Yazar: SG

  • 40 günlük bebeği 7. kattan aşağı attı

    40 günlük bebeği 7. kattan aşağı attı


    İstanbul’un Pendik ilçesi Kurtköy Mahallesi’nde 6 katlı bir apartmanda dün saat 17.15 sıralarında İlayda Nur Ö. (17) iddiaya göre babaannesi Huriye S. ile birlikte komşuları Murat ve Sultan D.’nin evine misafirliğe gitti.

    Aile teras katında mangal yaparken, down sendromlu İlayda Nur Ö. habersizce aşağı kata indi, beşikte yatan 40 günlük bebek Emin Egemen D.’yi camdan aşağı attı.

    İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, bebeğin hayatını kaybettiğini belirledi.

    Serbest Görüş:

    Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, olay yeri inceleme ekipleri de çalışma yaptı. İlayda Nur Ö. ve babaannesi Huriye S. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

    40 günlük bebeğin cansız bedeni Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılırken, polis olayla ilgili inceleme başlattı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cemevinde Çirkin Provokasyon! Önce Tahrik Etti, Sonra Atatürk Büstüne Saldırdı

    Cemevinde Çirkin Provokasyon! Önce Tahrik Etti, Sonra Atatürk Büstüne Saldırdı


    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı Cemevi’ne kşam saatlerinde giden bir şahıs, provokatif davranışlarda bulundu. Cemevinde abdest alıp namaz kılmak isteyen şahsın talebi görevliler tarafından reddedildi. Görevlilerle tartışan şahıs daha sonra cemevi önünde bulunan Atatürk büstüne saldırdı.

    BÜSTÜ YERİNDEN SÖKTÜ

    Büstü bulunduğu yerden sökerek zarar veren şahıs olay yerine çağırılan polis ekiplerince gözaltın alındı. Olayın ardından Garip Dede Dergahı’ndan açıklama geldi.

    ‘O KAPIDAN GİREN KİMSEYE İNANCI SORULMAZ’

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Garip Dede Dergahı Cemevi Alevi toplumunun inanç merkezidir. O kapıdan giren hiç kimseye, inancı, milliyeti sorulmaz. Alevi misin, sünni misin diye sorulmaz. Garip Dede, garipleri, fakiri fukarayı, hoşgörü, barış ve sevgi ile tüm toplumu eşitlikçi dengede tutarak her canı mihman kabul eder.

    ‘TAHRİK EDİCİ HAREKETLERDE BULUNDU’

    Bugün bilgisi, düşüncesi ve ideolojisi kirli olan bir şahıs cemevimize gelmiş, ısrarla namaz kılmak, abdest almak istemiş kısacası bir takım tahrik edici hareketlerde bulunmuştur.

    Kirli fikirlerine bahane arayan bu karanlık zihniyetli şahsa, canlarımız tepki vermiş bunun üzerine bu şahıs daha da ileri giderek, Dergahımızın yaşam alanı içinde sağa sola saldırmış ve Atatürk büstüne zarar vermiştir. Bu iğrenç saldırıları kınıyoruz.

    ‘BU SALDIRI BİR PROVOKASYONDUR’

    Alevi toplumunun düşünce, kanaat ve adaletin taşıyıcısı olan cemevlerimizde sadece Aleviler Cem yapar, yeryüzündeki farklı farklı inançtaki insanların kendi ritüel ve ibadet şekillerini kendi inandıkları mekanlarda yapması samimiyettir diyoruz. Hiç kimse bir başkasına nasıl ibadet yapabileceğini dayatamaz. Kendisi gidip benim gibi ibadet edeceksiniz diye tehdit edemez. Kimsenin kendi inancını bize dayatmasına asla izin vermeyiz. Bu saldırı bir provokasyondur. Tüm canlarımızı bu konuda sağ duyuya çağırıyoruz.”

    Kaynak: Sözcü

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KESK 56 ilde emekçilere seslenecek: Gelin omuz omuza verelim

    KESK 56 ilde emekçilere seslenecek: Gelin omuz omuza verelim


    AMED – KESK, 30 Kasım’da Ankara’da düzenleyeceği miting için 56 ilde çalışmalarını sürdüreceğini duyurarak, “Gelin güvenli gelecek için omuz omuza verelim” çağrısı yaptı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Amed Şubeler Platformu, 30 Kasım’da Ankara’da yapılacak Bütçe Mitingi’nin Amed’de gerçekleştirilecek çalışmalarının startını verdi. KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 1 No’lu Şube binasında gerçekleştirilen açıklamaya, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın yanı sıra KESK’e bağlı çok sayıda sendika temsilcisi katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona, “Emekten yana demokratik halk bütçesi istiyoruz” yazılı pankart asıldı.

