Yazar: SG

  • Adet Döngüsü 22 Günden Kısa Olan Kadınlarda Erken Menopoz Riski

    Adet Döngüsü 22 Günden Kısa Olan Kadınlarda Erken Menopoz Riski


    Prof. Dr. Kübra Boynukalın, “Adetler düzensizleşir ve menopoz öncesindeki bu dönemde östrojen seviyesi hızlı bir düşüş gösterir. Sonunda yumurtalıklarda yumurta gelişimi ve östrojen üretiminin durması ile adetler kesilir; menopoz süreci başlar. Çeşitli sebeplerle bir kadının 40 yaşından önce adet kanamalarının sonlanması erken menopoz olarak değerlendirilir. Erken menopoz belirtileri kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir ancak ilk belirti sık aralıklarla adet olmak denilebilir. Normal koşullarda kadınlar 28 günde bir adet olmaktadır, adetin 22 günden daha sık görülmesi genellikle yumurtalık rezervinin azaldığına işaret eder. Buna ek olarak vücudun üst kısmına yayılan ani sıcak basmaları ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin görülmesinin temel nedeni östrojen seviyesinin azalmasıdır. Bu belirtilerin yanında vajinal kuruluk, mesane kontrolünün zayıflaması, ani duygusal değişiklikler, cildin kuruması, uyku düzeninin bozulması, cinsel isteğin azalması ve gözlerde kuruluk ortaya çıkabilir. Özellikle 40 yaş altında olan kadınların son 3 aydır adet dönemlerinde düzensizlikleri varsa ve daha öncesinde çocuk sahibi olmamışlarsa en kısa sürede bu konuda uzman hekimlerden yardım almaları gerekmektedir” diye konuştu.

    ‘GENETİK FAKTÖRLE ERKEN MENOPOZA NEDEN OLABİLİR’

    “Kadının menopoz yaşını belirleyen en önemli etken, annesinin menopoza girdiği yaştır. Eğer ailede erken menopoz hikayesi varsa kadının erken menopoza girme riski yüksektir” diyen Prof. Dr. Boynukalın, “Erken menopoz yaşanmasının en yaygın sebeplerinden biri de otoimmun hastalıklardır. Otoimmun hastalıklar, bağışıklık sisteminin kendi organlarını yabancı doku olarak kabul etmesi ve bu organlara saldırmasıdır. Eğer bu organlar yumurtalıklarsa erken menopoz görülebilir. Herhangi bir nedenle kadının iki yumurtalığı alınmışsa, bu durumda da erken menopoz yaşanmaktadır. Kanser tedavisi süresince alınan radyoterapi ya da kemoterapi de yumurtalıklara zarar vererek erken menopoza neden olabilmektedir. Bunların yanı sıra kötü beslenme, stres, sigara ve alkol kullanımı da erken menopoza yol açabilecek faktörler arasındadır” ifadelerini kullandı.

    ‘ERKEN MENOPOZ TANISI ALAN KADINLAR ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİR’

    Prof. Dr. Kübra Boynukalın, “Erken menopoz öngörülemeyen bir durumdur fakat düzenli doktor muayenesi ile erken teşhisi mümkündür. Erken menopozun teşhisi için yapılan birkaç tane test bulunmaktadır. Bunlardan en çok kullanılanı kan ölçümü testleridir. Yapılan bu testlerde kandaki FSH (folikül uyarıcı hormon) düzeyine bakılır. FSH, hipofizden salgılanarak yumurtalıkların yönetilmesini sağlayan hormondur. Bunun yanında kandaki AMH (Anti Mülleriyan Hormon) hormonu düzeyine de bakılır. Yapılan testler sonucunda erken menopoz teşhisi konulabilir. Erken menopoz teşhisi konulan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar yardımcı üreme teknikleri konusundaki ilerleyen teknolojik gelişmelerle beraber gebelik elde edebilir. Yumurta sayısı az olan kadınların tüp bebek tedavisinde mutlaka kişiye özel yaklaşımda bulunulmalıdır. Tüp bebek tedavisinin deneyimli hekimler tarafından yapılması da başarı için oldukça önemlidir. Erken menopozun söz konusu olduğu durumda kadından elde edilen yumurta sayısı sınırlıyken bu tabloya bir de hareketliliği düşük, morfolojisi bozuk olan sperm faktörü de eklendiğinde elde edilecek bir embriyo bile altın değerindedir. Bu gibi kritik durumlarda yapay zekadan da faydalanılarak teknolojinin sunduğu imkanları kullanmak tutunma ihtimali en yüksek embriyonun seçilmesi açısından avantaj sağlayacaktır. Bu uygulamaları gerçekleştirecek olan tüp bebek merkezinin ileri teknolojilerle donatılmış laboratuvara sahip olup, Dünya’daki gelişmeleri yakından takip ediyor olması da anne-baba olmak isteyen çiftlerin hayallerine kavuşması açısından son derece önemlidir. Evli olmayan ve kısa bir süre içerisinde gebelik düşünmeyen hastalarımızı ise yumurta dondurma uygulamasına yönlendirebiliriz. Yumurta dondurma işleminde folikülleri büyütmeye yönelik ilaçlar kullanılarak yumurta hücreleri elde edilir ve vitrifikasyon yöntemiyle dondurulur. Böylece ileriki bir tarihte kullanılmak üzere dondurulan yumurtalarla gebelik oluşumu sağlanabilir. Dolayısı ile erken menopoz belirtileri görülmeye başlandığında mutlaka doktora başvurulmalı ve vakit kaybetmeden hastanın mevcut durumuna göre tedavi şekline karar verilmelidir” dedi.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BES-AR: Açlık sınırı bir ayda yüzde 3,99 arttı

