• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Tr724 Haber Merkezi

    Fransa’dan Rus petrol tankerine operasyon; ‘hayalet filoya’ ait gemi alıkonuldu

    TR724 HABER

    Gıda fiyatları ücretli çalışanları eziyor; açlık sınırı 35 bin TL’yi aştı

    Havacılık tarihinde devrim: NASA’nın sessiz süpersonik uçağı X-59 ilk kez ses duvarını aşacak!

    Havacılık tarihinde devrim: NASA’nın sessiz süpersonik uçağı X-59 ilk kez ses duvarını aşacak!

    Doğumunun 100. yılında sarsıcı gerçekler: Marilyn Monroe cinayete mi kurban gitti, yoksa Kennedy’leri korumak için örtbas mı edildi?

    Doğumunun 100. yılında sarsıcı gerçekler: Marilyn Monroe cinayete mi kurban gitti, yoksa Kennedy’leri korumak için örtbas mı edildi?

    Tr724 Haber Merkezi

    Fransa’ya yatırım zirvesinde rekor miktar; Japon şirket SoftBank’tan 75 milyar avroluk taahhüt

    Netanyahu'dan Beyrut'a Hava Saldırısı Talimatı

    Netanyahu’dan Beyrut’a Hava Saldırısı Talimatı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Hüseyin Cevahir mezarı başında anıldı

    Hüseyin Cevahir mezarı başında anıldı

    İlk kez İmralı’ya giden Gülsüm Öcalan: Abdullah Öcalan’ın statüsü, Kürt halkının statüsüdür

    İlk kez İmralı’ya giden Gülsüm Öcalan: Abdullah Öcalan’ın statüsü, Kürt halkının statüsüdür

    Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

    Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

    Nesrin Nas: CHP operasyonları siyaseti kriminalize ediyor

    Nesrin Nas: CHP operasyonları siyaseti kriminalize ediyor

    Buca Belediyesi’ne operasyon: Belediye Başkanı dahil çok sayıda gözaltı

    Buca Belediyesi’ne operasyon: Belediye Başkanı dahil çok sayıda gözaltı

    Hopa’da Metin Lokumcu anması: Mücadeleyi büyütme çağrısı

    Hopa’da Metin Lokumcu anması: Mücadeleyi büyütme çağrısı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hukuk herkes için yoksa, hiç kimse için yoktur

    Hukuk herkes için yoksa, hiç kimse için yoktur

    Çiğne Özgür çiğne; bitmeyen sakız!

    Çiğne Özgür çiğne; bitmeyen sakız!

    Necip F. Bahadır

    Kılıçdaroğlu’nun dili: Çürük sakız!

    Artık!

    Artık!

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon oldular

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon oldular

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Tr724 Haber Merkezi

    Fransa’dan Rus petrol tankerine operasyon; ‘hayalet filoya’ ait gemi alıkonuldu

    TR724 HABER

    Gıda fiyatları ücretli çalışanları eziyor; açlık sınırı 35 bin TL’yi aştı

    Havacılık tarihinde devrim: NASA’nın sessiz süpersonik uçağı X-59 ilk kez ses duvarını aşacak!

    Havacılık tarihinde devrim: NASA’nın sessiz süpersonik uçağı X-59 ilk kez ses duvarını aşacak!

    Doğumunun 100. yılında sarsıcı gerçekler: Marilyn Monroe cinayete mi kurban gitti, yoksa Kennedy’leri korumak için örtbas mı edildi?

    Doğumunun 100. yılında sarsıcı gerçekler: Marilyn Monroe cinayete mi kurban gitti, yoksa Kennedy’leri korumak için örtbas mı edildi?

    Tr724 Haber Merkezi

    Fransa’ya yatırım zirvesinde rekor miktar; Japon şirket SoftBank’tan 75 milyar avroluk taahhüt

    Netanyahu'dan Beyrut'a Hava Saldırısı Talimatı

    Netanyahu’dan Beyrut’a Hava Saldırısı Talimatı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Hüseyin Cevahir mezarı başında anıldı

    Hüseyin Cevahir mezarı başında anıldı

    İlk kez İmralı’ya giden Gülsüm Öcalan: Abdullah Öcalan’ın statüsü, Kürt halkının statüsüdür

    İlk kez İmralı’ya giden Gülsüm Öcalan: Abdullah Öcalan’ın statüsü, Kürt halkının statüsüdür

    Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

    Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

    Nesrin Nas: CHP operasyonları siyaseti kriminalize ediyor

    Nesrin Nas: CHP operasyonları siyaseti kriminalize ediyor

    Buca Belediyesi’ne operasyon: Belediye Başkanı dahil çok sayıda gözaltı

    Buca Belediyesi’ne operasyon: Belediye Başkanı dahil çok sayıda gözaltı

    Hopa’da Metin Lokumcu anması: Mücadeleyi büyütme çağrısı

    Hopa’da Metin Lokumcu anması: Mücadeleyi büyütme çağrısı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hukuk herkes için yoksa, hiç kimse için yoktur

    Hukuk herkes için yoksa, hiç kimse için yoktur

    Çiğne Özgür çiğne; bitmeyen sakız!

    Çiğne Özgür çiğne; bitmeyen sakız!

    Necip F. Bahadır

    Kılıçdaroğlu’nun dili: Çürük sakız!

    Artık!

    Artık!

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon oldular

    Şampiyonlar Ligi’ne PSG damgası: Üst üste ikinci kez şampiyon oldular

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden Bülent Kuşoğlu: “Devlet aklı birşeyler kurguluyor”

SG by SG
1 Haziran 2026
in Güncel, Politika
0
TR724 HABER



Bülent Kuşoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreci iyi yönetemediğini söyledi. (Fotoğraf T24’ten alınmıştır…)

Yargının ‘mutlak butlan’ kararıyla yeniden CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık yol arkadaşı Bülent Kuşoğlu, son siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorulanını cevaplayan Kışuğluna göre ‘devlet aklı’ bir şeyler kurguluyor! Bülent Kuşoğlu, cumhurbaşkanlığı konusunda muhtemel adaylarını da “Adayımız Mansur Bey de Özgür Bey de olabilir!” diyerek açıklıyor. Kuşoglu’nun Ekrem İmamoğlu konusundaki görüşü ise şöyle: “Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele, hukuki bir mesele olmaktan öte. O konuda parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey’in yanında durmak. Onun dışında başka bir şey yok. CHP’li herkesin hakkını korumamız lazım ama sadece Ekrem Bey üzerinden yapmayız”

İşte o röportajdan soru ve cevaplardan bazıları:

– Kemal Bey’in bu süreçteki iyi niyetini sorgulatan hamlelerinden biri de sizin de içinde olduğunuz o eski Parti Meclisi’nde çoğunluk kendi taraftarlarında olmadığı için bugün yapılması beklenen toplantıyı ertelemesi oldu. Ne gerek vardı buna?

