Türkiye’de menenjit, Rotavirüs, RSV ve HPV gibi hayati öneme sahip aşılar ulusal takvim dışında. Doktor Çağla Seven, “Aşıyla önlenebilir hastalıklardan çocukların ölmesi kabul edilemez” diyerek aşılara erişimin eşit ve ulaşılabilir olması gerektiğini vurguladı
Duygu Kıt
Türkiye’de çocukluk çağı aşılarının bir kısmı Ulusal Aşı Takvimi’nde ücretsiz uygulanırken, hayati öneme sahip bazı aşılar ise ücretli. Bu durum sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikleri derinleştiriyor. Beyin ve omurilik zarlarını etkileyen menenjit aşısı, ölümcül bir hastalıkken asgari ücretin üçte biri kadar bir ücretlendirme ile yapılabiliyor. Hekimler, aşının ulusal programa dâhil edilmemesinin özellikle yoksul aileler için ciddi bir engel oluşturduğunu belirterek, çocuğun üstün yararının ve sağlık hakkının yaşam hakkının ilk adımında güvencesizliğe mahkûm edildiğini kaydediyor. Doktor Çağla Seven mevcut durumu gazetemize anlattı.

Türkiye’de menenjit aşısının yanı sıra bazı önemli aşılar da ulusal takvimde yer almıyor. Bunlar arasında bebeklerde ağır ishale ve hastane yatışlarına yol açabilen virüslere karşı geliştirilen Rotavirüs aşısı ile menenjitin farklı türlerine karşı koruma sağlayan Meningokok B aşısı da bulunuyor. Bu aşılar pek çok ülkede rutin çocukluk çağı aşı programlarının parçası. Doktor Çağla Seven, ulusal aşı takviminin dışında yer almayan Menenjit aşısı ve mevcut durum hakkında şu bilgileri verdi:
“Meningokok (Menenjit) hızlı ilerleyici, daha evvel sağlıklı olan bir çocuğu 24 saat içinde ölüme sürükleyebilen, hastalık geliştikten sonra uygun tedaviye rağmen bile hastalarda yüzde 20’lere varabilen ölüme, hayatta kalan vakalarda da uzuv kaybı, işitme kaybı gibi morbiditelere (hastalık oranı) yol açabilen çok ciddi bir hastalık. Aşıyla önlenebilen hastalıklar arasında ölüm oranı en yüksek olanlardan biri ve özellikle bebekler ile küçük çocuklar için ciddi risk oluşturuyor. İki çeşit menenjit türüne karşı iki çeşit aşı var ve iki aylıktan itibaren bu aşılar uygulanabiliyor. Ama maalesef Sağlık Bakanlığı aşı takviminde yer almadığı için aileler bu aşıların maliyetini karşılamak zorunda kalıyor ve bu nedenle bu hastalıktan aşıyla koruyabildiğimiz çocuk sayısı yeterli düzeyde değil. Oysaki her yıl ülkemizde menenjit nedeniyle kaybedilen vakalar görüyoruz ancak bu aşının rutin takvime konulması konusunda halen ciddi bir adım atılmış değil.”
