Yazar: SG

  • Kamboçya’da güç 38 yıl sonra el değiştiriyor: Hun Sen, koltuğu General oğluna bırakacak

    Kamboçya’da güç 38 yıl sonra el değiştiriyor: Hun Sen, koltuğu General oğluna bırakacak


    General Hun Manet-AFP

    Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’da neredeyse kırk yıl sonra ilk kez iktidar el değiştirecek. Ülkenin otokratik Başbakanı Hun Sen, koltuğu oğlu General Hun Manet’e devredeceğini açıkladı.

    1985 yılından beri Başbakan olan 70 yaşındaki Hun Sen liderliğindeki Kamboçya Halk Partisi (CPP), Batı ve birçok uluslararası gözlemci tarafından şaibeli olarak nitelendirilen Pazar günkü seçimleri ezici bir çoğunlukla kazandığını ilan etti.

    Ülkedeki muhalefet partilerini yasaklayan ve muhalefet liderlerini cezaevlerine gönderen Hun Sen, koltuğu en büyük oğlu General Hun Manet’e bırakacağını belirtti.

    Manet, 24 Aralık 2021 tarihinde Kamboçya Halk Partisi Merkez Komitesi tarafından oybirliğiyle Hun Sen’in ardından partinin başbakan adayı olarak seçilmişti.

    Kamboçya uzmanı Chhengpor Aun, CPP’nin diğer üst düzey yöneticilerinin, parti içindeki üst düzey pozisyonlarını koruyacak olsalar da, önümüzdeki yıllarda muhtemelen hükümetteki görevlerini hep birlikte çocuklarına devredeceklerini söyledi.

    Hun Sen, koltuk değişikliği için kesin bir tarih vermedi.

    HUN MANET WEST POINT’TE OKUDU

    The Washington Post gazetesinden Frances Vinall’in haberine göre, 45 yaşındaki Hun Manet dört yıldızlı bir general ve Kamboçya Kraliyet Ordusu ikinci komutanı olarak görev yapıyor.

    Hun Manet 1999 yılında ABD Askeri Akademisi West Point’ten mezun oldu ve ayrıca New York Üniversitesi’nden ekonomi alanında yüksek lisans yaptı ve İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nden aynı alanda doktora derecesini aldı.

    Ancak Batı’da aldığı eğitimin siyasetini etkilediğine dair çok az belirti bulunuyor. Eylül ayında CPP’ye yakın bir gazete olan Khmer Times, Hun Manet’in uzun süredir Hun Sen’in siyasi muhalifleriyle ilişkilendirilen Kamboçya diasporası arasındaki “potansiyel tehditleri” tespit etme yeteneğini övdü.

    Hun Manet ayrıca Hun Sen’in partisinin yurtdışındaki “algısını düzeltmeye” yardımcı olarak daha olumlu görülmesini sağladığı için de gazete tarafından övüldü.

    BAŞBAKANI HUN SEN KİMDİR?

    Hun Sen bir zamanlar, Kamboçya’nın da ABD bombalarıyla harap edildiği Vietnam Savaşı sonrasında iktidara gelen totaliter rejim Kızıl Kmerler’in bir parçasıydı. Kızıl Kmerler, açlık, aşırı çalışma, hastalık ve idam nedeniyle o zamanki nüfusu yaklaşık 7 milyon olan ülkede en az 1,7 milyon Kamboçyalının ölümüne neden olan bir soykırım gerçekleştirmişti.

    Hun Sen Kızıl Kmerler’de orta rütbeli bir komutandı ancak sonrasında Vietnam’a iltica etti. Vietnam ordusu 1979’da Kamboçya’yı işgal ettiğinde, kukla hükümetin Dışişleri Bakanı olarak atandı. 1985’te de henüz 33 yaşında Başbakan oldu.

    Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılında yapılan seçimlerde partisi çoğunluğu elde edemeyince Hun Sen istifa etmeyi reddetti ve bunun yerine bir güç paylaşımı anlaşması için müzakerelerde bulundu. Birkaç yıl sonra, eş başbakanına karşı başarılı bir darbe gerçekleştirdi.

