Yazar: SG

  • ‘Sakıncalı’ denilen mektup 4 buçuk yıl sonra verildi: Değişen bir şey yok

    ‘Sakıncalı’ denilen mektup 4 buçuk yıl sonra verildi: Değişen bir şey yok


    ANKARA – Tutsak Cihan Alkan’ın 4 buçuk yıl önce gönderdiği mektup muhatabına yeni ulaşırken, 4 buçuk yıl önce yazılan mektubun güncelliğini koruması ise dikkat çekti.

     

    Cezaevlerindeki mutlak tecrit ve iletişimsizlik hali artarak devam ediyor. Tutsakların aile ve yakınlarına mektuplarla ulaştırmak istedikleri hak ihlalleri cezaevin yönetimi tarafından engelleniyor. Mektuplar ailelere ya yıllar sonra ulaşıyor ya da yok ediliyor. Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde tutulan Cihan Alkan’a gazeteci yazar Hüseyin Aykol’a 16 Ocak 2020 tarihinde gönderdiği mektup, tam 4 buçuk yıl sonra yani 11 Temmuz 2024 tarihinde ulaştı. Ancak söz konusu mektup, “sakıncalı” olduğu gerekçesiyle Aykol’a teslim edilmedi. İdarenin aldığı karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurudan sonra, “hak ihlali” kararı verilerek “sakıncalı” kararı iptal edildi. 

     

    ‘DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’

     

    Tam 4 buçuk yıl sonra yerine ulaşan mektupta yazılanlar ise hem cezaevlerindeki durum hem de ülkedeki başta ekonomi olmak üzere birçok sorun açısından güncelliğini koruyor. Alkan mektubunda, cezaevinde yaşadıkları sorunlara dair hazırladıkları dilekçelere yanıt alamamalarını, “Sanki dipsiz bir kuyunun dibine taş atıyoruz” sözleriyle tarif etmiş. Abone oldukları Yeni Yaşam Gazetesi’nin günlük temini konusunda yaşadıkları sorunlara değinen Alkan, “Bir bakıyorsun bir hafta, on günlük gazeteyi toplu getiriyorlar. Garip bir uygulama” diye nitelemiş. 

     

    ‘ALIŞVERİŞ YAPAMAYACAK DURUMA GELECEĞİZ’

     

    Mektubunda, “Bu aralar mektuplarımız sık sık ‘kayboluyor’ ama sorumlu kim belli değil” diyen Alkan, yaşadığı diğer sorunları ise şöyle sıralamıştı: “Sıcak su ihtiyacı karşılanmıyor. Kantin fiyatları dersen ateş pahası! Televizyonlarda enflasyonun yıllık olarak yüzde 11 olduğu söyleniyor ama burada haftalık enflasyon yüzde 30’u bulmuş durumda. Her hafta rutin zam var. Bu gidişle alışveriş yapamayacak duruma geleceğiz. Bir de uzun süredir karşılaşmadığımız bir uygulamayla karşılaştık. Polisler jandarma elbisesi giyerek aramaya katıldı. Polisin jandarma kıyafetiyle gelip aramaya katılmasının hukuki bir yanı yok. Neden yapılıyor, bilemiyoruz tabii. Diğer bir sorunumuz da dilekçelerimizin kaybolması ve dilekçelerimize yanıt verilmemesi. Havalar soğuk. Bunun için pek fazla spor yapma imkânımız olmuyor. Zaten sosyal-sportif faaliyetler ‘sayının kalabalık olması’ gerekçesiyle seyrek aralıklarla yapılıyor. Baharın gelmesi belki biraz spor imkanını yaratacak.”

     

    Alkan’ın 4 buçuk yıl sonra sahibine teslim edilen taahhütlü mektubu için bugünün fiyatıyla 81 lira alınması da dikkat çeken başka bir husus. Mektubunu gönderdiği Aykol’dan kısa sürede yanıt alan Alkan, bu kez 26 Eylül 2024 tarihinde ajansımıza da bir mektup gönderdi. Sözlerine, “O mektupta yazdığım tüm sorunlar hala olduğu yer duruyor” diyerek başlayan Alkan, 2020 tarihli mektubunun güncelliğini koruduğunu ifade etti.

     

    ‘BİR NEVİ REVİR KOĞUŞUNDAYIZ’

     

    On dört kişi ile aynı koğuşta bulundukları bilgisini veren Alkan, birçoğunun yaşlı ve engelli olduğunu, az sayıdaki “genç” tutsağın ise hastalıklarla mücadele ettiğini aktardı. Alkan, mektubunda bu durumu “Bir nevi revir koğuşundayız” benzetmesiyle anlattı.

     

    AĞIZ İÇİ ARAMA DAYATMASI 

     

    Yanında bulunan tutsak arkadaşlarının yaşadığı sorunlara dikkat çeken Alkan, “Şartlı salıverilme tarihi üç yıldır dolmuş olan Mehmet Paksoy arkadaşımız hep aynı gerekçelerle tutulmaya devam ediliyor. Kadir Kurnaz arkadaşımız aylardır ‘kırık şüpheli’ ayak parmağı üzerinde yürüyor. Ağız içi aramayı reddettiği için hastaneye götürülmediği gibi bir de aramaya karşı çıktığı gerekçesiyle bir ay ziyaret cezası verildi” ifadelerini kullandı.