Toplantı şu şartlarda yapılamıyor çünkü kimlerin oradan ayrıldığının, kimlerin yedek olarak yazıldığının yasal olarak tespiti gerekiyor. Kimler şu anda üyedir? O tespitin yapılması gerekiyor. Öyle bir çalışma gerekiyor. Onun için öyle bir toplantı yapılamaz.

– Bunun tespiti bu kadar mı zor? On dakikalık bir işten bahsediyorsunuz. Biz dışardan gazeteci olarak iki dakikada 58 kişinin çetelesini çıkartırken koskoca parti kendi kayıtlarına bakarak yapamıyor mu bunu? Buna mı inanmamız bekleniyor?

Tabii Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal bir parti. Kurum içerisinde bu tespitin yapılması lazım.
“Şu anda Kemal Bey dışında parti yönetimi yok ki… Hiçbir şey imzalatılamaz, para bile ödenemez”

– Bu tür bir tespit çalışmasının toplantı erteletecek kadar uzun süreceğine kim inanır?

Yok sürmez ama şu anda hiç kimse görevli değil ki. Şu anda bir parti yönetimi yok ki Kemal Bey’in dışında. Para bile ödenemez şu anda, hiçbir şey imzalatılamaz durumda. Bu söylediğim bir şey siyasette ilgisi olmayan bir şey.
“Bütün siyasetçiler yargı kararlarını eleştirir ama uyar”

– Kemal Kılıçdaroğlu bayramın ikinci günü gazetecilerin sorularını yanıtlarken kendisini geri getiren mahkeme kararı üzerinden “Yargı kararlarına herkes uymak zorunda” şeklinde bir ifade kullandı. Oysa 2023’te kendisinin yüzde 48 küsur oy aldığı cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki kampanyası boyunca en çok hedef aldığı şeylerin başında AKP yargısı vardı. O günkü söyleminiz Türkiye’deki mahkemelerin Erdoğan’dan talimatla iş yaptığı kanaati üzerine kuruluydu. Bugün gelinen noktada Kılıçdaroğlu topluma şunu söylemiş olmadı mı; iktidar yargısının bazı kararlarını eleştirelim ama aynı yargının bizim lehimize olacak kararlarını hiç kimse tartışmasın. Kemal Bey kendisini tam da böyle çelişkili bir yere kilitlemedi mi?

Bütün siyasetçiler bunları yaptılar. Tayyip Erdoğan, bizler yargı kararlarını eleştirdik ama sonuç olarak uymak zorundayız tabii. Şunu söyleyeyim madem böyle hızlı girdiniz; benim büyük sorumluluğum var siyasetçi olarak, çok sıkıntılı bir zamandan geçiyoruz. Toplumu ve partimi çok fazla provoke etmemem lazım, ona göre konuşmam lazım. Bazı şeyleri belki sizin istediğiniz kadar rijit ifade edemeyeceğim.

– Benim sizin neyi ne şekilde söyleyeceğinize dair özel bir beklentim yok. Sorumu sorarım, siz dilediğiniz gibi yanıtlarsınız.

Gazeteci olarak haklısınız, daha manşetlik sözler söylememi istersiniz. Ama ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir, beraber, böyle bir rejime karşı son kale olarak ayakta durmasını arzu ediyorum. Onun için ona yönelik konuşacağım. Sorumlulukla konuşmaya çalışacağım.

– “CHP’nin bu rejime karşı son kale olarak ayakta durmasını arzu ediyorum” dediniz. Oy verdikleri partiyi “rejime karşı son kale” gibi gören CHP seçmenlerinin büyük bölümü Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık rejime hizmet ettiğini düşünüyor. Hatta daha fenası, rejimin aparatı olmayı kabul ettiği inancındalar. Sizler bu rejimle siyasi mücadele vermiş ve vermeye devam ettiğini söyleyen siyasetçiler olarak bu öfkenin farkında mısınız? İçerde kendi aranızdaki konuşmaları bu durumun farkındalığı içinde mi yapıyorsunuz?

Tabii ben olaya sosyal medya hesaplarında biraz gezindikten sonra canı sıkılan, öfkelenen biri gibi bakamam. Sorumlu birisi olarak daha büyük resmi görmek zorundayım. Çok zor bir dönemdeyiz, siyasetin o klasik mantığı bitmiş vaziyette. İkinci Dünya Savaşı sonunda oluşan düzen ve kurallar yok artık. Yeni bir düzen oluşacak, yeni kurallar söz konusu olacak ve bunların nasıl olacağını kimse bilmiyor. Devletler üstü şirketler ve kendi aralarındaki mücadele artık bütün ülkelerin iç siyasetini de etkiliyor. Geçmişte olduğu kadar basit değil işler. Mesela Soğuk Savaş döneminde Sovyetler vardı ve Batı vardı, biz de Batı blokunda yer alıyorduk. İç siyaset de ona göreydi. Söylediğimiz sözler, siyasetimiz, sağ-sol ayrımı çok basitti. Ama şimdi öyle değil. Belki önümüzdeki 10- 20 yılda devletlerin çoğu yok olacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk Cumhuriyeti’nin yaşaması lazım. Yani bizim yok olmamamız lazım, iddialı olmamız lazım. Bu yeni dönem Türkiye’ye aynı zamanda büyük fırsatlar da sunuyor, bunları çok iyi irdelemeli.

– Yeni dönemin küresel olarak Türkiye’ye sunduğu fırsatlar açısından Özgür Özel’in başında olduğu CHP yönetiminin yapamadığı ama sizlerin yapabileceği şeyler neler mesela?

Öncelikle birlik beraberlik içerisinde olmamız gerekiyor. Onun için “CHP dönüşmeden Türkiye dönüşemez” diyorum. Türkiye’nin de yeni dünyaya uyum sağlayabilmesi için dönüşmesi lazım. Son iki üç yılda, Trump’ın ikinci kez iktidara gelmesiyle birlikte çok şey değişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı’nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Başka siyasi çizgiler de vardı ama ana akım bunlardı. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı. Şimdi de ona benzer bir durum görüyorum. Şu andaki iktidarın geldiği zamanki gibi bir siyasal İslamcı iktidar olduğunu düşünmüyorum, farklılaştı, çok farklı hale geldi. İslamcılıktan uzaklaştı demiyorum ama farklılaştı. Milliyetçilik, devlet milliyetçiliği var üzerinde ve batıcılık var.

