Yazar: SG

  • DEM’den Bahçeli’ye cevap: “Tecridi kaldırın, Öcalan’ın örgütüne ne dediğini görelim”

    DEM’den Bahçeli’ye cevap: “Tecridi kaldırın, Öcalan’ın örgütüne ne dediğini görelim”


    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısına cevap verdi. Bakırhan, “O zaman tecridi kaldırın, sayın Öcalan’ın kendi örgütüne, kendi arkadaşlarına ne dediğini görelim” dedi.

    MHP lideri Devlet Bahçeli, sabah partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “ürkiye’ye getirilirken her türlü hizmete hazırım diyen terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Ama devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse hiçbir şart altında beklemesin, aklından dahi geçirmesin. Hodri meydan. Uzattığım el hesapsız bir eldir, uzattığım el samimi ve iyi niyetli bir eldir, uzattığım el Türkiye’de birleşelim Türk milletinde kenetlenelim tebliğidir.” ifadelerini kullanmıştı.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürt sorununun Türkiye’nin en önemli meselesi olduğunu belirten Bakırhan, “Kürt meselesinde hafif bir tartışma olduğu zaman, kimileri bir düşünce beyan ettiği zaman hemen bir koro hep bir ağızdan ‘Kürtler iktidarla anlaştı’ der dururlar. Artık bu durumdan Türkiye’yi kurtarmak gerekiyor. Bu bir siyaset değildir. Bu başkası yerine konuşmaktır. Kürt kiminle konuşur, kiminle oturur, kimin eline tutar kendisi karar verir.” diye konuştu.

    Kapalı kapılar ardında bir şey çevirdiğimiz yok

    ‘Kürtler iktidarla anlaştı’ söyletilerine tepki gösteren Bakırhan, “Kaldı ki kimseyle oturduğumuz, konuştuğumuz, kapılı kapılar arkasında bir şey çevirdiğimiz yok. Dolayısıyla en başında ‘Kürtler iktidarla anlaştı’ diyenler oluşabilecek diyalog zeminleri önüne bariyer koyarak bu ülkenin çözümsüz bir şekilde bu biçimde devam etmesini istiyorlar.” diye konuştu.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik, “Türkiye’ye getirilirken ‘her türlü hizmete hazırım’ diyen terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin!” çağrısına da cevap verdi.

    “Bugün sayın Bahçeli’nin konuşmasını dinledim.” diyen Bakırhan, ardından şu ifadeleri kullandı:

    • Gerçekten şaşırdım, metin yazan arkadaşlarına da sesleniyorum. Sayın Öcalan’a bugün Bahçeli bir çağrı yaptı. Ama o çağrının muhataplarına ulaşması için sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini bilmiyor. 43 aydır sayın Öcalan’la avukatlar, aile görüşemiyor.
    • Sayın Bahçeli, sayın Öcalan’ın ne söyleyeceğini, ne çağrı yapacağını biz de merak ediyoruz senin gibi… O zaman tecridi kaldırın, sayın Öcalan’ın kendi örgütüne, kendi arkadaşlarına ne dediğini görelim.
    • 43 aydır kuş uçmayan, kervan geçmeyen, uçan kuşların bile üzerinden geçmediği bir adaya böyle boşu boşuna çağrı yapılır mı? Buyurun, sizin sormuş olduğunuz soruya sayın Öcalan’ın nasıl cevap verdiğini merak ediyoruz. Kapıları açın, dinleyelim, görelim.

    Semih Yalçın’a ‘mekanın sahibi’ cevabı: “Üslubunuzuzu gözden geçirin”

    Tuncr Bakırhan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’nın “Genel Başkanımızın hamlesi bir taviz, yumuşama, normalleşme adımı değil; bilakis normalin maliklerinin, mekanın sahiplerinin hatırlatılmasıdır.” sözlerine de cevap verdi.

    Tuncer Bakırhan, “Mekanın sahibi emekçilerdir, üretenlerdir, ezilenlerdir, Çanakkale’de yaşamını yitirenlerdir, Malazgirt’te kapıları açarak sizlerin Anadolu’ya girmenizi sağlayanlardır. Bu topraklarda sizden önce Pir Sultan’lar vardı, Hacı Bektaş’lar vardı, Seyit Rıza’lar vardı. O geleneğin temsilcileriyiz. Bir sahip varsa burada oturan herkestir. Herkes diline, üslubuna dikkat etmelidir. Bir taraftan elini uzat, diğer taraftan parmak salla, tehdit et… Böyle olmaz, lütfen üslubunuzu, dilinizi gözden geçirin.” diye konuştu.

    CHP’ye çağrı: Bir zahmet ne düşünüyorsa söylesin!

    CHP’ye de seslenen Tuncer Bakırhan, “CHP, Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt meselesi hakkında ne düşünüyor? Bir zahmet bu konuda maden iktidardan ratahsızsa, madem iktidarın bu konuyu araçsallaştırdığını düşünüyorsa kendi çözüm önerilerini de ortaya koymalıdır. CHP 89’larda, 90 sonrası Kürt meselesine dönük raporlar yayınlardı. CHP’ye yönelik çağrımızdır; eleştirmek yerine, reddetmek yerine, oluşabilecek bir sürecin önüne bariyerler koymak yerine buyurun siz ne düşünüyorsunuz, Kürt meselesini nasıl çözeceksiniz, bu Meclis’in Kürt meselesinin çözümünde oynayacağı rol nedir, açıklayın, öğrenmiş olalım.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bahçeli’den bir adım daha; Öcalan’a çağrı!