     

    Bir önceki mektubunda spor hakkı konusundaki kısıtlamalara dikkat çeken Alkan, aradan geçen yıllarda değişen bir şey olmadığını belirtirken, “Herhangi bir kurs, kültürel ve sanatsal etkinlikten yararlanamıyoruz. Bu yönlü taleplerimiz ‘güvenlik gerekçeleriyle reddedildi. Son talebimize yanıt dahi verilmedi” dedi.

     

    ‘HAPİSTEKİ İNSAN DAYANMALI’

     

    “Her iki mektubumu karşılaştırdığımda dört buçuk yıldan sonraki tablo kendiliğinden açığa çıkıyor” diyen Alkan, “Bizim yakada yeni bir şey yok” sözlerini kullandı. Televizyon ve gazetelerden kendilerine yansıyan güncel olayları takip ettiklerini belirten Alkan, “İnsan kendi sorunlarını unutuyor. Küçücük kız çocuklarına, bebeklere, kadınlara yapılanları; yaşanan açlık, yoksulluk ve sefaleti; yakılıp yıkılan ormanları, koca kentleri görünce üzerine taş bile yağdırılsa ‘hapisteki insan dayanmalı’ diyor. Her şeye rağmen dayanacağız” mesajını verdi.

     

    MA / Fırat Can Arslan

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Tunç’tan ‘infaz sistemi’ açıklaması: “2 yılın altında ceza alanlar da cezaevine girecek”

    Bakan Tunç’tan ‘infaz sistemi’ açıklaması: “2 yılın altında ceza alanlar da cezaevine girecek”


    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ceza infaz sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Tunç, “2 yılın altında ceza alanlar da cezaevine girecek. Ne kadar cezaevinde kalabileceğine ilişkin alternatifleri sunduk. Milletvekillerimizin takdirinde.” dedi. Tunç, ‘iyi hal’ uygulamasıyla ilgili de bir değerlendirme yapıldığını söyledi. Tunç, Anayasa’nın 3. maddesi tartışmalarına yönelik de konuştu.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da katıldığı programda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı ceza infaz sistemindeki değişikliklere ilişkin konuştu. İki yılın altında ceza alanların da cezaevine gireceğini anlatan Tunç, kamuoyundaki iyi hal indiriminin de rahatsızlık yarattığını dile getirdi.

    “İyi hal ve denetimli serbestliği yeniden değerlendiriyoruz. İyi hal indirimi her suçta olmayacak.” diyen Tunç, “2 yılın altında ceza alan 1 yıl koşullu 1 yıl da denetimli serbestlik olunca hiç yatmamış oluyor. Burada belli bir süre cezaevinde kalması gerektiği önerdiğimiz bir husustu. Bu önemli. 1 yıllık denetimli serbestlikten yararlanabilmek için kişinin ne kadar cezaevinde kalabileceğine ilişkin alternatifleri sunduk. Milletvekillerimizin takdirinde.” dedi.

    Narin soruşturmasında son aşamaya gelindi

    Narin Güran soruşturmasındaki son durum sorulan Bakan Tunç, “Teknik çalışmaların son aşamasına gelindi. Son değerlendirmeler yapılıyor. Kimin, hangi dakikada, nerede olduğu, hangi evde kimlerin beraber olduğu tek tek belirlendi. Dosya gizli, soruşturma gizli. Oda oda herkesin nerede olduğu belirlendi. İddianame ortaya çıktığında Narin’in katillerinin kim olduğunu görecekler.” ifadelerini kullandı.

    Anayasa’nın 3. maddesi açıklaması

    Bakan Tunç, anayasayla ilgili 3. madde tartışmaları hakkında da, “İlk 4 maddeyle ilgili kesinlikle bir tartışma olamaz. Meclis Başkanımız da bunu ifade ettiler. Meclis Başkanımız kastının bu olmadığını ifade etti. Yeni anayasaya ihtiyaç vardır.” dedi.

     

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Parti ‘Çözüm Süreci’ İçin İmralı’yı İşaret Etti: ‘Sorumluluk Almaya Hazırız’

    DEM Parti ‘Çözüm Süreci’ İçin İmralı’yı İşaret Etti: ‘Sorumluluk Almaya Hazırız’


    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli, çözüm süreci tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. “Bu konuda İmralı muhataptır. İkinci muhatap Meclis’tir” diyen Temelli, “Önümüzdeki süreçte eğer gerçekten bir müzakere, görüşme trafiği başlayacaksa, Kürt meselesinin demokratik çözümüne doğru adımlar atılırsa DEM Parti sorumluluk almaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

    Meclis’te parlamento muhabirleriyle bir araya gelen DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, siyasetteki ‘çözüm süreci’ tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    ‘DOĞRU YERDEN BAŞLAMADI’

    Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın 3. madde değerlendirmesine nasıl bakıyorsunuz” sorusuna Temelli, “Anayasa tartışmaları doğru yerden başlamadı. İlk 4 maddeyi öncelikli mesele olarak ele almak yerine nasıl bir anayasa meselesiyle başlamak, toplumla ile birlikte bu tartışmaları sürdürmek gerekirken, bunu kısır tartışmalarının içine sürüklemek maddelere boğmak bence ‘nasıl bir anayasa tartışmasının’ önünü tıkamak anlamına geliyor. Herkes sivil anayasa çağrısı yapıyor fakat 12 Eylül ruhundan kurtulmak lazım bunu için. Toplumla beraber anayasa yapacaksanız o zaman şimdiden anayasa formunu belirleyip bunu maddeler sürdürmek değil nasıl bir toplum sözleşmesi tartışmalarını öncelemek gerekir” yanıtını verdi.

