Yazar: SG

  • “Cep”te kaçak patlaması var

    “Cep”te kaçak patlaması var


    Son yıllarda cep telefonu fiyatlarında yaşanan hızlı artış, taksit sınırı ve yüksek IMEI kayıt ücretleri, Türkiye’de akıllı telefon pazarında önemli değişimlere yol açtı. Yüksek enflasyon ve vergiler, yeni cep telefonlarının fiyatlarını rekor seviyelere çıkarırken, bu durum birçok tüketiciyi farklı alternatiflere yöneltti. Gelişmelere paralel olarak bu yılın ocak-ağustos döneminde akıllı telefon ithalat adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,7 düşüşle 2 milyon 952 bine gerilerken, kaçak telefon girişleri ise rekor seviyeye ulaştı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre bu yıl ocak-ağustos döneminde kaçak olarak yurda girmeye çalışılırken ele geçirilen cep telefonları son 3 yılın toplamını geride bırakarak adet olarak 127 bini aşarken değer olarak ise 400 milyon TL sınırına dayandı. Hatta cep telefonu, kaçağa konu kategoriler arasında yasaklı maddelerin ardından tütün ürünleri ve akaryakıtı da geride bırakarak ikinci sırada yer aldı. Sektör temsilcileri, ülkedeki vergi oranlarının yüksek olması, alım gücünün azalması ve taksit kısıtlaması sebebiyle teknolojiye ulaşımın zorlaşmasının yolcu beraberinde gelen cihazlardaki düzenlemenin suiistimal alanına dönüşmesine yol açtığını ve legal pazarın 12 milyonlu rakamlardan 10 milyona gerilemesine neden olduğunu dile getirdi.

    8 aylık kaçak, 3 yılın toplamını geçti

    Türkiye’de legal yollar ile yıllık satılan cep telefonu sayısı 2019 yılına kadar 12 milyon seviyelerinde seyrediyordu. 2019 yılı itibari ile cari açığa yol açtığı gerekçesi ile cep telefonu satışlarına taksit sınırının gelmesi, vergi oranlarının artırılması ve yolcu beraberinde getirilen cep telefonlarında IMEI kayıt ücretinin hızla artmaya başlaması, taşları yerinden oynattı. Gelişmeler, legal yolu tıkarken illegal yollarla yurda giren cep telefonunda patlamaya yol açtı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre en çok yakalama yapılan eşya türü sıralamasında 2019 yılında 16 bin 178 olan kaçak cep telefonu sayısı 2020’de 34 bine, 2021’de 38 bin 472’ye, 2022’de 25 bin 890’a 2023’te 57 bin 533’e çıktı. Bu yılın ocak-ağustos döneminde ise söz konusu rakam 127 bin 438’e çıkarak son 3 yılın toplamını geride bıraktı. Bunlar kaçak olarak girmeye çalışılırken yakalanabilen telefon adetleri. Yakalanamayan cep telefonu sayısının çok daha yüksek seviyede olduğu tahmin ediliyor. Yıl sonunda kaçak cep telefonu yakalamalarının 200 bin sınırına dayanması bekleniyor.

    Legal satış kanalı 2 milyon adet geriledi

    Hal böyle iken legal kanal kaynağı olan ithal cep telefonu adedinde ise düşüş yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2020’de 9 milyonu aşkın cep telefonu ithal edilirken bu rakam 2021’de 4,3 milyona, 2022’de 3,2 milyona geriledi. 2023’te yeniden 5,1 milyon adete çıkan cep telefonu ithalatı, bu yılın ocak-ağustos döneminde ise 2,9 milyon adete düştü. Bu değer, geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında 9,7 düşüşe işaret ediyor. Yine geride kalan dönemde 12 milyon adet olan legal kanal satış adedinin bu yıl 10 milyon adete düşmesi bekleniyor. 2019’dan bu yana nüfusun 3 milyona yakın artması ve cep telefonu penetrasyon oranının yükselmesine rağmen legal yolla satılan telefon sayısındaki düşüş, illegal yolun ne kadar yüksek seviyeye çıktığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

    Yolcu beraberi suiistimal alanına dönüştü

    Türk halkının teknolojiye ilgisinin her geçen gün arttığını ve dernek olarak dijital toplum olma yolunda bu ilgiyi memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği(MOBİSAD) Mustafa Kemal Turnacı, odaklanılması gereken konunun ise teknolojinin efektif kullanılmanın yöntemlerini geliştirmek olduğunu vurguladı. Turnacı, cihaz satışlarındaki artışı genç nüfus ve bu ilgiye bağladıklarını anlattı. Turnacı, kayıt dışı telefonların artmasının sebebi konusunda ise, “Maalesef ülkedeki vergi oranlarının yüksek olması, alım gücünün azalması, taksit kısıtlaması sebebiyle teknolojiye ulaşımın zorlaşması ve yolcu beraberinde gelen cihazlardaki düzenlemenin suiistimal alanına dönüşmesi gibi sebepler karşımıza çıkıyor” dedi. Turnacı, makul vergiler ve ulaşımı kolaylaştıracak taksit avantajlar oluşturulduğunda sektörden elde edilen vergi gelirinin artmasının yanı sıra vatandaşın teknolojiye daha kolay ulaşacağını bunun da istihdam ve sektörel gelişime katkı sağlayacağını anlattı.

