Ulaştırmada Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan otoyolların uzunluğu 1514 kilometreye ulaştı. Ülkedeki toplam 3 bin 796 kilometrelik otoyol ağının 3’te 2’si YİD modeli kapsamında bulunuyor.
İktidarın ulaştırma alanında yaygın biçimde uyguladığı Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli, otoyol yatırımlarının finansman ve işletme yapısını değiştirdi. “Mega proje” olarak sunulan çok sayıda otoyol, uzun vadeli işletme hakkı ve araç geçiş garantileriyle özel şirketler tarafından hayata geçirildi.
Son yıllarda inşa edilen büyük otoyol projelerinin önemli bölümü YİD yöntemiyle gerçekleştirildi. Ülkedeki toplam 3 bin 796 kilometrelik otoyol ağının 2 bin 282 kilometresinin Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından işletildiği, 1514 kilometresinin ise YİD modeli kapsamında bulunduğu belirtiliyor. Meslek odaları ve muhalefet partileri, toplam uzunluğun yaklaşık üçte birinin özel sektör finansmanı ve işletmesinde olmasına dikkat çekerek bu yapının kamusal hizmet niteliğini değiştirdiğini ifade etti.
BirGün’den Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, YİD modelinde finansman ve işletme belirli bir süre için özel şirkete bırakılıyor, sözleşme süresi sonunda ise yol devlete devrediliyor. Birçok projede araç geçiş garantisi verilmesi nedeniyle, öngörülen trafik gerçekleşmediğinde farkın bütçeden karşılandığı kaydediliyor. Dövize endeksli sözleşmeler ve kur artışları da garanti ödemelerini büyüten unsurlar arasında gösteriliyor. Gişe ücretleri ve bütçeden yapılan ödemelerle birlikte maliyetin kamuya yansıdığı belirtiliyor. Ayrıca sel ve deprem gibi afetler sonrası oluşan hasarların onarım giderlerinin de kamu kaynaklarıyla karşılandığı ifade ediliyor.
“Onarım için yeniden kamu kaynağı harcanıyor”
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Bülent Tatlı, özelleştirme ve YİD modelinin mühendislik disiplininin olmazsa olmazı olan bütüncül planlama yerine “rant mantığı” ile ele alındığını belirterek kamusal ihtiyaç önceliğinin gözetilmediğini söyledi. Tatlı’ya göre ulaştırma yatırımlarında üretim merkezleri, lojistik hatlar ve demiryolu-denizyolu entegrasyonu gözetilerek bütüncül bir planlama yapılmalı, öncelik sıralaması kamu yararına göre belirlenmeli. Tatlı, son yıllarda bazı otoyollarda yaşanan altyapı sorunlarına da dikkat çekerek, ‘‘Bir yağmurda ortaya çıkan hasarlar, kaynakların nasıl heba edildiğini gösteriyor. Onarım için yeniden kamu kaynağı harcanıyor” dedi.
“Son dönemde özelleştirmeler hız kazandı”
Tatlı, şunları söyledi:
‘‘Son dönemde özelleştirmeler hız kazandı. Bu doğru bir model değildi. Her yerdeki özelleştirme mekanizmasına bakıldığı gibi konu rant niteliği üzerine değerlendiriliyor. Bir fizibilite hesabı yok. Özel bir otoyolun fahiş geçiş ücretleri vatandaşa oldukça yüksek bir maliyet olarak yansıyor. Ülkenin bütünlüklü planlamaya ihtiyacı var. Mühendislik sadece inşa etmek değil, inşa edilenin sürdürülebilirliğini ve güvenliğini garanti altına almaktır. Bu nedenle altyapı yatırımları kâr odaklı ele alınmamalı, kamu eliyle ve bilimsel liyakatle yönetilmelidir.”
“Ülkemizin geleceğini sözleşmelerle ipotek altına almıştır”
CHP İstanbul Milletvekili ve Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanı A. Sibel Yanıkömeroğlu da otoyol ağının üçte birinin özel sektör finansmanı ve işletmesinde olduğunu hatırlatarak, ulaştırma altyapısının kamusal niteliğine vurgu yaptı.
Otoyol, enerji ve demiryolu gibi alanların doğal tekel özelliği taşıdığını belirten Yanıkömeroğlu, dövize endeksli geçiş garantilerinin kur artışlarıyla birlikte bütçeye yüksek yük getirdiğini söyledi. Bazı projelerde devir süreleri dolmasına rağmen işletmenin özel firmalarda kaldığını ifade eden Yanıkömeroğlu, kamu bütçesiyle yapılması halinde maliyetlerin daha düşük olabileceğini savundu.
Yanıkömeroğlu, ‘‘Karayolları ve otoyollar gibi stratejik ulaştırma altyapılarının kamu yerine özel finansman ve işletme modeliyle yapılması yalnızca maliyet meselesi değil; egemenlik, planlama ve kamu yararı açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Ülkemizin geleceğini sözleşmelerle ipotek altına almıştır” dedi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***






