    Bahçeli’den bir adım daha; Öcalan’a çağrı!


    NECİP F. BAHADIR | YORUM

    MHP lideri Devlet Bahçeli, ‘şaşırtmaya’ devam ediyor. DEM’e uzattığı ‘eli’ bir adım öteye taşıdı. Parti grubunda milletvekillerine seslenirken Abdullah Öcalan’ı ‘muhatap aldı’ ve şu çağrıda bulundu; “Türkiye’ye getirilirken, ‘her türlü hizmete hazırım’ diyen teröristbaşı, buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin!”

    Bu çıkıştan sonra Meclis’te DEM yöneticilerine uzanan elin hiç de ‘anlık jest’ olmadığı, aksine bir planın parçası olduğu ortaya çıktı. Adını ‘çözüm süreci’ diye koymak henüz erken olabilir. Fakat kapalı kapılar ardında bir şeylerin piştiği artık kesin gibi. “Terör ve bölücülük melaneti sıfırlandı!” diyen Bahçeli, benzer sözleri Öcalan’dan da duymak istiyor.

    Peki sonra? İşte asıl soru bu. Yeni sürecin temel parametreleri ne olacak? Eski proje buzdolabından çıkacak ve aynen kaldığı yerden devam mı edecek yoksa yeni bir yol ve yöntem mi izlenecek? Sürecin aktörleri tamamen ‘milli ve yerli mi’ olacak, yoksa dış unsurlar devreye girecek mi? Müzakere kiminle yürütülecek? DEM’le mi, İmralı’yla mı? Selahattin Demirtaş masanın neresine oturacak?

    Erdoğan yeni sürecin tam merkezinde 

    Bir daha dikkat çekmek isterim ki; yeni süreçte en şaşırtıcı olan MHP lideri Bahçeli’nin ‘çözümün öncülüğüne’ soyunmuş olması. Siyaseti yakından takip eden biri olarak Bahçeli’nin bu kadar ‘keskin dönüş’ yapabileceğine hiç ihtimal vermezdim. En fazla ‘sessiz kalabilir’ derdim. Tıpkı yıllar önce ‘idamın kaldırılması’ sırasında davrandığı gibi. O günleri dün gibi hatırlıyorum; partisinden ve tabandan gelen tazyiklere rağmen meseleyi ‘hükümet sorununa’ dönüştürmedi. Ve Öcalan idamdan kurtuldu.

    MHP politikaları sadece ‘Bahçeli’nin iradesinden’ ibaret değil. Siyaset dışı faktörler, adını koyacak olursak ‘devlet odakları’ temel politikaların biçimlenmesinde çok etkili. Ne erken seçim kararları ne de DEM’e uzanan el gibi siyasi hamleler partinin yönetim organlarında konuşulur, tartışılır. Eskiden Bahçeli’nin kulağına fısıldanır, sonra onun ağzından politikaya dönüşürdü. Şimdi doğrudan yüzüne söyleyecek ‘özel danışmanlar’ barındırıyor yanıbaşında.

    Ben DEM’le başlayan, Öcalan’a çağrıyla zirve yapan Bahçeli’nin sürpriz çıkışlarını ‘devlet içi odaklardan’ bağımsız düşünemiyorum. Hala, bir devletten ve içindeki odaklardan söz edebilmek mümkün mü? Her şeye rağmen evet…  Kaldı ki yaşananları Erdoğan’dan bağımsız okumak mümkün değil. Erdoğan yeni sürecin tam merkezinde oturuyor.

    Özgür Özel, hangi koltukta oturduğunun farkında değil

    Erdoğan’ın bütün motivasyonu barışa olan inancı falan değil ‘iktidarını sürdürme, koltuğunu koruma’ güdüsü. 31 Mart seçimlerinden sonra siyasi hamlelerin iktidar blokundan çok muhalefetten gelmesi beklenirdi.

    CHP lideri Özgür Özel hala ‘zafer sarhoşluğu’ içinde. “Kaybedersem ben kaybederim!” gibi saçma sapan açıklamalarla meşgul. Hala hangi koltukta oturduğunun farkında değil. Bir ‘oyun planı’ geliştirmekten çok uzak. Toplumsal muhalefeti daha ileri taşıyacağı yerde tabiri caizse ‘kumda’ oynuyor.

    İktidar cenahının köpürttüğü, “Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mu yoksa Mansur Yavaş mı olacak?” parantezinden CHP’yi çıkarabilmiş değil. İktidarın belirlediği gündemin peşine takılmış durumda. Rüzgarın önündeki kuru yaprak gibi oradan oraya savruluyor. Oysa 31 Mart, CHP’ye büyük mevzi kazandırdı. Gücü simgeleyen asa Özel’in eline geçti. O asa yerinden kullanılırsa işe yarar. Kumda oynanırsa heba edilir.