– AKP iktidarının devlet milliyetçiliğini ve batıcılığı da üzerine almış olması -sizin tabirinizle- iyi bir şey mi?

Ben iyi bir şey olarak söylemiyorum. Bir tespitte bulunmaya çalışıyorum. Bir devletin kendisine sahip çıkması güzel bir şey. Tabii devletin farkındalığı güzel bir şey ama topluma rağmen devlet olunmaz tabi ki. Mesela “İç cephenin güçlendirilmesi” deniyor ya evet bu önemli. Ama bu söylendiğinde ben bunu devletin güçlendirilmesi olarakanlamıyorum, toplumun güçlendirilmesi olarak anlıyorum. Toplumu güçlendirmemiz lazım. Bunu yapabilecek olan parti de Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi tabanının üzerine oturduğu sosyal kesimlere sosyolojik açıdan baktığımız zaman en entelektüel, kültürlü, eğitim seviyesi en yüksek kesim. Bu iktidar döneminde zenginleşenler falan oldu ama onlar henüz kentli sayılamayacak seviyede sanki. Geçmişten beri kentleşme CHP’ye daha fazla mâl edilebilir diye düşünüyorum. CHP sonuç olarak Türkiye ölçülerinde bir kent partisi. Dolayısıyla da CHP yönetimi olarak daha sorumlu hareket etmek zorundayız. Onun için de CHP bir arada kalabilmeli. Küçük siyasetlere takılıp kalmamamız lazım. “O onu söyledi, bu bunu söyledi” noktasını aşabilmemiz lazım. Bu arada sizin demin hatırlattığınız 2023’teki yüzde 48 küsurluk oyun ben aslında yüzde 50’nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Orada bir şeyler oldu.

– Siz 2023’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan lehine devlet tarafından manipüle edildiğini mi düşünüyorsunuz?

Evet.

– O halde Kemal Bey neden çıkıp tek bir cümle kurmadı bu şüphelerinizle ilgili ve doğrudan seçim sonuçlarını kabullendi?

İspatlayamadığımız şeyleri söylemedik.

– İspatlanması için bir hukuki mücadele veremez miydiniz? 2017’de rejimi değiştiren referandumda da aynı kabullenişi sergilemedi mi Kılıçdaroğlu?

Yok, 2017’de AİHM’e kadar gidildi bildiğim kadarıyla.

– Atilla Kart YSK’nın işleminin iptali için kendisine vekalet verildiğini ancak Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, davanın AİHM aşamasına geçmesini kasten boşa düşürdüğünü ve başvuru yapmasını engellediklerini söyledi hep. Neyse… 2023 seçimlerine dönersek, biraz önce daha önce Kılıçdaroğlu tarafından dillendirilmeyen bir iddiada bulundunuz. Seçim size göre Kılıçdaroğlu’ndan nasıl çalındı?

Çok detayına girmeden, basitçe söyleyeyim. Seçimleri devlet yapıyor, yani devlet memurları. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde devlet özellikle üst düzey memurlar açısından yürütme erkinde tek bir kişi var; Cumhurbaşkanı. Yani üst düzeyde 40-50 bin kişi olası bir cumhurbaşkanı değişiminde birkaç gün içerisinde değişmek zorunda. 1800 kişi galiba cumhurbaşkanı ile hemen değişmesi gereken. Bu 40-50 bin kişinin yardımcılarını, taşra teşkilatını vesaire dikkate aldığımızda birkaç yüz bin insandan bahsediyoruz. Şimdi bir iktidar değişikliği sırasında devlet bu seçimi yapıyorsa, milletvekili seçimlerini yüzde 1-2 etkileyebiliyor. Tüm dünyada bu vardır, bizde de etkileniyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkisi daha fazla oluyor. En azından bu bir faktör. Bunun ötesinde tutukluların yakınlarını etkilemek, güneydoğudaki oyları etkilemek, iltica etmiş vatandaşların oylarının sayılması gibi birçok konu var. Yani devletin yüzde 2’yi devletin manipüle edebilmesi çok kolay aslında. Türkiye seçimleri yapabilen bir ülke ama seçim manipülasyonu da yapılıyor Türkiye’de.

– Bu söylediğiniz çok ama çok çarpıcı. Demek ki 2023 seçiminin Erdoğan’ın yönettiği devlet tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’ndan çalındığını düşünüyorsunuz. Sözlerinizden anlıyorum ki Kemal Bey de o dönem buna inandı. Ve bugün kalkıp aynı Erdoğan’ın gücünü tahkim etmesinin ve hatta bir sonraki seçimi de kazanmasının önünü açacak bir siyasi mühendislik hamlesinde kendisine biçilen rolü oynamakta bir beis görmüyor. Benim ne düşündüğüm mühim değil ama seçmeniniz böyle düşündüğü için soruyorum. İmajınıza üzülmüyor musunuz? Ya da “kendimizi ifade edemiyoruz galiba” gibi bir sorgulama içinde misiniz en azından?

Üzülmez olur muyuz! Kemal Bey gibi bu ülkede yüzde 48’e kadar ulaşmış, bir sol partinin başında Millet İttifakı’nı kurmuş birisi. Ve o beş diğer partinin üçü AKP’den kopan İslamcı partilerdi. Cumhuriyet tarihinde birbirine benzemez 6 parti olarak ilk defa beraber hareket edebildik. Bu Cumhuriyet tarihinde ilk defa olan, olağanüstü bir olay. 6 Mart 2023’te Kemal Bey’in adaylığı nerede açıklandı hatırlıyor musunuz?

– Elbette hatırlıyorum, Saadet Partisi Genel Merkezi’nde.

Saadet Partisi’nde bir kandil akşamıydı, Berat gecesiydi. Saadet Partisi binasının üzerinde Atatürk’ün posteri asılıydı. Kemal Bey’in adaylığı öyle bir ortamda açıklandı. Bu Türkiye tarihi açısından, toplumsal açıdan inanılmaz büyük olaydır.

– Sizin üstü örtük biçimde söylediğiniz aslında şu; Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak yüzde 48 alması olağanüstü bir olaydır.

Evet, bu basit bir hadise değil. Bu aslında Kemal Bey’in Cumhurbaşkanı olmasından bile öte bir hadise. Düşünsenize binlerce yıldan beri bu topraklarda bu konularla ilgili tartışmalar olmuş ve o aşılmış. Müthiş bir olaydı. Şimdi ondan sonra kalkıp da bu noktalara gelmek ya da toplumun bu noktaya getirilmiş olması, manipüle ediliyor olması da kötü. Bunları anlamaya çalışmamız lazım.