    ‘HÜKÜMETİN KAFASI KARIŞIK’

    Koçyiğit ise aynı soruya ilişkin şunları söyledi:

    “Hükümetin kafası karışık. Meclis Başkanı başka bir şey söylüyor. Sarayın hukuk danışmanı başka bir şey söylüyor… ‘AKP niçin anayasa yapmak’ istiyor sorusuna hiçbirimiz ‘şu gerekçeyle ilgili’ diye yanıt veremiyoruz. Ortadaki tek tartışma ‘niçin 12 Eylül anayasasından kurtulmak’ Biz de kurtulmak istiyoruz ama bugün tartışmayı bu kadar kapalı yürütmek sadece niyet beyanlarının yol aldırmadığı açık ve net. Bir usul tartışmasına ihtiyacımız var. Meclis Başkanı’nın ilk tur ziyaretleri açısında anayasanın nasıl olacağına dair tartışma yok. Toplumun farklı kesimleriyle buluşacak mısınız, bütün siyasi partilerin görüşlerini alacak mısınız, işçi sendikalarının görüşünü alacak mısınız. Toplumun bağrından çıkan yeni bir anayasamız mı olacak, yoksa sarayda pişen ‘böyle bir taslağımız var ne diyorsunuz’ denilen bir taslak mı olacak. Yanlış yerden başlandı anayasa tartışmalarına. Maddeler üzerinden yürütülen bir tartışma ‘nasıl anayasa yapılamayacak’ tartışmasıdır. Şu anda gördüğümüzde nasıl anayasa yapılamaz. Kırmızı çizgilerin olduğu yerde uzlaşı olmaz. Kırmızı çizgilerle işe başlarsanız o çizgileri değiştiremezsiniz. Meclis Başkanı ikinci tur görüşmelerini yöntem üzerine yapacağını ifade etti. Henüz yöntemi konuşmamış ikinci tur görüşmelerine başlamamışken Meclis Başkanı’nın madde üzerinden tartışma yürütmesi süreci akamete uğratan bir durum.”

    ‘ÇÖZÜM SÜRECİ’ TARTIŞMALARI

    ”İmralı ile Kandil arasındaki telefon trafiği iddiaları ve DEM Parti sorumluluk almak için sürecin neresinde” sorusu üzerine Temelli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Diyarbakır mitinginde dün konuya ilişkin açıklama yaptığını hatırlatarak şunları söyledi:

    “Herhangi bir görüşme başladı mı başlamadı mı, bunlarla ilgili biz de bir bilgi yok. Bizim dışımızdaki gelişmelerle üzerine yorum yapmamız mümkün değil. Biz DEM Parti olarak durduğumuz yerden açıklamalar yapıyoruz. Bu konuda İmralı muhataptır. Bir çözüm sürecinden bahsedilecekse, bir süreç başlayacaksa buyrun İmralı orada ama ikinci muhatap, adres daha vardır, o da Meclis’tir. Biz de bu Meclis’in partisiyiz ve bu ortak muhataplığa çözüm sürecine olan katkımızı belirleyecek tam da adresiyiz. Önümüzdeki süreçte eğer gerçekten bir müzakere, görüşme trafiği başlayacaksa Kürt meselesinin demokratik çözümüne doğru adımlar atılırsa DEM Parti sorumluluk almaya hazırdır.”

    Bahçeli’nin DEM Parti gurubu temsilcileriyle tokalaşmasını da “normal ve olağan” olduğunu söyleyen Temelli, “Olağan olmayan son yıllarda yaşanan Türkiye siyasetindeki süreçti. 10 yıldır bu ülkede çöktürme planı var. Hukuk tanımazlık var ve giderek otoriterleşen ve toplumun beklediği demokratik sürecin önünü tıkayan süreç var” dedi.

    KOÇYİĞİT: İMRALI’YA HEYETLER GİTSEYDİ TEYİT EDERDİK

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise konuya ilişkin şunları söyledi:

    “44 aydır İmralı’da bulunan sayın Öcalan ile hiçbir görüşme yapılmıyor. Oysaki bu ülkede bir Anayasa var. Ceza İnfaz Kanunu var. AİHM var. Tüm bunları üst üste koyduğumuzda uluslararası mevzuatta yaşanan şeyin kendisi defakto, hukuksuz, kanun dışı. O zaman sorumuz şöyle olmak zorunda değil mi? ‘AKP’nin kendisi İmralı ile görüşülmesini ailenin, avukatlarının gitmesini neden engelliyor’ sorusunu bütün kamuoyunun sorması gerekiyor. Burada temel hak ihlali var. İmralı’da tecrit rejimi süreci başladı nereye geldi. Can Atalay meselesinde Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımamasına kadar geldi. Bugün görüşme oluyor mu olmuyor mu, bilmiyoruz eğer İmralı’ya heyetler gitseydi bu bilgiyi teyit ederdik.