    CHP için her şey bitmiş değil. Çünkü siyasi muhalefet durağan ve pasif seyretse de toplumdaki AKP ve Erdoğan muhalefeti dinamik ve dipdiri. CHP olmazsa başka alternatifler üretir. Nitekim bunun sancıları hissedilmekte.

    Rüzgar karşıdan esmesine ve aralarındaki derin yarıklara hatta geri dönülmez akşamın ufkuna girmiş olmalarına rağmen Erdoğan – Bahçeli ikilisi pes etmiş değil. Son nefeslerine kadar hamle üstüne hamle yapacakları ortada. Tarih boyunca en büyük mücadeleler iktidara gelmek için değil ‘tahtı veya koltuğu’ korumak için verilmiş. Cumhur İttifakı’nın yaptığı da bu. Ben ‘yeni süreci’ buraya yerleştiriyorum.

    Öcalan ‘tek aktör’ değil

    Öcalan, Bahçeli’nin çağrısına ‘olumlu cevap’ verir mi? İmralı’nın öteden beri iktidar için ‘çantada keklik’ olduğu aşikar. Hatırlanacağı üzere İstanbul seçimlerine bile müdahale etti, AKP adayının kazanması için mektup yazmaktan geri durmadı. Öcalan’ın en azından o kapıyı açacağını düşünmek yanlış olmaz. ‘Kandil’e silahları bırakma zamanının geldiği’ yönünde  mesaj ilettiği haberleri gelmeye başladı. Eğer doğruysa Öcalan, Bahçeli’den önce devreye girmiş zaten.

    Fakat İmralı tek aktör değil. Kandil, Avrupa var… Ve Selahattin Demirtaş kesinlikle görmezden gelinemez. Demirtaş’a rağmen bir süreç yürütmek neredeyse imkansız gibi. Öcalan, Erdoğan’ın başkanlık sistemine ‘olur’ vermişti. Fakat Demirtaş karşı çıktı ve “Seni başkan yaptırmayacağız!” dedi. Siyaset Demirtaş’ın duyurduğu çizgide yürüdü. Yoksa bugün MHP’nin yerine DEM olacak ve Türkiye bambaşka ufuklara yelken açacaktı. Adalete ve demokrasiye dönmeden Demirtaş’ı masaya oturtmak mümkün mü? Pek değil.

    Selahattin Demirtaş görmezden gelinemez

    Demirtaş, İmralı gibi meselenin üzerine atlamaz, ‘ince eler sık dokur’, Erdoğan ve Bahçeli’nin niyetini anlamaya çalışır, samimiyetini sorgular. ‘Yaşananların gerçek mi, yoksa yalancı bir bahar mı?’ olduğunu çözmek için gayret eder. Ayrıca muhataplarına ‘adaletsiz ve demokrasisiz’ bir çözüm süreci olamayacağını söylemekten çekinmez. Demirtaş’ın bir kenara bırakarak yol yürünemez. Ülkenin ‘Eski hamam eski tasla’ temizlenmesi mümkün değil. Kirlerinden arınmak için ‘adalet, demokrasi ve özgürlükler’ ister.

    Cumhur İttifakı’nın yeni bir çözüm sürecine mecali ve takati yok fakat Erdoğan – Bahçeli ikilisi iktidarını sürdürebilmek için son bir hamle yaptı, Öcalan ve DEM’e sarıldı. Çünkü her ikisi de denize düştü. Birlikte boğulmak veya yılana sarılmaktan başka seçenekleri yok.

    Netice olarak Bahçeli’ye kulak vermemin, söylediklerini değerlendirmeye çalışmamın nedeni, her şeye rağmen adalet ve demokrasiye kapı aralayacağı ve oksijensizlikten boğulmak üzere olan ülkenin bir nebze nefes alacağı umudundan ibaret.

    Haydi hayırlısı…

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Her 3 Kişiden Birinde Var! Sessiz ve Sinsi Tehlikeye Dikkat

    Türkiye’de Her 3 Kişiden Birinde Var! Sessiz ve Sinsi Tehlikeye Dikkat


    Günümüzde sıkça karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan karaciğer yağlanması, kronik karaciğer hastalıkları arasında hızla yaygınlaşıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, birçok insanın bu hastalığın farkında olmadan yaşamına devam ettiğini ve geç kalındığında karaciğer sirozu veya kanseri gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkabileceğini belirtti.

    Araştırmalar, gelecekte siroz ve karaciğer naklinin en önemli nedeninin karaciğer yağlanması olacağını öngörürken karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi sonucu meydana geliyor. Doç. Dr. Toka, zamanla ilerleyen bu yağ birikiminin karaciğerin yapısını bozarak siroz gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.

    ‘ÜLKEMİZDE GÜNDEN GÜNE…’

    Toka, karaciğer yağlanmasının alkol ve alkol dışı olarak başlıca iki ana nedenden kaynaklandığını, kamuoyunda aşırı alkol tüketiminin karaciğerde yağ birikimine neden olduğunun iyi bilindiğini söyledi.

    Toka, şu ifadelere yer verdi:

    “Karaciğer yağlanması sadece alkol tüketime bağlı olarak gelişmez. Günümüzde giderek artan ve daha yaygın hale gelen alkol dışı karaciğer yağlanması (Non-Alcoholic Fatty Liver Disease – NAFLD), kilo fazlalığı, diyabet ve yüksek kolesterol gibi durumlarla da yakın ilişkilidir. Ülkemizde günden güne yaygınlaşan hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları nedeniyle, bu hastalık gün geçtikçe daha önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkmaktadır.”