     

    ‘TÜM EMEKÇİLERLE BİR ARAYA GELECEĞİZ’

     

    Burada konuşan Koçak, “Geçinemiyoruz, mücadelede birleşiyoruz” şiarıyla düzenleyecekleri miting kapsamında Amed’de birçok kurumu ziyaret ettiklerini kaydetti. Gerçekleştirdikleri ziyaretlerde, emekçilerin yaşadığı sorunlara karşı artık “dur” deme zamanın geldiğini gördüklerini belirten Koçak, “Gittiğimiz bütün kurumların verdiği tepkiden anlaşıldığı üzere, herkes bütçeden hakkını herkes istiyor, artık yoksulluk istemiyor. 30 Kasım’a kadar yürüteceğimiz örgütleme programımızın ilk ayağı olan Amed’de halkın ciddi desteğini aldığımızı gördük. 30 Kasım’da sadece KESK olarak değil, aynı zamanda tüm emekçilerle bir araya gelmeyi hedeflemiştik. Çünkü bütçe hakkının istendiği bir mitin olacak. Bütçe kamusal alanda hizmet almayı bekleyen halkın talebidir. O gün alanda emekçi halkların tamamı kendi rengiyle, alanda bizim yanımızda olacak. Onlarla birlikte talebimizin sesini yükselteceğiz. Hiçbir mitingin sonunda hızlı değişim beklentisi olmaz. Ancak ne kadar büyük ve güçlü geçerse o zaman iktidar da politikalarını ona göre düzelmek zorunda kalır. Halkın meşru görmediği iktidarın sonunun geldiğini herkes görüyor” şeklinde konuştu.

     

    56 İLDE ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLECEK 

     

    Yarın da çalışmaların startını vermek için Mêrdîn’de olacaklarını belirten Koçak, bu çalışmaları 56 ilde yürüteceklerini aktararak, “Elbette devamı olacak. 30 Kasım final mitingi olmayacak. 30 Kasım bizim için mücadelenin ara durağıdır. Ya bu iktidar değişecek ya da biz bu iktidarı değiştireceğiz” dedi.

     

    ÊLIH

     

    Kürdistan ve Türkiye’nin bütün illerinden katılım sağlanacak miting için KESK Êlih Şubeler Platformu da Yılmaz Güney Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Êlih Belediyesi Eşbaşkanları Gülistan Sönük ve Yeşil Işık, Êlih Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri katıldı.  “Artık yeter geçinemiyoruz” pankartının açıldığı açıklamada, “Savaşa değil emekçiye bütçe”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” ile “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı. 

     

    ‘BİRLEŞİK ORTAK MÜCADELE’

     

    Burada konuşan Eğitim Sen Êlih Şube Başkanı Ramazan Bilmez iktidarın emekçilere dönük politikalarına tepki göstererek, “Kamu emekçisinden işçisine, asgari ücretlisinden emeklisine, çiftçisinden kadınlarına, gençlerine kadar halkın ezici çoğunluğunun haklarına yönelik saldırı dalgasına karşı birleşik ve ortak bir mücadeleyi örmek için çaba sarf etmeye devam edeceğiz.30 Kasım 2024 tarihinde Ankara’da gerçekleştireceğimiz Merkezi Miting ile emeğin kürsüsünü kuracağız” dedi. 

     

    MİTİNGE KATILIM ÇAĞRISI

     

    “Bu düzene itirazım var” diyenlerin mitingi alanında olması çağrısında bulunan Bilmez, “Tüm emekçilere, vatandaşlara seslenerek sözlerimizi tamamlamak istiyoruz; Hepimiz biliyoruz ki yüzünü sermayeye sırtını emekçilere dönen bu düzen kendiliğinden değişmeyecektir. Tarihin sayfaları omuz omuza verdiğimizde karşımızdakileri kumdan kalelere dönüştürdüğümüz örneklerle doludur. Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim” ifadelerini kullandı.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gözaltında şiddet ve taciz: İrademizi kıramazlar

    Gözaltında şiddet ve taciz: İrademizi kıramazlar


    İSTANBUL – İstanbul’da “özgürlük” mitingi açıklaması sırasında gözaltına alınanlar, şiddet ve tacize maruz kaldı. Kolunda morluk oluşan Fince Akman, “İrademizi kıramazlar” dedi. 