– Toplum hakikaten de birileri tarafından manipüle edilmeye çalışılıyorsa Kemal Bey bu tuzağı bozup engelleyemez miydi? Hala da işleri zamana yayıp manipülasyonu yapanların ekmeğine yağ sürmek yerine hızlı adımlar atamaz mı? Kurultayı hemen toplama iradesini neden ortaya koymuyor?

Tabii oturup hep beraber bunları yapmamız lazım. Böyle bir sorumluluğumuz var zaten.

– Siz Kemal Bey ile de aynı burada benimle konuştuğunuz şekilde mi konuşuyorsunuz mesela?

E tabii, tabii.

– Özgür Özel ekibiyle uzlaşma için bir temas kuruyor musunuz?

Kimseyle benim bir düşmanlığım yok zaten.

– Düşman olmamak ayrı şey… Özgür Özel ile müzakere açısından bir rol üstleniyor musunuz?

Tabii elimden geldiğince yapıyorum. Bundan önce iki kere mahkemede görüşmüştük. İkisinde de çıktım bunları söyledim. Bunları söylemem Kılıçdaroğlu taraftarlarının da Özel taraftarlarının da hoşuna gitmedi. Bana kızdılar.
“Taraflar arasında ideolojik ya da sosyolojik bir ayrılık yok, o yüzden de oturup konuşunca çözülmeyecek bir şey yok”

– Neye kızdılar?

“Partinin bir arada tutulması lazım, oturup konuşup bu konuyu çözmemiz lazım” demiştim. Şimdi de aynı kanaatteyim. Şimdi de oturup konuşarak çözülmeyecek bir şey yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nde fikri bir ayrılık var mı sizce? Cumhuriyet Halk Partisi’nde fikri bir ayrılık yoksa, sosyolojik temelli bir ayrılık yoksa… Daha dün birlikte siyaset yaptığımız arkadaşlarımız bunlar. Ufak tefek şeylerde farklı düşünebiliyoruz tabii ki. Ama temelden “o tarafın fikri şöyle, bu tarafın fikri böyle” diyebileceğimiz bir durum yok. Düşünce bazında bir ayrılık yok. Sosyolojik yönden de bir ayrılık var şu ana kadar teşkil edebilmiş değiliz. Peki bunlar yoksa neden ayrılıyoruz.

– Koltuk kavgası gibi gözüküyor, “geri gelip o koltuğa oturacağım” gibi gözüküyor.

Koltuk kavgasının olmaması lazım. Bizim kesimin en fazla kullandığı cümledir; “Vatan mevzu bahis ise gerisi teferruattır.” Atatürk’e de mal edilir, tabii ona çok yakışıyor. Peki bunu niye unutuyoruz? Kimseyi eleştirmek için değil de hepimizin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor.

– Tayyip Erdoğan sizce siyaseten kendisine bu kadar güveniyorsa neden İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanının diplomasını iptal ederek seçimlere girmesini ve karşısına rakip olarak yarışmasının önünü kapattı?

Neden olduğunu biliyoruz. Rakip olmasını istemiyordu.

– Demek ki siz de herkes nasıl görüyorsa öyle görüyorsunuz. Şimdi de çoğunluk yargı eliyle devreye sokulan “mutlak butlan” hamlesini yine Erdoğan’ın seçim kaybetme ihtimalini minimize etmek için tasarlandığına inanıyor. Böyle olsa bile Kemal Bey hakikaten de haksızlığa uğradığına inandığı için kendisine verilen görevi kabul ettiyse ve seçileceğinden eminse neden derhal kurultayı toplamıyor? Neden bunun önünü açmıyor Kemal Bey?

Açmıyor mu? Kapattı mı? Ben böyle bir şey bilmiyorum. Ama oturup konuşmadılar. Özgür Bey ile Kemal Bey’in oturup konuşması lazım.

– Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel’den özür mü bekliyor?

Bildiğim kadarıyla Kemal Bey mahkeme kararından sonra Özgür Bey’i aradı. Ama görüşmediler hala. Yani telefon dışında görüşmediler. Oturup görüşmeleri lazım. Oturup bu konularda ekipler kurulup bir araya gelinmesi lazım. Niye yapmıyoruz bunları?

– Tabii bu soruyu sizin bana değil onlara sormanız gerekiyor. Bu arada Özgür Özel “mutlak butlan” kararı çıktıktan sonra bu kararın kendisini Ekrem İmamoğlu’nu bırakıp devleti yönetenler tarafından kendisine biçilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiği için çıktığını söyledi.

Böyle mi ifade etti?

– Nasıl yani, siz takip etmiyor musunuz? “Ekrem’i bırak, kendi yoluna bak, Ankara’da partinin başında konforlu bir şekilde otur” şeklinde teklifler aldığını uzun zamandır açıklıyor.

Bu çok enteresan değil mi?

– Yani Özgür Özel bu teklifi kabul etmediği için iktidar kanadının sonunda kendisini CHP’nin başından uzaklaştırma kararı aldığını söylüyor resmen. Bu azımsanacak bir iddia mı sizin açınızdan?

Ama iktidar cephesinden Sayın Bahçeli de “CHP içindeki ayrılığı bir an önce giderin. Sokaklara düşmeyin” falan dedi. O cepheden gelen bir teklif de buydu.

– O bahsettiğiniz Bahçeli açıklamasında Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “feragat et” çağrısı da vardı. Ama bu noktada şunu da hatırlatmak gerekiyor herhalde; Sayın Bahçeli’nin bir senedir hem “Terörsüz Türkiye” hem de CHP konusunda iktidar ortağına yaptığı çağrıların büyük bölümü boşa düştü. Dolayısıyla da CHP’nin kaderinin ne olacağı konusunda Bahçeli’nin ne dediğinden ziyade Kılıçdaroğlu’nun ne yaptığına ya da yapmadığına bakmamız gerekmiyor mu?

Bir araya gelip konuştu mu Kemal Bey ve Özgür Özel tarafı? Oturup konuşmadılar hiç. Doğru değil ama bu. Neden oturup konuşmuyorlar?

– Siz bilmiyorsanız bunun sebebini, ben nasıl bilebilirim?

Ben de bilmiyorum. Benim de öyle bir yetkim yok.

– Siz bu son 10 gündür devam eden süreçlerin çok içinde değil misiniz? Yani Kemal Bey ile sürekli istişare yapıp karar alma süreçlerine katılan kişilerden birisi değil misiniz?

Ben de o Parti Meclisi’ndeyim o kadar.

