Yazar: SG

  • Milli forma, dede mirası!

    Milli forma, dede mirası!


    HASAN CÜCÜK | HABER ANALİZ

    Juventus, Milan ve Inter gibi marka kulüplere sahip İtalya’da bir aile var ki adeta ülke futboluna damga vurdu. Maldini ailesinden bahsediyorum. İtalya, Uluslar A Ligi’nde İsrail’i konuk ederken, dakikalar 73’ü gösterdiğinde ülke futbolunda yeni bir kilometre taşı aşıldı. Raspadori’nin yerine oyuna giren Daniel’le, Maldini ailesi üç nesil boyunca milli formayı giyen ilk İtalyan ailesi oldu. İtalyan futbolunda Maldini soyadı Cesare ile başladı. İlerleyen yıllarda bayrağı oğul Paolo devraldı. Dün akşam ise sahne sırası torun Daniel’indi. Maldini ailesinin İtalya’da başka örneği şimdilik bulunmuyor. Ancak Avrupa’nın diğer ülkelerinde üç nesil milli formayı giyen aileler görmek mümkün.

    1954’de Milan formasını giymeye başlayan ‘dede’ Cesare Maldini tam 12 sezon boyunca formasını başarıyla taşıdı. Defans oyuncusu olan Cesare, 347 maçta ter döküp 4 şampiyonluk gördü. 14 kez gök-mavili milli formayı giyen Cesera, futbolu bıraktıktan sonra teknik adamlık yaptı. Cesare Maldini’nin çalıştırdığı takımlar arasında Milan ve İtalya Milli Takımı da yer aldı.

    Bayrağı babası Cesera’dan devralan Paolo, ülke futbolunun efsanelerinden biri oldu. Tam 25 yıl Milan formasını giyen Paolo Maldini, kazanmadık başarı bırakmadı. 1984-2009 arasında Milan formasıyla 647 maçta 7 şampiyonluk ve 5 Avrupa kupası sevinci yaşadı. Milli formanında değişmezi olan Paolo, 126 maçta ülkesini temsil etti.

    Oğul Maldini’den sonra gözler ‘torunlara’ çevrildi. İlk aday Poalo’nun büyük oğlu Christian oldu. Milan alt yapısından yetişen ve Maldini soyadını yeşil sahalarda taşıması beklenen Christian büyük bir hayalkırıklığı oldu. Vasatın çok altında kaldı. Sıradan takımlarda sıradan geçen kariyerini 27 yaşında noktaladı.

    Christan’la hüsran yaşayan Maldini ailesinin imdadına Paolo’nun diğer oğlu Daniel yetişti. Milan alt yapısından yetişen Daniel, dedesi ve babasının aksine defans değil, forvet ve hucüma yönelik orta saha oyuncusu. Milan formasını ilk kez 2 Şubat 2022’de Verona karşısında giyen Daniel, babasının efsaneleştiği kulüpte tutunmayı başaramadı.

    Farklı kulüplerde kiralık oynayan Daniel Maldini, Temmuz ayında bedelsiz olarak Monza’ya transfer oldu. Milan formasıyla 24 maça çıkan genç oyuncu, Monza’da düzenli olarak forma giyerek Serie A’da takımının önemli isimlerinden biri haline geldi. Bu sezon çıktığı 7 maçta birer gol ve asist katkısı veren Daniel, milli takım aday kadrosunda yer buldu.

    İsrail’e karşı 4-1 kazanılan bu maçta oyuna sonradan dahil olan genç Maldini, maç sonrası yaptığı açıklamada, “Milli formayı giymek çok gurur vericiydi. Ailem tribünde olduğu için bu anı daha da özel hale getiren bir deneyimdi.” dedi.

    Gudjohnsen ailesi…

    Türkiye deplasmanda İzlanda’yı 4-2 yendiğinde, rakip oyunculardan biri tam üç nesildir milli formayı terletiyordu. İzlanda futbolunda derin izi olan Gudjohnsen ailesinden bahsediyorum. Üçüncü kuşağın temsilcisi Andri Gudjohnson, İzlanda’nın ikinci golünü atan isimdi.

    İzlanda futbolunda Gudjohnson’lar silsilesi dede Arnor’la başladı. 73 kez milli formayı giyen Arnor bayrağı oğlu Eidur’a devretti. İzlanda futbolunun yetiştirdiği en kariyerli isimlerden biri olan Eidur, Barcelona ve Chelsea formalarını giydi. Milli formayı 88 maçta giyip 26 gol atıp, ülkenin en skorer ismi oldu. Eidur milli forma emanetini oğulları Andri ve Sveinn Aron’a teslim etti. Gent formasını giyen Aron 28 maçta sahne alıp, 7 gol attı. 26 yaşındaki Sveinn Aron Gudjohnsen  ise milli formayı 20 maçta giyip, 2 gol kaydetti. Gudjohnson ailesinin üçüncü kuşağının bir diğer temsilcisi Daniel ise hızla A milli yolunda ilerliyor. Şimdilerde U19 formasını giyen 18 yaşındaki Daniel, İsveç’in Malmö takımında top koşturuyor.

     

    İspanya’da ise Marcos Alonso ailesi üç nesil boyunca milli oyuncu verme geleneğini devam ettirdi. Şimdilerde Celta Vigo’nun sol beki Marcos Alonso Mendoza, dedesi ve babası gibi futbol hayatını üst düzey (Chelsea, Barcelona) takımlarda geçirdi. 9 kez milli takımda görev alan Marcos Alonso’nun babası Marcos Alonso Pena, Atletico Madrid ve Barcelona’da forma giyerek birçok şampiyonluk yaşadı. Pena, futbolculuk hayatında 22 kez de milli formayı giydi. Marcos Alonso’nun dedesi Marquitos lakaplı Marcos Alonso Imaz ise 1954-62 yıllarında Real Madrid’de oynadı. Savunmada görev alan ve 2 kez milli formayı giyen Marquitos, Real Madrid’in 1950’li yıllarda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ile İspanya Birinci Futbol Ligi’nde beşer şampiyonluk yaşadığı kadronun önemli parçalarından biriydi.