     

    Amed’deki “özgürlük” mitingine katılmaların izin verilmemesi üzerine konuya ilişkin açıklama yapmak isteyen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul İl Örgütü’ne izin verilmedi. İzin verilmeyen açıklamada bulunan 30 kişi ise darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan bazılarının “taciz” ve “kötü muameleye” maruz kaldığı belirtildi. “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “örgüt propagandası yapmak” ve “Suçu ve suçluyu övmek” iddiasıyla haklarında işlem yapılanlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. 

     

    ‘ŞİDDET, TACİZ, KÖTÜ MUAMELE’

     

    Eyleme katılan yurttaşların çoğu ters kelepçeyle gözaltına alınırken, bazıları polisin “şiddet, taciz ve kötü muamelesine” maruz kaldıkları ifade edildi. Tutsak yakınlarından 57 yaşındaki Fince Akman olay esnasında darp edildiği fotoğrafları ortaya çıktı. Akman’ın kolunda ve gözlerinin altında gözle görülür morarmalar olduğu görüldü. Yine gözaltı sırasında üst araması yapılan kadınlar, polisin “fiziksel tacizine” maruz kaldığını ifade etti. Çoğunun ise bileklerinde ters kelepçenin sıkı bağlanmasından kaynaklı morarmalar meydana geldi.

     

    EMNİYETTE SORULANLAR

     

    Emniyet ifade tutanaklarında yurttaşlara, “Eylemden ne şekilde haberdar oldunuz, eyleme katılmanız için size baskı yapıldı mı?” şeklinde sorular yöneltildi. Yine yurttaşlara, “Her yer Amed her yer direniş”, “Tecrit insanlık suçudur”, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarının neden atıldığı, “eylemin yasak olmasına rağmen neden katıldıkları, uyarılara rağmen neden dağılmadıkları” yönünde sorular soruldu. 

     

    ‘TACİZE UĞRADIM’

     

    Gözaltına alınanlara yönelik darp, kötü muamele ve taciz emniyet ifade tutanaklarına da yansıdı. İfade tutanaklarında yansıyan bilgilere göre, kadınlar gözaltına alınma sırasında “fiziksel tacize” maruz kaldıklarını ifade etti. Polisin kendilerini ters kelepçeyle gözaltına aldığını belirten S. K. ifadesinde, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Gözaltı aracına bindirilmeden önce bir kadın polis tarafından tacize uğradım. Üzerimde telefon olmadığını söylememe rağmen elle bütün vücudumu taciz ederek, telefonu aradı. Ve sonrasında ters kelepçe takıldı, bu durumdan dolayı bileklerimde yaralar oluştu” diye belirtti. 

     

    ‘İŞKENCE GÖRDÜM’

     

    M.A. ise üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Gözaltına alınırken, darp edildim. İşkence gördüm. Ters kelepçe ile uzun saatler bekletildim” yönünde ifade verdi. 

     

    Darp edilen ve kötü muameleye kalanlar darp raporu alırken, raporunun sisteme yüklenmesinin ardından suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti. 

     

    O GÜNÜ ANLATTI

     

    Polis şiddetine maruz kalan tutsak yakınlarından Fince Akman ise olay günü yaşananları Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı. 

     

    Kötü muameleye maruz kalan Fince Akman, “Biz oraya tecrit ve özgürlük için gidecektik. Ancak izin vermediler. Bunun üzerine biz de Kadıköy’e basın açıklamasını için gittik. Daha sonra orada bize saldırdılar. Burada ‘Basın açıklaması yapamazsınız’ dediler. Bizi darp ettiler. Hem tekmelerle, hem kollarımızı çevirerek bizi darp ettiler. Gözaltı aracına kadar bizi darp ettiler. Aracın içinde de bize işkence ve hakaret ettiler. Herkesi ters kelepçeyle gözaltına aldılar. Yine aracın içinde 7 saat bizi beklettiler ve gece geç saatlerde bizi serbest bıraktılar” ifadelerini kullandı.

