Takvimler 21 Haziran 2025’i gösterdiğinde, Bursa’daki İznik Gölü çevresi, Fazıl Say’ın bestelediği “İznik Türküsü” (Ballad of Nicaea) ile yankılanmıştı. Soprano ve piyano göz önünde bulundurularak bestelenmiş bir oda müziği yapıtı. Say’ın tanımıyla, “İnsan sesinin, yani bir sopranonun ve piyano enstrümanının, en uç mertebedeki teknik seviyesinde, büyük bir anlatımcılık, yorumculuk, beceri ve güven gerektiren çok uzun soluklu bir konser eseri”. İznik Türküsü, Say’ın tuşelerinin ustalığı ve soprano Görkem Ezgi Yıldırım’ın, deyim yerindeyse “haykırışları”yla İznik’in ve İznik Gölü’nün Frigya, Roma, Nicaea konsili dönemi, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarının çığlığına dönüşüyor.
Bu “çığlık”, önceki gece Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde de yankılandı.
TÜRKÜNÜN ANLATTIĞI
Müziğin üç farklı kariyerinin kesiştiği gece, Say ve Yıldırım’ın İznik Türküsü icrası ile başladı. Say, İznik Türküsü’nü anlatırken “Türkçe bir şiiri besteleseydim, Japonya’da, Almanya’da bu eseri çaldığımızda o sözleri anlayan olamayacaktı, İngilizce besteleseydim belki İznik’teki konserde anlayan olmayacaktı. Özünde hep aynı noktaya varıyor olacaktık, müzik ne anlatıyor? ‘İznik Türküsü’nün sözleri yok ama çok şey anlatmak istiyor: Evrene sesler bırakmak” demişti. Say’ın piyano performansı ve Yıldırım’ın insan ruhunu duygudan duyguya götüren sesiyle dinleyince, İznik Türküsü’nün derdinin, “evrene sesler bırakmak” olduğu ve hatta bir nefeslik dünyanın içerisindeki ölümlülüğümüzü yüzümüze vurmak olduğu hissine kapılıyorsunuz.
KUSURSUZ UYUM
Yıldırım’ın ardından sahneye, Say’a eşlik etmek için caz davulunun Türkiye’deki en güçlü temsilcilerinden birisi olan Ferit Odman çıktı. Say ve Odman, 8’inci Akra Caz Festivali’nde de sahnedeydi ve ikilinin kusursuz uyumu dilden dile dolaşmıştı. Say’ın “Ses”, “Nâzım”, “Kara Toprak”, “Kumru Ballad”, “Kehanetler Tapınağı Klaros”, “Bodrum”, “Küçük Kara Balık”, “Yeni Hayat Sonatı”, “Summertime”, “Paganini Jazz” ve “Alla Turc Jazz” yapıtları, Odman’ın bagetleriyle çok başka bir forma dönüştü. Sanatın ve dolayısıyla müziğin asıl amacı, farklılıkları bir araya getirmekse, bu birliktelik tam olarak sanatın amacının sahneye yansıması… Klasik müzik ve cazın kusursuz uyumu, Say ve Odman ustalıklarıyla dinleyicilere ulaşıyor.
Gecenin sonunda soprano Görkem Ezgi Yıldırım yeniden sahneye çağırıldı. Say, Yıldırım ve Odman, sözü, 16’ncı yüzyıl Türk şairi Muhyiddin Abdal’a, bestesi Say’a ait olan “İnsan İnsan” yapıtını birlikte yorumladı. Say, yapıtın icrası öncesi “İnsan İnsan”ı, geçen cuma günü yaşamını yitiren ve önceki gün toprağa verilen tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya ithaf ettiğini söyledi. Sanatçının bu jesti salondaki izleyicilerden uzun süre alkış aldı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