– Ama eskiden Parti Meclisi üyesi olmanın ötesinde bir yakınlık içindeydiniz Kemal Kılıçdaroğlu ile. Daha da önemlisi partinin kilit kararlarını alan dar beyin takımındaydınız.

Şu anda öyle bir görevim yok tabii ki. Ayrıca, ben bu tarafta öyle bir ekip çalışması yapıldığını düşünmüyorum. Henüz öyle bir şey yok. Sonuçta bir partiyse, görevlendirmeler yapılacak. “Kemal Bey’in ekibi şudur” diye bir şey duydunuz mu?

– En azından şu ana kadar Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana tavır almış 22-23 milletvekilinden bahsedebiliyoruz.

Devreye girmeye, kendisini göstermeye çalışanlar, yeni koltuklara oturmaya çalışanlar muhakkak var tabii. Onları Kemal Bey’in ekibi olarak da kabul etmiyorum. Varsa da Kemal Bey’in bir ekibi oturup Özgür Bey’in ekibiyle görüşsünler ve bu konuyu halletsinler. Partinin ağır topları var. Geçmişte bu partiyi yönetmiş insanlar var. Bu insanlar bu sorumluluğu almazsa olur mu? Niye bir araya gelemiyoruz? Şunu anlıyorum; herkes kendi koltuğunu siyasette düşünüyordur. Anlıyorum. Peki niye bir araya gelip konuşamıyoruz?

– Bir daha söyleyeyim; bu sorunun cevabı sizde yoksa bende nasıl olabilir?

Bende de yok. Ben 2023’te milletvekili adayı olmamıştım zaten. Siyasetin dışındayım. O günden beri de bir gün bile partiye adım atmadım. Hiçbir etkinliğe zaten çağrılmadım. Kendi başıma bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Onun haricinde siyasetle bir bağlantım yok ki. Okumaya, yazmaya, anlamaya çalışıyorum sadece.
“Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele, parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey’in yanında durmak”

– Diyelim ki bu sis bulutu ortadan kalktı, Kemal Bey ile Özgür Bey sizin dediğiniz gibi oturup konuşmaya başladılar ve CHP bölünmedi. Ekrem Bey meselesi ne olacak? Siz İBB davası başta olmak üzere Silivri’de görülen o davalarla ilgili CHP yönetiminin nasıl bir tutum alması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele bir kere. Hukuki bir mesele olmaktan öte. O konuda parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey’in yanında durmak. Onun dışında başka bir şey yok. Hep beraber tüm arkadaşlarımızın yanında durmalıyız.

– Yani Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının kendi kaderlerine terk edilmemesi gerektiğini düşünüyorsunuz. Doğru mu anladım?

Tabii ki CHP’li herkesin hakkını korumamız lazım.

– O halde siz CHP’nin yeni yönetiminin aynı Özgür Özel’in 19 Mart 2025’ten bu yana yaptığı gibi bu davalara “demokrasiye darbe” olarak itiraz etmeye devam etmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Yani yeni dönemde de Özgür Özel’in pozisyonuyla mı devam edilmeli?

Şunu yapmayız; herhalde sadece Ekrem Bey üzerinden yapmayız.

– Bugüne kadar öyle mi yapıldı sizce?

Görüntü öyle. Ben de mesela hemen 19 Mart’ta Kemal Bey’le İstanbul’a gittim Ekrem Bey’e destek olmak için. Sonra Kemal Bey birkaç kere kendisini ziyaret etti. Mümkün olduğunca tabii ki o desteğimizi sürdüreceğiz belli ölçüler içerisinde. Ama Türkiye’nin bu kadar derin ekonomik problemleri varken, milli güvenlik sorunu haline gelmiş bir ekonomik kriz varken, ülkede devlet yönetimi krizdeyken, dünyanın hali ve Türkiye’ye etkileri ortadayken, bu konuları ihmal etmemiz de doğru değil. Şu andaki CHP yönetiminin Türkiye’nin sıkıntılarına, vatandaşın sorunlarına tam olarak odaklandığını söyleyemeyiz. Yani orada bir eksiklik olduğunu söyleyebiliriz.

– “Özgür Özel’in Genel Başkanlığı sırasında CHP’nin üzerinde İmamoğlu vesayeti vardı” diye düşünenlerden misiniz?

Onu bilmiyorum tabii. Özgür Bey arkadaşımız, beraber milletvekili olduk. Çok zeki bir insan. Ayrıca retoriği de çok iyidir, hitabeti çok iyidir. Bilmiyorum tabii. Ben, bu süre içerisinde parti dışında kaldım. Detaylı olarak bilmiyorum. İçeriden bilgi verebilecek durumda değil. Sadece piyasadaki algıyı söyleyebilirim. Bu soruyu sormaya ihtiyacı hissediyorsanız, böyle bir algı olduğu için soruyorsunuz.

– “Ekrem İmamoğlu vesayeti var mı?” sorusunu piyasadaki algı nedeniyle değil bu iddiayı Kemal Kılıçdaroğlu çevresinden kendimden de bizzat duyduğum için soruyorum. Sizin cenahta böyle düşünenler var, siz de onlardan mısınız diye soruyorum.

Evet, Özgür Bey’in sürekli olarak Silivri’ye gitmesinden rahatsız olanlar var. Yani oranın da bir etkisi var galiba.

– Orada siyaseten ikili bir hat olduğu vakıa. Ama bir yandan da toplumun tepkilerine baktığımızda CHP tabanının Özgür Özel’in 19 Mart’tan beri toplumla ilişki kurma biçimine apayrı bir teveccüh gösterdiğini izliyoruz. Özgür Bey’in bu zor süreçte toplumla Ekrem İmamoğlu ile ilişkisini aşan bir yerde ilişki kurmuş olduğunu takdir ediyor musunuz siz de mesela?

Takdir ederim tabii. Memnun olurum. Şu an bir liderliği olmasından memnun olurum.

– Peki sizin şiddetle savunduğunuz uzlaşma sağlanamaz ve Özel-İmamoğlu cephesi CHP’den ayrılırsa, bu size göre kâbus senaryosu mudur ferahlık senaryosu mu? Yeni siyasi partilerin ekseriyetle eskilerin içinden doğması normal bir şey değil midir?

Normal bir zamanda olsaydık, normal olduğunu söylerdik. Ama Türkiye’nin ve dünyanın bu sıkıntılı sürecinde bunu rahatlıkla söyleyemem tabii. Mesela Soğuk Savaş döneminde birilerinin bir partiden ayrılıp başka bir parti kurmasının hiçbir zararı yoktu. Ama bu dönem CHP’nin bölünmesinin zararı var. Biraz önce anlattığım sosyolojik tabana oturan CHP kitlesi ki -bu kitle bugün daha da büyüyebilir- Kemal Bey’in helalleşme vesaire politikalarından dolayı. Söylediğim gibi, Saadet Partisi’ndeki adaylık açıklaması falan bunun göstergeleri. Böyle CHP’nin sosyolojik olarak büyüdüğü bir dönemde ayrılmamız, ayrışmamız hiç doğru olmaz.

