• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Kesinleşti; CHP’nin İzmir adayı Cemil Tugay oldu

    Cemil Tugay’dan ‘zorla tahliye’ kararına tepki: “Yalan, dolan, iftira ve çarpıtma!”

    TR724 HABER

    Günlük elektrik tüketim verileri açıklandı: Saat 20.00’da ‘zirveye’ çıkıyor

    Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!

    Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!

    Benzine 96 kuruş indirim geliyor; litre fiyatı 23 TL’nin altına düşecek

    Tabela yine değişecek; motorine 7,67 TL, benzine 2,29 TL zam yolda

    İdris Gürsoy

    Aydın ihaneti; seçici vicdan, seçici adalet!

    ABD Basını Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın Girişimlerini Yazdı: 'Savaşı Durdurmak İçin Çabalar Sürüyor Ancak İlerleme Yok'

    ABD Basını Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın Girişimlerini Yazdı: ‘Savaşı Durdurmak İçin Çabalar Sürüyor Ancak İlerleme Yok’

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Meslek Fabrikası binasına polis baskını: Bina tahliye edilmek isteniyor

    Meslek Fabrikası binasına polis baskını: Bina tahliye edilmek isteniyor

    Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

    Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

    4 kişilik ailenin asgari elektrik faturası ortalama 744,7 TL’ye yükseldi

    4 kişilik ailenin asgari elektrik faturası ortalama 744,7 TL’ye yükseldi

    DFG ve MKG’den Katledilen Gazeteciler Günü mesajı

    DFG ve MKG’den Katledilen Gazeteciler Günü mesajı

    Sultangazi’de engellenen 4 Nisan kutlaması parti binasında yapıldı

    Sultangazi’de engellenen 4 Nisan kutlaması parti binasında yapıldı

    Trump İran’a tanıdığı süreyi uzattı: Son tarih 8 Nisan

    Trump İran’a tanıdığı süreyi uzattı: Son tarih 8 Nisan

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Fıkhı hayatla buluşturmak!

    Fıkhı hayatla buluşturmak!

    Nefes kesen derbiyi Fenerbahçe kazandı

    Nefes kesen derbiyi Fenerbahçe kazandı

    NATO’dan çekiliş: Amerikan gücünün sonu mu?

    NATO’dan çekiliş: Amerikan gücünün sonu mu?

    Tarihsel bir olaydan, evrensel bir ilkeye: Hucurât 1–3

    Tarihsel bir olaydan, evrensel bir ilkeye: Hucurât 1–3

    Türkiye, Fransa ve Sahil’de jeopolitik rekabet

    Türkiye, Fransa ve Sahil’de jeopolitik rekabet

    Futbol dünyasının ‘hasta adamı’ İtalyasız dünya kupası normalleşiyor

    Futbol dünyasının ‘hasta adamı’ İtalyasız dünya kupası normalleşiyor

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Kesinleşti; CHP’nin İzmir adayı Cemil Tugay oldu

    Cemil Tugay’dan ‘zorla tahliye’ kararına tepki: “Yalan, dolan, iftira ve çarpıtma!”

    TR724 HABER

    Günlük elektrik tüketim verileri açıklandı: Saat 20.00’da ‘zirveye’ çıkıyor

    Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!

    Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!

    Benzine 96 kuruş indirim geliyor; litre fiyatı 23 TL’nin altına düşecek

    Tabela yine değişecek; motorine 7,67 TL, benzine 2,29 TL zam yolda

    İdris Gürsoy

    Aydın ihaneti; seçici vicdan, seçici adalet!