    Yenilenmiş cihaz pazarı 600 bine gidiyor

    Fiyatların artması, bir yandan da yenilenmiş cep telefonu pazarında büyümeyi beraberinde getirdi. Yenilenmiş cihazların hayatımıza girmesiyle hem 2.el pazarında güvenilir bir ticaret alanı oluşturulduğunu hem de sektörün cari açığa etkisini azaltacak önemli bir katkı sağlandığını anlatan Turnacı, geçen sene 300 bin adet seviyelerinde olan yenilenmiş cihaz pazarının bu seneyi 600 bin seviyelerinde kapatacağını ve bu alanın artışının katlanarak devam edeceği öngörüsünde bulundu.

    Legal pazar 10 milyon adete geriledi

    MOBİSAD Başkanı Turnacı’nın verdiği bilgilere göre Türkiye’de 2019 yılına kadar yılda ortalamada 12 milyon adet cep telefonu satılıyordu. 2019 yılı itibariyle vergi oranları ve kurdaki artışın yanı sıra, taksit kısıtlaması satışların dalgalı bir seyir izlemesine yol açtı. Pandemi ile birlikte cep telefonuna talep artsa da bunun daha çok kayıt dışı tarafı beslediğini belirten Turnacı, bu nedenle bu yıl legal kanallar ile satılan cep telefonu pazarının 10 milyona gerilemesinin beklendiğini kaydetti. Turnacı, “Legal, yolcu beraberi ve kayıt dışı ile bu sayının çok daha yüksek olduğu yine karşımıza çıkıyor” dedi.

    “Faturalardaki artışın sebebi operatörler değil”

    Son dönemde sektörde tüketici nezdinde yaşanan bir diğer sorun yüksek operatör fiyatları olarak karşımıza çıkıyor. Hatta bu konu sosyal medyada da öneml oranda gündemde kalan bir sorun. Turnacı, iyi analiz etmeden her alanda oluşan linç kültüründen dolayı üzüntü duyduklarını ifade ederek, “Operatörlerimize yapılan eleştirileri detaylıca inceledik. Yüksek artışların temelinde şikayetleri incelediğimizde geçmişte taahhüt verilerek enflasyona karşı müşterilerin korunduğu ve 24 aya varan sürelerde bu taahhüt sayesinde aslında oluşan hiçbir fiyat artışının yansıtılmadığı bu süre zarfında aslında vatandaşın lehine bir durum oluştuğu karşımıza çıkıyor. Vatandaşlarımız bu anlaşma sayesinde artışlardan korunduklarını göz ardı ederek son faturası ile taahhüt bitimindeki yeni faturasını kıyaslamasından yoğun bir şikayet oluşturduğunu gördük. Halbuki bu süre zarfında operatörler ekonomik olarak olumsuz etkilenirken vatandaşın avantajı olmuş. Eylül 2024 verilerine göre TÜFE oranı yüzde 49,38 iken haberleşme enflasyonu ise yüzde 36,64 olarak açıklandı. Ayrıca sektörde son 3 yılda vergi yükü yüzde 479 arttı. Öte yandan abone başı ortalama gelir değeri Avrupa ortalamasında 17,26 Euro iken Türkiye’de 4,46 Euro seviyesinde. Sonuç olarak; operatörlerin son 4 yılda tarife fiyatları, aynı dönemde artan müşteri maliyet yapısına göre, vergi ve makroekonomik göstergelerin altında artış gösterdi. İsteğimiz vatandaşlarımızın makul ve uygun fiyatlara hizmet almasıdır ama bu oluşan şikayetlerin sebebi sektör ve operatörler olmadığını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Taksit sınırı teknolojiye erişimi sınırlıyor”

    Bilindiği üzere 2018’den bu yana cep telefonlarında taksit sınırı uygulanıyor. En son 2023 başında güncellenen baremlerle 12 bin TL’nin üzerindeki cep telefonları en çok 3 taksit uygulanıyor. Gelinen noktada bu uygulamanın vatandaşların teknolojiye erişimini kısıtladığını vurgulayan Turnacı, “Cep telefonu üreticileri 12 bin TL sınırına yönelik kalitesi çok daha düşük ve kullanım ömrü görece kısa olan cep telefonlarını önceliklendirmeye başladı. Dış ticaret verilerine göre cep telefonlarının ithalattaki payının hala çok düşük olduğunu göz önünde bulundurulmalı, OVP’deki kur beklentileri de dikkate alınarak taksit sınırı baremi 30 bin TL’ye yükseltilmeli. Şu an piyasada vatandaşların 12 taksitle alabileceği yeni teknolojileri destekleyen cep telefonu modeli neredeyse yok. 5G ihale planının açıklanmaya hazırlandığı günümüzde en azından bu esneklik 5G uyumlu cihazlar için kesinlikle uygulanmalı.”