    Şu meselenin altını çizmemiz gerekiyor, bir yeni döneme kapı aralanacaksa en nihayetinde bu meselenin Kürt sorunuyla bağını hepimiz biliyoruz. Şimdiye kadar ‘barış istiyoruz’ dediğimizde ‘savaş mı var ki barış olsun. Kürt sorunu çözüldü’ deniliyordu. Geldiğimiz nokta da tam söylediğimiz sorunun teyit edildiğini görüyoruz… Sorunu ‘iç barışı sağlama’ üzerinden konuşuyoruz. Keşke bu zamana kadar iç barışı sağlasaydık.”

    ‘BİR ‘MERHABA’DAN ÇÖZÜM SÜRECİ ÇIKMAZ

    ”Yeni bir çözüm süreci” tartışmalarına’ ilişkin Gülistan Koçyiğit şunları kaydetti:

    ”Bir ‘merhabadan’ çözüm süreci çıkmaz. Çözüm süreci dediğimiz şey, 40 yıllık bir çatışmada yaşanmış 100 yıllık sorundan bahsediyoruz. İyi niyet mesajlarıyla bu işin olmayacağını herkes çok iyi biliyor. Bu işe soyunmak için cüret etmek lazım. Nasıl adım atılacağına dair Türkiye’nin deneyimi var. Bu deneyimin ışığında ne olması gerektiğini, nasıl olmaması gerektiğini Türkiye iyi biliyor. Bu iyi niyet adımları ilerler mi, bekleyip göreceğiz. Bu sorunların gerçek muhatapları biz değiliz. Bu mesajı verenler, diyalaog mesajı verenlerin kendisine sormak gerekiyor. Somut adım atacak mısınız, bir yol temizliği yapacak mısınız. AK Parti gurubuna ve temsilcilerine sormak gerekiyor. Yeni bir dönem başlıyor, çözüm süreci başlıyor demenin koşullarını, emarelerini göremiyoruz. Çok olağanüstü kamplaşmış bir siyasal iklimin kısmen rayına oturması, normalleşmesi var. Eylem düzeyinde rayına oturur mu, hep beraber göreceğiz. Nasıl eylem düzeyinde rayına oturur? Yasa yapma süreçlerinde kolektif olunursa, kritik davalar açısında adım atılırsa, Can Atalay özgürlüğüne kavuşursa, örneğin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ açısından haksız, hukuksuz kumpas davaları hızlı bir şekilde ortadan kaldırılırsa, biz o zaman iyi bir niyet var deriz.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    DEM Parti


    Çözüm Süreci

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kritik Kabine Sonrası Anayasa'nın İlk 4 Maddesiyle İlgili Açıklama
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Anayasa’ Mesajı

    Game of Thrones'un Demir Tahtı Rekor Fiyata Satıldı
    Game of Thrones’un Demir Tahtı Rekor Fiyata Satıldı

    Harcına 2 Kaşık Eklerseniz Biber Dolması Daha İyi Pişiyor ve Lezzeti Katlanıyor...
    Harcına 2 Kaşık Eklerseniz Biber Dolması Daha İyi Pişiyor ve Lezzeti Katlanıyor…

    14 Yaşındaki Kızlarını Evlendireceklerdi... Samsun'daki 'Çocuk Gelin' Skandalında Yeni Gelişme!
    Samsun’daki ‘Çocuk Gelin’ Skandalında Yeni Gelişme!

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 24 Vadeli 100 Bin Liralık İhtiyaç Kredisinde Oranlar Güncellendi: İşte Geri Ödemesi…

    24 Vadeli 100 Bin Liralık İhtiyaç Kredisinde Oranlar Güncellendi: İşte Geri Ödemesi…


    İŞTE BANKA BANKA 100 BİN LİRANIN GERİ ÖDEMESİ

    GARANTİ BBVA

    Faiz Oranı: %4,22

    Aylık Taksit: 7.593,49 TL

    Toplam Ödeme: 182.818,76 TL

    DENİZBANK

    Faiz Oranı: %4,89

    Aylık Taksit: 8.232,66 TL

    Toplam Ödeme: 198.158,84 TL

    QNB FİNANS BANK (Yeni Müşterilere Özel)

    Faiz Oranı: %3,94

    Aylık Taksit: 7.333,34 TL

    Toplam Ödeme: 176.575,16 TL

    TEB

    Faiz Oranı: %4,50

    Aylık Taksit: 7.857,80 TL

    Toplam Ödeme: 189.162,20 TL

    ING (3 Ay Ertelemeli Kredi)

    Faiz Oranı: %3,74

    Aylık Taksit: 7.150,11 TL

    Toplam Ödeme: 172.102,64 TL

    İŞ BANKASI

    Faiz Oranı: %4,15

    Aylık Taksit: 7.528,06 TL

    Toplam Ödeme: 181.248,44 TL

    AKBANK (3 Ay Ertelemeli Kredi)

