Yazar: SG

  • Pew anketine göre kamuoyu Türkiye’de iktidar ve demokrasiye nasıl bakıyor?

    Pew anketine göre kamuoyu Türkiye’de iktidar ve demokrasiye nasıl bakıyor?


    Merkezi Washington’da bulunan Pew Araştırma Merkezi, Türkiye kamuoyunun mevcut iktidara, devlet kurumlarına, uluslararası siyasi liderlere ve demokrasinin işleyişine bakışını araştırdı.

    Araştırma, 29 Ocak ile 11 Mart arasında 1049 kişiyle yapılan yüz yüze görüşmelere dayanıyor. VOA Türkçe araştırmada öne çıkan bulguları derledi.

    Mevcut iktidara bakış

    Ankete katılan yetişkinlerin yüzde 55’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olumsuz, yüzde 43’ü de olumlu görüşe sahip. Olumlu görüşte bu oran, 2017 yılına kıyasla 32 puanlık bir düşüşe işaret ediyor.

    Ankete göre, 18 ile 34 yaş arası yetişkinler, 50 yaş ve üstüne kıyasla mevcut iktidara daha olumsuz bakıyor.

    Araştırmaya göre Erdoğan’la ilgili olumlu görüşe sahip olan yetişkinler genel olarak,

    • Hükümete daha çok güveniyor,
    • Türkiye’de demokrasinin durumundan daha memnun,
    • Güçlü bir lidere dayanan hükümet şekline daha çok destek veriyor,
    • Ordu, dini liderler ya da mahkemelerin ülke üzerinde iyi bir etkiye sahip olduğunu düşünmeye daha çok eğilimli,
    • Çin ve Rusya’ya daha olumlu bakıyor.

    Araştırmaya katılan 10 Türk’ten 6’sı yani yüzde 61’i, hükümetin gelecekte yaşanabilecek doğal afetlere hazırlanmak üzere gerekli önlemleri alacağından emin olmadığını söylüyor.

    Demokrasiye bakış

    Türkiye’de yapılan ankete katılanların yüzde 67’si demokrasinin işleme şeklinden memnun değil.

    “Memnunum” diyenlerin oranı ise yüzde 33.

    Araştırmaya göre Türkler’in çoğunluğu, demokratik yönetim şeklini askeri yönetim ya da güçlü lider yönetimine de tercih ediyor.

    On yetişkinden sekizi temsili demokrasinin ülkeyi yönetmek için iyi bir yöntem olduğunu söylerken, yüzde 34’ü güçlü bir liderin yönetiminin iyi bir yönetim biçimi olduğu görüşünde.

    Diğer ülkelere bakış

    Türkiye’de kamuoyu, dış ilişkilerde diğer ülkelere ilişkin genel olarak olumsuz görüşe sahip.

    Ankete katılanlar arasında ABD’ye olumsuz bakanların oranı yüzde 80.

    Bu oran Çin için yüzde 66, Rusya içinse yüzde 65.

    Dünya liderlerine güven

    Araştırmaya göre kamuoyunun uluslararası siyasi liderlere de güveni düşük.

    Ankete katılanların yüzde 87’si ABD Başkanı Joe Biden’a, yüzde 86’sı da gelecek ay yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı olan eski Başkan Donald Trump’a güvenmediğini belirtiyor.

    Araştırma bahar aylarında yapıldığı için anket kapsamında, Biden’ın çekilmesinden sonra Demokrat Parti’nin başkan adayı olan Kamala Harris ile ilgili bir soru yöneltilmedi.

    AB üyeliğine destek

    Peki araştırmaya göre Türkiye’de kamuoyunda Avrupa Birliği üyeliğine destek ne durumda?

    Yetişkinlerin yüzde 56’sı Türkiye’nin AB üyesi olmasına destek veriyor, yüzde 36’sı ise karşı çıkıyor.

    2017’deki araştırmada Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkanların oranı yüzde 51’di.

    NATO’ya bakış

    Araştırmaya göre Türkiye’de kamuoyunun NATO’ya karşı duruşu Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana değişti.

    2011 ile 2019 yılları arasında Türkler’in ancak dörtte biri savunma ittifakı konusunda olumlu görüşe sahipken, bu oran bugün yüzde 42.

  • Akraba kayırmacılığı ve arsaların peşkeş çekilmesi kabul edilemez!

    Akraba kayırmacılığı ve arsaların peşkeş çekilmesi kabul edilemez!