    ‘SESSİZ VE SİNSİ BİR ŞEKİLDE İLERLİYOR’

    Toka, Türkiye’de her 3 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunun tahmin edildiğini, karaciğer yağlanmasının çoğu zaman sessiz ve sinsi bir şekilde ilerlediğini açıklarken, “Karaciğer yağlanması erken dönemlerde belirgin bir şikayet oluşturmaz. Bu yüzden genellikle check up veya herhangi bir nedenle yapılan kan testleri, karın ultrasonografi incelemesi sırasında tesadüfen ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe karında dolgunluk hissi, yorgunluk ve hafif karın ağrıları gibi belirtiler görülür. Ancak bu belirtiler de genellikle göz ardı edilebilir seviyededir ve çoğunlukla hastaneye başvurmaya gerek duyulmaz. Ancak erken dönemlerde önlem alınıp tedavi edilmediği takdirde karaciğer yağlanması ilerleyerek siroz ve karaciğer yetmezliği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir’’ şeklinde ifadelere yer verdi.

    Türkiye'de Her 3 Kişiden Birinde Var! Sessiz ve Sinsi Tehlikeye Dikkat - Resim : 2

    ‘SAĞLIK KONTROLLERİNİ VE TAKİPLERİNİ YAPTIRMALARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIR’

    Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, karaciğer yağlanması için belirli yüksek risk gruplarının bulunduğunu belirtiyor. Bu gruplar arasında obezite, diyabet, yüksek kolesterol ve genetik yatkınlık gibi faktörler yer alıyor.

    Doç. Dr. Toka, diyet, kilo verme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın ilerlemesini durdurabileceğini, hatta bazı durumlarda geriletebileceğini vurgularken şu ifadelere yer verdi:

    “Karaciğer yağlanması, erken dönemde tanı konulup tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Tedavide kilo fazlalığı, diyabet ve yüksek kolesterol gibi faktörlerin kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Ayrıca yüksek lif içeren bir diyet ve egzersiz karaciğer yağlanmasından korunmada etkinliği kanıtlanan tedavilerdir. Karaciğer yağlanması açısından risk faktörlerini taşıyan bireylerin, düzenli olarak sağlık kontrollerini ve takiplerini yaptırmaları büyük önem taşır.’’

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazetecilerin katledildiği yerde inceleme yapılmamış

    Gazetecilerin katledildiği yerde inceleme yapılmamış


    HABER MERKEZİ – Özgür Basın emekçileri Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in katledildiği noktada olay yerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı ortaya çıktı. 

     

    Türkiye, Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile 23 Ağustos’ta Silêmaniyê’nin Seyidsadiq ilçesinde gazetecilerin bulunduğu aracı hedef aldı. Gazeteciler Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn, SİHA saldırısında hayatını kaybetti. Aracı kullanan Rebin Bekir ise saldırıdan yaralı kurtuldu. 

     

    ANF’nin haberine göre; Chatr Prodüksiyon’a ait iki araç ile Hewraman bölgesine doğru program çekmek için sabah saatlerinde yola çıkan gazeteciler, Silêmaniyê kent merkezine 52 kilometre mesafede yerel saatle 10:30-11:00 sularında Tepe Reş bölgesinde SİHA ile hedef alındı. Gülistan Tara, Hêro Bahadîn ve Rebin Bekir’in bulunduğu araç arkada, hemen önlerinde ise Chatr Prodüksiyon çalışanı Keser Buldan’ın kullandığı araç seyrediyordu. Rebin Bekir’in denetimindeki araca dönük saldırıyı dikiz aynasından fark eden Keser Buldan, meslektaşlarına yardım etmek için fren ve manevra yaptı ve böylece ikinci bombardımandan şans eseri kurtuldu. 

     

    Saldırıdan yaralı kurtulan Bekir, “Bir patlama oldu ve araç yanmaya başladı. Hiçbir şey anlamadım. Aracımız dönerek sürüklenmeye başladı. Ben sağ elimle emniyet kemerini açamadım, sol elimle emniyet kemerini açabildim ve etraftakiler beni araçtan çıkardı” sözleriyle olay günü yaşananları anlattı. 

     

    ANF ekibi, saldırıdan 45 gün sonra ROJIN ve Kurdistan Gazeteciler İnisiyatifi’nin çağrısı ile Avrupa’dan Silemaniyê’ye giden heyetin temaslarını takip etti. Ayrıca heyetle birlikte saldırının yaşandığı yeri ziyaret etti. Heyet, olay yerinde bombalanan araçtan kalan parçaların farklı noktalarda durduğunu tespit etti. 

     

    Bölge asayişi, olaydan sonra bölgede inceleme yaptığı yönünde haber ve fotoğraf servis etmişti. Ancak bölgeyi ziyaret eden heyet ve gazeteciler, olayın yaşandığı yerden 250-300 metre uzaklıkta bomba ve araç parçalarının halen kaldırılmadığını gözlemledi. 

     

    Gazeteci Emma Audrey, “Burada olay yeri incelemesi yapılmamış” diye kaydetti. Gazeteci Alice Magar ise, gördüklerine “inanılmaz” diyerek tepki verdi.  