    KAYNAK: EKONOMİM – YENER KARADENİZ

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kandil ile görüşme haberleri yalanlanmıyorsa demek ki; bu içi boş balonlar iktidara yarıyor

    Kandil ile görüşme haberleri yalanlanmıyorsa demek ki; bu içi boş balonlar iktidara yarıyor


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    Karar yazarı Akif Beki, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis açılış töreninde DEM’lilerle tokalaşmasının ardından Kandil ile görüşme haberlerinin çıktığına değinerek, ” İktidarın tepkilerinden anlıyoruz ki böyle bir şey yok, tecridin kaldırılması istenemez bile. Böyle bir talep, uzatılan eli istismar etmek sayılıyor.  Dezenformasyonla Mücadele Merkezi sessiz. Yeni İmralı görüşmelerinin başladığı şeklindeki yanıltıcı haberlere düzeltme dahi yapmadılar. Böyle içi boş balonların uçurulması İktidara yarıyor demek ki.” dedi.

    Beki’nin “Bulanık suda Anayasa çoğunluğu avlamak” başlıklı köşe yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Böyle içi boş balonların uçurulması İktidara yarıyor demek ki.

    Kafa karıştıran, gizem dolu balonlar olmasa şu sorulara cevap vermeleri gerekecekti: Yeni Anayasa, halkın hangi öncelikli sorununu çözecek? AK Parti, ülkeyi daha iyi yönetecek de mevcut Anayasa neyi yapmasına izin vermiyor?

    Uymayabildikleri bir Anayasa’yı değiştirmeyi neden bu kadar çok istiyorlar?

    Hani Cumhurbaşkanlığı Sistemini getiren Anayasa referandumuyla halk, ne yetki istedilerse vermişti.

    Artık mazeretleri kalmamıştı, başarmaktan başka seçenekleri yoktu…

    Her dert bitti, sıra Anayasa’ya nasıl geri geldi? Bu sorulara ikna edici cevaplar bulmak, zor.

    Meclis’te Anayasa değiştirme çoğunluğunun, ancak bulanık suda avlanabileceğini biliyorlar.

    İktidarı anlıyorum da suyu bulandırmaya önden koşan bazıları neyin peşinde? Onu anlayamıyorum.”

     

  • Kilis’e havan mermileri düştü

    Kilis’e havan mermileri düştü


    Suriye’de çıkan çatışma sonucu Kilis’teki mayınlı bölgeye roket mermisi düştü.

    Akşam saatlerinde Suriye tarafından ateşlenen roket mermileri Kilis’in kırsal bölgesi Oylum höyüğü ve Akıncılar bölgesine düştü.

    ‘BİRLİKLERİMİZİN HERHANGİ BİR DAHLİ YOK’
    İHA’da yer alan son dakika haberine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düşen roket mermisi sonucu topçu ateşiyle bölgeyi vurduğu iddia edilmişti.

    DHA’nın güvenlik kaynaklarından elde ettiği son dakika bilgisine göre ise bölgede herhangi bir sıcak çatışmanın olmadığı aktarıldı.

    Serbest Görüş:

    Güvenlik kaynakları, “Hudutun Suriye tarafında bir çatışmadan seken bir roket mayınlı araziye düşmüş ve yangın oluşmuştur. Birliklerimizin herhangi bir dahli yoktur. Karşılık da verildiği doğru değildir.” açıklamasında bulundu.

    KİLİS VALİLİĞİ: KİLİS’E YÖNELİK HERHANGİ BİR SALDIRI GERÇEKLEŞMEMİŞTİR
    Kilis Valiliği, bugün bölgede çıkan çatışmalara ilişkin görüntülerin sınırın Suriye tarafına ait olduğunu belirterek, “Olayda Kilis’e yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmemiştir” açıklamasını yaptı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eskişehir’den Fernas işçisine destek

    Eskişehir’den Fernas işçisine destek


    ESKİŞEHİR – Eskişehir Emek Demokrasi Platformu adına konuşan Senem Çelik, Fernas madencilerin yalnız olmadığını vurgulayarak, “Madencilerin öldükten sonra değil yaşamak için direnirken yanında olun” çağrısı yaptı. 

     

    Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, 14 gündür Ankara’da eylemde olan Fernas işçileriyle dayanışma açıklaması yaptı. Hamamyolu Yediler Parkı’nda yapılan açıklamada “Fernas Madencileri Yalnız Değildir” pankartı açılırken, “Direne direne kazanacağız”, “Diren madenci Eskişehir seninle” ve “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları atıldı. 