– “CHP’nin sosyolojik tabanının genişlemesi”nden bahsediyorsunuz ama 2027 ya da 2028 seçimlerini kazanmaktan hiç bahsetmiyorsunuz. Daha çok dikkatimi çeken ise Kemal Bey’in 2023’teki adaylığı sırasında olanları hatırlatırken kurduğunuz cümle; “Kemal Bey’in adaylığının Saadet Partisi’nde bir Berat Gecesi Atatürk posteri önünde açıklanması aslında Kemal Bey’in Cumhurbaşkanı olmasından bile öte bir hadise.”

Evet, sosyolojik açıdan çok önemli bir hadisedir. Bunu söyledim.

– Yani bir CHP liderinin Türkiye’deki bir takım sosyolojik değişimlere hizmet etmesi seçim kazanıp iktidar olmasından daha önemlidir, öyle mi? Sizlerin devletin CHP için çizdiği sınırların dışına çıkmayan bir muhalefet partisi olmakla bir derdiniz hiç olmadı mı?

Hayır, öyle demiyorum. Hiç öyle demedik bu anlamda.

– Mesela 19 Mart sürecinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı mitingler için “Bu kadar mitinge ne gerek var?” cümlesini ben bizzat Kemal Bey’in ağzından duydum. Toplumsal muhalefet zirvedeyken “mitinglere ne gerek var” diyebildi. Keza Bahçeli’nin “sokaklara dökülmeyin” uyarısı benzer bir şey aslında. Yani devlet aklının CHP için uygun gördüğü bir muhalefet biçimi var sanki…

Devlet aklı önemli.

– “Devlet aklı”ndan siz ne anlıyorsunuz?

“Devlet aklı”ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı. O devlet aklının arkasında yabancının olmaması lazım, arkasında başka akılların olmaması lazım. Temiz olması lazım o akılın. Kastettiğim o. Yani böyle derin devlet gibi bir şeyi kastetmiyorum.

– Bugün Türkiye’de olan her şeyi, mahkeme kararları dahil, kurgulayan devlet aklının sizin ifadelerinizle “temiz, arkasında yabancı olmayan, arkasında başka akıllar olmayan” bir akıl olduğuna emin misiniz?

Bunu söyleyemem ama bir devlet aklı olduğunu söyleyebilirim. Ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. Bir tane devlet aklı da yok zaten. Ama tarihsel gelişime bakarsak; devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili oldu. Onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda.

– Siyaseti kim zayıflattı peki sizce?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi özellikle siyaseti zayıflattı.

– Onu da devlet aklı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte kurgulamadı mı?

Sanmıyorum onu. Biliyorsunuz onun arkasında başka güçler vardı.

– Kim vardı?

Mesela Amerikan Büyükelçisi de açıklama yapmıştı, “Biz de bunu istiyoruz” demişti.

– Yaptığınız analizlere göre Tayyip Erdoğan yeri geliyor bazı şahsi tasarruflarda bulunuyor, yeri geliyor devlet aklıyla birlikte çalışıyor ama genel itibarıyla devlet aklından çok da bağımsız bir çizgisi yok şu an. Doğru mu özetliyorum dediklerinizi?

Sayın Erdoğan iktidara ilk geldiği zamanki İslamcı ideolojiye sahip mi şu anda? Değil. Geldiği zaman Türk milliyetçiliği ile ilgili düşünceleri de çok farklıydı biliyorsunuz, şu anda çok farklı. Batı ile ilgili de aynı şekilde. Bugün Batı ile ilişkilerin olmadığını söyleyemezsiniz.

– İslamcılık ve milliyetçilik konusunda Erdoğan’ın çizgisi evrim geçirmiş olabilir ama batı ile ilişkileri yeni değil.Türkiye siyasal tarihinde ekseriyetle en batı karşıtı görünen siyasetçilerin batının en işine gelen işleri yapanlar olduğunu izliyoruz. Katılır mısınız bilmem?

Evet orada bir kompleksimiz var çünkü. Batı karşısında bir kompleksimiz var.

– Konuşmamızın başında Osmanlı’nın son döneminde İttihat ve Terakki’nin İslamcılık, batıcılık ve milliyetçiliği birleştiren bir ideoloji kurguladığını ve o gün bugündür devlet aklının aynı yerden beslendiği tespitini yaptınız. Sonra da iki üç kez Tayyip Erdoğan’ın artık ilk iktidara geldiğindeki gibi bir “İslamcı” olmadığını söylediniz.

Yani İttihat Terakki nasıl o üç akımı mezcetti, birleştirdi, öyle iktidardı…Tayyip Erdoğan da bu üç akımı birleştirdi gibi bir durum var. Ama Tayyip Erdoğan kendisi mi yapıyor bunu, devlet aklı mı?

– Aslında bahsettiğiniz şey şu; devletin Erdoğan’ın İslamcılığını ehlileştirdiği. Buradan şuraya mı varmak istiyorsunuz; devlet aklının ehlileştirdiği bir İslamcılık, ehlileştirdiği bir milliyetçilik, ehlileştirdiği bir Kürkçülük ve yine devletin ehlileştirdiği bir Alevîlik mümkün. Tüm ideolojiler yumuşayıp ehlileşince de mutlu mesut bir Türkiye olacak. Böyle bir şey olabilir mi?

Olamaz. Önce toplumun düşünülmesi lazım, milletin ve halkın düşünülmesi lazım. Devlet halk için vardır, milleti için vardır. Ama öyle bir dönem ki sanki devlet ön planda. Ama bugün bu durum sadece Türkiye için geçerli değil, diğer ülkelerde de görüyoruz benzer bir eğilimi. Demokrasilerden uzaklaşılıyor, devletler güçlenmeye çalışıyor. Ön planda ayakta kalabilmek var. Avrupa’da da böyle. Dikkat ediyorsanız, demokrasiden falan bahsettikleri yok, ön planda güvenlik var. Bu Türkiye’yi de etkilemiş vaziyette. Doğru değil bu. Bizde toplumun daha fazla güçlenmesi lazım çünkü bizde hep devlet güçlü olmuş. Devleti kuran o devlet aklı, bürokrasi, asker, istihbaratçı vesaire bunlar devleti önceliyor halkı değil. Türkiye’de halk ilk defa Cumhuriyet’le beraber belli bir seviyeye ulaştı.