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ailenin siyasi bağlantıları nedeniyle dosyanın kapatıldığı doğru mu?

    Ailenin siyasi bağlantıları nedeniyle dosyanın kapatıldığı doğru mu?


    Serbest Görüş Haber Merkezi 

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Batman’ın Kozluk ilçesinde 8 yaşındaki çocuğun evinin önünde ipte asılı bulunmasının ardından istismar şüphesi ile başlatılan soruşturmanın kapatılmasını Meclis gündemine taşıdı. Kadıgil, olayla ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle iki soru önergesi verdi.

    Batman’ın Kozluk ilçesinde yaşayan ve ocak ayında evinin önündeki ipte asılı halde bulunan 8 yaşındaki çocuk hakkında, Kozluk Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istismar şüphesiyle soruşturma başlatılmıştı. İstismar dosyası Adli Tıp Raporu’ndaki cinsel istismar tespitlerine rağmen “somut delil yoktur” denilerek kapatılırken, 8 yaşındaki çocuğun “oyun maksadıyla” bahçedeki ipi boynuna doladığı ve boğulma tehlikesi geçirdiği iddia edilmişti.

    TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Batman’da yaşanan çocuk istismarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.

    Sera Kadıgil, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergelerinde şunları kaydetti:

    “Batman’ın Kozluk ilçesinde yaşayan 8 yaşındaki Ş.S.’nin 7 Ocak 2024 tarihinde evinin önündeki ipte asılı bulunmasının ardından, Kozluk Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili cinsel istismar şüphesiyle başlattığı soruşturmanın takipsizlik verilerek kapatıldığı basına ve kamuoyuna yansımıştır.

    Gazeteci Canan Kaya’nın haberinde, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’ndan alınan ilk adli tıp raporunda cinsel istismar bulgularına rastlanıldığı iddia edilmiş, bu durumun raporla da sabit olduğu ifade edilmiştir. Bahse konu rapora göre, hem Ş.S.’nin genital bölgesinde hem de olay yerinden alınan ve biri çocuk olmak üzere 3 erkek şahsın kıyafetlerinde de sperm saptandığı ifade edilmektedir.”

    “Çocuk aileye hangi güvenle teslim edildi”

    TİP Sözcüsü Kadıgil, Bakan Göktaş’a şunları sordu:

    1. Bakanlığınız, 8 yaşındaki bir çocuğa yönelik adli tıp raporuyla da tespit edildiği ifade edilen cinsel istismar dosyasına müdahil olmuş mudur? Dosyanın kapatılma kararına Bakanlığınız itiraz etmiş midir, tekrar açılması için herhangi bir talepte bulunmuş mudur? İlgi haberlerin basına yansımasının önce ya da sonra Bakanlığınızca herhangi bir inceleme ya da girişim olmuş mudur?
    2. Şu anda konuşamayan hareket edemeyen 8 yaşındaki Ş.S. ile ilgili herhangi bir destek sunulmuş mudur? Ş.S. hakkında devlet koruması kararı alınması gerekliliği araştırılmış mıdır? Çocuk aileye hangi güvenle teslim edilmiştir?
    3. Çocuğun reşit olmayan başka kardeşleri var mıdır? Bu çocukların durumu ile ilgili herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

    “Dosyanın kapatılmasının gerekçesi nedir”

    Kadıgil, Bakan Tunç’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde ise şu sorulara yer verdi:

    1. 8 yaşındaki bir çocuğa yönelik adli tıp raporuyla da tespit edildiği doğru mudur? Doğruysa cinsel istismar dosyasının kapatılmasının gerekçesi nedir?
    2. Batman’ın yerel gazetesi Sonsöz’ün olayı haberleştirmesinin ardından Ş. S.’nin ailesi iki araçla gazeteyi bastığı ve haberin yayından kaldırılması için baskı yaptığı gazeteci Hatice Türkan’ı “Seni Batman’da barındırmayız” sözleriyle tehdit ettiği iddialarına yönelik herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?

    “Ailenin siyasi bağlantıları nedeniyle soruşturmanın kapatıldığı iddiası doğru mu”

    1. Ailenin siyasi bağlantıları nedeniyle soruşturmanın kapatıldığı iddiası doğru mudur? Söz konusu “aile dostu” siyasiler kimlerdir? Bu siyasilerin “bilip de söylememesi gereken bir şeyler” olup olmadığı araştırılmış mıdır?
    2. Batman Barosu’nun dosyayı inceleme taleplerinin reddedilmesi gerekçesi nedir?
    3. Mağdur çocuğun akrabalarından biriyle birlikte elleri bağlı biçimde ormanlık bir piknik alanında çekilen fotoğrafları basına yansımıştır. İlgi delil soruşturma dosyasında mevcut mudur? Mevcutsa ilgili şahsın ifadesi alınmış mıdır? Değilse tüm bu iddialar ve yeni veriler ışığında çocuğun üstün yararı gözetilerek dosyanın tekrar genişletilerek açılması bakanlığınıza bağlı herhangi bir birim ya da bireyin gündeminde midir?