    Serbest Görüş/Orhan Bakırcı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, Horasan Belediye Başkanı Hayrettin Özdemir‘in yakın akrabalarını belediyede işe alması ve belediyeye ait arsaları değerinin çok altında devretmesi iddiaları iddialarınü “Horasan halkının hakkı peşkeş çekiliyor” ifadeleriyle değerlendirdi.

    “İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermeli”

    Eş, yaptığı açıklamada, kamu kaynaklarının bu denli hoyratça ve adaletsizce kullanılmasına sert tepki göstererek, “Bir belediye başkanının, makamını kendi akrabalarını işe almak ve kamu mallarını aile içinde bölüştürmek için kullanması kabul edilemez. Bu, sadece hukuk tanımazlık değil, halka yapılan büyük bir haksızlıktır. Gündeme gelen iddialar çok net ve açıktır. İçişleri bakanlığı bu konuda soruşturma izni verip, sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını sağlamalıdır. Aksi takdirde kurumlara olan güven daha da azalacaktır” diye konuştu.

    “Peşkeş çekilen arsalar Horasan halkının malıdır”

    Özellikle belediyeye ait arsaların Belediye Başkanı Hayrettin Özdemir’in akrabasına yarı fiyatına satılması iddialarına değinen Eş, “Bu arsalar Horasan halkının malıdır, şahısların değil. Birileri kendi cebini doldururken, halkın malını bu şekilde feda edemez. Bu satışı yapılan arsalar da açılacak olan soruşturma dahilinde incelenip, gerçek sahibi olan Horasan halkına iade edilmelidir” şeklinde konuştu.

    Eş, bu tür olayların sadece Horasan’da değil, ülke genelinde yaygınlaşan bir yönetim anlayışının sonucu olduğuna dikkat çekerek, bu düzene karşı mücadele etmeye kararlı olduklarını söyledi.

  • Borsa güne düşüşle başladı

    Borsa güne düşüşle başladı


    Serbest Görüş Ekonomi

    Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,13 düşüşle 8.849,06 puandan başladı.

    Açılışta BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 11,23 puan ve yüzde 0,13 azalışla 8.849,06 puana geriledi.

    Bankacılık endeksi yüzde 0,45 ve holding endeksi yüzde 0,17 değer kaybetti.

    Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 0,64 ile ticaret, en fazla kaybettiren yüzde 0,77 ile iletişim oldu.

    Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,85 değer kazanarak 8.860,30 puandan tamamladı.

    Küresel piyasalar, Hollandalı çip üretim teknolojileri firması ASML’nin 2025 net satışlarına ilişkin öngörüsünü aşağı yönlü revize etmesinin ardından yarı iletken sektöründe başlayan satış baskısının genele yayılmasıyla negatif seyrediyor.

    Analistler, bugün yurt içinde konut fiyat endeksi ve özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu, yurt dışında ise İngiltere’de konut fiyat endeksi, ABD’de haftalık mortgage başvurularının yanı sıra Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın açıklamalarının takip edileceğini dile getirerek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 8.710 ve 8.475 puanın destek, 8.900 ve 9.000 seviyelerinin direnç konumunda olduğunu kaydetti.

     

     

  • Rapor: Türkiye, adalete kişi başı 15 avro harcıyor

    Rapor: Türkiye, adalete kişi başı 15 avro harcıyor


    Avrupa Konseyi raporuna göre 2022’de adalete Avrupa’da kişi başına ortalama 85,4 avro (yaklaşık 3 bin 168 lira) harcanırken Türkiye adalete kişi başı 15 avro (yaklaşık 559 lira) harcandı.

    DW Türkçe‘nin aktardığına göre Avrupa Konseyi’ne bağlı ‘Adaletin Etkinliği İçin Avrupa Komisyonu’ (CEPEJ), Avrupa ülkelerinin adli sistemlerine ilişkin periyodik değerlendirme raporunu bugün Strasbourg’da yayınladı.

    Rapor göre Avrupa ülkeleri 2022’de adli sistemler için kişi başına ortalama 85,4 avro harcadı. Kişi başına ortalama harcama 2014’te 59,1 avroyken, 2020’de 78,09’a yükselmişti.

    Rapordan öne çıkan bulgular şunlar:

    • Gelir düzeyi yüksek ülkeler, diğer ülkelere göre adli sistemlerine daha fazla para ayırıyor.
    • Adalet için kişi başına en fazla pay ayıran ülkelerin başında 245,6 avroyla İsviçre, 217,4 avroyla Monako ve 193 avroyla Lüksemburg var.
    • Adalete en az kaynak ayıranlarsa 14,5 avroyla Gürcistan, 15,6 avroyla Türkiye ve 15,8 avroyla Arnavutluk oldu.
    • Avrupa, adalete ayrılan bütçenin üçte ikisini mahkemeler, yüzde 25’ini savcılıklar, kalanınıysa adli yardım için harcıyor. Avrupa’da 2022’de adli yardıma kişi başına ortalama 10 avro harcandı.
    • Türkiye aynı dönemde adli yardıma kişi başına 1,15 avro harcadı. Adli yardıma en fazla pay ayıran ülkelerse kişi başına 59,35 avroyla Britanya, Galler ve Kuzey İrlanda oldu.
    • Avrupa’da 2022 sonunda 100 bin kişiye ortalama 22 hakim düştü. Türkiye’de 2012’de 10,7 ve 2018’teyse 15,6 olarak kaydedilen bu oran, 2022’de 17,4 olarak tespit edildi. Raporda hakim sayısındaki farklılıklar her ülkenin kendine has yargı sistemine sahip olmasıyla açıklandı.
    • Avrupa’da 100 bin kişiye düşen savcı sayısıysa 12,2. Türkiye’de 2012’de 5,8 olarak hesaplanan bu oran 2022’de 8,7 oldu.
    • Türkiye’de 2012’de sadece yüzde 7 olan kadın mahkeme başkanı oranı 2022’de yüzde 15’e yükseldi.
    • 2022 sonu itibarıyla 12 Avrupa ülkesinde kadın avukat sayısı çoğunlukta. Türkiye’de 100 bin kişiye yaklaşık 205 avukat düşüyor. Kadınların bu meslek içindeki oranı yüzde 47.
    • Türkiye’de birinci derece mahkemelerde bakılan hukuk ve ticaret davalarında 2020’de 513 gün olan dava görülme süresi 2022’de 397’ye geriledi. 2020’de 230 gün olan idari dava görülme süresi 167’ye düşerken, 2020’de 387 gün olan ceza davası görülme süresi 2022’de 264 güne geriledi. Dava sürelerinin kısalmasında dijitalleşmenin ve yeni teknolojilere yatırımın etkisi olduğu ileri sürüldü.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Cumhurbaşkanı Macron: ‘Netanyahu İsrail’in BM kararıyla kurulduğunu unutmamalı’

    Fransa Cumhurbaşkanı Macron: ‘Netanyahu İsrail’in BM kararıyla kurulduğunu unutmamalı’

    Ludovic MARIN / AFP

    Fransız basınında yer alan ve toplantıya katılan bir kişi tarafından doğrulanan haberlere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Salı günü bakanlarıyla yaptığı haftalık toplantıda İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu “Birleşmiş Milletler kararlarını göz ardı etmemesi” konusunda uyardı.

    Lübnan’daki durum kötüleştikçe Fransa ve İsrail arasındaki gerilim de artıyor. “Sayın Netanyahu ülkesinin bir BM kararıyla kurulduğunu unutmamalı” diyen Macron, BM Genel Kurulu’nun Kasım 1947 ‘de Filistin’deki İngiliz mandasını sona erdiren ve ülkeyi bir Yahudi ve bir Arap devleti olarak ikiye bölen oylamasına atıfta bulundu.

    Macron ve Netanyahu son günlerde, İsrail ile Hizbullah militan grubu arasında Lübnan’ı ve sivil nüfusu içine alma riski taşıyan çatışmanın tırmanması korkusuyla karşılıklı sert açıklamalarda bulunuyor.

    Fransa Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde Fransız radyosuna verdiği bir mülakatta İsrail’e silah sevkiyatının durdurulması çağrısında bulunmuş, bu da İsrail Başbakanı’nın Fransa Cumhurbaşkanı’na “utanç verici” diyerek öfkeli bir tepki vermesine neden olmuştu.

    Macron’un BM kararlarının göz ardı edilmemesi çağrısı, Güney Lübnan’daki duruma ve İsrail’in BM barış gücü askerlerine açtığı ve 40 ülkenin Cumartesi günü yaptığı bir açıklamayla kınadığı saldırıya atıfta bulunuyor. Paris, Güney Lübnan’da iki BM personelinin yaralandığı olayın ardından İsrail ‘in Fransa Büyükelçisini çağırmıştı.

    Pazartesi günü Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu bir gazeteciye verdiği demeçte İsrail’in BM kararlarına saygı göstermemesinin bir “sorun” olduğunu söyleyerek Fransa’nın bu uyarılarını yineledi. Fransız televizyonuna konuşan Lecornu, “İsrail’i kuran bir BM kararıydı, ilk kararlardan biriydi” dedi.

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Parti ilçe binasına taşlı saldırı

    DEM Parti ilçe binasına taşlı saldırı


    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) İnegöl İlçe Örgütü’ne gece saatlerinde saldırı gerçekleşti.

    Saldırgan, taşlarla ilçe binasının camlarını kırdı. O sırada ilçe binasının yakınında bulunan DEM Partililer tarafından yakalanan saldırgan polise teslim etti.

    MA’nın aktardığına göre, saldırı haberini alan DEM Parti İnegöl İlçe Örgütü yöneticileri ve partililer ilçe binasının önüne gelerek saldırıya tepki gösterdi. Burada konuşan İl Eşbaşkanı Deniz Büyük, rutin hale getirilen saldırıların organize edildiğini ve bunun açığa çıkarılmasını isteyerek hiçbir saldırı karşısında geri adım atmayacaklarını belirtti.

    Büyük, bugün saat 19.00’da saldırıyı protesto etmek için ilçe binası önünde basın açıklaması yapılacağını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fernas işçileri barikata rağmen eylemlerini sürdürmekte kararlı

    Fernas işçileri barikata rağmen eylemlerini sürdürmekte kararlı


    ANKARA – Eylem alanları barikatlarla sarılan Fernas işçileri oturma eylemine başladı. İşçiler somut adımlar atılana kadar eylemlerine devam edeceklerini duyurdu.

     

    Manisa’nın Soma ilçesinde AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait olan Fernas Madencilik’te çalışırken Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na (Bağımsız Maden İş) üye oldukları için işten çıkarılan madenciler, Ankara’ya taşıdıkları eylemlerini 14’üncü gününde polis barikatları önünde sürdürüyor.

     

    Dün gözaltına alınan işçiler serbest bırakıldıktan sonra Kızılay Konur Sokak’tan, eylemlerini yaptıkları Çankaya İlçesine bağlı Kurtuluş Parkı’na gitmek istedi. İşçilerin birlikte, önlük ve baretleriyle gitmelerine izin verilmedi. Gruplar halinde baretleri ellerinde Kurtuluş Parkı’na yürüyen işçiler eylem yaptıkları alanda barikatlarla karşılaştı.

     

    BİR İŞÇİ FENALAŞTI 

     

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Öznur Bartın, Haval Bozdağ, Hüseyin Olan ve CHP’li vekiller işçilerin eylemine destek verdi. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri ise polisler tarafından barikatların dışında işçilerden uzak olarak tutuldu. Emek ve Demokrasi Güçleri işçilere, “Fernas işçisi yalnız değildir” sloganları ile destek oldu. Bu sırada fenalaşan bir işçi sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı.

     

    HEYET GÖNDERİLDİ

     

    İşçiler, barikat açılana ve Fernas İnşaat’tan biriyle görüşme sağlanarak somut adımlar atılana kadar konuşmama ve açlık grevi eylemlerine devam edeceklerini duyurdu.

     

    İşçiler, milletvekilleri ile beraber oturma eylemine devam ederken Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri de barikatın diğer tarafından işçilere destek olmaya devam ediyor.

     

    Ferhat Nasıroğlu’nun sorunu çözebileceğine ilişkin açıklamalarının ardından işçiler Fernas Inşaat’a 5 kişilik bir heyet gönderdi.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rojin Kabaiş’in babası: İntihar değil cinayettir

    Rojin Kabaiş’in babası: İntihar değil cinayettir


    AMED – Kızının cenazesinin kaybolduğu yerden kilometrelerce uzakta bulunmasının, olayın intihar değil, cinayet olduğunu gösterdiğini ifade eden Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, faillerin bulunmasını istedi. 

     

    Wan’da 27 Eylül’de kaybolan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in cenazesi 18 gün sonra Wan Gölü’nün Molla Kasım Mahallesi’nde civarındaki bölümde bulundu. Ön otopsi işlemleri tamamlanan Kabaiş, Amed’de Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi. Abdurrahman Enç Külliyesi’nin taziye evinde aile ziyaretleri kabul ediyor. Taziyeleri kabul eden baba Nizamettin Kabaiş, kızının ölümüne dair şüpheleri Mezopotamya Ajansı’yla (MA) paylaştı. 

     

    İLK SORUMLU YURT

     

    En büyük suçlunun kızının kaldığı Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurdu olduğunu söyleyen baba Kabaiş, kızını onlara teslim ettiklerini ancak onların görevlerini yerine getiremediğini ifade etti. Kızının yurda gitmemesine rağmen kendilerine haber verilmediğini belirten Kabaiş, “Yurt yetkilileri diğer gün ancak bizi aradı ve ‘Kızınız yurda gelmedi’ dedi. Yurt, erken haber verseydi belki kızımız erken bulunur ve hayatta olurdu” dedi. 

     

    ‘TELEFONU BELKİ BAŞKASI BIRAKMIŞTIR’

     

    Kızının sahil kenarında taş toplamak için çıktığını arkadaşlarına ilettiğini belirten baba Kabaiş, kızının gittiği yerin kör nokta olduğunu ve burada da yurdun ihmalinin olduğunu ifade etti. Her 4 kamerada herhangi bir ize rastlanmadığını belirten baba Kabaiş, “Kameralara baktığımda telin orada da, kayalıkların olduğu alanda da kamera yoktu. Belki kızımın telefonlarını falan başkası oraya bırakmıştır. Belki birileri zarar vermiştir kızıma” ifadelerini kullandı. 

     

    CENAZE YURDA 18 KİLOMETRE İLERİDE BULUNDU

     

    Bardakçı köyü civarındaki sualtı aramalarının iyi yapıldığını, vali ve emniyetten diğer köylerde de arama yapılmasını istediğini belirten Kabaiş, “Bana ‘Arayacağız, arayacağız’ dediler, ama 18 gün sonra kızımın cenazesi, 24 kilometre uzaklıkta bulundu” diye konuştu. 

     

    Vali ve emniyet yetkilileriyle bir odada baş başa yaptıkları görüşmede kendisine “İntihardır” dediklerini ifade eden Kabaiş, “İntihar ise bu cenaze bu kadar nasıl gider, dedim. Bana, ‘Su altında cenaze gider’ dediler. Ben de bunu asla kabul etmeyeceğimi söyledim. Kız ayakla bile o kadar uzağa gidemez. Molla Kasım’a kadar 24 kilometrelik yolu uçarak mı gitti bu kız?” sözleriyle kuşkusunu dile getirdi. 

     

    YETKİLİLERİN İNTİHAR SÖYLEMİ

     

    Yetkililerin “intihar” diyerek olayı kapatmak istediğini ifade eden Kabaiş, “Üniversitenin adı kirlenmesin. Wan’ın adı çıkmasın istiyorlar. Bir can yitirilmişse bunun gerçeği neyse o ortaya çıkarılmalı. Kim yapmışsa cezasını çeksin” diye belirtti. 

     

    Teşhis için kızını gördüğünü darp ve benzer izlere teşhis esnasında rastlamadığını belirten Kabaiş, 100’ün üzerinde numune alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini aktardı. Kabaiş, “Ortaya çıkan işaretlere göre, mikrofonu kime uzatsan telefonlarının bulunduğu yerden 24 kilometre uzaklıkta bulunan cenazeye intihar demez” şeklinde konuştu. 

     

    Aile olarak tek isteklerinin bu vahşeti yapanların ortaya çıkarılması olduğunu dile getiren Kabaiş, “Bu vicdansızlar kimse ortaya çıkarılsın. Ağır cezalar verilsin. Bir daha kadınlara el uzatılmasın” dedi. 

     

    MA / Müjdat Can – Heval Önkol

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Başbakan Rama, Arnavutluk’un 2030 yılına kadar AB’ye katılmayı planladığını söyledi

    Başbakan Rama, Arnavutluk’un 2030 yılına kadar AB’ye katılmayı planladığını söyledi

    Tobias SCHWARZ / AFP

    Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, “tarihi” olarak nitelendirdiği katılım müzakerelerinin başlamasının ardından dün yaptığı açıklamada, Arnavutluk’un 2030’a kadar Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmayı hedeflediğini söyledi.

    Lüksemburg’da gazetecilere yaptığı açıklamada Rama, “Amacımız bu süreci 2030’a kadar tamamlamak ve bir Üye Devlet olarak Avrupa Birliği Konseyi’nin kapısını çalmaya hazır olmaktır” dedi.

    Edi Rama, “Bu elbette çok iddialı bir hedef ve çok ama çok büyük bir çalışma hacmi gerektiriyor. Komisyon ile yakın bir şekilde çalıştık ve birlikte , yine çok iddialı olan bir yol haritası hazırladık. Bir planımız var ve bunu gerçekleştirmemize yardımcı olmaları için dostlarımıza ve ortaklarımıza da güveniyoruz” dedi.

    Görüşmelerin Arnavutluk ve AB için “tarihi önem taşıdığını” söyleyen Rama, ülkenin “gelecekteki tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye kararlı” olduğunu da sözlerine ekledi. “Biz Arnavutların AB entegrasyonu için bir B planımız olamaz. Bizim için bu AB yanlısı bir retorik değil, bir ölüm kalım meselesidir. Bizim için başka bir çözüm yok.” dedi.

    Salı günkü konferans, ülkenin insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlar gibi alanlarda AB’ye nasıl uyum sağladığını gösteren “temeller” ile ilgili ilk grup fasıllara odaklandı.

    İki tarafın ortaklaşa hazırladığı özet belge, Arnavutluk’un AB mevzuatını uygulama konusunda kaydettiği ilerlemeyi genel olarak olumlu bulmakla birlikte, yolsuzlukla mücadele ve yargı sisteminin güçlendirilmesi konularında ilerleme kaydedilmesi gerektiğini belirtiyor.

    Toplantının ardından yayımlanan belgede, “Yolsuzluk, merkezi ve yerel yönetimlerin ve kurumların tüm kolları da dâhil olmak üzere kamu ve ticari hayatın birçok alanında yaygındır ve ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir” deniliyor.

    AB, kamu kurumlarında daha fazla reform yapılması, medyanın bağımsızlığı ve organize suçlarla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

    Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi de 2030 için belirlenen sıkı takvime olan güvenini dile getirdi.

    AB üyeliği için ilk kez 2009 yılında başvuran ve 2014 yılında adaylık statüsü verilen Arnavutluk; Bosna Hersek, Gürcistan, Moldova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Türkiye ve Ukrayna ile birlikte 27 üyeli Birliğe katılmak için sırada bekleyen sekiz ülkeden biri. Kosova da potansiyel bir aday.

    Genişleme 2014’ten sonra büyük ölçüde bloke edilmişti ancak Rusya’nın Ukrayna’yı büyük ölçüde işgal etmesinin ardından Brüksel bu sürece yeni bir ivme kazandırdı.

    Arnavutluk’un resmi aday olmasından bu yana, Komisyon’un olumlu desteğine rağmen, Tiran ile müzakerelerin ilerletilmesi planları üç kez reddedildi.

    Rama bu başarısızlıkları bir aşağılanma olarak nitelendirdise de Arnavutluk’un “bunları bir güce dönüştürdüğünü” açıkladı.

    Rama yolun zorlu olduğunu ancak Arnavutluk için ilerlemekten başka seçenek olmadığını vurguladı.

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Açlık Grevindeki Fernas İşçisi Fenalaştı: Apar Topar Hastaneye Kaldırdılar

    Açlık Grevindeki Fernas İşçisi Fenalaştı: Apar Topar Hastaneye Kaldırdılar


    Manisa’nın Soma ilçesinde Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na üye olmalarının ardından işten çıkarılan Fernas Madencilik işçilerinin direnişi 52. gününde sürüyor.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yapmak istedikleri yürüyüşün emniyet tarafından engellenmesinin ardından 14 Ekim’de açlık grevine başlayan işçiler gece yarısı gözaltına alınmışlardı.


    Serbest bırakılmalarının ardından yeniden Kurtuluş Parkı’na geçerek direnişlerine devam etmek isteyen işçilerin parka girişi Valilik kararıyla engellendi.

    BİR İŞÇİ HASTANEYE KALDIRILDI

    Polis ablukası altına alınan işçilerden biri fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

    Açlık Grevindeki Fernas İşçisi Fenalaştı: Apar Topar Hastaneye Kaldırdılar - Resim : 2

    Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın X hesabından yapılan paylaşımda, işçilerin başına bir şey gelmesi durumunda sorumluların Ankara Valisi Vasip Şahin ve Fernas’ın patronu AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu olduğu ifade edildi.

    “SÖYLENECEK HER ŞEYİ SÖYLEDİK SIRA SİZDE”

    Paylaşımda şu ifadelere yer verildi: “Madencinin başına bir şey gelirse sorumlusu validir, Ferhat Nasıroğlu’dur! Açlık grevimizin 3. gününde Kurtuluş Parkı’na girişimiz valinin emriyle engelleniyor. Bir arkadaşımız ablukada fenalaşıp hastaneye kaldırıldı. Biz söylenecek her şeyi söyledik, sıra sizde!”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***