Küçükçekmece’de düzenlenen etkinlikte polis müdahalesi ve gözaltılara rağmen program devam etti. Burada konuşan Veysi Aktaş, ‘Bu halk barışa sarılıyor, aynı sorumluluğu iktidar da üstlenmeli. Artık yeter; bundan sonrası barış zamanıdır’ dedi
Demokratik Kurumlar Platformu’nun, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş günü dolayısıyla İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Kanarya sahilinde gerçekleştirdiği etkinlik, polisin saldırısı ve gözaltılara rağmen devam etti. Çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte getirilen yemeklerle sofralar kuruldu.
Konuşmalar yapıldığı esnada Abdullah Öcalan’ın açılan posterini almak isteyen polis, etkinlikteki kitleye saldırdı. Aralarında Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivisti Sebahat Tuncel’inde olduğu 4 kişi gözaltına alınırken, tepki gösterilmesi üzerine polis geri çekildi.
Ergül: Kürtlerin statüsü tarihsel bir zorunluluk
Daha sonra etkinlikte ilk olarak konuşan Demokratik Modernite dergisi editörü Haydar Ergül, Kürt halkının son yarım yüzyıllık mücadelesini “bir toplumun doğuşu” olarak nitelendirerek, “Bazı kişilikler vardır ki doğumu bireysel değildir, halkının koşullarıyla birlikte bir toplumun doğuşunu ifade eder” dedi. Kürtlerin uzun süre inkarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Ergül, “Bugün ‘Kürdüm’ demek kolay ama o dönem bu bile mümkün değildi” diye belirtti. 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın bu tarihsel arka planla değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Haydar Ergül, “Günümüzü anlamayanlar bu çağrıyı da anlayamaz. Ortadoğu’daki tabloya bakıldığında Kürtlerin 52 yıllık ideolojik, kültürel ve politik birikimle yeni bir aşamaya geldiği görülür” ifadelerini kullandı. Gelinen aşamada Kürtlerin statüsünün tarihsel bir zorunluluk olduğunu dile getiren Haydar Ergül, şöyle devam etti:
“Önderlik 77 yaşında ve son kez Kürt halkına bir statü kazandırmak istiyor. Koşullar buna müsait. Rojava, Başur, Bakur ve Rojhilat hareket halinde. Kürtlerin özgürlüğe yürüyüşü aynı zamanda Ortadoğu’da şiddetten arınmanın da başlangıcıdır. Bu yüzden 27 Şubat Çağrısı yeni bir dönemin kapısını aralıyor.”
26 yıl sonra cezaevinden tahliye olan Azime Işık, “Aslında biz kadınların doğum günüdür. Önderliğin sayesinde var olduk,, tüm kadınlar adına önderliğin doğum gününü kutluyorum” dedi.
Tuncel: Yeni mücadele süreci İmralı’da başladı
Gözaltına alınmadan önce etkinlikte konuşan Sebahat Tuncel, kadın özgürlüğünün mücadelenin temel ekseni olduğunu belirterek, “Önderlik kadını tüm mücadelenin merkezine koydu. ‘Jin, jiyan, azadî’ diyerek kadını hem sömürünün hem de özgürlüğün merkezine yerleştirdi. Büyük bedeller ödendi ama bugün kadınlar Ortadoğu’da ve dünyada özgürlük mücadelesinin öncülüğünü üstlenmiş durumda” ifadelerini kullandı.
Yeni bir sürecin başladığını anımsatan Sebahat Tuncel, “Artık yeni bir dönem, yeni bir mücadele sürecindeyiz. Bu dönem İmralı’da başlamıştır. Tecrit koşullarına rağmen ortaya konulan perspektif barış ve demokratik toplum hedefini büyüttü. Kürt halkı iradesi ve mücadelesiyle bugüne geldi, bundan sonra da özgür yaşamı birlikte kuracağız. Barış ancak Kürtlerin haklarının tanınmasıyla mümkündür. Kürdün dili, kimliği ve kültürü tanınmadan barış olmaz. Kürtlerin yurttaşlık haklarını tanıyın, gerisini halklar örgütler. Barış için birbirimizi kabul etmek zorundayız. Kazanacağız, kazanacağız, kazanacağız” diye belirtti.
Aktaş: Bundan sonrası barış zamanıdır
Son olarak konuşan İmralı Sekretaryası üyesi Veysi Aktaş, 4 Nisan’ın yalnızca bir bireyin değil, ezilen halkların ve özellikle kadınların doğuşu anlamına geldiğini söyleyerek, ekledi:
“Göbeklitepe insanlık için nasıl bir sıfır noktasıysa, Önder Apo’nun doğuşu da özgür Kürt için bir başlangıçtır, bir milattır. Müzakere yürüten bir aktörün fotoğrafına tahammülsüzlük aslında barış sürecine saldırıdır. Geçmişten bugüne uzanan inkar ve tekçi zihniyetin hala etkili olduğunu görüyoruz. Bu anlayış değişmeden demokratikleşme de barış da gelişmez. Sorunların çözümü baskıyla değil, müzakereyle olur. Barış ancak halkların kimliği, dili ve kültürünün tanınmasıyla mümkündür. Önce halkların varlığını ve değerlerini kabul edeceksiniz. Saygı olmadan kardeşlik kurulamaz. 27 Şubat çağrısının ruhuna uygun davranılmalıdır. Bu halk barışa sarılıyor, aynı sorumluluğu iktidar da üstlenmeli. Artık yeter; bundan sonrası barış zamanıdır.”
Etkinlik, çocuklar eşliğinde pasta kesilmesinin ardından şarkılar ve zılgıtlar eşliğinde halaylarla sona erdi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