     

    ‘İRADEMİZİ KIRAMAZLAR’

     

    Durumun bir irade kırma çalışması olduğunu dile getiren Akman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlar bizim irademizi kırmaya çalışıyorlar. Biz bir kere söz verdik. 40 yıldır irademizi kıramamışlar, şimdi mi kıracaklar, irademizi kıramazlar. Var olduğumuz sürece biz önderliğimizin, tutsaklarımızın, davamızın arkasında olacağız.”

     

    MA / Ömer İbrahimoğlu

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’nın bakım sektöründe Türkler ilk sıralarda

    Almanya’nın bakım sektöründe Türkler ilk sıralarda


    Almanya’da sağlık personeli eksikliği son yıllarda giderek büyüyen bir endişe kaynağı haline geldi. Salı günü yayımlanan bir rapor, özellikle bakım sektöründeki açığın kapatılmasında yurt dışından gelen iş gücünün ne denli önemli bir rol oynadığını ortaya koydu.

    İstihdam Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü’nün (IAB) raporuna göre, 2022’den bu yana sektördeki istihdamda görülen artış tamamen yurt dışından gelen çalışanlar tarafından desteklenirken, Alman bakım personelinin sayısında düşüş eğilimi gözleniyor.

    Türkiye’den gelenler ilk sıralarda

    Almanya’da bakım sektöründe çalışanların toplam sayısı, 2013-2023 yılları arasında yüzde 26’lık artışla bir milyon 700 bine yükseldi. Yurt dışından gelen çalışanların sayısı ise aynı dönemde yaşlı bakımında yüzde 273, hasta bakımında ise yüzde 256’lık rekor artış gösterdi.

    2023 Haziran ayında her altı çalışandan birinin yurt dışından geldiği bir noktaya ulaşıldı. Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan üçüncü ülkelerden gelenlerin sayısının AB’den gelenlerden fazla olduğu belirtildi. AB üyeleri arasında en fazla Polonya, Hırvatistan ve Romanya’dan bakım personeli Almanya’yı tercih ederken üçüncü ülkelerde hem hasta bakıcı hem de yaşlı bakımında Türkiye ilk sıralarda yer aldı. Ülkede 11 bin 328 ile en fazla Bosna-Hersek’ten hasta bakıcı istihdam edildiği belirtildi. Onu 9 bin 426 ile Filipinler takip ederken Türkiye, 9 bin 99 kişi ile üçüncü sırada yer aldı. Yaşlı bakımında ise 7 bin 388 personel ile Türkiye başı çekti. Berlin’in personel alım anlaşmalarının bulunduğu Vietnam, Hindistan ve Tunus gibi ülkelerden de çok sayıda çalışanın Almanya’ya geldiği kaydedildi.

    “Yabancı iş gücüne bağımlılık sürecek”

    Enstitüye göre, yurt dışından gelenler bakım sektöründeki açığın daha da büyümesinin önüne geçmeye katkıda bulunurken, bakım hizmetlerinin devamlılığını sağlıyor. Çok sayıda Alman bakım personelinin önümüzdeki yıllarda emekliye ayrılacağını hatırlatan IAB, Almanya’nın yabancı iş gücüne bağımlılığının devam edeceğine dikkat çekerek yurt dışından daha fazla çalışanın ülkeye çekilmesi için teşvikler talep etti.

    IAB Araştırmacısı Doris Wiethölter, iş gücü için kolaylaştırılmış bir göç sürecinin yanı sıra, diplomaların tanınması ve gelen personelin nitelik ve yeterliklerine daha fazla değer verilmesi gerektiğini ifade etti. Wiethölter, “Yeni çalışanları daha uzun süre burada tutabilmek için de genel anlamda daha iyi bir karşılama kültürüne ihtiyacımız var” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şemrex’te kültür ve sanat etkinliklerine yoğun ilgi

    Şemrex’te kültür ve sanat etkinliklerine yoğun ilgi


    MÊRDÎN – Şemrex’te kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında resim sergisi ve pekmez yarışması düzenlendi.

     

    Mêrdîn’in Şemrex (Mazıdğaı) ilçesinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Şemrex Belediyesi ile Sanatça Organizasyon işbirliğiyle gerçekleştirilen ve 2 gün sürecek olan kültür ve sanat etkinlikleri resim sergisiyle başladı. Festival öncesi belediye personelleri tarafından hazırlanan alanda, tekstil kursundaki kursiyer kadınların yaratıcı drama yoluyla yapmış oldukları resim ve çalışmalar sergilendi.

     

    Etkinlikler kapsamında öğlen saatlerinde de ilçenin en iyi pekmez üreticisini belirlemek için “Pekmez Yarışması” yapıldı. Yarışmanın jürisi DEM Parti Mêrdîn Milletvekilleri Saliha Aydeniz, Beritan Güneş Altın, Dêrik Belediye Eş Başkanları Songül Özbahçeci, Cengiz Temelli, Kerboran (Dargeçit) Belediye Eş Başkanı Aziz Ramazan Akın ve Şemrex Belediye Eş Başkanları Kudret Uçuk ile Hamdin Demir’den oluştu. Yoğun ilgi gören yarışmada ilçenin en iyi pekmez üreticisi seçilerek, tam, yarım ve çeyrek altın hediye edildi. 

     

    Yarışmaya katılıp sıralamaya giremeyen diğer üreticilere de çeşitli hediyeler verildi.

     

    Pekmez yarışmasının ardından festival Dengbêj Kurdê ile Dengbêj Mukaddes ve müzisyen Eylül Nazlıer’in seslendirdiği kilamlarla sürdü. 

     

    Etkinlikler, yarın gerçekleştirilecek konserle sona erecek.

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ümit Nağmeleri; zulmün sanatla anlatıldığı bir yolculuk 

    Ümit Nağmeleri; zulmün sanatla anlatıldığı bir yolculuk 


    AHMET KURUCAN | YORUM

    New Jersey’de geçen Cumartesi günü üst başlık “Ümit Nağmeleri” adı altında bir program yapıldı. Detaylarını merak eden şuradan okuyabilir. Çok güzel haberleştirmişler.

    Bin 100’u kişiyi aşkın insanın tam 3 saat boyunca salonu terk etmeden ümitle, heyecanla, sevinçle, kederle, acıyla, ıstırapla, gülerek, ağlayarak izlediği bir programdı bu.

    Yukarıda yapmış olduğum tasvir ihtimal zihinlerinizi karıştırmıştır. “Ne demek gülerek-ağlayarak, ne demek sevinçle ve kederle?” demiş olabilirsiniz. Hayır şaşırmayın. Bunlar insanı insan yapan duygular.

    Hayat tekdüze devam etmiyor herkesin bildiği gibi. Sevinç de keder de; gülmek de ağlamak da insana has bir özellik. Mühim olan bu duyguların hayatın tekdüze devam etmediği gerçeği nazara alınarak yerinde ve doğru bir şekilde kullanılması.

    Ben şahsen ‘Ümit Nağmeleri’ programında bunu gördüm. Türkiye’de yaşanan zulümlerin müzik, edebiyat ve tiyatro başta olmak üzere sanatın çeşitli dillerinin kullanılarak topluma anlatılmasıydı yapılan. Bilenlere hatırlatılması, bilmeyenlere, “Bak bunlar da yaşanıyor!” denilmesi, on binlerce kilometre uzakta bu zulümleri yaşayanlara da, “Sizleri unutmadık!” mesajı verilmesi…

    Dünyanın değişik ülkelerinden bizlere bu karmaşık duyguları performansları ile yaşatan gençlerimizden birinin dediği gibi: “Bizleri yetiştirmek için yıllarca verdiğiniz emekler boşa gitmedi. Bu mesajı vermek için geldik ülkelerimizden.”

    El-hak onlar bu mesajı verdiler. Peki biz o mesajı alabildik mi? Alıp bundan sonra gereğini yerine yerine getirebilecek miyiz? İşte bütün mesele bu.

    Bazıları böylesi programların Şubat’ın soğuğu, Haziran’ın fırtınası, Temmuz’un sıcağına rağmen yoluna devam eden hizmetleri şirin gösterme, insanları teşvik etme anlamını taşıdığını yazıyor. Doğrudur. Bu amaç elbette vardır. Ama burada şuna dikkat etmek lazım; bu türlü programlar insanların özgür iradelerini ellerinden almıyor ki?

    Bu programlara gitme ya da gitmeme, sonrasında destek vermek ya da vermeme konusunda herkes kendi kararını kendisi vermiyor mu?  Hatta bu tenkitlerin özgürce dile getirilmesi bile o şahsi tercihlerin neticesi değil mi?

    Neyse programa döneyim…

    Sunucu Güney Afrika’lı Nicholas Bixa’nın şu cümlesi günün anlam ve önemine vurgu yapan bir cümleydi: “Hayat yaşanmaya, tarih yazılmaya devam ediyor.”

    Bütün acı ve ızdıraplara, bütün keder ve üzüntülere rağmen hayat gerçekten yaşanmaya ve tarih de yazılmaya devam ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken şey, yaşanmaya değer bir hayatın olması. Hayata anlam katılması. ‘Ümit Nağmeleri’ bence o anlamı yeniden hatırlattı bize. Hem de çok güçlü bir şekilde.

    Geçenlerde bir yerde okumuştum. Auschwitz kampında Hitler’in zulmünden kurtulan bir Yahudi kendisi ile yapılan röportajda diyor ki: “Çektiğin çileyi anlamlandırabiliyorsan dayanma gücün artıyor.”

    Tecrübe konuşuyor. Kaldı ki psikologlar da aynı şeyi söylüyor: “Geleceğe yönelik ümitleri kaybedenler hayata tutunamıyor. Hele ani ümit kırılmaları insanı öldürüyor.”

    “Su akıyor ve yatağını buluyor.”

    Evet, su akacak ve yatağını bulacak. Yatağını hemen, şimdi bulamasa bile akmaya devam edecek ve birgün gelecek mutlaka bulacak.

    Sanat Yönetmeni Mahmut Nedim Hazar başta olmak üzere programda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler ediyorum. Yıkmak kolaydır. Nitekim gördünüz yıkmanın ne kadar kolay olduğunu. 50 yıllık-100 yıllık birikimlerin bir gecede, arka planda yapılan hazırlıklarını da hesaba katacak olursanız 5-10 sene içinde nasıl yıkıldığını müşahade ettiniz.

    Tamir ise zordur. Bu yıkımların tamiri 5-10 senede olmayacaktır ama ümidimiz o ki birgün mutlaka olacaktır. ‘Ümit Nağmeleri’ bu ümidin varlığını ve suyun yatağını bulma istikametinde aktığını bize gösterdi. Sağ olsunlar, var olsunlar.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 36 ilde 269 kişi gözaltına alındı

    36 ilde 269 kişi gözaltına alındı


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Diyarbakır’da pazar günü düzenlenmek istenen mitinge yönelik, 7’si DEM Parti milletvekili olan 13 hesap yöneticisinin tespit edildiğini, gözaltına alınan 5 kişiden 1’inin tutuklandığını ve 4’ü hakkında adli kontrol kararı alındığını bildirdi. Diyarbakır’daki miting çağrısı öncesi 36 ilde operasyonların düzenlendiğini de belirten Yerlikaya, 269 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. 

    Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından, Diyarbakır’da DEM Parti tarafından düzenlenmek istenen izinsiz mitinge ilişkin açıklama yaptı.

    “Diyarbakır’da yaşanan kışkırtıcı, terör propagandası yapılmaya çalışılan ve şiddeti öven sahnelere kesinlikle müsamaha göstermeyiz. Bölücü terör dahil ülkemize ve demokrasimize yönelik her türlü tehdidi bertaraf etmeye karalıyız” ifadesini kullanan Yerlikaya, Diyarbakır Valiliğince “kamu düzeni ve güvenliğinin bozulmaması amacıyla” alınan yasaklama kararına rağmen mitingin 13 Ekim Pazar günü yasa dışı şekilde gerçekleştirilmeye çalışıldığını belirtti.

    Bakan Yerlikaya, “13 Ekim 2024 Pazar günü yasa dışı şekilde miting gerçekleştirmeye çalışan ve terör örgütünü destekleyici nitelikte sosyal medya paylaşımları yapan toplam 47 hesap yöneticisi Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımızca yürütülen sanal devriye faaliyetlerinde tespit edilmiş ve haklarında işlem başlatıldı” dedi. 

    Yerlikaya, şu bilgileri paylaştı:

    “Aynı gün sosyal medya hesaplarında, bölücü terör örgütü elebaşının fotoğrafını paylaşan 7’si DEM Parti milletvekili olmak üzere toplam 13 hesap yöneticisi tespit edildi. Aynı gün bölücü terör örgütü lehine örgüt propagandası yaptığı tespit edilen 5 şüpheli gözaltına alındı, 1 şüpheli çocuk muhafaza altına alındı. Gözaltına alınanlardan 1 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheliye adli kontrol kararı verildi. Muhafaza altına alınan çocuk serbest bırakıldı. Yasa dışı propaganda yapan diğer şüphelilerin tespit işlemleri devam etmekte.”

    “36 ilde 269 şüpheli gözaltına alındı”

    Diyarbakır’da miting çağrısı öncesi 36 ilde operasyonların düzenlendiğini de bildiren Yerlikaya, şunları kaydetti:

    “Ayrıca miting duyurusu ve öncesinde düzenlenen (Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Ardahan, Antalya, Aydın, Batman, Bingöl, Bitlis, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Eskişehir, Elazığ, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkari, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Malatya, Mardin, Muğla, Osmaniye, Sakarya, Mersin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Van, Yozgat) 36 ildeki operasyonlarda ise daha önce taş ve molotofkokteyli atarak illegal sokak olaylarına katılan, üst düzey örgüt mensuplarıyla fotoğrafları tespit edilen, sözde tecridin kaldırılmasına yönelik eylemleri organize etmeye çalışan bölücü terör örgütü üyesi 269 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.”

    Yerlikaya, operasyona ilişkin, Cumhuriyet Başsavcılıklarını, Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığını, İstihbarat Başkanlığını, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığını, İl Emniyet Müdürlükleri TEM Şube Müdürlüklerini tebrik ederek, “Milletimizin duası sizinle. Terör örgütleriyle mücadelemiz azim ve kararlılıkla sürecek.” ifadelerini kullandı.

  • Bir Daron Acemoğlu’na Nobel ekonomi ödülü getiren konuya bakın, bir Türkiye’nin neler yaptığına

    Bir Daron Acemoğlu’na Nobel ekonomi ödülü getiren konuya bakın, bir Türkiye’nin neler yaptığına


    Serbest Görüş Ekonomi

    Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülmesine ilişkin olarak, “Bir Daron Acemoğlu’na Nobel ekonomi ödülü getiren konuya bakın, bir Türkiye’nin neler yaptığına. Daha kötüsü hâlâ bunları yapmakta olduğuna…” dedi. 

    Türkiye olarak  Acemoğlu’nun Nobel ekonomi ödülü almasından gurur duyulduğunu ifade eden Aktaş, yazısında şunları söyledi:

    “Ama madalyonun bir de öbür yüzü var.

    Bu gurura bir hüzün eşlik etmeli.

    Hüznün yanında üzüntü de olmalı.

    Biz nerede hata yaptık diye düşünmeli insan.

    Bir Daron Acemoğlu’na Nobel ekonomi ödülü getiren konuya bakın, bir Türkiye’nin neler yaptığına. Daha kötüsü hâlâ bunları yapmakta olduğuna…

    Hukukun üstünlüğü! Halkı sömüren kurumlar!

    Artık herkesin kendi adaletini sağlama durumuna gelmesini geçtim; o bir asayiş sorunu diyelim. Şu rezerv alan yaklaşımı bile tek başına büyük bir hukuki sorun değil mi? Toplumun çok büyük bir kesimini ilgilendirmediği için üstünde fazla durulmadı. Bu düzenleme dayanak yapılarak özellikle zaten perişan olmuş deprem bölgesinde insanların evlerine, arsalarına adeta el konulmuyor mu?

    Bu uygulama hukuki ama adalet yok ki!

    Hukukla adalet bağının nasıl koptuğuna tipik bir örnek bu.”

    Yazının tamamını okumak için tıklayın..

     

     

     

  • Güney Afrika polisinden dev operasyon: Bir haftada 15 bin suçlu yakalandı

    Güney Afrika polisinden dev operasyon: Bir haftada 15 bin suçlu yakalandı


    TÜRKMEN TERZİ | JOHANNESBURG TR724

    Günde yaklaşık 70 insanın cinayete kurban gittiği Güney Afrika’da polis suçlulara karşı çok kapsamlı operasyonlar başlattı. Güney Afrika Polis Servisi (SAPS), yoğun suçla mücadele faaliyetleri kapsamında yürüttüğü Shanela Operasyonu ile 7 Ekim Pazartesi ile 13 Ekim Pazar 2024 tarihleri arasında ülke genelinde toplam 14 bin 715 şüpheliyi tutukladı.

    Shanela Operasyonu ile SAPS, yol kontrol noktaları, izleme operasyonları, devriye gezileri, durdurma ve arama faaliyetleri ile aranan şüphelilerin yakalanması gibi çeşitli suçla mücadele yöntemleri kullanarak ülke genelinde suç oranını azaltmak için kararlı adımlar atmaya başladı.

    SAPS’tan yapılan açıklamada, her operasyonun, ilgili eyaletin Polis Komiseri tarafından yönetildiği ifade edilerek, geçen hafta gerçekleştirilen operasyonlarda kaydedilen tutuklamaların rakamları paylaşıldı. Ülke genelindeki operasyonlarda, 2 bin 990 aranan şüpheli tutuklandı. Bunlardan 84’ü tecavüz, 30’u cinayet ve 316’sı ağır bedensel zarar (GBH) suçlarından aranıyordu.

    143 kişi cinayet suçundan, 204 kişi tecavüz suçlamasıyla tutuklanırken, 112 kişi cinayete teşebbüs suçlamasıyla gözaltına alındı. En fazla tutuklama 70 kişi ile KwaZulu-Natal’da gerçekleşti.

    153 uyuşturucu satıcısı yakalandı. 494 sürücü alkollü araç kullanmaktan, bin iki kişi uyuşturucu bulundurma suçlamasıyla tutuklanırken, bu suçluların 247’si Gauteng eyaletinde yakalandı. 112 kişi ruhsatsız silah bulundurma suçundan gözaltına alındı. Bu kişilerin 32’si KwaZulu-Natal’da, 27’si Batı Cape’de tutuklandı. 619 kişi kaçak alkol ticareti suçlamasıyla tutuklanırken, en fazla tutuklama 197 kişi ile KwaZulu-Natal’da gerçekleşti.

    SAPS, ayrıca son bir hafta içerisinde önemli sayıda malzeme ele geçirdi. Yapılan operasyonlarda 127 silah ele geçirildi. KwaZulu-Natal’da 27, Batı Cape’de 22 ve Doğu Cape’de 18 silah operasyonlarda bulundu. 2 bin 295 mermi ele geçirildi. 83 kaçırılmış ve çalınmış araç bulundu. Bu sayı bir önceki haftaya göre 25 artış gösterdi.

    SAPS Genel Komiseri General Fannie Masemola; Gauteng SAPS narkotik birimi ve Etiyopya Federal Polisi’nin ortak çalışmasıyla Addis Ababa’da 12 Ekim 2024 Pazar günü 5.4 milyon Rand (307 bin 500 Dolar) değerinde kokain ile yakalanan 29 yaşındaki Güney Afrikalı kadın uyuşturucu kuryesinin tutuklanmasından övgüyle bahsetti.

    Johannesburg’taki OR Tambo Uluslararası Havalimanı’nda, Sao Paulo’dan gelen bir uçuştan alınan bir bagajda 25 milyon Rand değerinde kokain ele geçirildi. Limpopo’da görev yapan 43 yaşındaki bir çavuş, sigorta dolandırıcılığı suçlamasıyla tutuklandı.

    Soruşturmalara göre, çavuşun cenaze, hayat ve kaza sigortasından 10 milyon rant elde ettiği ve altı cinayetle bağlantılı olduğu belirlendi. Geçen ay Hlokazi’de bir aileden yedi kişiyi öldürmekle bağlantılı iki şüpheli, Umlazi’de polis memurlarına saldırmaya çalıştıkları sırada vurularak öldürüldü.

    Polis Teğmen Albay Amanda van Wyk basınla paylaştığı bildiride, Ulusal Güvenli Festivaller Dönemi Kampanyası’nın 11 Ekim 2024 Cuma günü Gauteng’de başlatıldığını duyurdu. Bu kampanya, suç önleme ve ciddi şiddet suçlarına karşı mücadele amacıyla tüm ülke genelinde polis varlığını artırmayı hedefliyor.

    SAPS, tüm Güney Afrikalılar ve ziyaretçilerin güvenliğini sağlamak adına operasyonlarına devam edeceğini belirtti. Güney Afrika’da polis Noel ve Yılbaşı tatili öncesi ülkede güvenliği artırmaya devam edecek.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***