‘Önlenebilir hastalıklar, önlenmeyen ölümler’
Çağla Seven, 50’den fazla ülkenin söz konusu aşıları rutin aşı takvimine aldığını fakat Türkiye’nin bu konuda planı olmayan ülkelerden biri olduğunu kaydetti. “2026 yılında çocukların önlenebilir aşıyla önlenebilir hastalıklardan öldüğüne şahit olabiliyoruz” diye ekleyen doktor Seven, şöyle devam etti:
“Biz en büyük riski oluşturan 5 yaş altında bile aşılama oranlarında henüz belli bir noktaya gelebilmiş değiliz. RSV aşısı ise özellikle 6 ay -1 yaş altı bebeklerde hastane ve yoğun bakım gereksinimine, hatta ölümlere yol açabilen ciddi bir alt solunum yolu enfeksiyonu etkeni. ABD gibi şu anda sağ popülist, aşı karşıtı söylemlerle anılan iktidarlara sahip ülkelerde bile rutin olarak uygulanmakta. Biz bu aşıları ailelere önermekle beraber uygulatmakta güçlük çekiyoruz, tek doz olsa da oldukça maliyetli bir aşı. Bu aşı 2007’den beri Dünya Sağlık Örgütü’nün Ulusal Aşı Takvimi’ne girmesi konusunda öneride bulunduğu bir aşı. 2011 yılında Türkiye’de ulusal aşı takviminin alınıp alınmayacağı ile ilgili tartışmalar başladı, şu an 2026’dayız ve herhangi bir şey gerçekleşmiş değil. Bu durum Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetlerinin yıllar içinde nasıl geri planda bırakıldığının bir göstergesi”
HPV için yıllardır süren çağrı
Öte yandan kadın örgütleri uzun süredir HPV aşısının da ulusal aşı takvimine alınması için çağrıda bulunuyor. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere bazı kanser türlerine karşı koruma sağlayan aşı Türkiye’de hâlâ ücretli. Sağlık Bakanlığı tepkiler üzerine 2025 yılı sonuna kadar aşı programı için çalışmaların başlatılacağını duyurmuşsa da hala hiçbir gelişme yok. Doktor Seven, HPV aşısına dair şu bilgileri paylaştı:
“HPV servikal kansere yol açabilen, kanserle ilişkisi çok net ortaya konulmuş viral etkenlerden biri. Dünya Sağlık Örgütü 2018’deki kanser eliminasyon planında 2030 yılına kadar 15 yaş altı kız çocuklarının %90’ını aşılama hedefi koymuştu. Covid pandemisinin yol açtığı olağanüstü durum nedeniyle bu hedef küçültülmekle beraber ülkeler HPV’ye karşı aşı kapsayıcılığını arttırma çalışmalarına devam ediyor. Ülkemizde bu yönde toplumsal talepler yükselmesine rağmen, kanserojen olduğu bu kadar net ortaya konulmuş ve aşısı olan hastalıkla ilgili toplumsal kapsayıcılığı olan bir karar hala alınmış değil. Oysa bizler bugün 9-12 yaş ergen kız çocuklarını aşılamada yol kat edip her iki cinsiyet aşılama politikalarını konuşuyor olmalıydık.”
‘Aşı politik bir meseledir’
“Sağlık hakkı ne yazık ki iktidarın politik öncelikleriyle belirlenen bir durum” diyen doktor Seven, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meningokokla ilgili örneğin geçen yıl özellikle Sakarya, Kocaeli, İstanbul’da daha evvel sağlıklı olduğu bilinen ve 24-48 saat içinde kaybedilen çocuk vakaları gördük. HPV ile ilgili daha kız çocuklarını aşılayamazken pek çok ülkede iki cinsiyet aşılama önerileri mevcut. Oysa insanlık elindekinin en iyisini çocuklara vermekle yükümlüdür. Her çocuğun kendi yaşadığı dönemin olanaklarından faydalanmaya hakkı vardır. Geçen gün Oscar töreninde ödül alan bir yönetmen konuşmasında şunu söyledi: ‘Bütün yetişkinler bütün çocuklardan sorumludur. Bu gerçeği ciddiye almayan politikacılara oy vermemeliyiz.’ Aşı meselesi son derece politik, toplum sağlığını direkt ilgilendiren bir meseledir. Aşı temiz sudan sonra insan sağlığını en fazla koruyan, insanın yaşam ömrünü en fazla uzatan, eğer maliyet açısından bakıyorsak da bir yatırdığınızda karşılığını yüz olarak veren bir hizmet şeklidir.”
