İsrail siyasetinin ve güvenlik bürokrasisinin önde gelen eski isimleri, işgal altındaki Batı Şeria’da artan yerleşimci şiddetine karşı alışılmadık sertlikte uyarılarda bulundu.
Eski başbakan Tzipi Livni, ülkede hukukun çöktüğünü belirterek, “Egemen bir devletin tek bir yasası ve silah tekeli olur. Bugün İsrail’de bunun yerine paralel bir dini hukuk sistemi ve silahlı milisler var. Hükümet devleti parçalıyor” dedi.
İngiltere merkezli The Guardian gazetesinin kamu kayıtları ve yasal verilere dayandırdığı analiz de bu tabloyu destekliyor. Analize göre İsrail, 2020’den bu yana Batı Şeria’da Filistinli sivilleri öldüren hiçbir vatandaşını yargılamadı.
Bu durumun bölgede fiilî bir “cezasızlık rejimi” oluşturduğu belirtiliyor.
“Organize terör, devletin gözleri önünde”
Eski başbakan Ehud Olmert, yerleşimci saldırılarının artık münferit olaylar olmadığını vurgulayarak, durumu “organize Yahudi terörü” olarak tanımladı.
Olmert, polis ve ordunun bazı vakalarda doğrudan ya da dolaylı şekilde sürece dahil olduğunu öne sürerek Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne çağrı yaptı:
“UCM devreye girip yaptırım uygulamalı ve tutuklama emirleri çıkarmalı.”
İsrail güvenlik bürokrasisinin üst düzey eski isimleri de yayımladıkları açık mektupta, saldırıların “neredeyse her gün” gerçekleştiğini belirtti.
Mektupta,
“Artık birkaç holigandan söz etmiyoruz. Üniformalı kişilerin de dahil olduğu, sivillere ateş açan, evleri yakan organize bir yapı var” denildi.
Çocukların da öldürüldüğü saldırılar
Son dönemde yaşanan olaylar, eleştirilerin dozunu artırdı. Bu ay Batı Şeria’da yerleşimciler ve güvenlik güçlerinin saldırılarında 10 Filistinli sivil hayatını kaybetti.
Ölenler arasında Ramazan alışverişinden dönen 5 ve 7 yaşındaki iki çocuk ile anne ve babalarının da bulunduğu, ailenin başlarından vurularak öldürüldüğü aktarıldı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 2020’den bu yana en az 1.100 Filistinli sivil öldürüldü; bunların en az dörtte biri çocuk. Bu ölümlerle ilgili hiçbir iddianame hazırlanmadı.
%96’sı iddianamesiz kapandı
İnsan hakları kuruluşu verilerine göre, 2020–2025 arasında yerleşimci şiddetine ilişkin soruşturmaların %96’sı iddianame olmadan kapatıldı.
368 dosyadan yalnızca 8’i mahkûmiyetle sonuçlandı.
Benzer şekilde, İsrail askerleri hakkında yapılan 1.746 şikâyetin %1’inden azı dava aşamasına taşındı.
İsrailli insan hakları avukatı Michael Sfard, sistemi şu sözlerle özetledi:
“Bu mekanizma hesap verebilirlik değil, cezasızlık üretmek üzere çalışıyor.”
“Etnik temizlik” ve içerden yükselen itiraz
Olmert, yerleşimci şiddetinin “etnik temizlik kampanyasına” dönüştüğünü savunarak, Filistin köylerinde yaşananları “Avrupa’da Yahudilere yapılan pogromlara” benzetti.
Öte yandan, eski adalet bakanları da mevcut hükümeti Batı Şeria’da “aktif ve korkunç bir etnik temizliğe izin vermekle” suçladı.
Analistler ise bu eleştirilerin önemine rağmen, yerleşim politikalarının uzun yıllardır devletin tüm siyasi yelpazesi tarafından sürdürüldüğüne dikkat çekiyor.
Devlet içinden alarm
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de geçen hafta yerleşimci şiddetine karşı önlem çağrısı yaparak, “çok geç olmadan bunun durdurulması gerektiğini” söyledi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