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Merkezi yönetim bütçe açığı 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı

    Merkezi yönetim bütçe açığı 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı


    Serbest Görüş Ekonomi

    Merkezi yönetim bütçesi 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde 1 trilyon 74 milyar 18 milyon TL açık verdi. Geçen yıl aynı dönemde merkezi yönetim bütçe açığı 512 milyar 602 milyon olarak gerçekleşmişti. Bütçede açık yaklaşık yüzde 110 oranında arttı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, bütçe dengesi eylülde 100,5 milyar TL açık verirken, faiz dışı denge 48,2 milyar TL fazla verdi.

    Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 63,4 oranında artarken, bütçe gelirleri yüzde 88,5 oranında arttı. 2024 yılı eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 89,6 oranında arttı. 

    Açıklamada şöyle denildi:

    “2024 yılı eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 932,1 milyar TL, bütçe gelirleri 831,6 milyar TL ve bütçe açığı 100,5 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 783,4 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 48,2 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

    Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı eylül ayında 129 milyar 218 milyon TL açık verirken, 2024 yılı eylül ayında 100 milyar 464 milyon TL açık vermiştir.

    2023 yılı eylül ayında 58 milyar 454 milyon TL faiz dışı açık verilirken, 2024 yılı eylül ayında 48 milyar 213 milyon TL faiz dışı fazla verilmiştir.

    Merkezi yönetim bütçe giderleri eylül ayı itibarıyla 932 milyar 68 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz harcamaları 148 milyar 678 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 783 milyar 390 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

    2024 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 11 trilyon 89 milyar 37 milyon TL ödenekten eylül ayında 932 milyar 68 milyon TL gider gerçekleştirilmiştir. Geçen yılın aynı ayında ise 570 milyar 482 milyon TL harcama yapılmıştır.

    Bütçe giderlerinde artış eylülde yüzde 63,4 oldu

    Eylül ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 63,4 oranında artmıştır. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 10,2 iken 2024 yılında yüzde 8,4 olmuştur.

    Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 56,8 oranında artarak 783 milyar 390 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 10,1 iken 2024 yılında yüzde 8 olmuştur.

    Gelirler yüzde 88,5 arttı

    Merkezi yönetim bütçe gelirleri eylül ayı itibarıyla 831 milyar 603 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 732 milyar 244 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 83 milyar 616 milyon TL olmuştur.

    2023 yılı eylül ayında bütçe gelirleri 441 milyar 265 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında yüzde 88,5 oranında artarak 831 milyar 603 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Eylül ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 9 iken 2024 yılında yüzde 9,9 olmuştur.

    2024 yılı Eylül ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 89,6 oranında artarak 732 milyar 244 milyon TL olmuştur. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 9 iken 2024 yılında yüzde 9,9 olmuştur.

    9 ayda 161 milyar 332 milyon TL faiz dışı açık verildi

    2024 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 7 trilyon 158,6 milyar TL, bütçe gelirleri 6 trilyon 84,6 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 74 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 6 trilyon 246 milyar TL ve faiz dışı açık ise 161,3 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

    Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 512 milyar 602 milyon TL açık vermiş iken 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde 1 trilyon 74 milyar 18 milyon TL açık vermiştir.

    2023 yılı Ocak-Eylül döneminde 41 milyar 738 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde 161 milyar 332 milyon TL faiz dışı açık verilmiştir.

    Bütçe giderleri yaklaşık yüzde 79,4 arttı

    Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 7 trilyon 158 milyar 637 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz harcamaları 912 milyar 686 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 6 trilyon 245 milyar 951 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

    2024 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81,1 oranında artarak 7 trilyon 158 milyar 637 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

    Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 79,4 oranında artarak 6 trilyon 245 milyar 951 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

    Ocak-eylül döneminde vergi gelirleri tahsilatı yüzde 76,9 arttı

    Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Eylül dönemi itibarıyla 6 trilyon 84 milyar 619 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 5 trilyon 134 milyar 59 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 793 milyar 429 milyon TL olmuştur.

    2023 yılı Ocak-Eylül döneminde bütçe gelirleri 3 trilyon 439 milyar 983 milyon TL iken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 76,9 oranında artarak 6 trilyon 84 milyar 619 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

    2024 yılı Ocak-Eylül dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72,2 oranında artarak 5 trilyon 134 milyar 59 milyon TL olmuştur.”

     

     

     

  • Rapor: Kayyım atanan şirketlerin yüzde 60’ı tasfiye edildi veya içi boşaltılıp iade edildi

    Rapor: Kayyım atanan şirketlerin yüzde 60’ı tasfiye edildi veya içi boşaltılıp iade edildi


    Belçika merkezli sivil toplum orgütü Solidarity with Others, yayınladıkları ‘Türkiye’de Devlet Eliyle Yapılan Sistemli Mülkiyet Hakkı İhlalleri Serisi-1: Şirketlere Kayyım Atanması’ isimli raporda 2014’ten bu yana Türkiye’de Erdoğan rejimi tarafından gasp edilen şirketlere dikkat çekti.

    85 sayfalık raporda Gülen Hareketiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla Türkiye’de binlerce şirkete kayyım atanması, hukuki, ekonomik ve toplumsal açıdan ciddi sorunlara yol açmıştır denilirken kayyım atamalarının siyasi amaçlarla yapıldığı ve hukukun üstünlüğü ile mülkiyet hakkı gibi temel prensiplerin ihlal edildiğine vurgu yapıldı.