    Başbakan medya ve siyasi özgürlükleri giderek daha fazla baskı altına aldı. Freedom House’un 2023 Dünyada Özgürlük Raporu Kamboçya’ya 100 üzerinden 24 puan verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2015 yılında yayınladığı bir raporda, Başbakan’ın iktidarı sırasında “yüzlerce muhalif, gazeteci, sendika lideri ve diğerlerinin siyasi amaçlı saldırılarda öldürüldüğünü” belirtti.

    Yolsuzlukla mücadele kuruluşu Global Witness tarafından 2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre Hun Sen, konumunu muazzam kişisel ve ailevi servet biriktirmek için kullandı. Yıllık resmi maaşı yaklaşık 30 bin dolar olan Hun Sen’in değeri yüz binlerce dolara ulaşan lüks saatler taktığı da kaydedildi.

    Ancak, bazi uzmanlar bunlarin yaninda Hun Sen’in aynı zamanda önemli bir kalkınma ve barış dönemini de yönettiğini de ifade ediyor. Dünya Bankası’na göre, son 30 yılda ekonomik büyüme büyük ölçüde güçlü oldu ve Kızıl Kmerler tarafından endüstrileri neredeyse tamamen yok edilen Kamboçya 2015 yılında alt orta gelirli bir ülke haline geldi.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’da yangın söndürme uçağı düştü

    Yunanistan’da yangın söndürme uçağı düştü


    Yunanistan’ın Eğriboz Adası’ndaki yangın söndürme çalışmalarına katılan bir uçak düştü. Yunan basınında yer alan haberlere göre, yangın söndürme çalışmalarına katılan Canadair CL-215 tipi uçak, Karisto bölgesinde yer alan Platanistos köyü yakınlarında düştü.

    İçinde iki pilotun bulunduğu uçağın Yunan Hava Kuvvetleri’ne bağlı 355. Taktik Nakliye Filosuna ait olduğu açıklandı. Bölgede arama kurtarma çalışmalarının başlatıldığı belirtildi. (DIŞ HABERLER)


    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Merkez Bankası: Kredi talebinde keskin düşüş yaşandı

    Avrupa Merkez Bankası: Kredi talebinde keskin düşüş yaşandı


    Avrupa Merkez Bankası, Temmuz 2023’e ilişkin Banka Kredi Anketi sonuçlarını açıkladı.

    Buna göre, Euro Bölgesi’ndeki bankaların şirketlere yönelik kredi onaylama süreçlerindeki şartlar bu yılın ikinci çeyreğinde sıkılaştırıldı.

    Ekonomik görünüm, yüksek risk algısının ana nedeni olurken, bankaların kredi süreçlerindeki şartların bu yılın üçüncü çeyreğinde de sıkılaştırılması bekleniyor.

    Bölgedeki firmaların kredi talebinde keskin bir düşüş yaşanırken, artan faiz oranları, azalan kredi talebinin ana etkeni olarak ön plana çıktı.

    FAİZ ORANLARI TALEBİ AZALTTI

    Artan faiz oranlarının yanı sıra düşük tüketici güveni nedeniyle tüketici kredisi ve hanehalkına verilen diğer kredilere olan talepte de net düşüş yaşanırken, söz konusu düşüşün başta konut kredisi olmak üzere devam etmesi bekleniyor.

    Euro Bölgesi bankalarının, takipteki kredilere yönelik endişesi de artarken, bankaların kredilere yönelik risk algısı yükseldi ve risk toleransları azaldı. (AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hastanedeki usulsüzlükleri bildiren sağlıkçının görev yeri değiştirildi

    Hastanedeki usulsüzlükleri bildiren sağlıkçının görev yeri değiştirildi


    AMED – Diyarbakır Çocuk Hastanesi’nde usulsüzlüklere dair sık sık idareye dilekçe veren ve bunun üzerine “fuzuli dilekçe yazmaktan” ikaz alan sağlıkçı Serdar Büyükdeniz, farklı bir hastaneye gönderildi. 

