TR724 EKONOMİ | Başlıktaki ifade Merkez Bankası’nın eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’ya ait. Kara, bugün X hesabından TCMB’nin reel sektör anketlerinden türeyen bir grafiği paylaşırken kullandı bu cümleyi… Söz konusu paylaşımına, “Şirketlerin satış fiyatlarına dair beklentileri tarihsel zirvelere yaklaştı. Enflasyondaki düşüş başka bahara kaldı.” notunu düştü. Bu grafik, firmaların önümüzdeki üç ayda satış fiyatlarını artırma eğiliminin yeniden güçlendiğini gösteriyor. Şirketler zam yapmaya hazırlanıyor! Uyarı, yılın ilk iki ayında TÜFE’nin yüzde 7,95 arttığı ve Mart için yüzde 4 civarı bir gerçekleşmenin konuşulduğu dönemde geldi. Tahmin edildiği gibi Mart enflaysonu yüzde 4 civarında gelirse ilk üç ayın kümülatif enflasyonun yüzde 12’yi bile geçme ihtimali var. Böyle bir başlangıçla “yıl sonu beklentileri” daha baştan sıkışıyor. Hedef yüzde 16 ancak yıl sonu enflasyonunun yüzde 30’un altında gelmesi bile sürpriz olacak gibi görünüyor.
Prof. Dr. Hakan Kara, bugün sosyal medyada, TCMB’nin reel sektör verilerindeki “gelecek üç ay satış fiyatı beklentisi” göstergesini içeren bir grafiği paylaştı ve tek cümlelik sert bir çerçeve çizdi: “Şirketlerin satış fiyatlarına dair beklentileri tarihsel zirvelere yaklaştı. Enflasyondaki düşüş başka bahara kaldı.”
Hakan Kara’nın işaret ettiği şey teknik ama çok kritik: Enflasyonu aşağı indirmek sadece faizle, talep soğutmayla veya baz etkisiyle olmuyor; firmaların “yakında yine zam yapacağım” refleksi kırılmadıkça aylık enflasyon kalıcı biçimde düşmüyor. Grafik tam da bu refleksin güçlendiğini söylüyor.
Bu uyarının “zemini” ise yılın daha başında biriken resmî enflasyon. Ocak–Şubat döneminde TÜFE’nin Aralık’a göre artışı yüzde 7,95. Mart için piyasada yüzde 4 civarı bir gerçekleşme (hatta yüzde 5 bekleyenler var) konuşuluyor. Bu gerçekleşme halinde ilk üç ayın bileşik (kümülatif) enflasyonu yüzde 12,27’ye çıkıyor. İlk çeyrekte yüzde 12’yi aşan bir birikim, kalan dokuz ayın üstüne iki türlü baskı bırakıyor: Hem yıl sonu hedef/beklentisini matematiksel olarak zorlaştırıyor, hem de firmaların “zam yapma” kararlarını kolaylaştıran bir psikoloji üretiyor. Enflasyonun ilk üç ayda yüzde 12’ye çıktığını gören firmalar, etiketleri yenilemeye başlıyor!
Tam bu noktada TCMB’nin Piyasa Katılımcıları Anketi de beklenti cephesinde yönün yukarı olduğunu gösterdi. Mart 2026 anketinde yıl sonu TÜFE beklentisi bir önceki dönemde yüde 24,11 iken yüzde 25,38’e yükseldi; yıl sonu dolar/TL beklentisi ise 51,09’dan 50,97’ye geriledi. Merkez Bankasının hedefi yzüde 16; yıl sonu beklentisi ise yüzde 25,38! Martın yüzde 4 geldiği varsayımıyla yıl sonunu yüzde 25,38’de bitirmek için Nisan–Aralık döneminde aylık enflasyonun ortalama yaklaşık yüzde 1,23’e gerilemesi gerekiyor. Bu ise mevcut şartlarda mümkün değil. Kaldı ki İran savaşının uzaması ve enerji/petrol krizinin sürmesi durumunda enflasyon daha da yukarı tırmanacak…
Hakan Kara’nın, “Yıl sonu enflasyon beklentiniz değişti mi hocam? 27 – 30 arasıydı sanırım!” diyen bir takipçisine verdiği, “Riskler yukarı yöne döndü!” cevabı da bu yüzden önemli. Enerji maliyetleri, akaryakıt zamları ve firmaların yeniden hızlanan zam eğilimi, dezenflasyon patikasını kırılganlaştırıyor.
Kısacası, durum vahim görünüyor… İlk çeyrekte muhtemelen yüzde 12’yi aşan bir enflasyon birikimi var ve ilerleyen aylarda yavaşlama eğilimi görülmüyor; reel sektör cephesinde “satış fiyatı beklentileri” zirveye yaklaşmış durumda yani yeni zam dalgaları kuvetle muhtemel; Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle enerji maliyetleri arttı ve kısa vadede çözüm de görünmüyor… Bütün bunları üst üste koyduğunuzda yıl sonu enflasyonu için yüzde 25 gibi oranların tutması çok mümkün değil… Mevcut şartlarda yüzde 30 bile zor…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































