Sürecin sağlıklı ilerlemesi için güven ortamının oluşturulması gerektiğini dile getiren Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, ‘Meclis’te oluşacak ortak akıl, koordinasyon kurulunun çalışmalarıyla desteklenmeli; şeffaflık, hesap verebilirlik ve toplumsal katılım esas alınmalıdır’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve Meclis Genel Kurulu’nda rekor bir oyla kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi, Türkiye’nin başat gündemi olmaya devam ediyor.
Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, Meclis Genel Kurul’da kabul edilen kanun teklifine dair değerlendirmelerde bulundu. Kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu’nda geçmesinin meselenin çözümü noktasında önemli bir aşama olduğunu kaydeden Mustafa Bilici, “Ben bunu sadece bir güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda demokrasinin, hukukun ve toplumsal barışın güçlenmesi adına önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bundan sonra yapılması gereken, bu iklimi kalıcı hale getirecek adımları kararlılıkla atmaktır” dedi.
‘Konular istismar edilmeden ele alınması gerekiyor’
Mustafa Bilici, sürecin sağlıklı ilerlemesi için güven ortamının oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydetti. Mustafa Bilici, şeffaflık, diyalog ve hukuk ilkelerinin korunması çağrısında bulunarak, “Kürt vatandaşlarımızın yıllardır dile getirdiği demokratik beklentiler de soğukkanlılıkla konuşulmalıdır. Kürtçe, bu ülkenin kültürel zenginliklerinden biridir. İnsanların ana dilini öğrenmesi, yaşatması ve gelecek nesillere aktarması ayrışma değil, ortak yaşam kültürünü güçlendiren bir değerdir. Bu konuların istismar edilmeden, sağduyu ile ele alınması gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
‘Meclis’te oluşacak ortak akıl, koordinasyon kurulunun çalışmalarıyla desteklenmeli’
Mustafa Bilici, “Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir koordinasyon mekanizmasının öngörülmesini önemli buluyorum. Böyle bir yapının amacı; sürecin farklı kurumlar arasında uyum içinde yürütülmesini sağlamak, alınan kararların uygulanmasını takip etmek ve olası sorunlara hızlı çözüm üretmektir” dedi. Koordinasyonun başarısının Meclis ile güçlü bir iş birliği içindeki çalışmasına bağlı olduğuna vurgu yaparak, “Çünkü bu sürecin asli sahibi, millet iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis’te oluşacak ortak akıl, koordinasyon kurulunun çalışmalarıyla desteklenmeli; şeffaflık, hesap verebilirlik ve toplumsal katılım esas alınmalıdır. Ayrıca sivil toplumun, akademinin, hukukçuların ve toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin sürece yansıtılması da büyük önem taşımaktadır. Kalıcı toplumsal barış ancak devlet kurumları ile toplumun birlikte hareket etmesiyle mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.
Kimsenin kaygılarının küçümsenmemesi gerektiğini de önemle dile getiren Bilici, devamla şunları söyledi:
“Sadece yasal düzenlemeleri değil, Türkiye’nin geleceğini konuşacağız. Ben artık Türkiye’nin, toplumun tamamını kucaklayan sivil ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Yeni anayasa hazırlanırken, herkes kendisini bu metnin içinde hissedebilmelidir. Temel hak ve özgürlükleri güçlendiren, hukukun üstünlüğünü esas alan ve ortak vatandaşlık bilincini pekiştiren bir anlayış hâkim olmalıdır. Bu çerçevede Kürt vatandaşlarımızın demokratik talepleri, Kürtçenin kamusal ve kültürel alandaki yeri de sağduyuyla konuşulmalıdır.”
Haber: Ömer Güngör\MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































