‘Bijî Abdullah Öcalan’, ‘Bijî Kürdistan’ paylaşımlarına ‘örgüt propagandası’ yapmaktan ceza verilmesiyle sonuçlanan dava, AİHM’in verdiği düşünce ve ifade özgürlüğü ihlali kararının ardından beraatle sonuçlandı
İzmir Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı 2016’da sanal medya hesabından “Bijî berxwedana Kurdîstan”, “Her bijî Abdullah Öcalan”, “Bijî berxwedana Kobanê” paylaşımlarını yapan bir yurttaş, hakkında soruşturma başlattı. 14 Nisan 2017’de hazırlanan iddianameyi kabul eden Karşıyaka 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Temmuz 2018’de görülen ilk duruşmada paylaşımları yapan yurttaşa 1 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geriye bırakarak, yurttaşa 3 yıllık süreçte başka bir suç işlememesi halinde mahkumiyetinin kaldırılmasına karar verdi. Ceza verilen yurttaşın avukatı Fatma Demirer’in itirazda bulunduğu Karşıyaka 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, ceza ve hükmün açıklanması kararını yerinde bularak, itirazı reddetti. İtirazın reddedilmesi üzerine Fatma Demirer, 25 Ekim 2018 ‘de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulundu. Başvuruda, paylaşımların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamına girdiği, paylaşımlarda suç teşkil eden herhangi bir içerik bulunmadığını, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtti. AYM, 4 Eylül 2019’da başvuruyu, “dayanaktan yoksun” bularak, reddetti.
AİHM’den ihlal kararı
İç hukuk yollarının tükenmesiyle Fatma Demirer, 4 Mart 2020’de müvekkilinin “düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM’e başvurdu. AİHM, 5 Eylül 2023’de başvurucunun “düşünce ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine” karar vererek, başvurucuya 2 bin 600 Euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.
İhlal kararının ardından Karşıyaka 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tekrar yargılanma başlatıldı. 26 Mart’ta karara çıkan dosyada, mahkeme AİHM’in ihlal kararı doğrultusunda beraat kararı verdi.
Kürt’e bakış açısının değişmesi lazım
Kararı değerlendiren dosya avukatı Fatma Demirer, bu yıl yapılan Newroz kutlamalarında, aynı sloganlar nedeniyle gözaltı ve tutuklamaların yaşandığını hatırlatarak, “Bugün İzmir’de ikisi kadın olmak üzere üç kişi Newroz kutlamalarında Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylar çekmesi nedeniyle tutuklandı. Biz bu kişilerin beraat edeceğini biliyoruz. Hukuku cezalandırma aracı olarak kullanarak ‘biz şimdi tutuklayalım da beraat ederelerse çok sorun olmaz’ mantığı hukuka güvensizlik yaratır. Bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi gerekiyor. Süreçte gelinen aşamada silah bırakan örgüt var ve halen örgütün propagandasını yaptığı gerekçesiyle insanlar tutuklanıyor. Dolayısıyla bu noktadan sonra yasaların değişmesi gerekiyor ve devletin Kürt’e bakış açısının değişmesi lazım” diye konuştu.
Artık ikilik olmamalı
Yürütülen sürece dikkati çeken Fatma Demirer, “Bir yanda yürütülen bir süreç var, Abdullah Öcalan ile görüşmeler gerçekleşiyor. Diğer yandan kutlama yapan kişilerin ‘Bijî Serok Öcalan’, ‘Bijî berxwedana Kobanê’ dediği için ya da sarı, kırmızı ve yeşil renkler taktığı için gözaltına alınıyor. Dolayısıyla bu halkta, hukuka yönelik bir güvensizlik yaratıyor. Bu ikiliğin olmaması lazım. Aslında buradan bakarak Kürt kimliğine yönelik bir tahammülsüzlüğün olduğunu söyleyebiliriz. Sayın Abdullah Öcalan ile tecrit koşullarında görüşmeler yapılıyor ve ağır aksak da olsa yürüyen bir süreç var. Devletin adım atması gerektiğini biliyoruz. Ancak tam tersi olumsuz geri dönüşler alıyoruz. Bir samimiyet gösterilmek ve halkta güven yaratılmak isteniyorsa bu tür konuların artık soruşturma konusu olmaması gerektiği kanaatindeyiz” şeklinde konuştu.
Haber: Uğurcan Boztaş / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