     

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed İşyeri Temsilcisi Serdar Büyükdeniz, çalıştığı Diyarbakır Çocuk Hastanesi’nde yaşanan usulsüzlükleri hastanenin idaresine bildirmesi üzerine Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne görevlendirildi. Büyükdeniz, idareye bildirdiği dilekçelerde, yoğun bakımda görevli olmadığı halde bazı çalışanların görevli gibi gösterildiği, bazı kişilerin nöbet tutmadıkları halde nöbet ücreti aldığını, bazı ihalelerin usulsüz yapıldığını, ilaçların çöpe atıldığını ve sağlıkçılara dönük mobbing uygulandığını aktardı. Büyükdeniz, her usulsüzlüğe dair ayrı ayrı dilekçeler idareye verdi. Ancak dilekçelere rağmen usulsüzlüklere dair adım atılmadı. Büyükdeniz, bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMMER) şikayette bulundu. Sağlık Bakanlığı, iddialara dair müfettiş görevlendirdi. 

     

    ‘FUZULİ DİLEKÇE’ İKAZI 

     

    Müfettişler tarafından hazırlanan raporlarlarda iddiaların doğru olduğuna dair verilere ulaşıldığı öğrenildi. Müfettiş görevlendirilmesi sonrası hastane idaresi,18 Temmuz’da Büyükdeniz’i “fuzuli dilekçe yazmaktan” ikaz etti. Diyarbakır Çocuk Hastanesi Personel Hizmetleri Başkanı Dr. İhsan Esmer tarafından gönderilen ikaz yazısında, şu ifadeler yer aldı: “(…) ‘Hastane idaresine fuzuli birçok dilekçe ve tutanak yazdığınız, dilekçenin bir hak olduğu ancak bunu suiistimal etmenizden dolayı yazılı olarak ikaz edilmeniz’ uygun görülmüştür.” Yapılan ikazın ardından Büyükdeniz, bugün Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne görevlendirildi. 

     

    ‘BÜYÜKDENİZ ÖLÜMDEN DÖNDÜ’

     

    Konuya dair konuşan SES Amed Şube Başkanı Şiyar Güldiken, “Serdar Büyükdeniz, hastanenin asansörünün yere çakılmasından dolayı ölümden döndü. Yenişehir Belediyesine haber verildi. 60 gün içinde yapılması gereken tamirat yapılmadı. Hastanenin işyeri sağlığı ve güvenliği biriminde yer alan arkadaşımızın bunu bildirmesi görevidir. Ayrıca hastanede usulsüz ihale, ilaçların çöpe atılması, mobbing, nöbet tutmadığı, yoğun bakımda görevli olmadığı halde bunların ücretlerini alanları dilekçe ile bildirmesi sorumluluğunun gereğidir. İdare bunlarla uğraşacağına, arkadaşımızla uğraşıyor” ifadelerini kullandı. 

     

    Güldiken, “Dilekçe bir haktır. Fuzuli, gereksiz dilekçe yazmak diye bir şey yok. Aynı ve ayrı konularda yazılan dilekçelere ısrarla cevap verilmemişse, birden çok dilekçe de yazılabilir. Bu arkadaşımız aynı zamanda işyeri sağlığı ve güvenliği birimindedir. Daha iyi hizmet çıksın diye uğraşıyor. Ama bunlar alışmış rahatlarına. İtiraz eden, usulsüzlükleri anlatandan kurtulmak istiyorlar” dedi. 

     

    Büyükdeniz’in görev yerine geri dönmesi için hukuki olarak süreci takip edeceklerini kaydeden Güldiken, işyerinde de bunun mücadelesini vereceklerini ifade etti. 

     

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TBMM’de Sarıgül ile Tüysüz arasında gerilim yaşandı

    TBMM’de Sarıgül ile Tüysüz arasında gerilim yaşandı


    ANKARA- CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ile 22. Dönem Milletvekili Turan Tüysüz arasında Meclis kulisinde tartışma yaşandı.

    Sarıgül’ün CHP Grubu bitiminde Şeref Holü’ndeki koltuklarda yanındakilerle sohbet ettiği sırada, Tüysüz’ün hakaretine maruz kaldığı öğrenildi. Tüysüz’ün Sarıgül’e yumruk attığı ileri sürüldü ancak taraflar yumruk iddiasını yalanladı.

    Sarıgül, basın danışmanı ve beraberindekilerle Şeref Holü’nden uzaklaştı. Tüysüz ise Meclis’te görevli polis memurları eşliğinde kampüs dışına çıkarıldı.

