Tüm Bel-Sen, yerel seçimler sonrası belediyelere yönelik müdahalelere ve kayyım uygulamalarına dair düzenlediği basın toplantısında, ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı istisnasız bir şekilde uygulansın’ dedi
Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri sonrası belediyelere yönelik baskılar, kayyım politikaları ve sonrası yaşananlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Sendikanın genel merkezinde yapılan toplantıda, basın metnini Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri İzzettin Alpergin okudu. 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin Türkiye açısından tarihi bir nitelikte geçtiğini belirten İzzettin Alpergin, “Cumhur İttifakı”nın iktidar olmanın bütün olanaklarını alenen kullanmasına rağmen seçimlerde istediği sonucu alamadığını belirtti. Alpergin, “AKP-MHP, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin büyükşehirleri gibi bir önceki dönemde muhalefetin kazandığı hemen bütün belediyelerde bir kez daha muhalefetin kazanmasına engel olamamasının yanında 2024 seçimlerine kadar kendilerinin yönettiği Bursa, Manisa, Denizli büyükşehir belediyeleri gibi birçok belediyede de muhalefetin adaylarına yenik düştü. Yine 2024 yerel seçimleri öncesinde halkın iradesini gasp edilmiş, o yereldeki kolluk kuvvetleri başta olmak üzere devlet adına en yetkili mülki amir olan vali ve kaymakamın kayyım olarak yönettiği Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehirlerinde ve diğer kayyım belediyelerinin hemen hepsinde halk bir kez daha kendi adaylarını seçti. Hatta bir önceki seçimlerde AKP’li adayların kazandığı Ağrı ve Muş illerinde de kaybederek AKP bölgede büyük bir hezimet yaşadı” ifadelerini kullandı.
Tüm Bel-Sen olarak yerel yönetimleri yalnızca çöp toplayan, yol yapan teknik ve idari birimler olarak görmediklerini belirten Alpergin, bu kurumları halkın kendi kendini eğittiği, örgütlediği ve yönettiği “demokratik yönetim birimleri” ve “demokrasi hücreleri” olarak değerlendirdiklerini söyledi. Alpergin, ardından taleplerini şöyle sıraladı:
- Yerel yönetimlere yönelik anti demokratik ve hukuksuz tüm müdahalelere son verilmesini; kayyımlar ve görevden almalara son verilerek seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesini,
- Seçilmiş belediye başkanlarına ve yönetimlerine hukuksal güvence sağlanarak, gerekli hallerdeki yargıla süreçleri; somut delillere dayalı tarafsız ve adil bir şekilde yargılamalarla kamuoyuna açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini,
- Suçüstü haller dışında hiçbir belediye başkanın görevden alınmamasını; tarafsız yargı kararına dayalı görevden alınma hallerinde ise seçilmiş belediye başkanın yeri yine halkın oyuyla seçilen belediye meclisi tarafından doldurulmasını, kayyım vb. merkezi atamaların tamamen yürürlükten kaldırılmasını,
- Belediyelere bütçe kısıtları, kaynak kesintileri gibi belediyelere yönelik her türlü ekonomik ablukaya son verilmesini ve belediyelerin merkezden bağımsız öz gelir kapasiteleri genişletilip mali ve idari özerkliklerinin güçlendirilmesini,
- Toplumdaki tüm farklılıkların birer zenginlik olarak kabul edilmesine dayalı özgürlükçü bir yaklaşımın gereği olarak çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamın esas alınması ve bu temelde hizmetlerin ilgili yerelde yaşayan halkların anadilinde sunulmasını,
- Yerel yönetimlerin hem idari hem de mali anlamda daha yetkin ve özerk hale gelerek toplumun kendi kendini yönetebildiği demokratik yönetim birimlerine dönüşümüne yönelik en somut adımlardan olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekincelerin kaldırılarak bu Şart istisnasız bir şekilde etkin bir şekilde uygulanmasını,
- Kentlerimizin emekten yana, demokrasi, laiklik, özgürlük, halkçılık, eşitlik, adalet ve barış gibi temel insanlık değerleri ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde halkın azami katılımına dayalı bir şekilde şeffaf bir şekilde yönetilmesini,
- Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere çalışanların hak ve özgürlüklerini kısıtlayan her türü yasal, idari ve fiili engel ve müdahalelere son verilerek, emekçilerin iş ve yaşam güvencesi ile insanca ücret ve çalışma koşullarının korunmasını,
- Haksız ve hukuksuz biçimde tek taraflı KHK’lerle işten atılan emekçilerin tüm özlük haklarıyla birlikte işlerine geri iadesini,
- Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarını eksiksiz bir şekilde kullanabildiği, tüm kamusal hizmet üretim süreçlerinin emekçilerle birlikte planlayıp yönetilmesini, yerel yönetimlerin, emekçilerin söz, yetki ve karar hakkını güçlendiren bir biçimde, özgür, demokratik, halkçı ve katılımcı temelde mali ve idari olarak güçlendirilmesini istiyoruz.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