    Weiss ailesinin Slovakya futbolunda ayrı bir yeri var. Vladimir Weiss, kendisiyle aynı isme taşıyan babası ve dedesinin izinden giderek futbolcu olmayı tercih etti. Slovakya Milli Takımı’nda 77 karşılaşmaya çıkıp 8 gol atan ve Manchester City, Bolton Wanderers, Rangers, Espanyol, Olympiakos gibi takımlarda oynayan 34 yaşındaki Vladimir Weiss, ailedeki en kariyerli futbolcu olarak öne çıkıyor. Vladimir Weiss’ın babası ve dedesi, Çekoslovakya Milli Takımı’nda forma giyse de ülke dışında büyük takımlarda görev yapmadı.

    Kenneth Kluivert, Surinam forması giyerken, oğlu Patrick Kluivert Hollanda için sahaya çıktı. Patrick’in oğlu Justin Kluivert da aynı şekilde Hollanda Milli Takımı’nda forma giyerek aile geleneğini sürdürdü.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suudi Arabistan’a Galata Kulesi İnşa Edildi! Görmenin Bedeli Dudak Uçuklatıyor

    Suudi Arabistan’a Galata Kulesi İnşa Edildi! Görmenin Bedeli Dudak Uçuklatıyor


    Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde bulunan tema parkının ortasına minyatür Galata Kulesi yapıldı. Sosyal medyada Galata Kulesi’nin görüntülerinin paylaşılmasıyla birlikte, Arap halkı parka akın etti.

    Benzersiz mimari yapısıyla dikkat çeken Galata Kulesi, ziyaretçilerin fotoğraf çekinmek için en çok tercih ettiği noktalardan biri haline geldi. Galata Kulesi’nin önünde İstiklal Caddesi’nin simgesi tramvay ve arkasında Kapalı Çarşı’nın kapısı da bulunuyor.

    GÖRMENİN BEDELİ DUDAK UÇUKLATTI

    Tema parkı görmenin bedeli ise tam 109 Suudi Arabistan Riyali, bu fiyat ABD parasıyla 29 Dolar, Türk Lirası’na çevrildiğinde ise yaklaşık 1000 TL.

    DAHA ÖNCE DE EYFEL KULESİ VE PİRAMİTLER YAPILMIŞTI

    Tema parkı daha öncesinde de Eyfel Kulesi ve Piramitler gibi başka ülkelerinde mimari eserlerinin küçük kopyalarını yapmıştı.

    Kaynak: Mynet

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnsani koşullarda çalışmak isteyen işçilere zulüm yapmayın

    İnsani koşullarda çalışmak isteyen işçilere zulüm yapmayın


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Fernas işçilerinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı. Başarır, ”Buradan sesleniyorum Emniyet müdürlüğü ile görüşeceğiz. Burada hak arayan, insanca çalışmak isteyen ve  insani koşullarda çalışmak isteyen bu işçilere bu zulmü yapmayın” dedi.

    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, milletvekilleri ile Fernas işçilerinin gözaltına alındığı Kurtuluş Parkı’na gitti. Park’ta  açıklama yapan Başarır, emniyet müdürüne seslenerek gözaltına alınan işçilerin serbest bırakılmasını istedi. Başarır, konuşmasının devamında şunları söyledi.

    Tıklayın – Açlık grevlerinin ikinci gününde, 32 Fernas işçisi ve 5 sendikalı gözaltına alındı: Soma’dan yeri altından geldiler, ekmeklerine bile el konuldu

    “Fernas İşçilerin bulunduğu Kurtuluş Parkı’na geldik ve İşçiler polis trafından gözaltına alınmış. Burdan sesleniyorum Emniyet Müdürlüğü ile görüşeceğiz. Burda hak arayan, insanca çalışmak isteyen ve insani koşullarda çaışmak isteyen bu işçilere bu zulmü yapmayın. Birkaç arkadaşımız vardı onları bir şekkilde kurtarmaya çaılştık. Ama şimdi emniyet müdürlüğüne sesleniyoruz. Milletvekilleri mecliste bambaşka bir hukuksuzlukla uğraşırken buraya gelip alın teriyle çalışıp haklarını aramak isteyen insanları gözaltına almanız kabul edilemez. Fernas işçilerini bırakın. Biz meclis olarak, CHP grubu olarak bu olayı takip ediyoruz etmeye devam edeceğiz. İşçilerin giysileri, battaniyeleri hepsi burda ama onlar emniyette. İnsani bir eylem yapıyorlar, insanca davranılma zorunluluğu var bu işçilere.” (ANKA)

     

     

     

  • AKP kulislerinde asgari ücrette öne çıkan rakam 23-25 bin TL

    AKP kulislerinde asgari ücrette öne çıkan rakam 23-25 bin TL


    Serbest Görüş Ekonomi

    2025 yılında uygulanacak yeni asgari ücretin muhtemel tutarına ilişkin etki analizleri yapılırken, en düşük emekli maaşı konusunda da çalışma başlatıldı. Beklenen enflasyon oranında zam yapılacağı yönündeki spekülasyonlara rağmen, asgari ücrete en az geçmiş dönem enflasyonu oranında artış yapılması olasılığı güçleniyor. AKP kulislerinde de ağırlıkla 23-25 bin lira arası bir rakam konuşuluyor. Emeklilere yapılacak zamla birlikte düzeltme ihtiyacı gündeme gelecek en düşük emekli aylıklarının 14- 16 bin arasında olacağı varsayımıyla bunun da bütçeye etkisi hesaplanıyor.