    Geçmişte Tüysüz’ün CHP milletvekili olduğu dönemde Deniz Baykal karşısında liderlik yarışındaki Mustafa Sarıgül ile hareket ettiği biliniyordu. Tüysüz, 2005 yılında İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem’i yumrukladığı ve kurultay salonuna silahla geldiği gerekçesiyle kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevkedilmişti.

    Tüysüz, bu nedenle CHP’den istifa ettikten sonra ANAP’a geçmiş ve 22. Dönem TBMM’sindeki vekilliğinin ardından yeniden uzun süre siyaset sahnesinde ön planda görülmedi. Tüysüz, son olarak Mart 2019 yerel seçimlerinde de HDP’den Şanlıurfa Siverek Belediye Başkan adayı olmuştu.

    Sarıgül ‘yumruk’ iddiasını yalanladı

    CHP’li Mustafa Sarıgül ise, konuya ilişkin TBMM düzenlediği basın toplantısında, yumruk atma iddiasını yalanladı ve sözlü tartışma olduğunu kaydetti.

    Sarıgül, “Ben gördüğünüz beyefendiyi 15 yıldır görmüyorum. Yıllar önce tanıyorum. Fakat çok değişmiş, kim olduğunu bilemedim. İkincisi normal konuşmanın şekli odamıza gelirsin, randevu alırsın, konuşuruz. Son derece üzüldüm. İçeriğinin ne olduğunu da bilmiyorum. Niye geldiğini de bilmiyorum. Yanıma yaklaşarak bana bir takım sorular sordu. Ben de ‘Tanımıyorum, burası bunun yeri değil’ dedim. Uzaklaştım, kendisi de ileri geri konuşmaya devam etti. Tabii ki yüce parlamentoda bunların olması, konuşulması hoş bir şey değil. Bugün Türkiye’nin gündeminde olağanüstü bir seçim varken böylesi bir talihsiz olayla karşı karşıya kalmak beni gerçekten son derece üzdü” dedi. Devamında Sarıgül, “Yüce parlamento çatısı altında hak arama mücadelesi vermenin, bir konuşma yapmanın yeri ve zamanı olması lazım. Daha sonra geçmiş dönem milletvekilliği yapmış bir arkadaşımızın nerede ne konuşacağını bilmemesini gerçekten, büyük bir üzüntü ile karşılıyorum. Her zaman barıştan yana, sevgiden yana hak arayan insanların yanında olan bir arkadaşnıız olarak yüce parlamentoda böylesi bir olayın tecelli etmesi beni gerçekten üzmüştür. Umarım bundan sonra yüce parlamentonun çatısı altında böylesi bir tatsızlık olmaz” diye ekledi.

  • İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin düzensiz göçle mücadele planı ‘Roma Süreci’ nedir?

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin düzensiz göçle mücadele planı ‘Roma Süreci’ nedir?


    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, düzensiz göçle mücadeleye yönelik yeni planı ‘Roma Süreci’ni başlattı. Süreç, neleri içeriyor, göçmen krizine çözüm olabilecek mi, finansmanı nasıl sağlanacak; planla ilgili eleştiriler neler?

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkesinde yapılan Uluslararası Kalkınma ve Göç Konferansı’nda “Roma Süreci”ni başlattıklarını duyurdu. Plan, yasadışı göçün temel nedenleriyle mücadele etmeyi ve göçmen kaçakçılarını çökertmeyi hedefliyor. 

    Süreç, neleri içeriyor, göçmen krizine çözüm olabilecek mi, finansmanı nasıl sağlanacak; planla ilgili eleştiriler neler?

    Konferansın sonuç bildirgesinde, göçmen kaçakçılığıyla mücadele için önlemler sıralandı. Buna göre, ülkeler arasında yeni ikili ya da çok taraflı anlaşmalar yapılması, kaçakçıların yargılanması için uluslararası koordinasyon sağlanması ve yasadışı kazançlarının takip edilip dondurulması için yeni tedbirler alınması öngörülüyor.

    Giorgia Meloni, konferansta “Devletlerimize sahip çıkmak elbette bizim görevimiz, ancak bu insanların kaderiyle ilgilenmek de bizim görevimiz” dedi.