    Faiz Oranı: %3,93

    Aylık Taksit: 7.324,12 TL

    Toplam Ödeme: 176.353,88 TL

    HALK BANK

    Faiz Oranı: %5,25

    Aylık Taksit: 8.585,40 TL

    Toplam Ödeme: 206.624,60 TL

    VAKIF KATILIM

    Faiz Oranı: %4,29

    Aylık Taksit: 7.659,18 TL

    Toplam Ödeme: 184.320,32 TL

    Enpara.com

    Faiz Oranı: %4,74

    Aylık Taksit. 8.087,57 TL

    Toplam Ödeme: 194.101,68 TL

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Midyat Belediyesi’nde 60 milyon TL’lik vurgun

    AKP’li Midyat Belediyesi’nde 60 milyon TL’lik vurgun


    MÊRDÎN – AKP’li Midyat Belediyesi’nde aralarında özel kalem müdürünün de bulunduğu 4 ismin, yaklaşık 60 milyon TL değerinde vurgun yaptığı, bunun üzerine açığa alındıkları öğrenildi. 

     

    Mêrdîn’in AKP’li Midyat İlçe Belediyesi’nde yaklaşık 60 milyonluk vurgun yapıldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Midyat Belediyesi Başkanı Veysi Şahin’in seçim döneminde yaptığı harcamaların yanı sıra Midyat Kültür Festivali ile imar alanında yapılan bazı harcamaların ödemesi yapılmadı. Bunun üzerine yapılan incelemede belediye kasasından söz konusu harcamalar için yaklaşık 60 milyon TL alındığı ortaya çıktı.

     

    SANAL PARAYA YATIRILDI

     

    Daha sonra harcamalardan sorumlu İmar İşleri Müdürlüğü’nde görevli Abdullah A., Belediye İştiraki Müdürü Ahmet C., Belediye Başkanı Veysi Şahin’in Özel Kalem Müdürü Halil P. ile Muhasebe yetkilisi Maşuk C., açığa alındı. Bahsi geçen isimlerin kasadan çıkardıkları parayı sanal para sistemlerine yatırdıkları ve kaybettikleri iddia edilirken, belediye tarafından yapılan şikayet üzerine inceleme başlatıldı. 

     

    İNCELEME BAŞLATILDI

     

    Olaya ilişkin İçişleri Bakanlığı ve Mülkiye Müfettişleri’nin de belediyede inceleme başlattığı öğrenildi. 

     

    MA / Ahmet Kanbal 

     

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Aşkın Genç: Bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 3,6 trilyon lirayı aştı

    CHP’li Aşkın Genç: Bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 3,6 trilyon lirayı aştı


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 3,6 trilyon lirayı aştığını söyledi. Genç, bankalara borçlarını ödeyemeyen yurttaş sayısının ise 1 milyonu bulduğunu belirtti.

    CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları ile ilgili açıklama yaptı.

    Genç, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 27 Eylül- 4 Ekim haftasında 13,4 milyar lira artarak 3,6 trilyon lirayı aştığını belirterek, borç krizinin pençesine düşen vatandaşların, giderek artan faiz oranları ve yüksek enflasyon altında yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti.

    Türkiye’deki işsiz sayısının 11 milyon olduğunu belirten Genç, “Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz artık inkâr edilemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. TÜİK’in açıkladığı veriler, resmi işsiz sayısının 3 milyon 55 bin olduğunu öne sürüyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki, bu rakam gerçek işsizliği yansıtmaktan çok uzak. Zamana bağlı eksik istihdam ve umutsuzca iş aramaktan vazgeçmiş yurttaşlarımız da eklendiğinde, gerçek işsiz sayısı 11 milyonu buluyor. Resmi işsizlik rakamları ardına saklanarak halkımızın yaşadığı sıkıntıları görmezden gelmek, sorunun çözümüne bir adım bile yaklaştırmıyor” dedi.

    “Sanayi üretimi ağustos ayında yüzde 5,3 oranında azalmış durumda”

    Genç, sanayi üretiminin son üç aydır düşüşte olduğunu hatırlatarak, “Ayrıca, sanayi üretimindeki düşüş, ekonomik daralmanın sanayiye olan olumsuz etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Sanayi üretimi son üç aydır arka arkaya daralırken, ağustos ayında yüzde 5,3 oranında azalmış durumda. Bu, sadece sanayi işçilerini değil, üretim zincirinde yer alan tüm emekçileri ve dolayısıyla tüm ülke ekonomisini etkileyen bir tablo. İhracat ve ithalat rakamlarındaki azalış, ülkemizin dış ticaret dengelerinin sarsıldığını gösteriyor. Ekonomi yönetiminin bu konuda attığı adımlar yetersiz kalıyor ve vatandaşın sırtına daha fazla yük bindiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Bankalara olan borçlarını ödeyemeyen yurttaşlarımızın sayısı 1 milyonu geçti”

    Yurttaşların kredi ve kredi kartı borçlarının 3,6 trilyona ulaştığını belirten Genç, “Diğer yandan, vatandaşlarımız giderek artan borç yükü altında eziliyor. Sadece bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 27 Eylül- 4 Ekim haftasında 13,4 milyar lira artarak 3,6 trilyon lirayı aştı. Bankalara olan borçlarını ödeyemeyen yurttaşlarımızın sayısı 1 milyonu geçti. Bu insanların çoğu, geçim sıkıntısı nedeniyle borçlarını ödeyemiyor ve icra takibine alınıyor. Borç krizinin pençesine düşen vatandaşlarımız, giderek artan faiz oranları ve yüksek enflasyon altında yaşam mücadelesi veriyor. Hükümet, vatandaşın ekonomik yükünü hafifletecek somut çözümler üretmek yerine, yurttaşlarımızı yalnız bırakıyor” değerlendirmesini yaptı.