    ABD Basını Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın Girişimlerini Yazdı: 'Savaşı Durdurmak İçin Çabalar Sürüyor Ancak İlerleme Yok'

    ABD Basını Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın Girişimlerini Yazdı: ‘Savaşı Durdurmak İçin Çabalar Sürüyor Ancak İlerleme Yok’

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Meslek Fabrikası binasına polis baskını: Bina tahliye edilmek isteniyor

    Meslek Fabrikası binasına polis baskını: Bina tahliye edilmek isteniyor

    Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

    Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

    4 kişilik ailenin asgari elektrik faturası ortalama 744,7 TL’ye yükseldi

    4 kişilik ailenin asgari elektrik faturası ortalama 744,7 TL’ye yükseldi

    DFG ve MKG’den Katledilen Gazeteciler Günü mesajı

    DFG ve MKG’den Katledilen Gazeteciler Günü mesajı

    Sultangazi’de engellenen 4 Nisan kutlaması parti binasında yapıldı

    Sultangazi’de engellenen 4 Nisan kutlaması parti binasında yapıldı

    Trump İran’a tanıdığı süreyi uzattı: Son tarih 8 Nisan

    Trump İran’a tanıdığı süreyi uzattı: Son tarih 8 Nisan

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Fıkhı hayatla buluşturmak!

    Fıkhı hayatla buluşturmak!

    Nefes kesen derbiyi Fenerbahçe kazandı

    Nefes kesen derbiyi Fenerbahçe kazandı

    NATO’dan çekiliş: Amerikan gücünün sonu mu?

    NATO’dan çekiliş: Amerikan gücünün sonu mu?

    Tarihsel bir olaydan, evrensel bir ilkeye: Hucurât 1–3

    Tarihsel bir olaydan, evrensel bir ilkeye: Hucurât 1–3

    Türkiye, Fransa ve Sahil’de jeopolitik rekabet

    Türkiye, Fransa ve Sahil’de jeopolitik rekabet

    Futbol dünyasının ‘hasta adamı’ İtalyasız dünya kupası normalleşiyor

    Futbol dünyasının ‘hasta adamı’ İtalyasız dünya kupası normalleşiyor

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!

SG by SG
6 Nisan 2026
in Güncel, Politika
0
Propaganda bir türdür, sanat değildir: Olmamış be Reis!


‘Çatlı’ filmi bir hayat hikâyesi anlatmıyor, bir hafızayı mühürlüyor. Aradaki fark küçük görünebilir ama sinema açısından çok önemli. Türk sinema tarihinde belki de ilk kez, sırf fiziksel benzeyişi nedeniyle başrole taşınan biri var. Esas sorun ise filmin de aynı mantıkla yazılmış olması.

M. NEDİM HAZAR |  YORUM

Bir sinema eleştirisi çoğu zaman “İiyi mi, kötü mü?” sorusunun tuzağına düşer. Oysa kimi filmler bu soruyu cevaplamaktan çok önce başka bir soruyu sormayı gerektiriyor: Bu film ne yapmak istiyor? Ve bu isteği gerçekleştirebiliyor mu?

‘Çatlı’ filmi, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hafızasında son derece tartışmalı bir yer işgal eden Abdullah Çatlı’nın yaşamını, özellikle 1980 darbesinin ardından Avrupa’da geçen yıllarını konu alıyor. Yönetmen koltuğunda Deniz Enyüksek, senaryoda Onur Tan ve Nevzat Erkul oturuyor; başrolde ise eski futbolcu ve teknik direktör Vedat İnceefe var. Film 20 Mart 2026’da vizyona girdi ve iki haftada 236 bin 500 seyirciye ulaşarak gişede ciddi sayılabilecek bir ilgi gördü.

Ancak bu rakamlar, filmin sanat ve estetik değeri hakkında pek az şey söylüyor. Türk sinemasında kalabalık salonlar çoğu zaman kalite değil, ideolojik motivasyon anlamına da geliyor. nitekim Çatlı filmi bu konuda oldukça açık bir örnek sunuyor.

Filmin temel sorusu şu değil: “Bu iyi bir film mi?”

Esas soru şu: “Bu bir film mi, yoksa sinema dili kullanan bir siyasi manifesto mu?”

