Yazar: SG

  • Brüksel’de 32 kişinin öldüğü saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu

    Brüksel’de 32 kişinin öldüğü saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu


    Belçika’nın başkenti Brüksel’de 2016’da 32 kişinin ölümüne neden olan saldırılarla ilgili 6 kişi ‘terör amaçlı cinayetten’ suçlu bulundu. Onlar arasında Paris saldırıları nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Salah Abdeslam da yer alıyor.

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de 2016’da 32 kişinin ölümüne neden olan IŞİD’in üstlendiği saldırılarla ilgili 6 kişi suçlu bulundu. 

    Ülke tarihinin ‘en büyük davası’nda yargılananlar arasında 2015 yılında Paris’teki saldırılar nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Salah Abdeslam da yer alıyor. Abdeslam, Brüksel saldırısından dört gün önce yakalanmıştı. 

    Abdeslam’ın çocukluk arkadaşı olan ve üzerindeki patlayıcıların infilak etmemesi üzerine Zaventem havaalanından kaçan Muhammed Abrini de terör amaçlı cinayetten suçlu bulundu.

    Paris ve Brüksel’deki saldırıların muhtemel organizatörü olarak tanımlanan Oussama Atar, gıyabında mahkum edildi. Atar’ın IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’de operasyonlarda öldüğüne inanılıyor.

    Suçlu bulunan diğer isimler, Osama Krayem, Ali El Haddad Asufi ve Bilal El Makhoukhi.

    12 kişiden oluşan jüri, cinayetle suçlanan üç sanığın beraatine karar verdi.

    Brüksel’de yargılanan 10 sanıktan altısı, 13 Kasım’da Paris’te ve Stade de France’da meydana gelen saldırılardaki rolleri nedeniyle Haziran 2022’de Fransa’da mahkum edilmişti.

    Mahkeme başkanı, şüphelilerin IŞİD ve aşırılık yanlısı ideolojiyle açık bir bağlantı kurduğunu gösteren kararını okudu.

    Cezaların ise eylül ayında açıklanması bekleniyor. Sanıkların 30 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

    Duruşmalar davayı yürütmek üzere kurulan özel bir mahkemede yedi ay boyunca devam etti. Şüpheliler cinayet, cinayete teşebbüs ve bir terörist grubun eylemlerine katılma gibi suçlamalarla yargılandı. 

    900’den fazla sivil davacının katıldığı duruşmalar, Belçika yargı tarihinin en büyük davasından biri olarak kabul ediliyor.

    Zavantem Havalimanı’nda ve Brüksel metrosunun merkez banliyö hattında 22 Mart 2016 tarihindeki saldırılarda 32 kişi hayatını kaybetti; yaklaşık 900 kişi yaralandı ya da ciddi ruhsal travma geçirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şampiyonlar Ligi’ne Suudi Arabistan takımları da davet edilecek

    Şampiyonlar Ligi’ne Suudi Arabistan takımları da davet edilecek

    UEFA’nın, 2024-25’ten itibaren formatı değişecek Şampiyonlar Ligi’ne, özel davetle Suudi Arabistan kulüplerini de dahil etmeyi düşündüğü iddia edildi.

    Dünya futbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı turnuvası olan Şampiyonlar Ligi, gelecek sezondan itibaren önemli değişikliklere hazırlanıyor.

    Devler Ligi’nde 32 olan takım sayısı, 2024-25 sezonundan itibaren 36’ya yükselecek, grup aşamasında 6’şar maç oynayan takımlar artık lig usülünde en az 8 karşılaşmaya çıkacak.

    Yapılması düşünülen değişiklilere, turnuvaya eklenecek takımlarla ilgili yeniliklerin de eşlik edebileceği öne sürüldü.

    İtalyan Calciomercato.it haberine göre UEFA, 2024-25’ten itibaren formatı değişecek Şampiyonlar Ligi’ne, özel davetle (wild card) Suudi Arabistan takımlarını da dahil etmeyi düşünüyor.