    BES-AR: Açlık sınırı bir ayda yüzde 3,99 arttı


    Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), Ekim ayı açlık ve yoksulluk verilerinini açıkladı. BES-AR’ın gıda madde fiyatları üzerinden yaptığı hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı (açlık sınırı) Ekim ayı için 28 bin 358 lira, tek bir çalışanın yaşam maliyeti ise 35 bin 100 lira olarak tespit edildi. Buna göre açlık sınırı bir önceki aya göre yüzde 3,99 arttı.

    Ayrıca, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, kısacası yoksulluk sınırı ise 77 bin 751 lira olarak açıklandı.

    Bu sonuçlara göre; 2024 yılında da 17 bin 2 lira alan asgari ücretli 28 bin 358 lira olan açlık sınırının yüzde 66,79 altında ücret alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Malatya’da 5,9 büyüklüğünde deprem | Elazığ Valisi: 94 kişi yaralandı

    Malatya’da 5,9 büyüklüğünde deprem | Elazığ Valisi: 94 kişi yaralandı


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    Malatya’nın Kale ilçesinde, saat 10.46’da 5,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük yıkım yaşanan kentte paniğe neden olan deprem, çevre illerde de hissedildi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AFAD ve ilgili kurumların tüm ekiplerinin saha taramalarına başladığını belirterek, Malatya’da 1, Şanlıurfa’da 1, Elazığ’da 1 olmak üzere toplam 3 binada kısmi çökme meydana geldiğini açıkladı.

    bugün deprem bölgesine gideceği öğrenildi. Deprem nedeniyle Malatya, Elazığ, Adıyaman, Batman ve Şanlıurfa’da okullar bir günlüğüne tatil edildi. AFAD, ilk bilgilere göre depremde can kaybı olmadığını bildirdi. Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, depremde 94 kişinin yaralandığını, 2 binanın ağır hasar aldığını söyledi.

    5 ilde okullar tatil edildi

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 10.46’da, merkez üssü Malatya’nın Kale ilçesi olan 5,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

    Depremin 10,07 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. Deprem, Kahramanmaraş, Elazığ, Diyarbakır, Adıyaman, Şanlıurfa, Kayseri, Batman ve Tunceli’de de hissedildi. 

    Deprem nedeniyle Malatya, Elazığ, Şanlıurfa, Batman ve Adıyaman’da okullar bir günlüğüne tatil edildi. 

    TIKLAYIN – Malatya depreminin ardından siyasi isimlerden geçmiş olsun mesajları

    Prof. Dr. Naci Görür: Endişe yok

    Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Malatya merkezli 5,9 büyüklüğündeki depremin, 6 Şubat 2023 depremlerinin bu faya enerji transferinin bir sonucu olduğunu söyleyerek, “Endişe yok” dedi.

    Görür, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

     

    “Akuşağı-Kale/Malatya’da 6,0 büyüküğünde deprem oldu. Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde. Biliyorsunuz 2020 yılında Elazığ depremi nedeniyle bu fay büyük ölçüde kırılmıştı. Muhhtemelen bu gün olan deprem 6 Şubat 2023 depremlerinin bu faya enerji transferinin bir sonucudur. Endişe yok.” 

    AFAD: An itibarıyla can ve mal kaybı bulunmamaktadır

    AFAD’dan deprem sonrası yapılan ilk açıklamada, “5,9 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla can ve mal kaybı bulunmamaktadır” denilerek, “Ekiplerimiz teyakkuz halinde olup, saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız” ifadeleri kullanıldı. 

    “Elazığ’da hasar gören binadaki 4 kişi kurtarıldı”

    AFAD, yaptığı ikinci açıklamada da depreme ilişkin son bilgileri paylaştı. Deprem nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 374 ihbar geldiği bildirilen açıklamada, “Elazığ ilinde kısmi hasar gören 1 binadaki 4 kişi sağ olarak kurtarılmıştır” denildi.