Bu yazı, Çatlı filmini sanatsal bir metin olarak değil, niyet ve temsil meselesi üzerinden okumayı tercih ediyor. Çünkü film baştan sona bu iki kavramın geriliminde şekilleniyor.

Her film bir fikirden doğar ama her fikir iyi bir film doğurmaz. Bu sebeple Çatlı filmi projesinin arka planını hayal etmek güç değil. Muhtemelen şuna benzer bir konuşmayla başlamıştır her şey: “Abi Çatlı’nın filmini çekelim; başrole de Vedat İnceefe oynar.”

Bu cümle aslında filmin bütün sorunlarını içinde barındırıyor. Çünkü başlangıç noktası bir karakter değil, bir benzerlik; bir dramatik tercih değil, bir simge seçimi. Vedat İnceefe’nin Çatlı’ya olan fiziksel benzerliği gerçekten çarpıcı ve bu tercih, Türk sinema tarihinde benzeri görülmemiş bir casting kararına dönüşüyor. Sinema tarihinde, sırf fiziksel benzeyişi nedeniyle başrole seçilen ve o güne kadar profesyonel oyunculuk deneyimi bulunmayan birinin bir uzun metraj filmin omurgasını taşıması son derece nadir, neredeyse eşsiz bir durum.

Ne var ki fiziksel benzerlik, bir karakteri canlandırmak değil, onun görüntüsünü yeniden üretmek demek. Bunlar arasındaki fark hem teknik hem de felsefi açıdan çok önemli. Bir aktör karakterin içine girerek onu yorumlar, dönüştürür, kendi perspektifinden yeniden kurar. Bir görüntü üreticisi ise sadece referansı taklit eder. İnceefe’nin performansı bu ayrımın en çarpıcı örneğini sunuyor bize. Film boyunca oyunculuk adına sergilenen ahşap sertlik, aktörün (!) bir yetersizliği değil, casting mantığının kaçınılmaz sonucu.

Bu tablo bize filmin doğum anında verilen bir kararın, bütün dramatik yapıyı önceden sakatladığını gösteriyor. Senaryo, bir oyuncu için değil, bir benzerlik için yazılmış gibi duruyor.

Biyografik film türünün en büyük tehlikelerinden biri, karakteri anlatmak yerine onu kutsamaktır. Kutsamak, dramatik açıdan bir ölüm emridir, çünkü kutsanmış bir karakter artık gelişemez, çelişemez, yanılamaz. Bu da seyirciyle gerçek bir bağ kurmanın önündeki en büyük engel haline gelir.

‘Çatlı’ filmi ya bu tuzağa bilinçli olarak düşmüş ya da tuzak olduğunu fark etmemiş. Filmde Çatlı karakteri baştan sona neredeyse mitolojik bir figür olarak sunuluyor: Vatanı için her şeyi göze alan, ailesini bile feda eden, devletin emirlerini hiç sorgulamadan yerine getiren, yalnız ama onurlu bir ‘vatan savaşçısı’. Her cümlesi atasözü ya da özdeyiş gibi olan bir karakter; sanki bir deyimler ve vecizeler sözlüğünden besleniyor.

Bu yaklaşımın sanatsal açıdan bedeli ağır olacaktı elbette. Zira insan, kusurları ve çelişkileriyle insandır; dramayı mümkün kılan da zaten bu çelişkilerdir. Bir karakter ne zaman yanılır, ne zaman tereddüt eder, ne zaman korkar, ne zaman sevdiği şeyin yanlış olduğunu hisseder ki işte o anlarda gerçekleşir dramatik büyüme. Çatlı filminde bunların hiçbiri yok maalesef. Başkarakterin psikolojik iç dünyası neredeyse sıfır. Hikâye ilerledikçe Çatlı ne değişiyor ne de sorguluyor. Çelik gibi müheykel bir ikon olarak açılıyor ve kapanıyor.