    Emeklilik sisteminde köklü değişiklikler düşünülürken, bu değişikliklerin 2025’ten önce gerçekleşmesi mümkün görülmüyor. Kök maaşıyla ilgili sorunun bir an önce çözülmesi konusunda çalışan Hükümet, bu sorunu ve emeklilikle ilgili sistemli değişikliği 2025 yılı bütçesini gördükten sonra hayata geçirmeyi hedefliyor.

    AKP’de, Ocak ayı için en düşük emekli maaşının ne kadar olmasına ilişkin bir taraftan etki analizlerini çıkarırken, bir taraftan da ne kadar olması konusunda çalışma başlatıldı. Ocak ayından itibaren en düşük emekli maaşlarının 14 ile 16 bin TL arasında olacağı varsayımıyla bunun bütçeye etkisi hesaplanıyor. Bu analizler yapılırken, enflasyon oranını da görmek gerektiğinin altı çiziliyor.

    Asgari ücret ne kadar olacak?

    Gözler Aralık ayında toplanacak olan Asgari Ücret Komisyonu’na çevrilmiş durumda. 2025 yılı asgari ücretin ne kadar olacağına ilişkin kulislerde 23 ile 25 bin rakamı konuşulmaya başlandı.

    Asgari ücrete Temmuz ayında ara zam yapılmadığından, Ocak ayında asgari ücrete yapılacak zam beklentisinin de yüksek olacağı tahmin ediliyor. Değişik rakamların bütçeye getirisini hesaplanıyor. Etki analizlerinin Aralık ayından önce raporlanması bekleniyor.

    Ekonomim’den Besti Karalar’ın haberine göre, AKP’li kaynaklar, Meclis’in yoğun gündemi nedeniyle, çok olağanüstü bir durum olmadığı sürece yılbaşına kadar ekonomi düzenlemeleri içeren yeni bir torba teklifin gündemlerinde olmadığını dile getirdi.

    Enflasyon oranında artarsa 24 bin 142 lira olacak

    Ekonomi yönetimi temel prensip olarak asgari ücreti beklenen enflasyon oranında artırmayı öngörüyor. OVP’de 2025 yılı enflasyonu yüzde 17.5 olarak öngörülüyor. Ancak bu orandaki artışın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda kabul edilmesi çok mümkün görünmüyor. Çünkü asgari ücrete bu yıl başında tek artış yapıldı ve ocak ayından bu yana aynı ücret ödeniyor. Eğer 2025 için öngörülen yüzde 17.5’lik enflasyon oranında artırılırsa asgari ücret 19 bin 977 lira olacak. Asgari ücret gerçekleşen enflasyon (yüzde 42) oranında artırılırsa 24 bin 142 lira olacak. Eğer asgari ücret 25 bin liraya çıkarsa artış oranı yüzde 47.04, 23 bin liraya çıkarılırsa yüzde 35.27 oranında artış yapılmış olacak.

    10 bin 989 altındaki emekli aylıkları için yasa şart

    Yılın ikinci yarısındaki enflasyon emekli aylıklarıyla memur maaşlarını da doğrudan etkileyecek. Bu oran emekli aylıklarına olduğu gibi yansıtılacak, memurlar ise toplu sözleşme ile aldıkları yüzde 10 ile gerçekleşecek enflasyon arasındaki farkı alacaklar. Ancak eğer bir yasal düzenleme yapılmazsa kök ücreti 10 bin 979 lira ve altında olup aylığı 12 bin 500 liraya tamamlanan emekliler için herhangi bir ücret artışı olmayacak. Çünkü 10 bin 979 liralık kök ücrete ikinci yarıdaki olası yüzde 13.85’leik enflasyon eklenince 12 bin 500 liraya çıkıyor. İkinci yarıdaki enflasyon yüzde 13.85 olursa kök maaşı 12 bin 500 lira olanlar 14 bin 231 lira almaya başlayacaklar.

     

     

     

  • Down sendromlu çocuk, komşularının 40 günlük bebeğini 6. kattan attı

    Down sendromlu çocuk, komşularının 40 günlük bebeğini 6. kattan attı


    İstanbul Pendik’te, 17 yaşındaki down sendromlu İlayda Nur Ö., misafirliğe gittiği komşularının 40 günlük bebeği Emin Egemen D’yi altıncı kattan aşağı attı. Bebek hayatını kaybetti. Trajik olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Olay, dün akşam saat 17.15 sıralarında İstanbul’un Pendik ilçesi Kurtköy Mahallesi’nde 6 katlı bir apartmanda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İlayda Nur Ö. babaannesi Huriye S. ile birlikte komşuları Murat ve Sultan D.’nin evine misafirliğe gitti. Aile teras katında mangal yaparken, down sendromlu İlayda Nur Ö. habersizce aşağı kata indi. Beşikte yatan 40 günlük Emin Egemen D.’yi kucağına alan İlayda Nur Ö, bebeği camdan aşağı attı.

    İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, bebeğin hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken olay yeri inceleme ekipleri de çalışma yaptı. İlayda Nur Ö. ve babaannesi Huriye S. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. 40 günlük bebeğin cansız bedeni Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılırken polis olayla ilgili inceleme başlattı.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    ÖNCEKİ YAZIBahçeli’den bir adım daha; Öcalan’a çağrı!SONRAKİ YAZI18 gündür aranıyordu; Rojin Kabaiş’in cansız bedeni bulundu

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sert Konuştu

    Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sert Konuştu


    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu VAR’da hatalar olduğunu belirterek, “Yeni gelen direktörle beraber, bu hataları özellikle VAR’da minimuma indireceğiz. Talimatlar değiştirilecek. Kim ne söylüyorsa cezasını çekecek. Gördüğünü, duyduğunu yazmayan bizimle beraber yürümeyecek” dedi.
    TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, katıldığı bir televizyon programında federasyondaki çalışmalar, eski yönetimin mali tabloları, hakem kararları ve yabancı sayısı gibi birçok konuda ilgili açıklamalarda bulundu. Yönetim kurulu olarak her kulübe eşit baktıklarını vurgulayan Hacıosmanoğlu, “Yönetim kurulumuz ile aynı düşüncedeyiz. Başaramazsak, gideriz. O işleri kontrol etmek için elbette güvendiğin insanlarla çalışacaksın. Spor bakanının beni desteklemesi gerekmiyor, burası özerk bir federasyon. Rakibimi desteklediğini de hissetmedim. Biz hayatımızda para biriktirmedik, dost biriktirdik. Gizli kahramanlar var, onların sayesinde, kalbinin temiz olduğunu, niyetinin halis olduğunu insanlar anladığında seni destekliyor. Oy vereni de vermeyeni de ayırmıyoruz, herkese eşit bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MALİ TABLOLARDA OYNAMA YAPILMIŞ”

    TFF’de bir önceki yönetimin gelir-gider tablolarında oynamalar yaptıklarını detaylıca aktaran Hacıosmanoğlu, “Burada futbolun temel sorunu var. Sadece Büyükekşi’den kaynaklanmıyor. 20-30 senenin birikimi var. Biz çiftlik devraldık. Bu çiftliği normal haline döndürmeye çalışıyoruz. İlk önce bölgelerden başladık, bölgeleri kapattık. Mali tablolarda oynama yapılmış. Arkadaşlarımız inceleyince, 270 milyon TL açık var. Mali direktörle arkadaşlar konuşunca, nasıl olduğunu sordum. Görevine son verdik. Kalemlerle oynama yapılmış. 2003’ün giderlerini 2004’e gösterirsen tablo temize çıkar. Para aldığın sponsorların gelirini, gelir diye yazmazsan… Detaylar ortaya çıktığı zaman duyarsınız. İleriye dönük olanlarla beraber 660 milyon TL. Şu anda yıl sonu bütçeyi dengelememiz için 660 milyon bulmamız lazım. 4 milyon 330 bin Euro misafir ağırlanmış. Geçenlerde önüme 70 bin Euro da fatura geldi. Şampiyona bittikten sonra misafirler 2-3 gün daha kalmışlar. Maç oynanan şehirlerde bile değil, lüks yerlerde kalınmış. 633 bin Euro’luk loca parası ödenmiş. 2 milyon küsür Euro bilet parası ödenmiş. Karşılığında gelirin 17 milyon TL” şeklinde konuştu.

    “KİM NE SÖYLÜYORSA CEZASINI ÇEKECEK”

    Hakem kararlarında hataların minimuma indireceklerini aktaran TFF Başkanı şunları söyledi:
    “Hakemlerin maç oranında yüzde 80’i genç hakem. Yeni jenerasyon diyoruz. Kasıtlı hatalar toplumu da ilgilendirir. Bizde VAR’da hata var. Merkez Hakem Kurulu başkanımız da çalışıyor. Yeni gelen direktörle beraber, bu hataları özellikle VAR’da minimuma indireceğiz. Talimatlar değiştirilecek. Kim ne söylüyorsa cezasını çekecek. Gördüğünü, duyduğunu yazmayan bizimle beraber yürümeyecek. Şimdiki talimatta ceza veremiyorsun ama bu talimatı değiştireceğiz.”

    “3. LİG’DEKİ GRUPLARI AZALTACAĞIZ”

    Başkan Hacıosmanoğlu, Türk futbolunun kurtuluşunun amatörden geçtiğini belirterek, “Yerli havuzumuz az. Bu kargaşalardan sonra kimse amatöre dönüp de bakmıyor. Türk futbolunun kurtuluşunun amatörden geçtiğine inanıyorum. Bakanlığımızla koordineli çalışarak oralara da el atacağız. 3. Lig’deki grupları azaltacağız. Zaman içerisinde hedefimiz bir gruba düşürmek. Avrupa’da bunun örnekleri yok. Kulüplerimizle konuşarak bunun hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kulüplerin menfaatleri de önemli ancak marka değeri de önemli. Karşılıklı anlaşarak bunu yapacağız. Önümüzdeki sezona bunları yetiştireceğiz” dedi.

    “YABANCI FUTBOLCU SAYISINI SERBEST BIRAKACAĞIZ”

    Alt ligler ve yabancı sayısıyla ilgili düşüncelerini de aktaran Hacıosmanoğlu, “Takımları azaltarak yerli havuzunu artırmamız lazım. Profesyonel takımları azaltmamız lazım. 64 tane profesyonel takım var, amatördeki takım da yarışmacı takım kuruyor. Üretim nerede? Süper Lig’de çalışmalarımız yetişeceğine inanıyorum. Biz yabancıyı serbest bırakacağız. Şu anda 11 tane yabancı oynayabiliyor ama bunu nitelikli hale getirirseniz yabancı çöplüğünden Türkiye’yi kurtarmış olursunuz. Önümüzdeki sene yabancı serbest olacak. Nitelikli hale getireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gözaltı sırasında kaburgaları kırılan Kösen hastaneye kaldırıldı

    Gözaltı sırasında kaburgaları kırılan Kösen hastaneye kaldırıldı


    ŞIRNEX – Tilqebîn’de gözaltına alındığı sırada darp edilen DEM Parti Tilqebîn Belde Eşbaşkanı Lezgin Kösen hastaneye kaldırıldı ve kaburgalarının kırıldığı tespit edildi. 

     

    Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesine bağlı Tilqebîn (Başverimli) Beldesi’nde “Savaşa hayır barış hemen şimdi” talebiyle bir araya gelen Barış Anneleri Meclisi üyelerinin nöbet eylemine saldıran askerler, 3’ü gazeteci 22 kişiyi gözaltına aldı.

     

    KÖSEN’İN KABURGALARI KIRILDI 

     

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Tilqebîn Belde Eşbaşkanı Lezgin Kösen gözaltına alındığı sırada darp edildi. Sağlık kontrolü için Silopi Devlet Hastanesi’ne götürülen Kösen’in kaburgalarının kırıldığı tespit edildi. Şırnak Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Kösen’e yapılan tetkiklerin ardından kaburgasının kırıldığı tespit edildi ve yatış işlemleri gerçekleştirdi.

     

    Kösen’in yanı sıra Cizîr Belediyesi Eşbaşkanı Abdurrahim Durmuş, Silopiya Belediyesi Meclis üyesi Abdullvahap Admiş, DBP üyesi Sadun Aklant’ın da ağır bir şekilde darp edildiği öğrenildi.

     

    22 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

     

    Askerlerin saldırısında gözatılana alınanların isimleri şöyle: “Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Meclis üyesi Gögercin Aras, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn İl Eşbaşkanı Necla Acıbucak, DEM Parti Cizîr İlçe Eşbaşkanı Yılmaz Sanrı, Cizîr Belediyesi Eşbaşkanı Abdurrahim Durmuş, Perihan Nayır, Nurten Sancar, Baran Bakin, Serdar Kayaalp, Abdulvahap Admiş, Abdulaziz Baysak, İbrahim Kaylan, Nuri Salğucak, Sadun Aklant, Muryeme Turan, Davut Kalkan, Dahila Admış, Aynur Ayas, Perihan Nayır ve Mehmet Akman.”

     

    Barış Annelerinin nöbet eylemini takip eden Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Zeynep Durgut ve Mahmut Altıntaş, Jinnews muhabiri Derya Ren de darp edilerek gözaltına alındı. 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD de IFLC ile ‘4 Mevsim’i yaşadı

    ABD de IFLC ile ‘4 Mevsim’i yaşadı


    ORHAN AKKURT | HOUSTON TR724

    Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) tarafından hazırlanan ve Antonio Vivaldi’nin ünlü eseri “Dört Mevsim”den esinlenen “4 Mevsim” adlı gösteri, ABD’nin Houston şehrinde izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Stafford Centre’da gerçekleşen etkinlik, farklı kültürlerden gelen genç yeteneklerin sahne performanslarıyla adeta bir renk cümbüşüne dönüştü.

    Yaklaşık bin 200 kişinin katıldığı gecede, dünyanın dört bir yanından gelen 70 öğrenci, müzik, dans ve şarkılarıyla kültürel çeşitliliğin en güzel örneklerini sergiledi. Avrupa turnesinin ardından ABD’ye taşınan “4 Mevsim”, izleyicilerden tam not alırken, salonu dolduran konuklar sık sık alkışlarıyla performanslara eşlik etti.

    “Farklılıklarımız bizi zenginleştiriyor”

    Etkinliğe katılan ABD Kongre Üyesi Randy Weber, IFLC’nin çalışmalarının önemine dikkat çekerek, kültürel çeşitliliğin ulusun gücünü temsil ettiğini vurguladı. Weber, “Bu etkinlik sadece bir kutlama değil, aynı zamanda toplumumuzun kültürel zenginliğinin güçlü bir hatırlatıcısıdır. Manşetlerde genellikle bölünmelerin öne çıktığı bir dönemde, bu festival bize farklılıklarımızın bizi bölmediğini, aksine zenginleştirdiğini hatırlatıyor,” dedi.

    Weber, sahne alan genç yeteneklerin geleceğin teminatı olduğunun altını çizerek, “Bu genç insanlar, toplumlarımızın geleceğidir. Farklı miraslarımızı kucaklayarak, özgürlük, fırsat ve saygı gibi ortak değerler etrafında bir araya geliyorlar. Onlar bize, kökenlerimiz ne olursa olsun, ortak değerlerimizin bizi birleştirebileceğini gösteriyorlar,” ifadelerini kullandı.

    Geleceğe umutla bakan bir toplum

    Etkinliğin başarısında gönüllülerin rolüne değinen Kongre Üyesi Weber, “Kültürel anlayışın gelişen bir toplum için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. IFLC gibi etkinliklere katılarak diyaloğu teşvik eder ve topluluklarımızı güçlendiren bağlantılar kurarız,” dedi.

    Weber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu etkinliği mümkün kılan tüm organizatörlere, gönüllülere ve katılımcılara minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Onların profesyonelce ve özverili çalışmaları, bu gecenin başarısında büyük pay sahibi oldu.”

    “Dünyanın Renkleri bir arada”

    Amerikan Türk İş Konseyi Başkanı Orhan Küçükosman, gecede yaptığı “Hoş geldiniz” konuşmasında, 25 farklı ülkeden 70 öğrencinin IFLC için Houston’a geldiğini belirtti. Küçükosman, “Bu öğrenciler burada birbirleriyle ilk kez tanıştılar, ama şimdiden yıllardır arkadaşmış gibi davranıyorlar. Evet, farklılıkları var — renkleri, etnik kökenleri, dinleri farklı olabilir, ama birbirlerini mükemmel şekilde anlıyorlar çünkü evrensel bir dil kullanıyorlar: sevgi dili. İşte bu yüzden bu öğrencilere ‘Dünyanın Renkleri’ diyoruz,” dedi.

    IFLC’nin kuruluş vizyonuna da değinen Küçükosman, “IFLC’nin arkasındaki vizyoner Fethullah Gülen’dir. Bu vizyonu 2003 yılında başlattı ve IFLC, o günden bu yana dünyanın birçok ülkesini gezdi. Ona uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum,” şeklinde konuştu.

    Stafford Belediye Başkanı’ndan destek

    Stafford Belediye Başkanı Ken Mathew, IFLC’yi şehirlerinde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kültürel etkinliklerin toplumları bir araya getirmedeki önemine vurgu yaptı. Mathew, “Farklı kültürlerin bir araya gelerek oluşturduğu bu zenginlik, toplumumuzun en büyük değerlerinden biridir,” dedi.

    Farklı dillerle söylenen 20 farklı şarkı

    Gecenin ilerleyen saatlerinde sahne alan genç sanatçılar, izleyicilere adeta bir dünya turu yaptırdı. ABD, Romanya, Kenya, Kazakistan, Endonezya, Kırgızistan, Papua Yeni Gine, Moldova, Arnavutluk, Fransa, Almanya, Avustralya, Güney Afrika ve Tanzanya gibi birçok ülkeden gelen öğrenciler, Vivaldi’nin “Dört Mevsim” eserine modern bir yorum getirerek şarkı ve danslarını sergiledi.

    Gösteri, Almanca, Türkçe, İngilizce, Portekizce, Farsça, Kürtçe, Kazakça dahil 18 farklı dilde söylenen yaklaşık 20 şarkıyla zengin bir repertuara sahipti. Dünya kültürlerinden 8’i aşkın dans koreografisiyle yeteneklerini gösteren gençler, salonu coşkuyla dolduran izleyicilerden büyük alkış aldı.

    “Biz Babadan Böyle Gördük” şarkısına büyük ilgi

    Gecenin en dikkat çeken anlarından biri, genç sanatçıların seslendirdiği “Biz Babadan Böyle Gördük” şarkısı oldu. İzleyicilerin yoğun isteği üzerine şarkı yeniden seslendirilirken, salonu dolduran konuklar hep bir ağızdan şarkıya eşlik etti.

    Gönüllü öğrenciler etkinlik boyunca aktif olarak çalıştı

    Organizasyonda herhangi bir aksaklığın yaşanmaması için üniversite öğrencileri, doktor, iş insanları gönüllü olarak görev yaptı. Program öncesi tanıtımdan sahne arkasındaki detaylara kadar her aşamada büyük bir özveriyle çalışan ekip, etkinliğin kusursuz bir şekilde gerçekleşmesine ciddi katkı sağladı.
    Katılımcılar, ‘4 Mevsim’in Houston’da sahnelenmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek benzer organizasyonların devam etmesinin önemine dikkat çekti.

    Fethullah Gülen’den IFLC’nin ‘4 Mevsim’ programına özel mesaj

    Fethullah Gülen Hocaefendi, ABD’nin Houston şehrinde düzenlenen ‘4 Mevsim’ gösterisi için özel bir mesaj gönderdi. Hocaefendi, “İnsanlığın önündeki problemlerin çözülebilmesi ve bir barış iklimini yeşertebilmesi için, derin bir merhamet hissi ve anlayışa sahip, sevgi ve saygı dolu bir genç nesil yetiştirmenin elzem” olduğunu ifade ederek “ Dünya sorunlarına duyarlı olan bu gençleri desteklemek, hepimizin ortak mesuliyetidir.” dedi.

    Gülen’in mesajinin tamamı şöyle;

    “Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin değerli organizatörleri, ev sahipleri ve destekçileri; kıymetli misafirler,

    Sonbahardaki mevsim değişikliğini idrak ettiğimiz bu günlerde Uluslararası Dil ve Kültür Festivali, farklı coğrafya ve kültürlerden gençleri bir araya getirerek kalplerimize bir huzur rüzgarını sunmaktadır.

    Umut ve kardeşlik içinde bir araya gelen bu gençler ortak evimiz olan dünyamızda birbiriyle geçinemeyip kavga edenlerin sebep olduğu ve insanlığın üzerine kara bir gölge gibi düşen acılara karşı yapılabilecek en güzel şeyi yapıyorlar. Belki onlar insanlığın problemlerini çözme imkânlarına sahip değiller ama ortaya koydukları tablo ile bir misal oluyor, demek ki böyle bir kardeşlik de mümkünmüş dedirtiyorlar ve herkese bir ümit kaynağı oluyorlar.

    İnsanlığın önündeki problemleri çözebilmesi ve bir barış iklimini yeşertebilmesi için, derin bir merhamet hissi ve anlayışa sahip, sevgi ve saygı dolu bir genç nesil yetiştirmemiz elzemdir. Dünya sorunlarına duyarlı olan bu gençleri desteklemek, hepimizin ortak mesuliyetidir.

    Uluslararası Dil ve Kültür Festivali, işte tam bu mesuliyetin şuuruyla farklı coğrafyalardan gelen gençlerin kalplerine ve zihinlerine “insanlık kardeşliği” tohumlarını ekiyor, birbirlerini tanımalarını, empati kurmalarını ve kalıcı dostluklar geliştirmelerini sağlıyor.

