Amed Büyükşehir Belediye eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, barış olmadan ülke sağlığından bahsedilemeyeceğini vurgulayarak, ‘Sürecin eksikliklerine bir gözle, iyi yanlarına iki gözle bakıyorum’ dedi
HDP’ye yönelik devreye konulan yargı kıskacının en somut sembollerinden biri olan Amed Büyükşehir Belediye eski Eşbaşkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, yaklaşık 7 yıllık tutsaklığın ardından Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Selçuk Mızraklı, 7 yıllık tutsaklığın ardından tahliye edildikten sonra MA’ya konuştu.
“Ben onurlu bir barış için 7 yılımı helal ediyorum” diyerek sözlerine başlayan Selçuk Mızraklı, “Kendi adıma bu helal etme hakkım da var. Ama bir halk olarak düşündüğümüz zaman, geçmişi ile beraber düşündüğümüz zaman, benim onları helal etme hakkım yok. Ancak bir şeye ihtiyaç var; samimi bir özür, samimi olarak hakikatle yüzleşme. Tam da işte bu, o kolektif olarak bir tatmini, tazmini ve telafiyi sağlayabilecek bir şeydir. Umarım o çabalar gelişir” dedi.
Bu böyle bir döngü gibi gider
Bir ülkede barış olmadan sağlıktan bahsedilmeyeceğini vurgulayan Selçuk Mızraklı, “Barış olmadan Türkiye özgürlük endekslerinde geride kalmaya, hukuk endekslerinde geride olmaya daima devam edecektir. Ama Türkiye başka bir endeks açısından da çok geride. Türkiye gelir dağılımı adaletsizliğinin en başında gelen ülkelerden biri. Ama bir ülkede hukukun işler olması için, hak ve özgürlüklerin en geniş anlamıyla kullanılabilmesi için, demokrasinin yerelden merkeze daha gelişkin olması için, demokratik müzakerenin olabilmesi için yegane kaynak siyasal iradedir. Yani toplumla devlet arasındaki, devletle demokrasi dengesi arasındaki ilişkinin doğru kurulması gerekir. Niye? Hukuk demokrasiyi tamamlar, demokrasi ekonomiyi tamamlar. Bu böyle bir döngü gibi gider” dedi.
‘Polyanacılık’ da oynamıyorum
Selçuk Mızraklı devamında şunları ifade etti: “Şimdi bu sürece baktığımız zaman, sürecin işleyişinde zaman zaman fren balatalarının eskitildiğini görüyoruz. Yani neye bağlı olduğunu, hangi odağa bağlı olduğunu, hangi merkezden kaynaklandığına ilişkin bir tarif yapamam. Ama fren balatalarının aşındığını hissedebiliyorum. En azından bir sıcaklık, bir koku alıyorum oradan.
İkincisi bu sürece ilişkin çok şey söylenilebilir. Ama ben her zaman şuna inandım. En azından bu süreç içinde bir cenaze haberi gelmedi. Bu ülkede barışa inanan, insan yaşamına değer veren, özgür yaşama, insanların hak ve özgürlükleriyle bir arada yaşamasına, ortak geleceğine inanan herkes açısından çok nitelikli ve çok kritik bir adımdır. O yüzden de eksikliklerine bir gözle bakıp, iyi yanlarına veya umuda iki gözle bakmayı tercih ediyorum. Yani bu bir görmeme hali değildir. Burada ‘polyanacılık’ da oynamıyorum. Ama yani eğer biz bu sürecin devamının herkes açısından en iyi çözüm olduğuna inanıyorsak, tavrımızın ve tutumumuzun da bu çerçevede olması gerekir.”
Çerçeve yasa
Çerçeve yasaya dair konuşan Selçuk Mızraklı, “Çerçeve yasa dediğimiz şey tam da bu hukuka gidişin, henüz daha bu işin girizgahıdır. 27 Şubat 2025 çağrısıyla beraber gelen o adım bu işin esasında yeni bir döneme geçişi ve toplumun bugüne kadar birikmiş bütün kaygılarını telafi edebilecek, Kürt sorununu daha özgür olarak ve şiddetten arındırılmış olarak, şiddet kavramlarıyla yan yana anmadan tek başına konuşabilmek için önemli bir kapı araladı. Ondan sonra nitelikli başka adımlarda da geldi. Ama en önemlisi parlamentoda farklı siyasal eğilimlerin de ortaklaşarak, böyle bir yasayı çıkartmalarıydı. Şimdi bu anlamlıdır. Anlamlı olmakla beraber eksiklikleri de vardır” diye konuştu.
