Cezaevinde anadilinde kitaplar yazan Servet Özkan, herkesin Kürtçe konuşarak diline sahip çıkması gerektiğini belirtti
Türkiye’de Kürtlerin inkarıyla birlikte başlayan asimilasyon politikaları da buna karşı mücadele de devam ediyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısıyla başlayan süreçle Kürt dilinin ve kültürünün güvenceye alınmasına yönelik talepler daha fazla ön plana çıkıyor. Cezaevinde yazarlık serüvenine adım atan Servet Özkan da, bu anlamda iktidarı adım atmaya çağırdı. Hayat hikayelerinden esinlenerek Kürtçe’nin Kurmancî lehçesinde pek çok hikaye ve şiir kitabı kaleme alan Servet Özkan, 14 yıllık tutsaklığı süresince Amed, Wan ve Adana kentlerindeki cezaevlerinde tutuklu kaldı. Tutsak ailelerin yaşam öykülerinden etkilenerek bunları kaleme alan Servet Özkan, “Stêrk” ve “Evîna Zarokên Bêwelat” kitaplarıyla mücadelede bedel veren ailelerin yaşadıklarını kaleme alarak Kürtçe’ye katkı sunmayı amaçladı.
‘Üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor’
Yazdıkça anladığını ve Kürtçeye dönük sevgisinin pekiştiğini dile getiren Servet Özkan, “Sistem, Kürtçeyi inkâr ve imha etmek üzerine kuruldu. Çocukları kendi dillerinden uzak tutmak için yatılı okullara gönderdiler. Onları dillerinden kopardılar. Bu durum o dile yönelik toplu bir katliamdı. İmha dediğimiz şey bir halkı bitirmektir. Ama bu halkı bitiremez ve asimile de edemezler. Kürtler büyük bir mücadele verdi. Altı-yedi yıl sonra okullarda okuyan gençler yavaş yavaş uyanıp bu zinciri kırmaya başladı. Bizim de üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor” dedi.
Çocuklar için Kürtçe kitaplar var
Asimilasyon politikalarının yanı sıra Kürtler içerisinde “oto-asimilasyon” denilen mekanizmanın ortaya çıktığını vurgulayan üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor Servet Özkan, bunun çok tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyledi. Kürtçenin daha fazla sahiplenilerek konuşulması gerektiğini dile getiren Servet Özkan, “Kürtlerin artık kendi evlerinde çocukları ile Kürtçe konuşması, Kürtçe yaşaması gerekiyor. Kendi diline yabancı olan, dilini bilmeyen bir insan ise varlık gösteremez. Çocuklar için Kürtçe kitaplar var. Kürtçe okumanın gün geçtikçe arttığını görüyoruz. Ama maalesef ki öncü değiliz. Belirli bir yaştan sonra gençlerimiz ve küçük çocuklarımız Kürtçeden uzak duruyor. Kürtçe alfabe okumak istiyor ama okuyamıyorlar. Her Kürt genci, çocuğu gittiği okullarda Kürtçe konuşsun” diye belirtti.
‘Kürtçe bizim kırmızıçizgimiz’
On yıllardır verilen mücadeleye dikkat çeken üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor Özkan, “Kürtçe bizim kırmızıçizgimiz. İşgalci bir sistem ile karşı karşıyayız. Bir süreç başladı. Artık tek çare karşı tarafın bir adım atmasıdır. Bizim bu süreç için yapmamız gerek en önemli şeylerden biri kurumlarımızda Kürtçe konuşmak. Sistemin içine girmeyelim, bizi sistemin içine çekmelerine izin vermeyelim” ifadelerini kullandı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