    Bu yıl Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan yaklaşık 2,000 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

    “Göç sorununa çare olamaz”

    Uzmanlar bu planın AB’nin göç sorununa çare olmayacağı konusunda uyarıyor.

    Avrupa Reform Merkezi’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Luigi Scazzieri, “Roma Süreci’ni önemli bir adım olarak görmüyorum, daha ziyade Avrupa’ya göçü ele alan bir başka girişim olarak görüyorum” dedi.

    Scazzieri, “Avrupa, göç akımlarını durdurmak ve göçmenleri menşe ve transit ülkelerden geri göndermek için daha fazla işbirliği yapmaya çalışıyor. Buna karşılık onlar da Avrupa’dan daha fazla para ve siyasi ilgi elde etmeye çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Birliği, yaşlanan ve azalan nüfusu nedeniyle işgücü açığını göçmenler yoluyla kapatıyor. Roma Süreci, göç için yasal ve güvenli yolları teşvik ederek bu sorunu çözmeyi amaçlıyor. 

    Scazzieri, “Meloni, İtalya’daki işgücü sıkıntısının farkında olarak yasal göç konusunda tonunu değiştirdi. Ancak yasadışı göç konusunda tonunu değiştirmedi” dedi. 

    Tunus anlaşması örnek olacak

    AB, Avrupa’ya yasadışı göçü engellemek üzere Tunus ile imzaladığı yeni mutabakat zaptının gelecekteki ikili ortaklıklar için örnek olmasını bekliyor. 

    Benzer bir anlaşma için sırada olduğu söylenen Fas ve Mısır’dan hükümet temsilcileri de konferanstaydı. 

    Ancak bu durum, AB’nin bu tür anlaşmalarla sorumluluklarını üçüncü ülkelere devrettiği yönündeki endişeleri arttırıyor.

    Egmont Enstitüsü ve Avrupa Politika Merkezi’nde Ortak Araştırma Görevlisi Dr. Eleonora Milazzo’ya göre gelinen süreçte, “Sorumluluk paylaşımının iç boyutunun yönetilmesi konusunda bir anlaşmaya varılması ihtimali ise hala zayıf.”

    Tunus anlaşması, sivil toplum örgütleri ve AB’de bazı milletvekilleri tarafından göç kontrolünü insan hakları sicili şüpheli Afrika ülkelerine devretme girişimi olarak eleştirildi.

    Dr. Milazzo, “Roma’da başlatıldığı gibi işbirliği süreçlerinin, birçok ortak ülkenin kötü insan hakları sicilini görmezden geldiği, daha ölümcül düzensiz yolculuklara yol açtığı ve güvenli yolları teşvik etmediği yönünde önemli bir endişe var” dedi.

    Roma planı nasıl finanse edilecek?

    ‘Roma Süreci’nin nasıl finanse edileceğine ilişkin ayrıntılar üzerinde henüz mutabakata varılmadı. Ancak Uluslararası Para Fonu, İslam Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası gibi önde gelen finans kuruluşlarının üyeleri müzakerelerde yer aldı. 

    Sürece dahil ülkelerin projeleri finanse edecek ortak bir fon üzerinde anlaşmaya varmayı umdukları bir bağışçılar konferansının yapılması planlanıyor. 

    Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan bu sürece şimdiden 100 milyon dolar taahhüt etti. 

    İtalya’nın ayrıca ekim ayında Afrika ile enerji ve göçmen akışını durdurma konularında da işbirliğine odaklanan ‘Mattei planını’ açıklaması bekleniyor. 

    “Türkiye de finansmanın parçası olmalı”

    İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “AB, Körfez ülkeleri ve belki de Türkiye ve ABD’yi de kapsayan bir finansman planına ihtiyaç olduğunu” söyledi.

    Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, konferansta göçün temel nedenleriyle mücadele etmek üzere yeni bir küresel finans kuruluşu kurulması çağrısında bulundu.

    Sonuçlar, özellikle iklim değişikliğinin giderek artan bir şekilde zorla yerinden edilmenin itici gücü olarak görüldüğünü de vurguluyor. AB’nin Küresel Geçit girişimi bu noktada altyapı projeleri için 300 milyar Euro’yu kullanılabilir hale getirdi. 

