Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen hasta tutsak Mehmet Şirin Çelik’in tek başına kaldığı odada temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını belirten kızı Neşe Çelik, sevk edildiği gün su talebinin dahi karşılanmadığını söyledi
Yaşadığı sağlık sorunlarından kaynaklı Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Mehmet Şirin Çelik’in durumu ciddiyetini koruyor. Mehmet Şirin Çelik’in tek başına kaldığı koğuşta yaşamsal ihtiyaçlarını gideremediği ve sevk edildiği gün su talebinin dahi “Kantin günü geldiğinde istersin” denilerek karşılanmadığı öğrenildi.
Tutsak bulunduğu Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde 3 Temmuz günü beyin kanaması geçiren Mehmet Şirin Çelik’in(70) sağlık durumu giderek ağırlaşıyor. Beyin kanaması geçirdikten sonra burada hastaneye kaldırılan ve iki gün boyunca yoğun bakımda kelepçeli bir şekilde tutulan Mehmet Şirin Çelik, tedavisinin ardından yeniden cezaevine götürüldü. Burada durumunun yeniden kötüleşmesi ile beraber Mehmet Şirin, Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Cezaevinde yaşadığı sorunları avukatına aktaran Mehmet Şirin Çelik Çelik, “Odalar çok sıcak, hastalıklarım yüzünden kendini iyi hissetmiyorum. Psikolojik olarak da yalnız olduğum iyi değilim” ifadelerini kullandı.
Tedavi edilmiyor
Sağlık sorunlarına rağmen babasının tahliye edilmemesine tepki gösteren Neşe Çelik, “Tek kişilik bir odada kısmi felçli biri ihtiyaçlarını nasıl karşılayabilir ki?” sözlerini kullandı.
1999 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra hakkında müebbet hapis cezası verilen Mehmet Şirin Çelik Çelik, 27 yıldır cezaevinde kalıyor. Cezaevine girdikten kısa süre sonra sağlık sorunları yaşamaya başlayan Mehmet Şirin Çelik Çelik, beynine atan pıtıdan ve kapanan damarlarından dolayı kısmı felç geçirdi. Yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan Mehmet Şirin Çelik Çelik, yaşadığı ağır sorunlara rağmen tedavi ve sevk hakkına haftalar sonra erişebiliyor.
‘Babamın ciddi sağlık sorunları var’
Yaşanan sorunları aktaran Neşe Çelik, babasının yaşından dolayı uzun zamandır sağlık sorunları ile mücadele ettiğine dikkat çekti. Babasının bu durumu kendilerinden bir müddet sakladığını belirten Çelik, damar tıkanıklığından dolayı babasının anjiyo olduğunu söyledi. Neşe Çelik, “Sağlığa erişim konusunda tabii ki kısıtlı imkânlara sahipler çünkü istediği vakit istediği kontrolleri yapamıyorlar. Örnek vermek gerekirse şu an bulunduğu ortam gereği ve koşulları göz önünde bulundurursak enfeksiyon kapmış, en yakın randevu tarihini ise 10’ncu aya vermişler. Bu yüzden sürekli yüksek ateşlenmeler yaşıyor. Hatta bir örneği ise en son yoğun bakıma kaldırıldıktan hemen sonrasında 3 defa daha hastaneye yüksek ateşlenmeden dolayı kaldırıldı. Yani gerekli tedavi zamanında ve yeterli derecede yapılamıyor. Sadece geçiştirici bir uygulama uygulanıyor” sözlerini kullandı.
‘Tekerlekli sandalyede’
Babasının yaşadığı sorunlara dikkat çeken Neşe Çelik, “Yoğun bakımdan çıktıktan sonra zaten gardiyan eşliğinde tekerlekli sandalye ile getirildi. Hatta tekerlekli sandalyeden kalkıp sandalye bölümüne kendi başına kalkıp oturamadı, gardiyan eşlik etmek zorunda kaldı çünkü telefon kablosu tekerlekli sandalyeye yetişemiyordu. Ayağa kalkamıyor, yürüyemiyor, kendi bireysel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyordu. Bir sonraki hafta olan açık görüşe gittiğimizde ise yanındaki oda arkadaşı tıraşını yapmıştı. Sürekli ağrıları, ateşleri oluyor, odaklanma konusunda sorun yaşıyor, ne dediğimizi tam olarak zaman zaman algılamıyor. R Tipi Cezaevi’ne bile tuvaletin yakın olmasından dolayı gitmeye ihtiyacı oldu çünkü her tuvalet ihtiyacında destek almak zorunda kaldı. Bu konuda daha ne kadar yardım talep edebilir? Bir insan için çok gurur kırıcı bir durum” dedi.
Sistemde raporları var
Babasının sevk edildiği R Tipi Cezaevi’nde de çok sayıda ihlalle karşılaştığını ve bir su talebinin dahi karşılanmadığını belirten NeşeÇelik, şunları aktardı: “Daha önce birçok kez hastaneye yatırıldı. Zaten cezaevinde ya da sistemde rapor ve tedavileri mevcuttur. Şuan hastalığı ciddiyetini koruyor. Babamın yaşı gereği zaten uzun bir tedavi süreci olması gerekiyor ve bu cezaevlerinde mümkün değil. Hatta kendisine doktorlardan aldığımız tavsiyeleri dile getirdiğimizde, ‘Nasıl yapayım, imkânlar burada bu şekilde’ diye dile getiriyor.
‘Babama su bile verilmedi’
Koğuşta olunca en azından kısmi ihtiyaçlarında ona yardımcı oluyorlar fakat şu an tek başına kutu gibi bir odada tutulup ateş sıcağı bir ortamda bulunuyor. Hastalık bir yana psikolojik olarak ve ruhen kendisini günden güne daha çok eridiğini hissediyor. Bunlar sadece içsel değil, bedensel ve fiziksel açıdan da görülebilir sorunlar. Tedavisi bir yana, R Tipine alındığında telefonda bir su bile verilmediğini, sabahtan beri susuz kaldığını, su istediğinde ise ‘Kantin günü geldiğinde suyunu istersin’ cevabı aldığını bizzat dile getirdi. Bir suya bile ihtiyacı olan bir hastanın bu ortamda iyileşmesi, düzelmesi hem hastalık açısından hem psikolojik olarak ne kadar iyi olabilir? Bulunduğu yerden koğuş sistemine geçmek istediğinde ise ‘Şu an yer yok’ yanıtını alıyor.”
‘Babamı serbest bıraksınlar’
Neşe Çelik tahliye çağrısı ile konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Bizim aile olarak öncelikli talebimiz tabi ki ya kalan 3 yıllık cezasını evde geçirmesi ya da en kötü ihtimal dışarıda daha iyi tedavi edebilmemiz ve sağlığını kısmen de olsa daha iyi hâle getirebilmemiz için infaz ertelemesidir. Daha önce bu tahliye için ATK’ye başvuru yapıldı ancak olumsuz yanıt aldık. Konuya dair yeniden başvuru yaptık. Tek talebimiz bir an önce serbest bırakılması ve tedaviye erişmesi.”
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