    Raporda, 2014’ten bu yana Türkiye’de 1371 şirkete kayyım atandığı belirtilirken kayyım atanan şirketlerin yüzde 60’ının tasfiye edildiği veya içi boşaltılıp iade edildiği ve bu süreçte 10 bin’den fazla kişinin işini kaybettiği dile getirildi.

    Kayyım atamaları sonucunda şirketlere ve ekonomiye toplamda 320 milyar TL’nin üzerinde zarar verildiği ifade edilen raporda ayrıca kayyım atanan şirketlerin yüzde 70’inin kayyım yönetimi altında değerinin yüzde 50’sini kaybettiği ve Tasfiye edilen şirketlerin yüzde 80’inin de piyasa değerlerinin altında satıldığı aktarıldı.

    “OHAL döneminde Türk hükümeti, ‘terörle mücadele’ adı altında yürüttüğü insan hakları ihlallerini derinleştirerek, siyasilerin çıkarlarına hizmet eden bir rant mekanizması oluşturdu” denilen raporda TMSF’nin Türkiye’nin 32 ilinden toplam 694 şirkette kayyım olarak görev yapmaya devam ettiği belirtildi.

    Raporda ayrıca bu rant mekanismasının nasıl işletildiği de açıklandı. İlk aşamada, Gülen Hareketiyle ilgisi olduğu iddia edilen şirketlerin hukuki dayanak olmaksızın “terörizmin finansmanı” gerekçesiyle hedef alındığı, Sulh Ceza Hakimlikleri’nin hukuki değil siyasi saiklerle bu şirketlere kayyım atama kararları verdiği raporda yer aldı.

    Atanan kayyımların genellikle hükümete yakın kişilerden seçildiği ve şirketlerin yönetimine el koyarak mal varlıklarını kontrol etmeye başladıkları ifade edilirken bu şirketlerin varlıklarının daha sonra piyasa değerinin çok altında satıldığı ya da devlet kontrolündeki kuruluşlara devredildiğine dikkat çekildi.

    Solidarity with Others’ın raporunda, Türkiye’deki hükümetinin masum insanların mülkiyet haklarını ihlal ederek mallarını nasıl gasp ettiği detaylarıyla ortaya konulurken hukukun üstünlüğü, mülkiyet hakkı ve adil yargılama gibi temel prensiplerin korunmasının demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Google, yapay zeka veri merkezlerini nükleer enerji ile çalıştıracak

    Google, yapay zeka veri merkezlerini nükleer enerji ile çalıştıracak


    Google, yapay zeka veri merkezleri için gerekli olan yüksek miktarda enerjiyi üretmek için küçük nükleer reaktörler kullanmayı planlıyor.

    Kairos Power ile Pazartesi günü bir anlaşma imzalayan Google, ilk reaktörü 2030’a kadar kullanmaya başlayacağını ve 2035 yılına kadar da daha fazla nükleer enerjiyi devreye sokacağını açıkladı.

    Google, şebekelerin yapay zeka teknolojilerini desteklemek için yeni elektrik kaynaklarına ihtiyacı olduğunu belirtirken yapılan anlaşmaya göre 2035 yılı itibariyle devreye giren küçük reaktörlerle birlikte toplamda 500 megawatt güç üretileceğini açıkladı.

    İki şirket de anlaşma ile ilgili detaylı bilgi paylaşmazken teknoloji firmalarının yapay zeka veri merkezleri için kullanılan elektriği tedarik etmek amacıyla giderek daha fazla nükleer enerji kaynaklarına yönelmesi dikkat çekiyor.

    Anlaşmanın uygulanabilmesi için ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu ve bazı yerel kurumlar tarafından da onaylanması gerekecek.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fernas işçileri açlık grevinde: Artık çözüm bekliyoruz

    Fernas işçileri açlık grevinde: Artık çözüm bekliyoruz


    Fernas Madencilik işçilerinin Kurtuluş Parkı’ndan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yapmak istedikleri yürüyüş dün polis tarafından engellendi. Maden işçileri polislerce yapılan engelleme sonrası başlattıklarını açlık grevinin ikinci günündeler.

    Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılan ve protesto için Soma’dan Ankara’ya gelen Fernas işçileri, bekleyişlerini sürdürdükleri Kurtuluş Parkı’ndan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek istedi. Madenciler polisin engellemesiyle karşı karşıya kalmaları sonrası açlık grevi yapma kararı aldı.