    AFAD’ın yaptığı açıklama şöyle:

    “16 Ekim 2024 tarihinde saat 10.46’da Malatya ilimizin Kale ilçesinde 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Elazığ, Batman ve Tunceli AFAD ekiplerimizin yanı sıra Emniyet ve Jandarma ekiplerinin saha tarama çalışmaları devam etmektedir.  Deprem nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 374 ihbar gelmiştir. Malatya, Şanlıurfa ve Elazığ illerimizde toplam 3 binada hasar meydana gelmiştir. Elazığ ilinde kısmi hasar gören 1 binadaki 4 kişi sağ olarak kurtarılmıştır. Malatya ili Pötürge ve Kale ilçelerinde kaya düşmesi meydana gelmiştir. Gelişmeleri takip ediyoruz.”

    Bakan Yerlikaya: Saha tarama çalışması başladı

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AFAD ve ilgili kurumların tüm ekiplerinin saha taramalarına başladığını bildirerek, “Çevre illerden de hissedilen depremle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz” dedi. 

    Depremde can ve mal kaybı yaşanmadığını belirten Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Malatya’da meydana gelen 5.9 büyüklüğündeki deprem sonrası Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Elazığ, Batman ve Tunceli illerimizde AFAD ve ilgili kurumlarımız saha tarama çalışmalarını sürdürmektedir. 112 Acil Çağrı Merkezi’mize 374 ihbar gelmiştir. Bu ihbarların 341’i bilgi ; 33’ü de yardım amaçlı çağrıdır. Malatya’da 1, Şanlıurfa’da 1, Elazığ’da 1 olmak üzere toplam 3 binada kısmi çökme meydana gelmiştir. Herhangi bir can ve mal kaybı bulunmamaktadır. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi afetlerden korusun.”

    Sağlık Bakanlığı’ndan açıklama

    Sağlık Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Malatya’nın Kale ilçesinde saat 10.46’da meydana gelen ve çevre iller tarafından da hissedilen 5.9 büyüklüğündeki depremde şu ana kadar can kaybı bildirilmemiştir. UMKE ve 112 Acil Sağlık ekiplerimiz saha taramalarını sürdürmektedir. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz” denildi.

    Elazığ Valisi: 94 kişi yaralandı

    Depremden etkilenen Elazığ’da Vali Numan Hatipoğlu, AFAD İl Müdürlüğü’nü ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Depremde yaralananları da tedavi gördüğü hastanelerde ziyaret eden Vali Hatipoğlu, sarsıntıda 94 kişinin panik nedeniyle yaralandığını, 2 binanın da ağır hasar aldığını söyledi.

    Vali Hatipoğlu, şunları söyledi:

    “Yaşanan depremler sonrasında biz belediye başkanımız ve ilgili kurumlarla birlikte AFAD’da bir araya geldik, bütün ekipleri sahaya çıkarttık. Şükürler olsun ilimizde yıkılan, enkaz altında kalan vatandaş olmadı. Sadece 1 binada kapı oturmasından dolayı mahsur kalma oldu, orada da 4 vatandaş çıkartıldı. Deprem anında trafikte ve yine bulundukları mekanlarda panikten dolayı yaralanmalar oldu. Rüstempaşa’daki hasarlı binayı ziyaret ettik. Burada da AFAD ekiplerimiz inceleme yapacaklar. İlk tespitlere göre 2 ağır hasarlı binamız var. Daha önce yıkım sırasında hasar alan bir binaydı süreci devam ediyordu. Başka bir binamız da ağır hasarlı. Bunun dışında ekipler alanda taramalarına devam ediyorlar. Daha önceki duyurularımız olmuştu gereksiz trafiği işgal etmeleri noktasında. Bu duyurumuzu tekrar ediyoruz gerekmedikçe trafikte olmamaları önem taşıyor. İlimizde çok büyük bir sorunumuz bulunmamakta. Bazı köy yollarımızda ihbar var ama kapalı yolumuz yok onların da müdahalesini ekiplerimiz yapıyor. Ben tekrar bölgemize ve milletimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. En son 94 yaralı sayısı intikal etti bize. Bunların büyük kısmı panik anında veya o sırada bir işle meşgul olan vatandaşların dolayı yaralanmalar var. Ekiplerimiz müdahale ediyorlar. Yoğun bakımda şu anda daha çok kalp ritminden dolayı rahatsızlığı olan 2 vatandaşımız var. Onlar da depremden dolayı değil panik dolayısıyla oluşan rahatsızlıklar. Bu akşam okullarla ilgili tekrar değerlendirme yapacağız, hayatın olağan akışının tekrar başlaması arzusundayız. Şu an itibarıyla 2023 depremi dolayısıyla bütün ekiplerimiz oldukça duyarlı ve üst safhada çalışıyorlar.” (DHA)

    Malatya Valisi Yavuz: Okullar tatil edildi

    Deprem sonrası A Haber’de konuşan Malatya Valisi Seddar Yavuz, okulların tahliye edildiğini belirtti. Yavuz, il genelindeki okulların bugün tatil edildiğini açıkladı. 