– Yani devleti önceleyen ve halkı geri plana atan aklın hala baskın olduğunu söylemiş oluyorsunuz. Erdoğan’ın da oraya geldiğini ekliyorsunuz. O açıdan İttihatçılık devam mı ediyor?

Galiba hala devam ediyor. Mesela Etyen Hoca’nın “Yeni İttihatçılar” diye bir analizi var.

– Etyen Mahçupyan’ın o analizine referans vermeniz manidar. Zira kendisi bu yeni İttihatçılığın kurguladığı yeni cumhuriyetin temel unsurunun ehlileştirilmiş ve devletin planlarını bozmayacak bir muhalefet olduğunu söylüyor. Yani “Yeni rejimin inşasında Tayyip Erdoğan’ın kariyerini de aşan bir kurgu var” diyor. “Siyasetçilerin sıfırlanacağı, her şeyi bürokratların idare edeceği bir rejim” diyor. Gidişatın bu yönde olduğuna ilişkin yorumuna katılıyor musunuz?

Doğru. Bu Tayyip Erdoğan sonrasına yönelik yapılıyor özellikle de. Çünkü bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil. Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz. Sıkıntımız orada.

– Eğer söylediğiniz gibi bir hazırlık varsa, CHP’ye yapılanlar da bu kurgunun doğal parçası değil mi? Yani bu kurguda CHP’ye Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden bir rol biçilmiyor mu? Böyle bir şüpheniz yok mu?

Ne olduğuyla ilgili çok net bir bilgimiz yok tabii. Bunlar benim okumalarım. Şimdiye kadar birikimim, tecrübemle bunları okuyorum. Böyle bir analiz ortaya koyuyorum. Bilgiyle yapmıyorum bunu. Ama Türkiye’de şunu görüyorum; devlet içerisinde çeşitli farklı kesimlerin bir mücadelesi var. AKP içerisinde de bir mücadele var. Bu mücadelenin en az olduğu yer CHP. CHP’deki bir mücadele biraz koltuk mücadelesi gibi. İşte konuştuk, bir fikir mücadelesi yok partimiz içinde, sosyolojik bir farklılaşma yok. Öyleyse ortada bir saçmalık var. Onun için oturup konuşmamız lazım. Sosyolojik farklılık ve düşünce farklılığı olmadan CHP’nin ayrışması normal değil böyle bir dönemde. Çok hassas bir dönem. Devletin içinde mücadele var, AKP’nin içinde mücadele var, MHP’nin içinde mücadele var. Böyle bir ortamda CHP’ye bu müdahale nereden yapıldı? Hangi akıl tarafından yapıldı? Bunları da bilmemiz lazım. Onun için oturup konuşmamız lazım. Onun için diyaloga ihtiyacımız var.

– Bütün bu karmaşa içinde bir sonraki seçime de en fazla iki sene kaldı. Hatta Ankara’da seçimin bir sene sonra, 2027’de olacağını düşünenler çoğunlukta. Şimdi “mutlak butlan” kararına bakarak bu sonbaharda baskın seçim olacağını söyleyenler de var. CHP’nin 2023’teki “son dakika” hatasına düşmeyerek şimdiden bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi gerekmez mi?

Gerekiyor. Bunun için de oturup diyalog kurmamız lazım.

– TGRT ekranlarından devamlı “Kemal Bey kendisi aday olmayacak” şeklinde öngörüler dinliyoruz. Siz bu konuda kendisiyle hiç konuştunuz mu? Bir sonraki seçimde Kılıçdaroğlu’nun aday olmayacağını net biçimde söyleyebilir misiniz?

Başkası adına söz söyleyemem ama kendi okumam öyle.

– CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olmalı sizce? Özgür Özel’e destek verir misiniz mesela? Ya da Cumartesi gün Özgür Bey’in yanında durarak tarafını belli eden Mansur Yavaş’a? Yoksa bu iki isim artık Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin kırmızı çizgileri midir?

Kişi bazında konuşmayı pek sevmiyorum. Biraz önce konuştuğumuz bu karmaşık dünyayı, gittikçe karmaşıklaşan Türkiye’yi bilen birisi olmalı. Bu duruma dair farkındalıkları olan birisi olmalı.

– Özgür Özel mesela bu anlattıklarınızın farkındalığı içinde değil midir?

Yani onu düşünmedim, gerçekten düşünmedim. Özgür Bey de kendisinin aday olduğunu söylemedi.

– Yok, Özgür Özel bugüne kadar hiç kendi adaylığından bahsetmedi. Ben soruyorum.

Aslında hiçbir zaman bu siyasetle uğraşanlar bir ülkenin en iyi kadroları değildir. Amerika’da da bu böyledir.

– E ama toplumla ilişki kurmak diye bir şey var. Siyasetin asıl konusu en iyi kadro olmak mı toplumun rızasını, talebini yönetime taşımak mı?

Evet siyasette öyle bir şey var. Adayımız Özgür Bey de olabilir, Mansur Bey de olabilir, bir başkası da olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde aday diğerlerine göre çok fakat bu sistem gerçek aday olması gerekenleri de ortaya çıkarmıyor maalesef. Yani şimdiki sistem sakat, bakanlar da atanmış memur gibi. Yürütme erkinde seçilmiş tek kişi Cumhurbaşkanı. Tek kişi. Onun haricinde İstanbul basınının ya da sermayesinin ön plana çıkardığı birkaç kişi olacak ki siyasette ön plana çıksın. Bunun dışında kamu iradesini, gücünü, parasını kullanabilen seçilmiş bazı kişiler aslında makamlar ön plana çıkabiliyor. Bunlar büyükşehir belediye başkanları oluyor genellikle. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi büyükşehir belediye başkanları. Bunlar ancak görülebiliyor. Çünkü istihdam kamu ile ilgili karar ve kamu gücünü kullanabilme yetkileri var. Onun haricinde kimsenin yok. Sistem büyükşehir belediye başkanlarını doğrudan aday kılıyor. O nedenle de söylediğiniz isimlerin kıymetini bilmemiz lazım.

– Şöyle bir senaryo düşünelim; Kemal Bey oyalamadı ve partiyi kısa sürede kurultaya götürdü ve Özgür Bey yeniden Genel Başkan seçildi. Özgür Özel liderliğinde bir CHP’de siyasete geri dönmek ister misiniz?

Şu an birkaç danışmanlık yapıyorum. Ben 12 yıl milletvekilliği yaptım. Tekrar CHP iktidar olduğu zaman milletvekilliğine dönmek isterim. İktidarda destek olmak isterim partime. Ama şu şartlar altında tekrar siyaset düşünmem. Mecbur olmadıkça.