    “AB fonları kötüye kullanılabilir”

    Konferansın “eşitler arasında, karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog” olduğunu vurgulayan Meloni, “Avrupa ile geniş Akdeniz arasında rekabetçi ya da çatışmacı bir ilişki olamaz çünkü çıkarlarımız ilk başta düşündüğümüzden çok daha fazla ortaktır” dedi.

    Scazzieri, AB’nin sınır kontrollerini üçüncü ülkelere devretmeye devam etmesiyle birlikte, ortaklarının “işbirlikleri karşılığında AB’den daha fazla fayda sağlamaya ilgi duyduklarını” söyledi. Ona göre, “bu ilişkiler doğası gereği istikrarsız ve düzenli olarak yeniden müzakere edilmesi gerekir.”

    Meloni’nin “AB’nin dikkatini İtalya’nın Akdeniz’deki rolü ve çıkarları üzerine çekmek” istediğini belirten Scazzieri, bu noktada onun aktif olarak dış müttefikler aradığına dikkat çekti. 

    Bu yeni tür anlaşmalar yoluyla AB fonlarının kötüye kullanılabileceğine dair endişeler artıyor.

    Örneğin Libya gibi bazı Kuzey Afrika ülkelerinde suç gruplarının ulusal sahil güvenliğe sızdığı belirtiliyor. Bu ayın başlarında Libya sahil güvenliği, AB tarafından finanse edilen kurtarma operasyonları yürüten bir tekneye ateş açtı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fenerbahçe uzun değil, çok uzun süredir şampiyon olamıyor; kupa nitelikli oyuncularla kazanılır

    Fenerbahçe uzun değil, çok uzun süredir şampiyon olamıyor; kupa nitelikli oyuncularla kazanılır

    Fenerbahçe’nin yeni transferi Bosna Hersekli yıldız Edin Dzeko, cumartesi günü Samandıra Can Bartu Tesisleri’nde basın mensuplarına açıklamada bulundu.

    Dzeko, kulüp adına ilk izlenimlerinin pozitif olduğunu belirterek, “En önemlisi de en iyisini ortaya koymak adına birlikte sıkı şekilde çalışıyor olmamız. Bunu başarmak istiyoruz. Kısa süre içinde sezon başlamış olacak. Takım bana göre hemen hemen hazır. Yeni gelen oyuncular var. Henüz yüzde 100 hazır değiller ama bir hafta içerisinde tam olarak hazır hale geleceğiz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye ile Bosna Hersek arasında pozitif bağlar olduğuna dikkat çeken Dzeko, Bosna Hersek halkının Türkleri çok sevdiğini vurguladı.

    “Ekip olarak hareket etmeliyiz”

    Daha önce sarı-lacivertli formayı giyen Bosna Hersekli futbolcular Elvir Boliç ve Elvir Baliç hakkında görüşlerini aktaran Dzeko, şunları söyledi:

    “Boliç’i de Baliç’i de iyi bir şekilde hatırlıyorum. Onların Fenerbahçe’de oynadıklarını biliyorum. Baliç, Real Madrid’e transfer olmuştu. Aynı zamanda milli takımda da yardımcı antrenörlük yapıyordu. Onların gösterdiği performanslar gibi bir performans gösterebilirim. Fenerbahçe’yle bizim görüşmelerimiz çok hızlı ilerledi ve iyi bir anlaşma sağladık. Mükemmel zamanlamayla transfer gerçekleşti. Benim istediğim şey, Fenerbahçe’nin istediği şeydir. Başkanımız bu yıl kaliteli oyuncuları transfer etti. Bu da çok önemli. Şampiyonluk istiyorsanız takımda nitelikli oyuncuların olması lazım. Başka isimler de takıma katılabilir. Burada önemli olan ekip olarak hareket etmek. Çok hızlı şekilde adapte oluyoruz. Buradaki Türk oyuncuların ve personellerin etkisi çok büyük. Fenerbahçe’ye gelmeden önceki ruh halime göre çok daha pozitif olduğumu söyleyebilirim buraya karşı.”