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan açıklama

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Depremden etkilenen tüm hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” diyerek, şunları ifade etti:

    “Meydana gelen depremin hemen akabinde tüm ekiplerimiz saha taramalarını sürdürmektedir. Şu ana komuta merkezimize gelen herhangi bir olumsuz durum yoktur. Saha taramalarımız devam etmektedir.”

    Malatya Milletvekili Ağbaba: Durumun takibindeyiz

    CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Merkez üssü olarak görülen Kale Akuşağı mahalle muhtarımız ile yaptığımız görüşmede can ve mal kaybı olmadığını öğrendik. Durumun takibindeyiz. Tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun” açıklamasında bulundu. 

  • Anayasanın değiştirilemez maddeleri ve Nobel Ekonomi Ödülü

    Anayasanın değiştirilemez maddeleri ve Nobel Ekonomi Ödülü


    Mahfi Eğilmez

    1901 yılından başlayarak Nobel ödülleri; fizik, kimya, tıp, edebiyat ve barış alanlarında insanlığa hizmet eden eser ve buluşların sahiplerine veriliyor. Ödüllerin kaynağını Alfred Nobel’in kendi adıyla kurduğu vakfa yaptığı bağış oluşturuyor. Ödüller, ayrı birer komite tarafından veriliyor: İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi fizik, kimya alanlarındaki ödülleri; Karolinska Enstitüsü fizyoloji veya tıp alanındaki ödülleri ve Norveç Nobel Komitesi edebiyat alanındaki ödülleri veriyor. Norveç Parlamentosunca İsveç Akademisinden seçilen beş kişilik bir kurul ise barış alanındaki ödülün sahibini belirliyor. Ödül almayı hak eden kişi veya kurum bir madalya, bir diploma ve yıllar içinde değişen miktarda para ödülünün sahibi oluyor (günümüzde 1 milyon doların biraz üzerinde.)

    Nobel Ekonomi Ödülü, orijinal Nobel ödülleri arasında yer almıyor. İsveç Merkez Bankası (Sveriges Riksbank) 1969 yılından itibaren, Nobel Vakfı’nın desteğiyle yürütülen bir ekonomi ödülünü finanse etmeye başladı ve bu ödül ilk andan itibaren Nobel Ekonomi Ödülü olarak anıldı. Bu ödülün Nobel Ekonomi Ödülü adıyla anılmasının nedeni diğer Nobel ödülleriyle aynı prosedüre tabi olmasından kaynaklanıyor. Ekonomi ödülüne aday olacaklar tıpkı Fizik ve Kimya alanındaki adaylar gibi İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından belirleniyor. Diğer Nobel ödülleriyle tek farkı bu ödülün parasının Nobel Vakfınca değil Riksbank tarafından karşılanıyor olmasında. Nobel Ekonomi Ödülünü kazanan ilk iktisatçılar Ragnar Frisch ve Jan Tinbergen idi.

    Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülünü Daron Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson aldı. “Ülkeler arasındaki büyük gelir farklılığını azaltmanın zamanımızın en büyük amacı olduğuna” vurgu yapan ödül komitesi başkanı “bu üç iktisatçının bu amaca ulaşabilmek için toplumsal kurumların önemini ortaya koyduklarını” belirtiyor. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, bu üç iktisatçının “bazı ülkelerin kurumlarının zayıflığı nedeniyle gelişememe tuzağına düşüp orada kaldıklarını, buna karşılık toplumsal kurumlarını geliştirebilen ülkelerin bu tuzaktan çıkarak refahlarını artırdıklarını savunan çalışmalarını” ödüle layık gördüğünü açıkladı.

    Kurumlar denildiği zaman yalnızca bir takım örgütler anlaşılmamalı kuşkusuz. Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, düzenleyici ve denetleyici kurullar nasıl birer kurumsa, hukuk, demokrasi, eğitim, laiklik de birer kurumdur. Bir başka ifadeyle merkez bankasının bağımsızlığı, bu kurumun doğru kararlar alıp doğru politikalar uygulaması açısından ne kadar önemliyse eğitim sisteminin bilime dayanması ve bilime uygun insan yetiştirmesi ya da hukukun üstünlüğü ve herkese eşit uygulanması da o kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız bunlar çok daha önemlidir.

    Ekonomik olarak ya da askeri olarak belirli bir güce sahip olmak tek başına gelişmişlik ölçüsü değildir. İnsan haklarını güvence altına almayan, azınlıklarını koruyamayan, hukuku insanlara eşit uygulayamayan, eğitimde bilim dışı konulara yönelen bir ülke istediği kadar GSYH’sini ve kişi başına gelirini yükseltsin gelişmiş ülke sayılamaz.

    Bizim anayasamızın ikinci maddesi şöyle diyor: “MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

    Bu maddede geçen kurumları bir sıralayalım: (1) İnsan haklarına saygı, (2) Atatürk milliyetçiliğine bağlılık, (3) Demokratik devlet, (4) Lâik devlet, (5) Sosyal devlet, (6) Hukuk devleti.