    Madenciler adına açıklamada bulunan işçiler, açlık grevi kararı aldıklarını Bağımsız Maden İş X hesabından yaptıkları açıklamayla duyurdu. Açıklamada, “Şu an itibariyle çözüm olana kadar buradan ayrılmıyoruz, yemek yemiyoruz, kimseyle görüşmüyoruz. Elimizden gelen her yolla derdimizi anlattık, görüşebildiğimiz herkesle görüştük, aşabildiğimiz her engeli aştık. Artık sadece çözüm bekliyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “ÇÖZÜM OLANA KADAR GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Açıklamada şöyle denildi:

    “Biz bugün Enerji Bakanlığı’na hazırladığımız raporu yüksek ölüm riski olduğuna dair Fernas’la ilgili hazırladığımız raporu teslim etmek ve bir denetim yapmalarını talep etmek üzere yola çıktık ancak yolumuz kesildi. Yolumuzun kesildiği noktada yere yattık ve bu yolun açılması talebiyle işe başladık. Bir çözüm geliştirilmeden biz buradan kalkmamaya karar verdik. Buradaki pozisyonumuzu koruyacağız. En son madenciler 11’de bir poğaça yedi o zamandan bu zamana yemek yemediler. Bir sonuç elde edene kadar yemek yememe kararı aldık. Açlık grevindeyiz, bunu duyurmak istiyoruz. Onlarca yazı, açıklama ve rapor yayımladık ama hiçbir çözüm elde edemedik. Mecliste grubu bulunan bütün partilerle görüşmeler yaptık. CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve MHP ile görüşmeler yaptık. AKP Milletvekili Erol Keleş ve Mustafa Arslan’la görüşmeler yaptık. Onların hazırladığı rapor dışında görüşmeyi kabul eden AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’le de görüşmeler yaptık. Herkese her şeyi bütün açıklığıyla anlattık ve bizlere hakkımız dışında bir şey aradığımızı söyleyemediler. Ancak bir çözüm yok. Bir çözüm istiyoruz. Çözüm olana kadar tek kelime etmeyeceğiz. Şu an ki pozisyonumuzdan geri adım atmayacağız. Tek bir lokma yemeyeceğiz. Ferhat Nasıroğlu, bu sorunun çözümü için sizin bu zamana kadar sürdürdüğünüz ters davranışın değişmesini istiyoruz. Tavır değiştirmediğiniz sürece biz geri adım atmayacağız.”

    İşçiler bugün yaptıkları paylaşımla, “Taşın üstünde, çıplak ayak, tek kelime etmeden, sadece çözüm bekliyoruz” dedi.

    Serbest Görüş:

    NE OLMUŞTU?

    Üç madencinin sendikaya üye olmalarının ardından 19 Ağustos’ta işten çıkarılması üzerine maden ocağında çalışan tüm madencilerin iş bırakmasıyla başlayan eylemler, geçen 50 gün içerisinde Manisa’dan Ankara’ya ulaştı.

    2 Ekim’den bu yana Kurtuluş Parkı’nda yalınayak nöbet tutarak direnen madenciler 10 Ekim’de parktan Meclis’e yürümek istedi ancak karşılarında yine polis ablukalarını buldu.

    Direnişin 50. gününde Kurtuluş Parkı’ndan Enerji Bakanlığına yürümek isteyen madencilere polis müdahale etti.

    Polis müdahalesi sonrası madenci Arif Doğan yere düşüp baygınlık geçirdi. Doğan, ambulansın gelmesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Partili Sırrı Süreyya Önder’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Teşekkür

    DEM Partili Sırrı Süreyya Önder’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Teşekkür


    Son günlerde siyaset arenasının ana gündemini oluşturan ‘çözüm süreci’ tartışmalarında dikkat çeken bir açıklama geldi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, MHP lideri Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM açılışında DEM Parti grubuyla tokalaşması “Yeni çözüm süreci mi başlıyor?” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Siyaset arenası bu gündemle çalkalanırken bugün siyasilerden art arda açıklamalar ve çağrılar geldi.

    MHP lideri Bahçeli, “Terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütün tasfiye edildiğini ilan etsin, ama devletin terörle masaya oturmasını kimse beklemesin” çağrısında bulundu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise “O zaman tecridi kaldırın, sayın Öcalan’ın kendi örgütüne, kendi arkadaşlarına ne dediğini görelim” dedi.

    SIRRI SÜREYYA’DAN CUMHURBAŞKANINA TEŞEKKÜR

    Tüm bu gelişmelerin ardından DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Meclis’teki konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’ye teşekkür etti. Önder’in açıklamaları şöyle:

    “Aslında kuyu derin değil ip kısadır. Barışa gönül indiren, köklü tarihi meselemizi ilk defa bir konuşma eksinine çekmeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanına Sayın Devlet Bahçeli’ye ve barış meselesinde gönül indiren herkese şahsi olarak bu konuda bedel ödemiş kardeşiniz olarak şahsım adına teşekkür ediyorum.”


    Etiketler

    DEM Parti


    Sırrı Süreyya Önder

    Uzun ve Sağlıklı Bir Ömür İçin Günde Kaç Adım Atılmalı? Uzmanlar Açıkladı
    Uzun ve Sağlıklı Bir Ömür İçin Günde Kaç Adım Atılmalı? Uzmanlar Açıkladı

    Dikkat Çeken Yeni Trafik Levhaları: Gören Tekrar Tekrar Bakıyor
    Dikkat Çeken Yeni Trafik Levhaları: Gören Tekrar Tekrar Bakıyor

    İzmir'de Operasyon! 7 Kişi Tutuklandı
    İzmir’de Operasyon! 7 Kişi Tutuklandı

    'Çözüm Süreci' Tartışmaları Sürerken... DEM Parti'den Dikkat Çeken Ziyaret! Selahattin Demirtaş ile Görüşülecek
    DEM Parti’den Dikkat Çeken Ziyaret! Yarın Gerçekleşecek

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***