    Pek çok yıldız Suudi Arabistan’ın yolunu tuttu

    Suudi Arabistan futbolu son dönemde kulüpler düzeyinde büyük bir atılımın içerisine girdi. Avrupa’dan birçok dünya yıldızı futbolcu, profesyonel hayatlarına devam etmek için Ortadoğu ülkesinin yolunu tuttu. Cristiano Ronaldo, Karim Benzema, N’Golo Kante, Koulibaly, Firmino, Henderson gibi daha birçok isim Arap ülkesindeki kulüplere transfer oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Görür’den eleştirilere yanıt: Sizi kendim engelleyip üzmek istemiyorum

    Prof. Dr. Görür’den eleştirilere yanıt: Sizi kendim engelleyip üzmek istemiyorum


    Artı Gerçek – Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, bugün art arda yaşanan depremlerle ilgi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlara gelen eleştirilere yanıt verdi. Görür, “Derhal beni takibi durdurun. Sizi kendim engelleyip üzmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.

    Görür, paylaşımı şöyle:

    “Adana Havzası’nda yaşayan takipçilerimle söyleşi:

    1- Bilim insanı bilimsel öngörüleri ve bilgisi ile konuşur ve bilimin sınırları içinde kalmaya çalışır.

    2- Bilim insanı sizin istediğinizi, beklediğinizi ve hoşunuza gidecek şeyleri söyleyen insan değildir.

    3- Bilim insanının kesin bir şeyler söyleyememesi, kimi konuların net olarak bilinmediği anlamına gelir.

    4- Deprem konusunda çok ucuz söylemlerde bulunup bilgiçlik taslamak hoş bir şey değildir. En azından benim takipçilerime yakışmıyor. Eğer öyleyseniz derhal beni takibi durdurun. Sizi kendim engelleyip üzmek istemiyorum.

    5- Her depremi yorumlayıp koca koca laf eden, her şeyi bilen biri arayışında iseniz kendinize bir falcı bulun.

    6- Benim amacım insanlarımı bilgilendirmek, deprem farkındalığını ve kültürünü artırmaktır. Ben her an Twitter’ı kullanan gevezelik yapan, dedikodu üreten biri değilim. Benim için Twitter insanlarımla amacım doğrultusunda iletişim kurduğum bir yoldur.

    7- Kimseyi beni izlemeye mecbur etmiyorum. Herkesi seviyor ve sayıyorum. Yazdıklarımı beğenir, beğenmezsiniz. O sizin bileceğiniz bir iş. Ama saygılı ve terbiyeli olacaksınız. Kimi kendini bilmezleri aramızda görmek istemiyorum.

    8- Seviyeli takipçilerimden özür diliyor, gözlerinden öpüyorum”

    (HABER MERKEZİ)


    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin’in yeni dışişleri bakanı Vang Yi oldu: Eski bakan tam bir aydır kayıptı

    Çin’in yeni dışişleri bakanı Vang Yi oldu: Eski bakan tam bir aydır kayıptı


    Çin devlet medyasının duyurduğuna göre Çin’in yeni dışişleri bakanı Çin Komünist Partisi Dış İlişkiler Komisyonu Direktörü Vang Yi oldu. Eski dışişleri bakanı Çin Gang hakkında bir süredir devam eden spekülasyon böylece nihayete ermiş oldu.

    Şinhua haber ajansının haberine göre, 14. Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesinin 4. oturumunda alınan kararla Çin Dışişleri Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı değişti. Komite, bir süredir kamuoyu önüne çıkmayan Dışişleri Bakanı Çin’i görevden alarak yerine Vang’ı atadı. Merkez Bankası Başkanı Yi Gang da görevden alındı ve yerine Pan Gongşıng getirildi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise alınan kararları onaylayan başkanlık kararnamesi imzaladı.

    Vang Yi’nin Güney Afrika’da 24-25 Temmuz tarihlerindeki BRICS Zirvesi’nin ardından 26 Temmuz’da Türkiye’ye gelmesi de bekleniyor.

    ESKİ BAKAN ÇİN GANG BİR AYDIR KAYIPTI

    ABD elçisi olarak görev yaptıktan sonra Aralık ayında dışişleri bakanlığına getirilen Çin Gang, 25 Haziran’dan bu yana ortalıkta görünmüyordu. Çin Dışişleri Bakanlığı 11 Temmuz’daki açıklamasında 57 yaşındaki Çin Gang’ın belirsiz sağlık nedenleriyle Endonezya’daki ASEAN toplantısına katılamayacağını söylemiş, ayrıntılı açıklama yapılmaması bir spekülasyon girdabını körüklemişti.