    Platform adına açıklamayı yapan Senem Çelik, direnişi selamlayıp 3 yıl önce aynı sebeplerle Ankara’ya yürüyen, Somalı madencilerin yaşam hakları uğruna, dönüş yolunda hayatını kaybeden Bağımsız Maden İş Sendikası genel başkanı Tahir Çetin’i, Ali Faik İnter’i ve Soma Maden Katliamında hayatını kaybeden 301 madenciyi andı. Çelik, ” Ülkenin dört bir yanında, patronların, holdingci güçlerin kar hırsı uğruna; iş sağlığı ve güvenliği olmadan, baskılarla, ölümüne, temel haklarından yoksun bırakılıp çalıştırılan ve mevzu bahis kölelik koşullarını kabul etmeyip direnen tüm işçiler gibi Fernas Maden İşçileri de sınıfımızın sesi oluyor” diye konuştu.

     

    ‘İŞÇİ DİRENİRKEN YANINDA OLUN’

     

    Fernas İşçileri’nin direnişinin yaşam mücadelesi olarak başladığının altını çizen Çelik, “Yani insanca yaşamak için 52 gündür direnen madenciler şirket müdüründen milletvekillerine, gözünü kan bürümüş işçi düşmanlıklarına karşı da direniyor. Madencilerin sözlerini tekrarlıyoruz. Madencilerin öldükten sonra değil yaşamak için direnirken yanında olun” dedi. Madencilerin işten çıkarılması ve sonraki sürece değinen Çelik, “52 gün boyunca karşılanması gereken 3 temel talep için işyeri önünde, Soma merkezde, Ferhat Nasıroğlu’nun Bodrumdaki oteli önünde, şirketin genel merkezi önünde, mecliste direnen madencilerin karşısına sadece barikatlar ve kolluk çıktı. Savcı, hakim, kaymakam, vali, polis, jandarma ve milletvekili patron el ele verip madencilerin taleplerine üç maymunu oynamakla kalmayıp, adeta madencilerin hak ettiklerinin kölelik olduğunu yinelediler” ifadelerinde bulundu.

     

    ‘MUHATTAP YOK’

     

    Madencilerin yasaklarla, gözaltılarla, işkencelerle ve adli kontrol tedbirleri ile direnişlerinden vazgeçirilmeye çalışıldığını belirten Çelik, “İşyerinde kanun tanımayan, anayasanın 51. Maddesi ve türk ceza kanunun 118. Maddesini açıktan ihlal eden, Mecliste kanun yapma görevi olan patron Nasıroğlu’na dokunmaya cesaret edemediler. Madenciler doğrudan muhataplarının karşısına çıkmak için yalınayak Ankara yoluna çıktılar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve TBMM’de karşılarına çıkacak, sorunlarını çözecek bir muhatap aradılar” diye konuştu.

     

    ‘SENDİKA KRİMİNALİZE EDİLİYOR’

     

    Madencilerin açlık grevine başladığına değinen Çelik, şunları söyledi: “Açlık grevlerinin ikinci gecesinde, Kurtuluş Parkı’ndaki nöbete saldıran polis açlık grevindeki tüm madencileri ve sendika yöneticilerini gözaltına aldı. Madencilerin en temel anayasal taleplerini karşılamayan, madencileri görmeyen, Bağımsız Maden İşçileri sendikasını kriminalize etmeye, marjinal göstermeye çalışan patron vekil ve devlet yetkililerine karşı madencilere ve madenciler etrafında kenetlenen kamuoyuna da gözdağı vermeye çalışıyorlar.”

     

    ‘MADENCİLERİN SESİYİZ’

     

    Madencilerin memleketin dört tarafında yankılanan sesi olacaklarının altını çizen Çelik, “Madenciler kazanana kadar onların iradesini sahipleniyor ve direnişe güç katmak için memleketin dört bir yanında meydanları dolduruyoruz. İşçi sınıfının mücadelesinin, direnişinin ısrarcısı olan, çalışma koşullarının iyileştirmesi ve iş cinayetlerinin engellenmesi için mücadele veren bütün direnişleri, Polonez işçilerini, Mkb Rondo Direnişini, Tarkett direnişini, As Plastik işçilerini ve Özel Öğretmen Sendikasının direnişini selamlıyoruz.

    Bir kez daha hatırlatıyoruz ki: Fernas maden işçisi yalnız değildir. Eskişehir halkı direnen madencilerin yanında” dedi.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Erbakan, Numan Kurtulmuş’a destek verdi: ‘Üzerine fazla gidildi’

    Fatih Erbakan, Numan Kurtulmuş’a destek verdi: ‘Üzerine fazla gidildi’


    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Anayasa’nın ‘değiştirilmesi teklif edilemez’ denilen 3. maddesini tartışmaya açarak tepkilerin odağı haline gelmişti.

    Kurtulmuş, “Anayasada yer alan ‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür’ tabiri değiştirilmelidir. ‘Devletin ülkesi, milleti olmaz” dedikten sonra gelen tepkiler üzerine geri adım atarak “Ben üçüncü madde ile ilgili hiçbir şey demedim, algı operasyonu yapılıyor” ifadelerini kullanmıştı.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Kurtulmuş’a destek çıktı.

