Akıllı telefonunuzu evden çıkmadan hemen önce şarja takıp sadece 20 saniye içinde tam dolu bir bataryayla kapıdan çıktığınızı hayal edin…
Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran bu senaryo, kuantum fiziğinin sunduğu imkanlarla gerçeğe dönüşme yolunda ilerliyor.
Teorik fizikçilerin yıllardır üzerinde kafa yorduğu “kuantum bataryalar”, ilk prototiplerin üretilmesiyle laboratuvar ortamında kendini ispatladı. Avustralya’nın ulusal bilim ajansı CSIRO’dan Dr. James Quach liderliğindeki ekip, enerjiyi inanılmaz bir hızla depolayabilen bu teknolojinin sadece bir teoriden ibaret olmadığını kanıtlıyor.
Chip’in aktardığı gibi günlük hayatta alışık olduğumuz fizik kurallarına göre, bir batarya ne kadar büyükse şarj olması da o kadar uzun sürer. Bir banyoyu doldurmakla bir yüzme havuzunu doldurmak arasındaki fark neyse, bir otomobil ile dev bir otobüsün bataryasını doldurmak arasındaki fark da odur. Kuantum bataryalarda birim sayısı arttıkça, bu birimler birbirleriyle kolektif bir etkileşime giriyor. Bu durum, batarya büyüdükçe şarj hızının da katlanarak artması gibi büyüleyici bir sonuç doğuruyor. Yani dört kat daha büyük bir kuantum batarya, dört kat yavaş değil, tam aksine yarı sürede şarj olma şansına sahip.
BU BATARYALAR ODA SICAKLIĞINDA ÇALIŞABİLİYOR
Dr. Quach ve ekibi, 2022 yılındaki ilk çalışmalarda bataryayı lazer ışınlarıyla şarj etmeyi başarmıştı ancak o dönemdeki prototip, enerjiyi elektrik olarak vermek yerine radyasyon şeklinde dışarı salıyor ve şarjı tutamıyordu. Ekibin yeni duyurduğu gelişme ise bu engeli aşıyor. Cihaz artık enerjiyi elektrik formunda serbest bırakabiliyor ve bu enerjiyi ihtiyaç duyulana kadar bünyesinde muhafaza edebiliyor. Lazerle şarj etme sürecindeki en büyük zorluk ise aşırı ısınma sorunu. Araştırmacılar bu sorunu, lazeri saniyenin katrilyonda biri kadar kısa sürelerle ateşleyip soğuması için nanosaniyelik aralar vererek çözdü.

Şu an için en büyük engel, lazerden gelen enerjinin sadece yüzde 3’ünün bataryaya aktarılabiliyor olması. Bu düşük verimlilik, küçük ölçekli testlerde sorun yaratmasa da bir elektrikli aracı bu yöntemle şarj etmeyi oldukça maliyetli hale getiriyor. Yine de Quach, fotonların doğru yönetilmesi durumunda verimliliğin yüzde 100’e yaklaşabileceği konusunda iyimser.
Bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise, çoğu kuantum işleminin aksine bu bataryaların oda sıcaklığında çalışabiliyor olması. Bu sayede telefonunuzu kullanmak için yanınızda sıvı azot taşımanıza gerek kalmıyor; oda sıcaklığı bataryanın şarj hızıyla boşalmasını da engelliyor.
Araştırmanın ayrıntıları bilim dergisi Nature’da yayımlanırken, ekip şimdi bu teknolojiyi laboratuvardan çıkarıp günlük cihazlara entegre etmenin yollarını arıyor. Eğer verimlilik ve ölçeklenebilirlik sorunları çözülürse, gelecekte “şarjım bitti” cümlesi sadece saniyeler süren bir duraksamaya dönüşebilir.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