AİHM kararları ve yasalar
AİHM’in verdiği kararlara değinen Selçuk Mızraklı, tutsak siyasetçilerin yasa çıkarılmadan özgürlüğüne kavuşabileceğini belirtti. Selçuk Mızraklı, şöyle devam etti: “AİHM, Demirtaş, Yüksekdağ ve Kobanê tutsakları için iki defa karar verdi. Bugün, bu dakika dışarıda olmaları gerekir. Bu hukuka dönüşe ilişkin, hukuk dışılıktan hukuka dönüş toplumda karşılık üretebilir bir yaklaşımdır. İnsanlar ileriyi görmek isterler. O yüzden temel hak ve özgürlüklerin kullanımında tutun da ortalama insan yaşamındaki adaletsizliklerin giderilmesine kadar birçok başlıkta sadece idarenin kerametiyle yapılabilecek düzenlemeler var.”
Öcalan’ın barış mücadelesi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış arayışlarını değerlendiren Selçuk Mızraklı, “Sayın Öcalan’ın 93’ten başlayan 2025 yılına gelinceye kadar defalarca bu işi silah dışı olarak çözebilme arayışlarının olduğunu şuradan ve buradan hepimiz okuduk. Peki toplumdaki bu arzu ne düzeydeydi? Çok daha yüksekti. Bunlarla beraber dürüst olmak lazım. Sayın Öcalan’ın etki alanı sadece Türkiye Kürtleri üzerinde mi? Rojhilat’tan başlayın Rojava’ya ve Başur’a kadar veya dünyanın herhangi bir yerindeki -Japonya’dan tutun Amerika’ya kadar- etki alanı olan, kendi örgütünün önderi. Ama aynı zamanda Kürt halkının da önemli kesimlerince bir öncü figürü olarak yerini alıyor. Böyle bir silahsızlanma veya silah dışı çözümü, adını ne koyarsanız koyun, bunu başarabilme ehliyeti olan yegane kişi Sayın Öcalan’dır. Hani derler ya arkadaş hiçbir şey yapmıyorsan hakkını teslim et. Savaştığınla barışacaksın. Kendisinin rahatlıkla iletişim kurabildiği, özgürce iletişim kurabildiği, akademisyeninden basınına kadar veya kendi örgütüne ulaşabilme imkanlarına kadar bunun kurulması neremizi eksiltecek? İrade gerekiyor. Barışı gerçekleştirme iradesi varsa, o zaman o kapılar sonuna kadar açık olmalı” dedi.
Demirtaş’ın dışarıya mesajı
Selahattin Demirtaş’ın dışarıya mesajını Selçuk Mızraklı, şu şekilde açıkladı: “Dışarıda Demirtaş ne diyor diyeceğim” dedim. “Herkese çok selam, sevgi ve özlemlerimi ilet. Ama hiçbir zaman iradeleri kırılmasın. Hiçbir zaman umutları eksilmesin. Sevgiyi büyütsünler. Barışa olan katkılarını çoğaltsınlar” dedi. Yani genel çerçevesini o şekilde özetleyebilirim. İster Demirtaş’ın ister Sayın Öcalan’ın “ne düşünüyor, ne yapıyor, ilerisi için ne öneriyor” faslı için; Umarım Demirtaş için hukukun gereği yerine getirilir. Dediğim gibi yarın geçtir. Sayın Öcalan’ın için de, eğer hakiki bir barış ve demokratikleşme süreci varsa, sürecin ve müzakerenin tarafı olarak ona bütün imkanların, bütün kapıların sonuna kadar açılması gerekir.”
AMED
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