    Numan Kurtulmuş’un üzerine fazla gidildiğini belirten Erbakan, şunları söyledi:

    “KÖTÜ BİR NİYETİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”
    “Meclis Başkanı, kendisi de akademisyen olduğu için bilimsel ve entelektüel bir tartışma açtı. Kötü bir niyeti olduğunu düşünmemiz mümkün değil. Şahsen üzerine fazla gidildiğini düşünüyorum. Oradaki kasıt, devletin millet için var olduğu, milletin esas olduğu, devletin millet hizmet için var olduğu noktasında bir açıklamada bulundu. Sonrasında zaten yanlış yerlere çekildi. Kendisi de ‘İlk dört maddeyle bizim bir sorunumuz yok’ dedi. Bizim de ilk 4 madde ile ilgili sorunumuz yoktur. Ancak bir tek o üç maddenin içerisindeki ‘laiklik’ kelimesinin bir izahının, açıklamasının yapılması gerekir. Çünkü bizim geçmişimizde partilerimiz bu kelime yüzünden kapatıldı. ‘Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma’ sebebi.

    Serbest Görüş:

    LAİKLİĞİ HEDEF ALDI
    AK Parti’nin kapatma davasındaki bir oy farkla kapanma kararı alınmadı. Az kalsın AK Parti’nin kapatılması söz konusu olacaktı. Böyle acı tecrübelerimiz var. 28 Şubat’ta laiklik ilkesi adı altında yapılan uygulamalar, inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ortada. Tekrardan bu gibi olaylarla karşılaşmamak açısından, Türkçede de yeri olmayan, yabancı bir kelime olan ‘laiklik’in anlamının açık ve sarih bir şekilde konulması gerekiyor. Böylelikle inanç özgürlüğüne ve İslami hassasiyetlere karşı bir silah olarak kullanılabilmesinin önüne geçilmesi gerekir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin Vergi Yüzsüzleri Açıklandı: İçerisinde Ünlü Sanayicilerden, Tekstil Zenginine Kadar Pek Çok İsim Yer Aldı

    Türkiye’nin Vergi Yüzsüzleri Açıklandı: İçerisinde Ünlü Sanayicilerden, Tekstil Zenginine Kadar Pek Çok İsim Yer Aldı


    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergide adaleti güçlendirmek için her bir vergi dairesine 5 milyon lira ve üzerinde vergi borcu ve cezası bulunan mükelleflerin isimlerini kamuoyu ile paylaşacaklarını açıklamıştı. Uyarılara rağmen vergi ödemekten kaçtıkları için kamuoyunda ‘vergi yüzsüzleri’ olarak nitelendirilen mükelleflerin listesi paylaşıldı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan duyuruya göre, vergi borçlularının isimleri İl ve İlçe Vergi Dairelerinde askıya çıkarıldı. Bakanlığa verilen yetki kapsamında, her bir vergi dairesine 5 milyon lira ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükellefler ilk kez yayımlandı.

    Türkiye'nin Vergi Yüzsüzleri Açıklandı: İçerisinde Ünlü Sanayicilerden, Tekstil Zenginine Kadar Pek Çok İsim Yer Aldı - Resim : 2

    İşte 5 milyon üzeri vergi borcu bulunan 57 firmadan bazıları:

    Vergi Kimlik No: 14000****32
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ADNAN SARAÇ
    Esas Faaliyet Konusu: PAZARLAMA, TOPTAN TİCARET
    Borç Tutarı: 13 milyon 611 bin 474.95 TL

    Vergi Kimlik No: 14422****32
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: HAMİT ASLAN
    Esas Faaliyet Konusu: ALIM SATIM, EMLAK KOMİSYONCULUĞU
    Borç Tutarı: 6 milyon 44 bin 360.86 TL

    Vergi Kimlik No: 23508****34
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MUSTAFA AYDOĞAN
    Esas Faaliyet Konusu: ELEKTRİK, SU, DOĞALGAZ DALLARINDA TOPTAN TİCARET
    Borç Tutarı: 32 milyon 46 bin 929.72 TL

    Vergi Kimlik No: 27003****34
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ZEKİYE BAYSAL
    Esas Faaliyet Konusu: KONFEKSİYON ÜRÜNLERİ İMALATI
    Borç Tutarı: 5 milyon 111 bin 898.21 TL

    Vergi Kimlik No: 15203****16
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MEHMET KAZIM
    Esas Faaliyet Konusu: MAĞAZACILIK
    Borç Tutarı: 6 milyon 591 bin 666.53 TL

    Vergi Kimlik No: 10609****32
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MUSTAFA HÜSEYİN HOCAOĞLU
    Esas Faaliyet Konusu: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ
    Borç Tutarı: 5 milyon 47 bin 880.21 TL

    Vergi Kimlik No: 23404****13
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: SÜLEYMAN AKIN YİĞİT
    Esas Faaliyet Konusu: TOPTAN İNŞAAT MALZEMELERİ TİCARETİ
    Borç Tutarı: 8 milyon 113 bin 892.71 TL

