1995’te Gever’de hayatını kaybeden Cidan Şahin (Cafer) için taziye töreni düzenlendi. Taziyede konuşan Çetin Arkaş, İstanbul Hukuk Fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşını anlattı. Arkaş, ‘Cidan’ın da Cidan gibi diğer şehitlerimizin de ödediği bedeller boşa gitmedi. Çok şey yarattık, en büyük devrimi yarattık’ dedi
Riha’nın Pirsûs ilçesinde, 1995’te Gever’de (Yüksekova) yaşamını yitirdiği açıklanan Cidan Şahin (Cafer) için taziye töreni düzenlendi. Taziyeye İmralı Sekreteryasından Çetin Arkaş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Riha Milletvekilleri Ömer Öcalan, Ferit Şenyaşari, DEM Parti İl ve İlçe örgütleri ile Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Hasan Hüseyin Taziyeevinde düzenlenen taziyede konuşan Çetin Arkaş, yapacağı konuşmanın en zor konuşmalardan biri olacağını belirterek, “İnsan her şehidin arkasında duygulanıyor, acısını yüreğinde hissediyor. Birebir çok şey paylaştığı, acı tatlı birçok şeyi birlikte yaşadığı, çok zaman geçirdiği bazı arkadaşların şehadetlerinden sonra onları anlatmak çok daha ağır geliyor, çok daha zor geliyor. Yaklaşık 8 aydır dışarıdayım, birçok halk toplantısına katıldım ama belki benim için en zor konuşmalardan biri olacak. Heval Cidan, kod adı orada yazıyor, Cafer. Cafer Demirel’den geliyor. Cafer Demirel de bizim arkadaşımızdı. Biri düştü, düşenin ismini ayakta kalan aldı, onun mücadelesinde ismini de yaşatmaya çalıştı. Cidan düştü, şimdi onlarca savaşçı yoldaşları onun ismini aldı bir nevi bayrak yarışı gibi” ifadelerini kullandı.
‘Cidan bugün Yargıtay başkanı olabilirdi’
Cidan Şahin’le anılarını anlatan Arkaş, “Heval Cidan İstanbul Hukuk’ta okuyordu. Ben İstanbul Siyasal’daydım. Aynı kampüsteydik, aynı evde ev arkadaşlığı yaptık, okul arkadaşlığı yaptık, mücadele arkadaşlığı yaptık. Çok şeyi birlikte yaşadık, çok badireleri birlikte yaşadık. Bundan 35 sene önce Türkiye’de bu kadar üniversite yoktu. Üniversiteye girmek bu kadar kolay değildi. İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmak çok kolay bir şey değildi. Çok zeki insanlar ancak o okulları kazanabilirdi. Heval Cidan yiğit bir arkadaştı, aynı zamanda zekiydi. 90’lı yıllar çok acılı yıllardı. İstanbul’daydık, ülkeden uzaktık ama her gün ülkede yaşanan faili meçhullerin, köy yakmaların, acıların haberlerini alıyorduk. Okulda, okul kantininde, yurtta bütün gündemimiz o olmuştu ve çaresizdik. Ne yapacağız? Oralarda bir şeyler yaşanıyor, biz okuyup hakim, savcı, mühendis, vali, doktor olacağız, gözümüzü mü kapatacağız bunlara? Yoksa halkımızın acısına bir nebze çare olmak için bir arayış içinde mi olacağız? Üniversite gençliği o dönem gerçekten bunu yüreğinde hissetti. Eğer bu arkadaşlarımız bireysel ikbal peşinde koşma derdinde olsalardı, Cidan bugün muhtemelen Yargıtay üyesi ya da başkanı bile olabilirdi. Diyarbakır’daki Newroz’daki konuşmada Cidan’la birlikte Çetin’in ismini de andım. O da İstanbul Hukuk’ta okuyordu. 34 sene sonra onunla Siverek’te karşılaştım. O mezardaydı, ben onu ziyarete gittim” dedi.
‘Cidan en cesurlarımızdandı’
Acı bir tablodan buralara gelindiğini belirten Arkaş, “Biz bugünleri kendi aramızda tartışıyorduk, dünya devrimlerini tartışıyorduk. Ne olacak diye, bizim ülkemizin akıbeti ne olacak, bu mücadelemizin akıbeti ne olacak, ne yapacağız, nasıl yaşayacağız? O dönem tanıdığım bütün arkadaşlarım serden geçti, ölümü göze almışlardı. Kimse bu kadar yaşayacağını tahmin etmiyordu. Gideriz, halkımız için savaşırız, savaşabildiğimiz kadar savaşırız, toprağa düşersek birileri gelip bizim mücadelemizi alır, devam ettirir ama mutlaka başarırız. 3 gün olur, 5 gün olur, 1 sene, 2 sene olur ama mutlaka bu mücadele başarıya ulaşır. Bu kararlılık vardı. Bu mücadeleye öncülük edenler de bizden bir kuşak öncesinde talebelerdi. Yaşı yetenler bilir, Apoculara ilk önce talebeler diye hitap edilirdi. Çünkü Önder Apo, Kemal Pir, Hayri Durmuş, Mazlum Doğan, Haki Karer, Ali Haydar Kaytan, Rıza Altun bunların hepsi üniversite öğrencileriydi, talebelerdi. Halk arasında talebe olarak bilinirlerdi. Üniversitelerde her zaman eylemler yaptık. Cidan en cesurlarımızdandı. Çetin en cesurlarımızdan biriydi, yiğitti. Cidan’ın şöyle bir özgünlüğü vardı. Çok uzun değildi ama iri yarı bir arkadaştı. Dışarıdan bakıldığı zaman çok sert gözükebilirdi ama gerçekten çocuk gibiydi. Ruhu çok temizdi. Bizim içimizde en çalışkanı oydu” diye konuştu.
‘Hiçbir bedel boşa gitmedi, mutlaka başaracağız’
Bugünlere kadar gelinmesinde büyük emeklerin harcandığını vurgulayan Arkaş, “Biz bugün buraya kadar geldiysek, bu mücadele bugün bu noktaya kadar geldiyse asla unutulmaması gereken, her biri birbirinden değerli, pırlanta gibi sadece yiğit değil, aynı zamanda zeki, geleceği parlak bu halkın en değerli, en kıymetli evlatlarıdır. Hiçbir şey boşa gitmedi. Cidan’ın da Cidan gibi diğer şehitlerimizin de ödediği bedeller boşa gitmedi. Çok şey yarattık, en büyük devrimi yarattık. Hapisteyken bazı şeyleri hissedebiliyorduk, görebiliyorduk ama çıktığımda hemen hemen gezmediğimiz yer kalmadı. Bütün kurumlarımızla her yerde toplantılar yaptık, konuştuk. Vardığım sonuç şu: Biz örgüt müyüz, devlet miyiz, ben anlamadım. Herhalde yeryüzünde bizim kadar büyük bir örgüt yok. Bir ismimiz devlet değil ama o kadar geniş bir örgütlülüğümüz var, o kadar geniş imkanımız var ki her anlamda tuğla tuğla, adım adım bunları yaratan arkadaşlarımızın ödediği bedeller sonucunda ortaya çıktı. Bunları unutmayacağız ve gelecek nesillere aktaracağız. Cidan hevalim, yol arkadaşım, ev arkadaşım, okul arkadaşım ve mücadele arkadaşımın büyüdüğü topraklara gelmek, böyle bir taziyeye katılmış olmak benim açımdan gerçekten duygusal anlamda zor bir durum. Anısının önünde saygıyla eğiliyorum. Onu hep tebessümle, şakayla bizlere takılan haliyle anıyor, yüzünden öpüyorum ve ona sözümü bu vesileyle bir kez daha yineliyorum başaracağız mutlaka başaracağız” dedi.
‘Şehitlerin mirasına sahip çıkacağız, eşit bir yaşam kuracağız’
Ardından söz alan Ömer Öcalan da “Bu ilçe büyük bir bedel verdi, milletimiz büyük bir bedel verdi. Zulmün ve baskının önünde 41 yıldır amansız bir mücadele yürütüldü. Varlık yokluk meselesi vardı. Bugüne kadar Kürtler yok sayılıyordu, yok sayma siyaseti üzerine kuruluydu ama şehitlerimizin emekleri, milletimizin emekleriyle Kürtler bu merhaleye geldiler. Bize büyük bir miras bıraktılar. Bu miras bizim için kutsal bir mirastır ve büyük bir maneviyatı vardır. Bütün halkımız bu mirasa ve emeğe sahip çıksın. Gerçekten de bu coğrafya, bu ülke çok fazla bedel ödedi. Bu bedelle kimliğini, varlığını kabul ettirdi. Hep birlikte takip ediyoruz, demokratik bir çözüm süreci yürütülüyor. Başkan’ın öncülüğünde Kürtler hiçbir zaman savaşı istemediler. Kürtler hiçbir zaman savaşın aşığı olmadılar. Kürtler her zaman barış ve çözüm için büyük adımlar attılar. Önderlik sadece bugün değil, 90’lardan bugüne kadar çözümü istedi. Şimdi de bu süreç yürütülüyor. Şehitlerimizin miraslarına sahip çıkalım. Biz de onların hayalinin takipçisi olacağız. Kürdistan coğrafyasında eşit bir yaşamın sistemini kuracağız. Yine bütün ailemize başsağlığı diliyoruz. Bütün halkımızın başı sağ olsun. Şehidimiz de rahat uyusun. Şu ana kadar gelen onların davasını başaracağız. Bütün halkımızın başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