    Çin sosyal paylaşım sitesi Weibo’da bakanın yokluğuyla ilgili tartışmaların sansürlenmiş olduğu iddia edilmiş, gazeteci ve analist Phil Cunningham, South China Morning Post (SCMP) için ABD-Çin ilişkileri hakkında yazdığı makalesinden Bakan Çin ile ilgili beş paragrafın kendisine haber verilmeden çıkarıldığını söylemişti. Çinli uzmanlar söz konusu durumun arkasında Çin’in Hong Konglu bir spiker ile yaşadığı ilişkinin olabileceğine dair iddialar ortaya atmıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akın’dan Xîzan tepkisi: Halk bir aydır tarlasına gidemiyor

    Akın’dan Xîzan tepkisi: Halk bir aydır tarlasına gidemiyor


    ANKARA – Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Xîzan ilçesinde yasaklar nedeniyle halkın tarlasına gidemediği ve hayvanlarını besleyemediğini söyledi. Akın, Akbelen’deki ağaç kıyımına dair, “Devlet halkın yanında değil, sermayenin yanında” dedi. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitiren 33 kişiyi anarak başlayan Akın, Kobanê’nin DAİŞ orduları karşısında tarih yazdığını belirterek, “Kobanî halkının 11’inci yılında mücadelesini selamlıyorum. Kimliklerinden, inançlarından, farklı görüşlerden bir arada yaşayan ve bize rehber olanları buradan kutlamak istiyorum” dedi.

     

    ‘KERBELA DİRENİŞ SENBOLÜ HALİNE GELDİ’ 

     

    Akın, Muharrem ayında olduklarını, Muharrem ayının aynı zamanda zalime boyun eğmeyen Hüseyin’in mücadelesi şahsında Kerbela’da bir direniş sembolü haline geldiğini belirtti. Akın, “Can ve yoldaşlarımızı selamlıyorum muharrem orucunu kutluyor ve hak katında kabul olmasını temenni ediyorum” dedi. 

     

    Riha’da yaşayan Êzidîlerin yerlerinde edilmek istendiğine de değinen Akın, “Êzidîler tarih boyunca yerlerinden yurtlarından edindiler ve katliama uğradılar. Şimdi Urfa’nın Viranşehir ilçesinde korucu çeteleri mevcut rejimle iş birliği halinde Êzidîleri  yerlerinden etmiş durumdalar. Köylerine giremez durumdalar. Mezarları yıkılmış durumda. Buradan Urfa Valisine seslenmek istiyorum; Urfa Valisi, Êzidî yurttaşlarımıza sahip çıkmak, korucu çeteleri karşısında onların can güvenliğini sağlamak ve aynı zamanda onların mallarını, mülklerini ve mezarlarını korumak zorundadır” diye konuştu.

     

    DEMOKRATİK CUMHURİYET VE LOZAN 

     

    Akın, Kurdistanı dört parçaya bölen Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılına ilişkin “İnkarcılık, yok saymak ve katliamlarla dolu bir 100 yıl geçti. Ancak bununla yüzleşerek bir yüz yıl karşılayabiliriz. Türkiye devletinin aklı bununla yüzleşmeli. Demokratik cumhuriyet ancak yeni bir Lozan ile mümkündür” ifadelerini kullandı. 

     

    ‘BU PARALAR NEREYE GİTTİ?’ 

     

    Sözlerine Meclis’te kabul edilen Torba Yasa ile devam eden Akın, Meclis’in saray rejiminin talimatları ile hareket ettiğini ve Meclis’in kurumsal olarak etkisiz hale geldiğini söyledi. Akın, “Bu Meclis’in bu şekilde sürdürülmesini asla kabul etmiyoruz. Sarayın talimatları ile çalışacak bir Meclis, Türkiye’nin iradesini temsil edemez. Torba yasa ile ortaya çıkan tablo; zamdır, zülümdür ve insanların son kalan parasına el koymadır. 2023 yılında var olan bütçe, 6 ay içerisinde tüketilmiştir.  Bu bütçe iktidarın bütün tasarrufları hayata geçmesine rağmen 6 ay içinde bütçe bitmiş durumda. Bizden ek bütçe talebi gerçekleştirmesi için Meclis’te geçmiş durumda. Bu bütçe, 1,2 trilyonluk bir bütçeyi ifade ediyor. Bu bütçenin gerekçesi deprem. Ancak 87 milyarlık depremle ilgili toplanan paraların nereye gittiği belli değil. Buradan yetkililere soruyoruz; bu paralar nereye gitti? Deprem bahanesiyle ortaya çıkan 1,2 trilyon bütçe maliye bakanlığının itirafıyla yarısı depreme yarısı başka yere gidecek. Bu halka bu kadar yalan söyleyemezsiniz bütün bu yalanlarınızı tek tek teşhir edeceğiz” diye belirtti. 

     

    Akın, şöyle devam etti: “Sadece bu değil, aynı zamanda bu bütçe inanılmaz bir hikâye gerçekleştirdi. Başka bir ülkenin meclisinden böyle bir yasa geçemezdi. 1,2 trilyonluk bütçenin yanı sıra 1,3 trilyonluk bir ek bütçe veriliyor. Bu ülkenin bütçesinden daha fazla bir bütçeyi cumhurbaşkanının kullanması kabul edilemez. Bizler mücadeleyi sadece burada değil, bütün alanlarda sürdüreceğiz. Bakın Maliye Bakanı OECD ile Avrupa’nın en ucuz benzininin Türkiye’de olduğunu söylüyor. Bu Maliye Bakanı daha önceki nas politikasının yanı sıra yeni bir faiz politikası yürütüyor. Erdoğan buna ilişkin bir söz kurmuyor. Ne oluyor? faiz yükseliyor cebimizdeki paralar alınıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Yok öyle yağma. Bu meydan boş değil. Bütün emek ve meslek örgütleriyle direneceğiz ve bu direnişi onlara göstereceğiz. Buradan onlara söylemek istiyorum ki meydan boş değil.

     

    KRİZDEN KURTULMAK KOLAY GÖRÜNMÜYOR

     

    Erdoğan bu bütçe artışları zamlarla yetinmedi. Anlaşılıyor ki Türkiye’deki ekonomik durum bunları da kaldırmayacak. Bu krizden çıkmaları kolay görünmüyor. Son olarak Körfez ziyaretlerine gitti. Erdoğan BEA’ya ne demişti; ’15 Temmuz operasyonunun, yani darbe finansörü’ demişti. Ancak Erdoğan BEA’ya gittiğinde, kendisine nişan takıldı, fotoğraflar çekildi. Sonrasında dedi ki, ‘50,7 trilyonluk bir anlaşma yaptık’. Aynı zamanda Erdoğan ‘biz neyi satacağımızı çok iyi biliyoruz’ dedi. Bunları çok iyi bildiklerini biliyoruz ancak 50,7 trilyonluk anlaşma içerisinde Türkiye halklarının temsilcisi olarak neyi satıyorsunuz? Hangi kamu malını satıyorsunuz öğrenmek istiyoruz. Bu Türkiye halklarının hakkıdır ve bunu sonuna kadar savunacağız.

     

    BU ÜLKEDE AĞIR BİR ŞİDDET VAR

     

    Bu ülkede bu kadar ağır koşullarda ağır bir şiddet var. Kolluk kuvvetlerinin yasadışı terör şiddeti var. Bu şiddet; Türkiye’nin her tarafında çok rahat bir şekilde uygulanır hale geldi. Biz bunu tarihten biliyoruz. Bu kadar ağır krizlerde baskıcı rejimler başka türlü toplumu yönetemiyorlar. Çünkü korkuyorlar. Bu kadar ağır koşullar altında insanların isyanından, öfkesinden korkuyorlar. Kendi iktidarlarının geleceğinden korkuyorlar. O yüzden en ufak bir demokratik hakkı hemen bastırmak istiyorlar.

     

    HALK ÖFKESİNİN ALTINDA KALIRSNIZ

     

    Cumartesi Anneleri her hafta Galatasaray Meydanı’na çıkıyorlar ve AYM Cumartesi İnsanları’nın haklarını kullanabileceklerini söylediler. Yine yasadışı kolluk güçleri bu duruma müdahale ediyorlar. Her Cumartesi günü bir gözaltı süreci ve şiddet yaşanıyor. Bu şiddete artık daha fazla tahammül edilmesi mümkün değil.  Bu şiddet sarmalından bir an önce vazgeçin. Bu ülkenin halklarının öfkesinin altında kalabilirsiniz. Buradan iktidarı bir kez daha uyarıyorum.

     

    Bu şiddet, bunlarla sınırlı değil. Son zamanlarda inanılmaz bir görüntü var. Buradan İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanına sesleniyoruz. Sizin göreviniz kamuoyunda ortaya çıkan örneğin Kürt illerinde çobanlara yapılan şiddeti ve sınır boylarında yapılan işkenceleri görmek. Görüyor musunuz? Bu görüntüler karşısında bir şey yapıyor musunuz? Soruşturma açtınız mı? Polisin ve askerin yaptığı bu işler karşısında ne yapıyorsunuz? Buradan sormak istiyoruz; eğer İçişleri Bakanı görevinin başındaysanız soruşturma açılması bakımından görevinizi yerine getirin. Milli Savunma Bakanına soruyoruz; özellikle mültecilerin kafasına basan askerler hakkında soruşturma açıldı mı? Bunların takipçisiyiz. Peşini bırakmayacağımızı ve bu insanlık suçlarının hesabını soracağımızı buradan belirtmek istiyorum.

     

    Muhalefetin hepsine saldırı yapılıyor ancak bu saldırılar en çok kadınlara yapılıyor. Kadınlara yapılan şiddet ayyuka çıktı. En son sevgili Başak Demirtaş’a ağır ahlaksız saldırılar yapıldı. Başak Demirtaş yalnız değildir ve bu saldırıların hesabını mutlaka soracağız. 

     

    BU ÜLKE DÜNYANIN ÇÖPLÜĞÜ MÜ?

     

    Bu ülke bütün dünyanın çöplüğü mü? Bu ülkede son zamanlarda ortak evimiz büyük bir iklim kriziyle karşı karşıya. Yaşadığımız coğrafya, bizim coğrafyamız ve bunu korumak hepimizin görevi. Bu iklimin yaşanmasına sebep olan insanlıktır.  Bütün insanlık elbette eşit değil. Şu anda bu sistemi devam ettirmek isteyen sermaye grupları kuralsız bir şekilde doğamızı kirletiyorlar. Birkaç örnek vermek istiyorum. En son Aliağa’ya bir gemi gelecekti onu gönderdik. Ancak Aliağa’ya yeni bir gemi daha gelmiş.  Ne zaman gelmiş? Deprem sırasında gelmiş. Bu zehirli gemiyi hiçbir ülke kabul etmemiş ama sahte evraklarla bu ülkeye gelmiş. Şimdi Aliağa’da bu gemi sökülmek isteniyor. Bu ülke bütün dünyanın çöplüğü mü?  Bütün ülkelerin çöplüğü olmak zorunda mıyız? Buradan Çevre Bakanına soruyorum; bunun karşısında sessiz mi kalacaksınız? Biz bunun takipçisi olacağız, Çevre Bakanlığı’nın görevi; bu ülkede yaşayan herkesi korumaktır. Onu göreve davet ediyoruz. Eğer görevini yapmazsa suç işlediğini, sahte işler yaptığını ilan edeceğiz. 

     

    BİTLİS HALKI SOKAĞA ÇIKAMIYOR

     

    Keza Bitlis’te inanılmaz bir şey oluyor. Hizan ilçesinde bir aydır halkımız sokağa çıkamıyor, hayvanlarını besleyemiyor, tarlasına gidemiyor ve sürekli baskı altında kalıyor. Yangın çıkartılıyor, bomba atılıyor. Bitlis halkının sokağa çıkmasını engelleyen zihniyeti protesto ediyoruz. Halkımızın yanındayız. 

     

    Akbelen’de ağaçları kesen devlet, sermayenin yanındadır. Biz de buna karşı mücadele edenleri selamlıyoruz. Dün Akbelen’de orman kesimine başlandı. Buna karşı ciddi bir mücadele yürütülüyor. Rodos’ta yangın yaşandı, Türkiye buraya uçak gönderdi. İyi bir şey yaptılar. Dayanışma gösterdiler. Şu anda Rodos’ta 40 bin insan tahliye edilmeye çalışılıyor. Bunu yapan iktidar, ülkemizde ormanları yakıyor Akbelen’de her türlü katliamı yapıyor. Bu yapılan iş yasadışı. Mahkeme kimseye bu yetkiyi vermediği halde şu anda ormanlar hukuksuz şekilde kesiliyor. Kimden yetki aldılar? Orman Bakanlığı mı yoksa valilik mi? Şu anda köylüler gazlarla bombalarla mücadele ediyor. Halk ‘devlet nerede?’ ve ‘kimin yanında’ diye soruyor. Devlet halkın yanında değil, şirketlerin yanında.

     

    HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ 

     

    Türkiye’de bu kadar ağır koşullar altında mücadele etmek bizim temel görevimiz. Yeşil Sol Parti kendisini yeniden kurmaya, tarihsel sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Yaptığımız durum şudur, seçimlerden sonra beklentilerin karşılanmaması nedeniyle muhalefet moral bozukluğu içerisindedir. Ama bunun bir sınırı vardır. Biz Yeşil Sol Parti olarak omuzumuzdaki sorumluluğu biliyoruz. Örgütlenmemizi ve çalışmamızı halkımızla buluşarak yüzleşerek, eksiklerimizi giderek kongremize doğru hızlı adımlar atıyoruz. Türkiye halklarına sesleniyoruz. Yeşil Sol Parti tarihsel sorumluluğun yerine getirmek için vardır, sokak boş değildir, sokak mücadeledir. Bu mücadeleyi birlikte yürütmek hepimizin tarihsel görevidir. Bu saldırılar karşısında teslim olmak, umutsuzluğa kapılmak söz konusu olamaz. Cesareti ve umudu hep birlikte yaratacağımızı biliyoruz. Yeniden geliyoruz, güçlenerek geliyoruz, buradayız ve hep birlikte değiştireceğiz.”

     

      

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hollanda’da erken seçim takvimi açıklandı, Kasım’da seçime gidiliyor

    Hollanda’da erken seçim takvimi açıklandı, Kasım’da seçime gidiliyor


    BASRİ DOĞAN | AMSTERDAM TR724

    Hollanda’da hükümetin sığınma politikaları konusundaki anlaşmazlık nedeniyle düşmesinin ardından erken seçim gündeme geldi. Erken seçim tarihi açıklandı ve Hollanda 22 Kasım’da sandık başına gidecek.

    Hollanda’da 150 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ni yenilemek için 13 milyon seçmen, 22 Kasım tarihinde tekrar oy kullanacak.

    Hollanda’da Mark Rutte liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD), Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA), Demokrat 66 (D66) ve Hristiyan Birlik Partisi (CU) tarafından oluşturulan dört partili koalisyon hükümeti, göçmen politikalarıyla ilgili müzakerelerde anlaşmaya varamadığı için dağıldı.

    Hollanda’da erken seçimler 22 Kasım 2023 tarihinde yapılacak. Son seçim 17 Mart 2021 tarihinde gerçekleşmişti. Normalde seçimler 4 yılda bir yapılıyor fakat kabinenin düşmesi durumunda erken seçime gidilebiliyor.

    22 Kasım günü seçim sandıkları 07.30’dan 21:00’a kadar açık olacak

    Hollanda’da, 22 Kasım 2023 Çarşamba günü, vatandaşlar ülke genelinde oy kullanma imkanına sahip olacaklar. Seçim büroları, sabah saat 7.30’dan akşam 21.00’e kadar açık olacak. Bonaire, Sint Eustatius ve Saba adalarında da yerel saatle aynı açılış ve kapanış saatleri uygulanacak.

    Ancak lojistik nedenler veya uzak bölgelerde yaşayan seçmenlerin oy kullanma süreçlerini kolaylaştırmak için belirli seçim büroları normalden daha erken veya daha geç açılıp kapanabilecek.

    Tüm seçmenlerin, özellikle de özel veya mobil seçim bürolarını tercih edenlerin, kendi seçim bürosunun açılış ve kapanış saatlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Bu bilgiler resmi hükümet kaynakları tarafından vatandaşlara iletilecek.

    Hollanda Temsilciler Meclisine Genel Bakış

    Hollanda Temsilciler Meclisi, Hollanda parlamentosunun (Anayasa’da Eyaletler Genel Kurulu olarak adlandırılan) bir parçası ve 150 üyeden oluşuyor. Temsilciler Meclisi’nin başlıca görevleri, hükümeti denetlemek ve yeni yasalar yapmak. Seçimlerden sonra siyasi partiler, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun desteğine sahip bir hükümet oluşturmak için müzakereler yapıyorlar.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AYM içki satışı yasağı iptali istemini reddetti

    AYM içki satışı yasağı iptali istemini reddetti


    Artı Gerçek – Anayasa Mahkemesi (AYM), 22.00 ile 06.00 saatleri arasında içki satışı yasağına aykırı hareket edenlere ceza verilmesini düzenleyen kanun hükmünün iptal istemini reddetti.

    CHP, 7255 sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmıştı. Başvuruda 22.00 ile 06.00 saatleri arasında içki satış yasağına aykırı hareket edenlere idari para cezası verilmesini hükme bağlayan bölümün iptali de istendi.

    Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, kanun hükmünü Anayasa’ya uygun buldu. Gerekçede, “Kuralla, alkollü içkilerin 22.00 ile 06.00 saatleri arasında perakende olarak satılmasının yasaklanması ve bu yasağın ihlalinin idari para cezası olarak yaptırıma bağlanması ile yasağın uygulanabilirliği sağlanmakta, toplumsal düzen ve toplum sağlığı da koruma altına alınmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir” denildi. (AA)

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BM, kutsal kitaplara yönelik şiddeti uluslararası hukuk ihlali saydı

    BM, kutsal kitaplara yönelik şiddeti uluslararası hukuk ihlali saydı



    Danimarka ve İsveç’te yapılan ‘kuran yakma’ provokasyonları Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun da gündemindeydi.

    Genel Kurul, kutsal kitaplara yönelik şiddeti uluslararası hukukun ihlali olarak tanıyan karar tasarısını kabul etti.

    BMGK, Fas’ın sunduğu “dini inançları nedeniyle kişilere ve kutsal kitaplar ile dini mekanlara yönelik her türlü şiddeti uluslararası hukukun ihlali” olarak tanıyan karar tasarısını oy birliğiyle kabul etti.

    Kararda, dinleri veya inançları nedeniyle kişilere yönelik her türlü şiddet eyleminin yanı sıra kişilerin dini sembollerine, kutsal kitaplarına, evlerine, iş yerlerine, mülklerine, okullarına, kültür merkezlerine ve ibadethanelerine yönelik şiddet eylemleri uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirilerek şiddetle kınandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DİSK’ten basın açıklamasına katılım çağrısı

    DİSK’ten basın açıklamasına katılım çağrısı


    İSTANBUL – DİSK, işçileri zamlara karşı 27 Temmuz’da yapacakları açıklamaya katılma çağrısı yaptı. 

     

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 27 Temmuz’da “Susma haykır! Zamlara, adaletsiz vergilere, asgari yaşama hayır” şiarıyla Beşiktaş Çarşı girişinde yapacağı büyük basın açıklamasına katılım çağrısında bulunmak üzere bildiri dağıtımı gerçekleştirdi. 

     

    Birçok DİSK üyesinin katılım gösterdiği bildiri dağıtımında, üyeler fabrikalarda, tekstil atölyelerinde işçileri basın açıklamasına katılmaları çağrısında bulundu. DİSK üyeleri, işyerlerinde yoğun ilgiyle karşılaşırken, çağrıların ardından işçiler tarafından alkışlandı. 

     

    ‘GELİRDE ADALET, VERGİDE ADALET’

     

    Konuya dair sanal medya hesabından açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TBMM’nin olağanüstü toplandığı bugün, DİSK’li işçiler işyerinden, fabrikalardan, tezgah başlarından sesleniyor: Geçinemiyoruz! Zamlara, adaletsiz vergilere, asgari yaşama hayır! Gelirde adalet, vergide adalet istiyoruz” ifadelerine yer verdi. 

     

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’da orman yangınları: Rodos’un yüzde 10’u yandı, 1 uçak düştü

    Yunanistan’da orman yangınları: Rodos’un yüzde 10’u yandı, 1 uçak düştü


    Yunanistan’ın Rodos adasında sekizinci gününe yaklaşan yangınlarda ada topraklarının yüzde 10’unun yandığı tahmin ediliyor. Korfu ve Eğriboz adalarında da yangınlarla mücadele sürüyor.

    DW Türkçe’de yer alan habere göre Yunanistan’ın Rodos adasında geçen hafta çarşamba günü başlayan yangınlar hala kontrol altına alınamazken Ada’nın geniş kesimleri kül oldu.

    Devlet televizyonu ERT, 150 kilometrekarelik bir alanın, yani Ada topraklarının yüzde 10’unun yandığının tahmin edildiğini bildirirken çevre kuruluşu WWF, sadece geçen hafta ülke genelinde 35 bin hektarlık alanın kül olduğunu açıkladı.

    Rodos’ta 260 itfaiyecinin dokuz yangın söndürme uçağı ve iki helikopter eşliğinde sürdürdüğü mücadele sekizinci gününe yaklaştı. Ada’dan toplam 19 bin kişi tahliye edildi. Rodos Başsavcılığı, yangınların nasıl çıktığına ve yetkililerin yangına yeterince hazırlıklı olup olmadığına dair soruşturma başlattı.

    İTFAIYECILERDEN ACIL YARDIM ÇAĞRISI

    Rodos’ta süren yangınlarla mücadele edilirken, Ada’nın güneydoğusundaki Vati köyü yakınında öğlen saatlerinde bir yangın daha çıktığı bildirildi. Alman haber ajansı dpa’ya konuşan bir itfaiye görevlisi, acil yardım çağrısı yaparak, “Acil yardıma ihtiyacımız var. Aksi takdirde yarına kadar Ada’nın güneyi tamamen yanıp kül olacak” dedi.

    Yunanistan’ın gözde tatil adalarından Rodos, yılda 1,5 milyon yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. Yangınlar nedeniyle hafta sonu boyunca yaklaşık 20 bin kişi evlerinden ve kaldıkları otellerden tahliye edildi. Pazartesi günü 2 binden fazla turistin uçakla ülkelerine döndüğü, tur operatörlerinin de adaya gelişleri iptal ettiği bildirildi. Turizm, Yunanistan’ın GSYİH’sinin yüzde 18’ini oluşturuyor.

    KOFU VE EĞRIBOZ’DA DA YANGINLARLA MÜCADELE SÜRÜYOR

    Yunanistan’ın, Girit’in ardından ikinci büyük adası olan, Atina’nın doğusundaki Eğriboz’da da yangınla mücadele sürerken, bir yangın söndürme uçağı düştü. Yangın alanına su bıraktığı esnada burun üstü yamaca çakılarak infilak eden uçaktaki iki pilotun akıbetiyle ilgili henüz bir bilgi yok.

    Korfu adasında da Pazartesi günü 2 bin 500 kişinin tahliye edildiği bildirildi.

    MITSOTAKIS: DEVLET BÜYÜK BIR SINAMA ILE KARŞI KARŞIYA

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis, haftalardır süren aşırı sıcaklar ve art arda çıkan yangınlar nedeniyle devlet mekanizmasının büyük bir sınama ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek önümüzdeki üç günün de zor geçeceğini, ancak Perşembe gününden itibaren sıcaklıkların düşmesinin beklendiğini kaydetti.

    Yunanistan’ın orta kesimlerinde sıcaklığın Çarşamba günü 44 dereceye, başkent Atina’da 41 dereceye çıkması bekleniyor.

    Yunanistan Sivil Savunma Bakanı Vassilis Kikilias da ekiplerin 12 gündür ülke çapında 500’ün üstünde yangına karşı mücadele verdiğini söyledi.

    EĞRIBOZ ADASI’NDA YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI DÜŞTÜ

    Gerçek Gündem’de yer alan habere göre Eğriboz Adası’ndaki Karistos bölgesinde Yunanistan’a ait yangın söndürme uçağı düştü. Uçaktaki iki pilotun akıbetine dair açıklama yapılmadı.

    Yunanistan’ın Eğriboz adasındaki orman yangınlarına müdahale eden bir yangın söndürme uçağı Canadair, görev sırasında düştü.

    Yunanistan kamu yayıncısı ERT’nin aktardığına göre kaza, yangının sürdüğü Eğriboz’un Karistos bölgesinde meydana geldi.

    Orman yangın söndürme çalışmalarına katılan uçak düşmeden saniyeler önce manevralar yapması dikkati çekti. Potami köyünün dışına düşen uçağın 2 pilotunun olduğu öğrenildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***