    “Gelir dağılımındaki eşitsizlik de her geçen gün derinleşiyor”

    Genç, TÜİK’in verilerine göre en yoksul kesimin gelirden aldığı payın yüzde 6,15 olduğunu belirterek, “Gelir dağılımındaki eşitsizlik de her geçen gün derinleşiyor. TÜİK’in son verileri, en zengin yüzde 20’lik kesimin gelirden aldığı payın yüzde 48,66 olduğunu gösteriyor. En yoksul kesimin payı ise yüzde 6,15’e düşmüş durumda. Bu, gelir adaletsizliğinin ne kadar vahim bir hal aldığının göstergesi. TÜİK’in kendi verilerinde bile bu kadar büyük bir uçurum varken, halkımızın alım gücünün düştüğünü görmek zor değil” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye genelinde organize suç örgütlerine darbe; 91 şüpheli tutuklandı!

    Türkiye genelinde organize suç örgütlerine darbe; 91 şüpheli tutuklandı!


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya‘nın açıklamalarına göre, Türkiye genelinde altı ayrı ilde düzenlenen operasyonlarda altı organize suç örgütü çökertildi ve 91 şüpheli tutuklandı. Operasyonlar Kahramanmaraş, Mersin, Denizli, Antalya, Gaziantep ve İstanbul’da gerçekleştirildi.

    Operasyonlar, “KUYU-34” ve “KUYU-35” kod adlarıyla Jandarma tarafından yürütüldü. Yapılan açıklamaya göre, Muhammed Kaya, Hasan Sağsız, Niyazi Dönmez, Mustafa Akel, Ümit Öge ve Turgut Yalçın liderliğindeki suç örgütleri, detaylı ve planlı bir çalışma sonucu çökertildi.

    Operasyonlarda toplam 115 şüpheli gözaltına alındı, bunlardan 91’i tutuklanırken 24’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilerin, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, silah ve mühimmat kaçakçılığı, tehdit, yağma, darp, cebir ve şiddet, nitelikli dolandırıcılık, ve uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıyla ilişkili oldukları belirtildi.

    Cumhuriyet Savcılıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda, 9 adet ruhsatsız tabanca, 3 adet ruhsatsız av tüfeği, 7 adet kesici/delici alet, muhtelif miktarlarda uyuşturucu madde, çok sayıda POS cihazı, cep telefonu ve SIM kart ele geçirildi.

    Bakan Yerlikaya, halkın desteğiyle organize suç örgütlerinin çökertilmeye devam edeceğini ve bu tür eylemlerin halkın güvenini artırdığını belirtti.


     

     

  • Tüketici Hakları Derneği’nden kredi kartlarına katılım payı tepkisi: Vergi, gelirden alınır!

    Tüketici Hakları Derneği’nden kredi kartlarına katılım payı tepkisi: Vergi, gelirden alınır!


    Serbest Görüş Ekonomi

    Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na destek amacıyla limiti 100 bin lira ve üzerinde olan kredi kartlarından 750 lira katılım payı alınmasını getiren kanun teklifini değerlendirdi. Kılıç, kredi kartının aslında bir ‘borç sözleşmesi’ olduğunu belirterek “Savaş halinde de olsa geçinemeyenlerin, açların, yoksulların sırtına böyle bir vergi yüklenmesini doğru bulmuyoruz” dedi. Kılıç, “Vergi, gelirden alınır. Gelirden alamadığınız ve sürekli affettiğiniz şirketlerden bunu alabilir misiniz? Bence buralardan alınmalı” diye konuştu. 

    AKP’nin TBMM Başkanlığı’na sunduğu Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na ilave kaynak yaratılmasını öngören kanun teklifi, yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek.

    Kanun teklifi, gayrimenkul alım satımında alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı 750 lira, tapuda yapılan diğer işlemlerden 375 lira, noterlerde yapılan sıfır araç tescillerinde 3 bin lira, ikinci el araç alım satımında bin 500 lira, diğer işlemlerden 75 lira, limiti 100 bin lira ve üzerinde olan kredi kartlarından yıllık 750 lira Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na katılım payı alınmasını öngörüyor. 

    Kamuoyunda limiti 100 bin lira ve üzerinde olan olan kredi kartlarından 750 lira katılım payı alınmasına ilişkin tartışmalar devam ediyor. Türkiye’deki toplam kredi kartı sayısı 125 milyon 925 bin 12. Bu kredi kartlarının yüzde 49,2’si, diğer bir ifadeyle 61 milyon 955 bin 106 tanesinin limiti ise 100 bin liranın üzerinde. Kanun teklifi yasalaştığında, bu kartlardan yaklaşık 46 milyar 500 milyon lira gelir edileceği ifade edildi.

    Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç, Savunma Sanayii Destek Fonu adı altında yurttaşlardan vergi alınmasını öngören kanun teklifini değerlendirdi.