    Bugün bunlar kâğıt üzerinde var ama uygulamada hiçbiri yok. Ona karşın siyasal iktidar bu maddelerde değişiklik yapma imkânını zorluyor. Nedeni bu maddede sayılan ilkelere uymamak değil, onlara zaten uymuyorlar, nedeni uymadıkları için sorumlu duruma düşmekten kurtulmak. Türkiye’nin GSYH’sini ve kişi başına gelirini artırmasına karşın içine düştüğü tuzaktan çıkamamasının nedeni bu sayılanların yasalarda yazılı kalması, uygulamaya sokulamamasıdır.  

    Özetle söylemem gerekirse Acemoğlu, Johnson ve Robinson’un çalışmalarının Nobel ödülüyle ödüllendirilmesi, Türkiye açısından benim neredeyse 35 yıldır anlatmaya çalıştığım yapısal reformların önemini bir kez daha ortaya çıkardı.

    Bu yazı Mahfi Eğilmez’in kişisel blogundan alınmıştır

     

     

  • Erdoğan şikayetçi olmuştu: Kılıçdaroğlu hakkında zorla getirme kararı

    Erdoğan şikayetçi olmuştu: Kılıçdaroğlu hakkında zorla getirme kararı


    İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi avukatlarının itirazına rağmen CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ‘zorla getirilme’ karar verdi. Kararın Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın açtığı hakaret davası kapsamında verildiği belirtiliyor.

    Gazeteci Barış Yarkadaş, sosyal medya paylaşımında Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “zorla getirilme” kararı getirildiğini duyurdu.

    “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın şikayeti üzerine açılan davada ilginç bir gelişme yaşandı. Avukat İnal’ın ‘hakaret’ iddiasıyla açtığı davanın duruşmasında, İnal’ın avukatı, Kılıçdaroğlu hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini belirtti” diyen Yarkadaş, paylaşımının devamında şu ifadeleri kullandı:

    Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in yetkilendirmesi ile duruşmaya katılan Avukat Uğur Çelik ise ‘Müvekkilimizin ikametgahı Ankara’dır. Talimatları Ankara’ya yazın’ talebinde bulundu.

    Avukat Mustafa Doğan İnal’ın avukatı Furkan Keskin, mahkemeden ‘Kılıçdaroğlu’nun zorla getirilmesi’ni talep etti. İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi bu talebi yerinde bularak ‘Sanığın zorla getirilmesi’ne karar verdi. Mahkeme duruşma tarihi olarak da 18 Şubat 2025 tarihini belirledi. Buna göre Kılıçdaroğlu duruşmaya gelmediği takdirde ‘zorla getirme’ kararı uygulanacak. Bu, Kılıçdaroğlu’nun polis marifetiyle duruşmaya getirileceği anlamına geliyor.

    Bakalım Kılıçdaroğlu bu karar hakkında ne diyecek ve ne yapacak?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Osmangazi’de Balkan Rüzgarı

    Osmangazi’de Balkan Rüzgarı


    Osmangazi Belediyesi, mahallelerde düzenlediği Balkan Rüzgârı Konseri ile vatandaşlara açık havada müzik keyfi yaşatıyor. İlki Hürriyet Mahallesi’ndeki Ziraat Parkı’nda düzenlenen Balkan Rüzgârı Konseri’nin ikincisi, Demirtaş Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası ve Menteşeli Cengiz’in sahne aldığı konserde, Balkanların sevilen şarkıları söylendi. Osmangazi Dünya Müzikleri Orkestrası tarafından çalınan şarkılar, orkestranın solistleri Hatice Çiçek ve Saynur Eren Süleymanoğlu’nun yanı sıra Bursa’nın sevilen sanatçılarından olan Menteşeli Cengiz tarafından seslendirildi.

    Konserde sahne alan sanatçılar, dinleyenlerden büyük alkış aldı. Konser alanında kurulan stantta ise Balkanlara özgü yemekler tanıtıldı. Konsere katılan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, gecenin sonunda sanatçılara çiçek takdim etti.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hastane işçilerinden eylem: Krizin faturasını ödemeyeceğiz

    Hastane işçilerinden eylem: Krizin faturasını ödemeyeceğiz


    İSTANBUL – Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı’da işten atılan işçiler, “Tek bir işçi arkadaşımız daha atılırsa her yer eylem alanı olur” uyarısı yaptı. 

     

    İstanbul’un Zeytinburnu ilçesine bağlı Kazlıçeşme mahallesinde bulunan Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı’nda çalışan ve “küçülme” iddiasıyla işten atılan işçiler, hastane önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda kişinin katılım sağladığı açıklamada, “Uyarıyoruz, ekonomik krizin nedeni biz değiliz, faturasını da biz ödemeyeceğiz. İşten atmalara son verin, atılan işçiler geri alınsın” pankartı açıldı. Açıklamada, “İşten atmalar durdurulsun”, “Atılan işçiler geri alınsın”, “Yönetim şaşırma, sabrımızı taşırma” sloganları atıldı. 

     

    ‘EKONOMİNİN SORUMLUSU AKP’

     

    Açıklamayı yapan Kenan Güngördü, ekonomik kriz bahanesiyle işten çıkarıldıklarını belirtti. En az 13 kişinin işten çıkarıldığını ifade eden Güngördü, “Ekonomik krizin nedeni biz değiliz. Ekonomik krizin nedeni AKP, yani siyasi iktidardır. Bunun faturasını işçiler ödememeli. Bugün 17 ile 30 kişi daha işten atılacaktı. Ama hastanedeki arkadaşlarımız henüz işten atılanın olmadığını söyledi. İşten atılanların derhal durdurulmasını istiyoruz. Bu aslında bir uyarı eylemidir. Bundan sonraki hedefimiz il sağlık müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’dır” dedi. 

     

    ‘EYLEM ALANINA ÇEVİRİRİZ’

     

    Hastane yönetimine seslenen Güngördü, “Tek bir işçi arkadaşımız daha işten atılırsa burayı eylem alanına çeviririz. Bundan sonra Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’nin önü işçilerin ve emekçilerin eylem alanıdır. Tek bir işçi arkadaşımız atılırsa her yer eylem alanı olur” ifadelerini kullandı. 

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mustafa Karasu: Devlet Bahçeli’nin el sıkması özel savaş siyaseti gereğidir

    Mustafa Karasu: Devlet Bahçeli’nin el sıkması özel savaş siyaseti gereğidir


    HABER MERKEZİ – Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşması ardından başlayan “çözüm” tartışmalarına dair açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, “Devlet Bahçeli’nin el sıkması özel savaş siyaseti gereğidir” diyerek uyarılarda bulundu. 

     

    KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti’lilerle tokalaşmasına ilişkin Fırat Haber Ajansı’na (ANF) verdiği röportajda değerlendirmelerde bulundu. 

     

    Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini vurgulayan Karasu, “tokalaşma” fotoğrafına dair, “MHP’nin tek bir amacı vardır; Kürtleri bitirmek! MHP ile ilişkili her söylem ve adıma bu çerçevede bakmamak büyük gaflet olur. AKP-MHP faşist ittifakı, DEM Parti ve demokratik siyasal alan için bir tuzak kurmuştur” uyarısında bulundu. Karasu, “Kendine muhalif diyen kanalların tartışması şu yönlü olabilir. AKP-MHP iktidarının gerçekten de Kürtleri mücadeleden alıkoymak, Kürt soykırımı politikasını daha rahat yürütmek için bazı Kürtlerin kafasını karıştırmak ve PKK’ye karşı çıkın, diyerek Kürt halkının özgürlük mücadelesini zayıflatmak amacıyla böyle bir oyun kurduklarını söyleyebilirler. Açık adımlar ve politika değişiklikleri görmedikçe, bunu söylemelidirler. İmralı’da hukuk çiğneniyor, ağır tecrit uygulanıyor, zindanlar ölüm evleri haline gelmiş, binlerce siyasetçi içeride ve her gün tutuklamalar ve Kürt kültürü üzerinde baskılar var. Bu durumlar değişmeden Kürt sorununun çözümü için samimi niyet ortaya konulmuş olamaz. Kürtler, böyle tavır koyabilir. Ancak muhalifler, çözüm sürecinin olumsuzluğu üzerinden tartışma yaparlarsa, bu demokratik bir anlayış olmaz; demokratik olmayan bir tutum olur. Aslında AKP-MHP iktidarının şimdiye kadar ki politikaları onaylanmış olur” dedi. 

     

    ÇÖZÜM VE CHP’NİN TAKINMASI GEREKEN TAVIR

     

    Bu süreçte CHP’nin takınacağı rolün önemli olduğuna işaret eden Mustafa Karasu, “CHP açıkça ‘Kürt sorununda bir çözüm olursa biz destek veririz’ diyerek inisiyatif koyabilir. Bu, Kürt sorununda inisiyatifi ele almak anlamına gelir. CHP’yi gerçek demokratik çizgiye oturtur. Böylece bir daha CHP’ye ‘bölücülerin yanındasınız, şunun yanındasınız’ diyerek bir suçlama içine giremezler. CHP, muhalif kanallarda bazılarının ortaya koyduğu yaklaşımın tersine, bizzat kendisi Kürt sorununun çözümünde inisiyatif alabilir. Böylece AKP-MHP’nin muhalefeti suçlama ve Kürtleri oyalama politikasını boşa çıkarmış olur. CHP’nin gerçek bir sosyal demokrat parti olması önündeki en büyük engel, MHP-AKP ve bazı çevrelerin CHP’nin Kürt sorununda politika üretmelerini engelleyen suçlayıcı ve töhmet alında bırakan yaklaşımlarıdır. CHP, AKP-MHP’nin, DEM Parti’ye verdiği mesajları fırsat bilerek bu durumu aşabilir ve gerçek bir sosyal demokrat parti haline gelebilir. Eğer muhalif kanallarındaki bazı kişilerin Kürt sorununun çözümü konusunu olumsuz bir tartışma haline getirmelerini aşamazsa CHP, yerel seçimler dönemindeki görüntüsünü kaybeder; böylece AKP-MHP’nin kurduğu oyunun içine girmiş olur. MHP ve AKP’nin Kürt sorunu konusunu araçsallaştırmalarının önemli bir nedeni de, Türkiye’de gerçek bir demokrat ya da sosyal demokrat duruş ve programın ortaya konulmamasıdır. Bilindiği gibi, dünyanın her yerinde bu tür sorunlarda sol güçler ve kendisine sosyal demokratlar diyenler, olumlu yaklaşım gösterirler” ifadelerinde bulundu. 

     

    ‘MHP’NİN TEK AMACI KÜRTLERİ BİTİRMEKTİR’

     

    Türkiye’de devletin Kürtlere yönelik özel savaş politikalarına işaret eden Mustafa Karasu, “AKP-MHP ittifakı, Kürtlere karşı yürütülen özel ve kirli savaşın zirveleşmiş halidir. AKP-MHP iktidarının bir özel savaş hükümeti olduğu unutulmamalıdır. AKP-MHP hükümetinden Kürtler adına olumlu bir şey beklenemez. MHP, dünyanın başka ülkelerindeki milliyetçi ve faşist partilerle de karşılaştırılamaz. Diğer ülkelerdeki faşist partilerin başka amaçları ve programları da vardır. MHP’nin tek bir amacı vardır; Kürtleri bitirmek! MHP ile ilişkili her söylem ve adıma bu çerçevede bakmamak büyük gaflet olur. 

     

    AKP-MHP faşist ittifakı, DEM Parti ve demokratik siyasal alan için bir tuzak kurmuştur. Çağrılar yapacaklar; DEM Parti’nin kabul edemeyeceği şeyler dayatacaklar, ‘yol temizliği olsun’ dediği şeyleri gerçekleştirmeyecekler. DEM Parti ve demokratik güçler, onların dediğini yapmayınca da ‘DEM Parti’ye el uzattık, alan açtık, imkân sunduk, siyaset yapma fırsatı tanıdık, ancak bunlar karşılık vermediler’ diyerek saldırılarını daha da artıracaklar. Kurdukları oyun böyle gözüküyor” dedi. 

     

    ‘TOKALAŞMA ÖZEL SAVAŞ GEREĞİDİR’

     

    Adım atılıncaya kadar AKP-MHP iktidarına karşı mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine vurgu yapan Mustafa Karasu şöyle devam etti: “Böylece AKP-MHP’nin kurduğu bu oyunu açığa çıkarmalıdırlar. Burada bir hususu belirtmek de MHP’nin nasıl bir parti olduğunu ortaya koyar. Devlet Bahçeli, bir gün önce CHP ve Özgür Özel için her türlü hakareti yapmış, Meclis’in açılışında Özgür Özel’e, ‘O söylediklerimiz siyaset gereğidir, alınmayın’ demiştir. İşte Türkiye’de siyaset gerçeği budur. Özel savaşın en temel özelliği de budur; yani halkı kandırmaktır. Açıkta söyledikleri, halkı kandırmak içindir. Ancak esas olarak farklı bir politika izleme gerçeklikleri vardır. Böyle bir şey nasıl söylenir, gerçekten de anlaşılır değildir. Herhalde boş bulunduğu için söyledi. Devlet Bahçeli, kendi şahsında Türk siyasetçisinin ne olduğunu ortaya koydu. Halkı kandıran bir siyaset yürütülmektedir. Sadece bu söylem bile bir siyasetçinin siyasi hayatının bitmesi için yeterdir. Bunu söyleyenin bir daha halkın karşısına çıkmaması gerekir. Bu açıdan, Devlet Bahçeli’nin el sıkması da özel savaş siyaseti gereğidir. Bu yönüyle, Devlet Bahçeli’nin el sıkmasından ve söylemlerinden bir şey çıkarmaya çalışmak Türk devlet gerçeğini, özellikle de Türk devletinin temel politikası olan ve hala sürdürülen Kürt soykırım politikasını anlamamaktır.”

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Yerlikaya: Malatya depreminden 187 kişi etkilendi, 43 kişi tedavi altında

    Bakan Yerlikaya: Malatya depreminden 187 kişi etkilendi, 43 kişi tedavi altında


    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Malatya Kale’de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen deprem ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Depremde can kaybının bulunmadığını belirten Bakan Yerlikaya, 187 kişinin depremden etkilendiğini belirtti.

    Depremin hemen ardından ilk önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradıklarını söyleyen Bakan Yerlikaya’nın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    ‘İLK ÖNCE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI ARADIK’

    “Depremden Urfa, Elazığ, Batman, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Tunceli illerimiz etkilendi. Depremin olduğu ilk andan itibaren biz bu haber bize geldiği an AFAD başkanlığımızdan 8 dakika sonra depremin büyüklüğü, depremin merkez üssü, az önce de ifade ettiğim gibi Malatya Kale olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren ilk önce Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgiyi arz ettik ve hemen süratle valilerimizle irtibata geçtik.

    ‘ŞÜKÜRLER OLSUN’

    Şükürler olsun, herhangi bir can kaybımız bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığımızdan alınan bilgiye göre Malatya’da 33, Elazığ’da 32, Adıyaman’da 18, Diyarbakır’da 17, Kahramanmaraş’ta 3 ve Şanlıurfa’da 2 olmak üzere toplam 187 vatandaşımız depremden etkilendi. 43 vatandaşımız şu ana kadar gözetim altında tutuluyor, diğerleri ayaktan tedavi ile taburcu edildikleri bilgilerini buradaki arkadaşlarımız da bize arz ettiler.

    ‘KAPANAN YOLLARIMIZ VAR’

    Deprem nedeniyle Malatya, Şanlıurfa, Elazığ, Adıyaman ve Batman illerimizde eğitime 1 gün süreyle ara verildi ve şunu da ifade etmemiz lazım Malatya ili Pütürge ve Kale ilçesinde kaya düşmesi meydana geldi. An itibarıyla kaya düşmesi sonucu kapanan yollarımız bulunmamaktadır. Karayollarımız süratle bunu temizledi.

    Depremde etkilenen illerimizde enerji kesintisi yoktur, altyapı hasarı yoktur, su kesintisi ihbarı yoktur. Hastanelerimizin binalarında da arkadaşlarımız şu ana kadar en ufak bir olumsuzluğun olmadığını da hamdolsun bizlere iletmişlerdir. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza her birine geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum.

    Her zaman ifade ediyoruz, Rabbim bildiğimiz, bilmediğimiz tüm afetlerden şehirlerimizi, ülkemizi korusun diyoruz ve bizi ekranları başında izleyen başta Malatyalı hemşehrilerimiz olmak üzere depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza ve ülkemize tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Davutoğlu da “çözüm süreci” destekçisi: Sonuna kadar arkasındayım

    Davutoğlu da “çözüm süreci” destekçisi: Sonuna kadar arkasındayım


    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi’nin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yeni yasama yılının açılışında DEM Partililerle tokalaşması ve PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilişkin çağrısı hakkında konuştu.

    Türkiye’de 1970’li yıllarda sağ-sol ayrımıyla ideolojik, 1990’lı yıllarda etnik ve mezhebi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden sonra da sistemik olarak bir kutuplaşma olduğunu savunan Davutoğlu, şöyle konuştu:

    Bu kutuplaşmaya karşı, eğer dünya savaşa ve Türkiye’nin içinde hedef olarak gösterildiği bir yere gidiyorsa alınacak birinci tedbir toplumu kuvvetlendireceksin. Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Müslim, gayrimüslim, laik, muhafazakar; bu ayrımların hepsini bir üst ayrı tanımlamayla aşacaksın. ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı şerefini taşıyan herkes mutlak anlamda eşittir, kanun önünde de ekonomik imkanlar ve fırsatlar açısından da her açıdan eşittir’ diyeceksin.

    “DOĞRU HESAP EDİN”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, bu doğrultuda yasama döneminin ilk günlerine damgasını vuran jestleri olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın buna destek verdiğini belirten Davutoğlu, “Ya ‘bu sorunları çözmeliyiz, yeni küresel savaş riskine karşı hazırlıklı girmeliyiz, içerideki yaraları kapatmalıyız’ diyorlardır. Böyle diyorlarsa sonuna kadar arkasındayım. Doğru hesap edin ve milleti birleştirin, kutuplaştırmayın” ifadelerini kullandı.

    Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Çünkü Sayın Bahçeli burada inisiyatif alırsa Türkiye bu işi rahat yürütür. Sayın Bahçeli’nin inisiyatif aldığı bir süreç rahat yürür” dedi.

    Serbest Görüş:

    Davutoğlu, kimsenin kimseye korkuyla bakmaması ve herkesin kucaklaşması gerektiğini dile getirdi.

    NE OLMUŞTU?

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 1 Ekim Salı günü yapılan açılışında MHP lideri Bahçeli, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) grubu ile sırayla tokalaşmıştı. DEM Parti ile tokalaşması sorulan Bahçeli, “Dünyada barışı isterken, kendi ülkemizde barışı sağlamamız lazım” ifadelerini kullanmıştı.

    Bahçeli, parti grup toplantısında yaptığı konuşmada ise İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a seslenerek, “Terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” çağrısında bulundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***