    “Fenerbahçe çok büyük bir camia”

    Transfer süreci hakkındaki soruyu yanıtlayan Dzeko, Fenerbahçe ile ilk görüşmesinin 2 sene önce olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “O dönemde karşılıklı olarak çok fazla konuştuk, güzel sohbetler gerçekleştirdik ama maalesef transferim gerçekleşmedi. Inter’le hemen hemen anlaşma gerçekleşmişti ve bu nedenle buraya transferim olmadı. Ancak şu anda buradayım. Fenerbahçe taraftarları hem bana hem eşime, sosyal medyadan güzel mesajlar gönderdi. Görüşmelerimizde Fenerbahçe’nin lig şampiyonluğunu kazanmayı ne kadar istediğini konuştuk. Fenerbahçe gibi büyük bir camianın ligde uzun süre şampiyon olamamış olması güzel değil. Fenerbahçe her zaman şampiyonluk için oynar. Ben de bunun için buradayım. Benim için burada olmak büyük bir rekabet. Fenerbahçe çok büyük bir camia ve şampiyonluğu hak ediyor.”

    Fenerbahçe’nin 9 sezondur şampiyon olamamasına değinen Edin Dzeko, “Yapmış olduğum gözlemler neticesinde, Fenerbahçe uzun değil, çok uzun süredir şampiyonluğu kazanamıyor. Ama hem kulüp hem de başkanımız bu durumu değiştirmek için elinden geleni ortaya koyuyor” diye konuştu.

    “En önemli konu mantalite”

    Şampiyonluk yolunda mantalitenin önemini de vurgulayan Dzeko, şunları söyledi:

    “En önemli konu mantalite. Rakibe bunu kabul ettirebilmeniz için savaşmanız gerekiyor. Sadece futbolcular değil, taraftarların da aynı düşünceyle hareket etmesi gerekiyor. Biz futbolcuların limitlerini zorlamak adına taraftarların desteklerini her zaman hissetmemiz gerekiyor. Bazen iyi performans ortaya koyamayabiliriz, bu noktada özellikle genç oyuncular için taraftar desteği çok önemli. Maçlar 90 dakika sonunda kazanılıyor, 45 dakikada sonunda maç bitmiyor. Maç bitene kadar destek vermeleri çok önemli. Takım olarak kompakt olmalıyız, beraber hareket etmeliyiz ve tek bir hedefe yoğunlaşmalıyız. Bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Taraftarlara şunun sözünü verebilirim; sahada elinden geleni veren bir Fenerbahçe olacak.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da toplu taşımada yeni gelişme: İstanbulKart minibüslerde de kullanılabilecek

    İstanbul’da toplu taşımada yeni gelişme: İstanbulKart minibüslerde de kullanılabilecek


    Artı Gerçek – Akaryakıta gelen üst üste zamların arından İstanbul’da gözler Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısına çevrildi. UKOME toplantısında toplu ulaşıma zam yapılmasının beklenirken İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), sürpriz bir gelişmeye imza attı.

    Halk TV’den Ali Macit’in haberine göre, İBB nakit para ile binilen minibüsleri de İstanbulKart sistemine dahil edecek. Son zamanlarda bozuk para tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle minibüslerde sık sık tartışmalar yaşanıyordu.

    İBB, UKOME toplantısına devrim niteliğinde bir karar getirdi. Toplu Ulaşım Müdürlüğü’nün teklifi olan ve 26. madde de yer alan “minibüslerin elektronik bilet entegrasyonuna dahil edilmesi” teklifini gündeme aldı. Eğer teklif kabul edilirse, minibüslerde artık İstanbulKart geçecek. Ancak edinilen bilgiye göre henüz fiyatlandırma konusunda henüz net bir durum söz konusu değil. (Kaynak)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de konut fiyatları mayısta geriledi

    ABD’de konut fiyatları mayısta geriledi


    S&P CoreLogic Case-Shiller, mayıs ayına ait ulusal konut fiyat endeksi verilerini yayımladı.

    Buna göre, ABD’de ulusal konut fiyat endeksi, mayısta bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,5 düştü. Endeks, nisanda yıllık bazda yüzde 0,1’lik düşüş kaydetmişti.

    Ulusal konut fiyat endeksi, mayısta aylık bazda ise mevsim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 0,7 arttı.