Bu durum seyirciyi bir anlatının içine sokmak yerine onu uzakta bırakıyor. Zira izleyici, kendini bir karakterin yerine koyabilmesi için o karakterin insani zaaflarını tanıması gerekir. Zaafsız bir ikona ne empati kurulur ne de karşı çıkılır; sadece seyredilir, o kadar.

Propaganda filmleri, tarihin en eski ve en işlevsel sinema türlerinden biri. Eisenstein’ın Potemkin Zırhlısı’ndan Triumph of the Will’e, Rambo’dan Kurtlar Vadisi Irak’a kadar uzanan geniş bir yelpazede bu tür varlığını hep korumuş. Propagandayı otomatik olarak kötü yapan şey içeriği değil, yöntemidir: Seyirciye düşünme değil, onaylama teklif etmek.

Çatlı da bu ikincisini yapıyor. Film, izleyiciyi Çatlı’ya dair bir görüşe ikna etmek için argüman sunmuyor; aksine, Çatlı’nın zaten doğru olduğunu varsayan ve bu kabulü duygusal pekiştirmeyle güçlendiren bir sinema dili kuruyor. Anlatı, tarafsızlık iddiası taşımıyor ve bunu açıkça da ortaya koyuyor. Bu tercih, sanatsal açıdan en azından dürüst; ama dramatik açıdan tam bir felaket.

Filmde iyi aile babası portresi çizilmek istenmiş ama maalesef bu da ele yüze bulaştırılmış!

Propagandanın bir diğer klasik özelliği de düşmanı basitleştirmektir. Çatlı filminde bu işlevi üstlenen Fransız polisi, karikatürize edilmiş bir şekilde eklemleniyor anlatıya. Komikleştirilen, beceriksizleştirilen, neredeyse çizgi film kötülerine dönüşen bir karşı taraf. Oysa iyi bir film, karşı tarafı da insan olarak kurabilmeli. Güçlü bir dramatik çatışma, denk iki kuvvetin çarpışmasından doğar çünkü. Düşman karikatür olunca kahraman da gerçeklikten uzaklaşır; zira kolayca yenilen bir rakip, galibini küçültür.

Filmin bu tür karikatürize yaklaşımı, yalnızca estetik değil dramatik bir sorun olarak kendini gösteriyor. Gerginlik kurulmuyor, tehlike hissettirilemiyor. Bu da filmin aksiyon sahnelerini bile mekanik kılıyor.

Didaktizme Dalmış Bir Senaryo

Didaktizm, sinemanın en kadim hastalıklarından biri. Seyirciye güvenmemekten, onu pasif bir bilgi alıcısı olarak konumlandırmaktan kaynaklanıyor. Didaktik bir film, sahnelemek yerine anlatır, göstermek yerine söyler, keşfettirmek yerine teslim eder.

Çatlı filmi didaktizme dibine kadar batmış maalesef. Pek çok bilgi ve bağlamı seyircinin zaten bildiği kabulüyle sunuluyor film ama bu ‘zaten bilinen’ anlatı, dramatik gerilim üretmek için kullanılmıyor aksine, tekrar edilerek pekiştiriliyor. Karakterler çoğu zaman birbirlerine, anlatı ihtiyacından değil, seyirciye açıklama yapmak için konuşuyor gibi görünüyor. Bu durum diyalogları yapay, sahneleri ise gereksiz yere uzun hissettiriyor.

Sinema birinci sınıf öğrencilerine bile öğretilen temel kurallardan biri şudur: ‘Show, don’t tell’ (göster, söyleme.) Çatlı filmi bu kuralı ilk planından itibaren defalarca çiğniyor. Çatlı’nın ne kadar vatansever olduğu, ne kadar fedakâr davrandığı, ne denli zor koşullarla mücadele ettiği, etrafındaki karakterlerin ağzından tekrar tekrar söyleniyor. Bu, dramatik inşa değil; seyircinin anlayıp anlamamış olabileceğinden duyulan bir kaygının ürünü.

Netice olarak film, izleyiciye keşif alanı bırakmıyor. Seyirci, aktif bir yorumcu konumundan çıkarılıp pasif bir onaylayıcıya dönüştürülüyor. Bu da filmi canlı bir anlatı olmaktan çıkarıyor.

Şüphesiz Abdullah Çatlı, Türkiye’nin en tartışmalı figürlerinden biri. 1996 Susurluk skandalıyla gün yüzüne çıkan ve derin devlet-suç örgütü-siyasi otorite üçgenini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bu ilişki ağının tam merkezinde duran bir isim. Ona atfedilen suçlamalar — uyuşturucu kaçakçılığından faili meçhul cinayetlere kadar — hâlâ ne resmi devlet tarafından cevaplandı ne de tarihin tozlu raflarına kaldırıldı.

Ancak tüm bunlar Çatlı gibi karakterlerin asla sinemaya aktarılamayacağı anlamına gelmiyor elbette.

Böylesi karmaşık bir figürü ele almak için iki yol var: Ya gerçeği bükerek onu arındırmak ve kutsallaştırmak; ya da bu karmaşıklığı, filmin dramatik gücünün kaynağı olarak kullanmak. İkinci yol çok daha zor ama çok daha değerli. Çünkü gerçek insan, gri alanlarıyla, çelişkileriyle, yanılgılarıyla bir sanat eserinin en zengin hammaddesidir.

Çatlı filmi birinci yolu tercih ediyor. Karakterin geçmişindeki defoları silinip atılıyor; Derin Devlet’in emirlerini uygulayan ‘vatan savaşçısı’ tercihi öne çıkarılıyor. Bu yaklaşım elbette belirli bir perspektifi yansıtmak için meşru bir tercih olabilir ama sanatsal açıdan bir kaybı da beraberinde getiriyor. Steril kılınan bir tarihsel figür, sinemada inandırıcılığını yitiriyor. Çünkü seyirci bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor ve bu hissin neden oluştuğunu tam olarak tarif edemese de, anlatıyla gerçek bir bağ kuramıyor.

Nitekim filmin yapımcılarının bile bu gerginliğin farkında olduğu düşünülebiliriz. Filmin adı büyük ihtimalle başlangıçta ‘Reis’ olarak tasarlanmış ama bu isim Türkiye’de başka bir çağrışım taşıdığı için (Şahsıma ait artık bu patent) cesaret edememişler sanırım. ‘Çatlı’ ise hem bir uzlaşı hem de mütevazı bir geri adım.

Bir fir filmin kadrosu çoğu zaman kaderin değil, niyetin aynası oluyor. Çatlı filminde tanınmış oyuncu sayısı son derece az. Bu tür projelerin vazgeçilmez maydanozu olan Turgay Tanülkü’nün varlığı ve Çatlı’ya eşlik eden iki karakterin — Eren Vurdem ve Ömer Kurt’un — performansları filmi ayakta tutmayı başarıyor. Bu iki isim olmasaydı, yapım amatör oyunculukların sardığı bir lise müsameresine dönüşme tehlikesiyle yüz yüze gelecekti.

Vedat İnceefe meselesine biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor. Belirttiğim gibi İnceefe bir futbolcu ve teknik direktör; oyunculuk onun birincil mesleği değil. Bu durum filmde net biçimde hissediliyor. Baştan sona süren bir mesafe ve donukluk var performansında; duygusal geçişler gerçekleşmiyor, kamera önünde gerçek bir varoluş hissi kurulmuyor. Bu, kişisel bir başarısızlıktan ziyade yanlış casting kararının doğal sonucu. Bir karakteri oynamak için o karaktere benzemenin yetmediği, yalnızca belki bir başlangıç noktası olduğu bu filmde bir kez daha ispatlanmış oluyor.