    Kılıç, vergi sisteminin tüketicinin yakasından düşmesi gerektiğini belirterek “Doğru bulmuyoruz. Deprem oluyor geçici bir vergi konuyor. Herhangi bir afet durumu oluyor, hemen tüketicinin sırtına bir vergi bindiriliyor. Sonra da kalıcı hale geliyor. Tüketiciler olarak bütçenin yüzde 70’ini tüketim vergileri dediğimiz dolaylı vergilerle ödüyoruz. Bu kabul edilebilir değil” dedi.

    “Gelirden alamadığınız ve sürekli affettiğiniz şirketlerden bu vergiyi alabilir misiniz”

    Kılıç, vergisi affedilen şirketlere değinerek “Bugüne kadar vergisi affedilen şirketlerin ya da seçim öncesinde affedilen vergi oranlarını düşünür müsünüz? Vergi, gelirden alınır. Gelirden alamadığınız ve sürekli affettiğiniz şirketlerden bunu alabilir misiniz? Bence buralardan alınmalı. Adaletli değil.  Kalıcı hale gelir mi? Tepkimiz olmazsa kalıcı hale geleceğini düşünüyorum. Çünkü, yasama kimseden hiçbir şey sormadan her şeyi ‘olur’ bir noktaya taşıyorlar” diye konuştu.

    Kılıç: “Yargı yolu için, siyasi partilerin yasayı AYM’ye götürmesi gerekiyor”

    Kılıç, yasayı yargıya taşıma konusuna ilişkin “Yasaların yargıya taşınması için siyasi partilerin yasayı AYM’ye götürmesiyle oluyor. Bu yüzden bizim dava açma konumuz hukukçularımız tarafından daha çok yeni olduğu için henüz değerlendirmeye alınmadı. Tabii ki bu değerlendirilebilir” dedi.

    Kılıç, kanun teklifi yasalaştığında tepkilerinin ve eylemlerinin ne olacağına dair soruyu şöyle yanıtladı:

    “Bu kadar borçlu olan bir kesime sürekli bu tip yüklerin bindirilmesinin adaletli olmadığını düşünüyoruz”

    “Vergi aflarıyla ilgili çok ciddi bir muhalefeti geliştirmeye çalışıyoruz. İnsanlar, ekonomik olarak geçinemeyecek noktada ve isyan ediyorlar. İntiharların yoğun olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Sokak cinayetleri arttı. Ekonomik çıkmaz ortada. Kredi kartıyla alıp kredi kartını ödeyen milyonlarca tüketicinin olduğunu biliyoruz. Bu kadar borçlu olan bir kesime sürekli bu tip yüklerin bindirilmesinin adaletli olmadığını düşünüyoruz. Tüketiciye ‘Almasın, tüketmesin’ deniyor. Zaten tüketemiyoruz ki. Kredi kartı aslında borç sözleşmesidir. Bunun üzerinden bir vergi getirmek gerçekten anlaşılabilir değil. Vergi ilkelerine ve kurallarına aykırı”

    Kılıç, ‘milli güvenlik ve savaş’ söylemleriyle yurttaştan vergi alınmasına dair şunları söyledi:

    “En hassas olan dönemlerimizde vergi bindiriliyor”

    “Bizim en hassas olan dönemlerimizde vergi bindiriliyor. 1999 depreminde konut yapacağız, yaraları saracağız diye bir vergi koydular. Sonra bu vergiyi yasal hale getirdiler ve süreklileştirdiler. Bununla ilgili bir çözüm ürettiler mi? Biz göremedik. Daha sonra ‘Buralara gerekiyordu, harcadık’ dediler. Bazı açıklamalarda bu verginin bütçe için kullanılmayacağı ifadesi var. Nasıl güvenilecek buna? Bunun inandırıcılığı yok. Savaş halinde de olsa geçinemeyenlerin, açların, yoksulların sırtına böyle bir vergi yüklenmesini doğru bulmuyoruz.” (ANKA)


     

     

  • KCK: “Ankara üzerinden bize ahlaksız teklifler geliyor”

    KCK: “Ankara üzerinden bize ahlaksız teklifler geliyor”


    Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar, bölgesel dinamikler ve siyasi strateji gereği AKP rejimi çözüm sürecini yeniden gündeme getirdi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “iç huzur ve birliğin önemine” dair açıklamaları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis açılışında DEM partililerle tokalaşması tartışmaları alevlendirdi.

    Bold’da yer alan habere göre; çözüm süreci ile ilgili ve Kürt meselesi üzerine yaptığı analizleri ile tanınan gazeteci yazar Fehim Işık, çözüm sürecinin yeniden gündeme geldiği bir dönemde KCK’ya Ankara‘dan ahlaksız bir teklifin gittiğini iddia etti. Erkam Tufan Aytav’ın YouTube kanalındaki programa katılan Gazeteci Yazar Fehim Işık, çözüm sürecini kastederek: “ Bu son tartışmalardan yaklaşık 20-25 gün önce KCK Yürütme Konseyi eş başkanı Besê Hozat dikkat çeken bir açıklama yapmıştı. Besê Hozat Medya Haber’e konuştuğunda çok açık ve net bir dille “Ankara üzerinden bize ahlaksız teklifler geliyor” dedi. ‘‘ifadelerini kullandı.