    Böyle değerli bir program keşke daha yaygın yapılabilse, daha çok insana ulaşabilse, daha çok gencimize katılma imkanları sağlanabilse diye hepimiz arzu ederiz. Ama mevcut imkanlarla ortaya konan bu projenin mütevazi çerçevesine bakarak umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Küresel problemler ancak ülkeler ve uluslararası organizasyonların iş birliğiyle çözülebilir. Bizlere düşen, elimizdeki imkanlarla güzel tablolar ortaya koyarak bir misal teşkil etmek ve görenleri imrendirmektir. Er veya geç insanlık bu güzel misallerden ilham alarak el ele verme şuuruna ulaşacaktır.

    Ne yazık ki, sağlık durumum bu değerli programa bizzat katılmama izin vermiyor. Mevlana Celâleddin-i Rumi der ki ayni dili konuşanlar değil ayni duyguları paylaşanlar anlaşabilir. Sizlerle ayni duyguları paylaştığım inancıyla beni manen aranızda gibi kabul edip selam ve tebriklerimi kabul etmenizi istirham ederim.

    Bu güzel etkinliği düzenleyen komiteye, katılan gençlerimize, maddi ve manevi destek veren dostlarımıza ve zaman ayırarak gelen kıymetli misafirlerimize gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Programın icra edildiği Texas eyaleti halkına da en içten selamlarımı iletiyorum.

    Cenab-i Hak bu cabalara yumun ve bereketler ihsan etsin, insanlık kardeşliğine ulaşma yolunda fiili bir dua olarak kabul etsin ve hepimizi bütün dünyada barış solukladığımız günlere bir an evvel ulaştırsın.”

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güneş olmayınca ayçiçekleri birbirinden enerji alır

    Güneş olmayınca ayçiçekleri birbirinden enerji alır


    HABER-İZLENİM | EBRU NİDA BİLİCİ, Washington

    Dünyanın farklı ülkelerindeki Hizmet okullarında eğitim görmüş öğrenciler, ABD’de düzenlenen Ümit Nağmeleri turnesiyle gönül dostlarına unutulmaz saatler yaşatıyor.

    New Jersey’den sonra Pazar akşamı da Washington DC ve Virginia bölgesinde Amerikan Türk Dostluk Derneği (ATFA) ile ortaklaşa düzenlenen gösterideydik. Farklı ülkelerden aynı gayeyle bir araya gelen gençlerin şiir, şarkı ve skeçlerle süslenmiş gösterisi muhteşemdi. Öğrencilerin çok başarılı ve samimi performansları karşısında salonu dolduran yüzlerce izleyici de adeta duygu seline kapıldı. Yer yer sahneye çıkıp gençlerin performansına katılan izleyicilerin, kimi zaman mutluluktan kimi zaman da hüzünden gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

    Program, Güney Afrika’daki Hizmet okullarından mezun olup, halen orada Biyoloji öğretmeni olarak görev yapan sürpriz sunucu Nicholas Bixa’nın, başarılı bir Türkçe’yle renkli ve coşkulu esprilerin eşlik ettiği sunumuyla başladı. Kendisini “Diyarbakırlı Enişte Nicholas” ifadeleriyle tanıtan Nicholas da başlı başına bir gösteri yapıyor gibiydi program boyunca. Esprili bir şekilde programda görev alan gençleri tanıtan Nicholas, seyircileri de hareketlendirip onları gösterinin bir parçası haline getirmeyi başardı.

    Genç sanatçıların sahne aldığı gösteri, Zülfü Livaneli’nin klasikleşen eseri ‘Merhaba’ ile açıldı. Şarkıya çok sayıda izleyici de eşlik etti. Hemen ardından yine Livaneli’den bir eser vardı. Bu kez iki genç ses Mehlika ve Mehtap ‘Sürgün’ parçasını yorumladı.

    Türkiye’nin zengin müzik kültürü, geniş bir yelpazede profesyonel sanatçıları aratmayan gençler tarafından icra edildi. Genç yetenekler Grup Yorum’dan ‘Uğurlama’, Manga’dan ‘Dursun Zaman’, Cem Adrian’dan ‘Kül’ eserlerini, büyük bir ustalıkla yorumladı.

    Kırgızistan’dan Tariel, Fethullah Gülen’in ‘Bir Yiğit Vardı’ şiirini seslendirdi.

    Amini, Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Bizim Şarkımız’ şiirini, Türkçe Olimpiyatları ve IFLC sahnelerinden yetişen Xhoni ‘Aşılmaz’ı, Tariel ‘Kendine İyi Bak’ı yorumlayarak dinleyenleri Ahmet Kaya, Said ise ‘İtirazım Var’ şarkısıyla Müslüm Gürses yolculuğuna çıkardı.

    Programın sonlarına doğru, önce bulundukları yerde oynayan sonra da halay kurup sahneye çıkan seyircilerin çok eğlendikleri anlaşılıyordu.

    Programda sadece eğlence ve neşe yoktu. Program konseptinde, Türkiye’de sosyal soykırıma uğrayan hayatları altüst edilen ve hapishanelerde ömürleri tüketilen Hizmet gönüllülerinin yaşadıklarına önemli yer verildiği için bu mümkün de değildi. Yer yer hüzünlü, yer yer de trajikomik bir anlatımla, hem şarkılarla hem de tiyatral gösterilerle acılar dile getirilerek yüreklere dokunuldu.

    KHK’lı öğretmen Fadime Güler’in kansere yakalandıktan sonra yazdığı ELVEDA adlı şiir, dinleyenleri gözyaşlarına boğdu. Mehlika ve Mehtap tarafından seslendirilen Sürgün şarkısı da dinleyenlere hüzünlü anlar yaşattı.