‘Aşıya güven siyasilerin sorumluluğu’
“Bir çocuğun ölümü herhangi bir maliyetle açıklanabilir bir şey değildir” diyen doktor Seven, son dönemde aşı reddindeki artışı da konuşmak gerektiğine dikkat çekti. “Takvim aşılarını yapmakta tereddüdün arttığı bir dönemde parayla özel aşıları yaptırma oranı çok daha düşüyor” diye ekleyen Çağla Seven, “İnsan sağlığı söz konusu olduğunda maliyet ikinci planda kalır. Üstelik aşı, sağladığı fayda açısından en yüksek getirisi olan sağlık yatırımlarından biridir. Ancak bir çocuğun bu tarz hastalıklardan ciddi hastalık yaşaması, yoğun bakıma yatması ya da bir kadının rahim ağzı kanseri olması, sağlık, toplumsal sağlık harcamalarında da yükü çok arttıran bir şeydir. Oysa aşılamayı sağlasak bu maliyet karşılığını da almış olacağız ve insanların da sağlığını korumuş olacağız. Aşıya olan güveni sağlamak da politikacıların bir sorumluluğu. Sağlık Bakanı ‘Aşı lobilerine teslim olmayacağız’ diye bir tweet atmıştı. Toplum sağlığından sorumlu olan herkesin bu sorumlulukla davranması, bu sorumlulukla konuşması, bu sorumlulukla hareket etmesi ve politika yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Aşıya erişim eşit olmalı’
Hekimler ve sağlık örgütleri, hayati öneme sahip aşıların ücretli olmasının toplum sağlığı açısından risk oluşturduğunun altını çiziyor. Ulusal takvim dışında kalan aşıların programa dâhil edilmesi hem çocuk ölümlerinin hem de aşıyla önlenebilir hastalıkların azaltılması açısından kritik öneme sahip. Doktor Seven son olarak şöyle konuştu:
“Örneğin 2020’lerin Türkiye’sinde kızamık vakalarının artış göstermesi, kızamık aşılamalarında geriye düşmüş olmamız korkunç bir şey. Oysaki on yıllardır kullanılan kızamık aşısıyla önleyebileceğimiz bir hastalıkta, yatağa bağımlı, ölüm dışında bir olanağın olmadığı bir hastalığı tedavi etmek yine sağlıkçıların sorumluluğuna giriyor ve bu hastaların tedavisi için maliyetli ve zor süreçlere rağmen sonuçlar çoğu zaman yüz güldürücü olmuyor. Sağlık en başta koruyucu hekimlikle başlıyor bizim açımızdan. Bir hastayı korumak, hastalıktan korumak, tedavi etmekten son derece daha önemli, daha kolay, sonuçları daha efektif olan bir durum. Biz ilk önce toplumun sağlığını korumak, sonra gelişen hastalıkları tedavi etmekle yükümlüyüz. Sağlık çalışanlarının, Sağlık Bakanlığı’nın ve sağlık hizmetlerinin tamamının sorumluluğu aslında bu.”
Silaha değil sağlığa bütçe
Dr. Çağla Seven hükümetin bütçesini eleştirerek, “Bir ülkenin bütçesini neye ayırdığı, öncelikleri hangi noktadan koyduğu politik bir mesele. Sağlık da başlı başına politik bir mesele. Bir ülkenin çocuklarını hastalıklardan koruyabilmesi, onların can güvenliğini, yaşam kalitesini koruması politik bir seçim. Örneğin Türkiye’nin 2025 yılı savunma bütçesi açıklandı. ‘Silaha ayrılan bütçe rekor kırdı’ deniyor. Fakat biz silaha ayırdığımız parayı sağlığa ayırmadıkça, toplumsal sağlığı direkt ilgilendiren ve çocuk sağlığını tehdit eden aşıları takvimimize almadıkça başka türlü bir güçten bahsediyor oluruz” diye konuştu.
Tablo altı açıklama:
Ulusal Aşı Takvimi’nde yer almayan aşıların fiyatları:
RSV: 20.000 TL
Meningokok A C WY aşısı 2627 TL/tek doz 2-3 doz
Meningokok B 3517 TL/doz fiyatı, 2-3 doz
Gardasil 4900 TL <15 yaş 2 doz >15 yaş 3 doz
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