    AHLAKSIZ TEKLİF NE ANLAMA GELİYOR?

    Erkam Tufan Aytav’ın, KCK’nin ahlaksız teklifinin nasıl tanımlandığına dair sorusu üzerine Fehim Işık ise şunları söyledi: “Aynen bunu dedi, hiç açmadı yani o tekliflerin ne olduğunu söylemedi, aracıların kimler olduğunu söylemedi. Ama sadece bunu söyledi. Şunu diyeyim, yani şimdikini bilmiyorum ama 2008 Oslo sürecindeki tekliflerini ve aynen bu şekilde o dönemin KCK yöneticilerinin ahlaksız teklif olarak adlandırdığı şeyin ne olduğunu biliyorum. Örgütün 150 üst düzey yöneticisinin Norveç’e mülteci olarak yerleşmesi, o zaman Esad’la Erdoğan’ın arası iyiydi. İşte Suriyeli örgütteki Suriyeli Kürtlerin Suriye’ye geçmesi ve Esad tarafından onlara dönük bir genel af ilan edilmesiydi. Diğer taraftan Türkiye’ye gelebilecek suça bulaşmamış, onların kavramıyla örgüt üyelerinin 5 yıl siyasi yasaklı olması, bir bölüm insanın ise Güney Kürdistan’a yerleşmesi, yani silahı tamamen devreden bırakması. KCK açısından ahlaksız teklif bu. KCK açısından bu ahlaksız teklif. Yani böyle bir teklifi KCK yöneticileri, ‘O zaman biz 50 yıl boyunca bu mücadeleyi Norveç’te mülteci olmak için vermedik’ demişti.”

    SIKIŞTIKÇA BUNU YAPIYORLAR, ALDATMA İSTEĞİNDEN VAZGEÇMEDİLER

    “Şimdiye kadar her sıkıştıkça bunu yaptılar ama aldatma isteğinden de vazgeçmediler. Kürtler de açık bir şekilde diyor, ‘Sıkıştıkça kapımıza gelmeyin, çözmek istiyorsanız kapımıza gelin.’ Bu kadar da çözmek istiyorsanız kapımıza gelin. Şimdiye kadar 2015’ten bu yana yüzlerce defa İmralı’da görüşen devlete denilen tek şey şudur: ‘Çözmek istiyorsanız kapıma gelin. Çözmek istediğinizde gelirseniz ben bir haftada bu savaşı bitiririm.’ Bir haftada bu savaşı bitiririm diyor ama bunun için çözüm iradesi göstermek lazım. Şimdi bunu yapacaklarsa…”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hakeme saldırı davasında iddianame hazırlandı; Faruk Koca için 13 yıl hapis cezası talebi

    Hakeme saldırı davasında iddianame hazırlandı; Faruk Koca için 13 yıl hapis cezası talebi


    Hakem Halil Umut Meler’e yumruk atan eski Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın da yargılandığı davada savcı mütalaasını açıkladı. Faruk Koca hakkında ‘tehdit’, ‘kemik kırığına neden olacak şekilde kasten yaralama’ ve ‘Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna aykırılık’ suçlarından 13 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheliler hakkında ayrıca Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 18. maddesi uyarınca seyirden men yasağı istendi.

    Hakem Meler’in “müşteki”, eski Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca, Kenan Çelikkaya, Osman Erkam Can ve Şahin Yunus Şahin’in “şüpheli” sıfatıyla yer aldığı iddianamede, Koca’nın, “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle spor alanında kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama” suçundan 3 yıl 4 aydan 10 yıl 1 ay 15 güne, “tehdit” suçundan 6 aydan 2 yıla, “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a aykırılık”tan ise 3 aydan 1 yıla kadar hapsi veya adli para cezasına çarptırılması talep edildi.

    Ankara Adli Tıp Kurumunca hazırlanan rapora da yer verilen iddianamede, Meler’in başının sağ tarafında darbeye bağlı birden fazla yara olduğu belirtildi. Hakem Meler’in sol göz çukurunun altında fiziksel travmaya bağlı morluk oluştuğu ifade edilen raporda, şu tespitler yer aldı: “Elmacık ve göz çevresindeki kemiklerde hassasiyet, omurganın boyun içinde kalan sağ bölümündeki yumuşak dokuda hassasiyet ile sağ dizde sıyrık ve ödem hassasiyetinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum bulunmadığı, ancak basit tıbbi müdahaleyle giderebilecek ölçüde hafif olmadığı, kemik kırığına neden olduğu, kırığın yaşam fonksiyonlarını orta derecede etkilediği hususları tespit ve mütalaa edilmiştir.”

    İddianamede, Çelikkaya ve Şahin’in, “kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle spor alanında kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralama” suçundan 3 yıl 4 aydan 10 yıl 1 ay 15 güne kadar hapsi, “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a aykırılık” suçundan da 3 aydan 1 yıla kadar hapsi veya adli para cezasına çarptırılmaları istendi.

    Can hakkında ise “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle spor alanında kemik kırığı oluşturacak şekilde kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan 6 aydan 1 yıl 6 aya, “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna aykırılık” suçundan da 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası talep edildi.

     

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***