    Ümit Nağmeleri Yeryüzü mirasçılarının yönetmenliğini yapan ve kendisi de Almanya’da sürgünde yaşayan Gazeteci yazar Mahmut Nedim Hazar, konuşması esnasında günebakan çiçeklerinin pek bilinmeyen bir yönünden bahsederek yaptığı hatırlatma, aslında programın amacını da ifade ediyordu: Bu çiçekler kış mevsiminde, güneşin olmadığı günlerde birbirlerine dönerler, birbirlerinden ışık ve güç almaya çalışırlar. Bugün yaptığımız tam da bu. Birbirimize bakıp, birbirimizden enerji almak için burdayız, bir aradayız.

    Hakikaten o anda salonda ve gönüllerde yaşananı özetleyen bu cümle çok anlamlıydı. Salonda bulunan, hatta turne boyunca birçok mekanda toplanarak, Hizmetin dünyanın farklı yerlerinde yetişmiş meyveleri olan gençleri dinleyen binlerce insanın yaşadığı da tam buydu. Zulmün amansız bir şekilde sürdüğü bu karanlık günlerde birbirimizden güç almak, birbirimize omuz vermek olmalıydı amaç.

    Hiçbir suçu olmadığı halde hapse atılan onbinlerce Hizmet gönüllüsü kadın, erkek ve çocukların durumunu anlatan Medrese-i Yusufiye konsepti doğrultusunda, trajikomik hapis ortamlarının resmedildiği skeçler, atılan iftiraların altının ne kadar boş, anlamsız hatta komik olduğunu gözler önüne seriyordu. Hayatında hiçbir kesici ya da yaralayıcı aleti eline almamış, çoğu itibariyle oldukça eğitimli insanların terörist olmakla suclanmasının sorgulandığı oyun, yüreklerde derin bir acı ve yüzlerde buruk bir gülümseme bıraktı.

    Binlerce mağdurun yaşadığı hayatların örneklerini program boyunca kah bir şarkıyla kah bir şiirle ya da tiyatral gösteriyle anlatan gençler, izleyenlere ümit vermeyi de ihmal etmedi. Yaşananları ifade etmek için farklı sanat dallarını, çok başarılı şekilde icra eden gençler, izleyenlerin ümidine güç verdi. Ailece programa katılıp verilen mesajları gelecek nesillere de aktarmaya çalışan anne babalar, kardeşlerinin acıları karşısında tek yürek olabilmenin örneğini çocuklarına da yaşatmanın sevinci içindeydiler.

    Hizmet ölçüleri içinde hep beraber eğlenmeyi çok özlediğini ifade eden ailelerin, çocuklarıyla birlikte böyle coşkulu bir gün geçirebilmenin mutluluğunu duydukları belliydi. Bir şarkıda gülüp, diğerinde ağlayarak, gençlerin ve yetişkinlerin aidiyet duygusunu yeniden hatırlayıp bunu hep birlikte yaşamaları da bugünün sonunda onlara kalan bir başka güzel duyguydu.

    Kendi ülkelerinden binlerce kilometre uzakta da olsalar, acılarımızı samimi biçimde paylaşan, anadilimizde şarkılarla hüzün ve neşemize ortak olan gençlere, misafirperverlik ruhuyla yüreklerini açarak salonları dolduran seyirciler de bu gösteride alkışı hak ediyordu.

    Skeçlerden birinde de dile getirilen Hizmet bitti mi, süreç ne zaman bitecek sorularının, hem sahnedekilerin hem seyircilerin verdiği gönül ortaklığı ve salonu dolduran büyük coşkuyla cevaplandığı bir geceydi yaşanan. Hepimiz ordaydık, o halde bu hizmet bitmemişti. Allah istemedikçe de bitmeyecek, devam edecekti. Tüm gönül dostlarıyla bir arada olmak, bu güzel gençleri izlemek için toplanmak, birlikte ağlamak birlikte gülmek, niyazlara birlikte amin demek paha biçilmez duygular yaşattı herkese. Kırgız, Azeri, Arnavut, Tanzanyalı, Kenyalı, Kazak ve diğer gençlerin birlikte seslendirdiği, “Söz verdik, asla dönmeyeceğiz” adlı ezgi de dinleyenleri hüzünlendirirlen, hem derin duygular tazelendi, hem de yüreklerde bu verilen söz yeniden hatırlandı.

    Gecenin sonunda 2025’te yeni bir başka gösteride buluşmak üzere sözleşerek Washington’a veda eden Yeryüzü Mirasçıları ile seyircilerin yüzünde aynı huzur ve umut görülüyordu.

    Yeryüzü Mirasçıları bu duraktan sonra 15 Ekim’de Dallas, 18 Ekim’de San Francisco ve 20 Ekim’de Los Angeles’da sahne alacak.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 7 gündür aranan Rus uyruklu kadın ölü bulundu

    7 gündür aranan Rus uyruklu kadın ölü bulundu


    Rus uyruklu 57 yaşındaki Margarita Karaca’dan, 8 Ekim’de Altınordu ilçesinde bulunan evinden çıktıktan sonra haber alınamadı.

    Kaybolduğu gün ailesi tarafından ihbar edilmesi üzerine bölgede güvenlik güçleri tarafından çalışma başlatıldı.

    Polis ekiplerince kayıp şahıs olarak aranan kadının, Boztepe Mahallesi Pirahmet mevkiinde bulunan fındık bahçesinde cesedine ulaşıldı. Şahsın psikolojik sorunlarının olduğu ve 1 yıl içerisinde 2 defa intihara teşebbüs ettiği iddia edildi.

    Serbest Görüş:

    Jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***