Drama kuralları ve kaide bakımından da senaryo ciddi açıklar barındırıyor. Bir sahnenin anlaşılır kılınması için gereken iç tutarlılıktan, mantıksal süreklilikten taviz üstüne taviz veriliyor. Örneğin, Fransız polisinin ev baskını sahnesi dramatik ve kriminal açıdan inandırıcılıktan uzak; çocukların mutfak dolaptan bulunuşu gerçekçilikten çok bir çizgi film sahnesi gibi işliyor. Bu tür anlarda film, geniş seyirciden koparıp yalnızca ideolojik sempatisi olan bir kitleye hitap etmek zorunda kalıyor.

Finalde Tüy Dikmek! 

Bir filmin finali, o filmin sinema anlayışının en yoğunlaşmış ifadesidir. Çatlı bu sınavı da geçemiyor. Senaryo, finalde bir sinema filmi gibi kapanmak yerine bir televizyon dizisi gibi ikinci sezona bağlıyor anlatıyı. Üstelik bir de ‘gelecek bölüm fragmanı’ sunuluyor seyirciye. Bu karar hem tuhaf hem de açıklayıcı.

Tuhaf, çünkü bir sinema filminin kendi içinde tamamlanmış bir anlatı sunması temel bir kural; izleyici sinemaya bir hikâye için gelir, devam serisinin promosyonu için değil. Bu tercih filmin başından beri hissettirdiği şeyi doğruluyor: Ortada bir sinema ürünü değil, bir siyasi proje var. Çatlı, tek filmlik bir hikâye değil, bir serinin ilk halkası olarak tasarlanmış. Bu da onun sinemasal taleplerden çok ticari ve ideolojik hedeflere göre şekillendirildiğini gösteriyor. Kaldı ki bunun da belli bir matematiği var ama film bunu da çok önemsemiyor!

Senaryo tel tel dökülüyor zaten ama finale gelindiğinde tüy dikiliyor adeta. Kurgusal açıdan bir bütünlük yakalanamamış, duygusal doruk noktası oluşturulamamış olması yetmiyormuş gibi hemen her şeyin ucu açıkken birden bire gelecek bölümün fragmanını izliyoruz! İkinci bölüme havale edilen bu tamamlanmamışlık hissi, filmin en büyük dramatik başarısızlığı olarak hafızada kalıyor.

Ancak hakkını teslim edecek yönleri de var Çatlı filminin, güçlü yanları var.

Görüntü yönetimi dikkat çekici mesela. Filmin ışık tasarımı mükemmele yakın; dönem atmosferi bu açıdan başarıyla kurulmuş. 1980’lerin Avrupa’sını yeniden inşa çabası kostümler, araçlar ve mekân tasarımı bakımından da takdire değer bir prodüksiyon kalitesi ortaya koyuyor. Bu, filmin teknik alt yapısının ciddi bir yatırımla hazırlandığına işaret ediyor.

Kurgu ise Hollywood tarzıyla bakıldığında hızlı ve akıcı. Film kendini izlettiriyor; tempolu kurgu, anlatının senaryodan kaynaklanan boşluklarını bir ölçüde örtbas ediyor. Bu da bence filmin en büyük teknik başarısı.

Müzik tercihleri de kendi iç mantığı içinde tutarlı. Ülkücü kesimin duygusal kodlarına konuşan bir müzik dili kurulmuş; bu da hedeflenen kitlenin filmden duygusal tatmin almasını kolaylaştırıyor. Bu tercih, aynı zamanda filmin kendi seyircisine karşı dürüstlüğünün de göstergesi.

Çatlı, iki haftada 236.500 seyirciye ulaştı. Bu rakam, yalnızca sinema açısından değil sosyolojik açıdan da düşündürücü. Aynı dönemde Berlin Film Festivali’nden Gümüş Ayı ile dönen Emin Alper’in Kurtuluş filmi dört haftada 29.000 kişiye ulaşırken, bu yapımın iki haftada sekiz katı seyirci bulması, Türk izleyicisinin sinema tercihleri hakkında önemli bir veri sunuyor.

Bu tercihler, kalite meselesi değil, ideolojik aidiyet meselesidir kanaatimce. Çatlı’yı sinemalara götüren kitle büyük ölçüde filmin anlattığı hafızanın taşıyıcısı olan kesim. Bu kesim için film, estetik bir deneyimden çok kolektif bir ritüel işlevi görüyor. Tıpkı Kurtlar Vadisi Irak filminin salonlarında yaşanan sahneler gibi; Çatlı’nın galasında da seyircinin belirli sahnelerde alkış tufanı kopardığını okumuştum.

Gişe rakamı bir filmin değerini ne artırır ne de azaltır. Ama onu doğru konumlandırmak için elzem ve anlıyoruz ki Çatlı, bir sanat eseri olarak değil, bir siyasi faaliyet ve kolektif bellek inşası olarak oldukça başarılı. Bu iki kategori zaman zaman örtüşür ama Çatlı filminde ayrılıyor.

Ezcümle Çatlı filmi iyi niyet taşıyor olabilir. Bir karakteri kahramanlaştırmak isteyen ailesinin danışmanlığı, onu vatan savaşçısı olarak görmek isteyen bir yapımcı ekibi, yönetmenliğine ilk uzun metraj filmini teslim eden bir isim… Bunların hepsi, ortada samimi bir çabanın varlığına işaret ediyor elbette.

Ama sinema, niyet üzerine değil sonuç üzerine yargılanır. Ve sonuç şu: Çatlı, dramanın neredeyse hiçbir kural ve kaidesine uymayan, karakterini kutsamak adına insanileştirmeyi reddeden, seyircisini onaylayan ama düşündürmeyen bir film. Teknik açıdan izlenebilir ama estetik derinlikten çok ideolojik işlev taşıyor.

Bir tarihi karakteri anlamak yerine yüceltmeyi seçen, gerçekliği araç olarak değil engel olarak gören, propagandayı sinema diliyle süsleyen bir yapım Çatlı. Bu tür filmler belirli bir kitleyi mutlu eder, belirli bir hafızayı pekiştirir ama sinemayı zenginleştirmez ve zamanla da silinip gider.

En güçlü filmler, baş karakteri hem sever hem de yargılar hem içinde hem karşısında durur. Çatlı bu ikisinden de kaçınıyor. Ve bu kaçış, filmin en büyük hem sanatsal hem de entelektüel yenilgisi oluyor maalesef!

Bir de ASALA mevzusu var ki o konuya hiç girmek istemiyorum gerek Ülkücü camiayı gerekse Çatlı’nın kızlarını üzmek istemem!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: Abdullah Çatlıçatlı filmi
ShareTweet
Previous Post

Tabela yine değişecek; motorine 7,67 TL, benzine 2,29 TL zam yolda

Next Post

Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

Related Posts

Kesinleşti; CHP’nin İzmir adayı Cemil Tugay oldu
Güncel

Cemil Tugay’dan ‘zorla tahliye’ kararına tepki: “Yalan, dolan, iftira ve çarpıtma!”

6 Nisan 2026
İdris Gürsoy
Güncel

Aydın ihaneti; seçici vicdan, seçici adalet!

6 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

Meslek Fabrikası’nda tahliye gerilimi; polis binayı ablukaya aldı

6 Nisan 2026
Derbide İlk 11'ler Belli Oldu, Fenerbahçe'ye Skriniar Sürprizi
Politika

Derbide İlk 11’ler Belli Oldu, Fenerbahçe’ye Skriniar Sürprizi

5 Nisan 2026
Polisten Kaçıp Tehditler Savurmuştu... O Sürücüye Rekor Para Cezası
Güncel

Polisten Kaçıp Tehditler Savurmuştu… O Sürücüye Rekor Para Cezası

5 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

AKP eski İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık: “İktidar süresi uzadıkça kambur büyüyor!”

5 Nisan 2026
Next Post
Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

Trafik kazası: 4 kişi öldü, 2 kişi ağır yaralandı

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter