapmaktır.

    4-     Haber ile parasal ilişkilerin bu şekilde içiçe geçmesinin meşru görülmesi, siyasi olmayan, örneğin belediyeler, sağlık, eğitim gibi konularda da para karşılığı yayın yapılması sonucunu doğurabilir. Nitekim birçok kanalda böyle “örtülü reklam/tanıtım” niteliğinde programlar ve canlı yayınlara da rastlıyoruz.

         İktidar yanlısı televizyonların Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP sözcülerinin konuşmalarını baştan sona canlı yayımlaması ve özellikle sağlık alanında paralı yayınlar yapması muhalif medyanın “paralı canlı yayınları”na haklılık kazandırmaz. Pekâlâ etik ilkeleri çiğnemeden ve parayı haber değerinin önüne geçirmeden haber televizyonculuğu yapmanın yolları bulunabilir.

      CHP’nin açıklaması hoyratça

        CHP’nin, Halk TV ile anlaşmasını feshetme biçimi problemliydi. CHP’nin bir TV kanalı ile böyle bir anlaşma yapması, yasal ve etik ise zaten bugüne değin gizli tutulmamalıydı.

        Varlığı daha önce kamuoyuna duyurulmamış bir anlaşma feshediliyorsa da içeriği ve iptal gerekçesinin de somut biçimde açıklanması gerekirdi. Ama önce noter aracılığıyla gönderilen “Fesihname”nin açıklanması, ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’in sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruda anlaşmanın iptal gerekçesinden söz edilmiyordu.

        Kulis haberlerini bir yana bırakırsak, feshetmenin gerekçesini Erdem’in Sözcü gazetesinde Ruhat Mengi ile yaptığı söyleşiden öğrendik:

        “Halk TV’nin maksatlı yayın yaptığını düşünüyorum. Adeta CHP tabanını ve kamuoyunu demoralize etmeyi amaçlıyormuşçasına bir yayıncılık çizgisi yürütüyor Halk TV.”

         Erdem, TV100’de de sözleşmedeki hükümlerin gerçekleşmemesi ve CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın basın toplantısının Halk TV’de canlı yayımlanmaması nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini söyledi.

        Erdem’in açıklamaları, bir siyasi parti ile bir haber kanalı arasında “parasal ilişki” kurmanın sakıncasını gözler önüne seriyor. Zira CHP, Halk TV’nin “yayıncılık çizgisini” beğenmediği için anlaşmayı iptal etmiş, istediği gibi yayın yapmadığı için cezalandırıyor! Açıkça bu söyleniyor.

          Aslında CHP, sadece parayı keserek de değil, açıklama biçimiyle de Halk TV’yi cezalandırıyor; hoyratça iktidar medyasının önüne atıyor. Halk TV’nin, CHP’nin ve bütün muhalefetin sesini yansıtabilen ender TV kanallarından biri olduğu umursanmıyor.

         Benim bildiğim, bir parti, bir medya kuruluşunda aleyhte ya da istemediği türden bir yayın olduğunda ona itiraz eder, karşı açıklama yapar. İletişim tekniklerini kullanarak yanıtlamak varken CHP, “Küstüm sizinle oynamıyorum”, “Sizinle ilişkiyi kestim” tavrı içine giriyor. CHP gibi bir partinin iletişim yöntemi bu olmamalıydı.

         Serhan Asker’in, “Görkemli Hatıralar” programına Antalya’da uygulanan engelleme de bir fecaatti. Döşemealtı’nın CHP’li Belediye Başkanı Turgay Genç, son anda programa çıkmaktan vazgeçtiği gibi, Kırkgöz Hanı’nda çekim iznini de iptal etti. Yine gerekçe açıklanmadı ama CHP Genel Merkezi’nin tavrıyla bağlantılı bu engelleme medya özgürlüğüne müdahaleydi.

        Dahası, CHP’nin Halk TV’ye yönelik tavrının anlaşma iptaliyle sınırlı kalmayacağını, programlara konuk olarak çıkmama, haber ilişkisi kurmama gibi sonuçları da olacağını gösteriyor. CHP, CNN Türk’e uyguladığı ambargoyu şimdi de Halk TV’ye uygulayacak gibi….

        Ayrıca CHP’nin sözleşmeyi feshetme biçimi muhalif medyayı da olumsuz etkiledi, bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını iyiden iyiye gölgeledi. Sözcü’nün bir başyazıyla tepki göstermesi ve CHP’yi anlaşma imzalanan medya kuruluşlarını açıklamaya davet etmesi de bu rahatsızlığın dışa vurumuydu.

       Mahiroğlu’nun müdahalesi

       Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu, CHP ile anlaşmanın “Sayıştay denetimine tabi ve yasal” olduğunu savundu. Ama yasal olması etik olduğunu göstermez. Ayrıca daha önce defalarca örneği görüldüğü gibi yayın faaliyetiyle ilgili konularda “patron” olarak Mahiroğlu’nun konuşması, tepki göstermesi de doğru değil. “Editoryal bağımsızlık” ilkesi gereği, Mahiroğlu’nun yayın faaliyetlerine müdahale etmemesi, hiç karışmaması gerek.

        Mahiroğlu’nun, “kime hizmet ettiği belli olmayan bir karanlık genel başkan yardımcısı” diye CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem’e saydırması, Halk TV’nin “tarafsız” yayıncılığını da gölgeledi. Anlaşmayla ilgili tartışmayı kişiselleştirdi, kendisi de kavganın “aktörü” oldu.

        Halk TV Haber Yayın Yönetmeni Bengü Şap Babaeker, Halk TV’deki programda CHP anlaşmasıyla ilgili eleştirileri yanıtladı; konukları Bülent Mumay ve Bahadır Özgür’ün görüşlerini de aktardı. Ancak program sonunda Mumay’ın eşinin Eren Erdem’in ekibinde olduğunu hatırlatarak, eleştirisini değersizleştirmeye çalışması yakışık almadı. Babaeker’in gazetecilik çizgisine de uymadı.

        Köşe yazarlarına haksızlık

        Anlaşılan CHP’nin medya tepkisi Halk TV ile de sınırlı değil. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, belediye başkanları ile yaptığı toplantıdan yansıyan “Köşe yazarları üzerinden parti içi meseleler tartıştırılıyor. Kimin nereden ne kadar maaş aldığını iyi biliyorum” sözleri buna işaret ediyordu.

           Ancak Kılıçdaroğlu -varsa- maaş alan isimleri ve maaş ödeyenleri açıklamayarak CHP hakkında yazan tüm köşe yazarlarını zan altında bırakmış oldu. Nitekim buradan hareketle çok sayıda gazeteci meslektaşımız hakkında olur olmaz iddialar ortaya atıldı; binlerce liralık maaş iddiaları havada uçuştu. İşin kötüsü ne olduğu belirsiz birtakım sosyal medya hesaplarındaki dayanaksız iddialar bazı sitelerde de haber oldu. Haksızlık daha da büyütüldü…

         Tepkilerin büyümesinin ardından ve haberlerin yayımlanmasından tam üç gün sonra CHP Doğrulama hesabından “Partimizden sözleşme karşılığı ücret aldıkları yönünde yapılan haberlerin tamamı gerçekdışıdır” gibi ne olduğunu anlatmayan bürokratik bir yalanlama geldi.

        Ama olan olmuş, geçen zaman içinde kimi yazarlar ağır suçlamalara maruz kalmıştı. Bu tahribatı ortadan kaldırmanın yolu bizzat Kılıçdaroğlu’nun meseleyi aydınlığa kavuşturması ya da hangi köşe yazarının, nereden maaş aldığını açıklaması. Eğer gerçekten böyle yazarlar varsa bunu bilmek öncelikle okurlarının hakkı. Böylece gazeteciliği kötüye kullananların ayıklanmasına katkıda bulunmuş olur.

                                                                  Faruk BİLDİRİCİ / 25 Temmuz 2023

         KUTU/ Babaeker: Duyurma şekli ve zamanlama dikkat çekici

        Bengü Şap Babaeker (Halk TV Haber yayın Yönetmeni): Programda anlattım ama tekrar altını çizmek isterim. Söz konusu sözleşme, CHP’nin grup başkanvekillerinin, parti sözcüsünün ve grup toplantılarının yayınını, o yayınlar için lojistik teminini, ayrıca reklamları içeriyor.

        Sadece bizimle yapılmadığını biz biliyoruz, aslında herkes biliyor. Hangi televizyon, gazete ve internet siteleriyle yapıldığını açıklama sorumluluğu o kuruluşların ve CHP’nindir. Bu sözleşme haber, yorum, konuklarla ilgili değil. CHP’nin sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı vardı, saygıyla karşılıyoruz. Ancak feshi duyurma şekli, sadece Halk TV’yi kapsaması ve zamanlaması dikkat çekici elbette.

         Bunlara rağmen fesih kararına saygı duyuyoruz. Ancak pazar günkü Görkemli Hatıralar yayınından sadece birkaç saat önce yayına katılacak belediye başkanına ambargo koymak, çekim yapılacak alana yasak getirmek, 3 saatlik yayını 45 derecelik sıcaklıkta güneş altında yapmaya zorlamak sansür ve ambargo değil mi? Bizim tepkimiz, öfkemiz buna. “Biz iktidara geldiğimizde bizi istediğiniz gibi eleştireceksiniz” diyen bir partinin, hoşuna gitmeyen yorumlar nedeniyle aldığı bu kararın festival yasaklayan AKP’den ne farkı var?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altın fiyatlarında Fed belirsizliği vurdu: Gram altın ne kadar?

    Altın fiyatlarında Fed belirsizliği vurdu: Gram altın ne kadar?


    Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in yarın politika faizini 25 baz puan artırmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    Ancak, Banka’nın enflasyonla mücadele kapsamında yıl sonuna kadar nasıl bir yol izleyeceğine yönelik belirsizlikler de altın fiyatları üzerinde etkili oluyor.

    GRAM ALTIN NE KADAR?

    Bu gelişmeler sonrası altının gram fiyatı, yeni güne yükselişle başlamasının ardından önceki kapanışının yüzde 0,4 üzerinde 1.700 liradan işlem görüyor.

    Dün altının ons fiyatı ve dolar kurundaki düşüşe paralel değer kaybeden altının gram fiyatı, günü önceki kapanışının yüzde 0,4 altında 1.694 liradan tamamlamıştı.

    ÇEYREK ALTIN, CUMHURİYET ALTINI NE KADAR?

    Aynı dakikalarda çeyrek altın 2.790 lira, Cumhuriyet altını da 11.270 liradan satılıyor.

    ALTININ ONS FİYATINDA SINIRLI YÜKSELİŞ

    Dün düşüş eğilimini üst üste 4. işlem gününe taşıyan altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 1.961 dolardan işlem görüyor.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de eski papaz, 48 yıl önce 8 yaşındaki çocuğu öldürmekle suçlanıyor

    ABD’de eski papaz, 48 yıl önce 8 yaşındaki çocuğu öldürmekle suçlanıyor



    ABD’nin Georgia eyaletinde yaşayan eski papaz David Zandstra, 1975’te Pennsylvania eyaletinde papazlık yaptığı sırada 8 yaşındaki kız çocuğunu öldürmekle suçlandı.

    Pennsylvania eyaletine bağlı Delaware Bölge Savcısı Jack Stollsteimer, 83 yaşındaki emekli papaz David Zandstra hakkında, 1975’teki bir cinayete ilişkin “kasten adam öldürme” ve “birinci, ikinci ve üçüncü dereceden cinayet”, “çocuk kaçırma” ve benzeri suçlardan iddianame hazırladı.

    O tarihte 8 yaşındaki Gretchen Harrington’ı öldürmekle suçlanan Zandstra’nın, olayın gerçekleştiği zamanda küçük kızın gittiği dini kampta papazlık yaptığı belirtildi. Stollsteimer, yaptığı açıklamada, Harrington’ı tanıyan birinden gelen bilgiler üzerine Zandstra’nın Georgia eyaletinde gözaltına alınarak sorgulandığını bildirdi.

    Zandstra’nın suçunu itiraf ettiğini belirten Stollsteimer, sanığın DNA örneklerinin olay yerindeki delillerle karşılaştırılacağını kaydetti. Stollsteimer, daha fazla kurban olasılığına karşı konuyla ilgili bilgisi bulunanlara soruşturmayı yürüten kişilerle iletişim kurmaları çağrısı yapıldı.

    KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞUNUN CESEDİ 2 AY SONRA PARKTA BULUNMUŞTU

    Yetkililer, Zandstra’nın Harrington’ı arabasına aldığı ve onu ağaçlık bir yere götürerek öldürdüğünü belirtti.

    Stollsteimer ise Harrington’ın en yakın arkadaşlarından birinin babası olan Zandstra’nın polisi arayan kişi olduğunu ve olay sonrasında yıllarca küçük kız çocuğunun ailesiyle dostluğunu sürdürdüğünü kaydetti.

    Zandstra’nın Georgia’da halen gözaltında tutulduğu belirtildi. Harrington, Ağustos 1975’te Zandstra’nın papazlık yaptığı dini kampa giderken kaybolmuş ve cesedi 2 ay sonra parkta bulunmuştu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***