    Vergi Kimlik No: 21118****23
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MEHMET HAKAN OĞUZ
    Esas Faaliyet Konusu: GIDA VE NAKLİYAT
    Borç Tutarı: 5 milyon 953 bin 846.32 TL

    Vergi Kimlik No: 23009****11
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ALİ SÖNMEZ
    Esas Faaliyet Konusu: SANAYİ MAKİNELERİ TİCARETİ
    Borç Tutarı: 7 milyon 564 bin 073.23 TL

    Vergi Kimlik No: 20908****14
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: YUSUF CEMALİ KILANCI
    Esas Faaliyet Konusu: İNŞAAT VE GAYRİMENKUL GELİŞTİRME
    Borç Tutarı: 10 milyon 974 bin 989.41 TL

    Vergi Kimlik No: 25608****12
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: EMİNE SULTAN BOZDEMİR
    Esas Faaliyet Konusu: TOPTAN PERAKENDE TİCARET
    Borç Tutarı: 9 milyon 748 bin 647.11 TL

    Vergi Kimlik No: 18808****21
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MAHMUT YILMAZ
    Esas Faaliyet Konusu: GIDA VE LOJİSTİK
    Borç Tutarı: 5 milyon 111 bin 899.32 TL

    Vergi Kimlik No: 15508****11
    Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: İBRAHİM ŞAHİN
    Esas Faaliyet Konusu: OTEL İŞLETMECİLİĞİ
    Borç Tutarı: 6 milyon 788 bin 213.92 TL

    Kaynak: Sputnik

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şehir Tiyatroları’nda ‘Gök Kubbe’ Zamanı

    Şehir Tiyatroları’nda ‘Gök Kubbe’ Zamanı


    Jüri üyesi 12 kadının, bir cinayete karışan Sally’nin hamile olup olmadığını kendi tecrübelerine dayanarak tespit etmesini konu alan oyun, bu akşam 20.30’da Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.

    Oyunun yönetmeni Ali Gökmen Altuğ, “Gök Kubbe”nin kadınlarını şöyle anlattı:

    “Gök Kubbe oyununda kadınlar, çamaşır yıkamak, ütü yapmak, çocuk bakmak, dikiş dikmek, yemek yapmak gibi ev işlerinden kafalarını kaldırıp gökyüzüne bakmaya fırsat bulamazlar. Sally hariç. ‘Gökyüzüne baktım’ diyen Sally, hayal gücüyle, fantezileriyle, sıra dışı ve uygunsuz olarak nitelendirilen davranışlarıyla farklı bir yerde konumlandırılmasına rağmen, bir ‘kahraman’ olmanın çok ötesindedir. Yazar ne gökyüzüne bakamayan kadınları mağdur ya da kurban olarak göstermiş, ne de katil olmakla suçlanan Sally’i olumlu bir kahraman figürü olarak çizmiştir.
    Kirkwood’un kadınları, ezberlerin, kalıpların dışında hayata dair tüm renkleri ve zenginlikleri taşımaktadır. Kirkwood’un, kadınların toplumdaki yerini, kadınlık hallerini, kadının kendine atfedilen toplumsal görevlerini, varoluşunu, kendini gerçekleştirme mücadelesini; pasif, etkisiz, kurban rolü üzerinden değil, insana dair tüm çatışmaları barındıran bir yerden inşa ettiği görülür. Bay Halley’in söylediği kuyruklu yıldızın geçişini izlemek isteyen ama aynı zamanda evden yabancı bir adamla kaçan ve sonrasında katil olmakla suçlanan Sally’nin hamile olup olmadığına karar vermek için toplanan on iki kadın, kendilerine tanınan güce ve iradeye rağmen belki de bir sonraki kuyruklu yıldız geçene kadar karar veremeyecekleri bir çıkmazın içinde bulurlar kendilerini.”

    İBB Şehir Tiyatroları’ndan yapılan açıklamada oyuna ilişkin bilgilere şu şekilde yer verildi:

    “Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.”

    Dramaturgisini Sinem Özlek’in, müziğini Emrah Can Yaylı’nın, dekor tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Gamze Kuş’un, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu’nun, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz’ın, hareket düzenini Senem Oluz’un, video tasarımını Enes Altuğ Avşar’ın yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan’ın çektiği oyunda; Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Asya Kale-Deniz Şiir Boy, Ayşem Yağmur Ulusoy Göktürk, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Zeliha Güney rol alıyor.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 8 ay sonra iddianame hazırlandı, mahkeme kabul etmedi

    8 ay sonra iddianame hazırlandı, mahkeme kabul etmedi


    İZMİR – İzmir’de 5 gazeteci ile birlikte gözaltına alınan DEM Parti basın çalışanı Funda Akbulut hakkında 8 ay sonra “örgüt üyesi olmak” gerekçesiyle iddianame hazırlanırken, dosyanın gönderildiği İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı kabul etmedi. Diğer 3 gazeteciye ilişkin dosya ise hala tamamlanmadı. 

     

    İzmir’de 13 Şubat’ta düzenlenen ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Semra Turan, Delal Akyüz ve Tolga Güney, JINNEWS muhabiri Melike Aydın, Gazete Duvar muhabiri Cihan Başakçıoğlu ile gözaltına alınan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) basın çalışanı Fatma Funda Akbulut’un iddianamesi hazırlandı. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla hazırlanan iddianame İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme dosyada “Örgüte finans sağlama” suçu olduğu gerekçesiyle dosyayı kabul etmedi ve İzmir 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 

     

    Sekiz ayı aşkındır ev hapsinde bulunan Funda Akbulut hakkında hazırlanan iddianamede açık tanık Buse Aslan’ın ifadelerinin yanı sıra çekim yapmak için katıldığı basın açıklamaları ile yaptığı 5 telefon görüşmesi ve para alışverişi suç olarak gösterildi. İddianamede itirafçı Buse Aslan’ın Jineoloji dergisinin paralarının toplanmasını ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) İzmir sanal medya hesaplarının kullanılmasının Funda Akbulut tarafından yapıldığı yönündeki iddialara yer verildi.  

     

    ERBANE DERSİ İDDİANAMEYE GİRDİ

     

    İddianamede yine 5 adet telefon görüşmesine yer verilirken, bu görüşmelerden bir tanesi HDP tarafından işsizliğe karşı yapılacak basın açıklaması için bastırılan pankart ve dövizlerin basımına ilişkin yapılan görüşmeler olması dikkat çekti. ilgili basım yapılan yer ile yapılan bir görüşme . İddianamede “İşsizlik, yoksulluk, açlık ve sefalet beka olamaz” pankartı ile “Savaşa değil halklara bütçe”, “Halklar açken sarayın bir günlük harcaması 15 milyon TL”, “Vergiler, zamlar geri alınsın” ve “İnsanca bir yaşam için bu düzeni değiştireceğiz” dövizleri suç delili olarak sunuldu. 

     

    İddianamede Funda Akbulut’un Jinart’da erbane dersi almak istemesiyle ilgili telefon görüşmesi ve 2 kez de DEM Parti’nin sabah açılmasıyla ilgili görüşme ile İHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Zilan Gümüş’le gözaltına alınan kişilere ilişkin yaptığı bir görüşme delil olarak konuldu.  

     

    VİDEO ÇEKMEK SUÇ

     

    İddianamede yer alan bir diğer suçlama konusu ise Funda Akbulut’un İzmir Kadın Platformu, TJA, HDP’nin düzenlediği kadın cinayetleri, Nagehan Akarsel için yapılan açıklamalar, Suruç katliamı anması, Gezi eylemlerinin yıl dönümü, tecrit açıklamaları ile panellerde yaptığı çekimler oldu. Funda Akbulut’un buralarda yaptığı video ve fotoğraf çekimleri ile bunların sanal medya hesaplarından paylaşılması suçlama konusu oldu. 

     

    10 BİN TL ‘ÖRGÜTE FİNANSMAN’ SUÇLAMASI

     

    Yine iddianamede yer alan MASAK raporlarında ise Funda Akbulut’a gönderilen ya da onun gönderdiği ve toplamda 10 bin TL’yi bile bulmayan para transferleri suçlama yapıldı. Evinde yapılan aramalarda el konulan Jineoloji dergileri ile Nagehan Akarsel’e ait fotoğraflar da iddianamede yer alırken, Kürt Siyasetinin Mor Rengi ve Jineoloji Ders Notları isimli kitaplarda suçlama konusu yapıldı. 

     

    4 GAZETECİ AYLARDIR BEKLİYOR

     

    Öte yandan aynı gün gözaltına alınan ve ev hapsi cezası verilen MA Muhabirleri Delal Akyüz, Tolga Güney ve Melike Aydın ile haftada 2 gün imza adli kontrolü verilen MA muhabiri Semra Turan hakkında bir karar verilmedi. 

     

    YILDIRIM: SÜREÇ UZATILIYOR

     

    Dosyanın avukatlarından Abdülmecit Yıldırım, Funda Akbulut’un ev hapsinde olduğunu anımsatarak, bunun tutukluluk gibi ayda bir değerlendirmesi olmadığını söyledi. Değerlendirmenin 3 ayda bir dosya üzerinden yapıldığını kaydeden Yıldırım, “Onu da bir kere formaliteden, bizim katılmadığımız bir şekilde yaptılar. Ev hapsi tutuklamadan çok da büyük bir farkı yok. Ama herhangi bir denetimi de yok. Bu sürecin ne kadar uzayacağını da bilmiyoruz. Biz İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne tensiple beraber ev hapsinin kaldırılması için dilekçe verdik. Mahkeme dosyayı 2’inci Ağır Cezaya gönderdiği için kararı da onların vermesini istemiş. Yani bu sürecin uzaması ev hapsinin de uzaması anlamına geliyor” dedi. 

     

    Ev hapsinin de bir cezaya dönüştüğünü vurgulayan Yıldırım, “Dosya savcılık aşamasında olduğu süreçte olumlu bir cevap alamasak da önceden bir muhatabı vardı. Şu an ortada bir muhatap bulamama durumu var. Şu an hangi mahkemeye talepte bulunacağımız belli değil” diye konuştu. 

     

    AKBULUT: CEZALANDIRMAYA DÖNÜŞTÜ

     

    İddianameye ilişkin konuşan Funda Akbulut ise “Yaklaşık 9 aydır diğer üç arkadaşım gibi ev hapsindeyim. Bu zamana dek savcılık iddianamesinin hazırlanmasını bekledim. İddianame hazırlandı. Kim olduğunu bile bilmediğim bir gizli tanığın ifadelerine dayandırılarak bu kadar zamandır ev hapsinde tutuluyorum. Kişisel hak ve özgürlüklerimden mahrum ediliyorum. Bu durum artık tedbirden çıkarak, cezalandırmaya dönüştü. Duruşma günüm bile halen belli değil. Bu sürecin bir an önce son bulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

     

    MA / Tolga Güney

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Açık Radyo’nun karasal yayını kesildi

    Açık Radyo’nun karasal yayını kesildi


    Ne olmuştu?

    RTÜK 22 Mayıs’taki Üst Kurul toplantısında, Açık Radyo’da yayınlanan Açık Gazete’nin 24 Nisan tarihli programında yayına katılan konuğun “… Ermeni, yani Osmanlı topraklarında gerçekleşen tehcir ve katliamların, soykırım olarak adlandırılan katliamların 109. Yıldönümü, sene-i devriyesi. Bu yıl da yasaklandı biliyorsunuz Ermeni soykırım anması” ifadeleri nedeniyle, radyoya idari para cezası ve programa da beş gün yayın durdurma cezası vermişti. Gerekçe ‘toplumu kin ve düşmanlığa tahrik’ti.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), daha sonra “Ermeni soykırımı” ifadesi nedeniyle daha önce idari para cezası ve 5 kez yayın durdurma cezası verdiği Açık Radyo’nun lisansını, kararı uygulamadığı gerekçesiyle  iptal etti. Radyo ise parasal cezanın ilk taksidini zaten ödediğini duyurdu. 

    Ancak daha sonra program durdurma cezası ile ilgili mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.  RTÜK yürütmeyi durdurma kararına itiraz etmişti.  Bu süreçte Ankara 21’inci İdare Mahkemesi tarafından alınan 27.09.2024 tarihli yeni karar ile bu kez “yürütmenin durdurulması isteminin reddine” karar verildi. Bu karara karşı Radyo, yasal çerçevede itiraz etti.

    Açık Radyo’nun bugün (11 Ekim) yaptığı açıklamaya göre  “Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı yasal itiraz süreç devam ederken, maalesef, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarih ve 2024/25 nolu toplantısında 16 nolu karar ile alınan; fakat daha evvel verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararı sebebiyle tarafımıza tebliğ edilmemiş bulunan “YAYIN LİSANSININ İPTALİ” kararı 11.10.2024 tarihinde yani bugün tebliğ edilmiştir.”

  • Altın fiyatları yükselişe geçti: Gram güne nasıl başladı?

    Altın fiyatları yükselişe geçti: Gram güne nasıl başladı?


    Serbest Görüş Ekonomi

    Altın fiyatları, dünkü seansı yüzde 0,5 artışla kapattıktan sonra yükselişini devam ettiriyor. Yatırımcılar, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ve diğer merkez bankası yetkililerinin açıklamalarını değerlendirirken altın fiyatları yükseldi. Spot altın, haftanın üçüncü işlem gününde ons başına 2 bin 666 dolardan işlem görmekte. Hesaplamalara göre, ons altın ve Dolar/TL üzerinden gram altın fiyatı 2 bin 935 TL seviyelerine ulaştı.

    Bu yıl altın, faiz indirimine dair iyimserlik ve merkez bankalarının güçlü alımları ile güvenli liman talebinin etkisiyle yüzde 29’dan fazla değer kazandı. Ayrıca, Ukrayna ve Orta Doğu’daki devam eden çatışmalar da bu kıymetli metalin değerini artıran faktörler arasında yer alıyor. 

    Fiyatlarda güncel durum

    Gün içinde altın alım satımı yapmayı düşünenler “Altın fiyatları ne kadar?” sorusunu araştırmaya başladı. Gram altın, çeyrek altın, 22 ayar bilezik ve Cumhuriyet altını en çok merak edilen türler arasında.

    Gram altın

    Alış: 2 bin 934 TL

    Satış: 2 bin 935 TL

    Çeyrek altın

    Alış: 4 bin 855 TL

    Satış: 4 bin 966 TL

    Yarım altın

    Alış: 9 bin 681 TL  

    Satış: 9 bin 932  TL

    Cumhuriyet altını

    Alış: 20 bin 127 TL

    Satış: 20 bin 432 TL