– Bu mülakat sayesinde aslında Kemal Kılıçdaroğlu ile bazı kritik hususlarda aynı fikirde olmadığınızı öğrenmiş olduk. Siyasete dört elle sarılma konusunda da ayrıştığınızı anlıyorum şu son yanıtınızdan. Zira Kemal Bey ne yaptı ne etti, ona oy verenlerin tepkisine rağmen o koltuğa bu şekilde oturdu. Siz ise “mecbur olmadıkça yeniden siyaset düşünmem” diyorsunuz.

Kemal Bey’in de çok hırslı bir insan olduğunu düşünmüyorum. Öyle değildi aslında. O “güvenli liman” metaforu vardı ya, orada samimiydi. Hatta ondan önce birkaç kere bırakmak istediğini de biliyorum. Cumhurbaşkanlığı adaylığından önce birkaç arayış içerisine girmişti, partiye genel başkan olarak başkalarını düşünmüştü.

– Kimleri düşünmüştü?

Ben de dedikodu olarak biliyorum. Kendisi hiç ifade etmedi ama birilerini düşünmüş. Birileri tarafından söyleniyor onlar.

– O kişilerden biri de Özgür Özel miydi?

Bir tanesi de Özgür Bey’miş. Kendisinden duymadım ama.

– Özgür Özel’in kendisine ihanet ettiğini düşündüğü için mi yapıyor bugün yaptığı her şeyi? Aşamadığı şey bu mu?

Kemal Bey bunu ifade etti, “Sırtımdan hançerlendim” dedi biliyorsunuz. Öyle bir düşüncesi var. Ama bu düşünceyi izale etmek için de hiç uğraşmadılar. Kemal Bey hep hedef haline geldi. Çok sıkıntılı günler yaşadığını biliyorum.

– Tayyip Erdoğan da Necmettin Erbakan’ın paltosundan çıkmadı mı? Onlar da “yenilikçi” bir harekete cüret etmeseydi bugün Adalet Kalkınma Partisi olur muydu? Kemal Kılıçdaroğlu iktidar yargısı tarafından kendisine hediye edilen bu koltuğa atanmayı uğradığı “ihanet” nedeniyle kabul ediyorsa, bu çok sorunlu bir siyasi pozisyon değil mi?

Kemal Bey o rövanşist duygularla bir şey yapmadı. Davayı açtırmadı ya da öyle hareket etmedi. Evet çevresi, onunla beraber siyasete dönmek isteyenler bunu teşvik ettiler ama Kemal Bey yine de rövanşist duygularla hareket etmiyor. Çok bilinçli bir kampanya Kemal Bey’i linç etti. Çubuk’taki fiziki linç olayında ben Kemal Bey’in yanındaydım. O linç olayı bu linç olayı kadar etkilemedi Kemal Bey’i. Bu linç var ya, sosyal medyadaki linç…çok etkiledi onu.

– Ama onun da önüne geçmeye çalışan hiçbir adım ya da mesaj görmüyoruz kendisinden. Mesajlarını yıllarca kendisini “terörist”, “vasıfsız” diye kodlayan bir televizyon kanalı üzerinden vermekte bir beis görmüyor. Hatta ona yakın bir milletvekili işte teşekkür etti canlı yayında o kanala “Bugüne gelmemizde sizin de emeğiniz büyük” diyerek. Tüm bunlar sizin “linç” dediğiniz hezeyanlarını tetikliyor olamaz mı?

Söylediğine göre bazı söylediklerini de çarpıtarak yayınlamışlar. Mesela bizim yakınımızda olan, destek olduğumuz birçok televizyon ya da medya organı da Kemal Bey’e kapılarını hiç açmadı.

– Eğer mesele Halk TV, Sözcü falan ise onu bilemiyorum tabii. Ancak bir dolu bağımsız mecra var. Ben kendi adıma çok defa davette bulundum Kemal Kılıçdaroğlu’na. Siz de biliyorsunuz. Ama kabul etmedi. İşte şimdi size bulundum, kabul ettiniz. Demek ki sorun gazetecilerde değil.

Teşekkür ederim hakikaten. Ama bizim tarafta da şöyle bir şey var; “Ya ben bu kadar yakınım, niye Cansu Hanım’a röportaj verdin, niye bana vermedin?” Böyle diyecekler şimdi. O yüzden tahmin ediyorum Kemal Bey’in durumunu da. Ya yok ki Kemal Bey’in böyle bir basın müşaviri alacak, yönlendirecek durumu. Bunlar kurumsal işlerdir. Kemal Bey artık eşi ve çocukları için yaşıyor.

– O zaman kim getirdi Atakan Sönmez’i Kemal Bey’in yanına “basın müşaviri” olarak?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kurumsal olarak iyi yönetilmesi lazım tabii.

– Yani siz de Kılıçdaroğlu’nun bu siyasi süreci iyi yönetmediğini tersten söyleyerek kabul etmiş oluyorsunuz.

Tabii tabii. Ben daha iyi yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum.

– Ve bunu söyleyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm bu süreçle ilgili bir iletişim stratejisinin dahi olmadığını teyit etmiş olmuyor musunuz?

Evet, onun için çoğu zaman da sessiz kalıyorum.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Nesrin Nas: CHP operasyonları siyaseti kriminalize ediyor

Next Post

Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

Related Posts

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Bakü Enerji Haftası'na Mesaj
Güncel

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Bakü Enerji Haftası’na Mesaj

1 Haziran 2026
TR724 HABER
Güncel

Gıda fiyatları ücretli çalışanları eziyor; açlık sınırı 35 bin TL’yi aştı

1 Haziran 2026
TR724 HABER
Güncel

CHP’li Buca Belediyesi’ne operasyon: Başkan Görkem Duman gözaltında

1 Haziran 2026
Nüfusunun 27 Katı Misafir! Amasra'da Bayram Tatilinde Rekor Yoğunluk
Güncel

Nüfusunun 27 Katı Misafir! Amasra’da Bayram Tatilinde Rekor Yoğunluk

1 Haziran 2026
Ödemeler Yapılmadı, Doruk Madencilik İşçileri Yeniden Ankara Yolunda
Güncel

Ödemeler Yapılmadı, Doruk Madencilik İşçileri Yeniden Ankara Yolunda

1 Haziran 2026
İdris Gürsoy
Güncel

Üniversitelerin çöküşü: Atanmış rektörler ve aklın tasfiyesi

1 Haziran 2026
Next Post
Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

Newaya Jin’in Haziran sayısı yayımlandı

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter