• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    AKP’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması: “Bir çalışmamız yok!”

    Cildinizi hücresel seviyede yenileyin: PDNR nedir, cilde faydaları nelerdir?

    Cildinizi hücresel seviyede yenileyin: PDNR nedir, cilde faydaları nelerdir?

    Ahmet Kemal Genç

    Hamaney sonrası İran; rejim çöker mi?

    Fenerbahçe'den Hakem Kararına Tepki: 'Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız'

    Fenerbahçe’den Hakem Kararına Tepki: ‘Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız’

    İran, Suudi Petrol Devi Aramco'nun Rafinerisini Vurdu! Tesis Kapatıldı, Gözler Petrol Fiyatlarında

    İran, Suudi Petrol Devi Aramco’nun Rafinerisini Vurdu! Tesis Kapatıldı, Gözler Petrol Fiyatlarında

    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, geçici olarak CHP üyeliğinden çıkarıldı

    Bolu Belediyesi’ne operasyon: Tanju Özcan dahil 13 kişi adliyeye sevk edildi!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

    İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

    Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı

    Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı

    ‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

    ‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

    PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti

    PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti

    Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir

    Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir

    ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak

    ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Necip F. Bahadır

    Savaşın acı yüzü: Kanlı okul çantası!

    Tahran’a saldırı; Washington’da ‘meşruiyet’ depremi

    Tahran’a saldırı; Washington’da ‘meşruiyet’ depremi

    O cesetleri konuşalım mı Doğu Bey?

    O cesetleri konuşalım mı Doğu Bey?

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (1)

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (1)

    İskandinav futbolunda güç yeniden el değiştiriyor

    İskandinav futbolunda güç yeniden el değiştiriyor

    Necip F. Bahadır

    Erdoğan’ın ‘algılama’ sorunu; yaşı 72, peki işi?

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    AKP’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması: “Bir çalışmamız yok!”

    Cildinizi hücresel seviyede yenileyin: PDNR nedir, cilde faydaları nelerdir?

    Cildinizi hücresel seviyede yenileyin: PDNR nedir, cilde faydaları nelerdir?

    Ahmet Kemal Genç

    Hamaney sonrası İran; rejim çöker mi?

    Fenerbahçe'den Hakem Kararına Tepki: 'Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız'

    Fenerbahçe’den Hakem Kararına Tepki: ‘Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız’

    İran, Suudi Petrol Devi Aramco'nun Rafinerisini Vurdu! Tesis Kapatıldı, Gözler Petrol Fiyatlarında

    İran, Suudi Petrol Devi Aramco’nun Rafinerisini Vurdu! Tesis Kapatıldı, Gözler Petrol Fiyatlarında

    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, geçici olarak CHP üyeliğinden çıkarıldı

    Bolu Belediyesi’ne operasyon: Tanju Özcan dahil 13 kişi adliyeye sevk edildi!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

    İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

    Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı

    Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı

    ‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

    ‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

    PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti

    PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti

    Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir

    Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir

    ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak

    ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Necip F. Bahadır

    Savaşın acı yüzü: Kanlı okul çantası!

    Tahran’a saldırı; Washington’da ‘meşruiyet’ depremi

    Tahran’a saldırı; Washington’da ‘meşruiyet’ depremi

    O cesetleri konuşalım mı Doğu Bey?

    O cesetleri konuşalım mı Doğu Bey?

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (1)

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (1)

    İskandinav futbolunda güç yeniden el değiştiriyor

    İskandinav futbolunda güç yeniden el değiştiriyor

    Necip F. Bahadır

    Erdoğan’ın ‘algılama’ sorunu; yaşı 72, peki işi?

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Kürt Meselesi

Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı

SG by SG
2 Mart 2026
in Kürt Meselesi
0
Koçyiğit: Savaş riski karşısında demokratik ve yasal adımlar hızla atılmalı


DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ortadoğu’daki savaş riski karşısında Türkiye’nin iç barış için demokratik ve yasal adımları hızla atması gerektiğini söyledi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

Sözlerine, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni mesajı ile başlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, mesajın demokratik bir çerçeve sunduğunu belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu mesaj, silahın değil siyasetin, inkarın değil demokratik uzlaşının ve müzakerenin, çatışmanın değil birlikte yaşamanın esas alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle bölgesel krizler bu çağrının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Sayın Öcalan’ın çağrısının sadece Türkiye değil, aslında bütün Ortadoğu’daki sorunlara çözüm önerisi getirdiğini ve bütün bölgenin aslında barışını ve demokrasisini hedeflediğini açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu çağrı neden önemli? Yakın zamanda kendisini demokrasiye kapatmış İran’da neler olduğunu açık ve net şekilde görüyoruz” dedi.

‘Bütün Ortadoğu’ya demokratik model önerisidir’

İran’a yönelik müdahaleyle beraber bölgesel çatışmanın büyüme riskinin ortada olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Herkesin dönüp Sayın Öcalan’ın çağrısına ve onun yaptığı barış ve demokratik toplum sözüne kulak kabartması gerekiyor. Sorunların savaş ve çatışma yerine diyalog ve demokratik müzakereyle çözülmesi noktasında, Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrı bütün Ortadoğu’ya demokratik bir model önermesidir. Demokratik bir modeli Sayın Öcalan ortaya koymuştur. Sadece bu modeli ortaya koymamış ve bunun yaşanması için yapılması gerekenleri, devlete, Meclis’e, topluma düşen sorumluluğun da altını çizmiştir. O anlamıyla bu çağrının siyasal, hukuksal ve toplumsal bir sorumlulukla ele alınması gerektiğinin de altını çiziyoruz. Bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için artık gerçekten sözü eyleme geçirme zamanı gelmiştir. Somut ve bağlayıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için bir dakika bile kaybedilmemesi gerekmektedir. Meseleyi güvenlikleştiren güvenlikçi bir dil ve anlayış yerine siyasetin ve hukukun çözüm diliyle ve sürece hukuksal yaklaşımla yaklaşmak gerekmektedir” diye belirtti.

Devamında ise Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları söyledi:

“Güvenlikçi yasalarla değil, barış yasalarıyla yol alınabilir, yol genişletilebilir ve sonuç alınabilir. Demokratik entegrasyon Meclis’in devreye girmesini, siyasi partilerin daha fazla sorumluluk almasını ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir hukuk mimarisinin kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Barış yasaları, demokratik siyaset önündeki engellerin kaldırılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve güvence altına alınması bu sürecin temel ayaklarını oluşturmaktadır. Bugün yaşadığımız pek çok krizin kaynağında demokratik hukukun yokluğu yer almaktadır. Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel sorunları güvenlikçi politikalarla değil, demokratik siyaset ve hukuk temelinde çözülebilir. 27 Şubat çağrısı tam da buna işaret etmektedir. Cumhuriyetle demokratik bir zeminde buluşmayı, eşit yurttaşlığı ve birlikte yaşama. Sayın Öcalan’ın mesajında altını çizdiği gibi yeni dönemin dili buyurgan, üstenci ve otoriter olamaz. Bu süreç karşılıklı saygıyı, doğru bir ilişkilenmeyi, doğru dinlemeyi, herkesin kendini özgürce ifade edebileceği demokratik bir zemini gerekli kılmaktadır.

‘Demokratik yasal adımların ve hukukun gereklerini yapmak gerekmektedir’ 

Kadınların, gençlerin, emekçilerin ve bir bütün toplumsal kesimlerin her birinin sürecin asli öznesi olduğu demokratik bir inşa da ancak böyle mümkün olabilir. Kadın özgürlüğünü merkezine almayan, kadının sözünün ve eyleminin içinde yer almadığı bir sürecin başarı şansı da demokratik bir süreci ilerletmesi de mümkün olamaz. O nedenle demokratik entegrasyon aynı zamanda özgürlükçü, eşitlikçi ve kadın özgürlüğünü ve toplumsal özgürlük, toplumsal dönüşümü, toplumun örgütlenmesini esas alan bir anlayışla yürütülmelidir. 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının 2. yılında bu tarihi fırsat doğru değerlendirilmeli, doğru ele alınmalıdır. Sorumluluk başta çatısı altında bulunduğumuz Meclis’e ve tüm siyaset kurumlarına düşmektedir. İkinci 27 Şubat’ı demokratik yasal adımların ve hukukun gereklerini yapmak gerekmektedir. İktidar elini çabuk tutmalıdır.

‘Meclis’e yönelik bir çağrı olduğunun da altını çiziyoruz’ 

Günlere yayılan, aylara yayılan bir mesele ile karşı karşıya olmadığımızı artık iktidarın görmesi gerekiyor. Bölgesel gelişmelerin kendisi, yanı başımızda başlayan İran’a yönelik müdahale, savaş riskinin bütün bir Ortadoğu’yu kasıp kavurma riski karşısında Türkiye’nin gerçek anlamda iç barışını sağlaması için demokratik adımları, yasal adımları hızla atması gerekiyor. Sürecin hâlihazırda yasal çerçeveden yoksun olarak ilerlemesinin mümkün olmadığının altını çizmemiz gerekiyor. Ve bu konuda yarına bırakmadan bugün adım atmanın öneminin altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Ve 27 Şubat çağrısının bir kez daha 1. yıl dönümünde yapılan çağrının aslında devlete, topluma ve Meclis’e yönelik bir çağrı olduğunun da altını çiziyoruz.

‘Sorunları görmeyen, duymayan bir iktidar düzeniyle karşı karşıyayız’

8 Mart haftasındayız ve biz 8 Mart etkinliklerini sadece bir güne sığdırmıyoruz. Aslında 365 gün 6 saat bu ülkede ve bu ülkede bulunan dünyadaki bütün kadınlar olarak haklarımız, yaşamlarımız, özgürlüğümüz için mücadele ediyoruz. Sokakta, Meclis’te, fabrikada, tarlada yaşamın her yerinde var olmak için haklarımızı korumak, savunmak ve geliştirmek için yan yana durmaya, örgütlenmeye ve sesimizi duyurup, demokratik kadın özgürlükçü bir sistemi de inşa etmeye çalışıyoruz. Bugün kadınların karşı karşıya kaldığı sorunları tek bir başlık altında ele almanın da imkansızlığını ifade etmek isteriz. Bu ülkede kadın cinayetlerinden tutalım, kadın yoksulluğuna kadar, kadının işsiz bırakılmasından, kadına yönelik ayrımcılığa kadar, genç kadınların yaşadığı istihdam sorunundan, cezaevinde kadın olmaktan kaynaklı yaşanan sorunlara kadar sayamayacağımız kadar çok başlıkta sorun yaşıyoruz ve en önemlisi de bu sorunları görmeyen, duymayan bir iktidar düzeniyle, bir sistemle de karşı karşıyayız.

‘Nedenleri yapısal’ 

Kadın düşmanı bir sistem var ve bu kadın düşmanı sistem bir günde 6 kadının erkekler tarafından katledilmesine göz yumacak kadar da ceberut bir sistem. Kadınlar erkekler tarafından her gün katlediliyor. Peki, sadece katledilme meselesi mi? Aynı zamanda işsiz bırakılma, aç, geleceksiz bırakılma; özellikle de genç kadınlar arasındaki istihdam oranlarının düşüklüğü çok çarpıcı bir şekilde bize şunu gösteriyor ki biz sistematik bir yok sayılma politikasıyla karşı karşıyayız. Bakın, değerli arkadaşlar, resmi veriler bile şunu açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor ki genç kadınlar için, genç kadınların işsizlik oranları artık TÜİK’in bile izleyemediği bir orana varmış durumda. Kadınlar iş bulamıyorlar, işgücüne katılamıyorlar. Peki, iş bulduklarında ne oluyor? Esnek, güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanıyorlar. Eşit işe eşit ücret alamıyorlar. Her zaman ilk gözden çıkarılanlar oluyorlar. Ama bununla beraber aynı zamanda evdeki iş yükü, bakım emeğini de genç kadınlar yüklenmek durumunda kalıyor. Bütün bunların nedenlerinin yapısal.

‘Kadınların sorunlarını çözecek bir bakış açısı hayat bulmalı’

Burada yapısal, kurumsal önlemler almadan bu sorunlarla baş etmenin mümkün olmadığı da açık ve net. Halihazırda kadınları, özellikle de üniversite mezunu genç kadınları bu işsizlikle, bu çaresizlikle baş başa bırakıp onları bir evliliğe ve bir aile kurumuna muhtaç hale getiren bir anlayış olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. Ama bu da değil; yine evlendiklerinde, çocuk sahibi olduklarında çocuklarını bırakacakları sağlıklı kamusal mahallelerinde kreşlere ulaşamadıkları için de çalışma hayatından yine koparıldıklarını ifade edelim. O anlamıyla aslında çözüm net. Eşit işe eşit ücret, güvenceli ve sendikalı çalışma, yaygın ve kamusal kreş ve bakım hizmetleri ve genç kadınların ekonomik ve toplumsal yaşama özgür ve eşit katılımını sağlayacak politikaların yaşam bulması gerekiyor. Ve bunun için de en başta Aile Bakanlığı değil, bir kadın bakanlığı kurulması. Kadınların sorunlarını çözecek bir bakış açısının hayat bulması gerektiğini ifade edelim.

‘8 Mart resmi tatil ilan edilmelidir’

Biz alanlarda, meydanlarda olacağız ki startımızı çoktan verdik. Birçok yerde mitingler, yürüyüşler yapacağız. Ve Kadın Meclisimizle, bütün kadın platformlarıyla beraber sokaklarda olacağız. Ama bir talebimiz daha var. Yıllardır dile getirdiğimiz, mücadele ettiğimiz 8 Mart resmi tatil olsun talebini de halihazırda bu ülkenin Aile Bakanı’nın ağzına almadığını, hükümetin hiçbir talebe yaklaşmadığını da görüyoruz. Biz bir kez daha buradan 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi talebini de milyonlarca kadın adına, bu ülkede mücadele eden kadınlar adına buradan Meclis kürsüsünden de ifade etmiş olalım.

‘Hak ihlallerini kadın mahkumlar ayrıca yaşıyorlar’ 

Diğer bir sorun cezaevleri. Hijyen koşullarından sağlığa erişememeye kadar, şiddetten tutalım da hamile ya da çocuklu kadınların cezaevinde yaşadıkları hak kayıplarına kadar dünya kadar sorunu alt alta sayabiliriz. Ama bu meselelerin bir de siyasi mahkumlar açısından daha katmerli yaşandığını söyleyelim. İdari Gözlem Kurullarında sistematik olarak yakılan infazlar, darplar ve sağlığa erişim hakkının kısıtlanması, kelepçeli muayeneden ağız içi aramanın dayatılmasına kadar birçok hak ihlalini cezaevinde bulunan kadın mahkumlar ayrıca yaşıyorlar. Yıllardır dile getirdiğimiz hasta mahkumların cezaevinde keyfi olarak tutulması meselesine de hali hazırda bir çözüm getirilebilmiş değil.

‘Garibe Gezer’in yaşamını nasıl yitirdiği gerçek anlamda aydınlatılamadı’ 

Bakın, bu mesele aynı zamanda Meclis Komisyonu’nun raporunda da özel bir başlıktı. Demek ki burada gerçek anlamda büyük bir sorun var. İnsanlığa karşı aslında insanlık suçu işleniyor. Ama buna herkes gözünü kulağını kapatmış durumda. Bunlardan birisi Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Fatma Tokmak. Kendisi kalp yetmezliği, kalp kapakçığında yırtık ve ciddi daralma, hipertansiyon gibi birçok sağlık sorunu yaşıyor. Ama halihazırda tahliye edilmiyor. Yine hepatit B hastası Tenzile Acar. O da aynı şekilde yıllardır sağlık sorunu yaşıyor. Ama bütün infaz erteleme talepleri ne yazık ki karşılık bulmuyor. Sincan Kapalı Cezaevi’nde bugüne kadar sadece bir tahliye oldu. Hali hazırda sistematik bir şekilde orada bulunan siyasi mahkumların infazları yakılıyor. Garibe Gezer anmadan geçemeyeceğim. Sistematik olarak yaşadığı işkence ve taciz nedeniyle yaşam hakkı elinden alınan bir yerde duruyor. Garibe Gezer’in halihazırda yaşamını nasıl yitirdiği tam olarak soruşturulmadı ve gerçek anlamda bu süreç aydınlatılamadı.

‘ABD ve İsrail’in amacı gerçekten İran’ı özgürleştirmek değil’

28 Şubat Cumartesi sabahı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başladı. İçerisinde siyasi ve dini lider Ali Hamaney’e de dahil olduğu üst düzey birçok kişinin, yönetici ve askeri komutanları öldürüldü. İran’a yönelik hava saldırılarının en önemli başlıklarından birisi sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılar. Bu anlamıyla Minap şehrinde bir ilkokul bombalanması sonucunda 150’den fazla çocuğun yaşamını yitirdiğini öğrendik. Bunun bir katliam olduğunu ve bunu sivillere yönelik saldırıları en güçlü şekilde kınadığımızı DEM Parti olarak ifade edelim. Öncelikle ilkemiz şu: Bir ülkeye dışarıdan yapılan askeri müdahalelerle özgürlük, demokrasi ve barışın gelmesi mümkün değildir. ABD ve İsrail’in amacı gerçekten İran’ı özgürleştirmek değil, bölgeyi kendileri açısından dikensiz gül bahçesi haline getirmek olduğunu iyi biliyoruz. En nihayetinde İran molla rejiminin antidemokratik olduğunu, hatta İran molla rejiminin İran idam rejimi olduğunu iyi biliyoruz. 47 yıllık tarihi boyunca muhaliflere, Kürtlere, Beluçlara ve orada bulunan temel hak ve özgürlüklerini talep eden, özgürlük için sokağa çıkan birçok kesimi idam sehpalarında sallandırdıklarını çok iyi biliyoruz.

‘Temel ilkemiz bir devleti özgürleştiren dışsal müdahaleler değildir’ 

Yine saçı göründü diye Jina Amini’ye yapılanlar hala hafızalarımızda ve ondan sonra sokaklara çıkan binlerce insanın nasıl katledildiğini de çok iyi biliyoruz. Yine yakın dönemde temel hak ve özgürlükleri demokratik bir İran ve özgürlükleri için sokağa çıkan Kürtlerin, Beluçların, Farsların, Azerilerin nasıl sokak ortasında yargısız infazlarda katledildiğini de biliyoruz. Hâlihazırda kaç kişinin yaşamını yitirdiğinin sayısını bile resmi olarak bilmediğimiz bir katliamı çok yakın bir dönemde yaşadık. Bütün bunlar çok açık ve net. O anlamıyla şunu bir kez daha söylememiz gerekiyor: Temel ilkemiz bir devleti özgürleştiren dışsal müdahaleler değildir. Bir devleti özgürleştiren kendi halkının, halklarının içeriden yürüttüğü eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Bu anlamıyla askeri operasyonlar düşmanlıkları derinleştirir ve ülkeleri daha fazla terörize eder ve bugün İran’a yapılan müdahalenin de bölgesel savaş riskini büyüttüğünü açık net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor. İran’a yönelik saldırıların daha fazla ölüm, daha fazla yıkım, daha fazla katliam getirmesi gibi bir riskle karşı karşıya olduğumuzu da söylememiz gerekiyor.

İran’ın özgür geleceğinin yanındayız. Bugün İran’a yapılanların en nihayetinde başka ülkelere yapılma riskini de görüyoruz. Buna karşı da tek bir panzehirin, tek bir önlemin alınması gerekiyor: Demokratikleşmek. Bugün İran’ın kendi sonunu kendinin hazırladığını, İran Molla rejiminin aslında kendi sonunu kendinin hazırladığını da çok iyi biliyoruz. Kendisini demokrasiye kapatarak, halklarına zulüm ederek ve bütün özgürlük taleplerini idam sehpalarına taşıyarak bugünlerin taşlarını döşediğinin altını da çizmemiz gerekiyor.

‘Özgürlük alanını genişletmek demokratik cumhuriyetin gereğidir’

Son zamanlarda yaşanan tartışmaların birisi de aslında basın ve ifade özgürlüğünün nasıl yok edildiğini, son aşamalarını da görüyoruz. Biliyorsunuz ‘laikliği savunuyoruz, ismiyle başlığıyla’ yayımlanan bir metne 168 yurttaş imza atmıştı ve onlar hakkında da bir soruşturma başlatılmıştı. 91 yaşındaki değerli iktisatçı Korkut Boratov, yazarlar, sanatçılar, aydınlar da bu soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldılar. Farklı düşünceleri nedeniyle görüşlerini topluma açıkladıkları için insanların görüş ve düşünceleri nedeniyle kriminalize edilmesi, onların ifadeye çağrılması ve haklarında soruşturma açılmasını kabul etmediğimizi söyleyelim. Herkesin düşüncesini, itirazlarını özgürce ifade edebilmesi demokrasinin ve anayasanın gereğidir. Toplumsal kutuplaşmayı büyütecek her bir gelişim, girişim ortak yaşamı zayıflatıyor ve bunun ülkede büyük bir maliyeti, büyük bir faturası da her birimize çıkıyor. İnançsal, dinsel, dilsel, kültürel, kimliksel özgürlük, kimliksel özgürlük bu ülkenin ortak ihtiyacı ve demokratik yaşamın da vazgeçilmezidir. Özgürlük alanını sınırlandıran değil, genişleten politikaların geliştirilmesi barış ve demokratik toplumun, özgür yurttaşlığın, demokratik cumhuriyetin de gereğidir.

‘Cezalandırılmak istenen haberciliktir’ 

Anka Haber Ajansı’nın İncirlik Üssü çevresinden yaptığı yayın gerekçe gösterilerek gazetecilere yönelik de bir soruşturma ve gözaltı operasyonu başlatıldı. Kenan Şener, Mehlika Bilen, Sergen Ölçer ve Gürel Bıçakçı’nın gözaltına alınması haberciliğe açık bir gözdağıdır. Yıllarca birçok basın kuruluşunun rutin olarak yaptığı bir haber nedeniyle bu haberi milli güvenliğe aykırı haber olarak yaftalamak ve bunun üzerinden de bir gözaltı operasyonunun yapılmasını asla kabul etmiyoruz. Ortada ne askeri bir sır var ne de gizli bir bilgi var. Ortada cezalandırılmak istenen haberciliktir, gazetecilik faaliyetidir. Yani halkın haber alma hakkı kısıtlanmak, engellenmek isteniyor. Yeniden Meclis Komisyonu’nun raporuna, ortak raporuna dönmek istiyorum. Daha 18 Şubat’ta yayınlanan raporda basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasına dair de bir belirleme vardı. Hemen arkasından Alican Uludağ gözaltına alındı, tutuklandı. Bütün bunların ülkedeki demokrasiyi zayıflatan, geriye götüren ve demokratik ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını engelleyen yaklaşımlar olduğunu ifade ediyor. Bunları asla tasvip etmediğimizi söylüyoruz.”

Kaynak: JINNEWS

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

İran, Suudi Petrol Devi Aramco’nun Rafinerisini Vurdu! Tesis Kapatıldı, Gözler Petrol Fiyatlarında

Next Post

Fenerbahçe’den Hakem Kararına Tepki: ‘Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız’

Related Posts

İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım
Kürt Meselesi

İhraç edilen akademisyen: Yine olsa yine o imzayı atardım

2 Mart 2026
‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’
Kürt Meselesi

‘İran’da sivillerin katledilmesi savaş suçudur’

2 Mart 2026
PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti
Kürt Meselesi

PJAK: İran’ın Kürt güçlerine saldırıları korkunun işareti

2 Mart 2026
Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir
Kürt Meselesi

Çınar: Demokratik entegrasyon savaşçı zihniyete alternatiftir

2 Mart 2026
ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak
Kürt Meselesi

ATK’den Taşar için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu: Tahliye başvurusu yapılacak

2 Mart 2026
Savaş yayılıyor, can kayıpları artıyor | Canlı Blog
Kürt Meselesi

Savaş yayılıyor, can kayıpları artıyor | Canlı Blog

2 Mart 2026
Next Post
Fenerbahçe'den Hakem Kararına Tepki: 'Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız'

Fenerbahçe'den Hakem Kararına Tepki: 'Sahada Alın Terimizi Yok Sayan Her Kararın Karşısındayız'

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter