Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye yılın çalımı geldi! Sarı-Kırmızılılar, Fenerbahçe’nin uzun süredir transfer etmek istediği Dazet Wilfried Armel Zaha ile anlaştı. Sarı-Kırmızılılar, anlaşmayı KAP’a bildirdi. Yıldız futbolcunun İstanbul’a geliş saati de belli oldu.
Süper Lig’in son şampiyonu Galatasaray, kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Avrupa’da başarılı olmak isten Sarı-Kırmızılılar, transferde yıldız futbolcuları alarak iddialı bir ekip kurmak istiyor. Aslan, Fenerbahçe’nin uzun süredir transfer etmek için uğraştığı Zaha ile anlaştı.
Fenerbahçe istedi aslan kaptı
Fenerbahçe’de gözler Wilfried Zaha transferine çevrilmişken İngiliz basınından çarpıcı bir iddia gündeme gelmişti. Sarı-Lacivertliler’in cevap beklediği yıldız oyuncu için devreye giren Galatasaray, kararlı bir hamleyle dikkat çekmişti.
Astronomik rakam
Wilfried Zaha’nın bir türlü karar vermemiş olması kendisiyle ilgilenen takımların sabrını taşırmış durumdayken son olarak devreye giren ve transferi bitirmeyi hedefleyen takım Galatasaray olmuştu. İngiliz basınından Daily Mail, Galatasaray’ın Wilfried Zaha için devrede olduğunu belirtirken transferin bir an önce sonuçlandırılması adına yoğun bir çaba harcandığını ifade etmişti.
Şampiyonlar Ligi kozu
Wilfried Zaha için Fenerbahçe’nin de girişimlerinin sürdüğünü belirten Daily Mail, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi kozuyla avantaj sağlamak istediğini aktarmıştı. Bir an önce oyuncunun transferini bitirmek isteyen Sarı-Kırmızılılar’ın Zaha’ya 8 milyon Pound sözleşme ve Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme seçenekleriyle cezbetmek istediği iddia edildi.
KAP’a bildirdi
Galatasaray, Fenerbahçe’nin uzun süredir transfer etmek istediği Zaha ile anlaştı. Sarı-Kırmızılılar, anlaşmayı KAP’a bildirdi. Açıklama şöyle;
Profesyonel Futbolcu Dazet Wilfried Armel Zaha’nın Kulübümüze transferi konusunda futbolcu ile resmi görüşmelere başlanmıştır.
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur.
Bu akşam geliyor
Galatasaray’ın anlaşmaya vardığı Fildişi Sahilli yıldız Zaha, bu akşam uçakla 21.30’da İstanbul’a gelecek. Sağlık kontrolünün ardından Zaha’nın resmi sözleşmeye imza atması bekleniyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Artı Gerçek – Kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin her hafta gözaltına alınıp araç içinde bekletilmelerine dair açıklama yapan İHD, TİHV ve TTB, “Aşırı sıcaklar sürerken saatlerce kapalı araçların içinde bekletilmesi işkence ve diğer kötü muamele yasağının ihlalidir” dedi.
‘ARAÇ İÇİ SICAKLIĞININ EN AZ 60 °C’YE ULAŞTIĞI/ULAŞABİLECEĞİ SÖYLENEBİLİR’
Ortak açıklamada, “Araç içlerinde sıcaklık çok kısa sürede çok yüksek değerlere ulaşmaktadır. Zira güneş ışınlarının yol açtığı kısa dalga enerjisi çarptığı nesneleri ısıtır. Aynı şekilde aracı oluşturan nesneler de (örneğin ön panel, direksiyon simidi, çocuk koltuğu vb.) çevredeki havayı iletim ve ısı yayımı yoluyla ısıtır ve ayrıca aracın içinde hapsolmuş havayı ısıtmada çok etkili olan uzun dalga radyasyonu (kırmızı) yayar. Araç içlerindeki sıcaklık artışı, araç içinde geçen süre ve ortam sıcaklıkları ile doğrudan orantılıdır. Bu alandaki bilimsel çalışmalar araç içi sıcaklıkların 2 ila 4 saat sonra içinde bulunulan ortam sıcaklığından yaklaşık 50-55 °F (27,8 -30,6 °C) yükseldiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda, Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının son gözaltına alındıkları tarih olan 22 Temmuz 2023’de, İstanbul’da ortam sıcaklığının yaklaşık 32,2 °C olduğu koşullarda, 2 ila 4 saat sonra araç içi sıcaklığının en az 60 °C’ye ulaştığı/ulaşabileceği söylenebilir” bilgisi verildi.
“Araç içerisinde bırakılan herhangi bir canlı (insan, hayvan) ısıyla ilgili ciddi hastalık ve hatta ölüm riski altındadır” denilen açıklamanın devamı şu şekilde: “Pencereleri açık dahi olsa hiç kimsenin kapalı araçlarda kalmaması/bırakılmaması gerekirken, kimileri ileri yaşta ve kronik sağlık sorunları olan Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının 22 Temmuz 2023 tarihinde olduğu gibi yaklaşık 3 saat (kimi haftalarda bu süre daha da fazla olmaktadır) kabul edilemez bir şekilde araç içinde bekletilmeleri yoluyla açıkça işkence ve diğer kötü muamele suçu işlenmektedir. Kolluk güçlerine ait söz konusu araçlar, gözaltına alınan kişilerin hastane ve gözaltı merkezi vb. yerlere nakli için kullanılmaktadırlar ve nezarethane işlevini üstlenecek koşul ve niteliklere sahip değildirler. Kaldı ki, nezarethane koşulları da hiçbir şekilde insan onuruna ve sağlığına aykırı olamaz.” (HABER MERKEZİ)
AYM kararına rağmen bu hafta da gözaltına alınan Cumartesi Anneleri serbest bırakıldı
Gözaltına alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları serbest: Sesimiz, zorbalığa itirazdır
Kaynak: Artı Gerçek ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
– Filistinli yetkililer İsrail işgali altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde üç Filistinlinin İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldüğünü açıkladı.
İsrail ordusu, yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu üç kişinin bir araçtan bölgedeki İsrail güçlerine ateş açtıklarını ileri sürdü. Açıklamada, İsrail askerlerinin ateşle karşılık vermesi sonucu saldırganların öldürüldüğü ve yanlarındaki silah ve askeri teçhizatın ele geçirildiği ifade edildi. İsrail askerleri arasında ölen ya da yaralanan olmadığı kaydedildi.
HAMAS ÜYESİ OLDUKLARI AÇIKLANDI
Gazze Şeridi’nin yöneten Hamas öldürülen Filistinlilerin üyesi olduğunu açıkladı. Örgüt yaptığı açıklamada, üç üyesinin bir çatışmada öldüklerini söyledi.
Batı Şeria’daki şiddet, artan İsrail baskınları, Filistinlilerin sokak saldırıları ve Filistin köylerine yönelik Yahudi yerleşimcilerin saldırılarıyla bir yılı aşkın bir süredir artıyor. Nablus ve yakındaki Cenin kenti son haftalarda özellikle şiddetli İsrail baskınlarına ve yoğun çatışmalara sahne oldu. Doğu Kudüs ve Gazze’yi içeren işgal altındaki Filistin topraklarında bu yıl öldürülen Filistinli sayısı 200’den fazla ve ölümlerin çoğu işgal altındaki Batı Şeria’da kaydedildi. (DIŞ HABERLER)
İsrail’de polis eylemcilere TOMA ile müdahale etti: Bir kişi aracını eylemcilerin üzerine sürdü
Tarihçi Harari’den uyarı: İsrail demokrasisi yaşam savaşı veriyor
Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, Ankara’ya geldi
İsrail’de ‘yargıya darbe’ tasarısı yasalaştı, genel grev kapıda
Kaynak: ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurul’u çıkışında basın mensuplarına açıklama yaptı.
Genel Kurul’daki görüşmeleri değerlendiren Bahçeli, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in heyecanlı bir konuşma yaptığını söyleyerek, CHP’de bir genel başkan değişimi gerçekleşirse İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na karşı Özgür Özel’i destekleyeceğini söyledi.
Bahçeli, “Özgür Bey’in konuşması çok heyecanlı yapılmış bir konuşma. Aynı zamanda kongre konuşması havasındaydı. Kongre konuşmasına benzer bir konuşma usulüyle. O bakımdan kendi kendime sordum, CHP’de sınıf arkadaşım devam etmezse Ekrem’e karşı Özgür derim” dedi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Vizyona girişiyle beyaz perdenin en merak edilen filmlerinden olan Christopher Nolan’ın yeni filmi Oppenheimer’ın seks sahnelerinin bazı ülkelerde sansürlendiği, yapım ekibine yakın kaynakların da düzenlemelerin “farklı ülkelerde gösterime girmeyi garantilemek” için yapıldığını söylediği bildirildi.
Filmin uluslararası versiyonlarında, Florence Pugh’nun çıplak vücudunun CGI teknolojisi kullanılarak örtüldüğü en az bir sahne de dahil olmak üzere sevişme sahnelerinin farklı versiyonları yer alıyor.
Filmde Cillian Murphy’nin canlandırdığı Robert Oppenheimer karakteriyle Pugh’nun hayat verdiği Jean Tatlock arasında seks sahneleri yer alıyor.
Oppenheimer’da ayrıca Pugh’nun sandalyenin üzerinde çıplak göründüğü bir sahne de bulunuyor. Twitter kullanıcıları, bu sahnede 27 yaşındaki oyuncunun çıplak bedeninin siyah bir elbiseyle kapatıldığına dikkat çekti.
Bir kullanıcı bunun “Hindistan’da şimdiye kadar yapılmış en iyi CG çalışması” olduğunu yazdı.
Newsweek’in haberine göre, diğer Twitter kullanıcıları da Bangladeş ve Endonezya’daki sinemalarda benzer şekilde sansürlenmiş sahneler gördüklerini belirtti.
Bir sosyal medya kullanıcısı, “Onaylayabilirim. Endonezya’da gösterilen versiyon bu. Cillian’la birçok samimi sahnesi de büyük ölçüde değiştirilmiş” diye yazdı.
Bir başka Twitter kullanıcısıysa “bulanıklaştırılmış” bir sahne gördüğünden bahsetti.
Yapım ekibine yakın kaynaklar Insider’a filmin düzenlenmiş versiyonunun aslında “olağan iş uygulamaları” gereği “Hindistan, Ortadoğu gibi farklı bölgelerde” yayınlandığını doğruladı.
Kaynaklar, kurgulanmış versiyonların “farklı ülkelerde gösterime girmeyi garantilemek” için yapıldığını söyledi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
İSTANBUL – Bianet editörü Evrim Kepenek, ellerine plastik kelepçe takılarak gözaltına alındı.
Bianet Kadın ve LGBTİ+ hakları editörü Evrim Kepenek, bugün evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. Polisler, evde aramak yapmak istedi. Kepenek ve yanında bulunan arkadaşlarının itirazı üzerine arama için muhtar çağırıldı. Arama yapmak için avukatın gelmesini beklemeyen polisler, muhtarın gelmesiyle arama yapmaya başladı. Yaklaşık bir saat süren aramada, Kepenek ve kardeşinin tüm dijital materyallerine el konuldu.
PLASTİK KELEPÇE TAKILDI
Kepenek, ellerine plastik kelepçe takılarak gözaltına alındı. Kepenek’in sağlık kontrolünün ardından Taksim Şehit Haşim Usta Polis Merkezi’ne götürüleceği öğrenildi.
4 GAZETECİ GÖZALTINDA
Kepenek’in Amed merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığı öğrenildi. Aynı soruşturma kapsamında bugün Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Fırat Can Arslan ve Delal Akyüz ile T24 editörü Sibel Yükler de gözaltına alındı. Gazetecilerin, Amed’te 18 gazetecinin iddianamesini hazırlayan savcı ile davaya bakan heyet üyesi eşinin görev yerlerinin değiştirilmesine dair haberi paylaştığı gerekçesiyle gözaltına alındığı öğrenildi. Gazetecilere, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterdiği” iddiası yöneltiliyor.
Kaynak: Mezopotamya Ajansı. ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Bursa’daki Oyak Renault fabrikası, ikinci el otomobil yenileme ile yenilenen araçlar satışa sunulacak. Firma, ikinci el araç güvenilirliğinin yanı sıra tüm markaları barındıran geniş bir model yelpazesiyle hizmet verecek.
İlk olarak Fransa”nın Flins bölgesinde başlayan şirket, ardından İspanya”nın Sevilla kentinde devam etti. Son olarak ise Bursa”da başladı.
Cumhuriyet”in haberine göre Oyak Renault fabrikası bünyesinde kurulan yeni endüstriyel tesisin amacı, kullanılmış otomobilleri standartlara göre yenilemek. Test sürüşü, ekspertiz, teşhis, mekanik ve karoser onarımları gibi hizmetler sunacak, aynı zamanda boya işlemleri, estetik süreci (ayrıntılı iç ve dış temizlik), kalite kontrolü alanlarında da çalışıyor. İlk etapta Clio IV Clio V ve Megane Sedan modellerine odaklanan firma daha sonra ise hizmetlerini genişletecek.
İKİ YIL GARANTİ
Buradan çıkan ikinci el otomobiller 2 yıl garantili olacak. Yenilenen tüm ikinci el araçlar, kendi bayilerinde satışa sunulacak.
YURTDIŞINDAN İTHAL İKİNCİ EL
Ayrıca bu sistemin daha sonra yurtdışından ithalat ile ikinci el araç girişi sağlanması durumuna hazırlık olarak yapıldığı da iddia edildi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
CHP, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’nin önergesi üzerine TBMM Genel Kurulu bugün; “vergi artışları ve zamlar” gündemiyle, olağanüstü toplandı. CHP’nin ‘genel görüşme’, önerisi Genel Kurul’da kabul edilmedi. Meclis 1 Ekim’e kadar tatile girdi.
TBMM Genel Kurulu bugün, saat 15.00’te başladı. Genel Kurul’da önce, elektronik sistem üzerinden yoklama yapıldı. AKP milletvekillerinin, Genel Kurul salonuna girmedikleri görüldü. Elektronik sistem üzerinden yoklama yapıldı. TBMM Başkanvekili Celal Adan, toplantı yeter sayısının sağlandığını okudu. AKP milletvekilleri daha sonra TBMM Genel Kurul salonuna girdi.
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, yoklama sırasında AKP sıralarının boş olduğunu gösteren videoyu, sosyal medya hesabında paylaştı. Karaca, mesajında; “Koltuklarının maliyetini millerin sırtına zam ve ek vergilerle yükleyen sarayın vekilleri, millete zam-vergi zulmünü TBMM’de konuşulacağı Meclis Genel Kurulunda yoklar. Önce Meclis Genel Kurulu toplantı yeter sayısı sağlanmasın, millete yüklenen zamlar konuşulmasın diye salona girmediler. Elektronik oylama yaptırdılar. Baktılar ki çare yok, muhalefet milletin iradesine sahip çıkıyor, apar topar salona girdiler. Meğer kapı ağzında bekliyorlarmış” açıklamasını yaptı.
Yeniden Refah Partisi milletvekillerinin de yoklamaya katıldıkları görüldü.
Muhalefetin genel görüşme önergesinin görüşmelerine başlandı. TBMM’yi olağanüstü toplantıya cağıran CHP’nin ‘genel görüşme’, önerisi Genel Kurul’da kabul edilmedi. Meclis 1 Ekim’e kadar tatile girdi.
Selçuk Özdağ: İnsanlar enflasyon karşısında ezilecekler
Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, özetle şunları söyledi:
“Bugün yüce Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırma gerekçemizi, özellikle iktidar çevreleri popülist bir atraksiyon ve hatta zaman kaybı olarak gördüler. Asgari ücret ve emekli maaşları ile ilgili bir huzursuzluk… Bir kanunu düzenlemeyle; emekli mağduriyetlerini, şimdi hemen düzenleyelim, ocak ayını beklemeyelim. Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki, ‘evet bir mağduriyet var bir eksikliğimiz var. Bu eksikliği gidereceğiz, sabırla bekleyiniz.’ Bu sabırla bekleyin dediğiniz zamana kadar 6 aylık bir süre var. Bu 6 aylık süre içerisinde insanlar tatilini yapamayacaklar, enflasyon karşısında ezilecekler. Vatandaşlarımız çocuklarını okula gönderirken ulaşımda özel okullarda çok ciddi sıkıntılar yaşayacaklar. Bir siyasi parti vatandaşlarına yalan söyler mi? Yapamayacağı vaatleri abartarak dillendirmek başka bir şey olmayan şeyleri varmış gibi göstermek Kaf dağının ardından sahte muştularla topluma umut pompalamak, göz boyamak bile isteye göz boyamak başka bir şeydir.
Aslında tüm bu yapılanların ekonomik gerçeklerle, iyi niyetle uzaktan yakından bir ilgisi falan bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönettiği ülke ekonomisini; değil Mehmet Şimşek, Adam Smith ya da Keynes gelse yine de düzeltemez”
Müsavat Dervişoğlu: Bize göre bir olağanüstü durum yoktur, perşembenin gelişi çarşambadan belli olur
Olağanüstü toplanan Genel Kurul’da İyi Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, söz aldı.
“Bize göre bir olağanüstü durum yoktur, zira bu hükümetin yanlış ekonomi politikalarının olağan sonucu olarak karşımıza çıkan zamlar ve vergiler olağanüstülükle değil perşembenin gelişi çarşambadan belli olur diye tarif edilebilir. ‘Millet zamlar karşısında inim inim inlerken Meclis tatil yapamaz’ demek suretiyle popülizmden medet umanlara ve yüce parlamentoyu görev ve sorumluluğunun şuurunda olmamakla zımni olarak itham etmeye kalkışanlara buradan sesleniyorum. Bu Meclis İstiklal Savaşını veren, cumhuriyeti kuran Meclis’tir. Meclis hiçbir zaman tatil yapmaz, her zaman da görevinin başındadır. Yasalardan ve İçtüzük’ten kaynaklanan zamları kuru bir popülizme kurban ederseniz bu hakların kullanımı olmaktan çıkar ve hakların suistimali olarak da tanımlanmaya başlar.
Bugün, seçimden kısa bir süre sonra bulunduğumuz bu nokta yadırganacak bir noktadır. Hükümet, memleketimize vaat ettiği şekliyle refah artışıyla parlayan bir yıldız değil kendi vatandaşının emeğini ve altın terini adeta yok ettiği bir kara delik haline getirmiştir. Seçim sathında yalanlar üzerine kurulu bir propaganda ve algı yöntemiyle aydınlık bir istikbal vaat edenler şimdi Türkiye’yi maalesef yine bir zam karanlığıyla uyandırdılar. Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin 1 yıl içinde 2 kez alınmasıyla ilgili kanunlaşan teklifin daha imzası kurumadan akaryakıtın pompa fiyatına 6 liradan fazla zam, 14 Mayıs’ta yapılan seçimden itibaren benzine yüzde 65 mazota da yüzde 66 zam, yumurtaya zam, peynire zam, zeytine zam, çaya, şekere, elektriğe zam… Ne zaman ardı arkası kesilecektir bu zamların? Milletimizin çektiği bu cefa ne zaman sona erecektir? Adalet ve Kalkınma Partisi olarak 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandınız ancak bu seçim zaferi iktidar olmanın getirdiği sorumlulukları da ortadan kaldırmıyor çünkü devlet rehavetle yönetilecek bir yer değildir. Şu an hükümet olmanız hasebiyle daha büyük bir vebal ve sorumluk altındasınız.”
MHP İstanbul Vekili İsmail Faruk Aksu: Düzenlemelerin yapılmasını gerekli görüyoruz
Genel Kurul’da söz MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulandığı son 5 yılda, ekonomik operasyonlara; deprem, sel, yangın ve diğer doğal afetlere, pandemi ve Rusya savaşına bağlı küresel ekonomideki önemli sıkıntılara rağmen Türkiye ekonomisi, en çok büyüyen, en fazla istihdam yaratan, enerji hariç cari fazla verebilir hale gelen bütçe açığını gayri safi yurt içi hasılaya oranla yüzde 1’e düşüren en az borçlu ülkelerden birisi olmayı başarmıştır.
Devletin kamu giderlerini karşılamada temel gelir kaynağı olan vergilerin herkesin mali gücüne göre ödemesini ve buna ilişkin düzenlemelerin yapılmasını gerekli görüyoruz. Kamu harcamalarında israf ve usulsüzlüğün önlendiği kayıt dışı ekonominin kayıt altına alındığı ve bunlara yönelik yapısal tedbirlerin devreye konulduğu bir mali yapıyı hedefliyoruz. Ümit ediyoruz ki ekonomik şartlar iyileştikçe, toparlanma genişledikçe memur ve emeklilerimizin maaşları, çiftçi ve esnaf desteği çok daha yüksek düzeye ulaşacaktır.”
Meral Danış Beştaş: Türkiye’deki ailelerin yüzde 70’inden fazlası geçim derdi yaşıyor
Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, muhalefetin çağrısı üzerine vergi artışları ve zamlar gündemiyle olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda, “AKP-MHP iktidarının ekonomi-politik tercihleri sebebiyle enflasyon, işsizlik, yoksulluk, borçluluk, geçim sorunu, hayat pahalılığı, sefalet, açlık sorunu her geçen gün daha büyüyor. Hayatın her alanında A’dan Z’ye kadar hayat zamlanıyor… Bunun bedelini kim ödüyor? Tabii ki yoksullar ödüyor. Tabii ki asgari ücretliler ödüyor, emekliler ödüyor; memurlar, işçiler ödüyor. Bunu AKP-MHP iktidarı etrafında kümelenen zenginler ödemiyor. Türkiye’deki ailelerin yüzde 70’inden fazlası geçim derdi yaşıyor. Emekliye, memura işçiye, ücretliye kaşıkla verilip kepçeyle geri alınıyor. Seçimden hemen sonra zam yüzyılının startını verdiniz. Zamlara alışmayacağız, bunun karşısında susmayacağız. Depremleri zamlara bahane gösteriyorlar. Bu büyük bir vicdansızlık ya. Siz hâlâ deprem vergilerinin nereye gittiğini açıklamamışken depremi kendinize kalkan ediniyorsunuz” dedi.
Genel Kurul’da söz alan Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu:
“Hakikaten Türkiye’nin şu anda en önemli gündemi sebebiyle bir aradayız ve konuşuyoruz. Şunu söyleyeyim; AKP-MHP iktidarının ekonomi-politik tercihleri sebebiyle enflasyon, işsizlik, yoksulluk, borçluluk, geçim sorunu, hayat pahalılığı, sefalet, açlık sorunu her geçen gün daha büyüyor. Bu gerçek tam da budur aslında. Israr edilen yanlış politikalarla karşı karşıyayız ve pek çok gösterge olumsuz seyretmeye devam ediyor. Enflasyon, işsizlik, döviz kurları, dış ticaret açığı, dış borç, dış ödemeler dengesi, CDS primi, ülke tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda.
Ayrıca bu zaman zarfında Merkez Bankası rezervleri eksiye düşmüş, dolar kontrol edilemez bir noktaya gelmiştir. Gittikçe artan otoriterleşme, yargının siyasal iktidara daha da bağımlı hale getirilmesi, pek çok alanda hak ve özgürlüklerin askıya alınması, rafa kaldırılması, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmemesinden kaynaklı güvenlik harcamalarında yaşanan devasa artış, ülke ekonomisini çökme noktasına getirmiştir. Evet, savaşa para harcanıyor, savaşa para harcanırken hiçbir gerekçe kabul edilmiyor. Ama barışa hiçbir şekilde olanak verilmiyor. AKP-MHP iktidarı, savaş politikası sebebiyle halkın kursağından, cebinden, buzdolabından para kısmaya devam ediyor. Daha bugün gazeteciler gözaltına alındı. Mehmet Şimşek ‘Maastricht Kriterleri’ diyor ama Kopenhag Kriterleri’ni söylemiyor. Unutmayalım ki bir ülkede demokrasi yoksa, hak ve özgürlükler rayında değilse, adalet yoksa ekonomi de tabii ki rayına giremez.
İki sözleşmelerden birini esas alacaksınız ama Kopenhag Kriterleri gibi kriterleri göz ardı ederek ekonomiyi düzeltmeye çalışacaksınız. Yok öyle bir dünya. İşte böyle gelir, ayağınıza dolanır. Bu nedenle şu anda yaşadığımız ekonomik problemlerin kaynağında Türkiye’nin demokratikleşmenin olmamasının yattığını da bir an aklımızdan çıkarmayalım. Kürt sorununda, savaş politikasında ısrarın yattığını aklımızdan çıkarmayalım. ‘Kuzeydoğu Suriye’ye her gün operasyon yapacağım, oraya gideceğim’ diyerek SİHA’larla, İHA’larla operasyonlar olduğunu ve oraya harcanan paranın olduğunu da unutmayalım.
İktidar, ülkeyi, bedelinin yoksulların ödediği ve ekonomiyi bumerang gibi vuran faiz-kur sarmalına sürüklenmiş durumda. Sermayeyi, rantı, faizi merkeze alan ekonomi-politik tercihler, enflasyonu doğal olarak hızla artırıyor. On milyonlarca yurttaş için hayat pahalılığı ve enflasyon en yakıcı mesele olarak orta yerde duruyor. Seçim sonrası döviz kurlarında meydana gelen hızlı yükseliş ve peşi sıra vergi oranlarında yapılan artışlar tabii ki enflasyonu daha fazla tetiklemiş ve zaten bozuk olan vergi yapısını ve gelir dağılımını da daha da bozmuştur. Vergilerde yapılan artışların sonucu ne olmuş? Hızla mal ve hizmet fiyatlarına yansıdı ve gıdadan giyime, barınmadan ulaşıma kadar her şey zamlandı. Akaryakıt fiyatlarına defalarca zam yapıldı, artık takip edemiyoruz. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV’de yapılan artış sonrası benzinde tek kalemde 5 TL artış oldu. Bugün, 25 Temmuz Salı günü gelen son zamlarla litre fiyatı 37 liraya çıktı. Peki akaryakıtta yapılan bu zamlar nasıl yansıyor? Uçak fiyatları, otobüs fiyatları artıyor. İnsanlar seyahat edemiyor. Çiftçi tarım yapamıyor, hayvancılık yapanlar hayvancılık yapamıyor, esnaf faaliyetini yürütemiyor. Hayatın her alanında A’dan Z’ye kadar hayat zamlanıyor.
Akaryakıttaki artış her yerde temel gündem olarak önümüzde duruyor. Bir buhran döneminde yaşıyoruz. Öyle bir şey var ki değer-fiyat bariyeri kırıldı ve fiyat istikrarı yok oldu. Bu nedenle Türkiye bir ekonomik buhran döneminde. AKP-MHP iktidarı, enflasyonun küresel bir sorun olduğunu söylüyor. Öyle bir küresel sorun falan değil, niye değil? Bizzat Merkez Bankası aksini ifade ediyor ve diyor ki ‘Küresel enflasyon düşme eğilimine girdi’. Ülkelerin enflasyon oranları karşılaştırıldığında, yüzde 38’lik resmi enflasyon oranıyla Türkiye’nin oldukça negatif ayrıştığı zaten rahatlıkla görülecektir. Dünya Bankası’nın yayınladığı Gıda Güvenliği Raporu’na göre Türkiye, dünyada yıllık bazda en yüksek gıda enflasyonuna sahip onuncu ülkeyken bu alanda OECD ülkeleri arasında birinci sırada yer alıyor. Bunun bedelini kim ödüyor? Tabii ki yoksullar ödüyor. Tabii ki asgari ücretliler ödüyor, emekliler ödüyor; memurlar, işçiler ödüyor. Bunu AKP-MHP iktidarı etrafında kümelenen zenginler ödemiyor. Bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Yakın zamanda açıklanan bir OECD araştırmasına göre Türkiye, geçim derdinde OECD ülkeleri arasında yine ilk sırada yer alıyor. Her anlamda sonunculuğu kaptırmayan Türkiye, AİHM’de hak ve özgürlüklerde geride seyrederken ekonomik alanda da olumsuzlukta sırayı tersten bu sefer başka birilerine kaptırmıyor.
Türkiye’deki ailelerin yüzde 70’inden fazlası geçim derdi yaşıyor. Özellikle son yıllarda işsizlik arttı, emek değersizleşti. Güvencesiz çalışma yaygınlaştı, tencereler artık kaynamıyor, sepetler boş kalıyor, evler ısıtılamıyor. Bunu bir retorik olarak söylemiyorum. Sahada ziyaret ettiğimiz binlerce insan, bunu bizzat temas ettiğimizde bize söylüyorlar. ‘Ben tencereyi ocağa koyamıyorum, ben yemek pişiremiyorum; kahvaltı vermek zorundayım, peynir fiyatları uçtu, artık peynir de alamıyorum’ diyor. Bu süreçte en önemli meselelerden biri barınma arkadaşlar. Büyük kentlerde barınmak, bir evde kirada yaşamak neredeyse bir lüks haline geldi.
Emekliye memura işçiye, ücretliye kaşıkla verilip kepçeyle geri alınıyor. Normal şartlarda temel ücret olarak kabul edilmesi gereken, ancak toplumun yüzde 50’sinden fazlasının asgari ücretle çalıştığı Türkiye’de insanlar, en temel ihtiyaçlarını borçlanarak karşılamak zorunda kalıyor. Asgari ücretin açıklandığı 21 Haziran 2023’ten bugüne, henüz bir ay olmadan asgari ücret 480 dolardan yaklaşık 420 dolara düştü. Dört kişilik bir ailenin insanca bir yaşam sürmesi için gereken minimum tutar, yoksulluk sınırı, asgari ücretin yaklaşık üç katına çıkmış durumda. Asgari ücretle çalışan yaklaşık 10 milyon emekçinin çalışan yoksul haline geldiğini, dahası açlık sınırının altında bir yaşama mahkum edildiğini artık herkes biliyor.
Özellikle son günlerde, bedelini ağırlıkla yoksulların ödediği vergi oranlarında devasa artışlar yapıldı. Ekonominin halkımızın üzerine çökmesine neden olmuşken sermaye sınıfına bir bakalım. Kârları rekor kırmaya devam ediyor. Türkiye’nin 500 büyük şirketinin kârlılığına ilişkin rapor, emeğiyle geçinen yurttaşlar daha da yoksullaşırken büyük şirketlerin devasa kâr oranı yakaladığını ortaya koymuştur. Buna göre; söz konusu şirketlerin 2022 yılı net satışları, 2021 yılına göre yüzde 148,7 ile rekor kırarak artış göstermiştir. Yani şirketlerin kârı yaklaşık 8 trilyon liraya çıkmıştır. Bu büyük şirketler, net satışlarını dolar bazında da yüzde 33,4 artırmıştır. Gerçek enflasyon yüzde 100’ü geçmiş, hayat pahalılığı tavan yapmış, yoksulluk sınırı 40 bin liraya dayanmışken sermaye sınıfı kârlarına kâr eklemeye devam ediyor. İşte siz, zenginlerin iktidarısınız. Siz, zenginleri koruyorsunuz. Yoksulları korumuyorsunuz. Yoksulların iktidarı değilsiniz derken tam da bunu söylemeye çalışıyoruz. Yoksullara yönelik ayda 2 bin lira, 3 bin lira işte yardımlarla, benzeri destek paketleriyle işte insanca bir yaşama yaklaşmayacak bir yaşam vaat edilirken sermaye sınıfına, zenginlere kârlarının üzerine kâr koyabilmeleri için her türlü destek sunuluyor.
Mehmet Şimşek’e soruyoruz; Türkiye, Avrupa yurttaşlarının alım gücünde kaçıncı sırada? Türkiye, Avrupa’da yurttaşların refah seviyesinde kaçıncı sırada? Biz söyleyelim; son sıralarda tabi ki. O kendisi cevap vermeyecek. Türkiye’de ortalama bir ücretle kaç depo bir benzin alınabiliyor, Avrupa’da kaç depo benzin alınabiliyor? Avrupa’da ortalama ücretle yaklaşık ayda 40 depo benzin alınabiliyor, Türkiye’de ortalama ücretle sadece ve sadece 5 depo benzin satın alınabiliyor. Bu kıyası siz de yapabiliyorsunuz. O kadar aradınız ya Mehmet Şimşek’i, buldunuz getirdiniz. Bizim matematik bilmediğimizi sanıyor ama büyük yanılıyor. Türkiye enflasyonda OECD birincisi, bunu zaten söylemiştik. Türkiye’de asgari ücret 380 euro bile etmiyor. Ekonomisi bizden daha kötü denen Almanya’da brüt asgari ücret Türkiye’nin tam 4,5 katı. Evet, bu sorulara siz yanıt vermeyeceğiniz için biz söyleyelim dedik. Hayallerinizde ‘Türkiye Yüzyılı’ dediniz ama gerçekler zam yüzyılı. Seçimden hemen sonra zam yüzyılının startını verdiniz gerçekten ve iktidarınız, dünyadan farklı bir iktidar. Dünyanın en pahalı iktidarı Türkiye’de. Zamlara alışmayacağız, bunun karşısında susmayacağız ve vatandaşların da bu haksızlığa, bu zulme, bu korkunç tabloya kesinlikle karşı seslerini çıkarmalarını istiyoruz. Birileri saraylarda şatafat sürerken, etrafındaki zenginleri daha çok zengin ederken buna alışmayacağız.
Depremleri zamlara bahane gösteriyorlar. Bu büyük bir vicdansızlık ya. Siz hâlâ deprem vergilerinin nereye gittiğini açıklamamışken, bu sorulara cevap vermemişken depremi kendinize kalkan ediniyorsunuz. Bu kadar insanın yaşamını yitirdiği, bu kadar büyük ihmallerin olduğu bir ortamda bunu asla kabul etmiyoruz ve tabii ki bunu iktidar söylüyor, ‘Deprem nedeniyle yaptık’ diyorlar. Bu zamların nedeni deprem değildir. Bu zamların tek nedeni, AKP-MHP iktidarıdır. Bunu asla aklımızdan çıkarmayalım. Yanlış ekonomi politikalarıdır. Mesele; israf, rant ve şatafattır. Bu israfları hepimiz biliyoruz. Deprem vergilerinin nerede olduğunu bir kez daha buradan sormak istiyoruz. 20 yıllık iktidarınızda yaklaşık 100 milyar lira deprem vergisi topladınız, bizzat kendi bakanınız Mehmet Şimşek’in de açıkladığı gibi bu paraları deprem için harcamadınız. Bunu bakanınız itiraf etti. Şimdi de halktan topladığınız paraları deprem için harcamayacaksınız. Siciliniz temiz değil, kirli; ne yapalım? Önümüzdeki bu veriler bu kiri bize gösteriyor. Siz, deprem için topladığınız paraları yandaş şirketlere ihale olarak dağıttınız. Yine aynı şeyi yapacağınızı biliyoruz.”
AKP’li Güler: Türkiye, OECD ülkeleri içinde vergi yükü en düşük ülkelerden biridir.
AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, “Türkiye, OECD ülkeleri içinde vergi yükü en düşük ülkelerden biridir. Dolaylı ve dolaysız vergilerin bu kompozisyon içindeki oransal ağırlığı ise siyasi tercihe ve ülkelerin ihtiyaçlarına göre değişkenlik göstermektedir. AK Parti olarak vergi yükünü ve kompozisyonunu önümüzdeki dönemde, mali disiplinden asla taviz vermeden, milletimizin menfaati ve ekonomik hedeflerimiz doğrultusunda belirleyeceğiz” dedi.
AKP Grup Başkanı, Sivas Milletvekili Abdullah Güler, özetle şunları söyledi:
Özgür Bey çok heyecanlı. Zannedersiniz ki sürekli çalışmayı arzu eden… 27. Yasa Dönemi’nde 310 tane kanun çıkarmışız, bunların hepsinde karar yeter sayısı istememiş, yoklama yeter sayısı istememiş, Meclis sürekli çalışsın demiş; bir şekilde yoklama yeter sayısı olmadığı için kapanması zaruret arz ettiği için kapanmış. Yoklama yeter sayısını kim istemiş? Niye girmediniz? Yoklama yeter sayısını isteyenler, yoklamaya girmiyor. Size rağmen, 27. Yasama Dönemi’nde 310 tane uluslararası sözleşmeler dahil, kanuni düzenleme hayata geçirdik, Cumhur İttifakı ile beraber. Meclis İçtüzüğü der ki, 1 Temmuz’dan itibaren Meclis tatile girer. Bu tarih itibarıyla, AK Parti Grubu bir önerge vermiş, Meclis çalışmaya devam etsin diye değil mi? Siz çalışmak istiyordunuz değil mi? Reddettiniz değil mi? CHP diyor ki, hayır. Niye acaba? Seçimlerin bittiği günün ertesi günün AK Parti’de, seçim çalışmaları başlar. Biz tatilde değiliz. Arkadaşlarımız şu anda seçim bölgelerinde çalışmalar yapıyor, milletimizi dinliyorlar.
Çalışkan, işinin ve gündeminin hâkimi bir Meclis vardır. Lütfen arkadaşlarımızı tatildeymiş gibi itham etmeyin. Kendisi tatilde olabilir. Depremde, yangın ve sel felaketi olmuş; tatile nasıl gidilebilir. Kar yolları kapatmış, tatile nasıl gidilebilir?.. Depremi yaşayan bütün illerimizin tüm milletvekilleri şu an orada. Bizim tatil diye bir derdimiz yok. Aziz milletimizin hizmetinde her zaman çalışmaya hazırız…
Vergi; gelir dağılımından, mal ve hizmetlerin fiyatlarını belirlemeye kadar pek çok alanda etkili bir maliye politikası aracıdır. Birçok ülkede vergiler ülke şartlarına göre çeşitlilik göstermektedir. Deprem, ülkemizin ekonomisine ve kamu maliyesine ciddi bir yük meydana getirmiştir. Depremin oluşturduğu mali etkilerin bir kısmını telafi edebilmek adına, vergi düzenlemelerinin yapılması zaruret oluşturmuştur.
Türkiye, OECD ülkeleri içinde vergi yükü en düşük ülkelerden biridir. Dolaylı ve dolaysız vergilerin bu kompozisyon içindeki oransal ağırlığı ise siyasi tercihe ve ülkelerin ihtiyaçlarına göre değişkenlik göstermektedir. AK Parti olarak vergi yükünü ve kompozisyonunu önümüzdeki dönemde, mali disiplinden asla taviz vermeden, milletimizin menfaati ve ekonomik hedeflerimiz doğrultusunda belirleyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, ülkemizi hedefleri ile buluşturma mücadelemizi hız kesmeden sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Rize’de kira artışı sebebiyel çıkan kavgada, ev sahibi Mücahit K.’nın (27) bıçakla saldırdığı kiracısının akrabası Halil Ak (26) hayatını kaybederken 2 kişi yaralandı.
Olay Paşakuyu Mahallesi’ndeki meydana geldi. Ev sahibi Mücahit K., kira artışı yapmak istediği dairesi için kiracısının yeğeni Halil Ak ile buluştu.
DHA’nın haberine göre, kira artışını fazla bulan Ak ve yanındaki arkadaşları Sedat S. (24) ve Miraç B. (25) ile ev sahibi arasında tartışma çıktı. Kavgaya dönüşen olayda ev sahibi Mücahit K.’nın bıçakla saldırdığı Halil Ak ve 2 arkadaşı, yaralandı.
İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Şüpheli gözaltına alınırken, yaralılar ambulanslarla Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.
Boynuna aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralanan Halil Ak, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yaralı Sedat S. yoğun bakımda tedaviye alınırken, Miraç B.’nin ise sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.
Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.
Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇
Kaynak: Tr724 ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Ekonominin gündemi yoğun. Bu hafta Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararları merakla bekleniyor. Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın 3. Enflasyon Raporu’nu 27 Temmuz Perşembe günü Ankara’da açıklayacak.
Hafize Gaye Erkan’ın açıklamaları ve sorulara vereceği cevaplar sadece iç piyasa değil, yabancı yatırımcılar tarafından da takip edilecek. Ancak ekonomi kulislerinde ilginç iddialar var. Gazeteci Barış Soydan, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın kamuoyunun karşısına ilk kez çıkacağı toplantıdan önce kendisine soruların iletildiğini iddia etti.
10 Haber yazarı Soydan’ın aktardığına göre kulislerde Erkan’ın soru-cevap oturumunun önceden belirlenmiş biçimde akacağı, seçilmiş bazı katılımcıların kendilerine iletilen soruları soracağı, Erkan’ın da önceden hazırlanan cevapları vereceği konuşuluyor.
Barış Soydan, konuyla ilgili paylaşımlarında şu ifadeleri kullandı:
Hafize Gaye Erkan’ın sunacağı enflasyon raporunun soru-cevap oturumunda seçilmiş bazı katılımcıların iletilen soruları soracağı konuşuluyor.
En kritik nokta, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon hedefini kaça çıkaracağı. Gerçekçi bir tahmin yaparsa büyük faiz artırımı ihtiyacı ortaya çıkacak. İdarei maslahat yaparsa Erkan’ın itibarını ilk toplantıda zedeleyecek. Henüz karar verilmediği konuşulanlar arasında.
Bu hafta Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon raporu ve sunumu var.
1. Hafize Gaye Erkan’ın sunacağı enflasyon raporunun soru-cevap oturumunda seçilmiş bazı katılımcıların iletilen soruları soracağı konuşuluyor.