    3 AYDIR ÜST ÜSTE GERİLEME

    ABD’nin 20 kentindeki konut fiyatlarına ilişkin endeks ise mayısta yıllık yüzde 1,7 düştü. Piyasa beklentilerinden az gerileyen endeksin bu dönemde yüzde 2,2 azalması bekleniyordu. Üst üste 3 aydır düşen endeks, nisanda da yüzde 1,7 azalış kaydetmişti.

    Söz konusu dönemde endeks, aylık bazda da mevsim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 1 arttı.

    Endeksteki 20 kent arasında konut fiyatlarının yıllık bazda en fazla yükseldiği kentler; yüzde 4,6 ile Chicago, yüzde 3,9 ile Cleveland ve yüzde 3,5 ile New York oldu.

    Aynı dönemde konut fiyatları Seattle’da yüzde 11,3, San Francisco’da yüzde 11, Las Vegas’ta yüzde 7,8, Phoenix’te yüzde 7,6 ve Denver’de yüzde 4,9 azaldı. (AA)

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kamu bankaları ihtiyaç kredisi faizlerini artırdı

    Kamu bankaları ihtiyaç kredisi faizlerini artırdı



    Seçimlerden sonra para politikasında gidilen değişikliğe paralel olarak kamu bankaları da bireysel kredi faizlerini artırmaya devam ediyor.

    Merkez Bankası’ndan (TCMB) bu gece yarısı gelen yeni sıkılaşma adımları öncesinde dün de kamu bankalarının bireysel kredi faizlerinde yeni artışa gittiği öğrenildi.

    Kamu bankalarının şubelerine genel merkezden dün gönderilen yazıda, kredi faiz oranlarındaki artışa ilişkin bilgi verildi ve yeni oranlar dün itibarıyla uygulanmaya başladı.

    Buna göre, kamu bankalarında seçimlerden önce aylık yüzde 1,94 (yıllık yüzde 25,93) olan, seçim sonrası da TCMB’nin politika faizindeki artışı sonrası aylık yüzde 2,64’e (yıllık yüzde 36,71) çıkan ihtiyaç kredisi faizleri, dün itibarıyla yüzde 2,84’e (yıllık yüzde 39,94) yükseldi.

    Aylık taşıt kredisi faizleri de dün itibarıyla yüzde 2,45’ten 2,65’e çıkarken (yıllıkta yüzde 33,70’ten yüzde 36,87’e); konut kredi faizleri ise yüzde 2,19’dan yüzde 2,49’a (yıllıkta yüzde 29,68’den yüzde 34,33’e) yükseldi. Bu oran seçimden önce yüzde 1,67 (yıllık yüzde 21,99) idi.

    TCMB’nin bu geceki kararları arasında taşıt kredisi de yer almış; taşıt kredilerinde yüzde 3 olan büyüme sınırının yüzde 2 olarak belirlenmesine karar verilmişti.

    Kamu bankalarının bireysel kredi faizlerindeki son artışı, temmuz ayı başında olmuştu. Böylece dün itibarıyla yeni bir artışa gidilmesi, bireysel kredi faizlerinin bir ayın içinde iki kez artmasına neden oldu.

    İHTİYAÇ KREDİSİNE ÜST TABAN 70 BİN TL

    Öte yandan, yaklaşık bir senedir ticari müşterilere uygulanan kredi kısıtlamasının benzeri, ihtiyaç kredisi kullanmak isteyen vatandaşa da uygulanıyor.

    İhtiyaç kredisi musluklarını mayıs ayında kısmaya başlayan kamu bankaları, şu an en fazla 70 bin TL’ye kadar ihtiyaç kredisi veriyor.

    TCMB verilerine göre, bankaların 7 Temmuz ile biten haftada TCMB’ye bildirdikleri ihtiyaç kredisi faiz oranlarının yıllık ortalaması yüzde 47,95 iken 14 Temmuz ile biten haftada 48,13’e yükseldi. Bu da dün itibarıyla yapılan artışla yüzde 39,94’e çıkan kamu bankalarındaki yıllık ihtiyaç kredi faizlerinin 8,19 puan üzerine bir orana tekabül ediyor.

    Bir yandan faizler yükselirken, bir yandan da yüksek faizle de olsa kredi kullanmak isteyenler sınırlı miktarda kredi alabiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***